Yerel Haberler
Kocaeli
BBP Genel Başkanı Destici, Kocaeli’deki kongrede İsmail Türüt ile sahneye çıkıp türkü söyledi 26 Nisan 2026 Pazar - 18:52:24 Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, suça sürüklenen çocuklarla ilgili yasal düzenleme yapılması gerektiğini belirterek, "Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik" dedi. Aynıca Destici, kongrede sanatçı İsmail Türüt ile "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü de seslendirdi. BBP Kocaeli İl Başkanlığı Olağan Kongresi, İzmit Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda gerçekleştirildi. Kongrede partililere hitap eden Genel Başkan Mustafa Destici, suç örgütleri ve çetelerin özellikle 15 yaş üstü çocukları istismar edip kullandığına dikkati çekti. Çetelerin çocuklara "kahraman" oldukları hissini vererek istedikleri suçları işlettirdiklerini söyleyen Destici, şunları kaydetti: "Hemen hemen her gün böyle bir hadiseyle karşı karşıyayız. Onun için biz Büyük Birlik Partisi olarak ne dedik? Israrla sonu ölümle biten bu tür cinayetlerde yaş sınırı 15-18 değil, 15 olmalı ve 15 yaşının üstündekiler büyükler gibi ceza almalıdır dedik. Büyükler de bu tür saldırılarda ya da kadına karşı işlenen cinayetlerde, terör suçlarında mutlaka ama mutlaka tahliyesiz müebbet cezasına çarptırılmalı. Tahliyesiz müebbet olmazsa, idamı da kaldırmışsınız o zaman ne olur? 40 bin kişinin katili Apo için bile af gündeme gelebilir. Umut hakkından ya da teröristlere aftan bahsedilmemesi için bu tür suçlara tahliyesiz müebbet verilmelidir. Ama bu millet Büyük Birlik Partisi’ne yetkiyi, iktidarı versin; bakalım o 40 bin kişinin katili Apo’yu sallandırıyor muyuz sallandırmıyor muyuz? Bütün Türkiye ve dünya görecek." "Atina’dan bize parmak sallayamazsınız" Destici, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan üzerinden Türkiye’ye mesaj vermesini de eleştirdi. Destici, "Türkiye’ye Yunanistan’dan, Atina’dan parmak sallayan Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a da söylüyorum; siz o zaman bizim padişahlarımızın, sultanlarımızın eteğini öpüyordunuz. Sizin kralınız bizim vezir-i azamımızla ancak görüşebiliyordu. Padişahımızla görüşemiyordu. Yalvardınız yakardınız kraliçelerinizi gönderdiniz Osmanlı saraylarına ve Osmanlı sizi düşmanlarınızdan korudu. Bugün Fransa diye bir cumhuriyet varsa bunu önce Osmanlı’ya borçlusunuz. Onun için haddinizi bileceksiniz. 400 yıl bizim bayrağımız dalgalanan Atina’dan bize parmak sallayamazsınız. Gün gelir o şanlı bayrak Atina’da da tekrar dalgalanır, gün gelir siz yine bizim cumhurbaşkanımızın, devlet başkanlarımızın elini eteğini öpmek zorunda kalırsınız. Onun için haddinizi bileceksiniz. Eğer Türkiye, Yunanistan’a saldırmaya ya da Yunanistan’la savaş yapmaya karar verse sen mi kurtaracaksın Yunanistan’ı? Ama bizim böyle bir niyetimiz yok. Biz barış istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" Ermeni iddialarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Destici, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın "Bunu geride bırakalım" söylemine karşın içerideki bazı kesimlerin tutumunu eleştirdi. "Paşinyan bile soykırım demezken bizdeki soysuzlar dün yine ’Soykırım’ dediler" diyen Destici, "Evet, bizdeki soysuzlar bunu söylemeye devam ediyorlar. Bu soysuzlar asla ve kat’a bizden değil. Bunlar asla iyi niyetli değil. Bunların dillerinde barış var ama gerçek niyetleri, ellerinden gelse bu memlekette kendilerinden başka, kendilerine itaat etmeyen bir Allah’ın kulunu bırakmamaktır. Çünkü ellerine fırsat geçtiğinde neler yaptıklarını gördük" dedi. "Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı?" Gaziantep’te 23 Nisan töreninde çocuk mehter takımına sırtını dönen CHP İl Başkanı ve beraberindeki gruba da tepki gösteren Destici, "Çocuğa sırt dönülür mü Allah aşkına? Hata yapan çocuğa bile sırt dönülmez. Mehter bölüğü kurmuşlar, ’Ceddin Deden’i söylüyorlar, ’Çırpınırdı Karadeniz’i söylüyorlar, ’Türkler Geliyor’u söylüyorlar. Sen hangisinden rahatsız oldun ey CHP il başkanı? Çırpınırdı Karadeniz’den mi rahatsız oldun, Ceddin Deden’den mi rahatsız oldun, Türkler Geliyor’dan mı rahatsız oldun, Zafer Marşı’ndan mı rahatsız oldun? Sen hangisinden rahatsız oldun? Ama siz ne kadar rahatsız olursanız olun bu topraklarda ’Ya Allah, Bismillah, Allahuekber’ demeye devam edeceğiz. Bu topraklarda Çırpınırdı Karadeniz’i okumaya devam edeceğiz. Bu topraklarda Ceddin Deden’i söylemeye devam edeceğiz. Siz de engelleyemeyeceksiniz, başkaları da engelleyemez" dedi. "Kentte sıkılmadık el bırakmayacağız" BBP Kocaeli İl Başkanı Metehan Küpçü ise göreve geldikleri günden bu yana 12 ilçe başkanı ve 41 kişilik yönetim kurulu ile sahada olduklarını belirterek, "Biz göreve geldiğimizden bugüne birçok faaliyetimizi gerçekleştirdik. ’Kentte sıkılmadık el, girilmedik gönül bırakmayacağız’ dedik. O sebeple de mücadelemizi sonuna kadar 12 ilçe başkanım, ben dahil 41 kişilik yönetim kurulu üyesi kardeşlerimle beraber önce yüce Türk milletine, sonra Büyük Birlik Partisi’ne ve sonra Cumhur İttifakı’na yakışır icraatları Kocaeli’de sizlerle beraber gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte kentimizde daha fazla nasıl birlik ve beraberliği sağlayabiliriz, bu salonları dolup taşacak kıvama nasıl getirebiliriz, onun için mücadele edeceğiz" dedi. Destici ve İsmail Türüt Çırpınırdı Karadeniz’i seslendirdi Konuşmasının ardından sahneye davet edilen BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, sanatçı İsmail Türüt ile birlikte "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü seslendirdi. Programda birlik mesajı veren Türüt, "Bir şey sormak istiyorum; samimi duygularımla söylüyorum. Bu memleketin sevdalıları, Türk milliyetçileri, bayrak sevdalıları niye böyle paramparça? Bize yazık olsun be" dedi. Türüt’ün sözleri üzerine Destici, "Büyük birlik olmak zorundayız, büyük birlik olmaktan başka çaremiz yok" ifadelerini kullandı.
Dilovası’nda Diliskelesi Sahil Projesi için çalışmalar başlayacak
21 Ocak 2026 Çarşamba - 14:01 Dilovası’nda Diliskelesi Sahil Projesi için çalışmalar başlayacak Dilovası’nın çehresini değiştirmesi planlanan Diliskelesi Sahil Projesi için geri sayım başladı. Sahil şeridinde oluşturulacak modern yaşam alanlarıyla vatandaşlara güvenli ve estetik bir sosyal ortam sunulacak. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Hayri Baraçlı, Dilovası’nda yapımı süren ve planlanan projeleri inceledi. Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu ile bir araya gelen Baraçlı, ilçedeki yatırımlara ilişkin değerlendirme toplantısı yaptı. Toplantının ardından saha incelemesi yapan heyet; yapımı devam eden Kent Meydanı, Yeni Belediye Hizmet Binası ve Tavşancıl Sahili’ndeki çalışmaları denetledi. Ziyarette, Tavşancıl’daki tarihi hamam ve evlerin restorasyon süreçleri ile sosyal donatı alanları hakkında bilgi alındı. İncelemelerde, Diliskelesi Sahil Projesi çalışmalarına kısa süre içinde başlanacağı belirtildi. Proje kapsamında ilçenin sahil hattında modern, güvenli ve estetik bir yaşam alanı oluşturulması hedefleniyor. Ailelerin keyifle vakit geçirebileceği sosyal donatı alanları, yürüyüş yolları ve dinlenme alanlarıyla Diliskelesi’nin çehresinin değişmesi amaçlanıyor. Eski Tavşancıl hizmet binası alanına yapılması planlanan Meslek Yüksekokulu projesi de ele alındı. Heyet ayrıca, ilçeye kazandırılması hedeflenen düğün salonları ve sosyal tesis alanlarını gezdi. Belediye Başkanı Ömeroğlu, projelerin ilçenin sosyal ve kültürel yapısına katkı sağlayacağını belirterek, desteklerinden dolayı Büyükşehir Belediyesi yetkililerine teşekkür etti. Ömeroğlu, "Dilovası’nın sosyal, kültürel ve estetik dokusunu güçlendirecek projelerimizi kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz" dedi.
Kocaeli’de LPG tankerindeki yangın davasında 8 sanık için 15 yıla kadar hapis talebi
21 Ocak 2026 Çarşamba - 12:18 Kocaeli’de LPG tankerindeki yangın davasında 8 sanık için 15 yıla kadar hapis talebi Kocaeli’de 2017 yılında LPG tankerinde tanklardan denize boşaltılan gazın patlaması sonucu çıkan yangında 1 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin de yaralandığı olaya ilişkin mütalaa açıklandı. 8 sanık hakkında ayrı ayrı 15 yıla kadar hapis cezası, 3 sanık hakkında ise beraat talep edildi. 9 yıla yaklaşan adalet arayışında artık sonuç beklediğini söyleyen ölen Nail Demirci’nin abisi Hasan Demirci, "Hiç tutuklu yok, bu durum canımızı acıtıyor. Benim kardeşim gitti, dünya malı dünyada olsa ne olur. Adalet yerini bulsun. 8 senedir adliye yollarındayız. Kardeşim 7-8 yıldır çalışıyordu ama sigortası yoktu" dedi. Yangın, Körfez ilçesi İzmit Körfezi Tütünçiftlik açıklarında 29 Nisan 2017 yılında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, HABAŞ’a ait LPG tankeri, tanklarda bulunan LPG yükünü tesislerdeki platforma boşaltmaya başladı. Boşaltma işleminden sonra "Serdar 2" adlı gemilere gıda ürünleri ve personeli taşıyan tekne de boş durumdaki tankere yanaştı. Bu sırada teknede çıkan yangın gemiye sıçradı. Gemide bulunan bir tanker alev aldı. İhbar üzerine Kıyı Emniyeti, Donanma Komutanlığı, Sahil Güvenlik ekipleri ve deniz polisi yangını söndürmek için harekete geçti. Uzun uğraşlar sonucu yangın söndürülürken, 10 kişi tedavi edilmek üzere hastaneye kaldırıldı. 1 kişi de hayatını kaybetti. Sanıklar davaya katılmadı Davanın 27. celsesi, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye devam etti. Duruşmaya taraf avukatları ve müşteki Hasan Demirci katıldı. Sanıklar ise duruşmaya katılmadı. Hasan Demirci, sorumluların cezalandırılmasını talep etti. Cumhuriyet savcısı mütalaasında LPG tankerindeki usulsüz gaz boşaltımını anlattı Cumhuriyet savcısı verdiği mütalaada, Kocaeli’nin Körfez ilçesinde 2017 yılında meydana gelen ve bir kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin de yaralandığı LPG tanker kazasının tüm ayrıntılarına yer verdi. Mütalaada, 27 Nisan 2017 tarihinde, Tütünçiftlik mevkisinde bulunan deniz kıyısındaki Habaş A.Ş.’ye ait LPG tesisi platformuna, gemi içerisinde bulunan tanklardaki LPG yükünü tahliye etmek amacıyla Habaş A.Ş.’ye ait M/T Habaş LPG tankerinin yanaştığı belirtildi. Aynı gün tanker gemisinde bulunan LPG yükünün platformdaki tesislere boşaltılmaya başlandığı ifade edildi. Tahliye işlemlerinin tamamlanmasının ardından, 29 Nisan 2017 tarihinde saat 02.00 sıralarında, geminin 1. kaptanı Murat Pulat’ın bilgisi dahilinde ve geminin 2. kaptanı Yavuz Pehlivanoğlu’nun talimatıyla, LPG tahliyesinde kullanılan hortumun çıkarılarak farklı bir hortumun takıldığı kaydedildi. Takılan bu hortumun bir ucunun denize salındığı, tanklar içerisinde kalan ve artık platforma basılamayan LPG gazının bu yöntemle denize boşaltılmaya başlandığı vurgulandı. "Gemi ile servis botu arasında kalan deniz yüzeyinde biriken gazın patladı" Mütalaada, usule aykırı şekilde gerçekleştirilen bu gaz boşaltım işlemi devam ederken, 29 Nisan 2017 günü saat 16.20 sıralarında, gemideki tankların temizliğini yapmak ve temizlik malzemelerini gemiye yüklemek amacıyla Yüksel Ham ve Kemal Ham’ın yetkilisi olduğu Akın Denizcilik firması tarafından gündelik işçi olarak çalıştırılan ve herhangi bir sigorta girişi yapılmayan işçilerin, Suat İspirli’nin kullandığı ve sahibi olduğu Serdar-2 isimli servis botu ile LPG tankerinin yanına yanaştığı ifade edildi. Temizlik malzemelerinin LPG tanker gemisine yüklendiği sırada, gemi ile servis botu arasında kalan deniz yüzeyinde biriken gazın patlamaya neden olduğu, Serdar-2 isimli servis botunun tamamen yandığı, yangının LPG tanker gemisine de sıçradığı ve tankerin bir bölümünde yangın hasarı oluştuğu da mütalaada yer aldı. "1 ölü 10 yaralı" Olay sonucunda, gündelik ve sigortasız işçi olarak çalıştırılan Nail Demirci’nin denize düşerek kaybolduğu, Demirci’nin 1 Mayıs 2017 tarihinde Sahil Güvenlik dalgıçları tarafından denizde ölü olarak bulunduğu belirtildi. Aynı kazada gündelik ve sigortasız işçilerden Beşir Türkmen, Uğur Türkmen, Abdullah Üncü ve Süleyman Ayna’nın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaralandıkları, yine gündelik ve sigortasız çalıştırılan işçilerden Ali Koç’un hayati tehlike geçirecek şekilde yaralandığı ifade edildi. Servis botunun sahibi ve kaptanı Suat İspirli ile servis botu çalışanı Feti Ünver’in de hayati tehlike taşıyan yaralanmalar geçirdiği, LPG tanker gemisi çalışanları Esnay Öz, Ömür Kaya ve Adem Salış’ın ise basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandıkları kaydedildi. "Suat İspirli asli; Erdinç Gülen, Cihat Turgut ve Kemal Ham tali derecede kusurlu" Mütalaada, 1 Ekim 2019 tarihli bilirkişi heyet raporuna da yer verildi. Rapora göre, Murat Pulat, Yavuz Pehlivanoğlu ve Yüksel Ham’n kusuru bulunmadığı; Erdinç Gülen, Cihat Turgut ve Kemal Ham’ın tali derecede kusurlu, Suat İspirli’nin ise asli derecede kusurlu olduğu aktarıldı. 30 Ekim 2020 tarihli bilirkişi raporunda da aynı tespitlerin tekrarlandığı ifade edildi. "Gas free işlemi yerine gaz denize boşatıldı" Savcılık mütalaasında, 27 Nisan 2017 günü Habaş A.Ş.’ye ait M/T Habaş LPG tankerinin platforma yanaşmasının ardından, tanklarda kalan gaz için usulüne uygun "gas free" işlemi yapılması gerekirken, zaman ve ekonomik kaygılarla bu işlemin yapılmadığı, bunun yerine 1. kaptan Murat Pulat’ın bilgisi dahilinde, 2. kaptan Yavuz Pehlivanoğlu’nun talimatıyla Erdinç Gülen tarafından getirtilen ek bir hortumun tanka ait vanaya monte edildiği ve gazın 29 Nisan 2017 saat 02.00’den itibaren denize verilmeye başlandığı belirtildi. "Usulsüz işlemin gizlenmeye çalışıldı" Mütalaada ayrıca, temizlik için gelen işçileri taşıyan servis botunun tankerin yanına yanaşmasına rağmen gaz boşaltım işleminin durdurulmadığı, deniz yüzeyinde biriken gazın patlamaya ve ardından yangına yol açtığı, bunun sonucunda ölümlü ve yaralanmalı iş kazasının meydana geldiği ifade edildi. Habaş A.Ş.’ye ait LPG tankerinin platforma yanaştığı tarihten itibaren platform kamera sisteminin görüntü kaydı yapmadığının tespit edildiği, bu durumun usulsüz işlemin gizlenmeye çalışıldığına dair kanaat oluşturduğu vurgulandı. "Habaş şirket yetkilileri yüzde 50 oranında kusurlu" Ek bilirkişi raporlarında, Habaş şirket yetkililerinin yüzde 50 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aldırılan 16 Mart 2022 tarihli bilirkişi raporunda ise Habaş Petrol Ürünleri San. ve Tic. A.Ş.’nin LPG tankerindeki tüm süreçte komuta kademesinde bulunduğu ve operasyonun her aşamasında gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almakla yükümlü olduğunun belirlendiği aktarıldı. Şirket yönetimi de kusurlu bulundu 2 Ekim 2023 tarihli bilirkişi raporu ve 13 Mart 2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, şirket yönetim kurulu başkanı Mehmet Rüştü Başaran, başkanvekili Aysel Başaran, yönetim kurulu üyesi Erol Başaran Altıntuğ, yönetim kurulu üyesi ve B grubu imza yetkilisi Fikriye Filiz Başaran Haseski ile B grubu imza yetkilisi Mehmet Naim Kılıçoğlu’nun sorumlu ve kusurlu olduklarının tespit edildiği kaydedildi. "8 sanık hakkında ceza, 3 sanık hakkında beraat istemi" Savcı, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları, mağdur ve sanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak bir kişinin ölümüne ve 10 kişinin yaralanmasına neden olduklarını belirtti. Bu kapsamda sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerinin anlaşıldığını ifade etti. Mütalaada, Aysel Başaran’ın sağlık durumu nedeniyle ifadesinin alınamaması sebebiyle dosyasının ayrılmasına, olaydan sonra hayatını kaybeden Kemal Ham hakkında kamu davasının düşürülmesi talep edildi. Suat İspirli, Erdinç Gülen, Cihat Turgut, Murat Elbaşı, Mehmet Rüştü Başaran, Erol Başaran Altıntuğ, Mehmet Naim Kılıçoğlu ve Fikriye Filiz Başaran Hasesk’nin taksirle bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan ayrı ayrı 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi. Murat Pulat, Yavuz Pehlivanoğlu ve Yüksel Ham’ın ise beraatine karar verilmesi talep edildi. Duruşma, avukatların süre talep etmesi üzerine ertelendi. "8 senedir adalet bekliyoruz" Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan Nail Demircinin abisi Hasan Demirci, "Patlama haberi geldiğinde olay yerine gittim ancak kardeşimden haber alamadım. Karakola ve hastaneye de gittim ancak ondan bir iz bulamadım. Mal sahipleri orada olduğunu inkar etti, arkadaşları ’yanımızdaydı’ dedi. En sonda cesedi Körfez’de 3 gün sonra çıktı. Kimse suçu kabul etmiyor. 8 yıldır adalet bekliyoruz ama olmuyor. Olmayınca olmuyor. İnşallah adalet yerini bulur. Hiç tutuklu yok, bu da canımızı acıtıyor. Benim kardeşim gitti, dünya malı dünyada olsa ne olur. Adalet yerini bulsun. 8 senedir adliye yollarındayız. Kardeşim 7-8 yıldır orada çalışıyordu ve sigortası yoktu" dedi.
Uzmanı uyardı: "Rahim ağzı kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor"
20 Ocak 2026 Salı - 17:23 Uzmanı uyardı: "Rahim ağzı kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Midvar Dashdamirova, "Serviks (rahim ağzı) kanseri, rahim ağzındaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. Önlenebilir ve erken tanı ile tedavi edilebilir bir hastalıktır" dedi. Samsun Büyük Anadolu Darıca Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Midvar Dashdamirova, Ocak ayının Serviks kanseri farkındalık ayı olduğunu hatırlatarak, toplumda bilinç oluşturmanın ve düzenli taramaların önemine dikkat çekti. Opr. Dr. Midvar Dashdamirova hastalık hakkında "Serviks kanseri, rahim ağzını oluşturan hücrelerden kaynaklanan ve çoğunlukla Human Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu ile ilişkili bir hastalıktır. Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerden biri olan serviks kanseri, erken tanı ile büyük oranda önlenebilir ve tedavi edilebilir" diye konuştu. Serviks kanserinin nedenleri Rahmin vajinaya açılan alt kısmı olan serviks, üreme ve doğum sürecinde kritik rol oynadığını ve hücrelerde zamanla oluşan anormal değişiklikler tedavi edilmezse kansere dönüşebildiğini belirten Dr. Midvar Dashdamirova," Serviks kanseri, rahim ağzındaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkar. En önemli neden, yüksek riskli HPV tipleriyle uzun süreli enfeksiyondur. HPV oldukça yaygın bir virüs olup çoğu birey yaşamının bir döneminde HPV ile karşılaşır. Bağışıklık sistemi çoğu zaman virüsü temizlerken, kalıcı enfeksiyonlar kansere yol açabilir. Serviks kanseri en sık 30–50 yaş arası kadınlarda görülür. Başlıca risk faktörleri arasında: Erken yaşta cinsel ilişki, Çok sayıda cinsel partner, HPV enfeksiyonu, Sigara kullanımı, Bağışıklık sisteminin zayıflaması, Düzenli jinekolojik taramaların yapılmaması yer alıyor. Erken evrelerde genellikle belirti vermeyen serviks kanseri, ileri evrelerde şu şikâyetlerle kendini gösterebilir: Adet dışı veya ilişki sonrası kanama, Kötü kokulu vajinal akıntı, Kasık ve bel ağrısı, İleri dönemlerde idrar ve bağırsak sorunlardır" şeklinde konuştu. Serviks kanserinde tarama, erken tanı ve tedavi Serviks kanseri tarama testleri ile erken dönemde saptanabildiğini ifade eden Dr. Midvar Dashdamirova, "Bunlar Pap Smear testi ve HPV DNA testidir. Türkiye’de 30–65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir HPV ve Pap smear testi taraması öneriliyor. Bu sayede kanser öncüsü lezyonlar erken dönemde tespit edilerek kansere dönüşmeden tedavi edilebiliyor. HPV aşısı, serviks kanserine neden olan yüksek riskli HPV tiplerine karşı koruma sağlıyor. 9–45 yaş arasında uygulanabiliyor. Cinsel ilişki başlamadan önce yapılması en yüksek korumayı sağlıyor. Cinsel olarak aktif bireylerde de faydalı. Aşı, serviks kanserinin yanı sıra genital siğiller ve diğer HPV ilişkili kanserlere karşı da koruyucu. Ancak taramanın yerini almıyor, birlikte uygulanması gerekiyor" ifadelerini kullandı. Hastalıktan korunma yolları Dr. Midvar Dashdamirova, şunları söyledi: "HPV aşısı yaptırmak, Düzenli jinekolojik muayene ve tarama testleri, Güvenli cinsel yaşam, Sigaranın bırakılması ve Bağışıklık sistemini güçlendirmektir. Serviks kanseri önlenebilir ve erken tanı ile tedavi edilebilir bir hastalıktır. Ocak ayı Serviks Kanseri Farkındalık Ayı, toplumda bilinç oluşturmak, tarama ve aşılamanın önemini vurgulamak için önemli bir fırsattır. Kadınların düzenli kontrollerini yaptırmaları ve HPV aşısı konusunda bilgilendirilmeleri hayati önem taşımaktadır."
Arkadaşının ölümünden sorumlu tutulan sanık: "Onun ailesi yoktu, benim ailem var"
20 Ocak 2026 Salı - 17:11 Arkadaşının ölümünden sorumlu tutulan sanık: "Onun ailesi yoktu, benim ailem var" Kocaeli’nin Körfez ilçesinde Zafer Ateş’in bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin davada son sözü sorulan sanık, "Ölenin ailesi yoktu ancak benim ailem var. Ailesi olmayan biri kazara ölmüş olabilir ancak benim ailemin yok olmasına izin vermeyin" ifadesini kullandı. Mahkeme heyeti, eylemin haksız tahrik altında işlendiğine hükmederek sanığı 18 yıl hapis cezasına çarptırdı. Olay, 10 Aralık 2024 tarihinde Yavuz Selim Mahallesi Sağlık Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, Selçuk Ş. ile Zafer Ateş (52) arasında tartışma başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine çıkan kavgada Zafer Ateş bıçakla yaralandı. Göğsünden yaralanan Ateş, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Olaya ilişkin çalışma yapan polis ekipleri, kaçan şahsı ablasının evinde yakaladı. Gözaltına alınan zanlı, ifadesinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. "Ölenin ailesi yoktu ancak benim ailem var" Olayla ilgili davanın son celsesi Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık ve avukatı katıldı. Savunması için söz hakkı verilen Selçuk Ş., Zafer Ateş ile arkadaş olduklarını ve aralarında herhangi bir husumetin bulunmadığını söyledi. Olay gününü de anlatan Selçuk Ş., savunmasına şöyle devam etti: "Olay günü benim evimde yer sofrasında yemek yiyip alkol tüketiyorduk. Zafer, ablamla evlenmek istediğini söyledi. Bunu duyan ablam, alkol masasında bunun konuşulmasından dolayı rahatsız oldu ve kızdı. Bunun üzerine Zafer, ’Seni de öldürürüm, ablanı da öldürürüm’ diyerek elindeki bıçakla tehdit ve küfür etti. Aramızda arbede çıktı. İkimizin de elinde bıçak vardı. Zafer, sofraya takılıp kendimi korumak amacıyla elimde tuttuğum bıçağın üzerine düşerek yaralandı. Olay kazayla gerçekleşti. Sadece 1 bıçak darbesi var. Öldürmeye kastım olsaydı, daha fazla bıçak yarası olurdu. Herhangi bir husumetimiz ve kavgamız yoktu. Pişmanım, keşke olmasaydı. Maktulün 2 kişiyi öldürdüğünün göz önünde bulundurulması istiyorum. Ölenin ailesi yoktu ancak benim ailem var. Ailesi olmayan biri kazara ölmüş olabilir ancak benim ailemin yok olmasına izin vermeyin." 18 yıl hapis Mahkeme heyeti, suçun haksız tahrik altında işlendiği kanaatiyle sanığa 18 yıl hapis cezası verilmesine hükmetti.