Yerel Haberler
Kocaeli
Filistinli doktor Gazze’de yaşanan dramı anlattı
10 Aralık 2025 Çarşamba - 10:23 Filistinli doktor Gazze’de yaşanan dramı anlattı Gazze’de ilaç ve gıda girişinin engellendiğini, sivil yerleşimlere "sarı çizgi" çekilerek el konulduğunu aktaran Filistinli doktor, "Biz Amerika’ya güvenmedik çünkü Amerika ve İsrail aynı madalyonun iki yüzüdür. Bu yüzden bölgenin umudu Türkiye ve garantör devletlerdir. Türkiye bu süreçte kilit ve tarihi bir role sahiptir" dedi. HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, bölgedeki insani krizi ve sağlık hizmetlerinin durumunu değerlendirmek amacıyla Gazzeli bir meslektaşıyla çevrim içi görüştü. Güvenlik gerekçesiyle ismini ve yüzünü gizleyen Filistinli doktor, görüşmede, ateşkes sürecine rağmen saldırıların sürdüğünü ve Gazze’nin kuzeyi ile güneyinin yüzde 50’sinin fiili işgal altında olduğunu aktardı. "Ateşkes anlaşması imzaladıktan bugüne kadar yaklaşık 450 Filistinli şehit edildi" Bölgede İsrail askerleri tarafından oluşturulan ve "sarı çizgi" adı verilen bir kontrol hattı bulunduğunu anlatan doktor, "Gazze’nin hem güney hem de kuzey tarafının yüzde 50’si İsrail’in fiili işgali altındadır. Ateşkes anlaşması imzaladıktan bugüne kadar yaklaşık 450 Filistinli şehit edildi, 650’den fazla yaralımız var. Bunlardan yüzde 65’inden fazlası kadın ve çocuktur, kalanları ise sivildir. Sürekli bahanelerle saldırıya başlıyor, birkaç saat sonra ’Ateşkese uyacağız’ diyorlar. İsrail askerleri tarafından Gazzelilerin olduğu bölgede oluşturulan sarı çizgi kontrol hattı var, beton taşlar kurulmaktadır. Bu beton taşlar zaman zaman ilerliyor" dedi. "İsrail, savaşla, ölümle gerçekleştiremediği tehciri şu an yapmaya çalışıyor" Gazzeli doktor, Gazze’ye günde 600 yardım tırının girmesi gerekirken bu sayının 70 ila 100 arasında kaldığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Çok az tıbbi ve temel gıda ihtiyaçları geliyor. Gazze’de yaşayan yaklaşık 2 milyon 350 bin insana temel gıda ihtiyacı ulaşamıyor. Açlık sınırının altındalar. Bazı bölgelerde ciddi gıda sıkıntısı var. Hastanelerde büyük sıkıntılar var. Ayakta kalan hastaneler için gerekli tadilat için bile malzeme sokulmuyor. Birçok hastaya gereken ilaç ulaşmıyor, bu sebeple ölüm vakaları da yaşanıyor. Anlaşma gereği Refah Sınır Kapısı iki yönlü açılması gerekiyor ancak buna da uyulmuyor. Baskı yapılarak sadece çıkış için kapıların açılacağı söyleniyor. Çıkanların ise geri dönüşü olmayacağını yani savaşla, ölümle gerçekleştiremediği tehciri şu an yapmaya çalışıyor." "Garantör ülkeler, ABD’nin onayı olmadan İsrail’e baskı yapamıyor" ABD’nin İsrail’e desteğine de değinen doktor, bölgede daha önce görülmemiş büyüklükte bombaların kullanıldığını, garantör ülkelerin ABD onayı olmadan baskı kuramadığını ifade ederek, "Bilindiği gibi ABD, İsrail’in en büyük destekçisi ve adeta koruyucusudur. Savaş boyunca ABD yönetimi, İsrail’e gelişmiş ve yıkıcı silahlar sağlamış, dünyanın gözü önünde yaşanan katliamlara rağmen ciddi bir yaptırım uygulamamıştır. Daha önce denenmemiş, ’küçük nükleer bomba’ denecek kadar büyük bombalar verildi. Buna rağmen ABD yönetimi bugüne kadar İsrail’e yönelik hiçbir baskı uygulamamış, aksine İsrail’e sınırsız hareket alanı tanımıştır. Garantör ülkeler dahi ABD’nin onayı olmadan İsrail’e baskı yapamamaktadır. Birçok ülke açıklamalarda bulunmuş, ateşkes çağrısı yapmışsa da İsrail bunları dikkate almamış ve anlaşma hükümlerine uymamıştır" diye konuştu. "Bölgenin umudu Türkiye ve garantör devletlerdir" İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in ilhak açıklamalarını hatırlatan doktor, Türkiye’nin garantörlük rolünün önemine işaret ederek, sözlerini şöyle noktaladı: "Maalesef Gazze gündemden düştü ancak ambargo, soykırım ve ambargo devam ediyor. Türkiye halkı, Gazze için imza atan, destek veren, omuzlayan ülkelerden biridir. Türkiye, Katar ve Mısır bu sürecin garantörleridir. Biz Amerika’ya güvenmedik çünkü Amerika ve İsrail aynı madalyonun iki yüzüdür; biri askeri yüzü, biri siyasi yüzüdür. Amaç ortaktır: baskı, kuşatma ve işgal. Bu yüzden bölgenin umudu Türkiye ve garantör devletlerdir. Türkiye’nin bu tarihi görevi daha aktif, daha güçlü ve ısrarlı biçimde yürütmesi gerekmektedir. Çünkü bu mesele sadece Filistin’e olan dostluk değil; ümmetin, insanlığın, adaletin meselesidir. Türkiye diplomatik, insani, ekonomik ve gerektiğinde caydırıcı tüm araçları kullanmalıdır. Bu görev ümmeti koruma görevidir. Türkiye bu süreçte kilit ve tarihi bir role sahiptir." "Bunlar şaka değil" HEKİMSEN Genel Başkanı Kurban da görüşmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, bölgeden gelen bilgilerin vahim olduğunu belirtti. İsrail güçlerinin asker kılığında sivil yerleşimlere girerek evlere el koyduğunu aktaran Kurban, "İnsanlara, ’Bu ev bizim, çık buradan. Eğer ben almazsam başkası alacak’ deniyor. Bunlar şaka değil. Yaşanan vahşet bizzat böyle gerçekleşiyor. Sonuç olarak, karşı karşıya olduğumuz saldırı tanımlanamayacak derecede vahşi ve bu yüzyılda bir katliamdır" dedi. Dünya güçlerinin sessizliğine de dikkati çeken Kurban, Türkiye’nin mazlumdan yana duruşunu sürdürmesi ve yardımların artırılması gerektiğini vurguladı. HEKİMSEN olarak sahada aktif rol almaya hazır olduklarını söyleyen Kurban, Gazze halkının güçlü bir organizasyon ve Türkiye’nin garantörlük hakkının işletilmesini talep ettiğini ifade etti.
Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı
09 Aralık 2025 Salı - 17:03 Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, paslanmaz çelik sektöründe Uzak Doğu kaynaklı düşük fiyatlı ürünlerin haksız rekabete yol açtığını belirterek, yerli üreticinin korunması ve dışa bağımlılığın azaltılması için anti-damping önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Yüzde 70’i Posco, yüzde 30’u Kibar Holding ortaklığıyla yönetilen, Türkiye’nin en büyük paslanmaz çelik üreticilerinden Posco Assan tarafından, İzmit’teki fabrikada basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında, sektördeki ithalat baskısı ve çözüm önerileri ele alındı. Holding CEO’su Kayabaşı: "Bin 700’ü aşkın yerli tedarikçimiz var" Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, şirketin istihdam verilerine ilişkin, "Posco Assan olarak 500 kişinin üzerinde direkt istihdam yapıyoruz. Bin 700’ü aşkın yerli tedarikçimiz var. Çelik sektöründe bire 9-10 olan istihdam çarpanıyla binlerce kişiye dolaylı iş imkanı sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı, sıfır atık uygulamalarıyla çevreye duyarlı, iş sağlığı ve güvenliği kurallarında oldukça hassas, toplumsal cinsiyet eşitliğine inanan ve fayda sağlayan bir şirket olarak faaliyetlerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz" dedi. "Hedefimiz 1 milyon ton kapasiteye ulaşmak" Fabrikanın 350 milyon doları aşan yatırımla kurulduğunu bildiren Kayabaşı, "Mevcut yıllık üretim kapasitemiz 300 bin ton. Yatırımın ikinci ve üçüncü fazları tamamlandığında bu rakamı 1 milyon tona çıkararak, Türkiye’nin entegre paslanmaz çelik üreticisi olma hedefini koruyoruz" ifadelerini kullandı. "Demir çelik sektörü, uzun süredir haksız bir ithalat baskısıyla mücadele ediyor" Paslanmaz çeliğin savunma sanayisinden enerjiye, otomotivden gıdaya kadar birçok stratejik alanda kullanıldığına dikkati çeken Haluk Kayabaşı, bu ürünün yerli imkanlarla üretilmesinin ekonomik bağımsızlık ve ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Paslanmaz çeliğin kullanılmadığı hiçbir alanın bulunmadığının altını çizen Kayabaşı, şunları kaydetti: "Altını çizerek söylemek isterim ki paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Ancak potansiyelin kullanılması konusunda birtakım teşviklere ve stratejik korumaya ihtiyacı var. Ülkemizin kalkınma hedefleri doğrultusunda bu stratejik üründe yerli üretimi güçlendirmek, ithalata bağımlılığı azaltmak ve katma değerli üretimi artırmanın bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu tartışmak benim açımdan gerçekten lüzumsuzdur. Demir çelik sektörü uzun süredir haksız bir ithalat baskısıyla mücadele ediyor ve ayakta kalmaya çalışıyor. Dünya paslanmaz çelik piyasalarında yaşanan arz fazlası, bazı ülkelerin iç talep yetersizliği nedeniyle ürünlerini dampingli fiyatlarla ihraç etmesine yol açıyor. Dampingli paslanmaz çelik ürünleri, Türkiye pazarını domine etmek için maliyetinin altında ülkemize ithal ediliyor." "Dampingli ithalat tüm değer zinciri için büyük tehdit oluşturuyor" Kayabaşı, yerli üreticinin ayakta kalmakta zorlandığını vurgulayarak, "Çin ve Endonezya olmak üzere bazı ülkelerden gelen dampingli ithalat, bilhassa Türkiye’deki yerli üreticilerin sürdürülebilirliği için oldukça büyük tehlike oluşturuyor. Piyasa fiyatlarının altında yapılan dampingli ithalat, sadece firmalarımızı değil, tüm değer zinciri için büyük tehdit oluşturuyor. Ayakta kalmakta zorlanan yerli üretici ne yazık ki, kuruluşundan bu yana zararına satış yapıyor" diye konuştu. "İç pazar ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayabilecek kapasitedeyiz" Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketiminin 450 bin ton civarında olduğunu aktaran Kayabaşı, "Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Posco Assan olarak, iç pazar ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayabilecek kapasitedeyiz. Diğer yerli üretici ile birlikte yüzde 90’ı rahat karşılayabiliriz tam kapasite çalıştığımızda. Yerli üretimi güçlendirmek hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı açısından oldukça önemlidir" şeklinde konuştu. "Onlar bizim aksimize anti-damping vergileri uyguluyor" Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, damping baskısının yerli üretici için adaletsiz bir rekabet ortamı oluşturduğuna dikkati çekerek, rakip ülkelerin Türkiye’nin aksine korumacı politikaları hayata geçirdiğini vurguladı. Bu konuda Endonezya’nın attığı adımların örnek alınması gerektiğini belirten Kayabaşı, şöyle konuştu: "Dampingli çelik ve paslanmaz çeliğin önemli üreticilerinden Endonezya Anti-Damping Komitesi, bir diğer üretici Çin’den yapılan sıcak haddelenmiş sac ithalatına yönelik 5 yıl süren soruşturmasını 2024 yılında tamamladı. Soruşturma sonucunda, Çin çeliğinin Endonezya’ya, Çin iç pazarına kıyasla yüzde 10 daha düşük fiyatla satıldığı ortaya konuldu. Bu tespit üzerine Komite, Çin menşeili ürünlere karşı anti-damping vergilerinin yüzde 50’ye kadar artırılmasına karar verdi." "Yerli üreticinin devletimizin uygulayacağı bu koruma kalkanına gerçekten çok ihtiyacı var" CEO Kayabaşı, gerekli kurumlara başvurularını yaptıklarını belirterek, "Bu ülkede üretim yapan tüm şirketlerin eşit şartlarda rekabet edebilmesini sağlayacak bir piyasa yapısının oluşturulması için talebimizi sürdüreceğiz, sürdürmeye devam edeceğiz. Yerli üreticinin devletimizin uygulayacağı bu koruma kalkanına gerçekten çok ihtiyacı var" ifadelerini kullandı. "AB’ye giremeyen standart dışı çeliğin adresi Türkiye olacak" Avrupa Birliği’nin 2026’da devreye alacağı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın oluşturacağı riske değinen Kayabaşı, "Standartlara uymayan dampingli ürünlerin çok daha yüksek oranlarda Türkiye pazarına girmesi bekleniyor. Bu demek oluyor ki, AB’ye giremeyen, SİBEM’e uygun olmayan çeliğin adresi Türkiye olacak. Yani baskı çok daha fazla artacak. Türk üreticiler, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin koyduğu standartlara uygun üretim yapıyor. SİBEM’e uymayan dampingli ürünlerin Uzak Doğu’dan Türkiye pazarını domine etmesine de engel olunması gerektiğini savunuyoruz" dedi. "Türkiye’nin bölgesel üretim üssü olmasını hedefliyoruz" Anti-damping uygulamalarının sadece üreticileri değil; hammadde tedarikçilerinden lojistiğe, yan sanayiden istihdama kadar geniş bir ekosistemi güçlendireceğini vurgulayan Kayabaşı, bu düzenlemenin sektör için stratejik bir kalkan oluşturacağını belirtti. Kayabaşı, son 3 yılda yapılan modernizasyon ve otomasyon yatırımlarıyla verimliliği artırdıklarını ifade ederek, şöyle konuştu: "Soğuk hadde hattımız, tavlama teknolojilerimiz ve kalite kontrol sistemlerimizle Avrupa standartlarında üretim yapabilecek konuma ulaştık. Bu vizyonumuz, yalnızca ekonomik büyümeye değil, Türkiye’nin paslanmaz çelikte bölgesel bir üretim üssü olma yolculuğuna da katkı sağlayacaktır." Özdemir: "Türkiye’nin en büyük 68. sanayi kuruluşu oldu" Posco Assan CEO’su Ufuk Özdemir, şirketin yüzde 70 Posco, yüzde 30 Kibar Holding ortaklığıyla yönetildiğini belirtti. Şirketin kuruluş ve üretim sürecine ilişkin bilgi veren Özdemir, "Şirket 2011’de kuruldu, 2013’te üretime başladı, 2014’te de yaklaşık 11 yıl önce tam kapasite üretime başladık. 2018’de 1 milyonuncu ton üretimini, 2023’te de 2 milyonuncu ton üretimini yaptı. Bunu yaparken 2021 rakamlarıyla birlikte, ki o zaman da tam kapasite değildik ama optimum seviyede üretim yapıyorduk, Türkiye’nin en büyük 68. sanayi kuruluşu oldu. İş sağlığı güvenliği de zaten ilk önceliğimiz. Bu kapsamda da sadece Türkiye’de değil sektöründe, dünyadaki en iyi uygulamalar arasına girdi. 2023 yılında da Türkiye’de örneği olmayan yaklaşık bin günlük bir iş kazasız gün sayısına ulaştık" dedi. "Maksimum 1550 milimetre genişliğinde üretim yapıyoruz" Fabrikanın teknik altyapısını detaylandıran Özdemir, 0.3 ila 5 milimetre kalınlığında ve maksimum 1550 milimetre genişliğinde üretim yapabildiklerini söyledi. Özdemir, üretim parkuruna ilişkin şunları aktardı: "Fabrikamızda 3 ana süreç var. Birincisi haddeleme. Yaklaşık 100 bin tonu aşkın haddeleme kapasitesi olan ve bunu besleyen yan ünite ile birlikte 4 temel hattımız bulunuyor. İkinci süreç olan iki tane tavlama hattımız var. Bunlardan BA, kurulduğu zaman Avrupa’nın en büyük parlak tavlama hattıydı. İlk defa gelen kişiler belki de ’Ne kadar büyük bacası var’ demiş olabilir ama aslında o baca değil, bir üretim hattı. Diğer hattımız da APF yani mat tavlama hattımız. Bu da 600 metreyi aşkın uzunlukta, demir çelik sektöründeki tek başına olan en uzun hatlardan biridir. Bunun da kapasitesi yıllık 200 bin tondur." "Üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz" Ürün dağılımı ve pazar payına değinen Özdemir, "Üretimimizin yüzde 60’ını 300 serisi, yüzde 40’ını ise 400 serisi oluşturuyor. Ağırlıklı olarak iç pazara çalışmakla birlikte üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz. Ürünlerimiz yüzde 50 oranında servis merkezlerine, kalanı ise beyaz eşya, mutfak eşyaları ve otomotiv sektörüne gidiyor" ifadelerini kullandı. Choi: "Bizim için hala bu sektörde zor dönemler ve şartlar devam etmektedir" Posco Assan CEO’su Ji Seob Choi ise "Asya’dan Avrupa’ya" vizyonuyla 15 yıl önce Türkiye’ye yatırım yaptıklarını hatırlattı. Sektördeki zorlu şartlara dikkati çeken Choi, şunları kaydetti: "Bizim için hala bu sektörde zor dönemler ve şartlar devam etmektedir fakat elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret gösteriyoruz. Türkiye paslanmaz çelik sektörüne, buradan da Avrupa ve diğer ihracat ülkelerine kadar malımızı ulaştırmak için çalışıyoruz. Her şeyden daha önemli olanın, ülke içinde özellikle imalat sanayinin güçlendirilebilmesi olduğunu düşünüyorum. Bir ülke için en önemlisi, o ülkenin üretiminin devam etmesi ve güçlenmesidir. Bunun mümkün olabilmesi için yerli üretimin ve sanayinin güçlenebilmesi için önlemlerin alınması, sanayinin korunması çok önemlidir."
Apartman boşluğundaki gürültü taksiciyi 26 bıçak darbesiyle ölüme götürmüş
09 Aralık 2025 Salı - 14:24 Apartman boşluğundaki gürültü taksiciyi 26 bıçak darbesiyle ölüme götürmüş Kocaeli’nin İzmit ilçesinde taksici Emre Bayram’ı öldüren komşusu mahkeme karşısına çıktı. Merdiven boşluğuna düşen sineklik nedeniyle başlayan tartışmanın 26 bıçak darbesiyle ölümle sonuçlandığı ortaya çıktı. Olay, 21 Ocak tarihinde Arızlı Mahallesi’nde meydana geldi. Yol kenarında kanlar içinde hareketsiz yatan Emre Bayram’ı (44) gören vatandaşlar 112 Acil Çağrı Merkezi’ne haber verdi. Sağlık ekipleri, çeşitli yerlerinden bıçaklanan Bayram’ı ilk müdahaleyi yaptı ancak kurtaramadı. Yapılan araştırmalarda ölen Emre Bayram’ın taksici olduğu belirlendi. Bayram’ın 41 T 0534 plakalı ticari taksisi ise olay yerinin 600 metre ilerisinde bulundu. Olaya ilişkin çalışma başlatan ekipler, Bayram’ın komşusu Murat G.’yi (50) gözaltına aldı. İfadesi alınan komşu, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Maktulün göğüs ve boynun olmak üzere 26 bıçak yarası olduğu raporda yer aldı. "Olay günü apartmanın içinden çok şiddetli gürültü geldi" "Kasten öldürme" suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanan sanığın duruşması Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuklu sanık Murat G., maktulün eşi, tanıklar ve taraf avukatları katıldı. Olay gününü anlatan sanık Murat G., "Maktul benim komşumdu, ben alt dubleksteydim, o da en üst dubleksteydi, aramızda bir husumet yoktu, aksine aramız çok iyiydi. Olay günü apartmanın içinden çok şiddetli gürültü geldi. Devamında bir kez daha tekrarlandı. Yeğenim uyandı ve korktu, biz de korktuk. Ne olduğunu anlamak için kapıya yöneldim, karşı komşum kapıdan yukarıya doğru bağırıyordu, ’İşe gideceğiz, terbiyesizlik yapmayın’ dedi. Apartman içinde sineklikler, parçalar, karton kutuların hepsi zemindeydi. Kim atıyor diye baktım sonra maktulün eşi Tuğçe’yi gördüm. ’Tuğçe çocuk uyuyor, ne oluyor. Emre beni arasa, ben onları aşağıya indirirdim’ dedim ve eve girdim" dedi. "Emre benim; eşine ’hayırdır lan’ diyerek el hareketi yaptığımı söyleyerek benimle tartışmaya başladı" Bir süre sonra maktulü aradığını söyleyen Murat G., "Emre’ye yaşananları anlattım, o ise üst perdeden konuştu. Benim; eşine ’hayırdır lan’ diyerek el hareketi yaptığımı söyleyerek benimle tartışmaya başladı. Ben alttan alıyordum. Karşı komşum Emine’yi bize davet ederek durumları konuştuk. Bir süre sonra kapının zili çaldı, kapıyı açtığımda Emre, ’Gelsene, konuşalım’ dedi. Dışarıya çıktık, araca çağırdı, bindim. Olay yerinde indik, bana canavarca bağırmaya başladı, yumruk atmaya ve kafa atmaya çalışıyor, ’Seni oraya sokmam, ateş ederim’ şeklinde sözler söylüyordu" diye konuştu. "Bu mahkemede bir tane fail var, o da Tuğçe’dir" Tahrik edildiğini söyleyen sanık Murat G., "Emre beni hiç konuşturmuyordu. Ben de ’Yeter’ dedim ve ittirdim. O sırada Emre bıçak çıkararak üzerime geldi. Boğuştuk ve bıçağı kaptım. Sırt üstü yere düştüm o da üstüme geldi. Bıçağı almak için bayağı boğuştuk, sırtını ısırmaya başladım, en son çektim bıçak bende kaldı. Bu sefer ben yerde sırt üstüyken o hala bıçağı almaya çalışıyordu, kaburgalarımı ezecek kadar bastırdı. Ben de mecburen bıçağı salladım, neresine isabet ettiğini bilmiyorum, ben kaç defa vurduğumu bilmiyorum. Amacım öldürmek değildi, uzaklaşmasını sağlamaktı. Bıçak darbelerine rağmen halen elimdeki bıçağı almaya çalışıyordu. Beni kilitledi, en son kurtulup Emre’nin taksisi ile kaçtım daha sonrasında jandarmaya teslim oldum. Arabadaki kanlar bana aittir, kaçarken elim kesilmişti. Arabaya o şekilde bulaşmıştır. Bu mahkemede bir tane fail var, o da Tuğçe’dir" şeklinde konuştu. "Husumetimiz yoktu, ancak barışmamıştık" Sanıktan şikayetçi olan maktulün eşi müşteki Tuğçe Bayram (34), "2015 yılı ya da 2016 yılında bahçe konusunda sanık ile eşim arasında kavga çıktı. Dava açtık ve kazandık. Olay gününden hemen öncesinde devam eden bir husumetimiz yoktu ancak barışmamıştık. Sanık ve ailesi bir dönem taşındılar, bu olaydan bir kaç sene önce geri geldiler. Eşime aralarında bir sorun olup olmadığını sordum, o da olmadığını söyledi. Olaydan bir gün önce eşim evi satın almak için bakmaya geleceklerini söyledi, benden temizlik yapmamı istedi. Ben de çatının bir arası var oda gibi, orayı temizledim. O gün 20 kez apartmandan aşağıya indim, ses çıkmasın, komşular rahatsız olmasın diye çöpleri o şekilde götürdüm" ifadelerini kullandı. "Sanık Murat, ’Emre gel konuşalım’ diye bağırıyordu" Temizlik sırasında ayağının kaydığını ve sinekliğin elinden apartmanın boşluğundan zemine düştüğünü söyleyen Tuğçe, "Emine abla evinden çıkarak bağırdı. Bana yardım eden Suna abla, ’Tuğçe sesini çıkartma, olay uzamasın’ dedi. Ben sustum, Emine abla sert bir şekilde kapıyı kapattı. 5 dakika sonra sanık gelerek, ’Hayırdır’ dedi. Yanlışlıkla düşürdüğümü, ses çıkmasın diye 20 kere aşağıya indiğimi söyledim. Murat ise ’Böyle olmaz ki çocuk zıpladı’ diye konuşa konuşa aşağıya indi. Kısa süre sonra eşim beni arayarak bana kızdı, ’Ne düşürdün, herkes beni aradı’ dedi. 10 dakika sonra telefon konuşması duydum sanık Murat, ’Emre gel konuşalım’ diye bağırıyordu. Emre tekrar beni aradı, ’Allah hakkı için o sinekliğin yanlışlıkla düştüğünü söyledin mi?’ dedi. Ben de ’Evet’ dedim, sonrasında eşimden haber alamadım. Eşim bıçak taşımıyordu, sanıktan şikayetçiyim" dedi. "Eşim temizlik yaparken elinden sinekliği düşürmüş" Tanık olarak dinlenen tarafların komşusu Abdulhalim B., "Bildiğim kadarıyla taraflar arasında husumet yoktu, olsa Emre bana söylerdi. Olay günü eşim Emine beni aradı, ’Yukarıda aşağıya birileri bir şey atıyor, Emre’ye sorar mısın’ dedi. Eşim sinirliydi. Emre’yi aradım ve yukarıda ne olduğunu sordum. Eşi Tuğçe’yi arayıp dönüş yapacağını söyledi. 2 dakika sonra beni aradı. Emre, ’Eşim merdiven boşluğunu temizliyor. Fareler uyutmuyor. Eşim temizlik yaparken elinden sinekliği düşürmüş. Hatta eşim yanlışlıkla olduğunu söylemiş. Merdiven boşluğunda kimin eşyası varsa onunla temizleyin. Az daha eşimde düşüyormuş. Gerekirse düşen şeyleri poşete koysunlar beraber atarız seninle’ dedi ve telefonu kapattı. Daha sonra Emre beni tekrar aradı, ’Abi Murat beni aradı, ben onunla konuşmaya gideceğim’ dedi. Morali bozuk ve sinirli gibi sesi geldi. Akşam olanları duydum, bildiklerim bundan ibarettir" diye konuştu. "Öğle saatlerinde apartmanda şiddetli bir gürültü koptu" Tanık olarak dinlenen sanığın kız kardeşi Dilek G. ise "Olay günü sabahı annemlere gitmiştim. Öğle saatlerinde apartmanda şiddetli bir gürültü koptu, çocuğum uyandı korktu, tekrar bir ses oldu, bunun üzerine abim Murat kapıya çıktı. Moloz atıldığını görmüş, bunun üzerine molozları atan kişinin eşini aradı. Abim Emre’ye, ’Toplantı yapalım, konuşalım’ dedi. Emre ise ’Gelemem, işim gücüm var, çok rahatsız oluyorsan taşınır gidersin’ dedi. Karşı taraf agresifti, üst perdeden konuşup bağırıp çağırıyordu, abim alttan alıyordu. Abim Emre’ye ’Söyleseydiniz bende yardım ederdim’ dedi. Emre ise ’O zaman şimdi çık, yardım et’ şeklinde konuştu. Telefon konuşmalarında Emre Bayram’ın tehditkar konuşmaları vardı. Emre Bayram bu konuşmadan kısa bir süre sonra geldi, abim montunu alıp evden çıktı" dedi. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı erteledi.
Başiskele’de 5 yeni projenin yapımı sürüyor
09 Aralık 2025 Salı - 12:18 Başiskele’de 5 yeni projenin yapımı sürüyor Başiskele’de hayata geçirilen çocuk kütüphanesi, bilim merkezi, motor sporları pisti, kapalı spor salonu ve kadın el emeği mağazası projelerinde çalışmalar devam ediyor. Başiskele Belediyesi Başkanı Yasin Özlü’nün öncülüğünde ilçeye kazandırılan ve vatandaşların sosyal ve kültürel yaşamına katkı sunması hedeflenen projelerde çalışmalar eş zamanlı devam ediyor. Toplam 2 bin 800 metrekare inşaat alanına sahip "Çocuk Kütüphanesi, Oyuncak Müzesi ve Etüt Merkezi" projesinde kaba inşaatın sonuna gelindi. İçerisinde on binlerce kitabın yer alacağı kütüphane, nostaljik oyuncakların sergileneceği müze, etüt merkezi, atölyeler ve 100 kişilik söyleşi salonunun bulunacağı merkezin, elektrik ve mekanik altyapı çalışmaları devam ediyor. Bilim Merkezi ve Deneyim Atölyeleri Yeşilyurt Mahallesi’nde 7 bin 500 metrekare alanda projelendirilen "Bilim Merkezi, İslam Tarihi Bilim İnsanları Merkezi ve Deneyim Atölyeleri"nde ise çatı panelleri ve duvar örme işlemleri tamamlandı. Projede; 480 metrekarelik bilim ve teknoloji deneyim alanı, 125 metrekarelik İslam Tarihi Bilim İnsanları Merkezi, planetaryum ve atölyeler yer alacak. Motorcu Eğitim Pisti Sepetlipınar Mahallesi’nde 37 bin metrekare alana kurulan "Motorcu Eğitim Pisti"nde yönetim binası ve paddock alanı çalışmaları son aşamaya geldi. 800 metre uzunluğunda yarış pistine sahip olacak projede; revir, yarış yönetim merkezi ve spiker odası gibi bölümler bulunacak. Vezirçiftliği Kapalı Spor Salonu Vezirçiftliği Mahallesi’nde inşasına başlanan kapalı spor salonunun çelik konstrüksiyon montajı tamamlandı. Toplam 1136 metrekare kapalı alana sahip olacak tesiste, basketbol ve voleybol gibi salon sporlarının yapılabileceği alanlar oluşturulacak. Gün Evi ve Kadın El Emeği Mağazası Körfez Mahallesi’nde yapımı süren "Gün Evi ve Kadın El Emeği Mağazası" projesinde ise temel betonları atıldı. Proje kapsamında 100 metrekarelik Gün Evi ile kadınların ürünlerini sergileyebileceği 120 metrekarelik Kadın El Emeği Mağazası hizmete sunulacak.