Yerel Haberler
Kocaeli
Kızının düğününe 2 gün kala eşini öldüren sanık: "Kendimi kaybettim, cinnet geçirdim" 29 Nisan 2026 Çarşamba - 19:14:43 Kocaeli’de eşini 8 bıçak darbesiyle öldüren sanık, yatak odasında arkadaşına ait eşofman bulduğunu iddia ederek, "Çocukların başkasından olduğunu söyledi. Tartıştık, sonrasını hatırlamıyorum. Kendimi kaybettim, cinnet geçirdim, pişmanım" dedi. Körfez ilçesi Esentepe Mahallesi Çınar Sokak’taki 3 katlı apartmanın 1. katında 31 Ekim 2025’te meydana gelen olayda, Ramazan Gökmen (48) 4 çocuğunun annesi Binnur Gökmen’i (43) bıçaklayarak öldürmüştü. Ardından zanlı, aynı bıçakla kendini yaralayarak intihara kalkışmış, tedavisi sonrasında çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Talihsiz kadın, 2 Kasım 2025 pazar günü gerçekleşmesi planlanan kızı N.A.’nın düğününe sadece 2 gün kala hayattan koparıldı. Binnur Gökmen’in öldürülmesine ilişkin hazırlanan iddianame Ramazan Gökmen’in eşinin kendisini aldattığını iddia ettiği ve en büyük kızları Nur A.’nın da evliliğine karşı çıktığı, bu sebeple eşiyle tartışmalar yaşadığı bilgisi aktarıldı. "Arkadaşımın eşofmanını eşyalarımın arasında buldum" Ramazan Gökmen hakkında "Tasarlayarak eşe ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan açılan davanın ilk celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık, müştekiler ve taraf avukatları katıldı. Olaya ilişkin dinlenen sanık Ramazan Gökmen, "Kızım Nur hayatında birisi olduğunu söyledi. Damat tarafı gelip istediler verdim. Ancak kızım ile müstakbel damadım anlaşamadılar bu durumu bize yansıttılar. Kızım bu süre zarfında ayrılmak istediğini söyledi. Bir süre sonra kızımın kaçtığını öğrendim. Bu olaylardan kaynaklı eşimle sorunlar yaşamaya başladık. Bu olaylar sonrasında ayrılmak amacıyla eşimi evden gönderdim. Daha sonrasında kahveden tanıdığım arkadaşım Günay T’nin eşofmanını yatak odamda eşyalarımın arasında buldum. Ancak daha sonra baldızımı arayarak eşimle barışmak istediğimi söyledim. Eşim, tedavi olmam ve alkolü bırakmam şartı ile eve gelmeyi kabul etti. Alkolü bırakacağıma yönelik eşime söz verdim" diye konuştu. "Kendimi ve eşimi nasıl yaralandığımı hatırlamıyorum" Olay gününü anlatan Ramazan Gökmen, "Eşim o sırada hala baldızımdaydı. Sabah çocukları okula götürdükten sonra eve geldi. Yattık, daha sonra rahmetli annemin fotoğrafının asılmış olan yerden indirildiğini fark ettim. Bu durumu sorduğumda; anneme hakkını helal etmeyeceğini, ona çileler çektirdiğini söyledi. Ben de ’Senin yaptıkların ne olacak, başkasının eşofmanı benim dolabımda çıktı’ dedim ve tartıştık. Binnur bana, erkek olmadığımı, sevgilisinin olduğunu ve çocukların başkasından olduğunu söyledi. Tartıştık, sonrasını hatırlamıyorum, kendimi kaybettim. Kendimi ve eşimi nasıl yaralandığımı hatırlamıyorum. Eşimin öldüğünü polislerden öğrendim. Kardeşimi aradığımı hatırlamıyorum" şeklinde konuştu. "Olay günü cinnet geçirdim" Sanığın iddianamede yer alan ifadesinde eşinin, mahalle bakkalı Ali O.B. ilişkisi olduğuna dair söylemlerine sanık, "Ali’nin kızımla ilgili ve aile içi meselelerimle ilgili bazı şeyler söyledi. Bizim aile meselemizin bu durumu bilmesine sinirlendim. Ancak eşimin bu kişi ile ilişkisi olduğunu düşünmüyorum. Günay T. ile eşimin ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Yazdığım mektubu hatırlamıyorum. Çok pişmanım, öyle olmasını istemezdim. Bilincimin dışında olay gerçekleşti. Olay günü cinnet geçirdim. Daha önce de şüphelerimden dolayı kendimi asarak intihar etmeye kalkıştım. Eşimle aldatma konusunu detaylı konuşmadık. Planlı bir şey yapmadım, bir anda oldu. Kaç bıçak darbesi vurduğumu hatırlamıyorum. Daha önce kafama darbe aldığım için psikolojik ilaç kullanıyorum" ifadelerini kullandı. "Babam annemi öldürdükten sonra beni aramış, ben nişana gelmek istediğini düşündüm" Müşteki olarak dinlenen çiftin kızları Nur A., "Babam sürekli alkol içiyordu ve bizi darp ediyordu, silah doğrulttuğu da oldu. 24 Mayıs gecesi uyurken, babam alkollü şekilde eve geldi. Anneme yemek ısıtmasını söyledi. Annem yemeği ısıtınca ’Evde neden makarna var’ diyerek yemeği annemin kafasına döktü. Seslere kalktım ve biz evden ayrıldık. Bu olay sonrası 2 ay teyzemde kaldım. Babam alkol içip nişanlımı arıyordu. Ben kaçmadan bir gece önce babam bıçakla beni tehdit etti. Babam; anneme, ’Ali ile beni aldatıyorsun. O çocuklar benden değil, evden git’ demiş, bunu annemden duydum. Babam, bıçak ve silahla sürekli tehdit ettiği için bize bir şey olur korkusu ile annem sürekli eve dönmek zorunda kalıyordu. Olaydan 2 gün sonra nişanım olacaktı. Annem, olay günü kıyafet almak için eve gideceğini söylemişti, daha sonra ölüm haberini aldık. Babam, annemi öldürdükten sonra beni de aradı. Alışveriş yaptığım için açamadım telefonu, nişana gelmek istediğini düşünmüştüm meğerse annemi öldürmüş. Bahsedilen o eşofman teyzeme aittir. Ara sıra teyzeme gidip geldiğim zamanlar, onun kıyafetlerini giyer eve gelirdim. Kardeşim 7 yaşında ve her yere annemin adını yazıyor. Tel isteğim bu durumun sanığın yanına kar kalmaması" diyerek ağladı. Çiftin bir diğer kızı G. Gökmen ise babasının sürekli alkol tükettiğini ve kavga çıkardığını dile getirdi. "Ramazan samimi arkadaşımdır, neden böyle bir iftirada bulundu anlamadım" Tanık olarak dinlenen Günay T., "Binnur’u tanımam ama Ramazan’ı arkadaşım olması hasebiyle tanırım. Benim eşofmanlarımın hepsi siyahtır. Genellikle eşofman giyerim ancak bahsedilen marka eşofmanım yoktur. Ramazan samimi arkadaşımdır, neden böyle bir iftirada bulundu anlamadım. Ali ile de samimiydiler, aralarında bir sorun yoktu" diye konuştu. "Eşimin Binnur ile ilişkisi olduğu iddiası doğru değildir" Tanık olarak dinlenen Ali O.B’nin eşi Emine B., "Binnur’un kızı kaçtıktan sonra karşı taraf barışmak için eve gelecekmiş. Binnur, Ali ve Ramazan’ın arkadaş olması sebebiyle bizi de çağırdı. Eşimin, Ramazan’ın üstünde sözü olabileceğini, belki onu sakinleştirebileceğini söyledi. Bu durumu eşime söyledim, eşim ise Ramazan kabul ederse gidebileceğimizi, yoksa olmayacağını söyledi. Eşimin Binnur ile ilişkisi olduğu iddiası doğru değildir. Ramazan evimize gelip giderdi" şeklinde konuştu. "Evindeki özel meseleleri bilmezdim, sadece kızının kaçma olayını biliyordum onu da Ramazan bana anlattı" Tanık Ali O.B. ise, "Ramazan ile birbirimizi sever sayardık. Binnur ile iletişimim yok. Binnur ile eşim arkadaş. Binnur ile ilişkim olduğu iddiası yalandır. Evindeki özel meseleleri bilmezdim, sadece kızının kaçma olayını biliyordum onu Ramazan bana anlattı. Binnur, dünürlerinin eve geleceğini, bizim de orada olmamızı, Ramazan’ın beni dinlediğini eşime söylemiş. Ben de durumu eşine söylesin, kabul ederse gideriz dedim. Ramazan ile aramızda bu konu geçmedi. Ramazan daha önce intihara kalkmış ancak sebebini bilmiyorum" ifadelerini kullandı. "Söz veriyorum, kardeşinin gözünde yaş görmeyeceksin, bir daha alkol içmeyeceğim" Tanık olarak dinlenen maktulün ablası G.H., "Sanık, kardeşimin boğazına bıçak dayamış, tehdit etmiş. Boşanmaya karar vermişti. Binnur, Ramazan’ın her akşam içmesine, hakaretlerine dayanamadığını bana söylemişti. Kardeşim gelip bana sığındıktan sonra Ramazan beni arayarak, ’Söz veriyorum, kardeşinin gözünde yaş görmeyeceksin, bir daha içmeyeceğim’ dedi. Diğer gün kardeşim, çocuklarını okula bırakmak için evden çıktı, mahalleden arkadaşları ile de çardakta çay içeceklerdi. Kardeşimin eve gideceğinden haberim yoktu. Ramazan özür dilediği için barışmış ve eve gitmiş olabilir" dedi. Olaydan bir gün öne yazıldığı iddia edilen mektup Müşteki vekili Avukat Eray Akbal, "Salonda olaydan bir gün öncenin tarihi ile yazılmış bir mektup var. Sanık, olayı planlı yapmıştır. Olay, Binnur’un eve girer girmez gerçekleşmiştir. Sanık, olayın nihayete ermesi için bilgi vermiyor, her şeyi söyleyip sadece olay anını hatırlamadığını söylüyor. Haksız tahrik indirimi almak için sanık ifadesini ona göre şekillendiriyor. Sanık, ’Seni öldüreceğim, keseceğim’ diyerek sürekli eşini tehdit ediyor. Binnur mecbur kaldığı için eve gitmek durumunda kalmıştır" diye konuştu. "Ramazan’a şizofreni teşhisi konmuştur" Sanık vekili Avukat Nazmi Küçükosmanoğlu ise "Müvekkilim cezaevi sürecinde 57 gün Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde tedavi görmüştür ve şizofreni teşhisi konmuştur. Ancak mahkeme tarafından talep gelmeyince rapor hazırlanmamıştır. Sanığın cezai ehliyeti olmadığını düşünmekteyiz" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, sanığın tedavisine ilişkin raporun Bakırköy’den talep edilmesine, tutukluluk halinin devamına ve duruşmanın ertelenmesine karar verdi. Yazılan mektuba ulaşıldı Mektupta, "30 Ekim Pazartesi 2025’te yazdım. Başıma bir iş gelirse karım Binnur Gökmen ve onunla dost hayatı yaşayan Günay T., ona bu konuda yardım eden M.Y., Ali O.B., S.B., T.Ö. H.B.’nın arasındaki yazışmalar incelensin. Babalık testi yaparsanız anlayacaksınız. Bu notları yazmamdaki neden ya öldürüleceğim ya da uyuşturucu bulundurmaktan bana kumpas yapıp beni içeri attıracaklar. Güney T’nin eşofmanını kendi yatak odamda eşyalarımın içinde buldum" yazdığı ortaya çıktı.
Çayırova’da afete hazırlık eğitimi
23 Aralık 2025 Salı - 12:57 Çayırova’da afete hazırlık eğitimi Kocaeli’de yürütülen "Mahalle Halkı Afetlere Hazırlık Eğitimi Projesi" kapsamında düzenlenen eğitimlerin 10’uncusu Çayırova’da gerçekleştirildi. İki gün sürecek eğitimlerde Çayırova’daki mahalle gönüllüleri afetlere karşı bilinçlendirilecek. Çayırova Belediyesi’nin ev sahipliğinde Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanvekili Hasan Soba, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Açılış programında açıklamalarda bulunan Başkan Bünyamin Çiftçi, "Bugün çok önemli bir program vesilesiyle bir aradayız. Ülkemiz afet bölgesinde yer alan bir konumda. Afet denilince hepimizin aklına deprem geliyor ama afetler insan kaynaklı ve doğal kaynaklı olarak ikiye ayrılıyor. Afetlere karşı dirençli toplum ve şehirler oluşturmak da eğitimlerden geçiyor. Bu noktada Büyükşehir Belediyemizin yaptığı çalışma çok önemli. Bizler de Çayırova Belediyesi olarak, okullarımızda ve STK’larımızda bu eğitim çalışmaları sürdürüyoruz" dedi. Büyükşehir Belediye Başkanvekili Hasan Soba ise Mahalle Halkı Afetlere Hazırlık Eğitimi Projesi’nin Büyükşehir, Kocaeli Üniversitesi ve AFAD tarafından yürütüldüğüne dikkati çekerek, vatandaşların bilgilenmesi noktasında çalışmalar düzenlediklerini kaydetti. Soba, "Çok yararlı ve verimli olarak iki günlük bir program düzenlenecek. Hocalarımızın ve kıymetli arkadaşlarımızın vereceği eğitimlerin hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu. İki gün sürecek eğitimler kapsamında, Çayırova’daki mahalle gönüllüleri afetlere karşı bilinçlendirilecek.
Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi ilk 20’de
23 Aralık 2025 Salı - 12:06 Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi ilk 20’de Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından hazırlanan "Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu-2025"te ilk 20 üniversite arasına girdi. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nden yapılan açıklamaya göre, Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu-2025, üniversiteleri 67 farklı gösterge üzerinden değerlendirdi. Raporda, "eğitim ve öğretim", "araştırma-geliştirme", "proje ve yayın", "uluslararasılaşma", "sürdürülebilirlik ile topluma hizmet ve sosyal sorumluluk" olmak üzere 5 ana kategori altında toplandı. Yapılan değerlendirmelerde Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi’nin performansı dikkati çekti. Yapılan açıklamada Üniversitenin, 3 bin 927’den 4 bin 756’ya yükselen toplam öğrenci sayısıyla bir yılda yaklaşık yüzde 21 büyüme kaydettiği bildirildi. Ayrıca, akademik ve idari personel artışıyla da kurumun, hem eğitim kapasitesinin hem de operasyonel gücünün genişletildiği ifade edildi. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi, Türkiye Üniversite Deneyim Araştırması (TÜDA) sonuçlarına göre öğretim üyesi memnuniyeti, erişilebilirlik ve uluslararasılaşma kategorilerinde Türkiye’nin ilk 20 üniversitesi arasında yer aldı. Araştırma bulgularına göre Üniversite, yüzde 79,57’lik erişilebilirlik oranıyla 9’uncu, yüzde 79,41’lik öğretim üyesi memnuniyet oranıyla ise 18’inci sırada kendine yer buldu. Yüzde 16,41’lik yabancı uyruklu öğrenci oranına ulaşan Üniversite, bu alanda da ilk 20’ye girdi. Ayrıca, bilimsel bilginin yaygınlaşması adına Web of Science veri tabanındaki yayınların yüzde 73,17’sinin açık erişimli olması, kurumu bu kategoride Türkiye 18’incisi yaptı. Üniversiteden yapılan açıklamada, elde edilen başarıda Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Talip Emiroğlu ve Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas ile akademik ve idari kadronun katkılarına dikkat çekilerek, kurumun öğrenci deneyimi ve bilimsel görünürlükte çıtayı yükselttiği kaydedildi.
Yeşilçam efsanesinin evi "yılan hikayesine" döndü
23 Aralık 2025 Salı - 10:00 Yeşilçam efsanesinin evi "yılan hikayesine" döndü KOCAELİ (İHA) – Türk sinemasının unutulmaz isimlerinden Hulusi Kentmen’in Kocaeli’nin İzmit ilçesindeki evinde başlatılan restorasyon çalışmalarının 5 yıldır tamamlanamaması tepkilere sebep oldu. İzmit Belediyesi’nce aradan geçen yıllara ve düzenlenen çok sayıda ihaleye rağmen bir türlü tamamlanamayan projeyi eleştiren MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, "Ortada bitmeyen bir iş var ama her yıl sanki yeni bir proje yapılmış gibi bunun reklamı yapılıyor. Hulusi Kentmen’in bile bu kadar haberi olmamıştır. Fatma Başkan her sene yılda 5 kez burayı haber yaptırarak gündemde tutuyor" dedi. Veliahmet Mahallesinde bulunan ve Türk sinemasının "babacan" karakteri Hulusi Kentmen’in çocukluğunun geçtiği evin restorasyonu için İzmit Belediyesi’nce 2020 yılında başlatılan süreç, aradan geçen yıllara rağmen tamamlanamadı. Sanat evi ve müze olarak kente kazandırılması hedeflenen projenin son durumunu eleştiren MHP İzmit İlçe Başkanı İlker Kazan, yapının defalarca ihaleye çıkılmasına rağmen bitirilememesine tepki gösterdi. "Ortada bitmeyen bir iş var ama her yıl sanki yeni bir projeymiş gibi bunun reklamı yapılıyor" Yarım kalan restorasyon alanında incelemelerde bulunan Kazan, sürecin 2019 yılında kendi meclis üyeliği döneminde gündeme geldiğini, 2020 yılında ise İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet döneminde ilk ihalenin yapıldığını hatırlattı. Söz konusu yapının 2020 yılından bu yana her yıl birçok kez ihaleye çıkarıldığını söyleyerek, yapının yıllardır aynı noktada tutulduğuna dikkati çekti. İlker Kazan, "Ortada bitmeyen bir iş var ama her yıl sanki yeni bir proje yapılmış gibi bunun reklamı yapılıyor. Gördüğünüz üzere yapıldı deniliyor ama her yıl, yılda 5 kere bunun reklamı yapılıyor. Ben her seferinde yapılanın değil, yapılmayanın hesabını soruyorum" dedi. "Aynı yer için belki de 10’uncu kez ihaleye çıkılıyor" Belediye yönetiminin sürekli "engelleniyoruz" söylemiyle kamuoyunu meşgul ettiğini ifade eden Kazan, İzmit’e değer katacak işlerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bu yıl görev süresinin ikinci yılını doldurmuş bir belediye başkanından bahsediyoruz. Buna rağmen aynı yer için belki de 10’uncu kez ihaleye çıkılıyor. Kendisini, yapılmayan işleri reklamlarla anlatmak yerine İzmit’e gerçekten değer katacak işleri hayata geçirmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Hulusi Kentmen’in bile bu kadar filmi olmamıştır" Restorasyon sürecinin sürekli reklam malzemesi yapıldığını kaydeden MHP İlçe Başkanı Kazan, şöyle konuştu: "Hulusi Kentmen’in bile bu kadar haberi olmamıştır ya da bu kadar filmi olmamıştır. Fatma Başkan her sene yılda 5 kez burayı haber yaptırarak gündemde tutuyor. Yılda 5 kere ihaleye çıkıyor. Yapmak mı istemiyor, yoksa sürekli gündemde kalmak için mi bunu yapıyor bilemiyorum. Ama demek ki isteyince yapabiliyor. Yapabiliyorsa da buyursun, bir an önce yapsın." "Camlar takılı değil, bina açık" Yapının fiziki durumuna da değinen Kazan, binanın dış etkenlere karşı korumasız olduğunu belirtti. Restorasyon alanında bilgilendirme tabelasının bulunmadığını ve teslim tarihinin belirsiz olduğunu aktaran Kazan, "Bugün de görüyorsunuz, camlar takılı değil, bina açık durumda. Herkes rahatlıkla içeri girebilir. Yağmurlu havalarda yapılan bütün emekler boşa gidecek. Sonra yeniden aynı ihaleye çıkılacak. İzmitlinin hakkı bir kez daha gasp edilecek. Ne zaman teslim edilecek, ne olacak, buna dair hiçbir açıklama yok. Ruhsatın da bildiğim kadarıyla o dönemde iptal edildiğini ve yeniden ruhsat alınması gerektiğini düşünüyorum. Ancak alanda yetkili kimse olmadığı için net bilgi alınamıyor. Tabelalar da yırtık ve kullanılamaz halde" şeklinde konuştu. "Sanata ve sanatçıya verilen değer ortada" Kazan, Hulusi Kentmen gibi Türk sinemasına damga vurmuş bir ismin adını taşıyan yapının yıllardır atıl vaziyette bekletilmesinin sanata verilen değeri gösterdiğini sözlerine ekleyerek, "Sanata ve sanatçıya verilen değer maalesef burada çok net bir şekilde ortada. Yapının yıllardır bu halde bekletilmesi kabul edilebilir değil" dedi.