Yerel Haberler
Kocaeli
29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:14 Kızının düğününe 2 gün kala eşini öldüren sanık: "Kendimi kaybettim, cinnet geçirdim" Kocaeli’de eşini 8 bıçak darbesiyle öldüren sanık, yatak odasında arkadaşına ait eşofman bulduğunu iddia ederek, "Çocukların başkasından olduğunu söyledi. Tartıştık, sonrasını hatırlamıyorum. Kendimi kaybettim, cinnet geçirdim, pişmanım" dedi. Körfez ilçesi Esentepe Mahallesi Çınar Sokak’taki 3 katlı apartmanın 1. katında 31 Ekim 2025’te meydana gelen olayda, Ramazan Gökmen (48) 4 çocuğunun annesi Binnur Gökmen’i (43) bıçaklayarak öldürmüştü. Ardından zanlı, aynı bıçakla kendini yaralayarak intihara kalkışmış, tedavisi sonrasında çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Talihsiz kadın, 2 Kasım 2025 pazar günü gerçekleşmesi planlanan kızı N.A.’nın düğününe sadece 2 gün kala hayattan koparıldı. Binnur Gökmen’in öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianame Ramazan Gökmen’in eşinin kendisini aldattığını iddia ettiği ve en büyük kızları Nur A.’nın da evliliğine karşı çıktığı, bu sebeple eşiyle tartışmalar yaşadığı bilgisi aktarıldı. "Arkadaşımın eşofmanını eşyalarımın arasında buldum" Ramazan Gökmen hakkında "Tasarlayarak eşe ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık, müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Olaya ilişkin dinlenen sanık Ramazan Gökmen, "Kızım Nur hayatında birisi olduğunu söyledi. Damat tarafı gelip istediler verdim. Ancak kızım ile müstakbel damadım anlaşamadılar bu durumu bize yansıttılar. Kızım bu süre zarfında ayrılmak istediğini söyledi. Bir süre sonra kızımın kaçtığını öğrendim. Bu olaylardan kaynaklı eşimle sorunlar yaşamaya başladık. Bu olaylar sonrasında ayrılmak amacıyla eşimi evden gönderdim. Daha sonrasında kahveden tanıdığım arkadaşım Günay T’nin eşofmanını yatak odamda eşyalarımın arasında buldum. Ancak daha sonra baldızımı arayarak eşimle barışmak istediğimi söyledim. Eşim, tedavi olmam ve alkolü bırakmam şartı ile eve gelmeyi kabul etti. Alkolü bırakacağıma yönelik eşime söz verdim" diye konuştu. "Kendimi ve eşimi nasıl yaralandığımı hatırlamıyorum" Olay gününü anlatan Ramazan Gökmen, "Eşim o sırada hala baldızımdaydı. Sabah çocukları okula götürdükten sonra eve geldi. Yattık, daha sonra rahmetli annemin fotoğrafının asılmış olan yerden indirildiğini fark ettim. Bu durumu sorduğumda; anneme hakkını helal etmeyeceğini, ona çileler çektirdiğini söyledi. Ben de ’Senin yaptıkların ne olacak, başkasının eşofmanı benim dolabımda çıktı’ dedim ve tartıştık. Binnur bana, erkek olmadığımı, sevgilisinin olduğunu ve çocukların başkasından olduğunu söyledi. Tartıştık, sonrasını hatırlamıyorum, kendimi kaybettim. Kendimi ve eşimi nasıl yaralandığımı hatırlamıyorum. Eşimin öldüğünü polislerden öğrendim. Kardeşimi aradığımı hatırlamıyorum" şeklinde konuştu. "Olay günü cinnet geçirdim" Sanığın iddianamede yer alan ifadesinde eşinin, mahalle bakkalı Ali O.B. ilişkisi olduğuna dair söylemlerine sanık, "Ali’nin kızımla ilgili ve aile içi meselelerimle ilgili bazı şeyler söyledi. Bizim aile meselemizin bu durumu bilmesine sinirlendim. Ancak eşimin bu kişi ile ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. Günay T. ile eşimin ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Yazdığım mektubu hatırlamıyorum. Çok pişmanım, öyle olmasını istemezdim. Bilincimin dışında olay gerçekleşti. Olay günü cinnet geçirdim. Daha önce de şüphelerimden dolayı kendimi asarak intihar etmeye kalkıştım. Eşimle aldatma konusunu detaylı konuşmadık. Planlı bir şey yapmadım, bir anda oldu. Kaç bıçak darbesi vurduğumu hatırlamıyorum. Daha önce kafama darbe aldığım için psikolojik ilaç kullanıyorum" ifadelerini kullandı. "Babam annemi öldürdükten sonra beni aramış, ben nişana gelmek istediğini düşündüm" Müşteki olarak dinlenen çiftin kızları Nur A., "Babam sürekli alkol içiyordu ve bizi darp ediyordu, silah doğrulttuğu da oldu. 24 Mayıs gecesi uyurken, babam alkollü şekilde eve geldi. Anneme yemek ısıtmasını söyledi. Annem yemeği ısıtınca ’Evde neden makarna var’ diyerek yemeği annemin kafasına döktü. Seslere kalktım ve biz evden ayrıldık. Bu olay sonrası 2 ay teyzemde kaldım. Babam alkol içip nişanlımı arıyordu. Ben kaçmadan bir gece önce babam bıçakla beni tehdit etti. Babam; anneme, ’Ali ile beni aldatıyorsun. O çocuklar benden değil, evden git’ demiş, bunu annemden duydum. Babam, bıçak ve silahla sürekli tehdit ettiği için bize bir şey olur korkusu ile annem sürekli eve dönmek zorunda kalıyordu. Olaydan 2 gün sonra nişanım olacaktı. Annem, olay günü kıyafet almak için eve gideceğini söylemişti, daha sonra ölüm haberini aldık. Babam, annemi öldürdükten sonra beni de aradı. Alışveriş yaptığım için açamadım telefonu, nişana gelmek istediğini düşünmüştüm meğerse annemi öldürmüş. Bahsedilen o eşofman teyzeme aittir. Ara sıra teyzeme gidip geldiğim zamanlar, onun kıyafetlerini giyer eve gelirdim. Kardeşim 7 yaşında ve her yere annemin adını yazıyor. Tel isteğim bu durumun sanığın yanına kar kalmaması" diyerek ağladı. Çiftin bir diğer kızı G. Gökmen ise babasının sürekli alkol tükettiğini ve kavga çıkardığını dile getirdi. "Ramazan samimi arkadaşımdır, neden böyle bir iftirada bulundu anlamadım" Tanık olarak dinlenen Günay T., "Binnur’u tanımam ama Ramazan’ı arkadaşım olması hasebiyle tanırım. Benim eşofmanlarımın hepsi siyahtır. Genellikle eşofman giyerim ancak bahsedilen marka eşofmanım yoktur. Ramazan samimi arkadaşımdır, neden böyle bir iftirada bulundu anlamadım. Ali ile de samimiydiler, aralarında bir sorun yoktu" diye konuştu. "Eşimin Binnur ile ilişkisi olduğu iddiası doğru değildir" Tanık olarak dinlenen Ali O.B’nin eşi Emine B., "Binnur’un kızı kaçtıktan sonra karşı taraf barışmak için eve gelecekmiş. Binnur, Ali ve Ramazan’ın arkadaş olması sebebiyle bizi de çağırdı. Eşimin, Ramazan’ın üstünde sözü olabileceğini, belki onu sakinleştirebileceğini söyledi. Bu durumu eşime söyledim, eşim ise Ramazan kabul ederse gidebileceğimizi, yoksa olmayacağını söyledi. Eşimin Binnur ile ilişkisi olduğu iddiası doğru değildir. Ramazan evimize gelip giderdi" şeklinde konuştu. "Evindeki özel meseleleri bilmezdim, sadece kızının kaçma olayını biliyordum onu da Ramazan bana anlattı" Tanık Ali O.B. ise, "Ramazan ile birbirimizi sever sayardık. Binnur ile iletişimim yok. Binnur ile eşim arkadaş. Binnur ile ilişkim olduğu iddiası yalandır. Evindeki özel meseleleri bilmezdim, sadece kızının kaçma olayını biliyordum onu Ramazan bana anlattı. Binnur, dünürlerinin eve geleceğini, bizim de orada olmamızı, Ramazan’ın beni dinlediğini eşime söylemiş. Ben de durumu eşine söylesin, kabul ederse gideriz dedim. Ramazan ile aramızda bu konu geçmedi. Ramazan daha önce intihara kalkmış ancak sebebini bilmiyorum" ifadelerini kullandı. "Söz veriyorum, kardeşinin gözünde yaş görmeyeceksin, bir daha alkol içmeyeceğim" Tanık olarak dinlenen maktulün ablası G.H., "Sanık, kardeşimin boğazına bıçak dayamış, tehdit etmiş. Boşanmaya karar vermişti. Binnur, Ramazan’ın her akşam içmesine, hakaretlerine dayanamadığını bana söylemişti. Kardeşim gelip bana sığındıktan sonra Ramazan beni arayarak, ’Söz veriyorum, kardeşinin gözünde yaş görmeyeceksin, bir daha içmeyeceğim’ dedi. Diğer gün kardeşim, çocuklarını okula bırakmak için evden çıktı, mahalleden arkadaşları ile de çardakta çay içeceklerdi. Kardeşimin eve gideceğinden haberim yoktu. Ramazan özür dilediği için barışmış ve eve gitmiş olabilir" dedi. Olaydan bir gün öne yazıldığı iddia edilen mektup Müşteki vekili Avukat Eray Akbal, "Salonda olaydan bir gün öncenin tarihi ile yazılmış bir mektup var. Sanık, olayı planlı yapmıştır. Olay, Binnur’un eve girer girmez gerçekleşmiştir. Sanık, olayın nihayete ermesi için bilgi vermiyor, her şeyi söyleyip sadece olay anını hatırlamadığını söylüyor. Haksız tahrik indirimi almak için sanık ifadesini ona göre şekillendiriyor. Sanık, ’Seni öldüreceğim, keseceğim’ diyerek sürekli eşini tehdit ediyor. Binnur mecbur kaldığı için eve gitmek durumunda kalmıştır" diye konuştu. "Ramazan’a şizofreni teşhisi konmuştur" Sanık vekili Avukat Nazmi Küçükosmanoğlu ise "Müvekkilim cezaevi sürecinde 57 gün Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmüştür ve şizofreni teşhisi konmuştur. Ancak mahkeme tarafından talep gelmeyince rapor hazırlanmamıştır. Sanığın cezai ehliyeti olmadığını düşünmekteyiz" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, sanığın tedavisine ilişkin raporun Bakırköy’den talep edilmesine, tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi. Yazılan mektuba ulaşıldı Mektupta, "30 Ekim Pazartesi 2025’te yazdım. Başıma bir iş gelirse karım Binnur Gökmen ve onunla dost hayatı yaşayan Günay T., ona bu konuda yardım eden M.Y., Ali O.B., S.B., T.Ö. H.B.’nın arasındaki yazışmalar incelensin. Babalık testi yaparsanız anlayacaksınız. Bu notları yazmamdaki neden ya öldürüleceğim ya da uyuşturucu bulundurmaktan bana kumpas yapıp beni içeri attıracaklar. Güney T’nin eşofmanını kendi yatak odamda eşyalarımın içinde buldum" yazdığı ortaya çıktı.
Kocaelispor, Süper Lig’de Antalyaspor’u konuk edecek
18 Aralık 2025 Perşembe - 11:15 Kocaelispor, Süper Lig’de Antalyaspor’u konuk edecek Trendyol Süper Lig’in 17. haftasında Kocaelispor, yarın akşam Antalyaspor’u konuk edecek. 1999 Gölcük Depremi’nin ardından temeli atılan ve her maçta kendini gösteren iki camianın dostluğu karşılaşma öncesinde hazırlıklara da yansıdı. Şehrin birçok yerinde "Kalbim iki parça; bir taraf Kocaeli, bir taraf Antalya" yazılı billboardlar asılırken, maça özel formalar hazırlandı Trendyol Süper Lig’in 17. haftasında Kocaelispor, yarın akşam saat 20.00’de Antalyaspor’u konuk edecek. İki takım Süper Lig’de en son 2008-2009 sezonunda karşılaşmış ve 3 puanı alan taraf Kocaelispor olmuştu. Evinde sadece 1 kez yenildi Ligde 5 galibiyet, 5 beraberlik ve 6 mağlubiyeti bulunan Kocaelispor, 20 puanla 9. sırada yer alıyor. Körfez ekibi, evinde oynadığı 8 karşılaşmada ise yalnızca 1 kez mağlup oldu. Sahasında 15 puan toplayan yeşil-siyahlılar, bu alanda Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor’dan sonra en iyi 4. takım oldu. Ligdeki son 2 maçında berabere kalan Kocaelispor, devre arasına seyircisi önünde galibiyetle girmek istiyor. Antalyaspor deplasmanda 8 maçın 3’ünü kaybetti Konuk takım Antalyaspor ise 4 galibiyet, 3 beraberlik, 9 yenilgiyle 15 puan elde edebildi. 15. sırada bulunan Akdeniz ekibi, deplasmanda yaptığı 8 müsabakada 3 galibiyet, 2 beraberlik alırken, 3 maçını da kaybetti. Rakiplerine konuk olduğu mücadelelerde 6 gol atan kırmızı-beyazlılar 7 golü de kalesinde gördü. Kocaelispor sahasında kalesini gole kapatıyor Bruno Petkovic’in 5 golle en golcü oyuncu konumunda bulunduğu Körfez ekibinde Tayfur Bingöl de 4 golle en skorerler arasına adını yazdırdı. Bu sezon ligde oynadığı 16 maçta toplam 13 gol kaydeden Kocaelispor, bunların 7’sini sahasında kaydetti. 5 karşılaşmada da kalesini gole kapatan Kocaelispor, seyircisi önünde ise konuklarına yalnızca 3 kez gol izni verdi Örnek dostluğun temeli depremde atıldı Her iki takım arasında 1999 Gölcük Depremi ile başlayan dostluk, yarın akşamki maç öncesinde de kendini gösterdi. Depremde Kocaeli’den Antalya’ya göç etmek zorunda olan vatandaşlara gösterilen misafirperverlik ve verilen destek bugüne uzanan dostluk inşa etti. Depremin yıkımına rağmen kentin tek moral kaynağı olduğu için ligden çekilmeyen Kocaelispor’un aynı sene Denizli deplasmanında taraftarı organizasyon yapamayınca; Antalyasporlu taraftarlar kendi takımlarının maçına gider gibi organize olup Kocaelispor’u Denizli tribünlerinde destekledi. Dostlukları da vefaları da engel tanımadı Antalyaspor deplasmanında ev sahibi tribünlerin kendi yönetimine tepki olarak Kocaelispor’un deplasman tribününe geçmesi ve iç içe olmalarına rağmen takımlarına birlikte tezahürat etmeleri iki takım arasındaki saygıyı daha da güçlendirdi. Buna karşılık olarak; 2000 yılında Galatasaray ile Diyarbakır’da oynanan kupa finalinde Antalyaspor tribünlerinin boş kaldığı düşünülürken, Kocaelispor taraftarı onlarca otobüsle stadyuma çıkarma yaptı. Hodri Meydan’ın kırmızı-beyazlı bayrakları sallayarak Antalyaspor’u desteklemesi de tarihte yerini alan önemli tribün hareketlerinden biri oldu. Tribünler arasındaki bağlılık dikkat çekiyor Geçen yıl Türkiye Kupası grup aşamasında iki takım taraftarının iç içe maç izlemesi büyük alkış alırken, sonrasında federasyonca kesilen cezanın iki takım tarafından ortak ödenmesi de akıllarda kalan diğer örnek olaylar arasına yerini aldı. Kocaelispor taraftarı o günlerden bu yana ahde vefa örneği sergilemeye, kendilerine verilen desteği unutmadığını her fırsatta göstermeye devam ediyor. Tüm karşılaşmalarında birbirlerinin atkılarını ve pankartlarını açan taraftarlar, karşılıklı olarak kardeşlik mesajları vermeyi ne olursa olsun ihmal etmiyor. Taraftarlar arasındaki örnek ilişki, maçlarda birbirlerinin plaka kodunun tabelaya yansıdığı dakikada alkışlarla selam göndererek sıcaklığını koruyor. Maça özel formalar ve 41.07 TL’ye bilet Kocaelispor Kulübü de kulüpler arası dostluğu müsabaka biletlerine yansıttı. Deplasman maçı bilet fiyatını plaka kodlarından yola çıkarak 41 lira 07 kuruş olarak açıkladı. Her iki takımın renklerinin yer aldığı özel formalar ve atkılar hazırlanarak taraftara sunuldu. Şehrin birçok yerine ’Kalbim iki parça; bir taraf Kocaeli, bir taraf Antalya’ yazılı billboardlar asılarak maça davetler yapıldı. Kocaelispor taraftarı sosyal medya hesaplarından yaptığı duyurularda; maçı izlemek için İzmit’e gelen Antalyasporluları en iyi şekilde ağırlayacaklarını dile getirdi, tüm şehrin en iyi şekilde misafirperverlik göstermesini istedi. Maç öncesinde karşılıklı jestler yapılacak Öte yandan camialar arasındaki sıcak ilişkiler yarın akşamki maç öncesinde de kendini gösterecek. Mücadeleden yarım saat önce kulüp başkanları birbirlerine günün anısına kardeş takım jesti yaparak çiçek ve hediye takdim edecek. Konuk ekip oyuncuları Kocaelispor tribünlerine çiçek atacak. Maç öncesinde ’Tiryakinim’ şarkısını hep birlikte seslendiren Kocaelispor tribünleri bu kez Antalyaspor’un marşı haline gelen Akdeniz Akşamları’nı söyleyecek. Futbolcularla birlikte seremoniye çıkan çocuklar arasında ise Antalya’dan gelen konuk taraftarlar yer alacak.
7 kişinin can verdiği olayda kan donduran kaçış planı
18 Aralık 2025 Perşembe - 10:17 7 kişinin can verdiği olayda kan donduran kaçış planı Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği parfüm fabrikası yangınına ilişkin hazırlanan iddianamede, şüphelilerin kaçırılmasına yönelik planlara yer verildi. Şüpheli Ali Osman A’nın firma sahiplerini saklayan kişiye, "Canlarını sıkmasınlar, rahat olsunlar. Onları çok sağlam şekilde karşıya geçireceğiz. Maddi imkanımız ve gücümüz var. En kötü ihtimalle avukatları devreye sokacağız, suçu babaları üstlenecek. Onlara bir şey olmayacak. Bu konuşmalarımı yeğenlerime ilet" dediği iddia edildi. Olay, 8 Kasım’da Dilovası Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive Kozmetik isimli iş yerinde meydana geldi. Patlamanın ardından çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) yaşamını yitirdi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 şüpheliden şirket sahibi Kurtuluş Oransal, şirket yetkilileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör, "Olası kastla öldürme" suçlamasıyla, Ali Osman A. ve Onay Y., "Suçluyu kayırma" suçlamasıyla tutuklandı. Şüphelilerden H.E., G.B., Ö.A. ve Güven Demirbaş, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturma sürecinde tutuklanan firma sahibi Kurtuluş Oransal ise cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. Olayın ardından ihmali olduğu değerlendirilen SGK ve İŞKUR yetkilileri açığa alındı. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 91 sayfalık iddianamede, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında "Olası kastla öldürme" suçundan 7’şer kez müebbet, "Nitelikli mala zarar verme" suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. 8 sanığın "Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar, 4 sanığın "Suçluyu kayırma" suçundan 5’er yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, ayrıca Ümit Ç., Ünal A., Muhammet D., Seyfullah Ç., Güven D., Caner Özgür Y., Özcan Y., Özkan Y. hakkında "Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma", Ali Osman A., Onay Y., Ömer A. ve Abdurrahman B’ın ise "Suçluyu kayırma" yönünden haklarında dava açılması istendi. "Sigortası olmayanları denetimde eve gönderdiler" İddianamede ifadesi yer alan işçilerden Keriman Miskin, 4 yıldır çalıştığı iş yerinde hiçbir eğitim almadığını ve koruyucu kıyafet verilmediğini belirterek, "İşletmede resmi bir sorumlu yoktu. Sigorta denetimine sadece bir kez gelindi. Bu denetimde de iş yeri sahibi Kurtuluş Oransal, yalnızca sigortası olanların kalmasını söyleyerek, benim gibi sigortası olmayan tüm çalışanları evine gönderdi. Maaşlarımız elden veriliyordu" dedi. Yaralı kurtulan işçi Ayten Aras, patlama anında ölen Nisa Taşdemir ve Esma Dikan’ın krem dolumu yaptıklarını söyledi. Aras, "Bize koruyucu elbise verilmedi, evden geldiğimiz kıyafetlerle çalışıyorduk. Kurtuluş Oransal 4 yıldır sigorta vaadinde bulundu ama yapmadı. Günlük 800 TL yevmiye ile çalışıyorduk" ifadelerini kullandı. Olay günü tesiste bulunan 16 yaşındaki Z.H. ise "Olay günü ikinci katta, iş yerinin ortasında bulunan tankerde parfüm karışımı yapılıyordu. Kimyevi maddeleri karıştıran bir alet vardı. Biz parfüm kutusu kapatırken bir anda patlama yaşandı" diye konuştu. Acılı aileler: "Cenazeleri DNA testiyle teşhis edebildik" Yangında çocuklarını ve eşlerini kaybeden ailelerin ifadeleri ise yürekleri dağladı. 17 yaşındaki kızı Nisa’yı kaybeden baba Vedat Taşdemir, "Kızım paketleme personeli olarak girdi ancak imalat işinde de çalıştırıldığını öğrendim. İmalat yapıldığını bilseydim kızımı asla göndermezdim. Kızımın vefat ettiğini, oğlumdan alınan DNA örnekleri sonucu öğrenebildik" dedi. Eşini kaybeden Aytekin Gikan, yangın söndürüldükten sonra içeride cesetler olduğunu öğrendiğini, hastaneleri aradığını ancak eşini bulamadığını, vefat ettiğini sonradan anladığını belirtti. Hanım Gülek’in eşi Metin Gülek ve Cansu Esatoğlu’nun babası İbrahim Esatoğlu da yakınlarının cansız bedenlerini ancak İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda yapılan DNA eşleşmeleri neticesinde teşhis edebildiklerini ifade etti. "İlkokul öğrencilerini bile çalıştırdıklarını biliyorduk" Tanık İ.A., mahalleli olarak iş yerinden yayılan kimyasal koku nedeniyle şikayetçi olduklarını belirterek, "Yaşı küçük çocukları, paraya ihtiyacı olan kadınları sigortasız çalıştırıyorlardı. İlkokul öğrencilerini bile çalıştırdıklarını biliyorduk. Gerekli kurumlara şikayet edilmesine rağmen nasıl üretim yaptıklarını anlamadık" şeklinde ifade verdi. "Kurtuluş Oransal bana, ’Yangından haberim var, yoldayım’ dedi" İş yeri çalışanı H.E. ise ifadesinde, olayın ardından Kurtuluş Oransal’ı arayıp yangını bildirdiğini, kendisinin nerede olduğunu sorduğunu ve acilen gelmesi gerektiğini söylediğini ifade etti. Bunun üzerine Oransal’ın "haberim var" dediğini, yolda olduğunu söylediğini, konuşma bittikten 5-10 dakika kadar sonra Kurtuluş Oransal’ın kendisini arayarak içeride kimsenin kalıp kalmadığını sorduğunu, tam sayıyı bilmediğini ancak içeride kalan en az üç kişi olduğunu söylediğini kaydetti. "2025 yılının ağustos ve eylül aylarında kuruma sadece 8 personelin çalıştığı bildirildi" Mali müşavir M.Ç. de, firmanın kuruluş ve işleyiş sürecine dair bilgiler verdi. M.Ç., Ravive Kozmetik’in resmi sahiplerinin İsmail ve Altan Ali Oransal olduğunu, baba Kurtuluş Oransal’ın ise kağıt üzerinde yetkisi bulunmadığını söyledi. Kurtuluş Oransal’ı 2010 yılında Düzce’de çalıştığı fabrikadan "usta makinacı" olarak tanıdığını belirten M.Ç., Dilovası’ndaki tesiste çalışan işçilerin sigorta işlemlerinin gayriresmi yöntemlerle iletildiğini anlattı. Tanık M.Ç., "İşçilerin kimlik numaralarını İsmail Oransal WhatsApp veya mail yoluyla gönderiyordu. Sigorta girişlerini bu bilgilere göre yapıyordum. 2025 yılının ağustos ve eylül aylarında kuruma sadece 8 personelin çalıştığı bildirildi" dedi. Fabrikanın Dilovası’nda faaliyete geçtiği günden bu yana iş sağlığı ve güvenliği hizmeti almadığını belirten M.Ç., "Normal şartlarda işverenin anlaştığı İSG firmasına düzenli ödeme yapması gerekir ancak bana bu firmadan herhangi bir hizmet faturası gelmedi. Fabrikanın açıldığı ve üretime başladığı tarihten itibaren iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili herhangi bir bildiri veya fatura tarafıma ulaşmadı" ifadelerini kullandı. "Çocuklarım, babalarını kendilerini uzak tutmak için bu iş yerini açtı" Kurtuluş Oransal’ın eski eşi A.A. ise şirketin kuruluş amacına dair iddialarda bulundu. Kurtuluş Oransal’ın borçlu ve sorumsuz bir yapısı olduğunu öne süren A.A., çocuklarının babalarını kendilerinden uzak tutmak ve "sokakta kalmaması" için bu iş yerini açtıklarını anlattı. Çocukları İsmail ve Altay’ın bu şirketin işleri ile hiç uğraşmadıklarını ve takip etmediklerini aktardı. A.A., patlamanın meydana geldiği iş yerine alınacak personeli Kurtuluş Oransal’ın kendisinin seçtiğini, iş yerinde üretilen ürünler ile yine Kurtuluş Oransal’ın ilgilendiğini, Kurtuluş Oransal’ın daha önce kozmetik sektöründe çalıştığı için burada bir çevre edindiğini ve kendisine pazar oluşturduğunu, iş yerinin tamamen Kurtuluş Oransal’ın kontrolü altında iş yapıldığını beyan etti. "Laptobu bana getirir misin? Ben birkaç gün bu işlerle uğraşacağım, avukatlarla ilgileneceğim" İddianamede ifadesine yer verilen LYKKE Kozmetik ortaklarından şüpheli Gökberk Güngör de olay günü yaşananları ve İsmail Oransal’ın bilgisayarını aldırmasını anlattı. Aleyna Oransal’ın şirkette yüzde 50 ortaklığı bulunduğunu belirten Güngör, olay günü Aleyna’nın kendisini aradığını belirterek, gayet sakin bir ses tonuyla ’Fabrikada yangın çıkmış’ diyerek görüşmeyi sonlandırdığını söyledi. Bu görüşmeden yaklaşık yarım saat sonra İsmail Oransal’ın kendisini arayarak, "İş yerimdeki laptobu bana getirir misin? Ben birkaç gün bu işlerle uğraşacağım, avukatlarla ilgileneceğim. Sen benim odada, masanın üstünde bulunan laptobu alıp evime getir" dediğini aktardı. Güngör, bu talep üzerine laptobu alarak Oransal’a teslim ettiğini kaydetti. "Suçu babaları üstlenecek, onları yurt dışına kaçıracağız" İddianamenin en çarpıcı bölümlerinden birini ise şüphelilerin kaçış planına dair detaylar oluşturdu. Şüpheli Onay Y. ifadesinde, Ali Osman A’nın kendisini arayarak, "Olanları duydun mu? Benim yeğenler bir olaya karışmışlar" dediğini ve onları misafir edip edemeyeceğini sorduğunu belirtti. Bu görüşme üzerine Ömer A. isimli kişiyi arayarak 1 haftalık ev ayarlamasını istediğini anlatan Y., daha sonra Tekirdağ’da İsmail Oransal, Altay Ali Oransal ve Abdurrahman Bayat ile buluştuğunu söyledi. Eve girdikten sonra televizyonda "Kocaeli’de patlama" başlıklı haberleri gördüğünü ifade eden Y., bunun üzerine Ali Osman A’yı görüntülü aradığını kaydetti. Y., Ali Osman A’nın görüşme sırasında kendisine şunları söylediğini iddia etti: "Canlarını sıkmasınlar, rahat olsunlar. Onları çok sağlam bir şekilde karşıya geçireceğiz. Maddi imkanımız ve gücümüz var. En kötü ihtimalle biz avukatları devreye sokacağız, suçu babaları üstlenecek. Onlara bir şey olmayacak. Bu konuşmalarımı yeğenlerime ilet." (HFV-
Gölcük’te kestane şöleni
18 Aralık 2025 Perşembe - 10:09 Gölcük’te kestane şöleni Gölcük’te bu yıl 31’incisi düzenlenen "Geleneksel Hamidiye Kestane Festivali" yoğun katılımla gerçekleştirildi. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte, kestane ve yöresel lezzetler misafirlere ikram edildi. Gölcük’ün tarihi köylerinden biri olan Hamidiye’de yapılan etkinlikte, çevre illerden ve ilçe merkezinden gelen çok sayıda vatandaş ile protokol üyeleri bir araya geldi. Köy meydanında düzenlenen festivalde, mahalle sakinleri tarafından imece usulüyle hazırlanan kestaneler pişirilerek misafirlere ikram edildi. Etkinlikte kestanenin yanı sıra yöresel lezzetlerden gözleme, karalahana yemeği, mısır ekmeği ve meyve ikramları da yapıldı. Protokolden yoğun ilgi Festivale, Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Gölcük Kaymakamı Müfit Gültekin, Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, siyasi partilerin il ve ilçe başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Katılımcılarla sohbet eden ve taleplerini dinleyen protokol üyeleri, geleneğin yaşatılmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. "Geleneği yaşatan gençlerimize teşekkür ediyorum" Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, festivalin ilçe tanıtımına önemli katkı sağladığını belirtti. Hemşehrileriyle bir araya gelmekten mutluluk duyduğunu ifade eden Sezer, "Organizasyonun ev sahipliğini en güzel şekilde yapan Hamidiye Muhtarı Adem Bal’a, bu geleneği yaşatan, büyük emek harcayan Hamidiyeli gençlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Festival, ikramların yapılması ve vatandaşların kaynaşmasına vesile olan sohbetlerin ardından sona erdi.
Başiskele’de eğitim camiası "Gönül Bağı" buluşmasında bir araya geldi
17 Aralık 2025 Çarşamba - 14:30 Başiskele’de eğitim camiası "Gönül Bağı" buluşmasında bir araya geldi Başiskele Belediyesi tarafından düzenlenen "Gönül Bağı Buluşmaları" kapsamında, ilçe protokolü ile eğitim kurumlarının yöneticileri ve okul aile birliği temsilcileri bir araya geldi. Başiskele Sahili’ndeki bir restoranda gerçekleştirilen programa, Başiskele Kaymakamı Dr. Soner Şenel, Belediye Başkanı Yasin Özlü, İlçe Milli Eğitim Müdürü Murat Şendoğan, İlçe Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürü Ferhat Solakoğlu ile okul müdürleri ve aile birliği başkanları katıldı. İlçedeki eğitim yatırımlarının değerlendirildiği toplantıda, eğitim kalitesinin artırılmasına yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. "İmkanlarımızı seferber ediyoruz" Toplantıda konuşan Başiskele Belediye Başkanı Yasin Özlü, eğitimi her zaman öncelikli bir alan olarak gördüklerini söyledi. Çocukların geleceğin teminatı olduğunu vurgulayan Özlü, "Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Eğitime yapılan her yatırım, Başiskele’nin yarınına yapılan yatırımdır. Fiziki desteklerden sosyal, kültürel ve sanatsal projelere kadar eğitimin her alanında imkanlarımızı seferber ediyoruz. Amacımız, çocuklarımızın daha nitelikli ortamlarda eğitim alması ve fırsat" dedi. Eğitim paydaşlarıyla kurulan güçlü iletişimin önemine de değinen Başkan Özlü, "Okul idarecilerimiz ve ailelerimizle kurduğumuz bu gönül bağı, Başiskele’de eğitim kalitesini daha da yukarıya taşıyacaktır" şeklinde konuştu.