Yerel Haberler
Kocaeli
BBP Genel Başkanı Destici, Kocaeli’deki kongrede İsmail Türüt ile sahneye çıkıp türkü söyledi 26 Nisan 2026 Pazar - 18:52:24 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, suça sürüklenen çocuklarla ilgili yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirterek, "Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik" dedi. Aynıca Destici, kongrede sanatçı İsmail Türüt ile "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü de seslendirdi. BBP Kocaeli İl Başkanlığı Olağan Kongresi, İzmit Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongrede partililere hitap eden Genel Başkan Mustafa Destici, suç örgütleri ve çetelerin özellikle 15 yaş üstü çocukları istismar edip kullandığına dikkati çekti. Çetelerin çocuklara "kahraman" oldukları hissini vererek istedikleri suçları işlettirdiklerini söyleyen Destici, şunları kaydetti: "Hemen hemen her gün böyle bir hadiseyle karşı karşıyayız. Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak ne dedik? Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik. Büyükler de bu tür saldırılarda ya da kadına karşı işlenen cinayetlerde, terör suçlarında mutlaka ama mutlaka tahliyesiz müebbet cezasına çarptırılmalı. Tahliyesiz müebbet olmazsa, idamı da kaldırmışsınız o zaman ne olur? 40 bin kişinin katili Apo için bile af gündeme gelebilir. Umut hakkından ya da teröristlere aftan bahsedilmemesi için bu tür suçlara tahliyesiz müebbet verilmelidir. Ama bu millet Büyük Birlik Partisi’ne yetkiyi, iktidarı versin; bakalım o 40 bin kişinin katili Apo’yu sallandırıyor muyuz sallandırmıyor muyuz? Bütün Türkiye ve dünya görecek." "Atina’dan bize parmak sallayamazsınız" Destici, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan üzerinden Türkiye’ye mesaj vermesini de eleştirdi. Destici, "Türkiye’ye Yunanistan’dan, Atina’dan parmak sallayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a da söylüyorum; siz o zaman bizim padişahlarımızın, sultanlarımızın eteğini öpüyordunuz. Sizin kralınız bizim vezir-i azamımızla ancak görüşebiliyordu. Padişahımızla görüşemiyordu. Yalvardınız yakardınız kraliçelerinizi gönderdiniz Osmanlı saraylarına ve Osmanlı sizi düşmanlarınızdan korudu. Bugün Fransa diye bir cumhuriyet varsa bunu önce Osmanlı’ya borçlusunuz. Onun için haddinizi bileceksiniz. 400 yıl bizim bayrağımız dalgalanan Atina’dan bize parmak sallayamazsınız. Gün gelir o şanlı bayrak Atina’da da tekrar dalgalanır, gün gelir siz yine bizim cumhurbaşkanımızın, devlet başkanlarımızın elini eteğini öpmek zorunda kalırsınız. Onun için haddinizi bileceksiniz. Eğer Türkiye, Yunanistan’a saldırmaya ya da Yunanistan’la savaş yapmaya karar verse sen mi kurtaracaksın Yunanistan’ı? Ama bizim böyle bir niyetimiz yok. Biz barış istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" Ermeni iddialarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Destici, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın "Bunu geride bırakalım" söylemine karşın içerideki bazı kesimlerin tutumunu eleştirdi. "Paşinyan bile soykırım demezken bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" diyen Destici, "Evet, bizdeki soysuzlar bunu söylemeye devam ediyorlar. Bu soysuzlar asla ve kat’a bizden değil. Bunlar asla iyi niyetli değil. Bunların dillerinde barış var ama gerçek niyetleri, ellerinden gelse bu memlekette kendilerinden başka, kendilerine itaat etmeyen bir Allah’ın kulunu bırakmamaktır. Çünkü ellerine fırsat geçtiğinde neler yaptıklarını gördük" dedi. "Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı?" Gaziantep’te 23 Nisan töreninde çocuk mehter takımına sırtını dönen CHP İl Başkanı ve beraberindeki gruba da tepki gösteren Destici, "Çocuğa sırt dönülür mü Allah aşkına? Hata yapan çocuğa bile sırt dönülmez. Mehter bölüğü kurmuşlar, ’Ceddin Deden’i söylüyorlar, ’Çırpınırdı Karadeniz’i söylüyorlar, ’Türkler Geliyor’u söylüyorlar. Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı? Çırpınırdı Karadeniz’den mi rahatsız oldun, Ceddin Deden’den mi rahatsız oldun, Türkler Geliyor’dan mı rahatsız oldun, Zafer Marşı’ndan mı rahatsız oldun? Sen hangisinden rahatsız oldun? Ama siz ne kadar rahatsız olursanız olun bu topraklarda ’Ya Allah, Bismillah, Allahuekber’ demeye devam edeceğiz. Bu topraklarda Çırpınırdı Karadeniz’i okumaya devam edeceğiz. Bu topraklarda Ceddin Deden’i söylemeye devam edeceğiz. Siz de engelleyemeyeceksiniz, başkaları da engelleyemez" dedi. "Kentte sıkılmadık el bırakmayacağız" BBP Kocaeli İl Başkanı Metehan Küpçü ise göreve geldikleri günden bu yana 12 ilçe başkanı ve 41 kişilik yönetim kurulu ile sahada olduklarını belirterek, "Biz göreve geldiğimizden bugüne birçok faaliyetimizi gerçekleştirdik. ’Kentte sıkılmadık el, girilmedik gönül bırakmayacağız’ dedik. O sebeple de mücadelemizi sonuna kadar 12 ilçe başkanım, ben dahil 41 kişilik yönetim kurulu üyesi kardeşlerimle beraber önce yüce Türk milletine, sonra Büyük Birlik Partisi’ne ve sonra Cumhur İttifakı’na yakışır icraatları Kocaeli’de sizlerle beraber gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte kentimizde daha fazla nasıl birlik ve beraberliği sağlayabiliriz, bu salonları dolup taşacak kıvama nasıl getirebiliriz, onun için mücadele edeceğiz" dedi. Destici ve İsmail Türüt Çırpınırdı Karadeniz’i seslendirdi Konuşmasının ardından sahneye davet edilen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sanatçı İsmail Türüt ile birlikte "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü seslendirdi. Programda birlik mesajı veren Türüt, "Bir şey sormak istiyorum; samimi duygularımla söylüyorum. Bu memleketin sevdalıları, Türk milliyetçileri, bayrak sevdalıları niye böyle paramparça? Bize yazık olsun be" dedi. Türüt’ün sözleri üzerine Destici, "Büyük birlik olmak zorundayız, büyük birlik olmaktan başka çaremiz yok" ifadelerini kullandı.
İzmitli kız öğrenciler Arapça münazarada dünya ikincisi oldu
17 Ocak 2026 Cumartesi - 10:50 İzmitli kız öğrenciler Arapça münazarada dünya ikincisi oldu Kocaeli’nin İzmit ilçesindeki Mehmet Akif Ersoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin öğrencileri, Katar’da düzenlenen 7. Dünya Münazara Şampiyonası’nda büyük bir başarıya imza atarak dünya ikincisi oldu. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen yarışmalarda Türkiye şampiyonu olan ve Türkiye’yi uluslararası arenada temsil etme hakkı kazanan 12. sınıf öğrencileri Sümeyye Bulut, Zeynep Rümeysa Arabacı, Meryem Rabia Şengül ve Zehra Nur Abay danışman öğretmenleri İman Summakieh yönetiminde Katar’ın başkenti Doha’ya gitti. Burada, ana dili Arapça olan pek çok ülkeyi geride bırakan İzmitli öğrenciler, zorlu etapların ardından final oynayarak dünya ikinciliği elde etti. Mehmet Akif Ersoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi, 2018 yılında da dünya şampiyonu olarak Türkiye’yi başarıyla temsil etmişti. "Sürekli çalıştık, Allah’a tevekkül ettik" Katar’daki şampiyonada Türkiye’yi temsil eden öğrencilerden Zehra Nur Abay, başarıya giden yolda disiplinli çalışma ve maneviyatın önemine dikkati çekti. Din Öğretimi Genel Müdürlüğünce 2024 yılında düzenlenen yarışmalarda Arapça kategorisinde Türkiye şampiyonu olduklarını hatırlatan Abay, şunları kaydetti: "2024’te İman Hoca ile çalışmaya başladık ve sıkı bir program uyguladık. Bu süreçte İman hoca gerek Arapça gerek münazara teknikleri gerekse ihlasımız üzerine bize çok yardımcı oldu. Sürekli birlikte çalıştık, Allah’a tevekkül ettik. Yarışmaya kadar bu süreci bu şekilde ilerlettik. Türkiye birincisi olduktan sonra da Katar’da ülkemizi temsil etmeye hak kazandık." "1,5 yıl boyunca 100’ü aşkın konu araştırdık" Katar biletini aldıktan sonra hazırlıkların daha da yoğunlaştığını belirten Zeynep Rümeysa Arabacı, şampiyona sürecindeki çalışma tempolarına değindi. Arabacı, ana dili Arapça olan rakiplerini geride bıraktıkları süreci şu sözlerle anlattı: "1,5 yıllık bir hazırlık sürecimiz oldu. Bu süreçte çıkması muhtemel olduğunu düşündüğümüz 100’ü aşkın konu hakkında araştırma yaptık ve haklarında delil topladık. Aynı zamanda Arapça münazaralar gerçekleştirdik, dini anlamda da kendimizi geliştirdik. Bu süre zarfında münazara üslubumuz oturdu. Kendimize konu belirleyip, hazırlandıktan sonra münazara pratikleri yaptık. Hindistan ve Lübnan gibi farklı ülkelerle hazırlık maçları gerçekleştirdik. Üniversitelerin düzenlediği münazaralarda takım eksikliği olduğunda onlara katılarak kendimizi geliştirme imkanı bulduk. Mayıs ayında elemelere girdik ve 40 ülke arasından, ana dili Arapça olan ülkeleri de geçerek 5. sırada Katar’a gitmeye hak kazandık." "Hem YKS’ye hazırlandık hem de ana dili Arapça olanlarla yarıştık" Sümeyye Bulut ise bir yandan üniversite sınavına (YKS) hazırlanırken diğer yandan dünya devleriyle yarışmanın zorluğunu anlattı. 45 ülke arasından sıyrılarak Katar’daki finallere katılmaya hak kazandıklarını belirten Bulut, hem akademik hem de mental olarak yoğun bir süreçten geçtiklerini vurguladı. Bulut, şampiyonada karşılaşılan önemli güçlüklerden birinin farklı bir dil ve kısıtlı zaman olduğunu ifade ederek, "Çalışma sürecimiz yoğundu, çok gayret istiyordu. Yanında YKS çalışmamız da olduğu için bizi zorlayan bir süreçti. Aynı zamanda münazaralarda 20 dakika öncesinden konu veriliyordu. Bu süreçte ekip olarak kendimizi hazırlamamız gerekiyordu ama çok şükür atlattık. Bizi en çok zorlayan unsur, rakiplerimizin ana dillerinin Arapça olmasıydı. Biz sonradan Arapça öğrenmiştik. Onlar kendilerini çok iyi ifade ediyordu. 20 dakikalık süreçte tamamen konuyu anlayıp, argüman bulmak ve Arapça metnini yazabilmemiz gerekiyordu. Bunların hepsini 20 dakikaya sığdırmak zordu. Çok uzun ve yorucu bir süreçten geçtik. Orada ülkemizi temsil etmeye çalıştık ve güzel bir derece elde ettik" ifadelerini kullandı. Danışman Öğretmen Summakieh: "Türkiye’yi temsil etmekten onur duyduk" Takımın danışman öğretmeni İman Summakieh da başarının sırrının disiplin olduğunu kaydetti. 12 yıldır Türkiye’de yaşadığını belirten Summakieh, "Kazanmamızın sebebi birçok faktörden oluşuyordu. Bunlardan en önemlileri disiplin, birlikte çalışmak ve sabır. En önemlisi de ekip arasındaki yardımlaşma. Arkadaşlarımızla birlikte o ruha sahip olduk. Türkiye’yi temsil etmekten onur duyduk. Güzel bir iz bıraktığımız için çok mutluyuz" diye konuştu.
İsrail’in saldırısında bacağını kaybeden Gazzeli gazeteci meslektaşlarına seslendi
16 Ocak 2026 Cuma - 14:43 İsrail’in saldırısında bacağını kaybeden Gazzeli gazeteci meslektaşlarına seslendi Kocaeli’de "Basın Onur Günü" kapsamında Kocaeli’de düzenlenen programa, İsrail’in saldırısında bir bacağını kaybeden Gazzeli gazeteci Sami Şehada katıldı. Şehada, savaşta hayatını kaybeden meslektaşlarını ve Gazze’deki çocukların yaşadığı dramı aktararak, gazetecilerin güvenli şekilde görev yapabilmesinin önemine dikkati çekti. Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti (KOGACE) tarafından organize edilen etkinlik, kentin önemli tarihi yapılarından Kasr-ı Hümayun’da gerçekleştirildi. Programa Vali İlhami Aktaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, KOGACE Başkanı Cemal Kaplan, Gazzeli kameraman Sami Şehada, milletvekilleri, siyasi partilerin il başkanları, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve gazeteciler katıldı. "İsrail’in işlediği suçları belgelemek amacıyla, her şeyi kaydeden bir kameramanım" Gazze’de yaşananları anlatan Sami Şehada, "Bugün karşınızda 20 yıllık kameraman olarak bulunuyorum. İsrail’in işlediği suçları belgelemek amacıyla, her şeyi kaydeden bir kameraman olarak buradayım. İsrail; gazeteci, taş dağ, savaş, çocuk ya da kadın ayırt etmeden her şeyi yok ediyor. Bu katliamı bütün dünyaya duyurmaya çalışırken, birçok arkadaşımız ve meslektaşımız hayatını kaybetti. Bu suçlar, kültürlü ve özgür bir halka karşı işleniyor. Şahit olduğumuz bu savaş, modern tarihin en vahşi yönünü gösteriyor. İnsanlık suçlarının en üst seviyede işlendiği bir faaliyeti ortaya koyuyor. Gazze halkı yaşamla ölüm arasında sınama yaşamaktadır. Gazze füzelerle hedef alınmaktadır. İlaçlardan, elektrikten ve temel insani ihtiyaçlardan mahrum bırakılmış durumda" dedi. "Görevim başındayken İsrail tankı tarafından bizzat hedef alındım" Şehada, sözlerine şöyle devam etti: "Bugüne kadar 250 gazeteci şehit edildi. Dünya tarihinin hiçbir savaşında bu kadar gazetecinin öldüğü kaydedilmedi. İnsani ihtiyaçların karşılanamadığı ortamda hedef alındılar. Bir yandan kamerayı taşırken, bir yandan da ailelerimiz için endişe ediyorduk. Ben de bunlardan biriyim. Görevim başındayken İsrail tankı tarafından bizzat hedef alındım. O sırada bilincimi kaybetmedim. Patlamayı hatırlıyorum; konuşuyordum ve ne olduğunu tamamen farkındaydım. Önümde ayağımı gördüm. Uzvumu elimde tutarak vurulduğum yerden sürünerek uzaklaştım. Kan kaybederken, ölümle yaşam arasında sınama yaşadım. Bu sabır esnasında ağzımda ilk çıkan kameramın nerede olduğunu sormak oldu. Çok büyük bir acıydı ama benim hikayem bitmedi, yeni bir hikaye başladı." "İsrail, tam 1 yıl 2 ay boyunca tedavi görmemi engelledi" Yaşadığı olaydan iki hafta sonra görevine geri döndüğünü söyleyen Şehada, "Bu olaydan sadece iki hafta sonra görevime geri döndüm çünkü vereceğim mesaj, yaşadığım acıdan çok daha büyüktü. Gerçekleri ulaştırmak, bedeli ne olursa olsun her şeyden daha önemlidir. İsrail, tam 1 yıl 2 ay boyunca tedavi görmemi engelledi. Daha sonra Türkiye İçişleri Bakanlığı ve TRT Arapça’nın katkılarıyla Gazze’den çıkıp tedavi olma fırsatı yakaladım. Şu anda karşınızda, protez bacakla duruyorum. Bundan sonra mesleğimin başına tekrar döneceğim günleri bekliyorum" diye konuştu. "Gazze’nin sesi olun" Gazze’nin günlük saldırıya uğradığını anlatan Sami Şehada, sözlerini şöyle noktaladı: "Daha dün 10 şehit verdik. Ateşkes olmasına rağmen savaş durmuş değil. Her gün ez az bir şehit veriyoruz. Çocuklarımız soğukta şehit düşüyor. İnsanlar için yapılan insani yerleşimler hava saldırılarıyla hedef alınıyor ve coğrafi şartlar da oradaki insanların zor şartlarda yaşamasına sebep oluyor. Hiçbir yeri şu anda güvenli değil. Gazze bütün insanlığın gözü önünde yok ediliyor. Oradaki gazeteciler çok fazla bir şey istemiyor. Sadece görevlerini güvenli şekilde yapabilmeleri için temel bir koruma talep ediyorlar. Gerçekleri aktarırken bunun bedelini hayatlarıyla ödemek istemiyorlar. Sizden bir talebim var. Bugün buradan, hepiniz lütfen Gazze’nin sesi olun. Şehit olan gazetecilerin sesi olun. Soğuktan hayatını kaybeden çocukların sesi olun. Kendime verdiğim bir söz var. Yüreğimi güçlü tutacağım, kamera elimde olacak. Vücudumuz ne kadar acı çekerse çeksin, umutlarımız tükenmeyecek. Umutlarımızla her zaman güçlü kalacağız." Programda Masaya, Mustafa Kemal Atatürk’ün 16 Ocak 1923’teki basın toplantısına katılan şu isimler için karanfil bırakıldı: "Kızılay Başkanı Havit Bey, İlk Dam başyazarı Yakut Kadri Karaosmanoğlu, İleri başyazarı Suphi Nuri İleri, Kılıçzade İsmail Hakkı Kılıçoğlu, Tevhid-i ve Tekrar başyazarı Velid Ebuzziyam, Vakit başyazarı Ahmet Emin Yalman, Akşam başyazarı Fahri Rıfkı Atay, Halide Edip Adıvar, Doktor Adnan Adıvar ve Tan başyazarı İsmail Müştak Maya." Öte yandan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, gazetecilerle İzmit’te bir araya gelerek Cumhuriyet fikrini dile getirdiği 16 Ocak günü, her yıl "Basın Onur Günü" olarak kutlanıyor.
DES Genel Başkanı Çelebi’den velilere karne uyarısı: "Sevginizi notlara bağlamayın"
16 Ocak 2026 Cuma - 12:36 DES Genel Başkanı Çelebi’den velilere karne uyarısı: "Sevginizi notlara bağlamayın" Demokrat Eğitimciler Sendikası (DES) Genel Başkanı İshak Çelebi, 2024-2025 eğitim öğretim yılı yarıyıl tatili öncesinde velilere uyarılarda bulunarak, "Karne, çocuğun değeri değil, mevcut durumun bir göstergesidir" dedi. İshak Çelebi, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye genelinde yaklaşık 18 milyon öğrencinin karnelerini alarak 15 günlük sömestir tatiline gireceğini hatırlattı. Eğitim döneminin değerlendirilmesinde başarı ya da başarısızlığın sadece öğrenciye mal edilemeyeceğini vurgulayan Çelebi, sonucun aile, okul ve çevrenin ortak ürünü olduğunu, iyi bir karnenin ancak öğrenci, veli ve öğretmenin iş birliğiyle yakalanabileceğini belirtti. "Karne sendromuna dikkat edilmeli" Türkiye’de her karne döneminde "karne sendromu" yaşandığına dikkati çeken Çelebi, kötü karne getiren çocuklara yönelik sert ve aşağılayıcı tutumların, çocuklarda ciddi kişilik bozukluklarına yol açabildiği uyarısında bulundu. Çelebi, karne kaynaklı baskıların dayak, evden kaçma ve intihar teşebbüsü gibi üzücü olaylara neden olabildiğini ifade ederek, "Anne ve babalar karneye gereğinden fazla anlam yüklüyor. Karne, çocuğun geleceğinde belirleyici tek ölçüt değildir. Karneye aşırı anlam yüklemek çocuğun duygusal ve psikolojik gelişimine zarar veriyor. Zayıf karne getiren birçok çocuk, ebeveynlerin hatalı davranışları yüzünden depresyona girmekte ve başarısızlığı kişiliği ile özdeşleştirmektedir. Sevginizi notlara bağlamayın" dedi. "Başarısızlığın nedenini birlikte konuşun" Zayıf notlarla eve gelen çocuğun ebeveynlerden daha fazla üzüldüğünün unutulmaması gerektiğini aktaran Çelebi, velilere şu tavsiyelerde bulundu: "Zayıf notların altında yatan asıl sebebi araştırmak gerekir. Her çocuk farklı becerilere sahip bir bireydir; çocuğunuzu sakın başkasıyla kıyaslamayın. Başarısızlığın nedenini birlikte konuşun ve yapılabilecekleri belirleyin. Eksik olduğu konuları tespit edip, gelecek dönem için bir planlama yapın. Sorumluluk paylaşılmalıdır." "Tatil güven tazelemek için fırsat" Çelebi, 15 günlük tatil sürecinin sadece karne sorgulamasıyla geçirilmemesi gerektiğini belirterek, çocuğa güven duyulduğunun hissettirilmesinin önemine değindi. Çocuğun özel yeteneklerinin keşfedilmesi ve bir sonraki dönem başarısını artırabileceği konusunda yüreklendirilmesi gerektiğini kaydeden Çelebi, "Çocuğunuzu kendi gelişim özellikleri içerisinde değerlendirin. Öğretmenleri ile iletişime geçerek iş birliği isteyin. En önemlisi de çocuğunuzla her gün baş başa oturup, onunla bir arkadaş gibi konuşun ve günün değerlendirmesini yapın" ifadelerini kullandı.