SPOR - 23 Şubat 2026 Pazartesi 18:27

Selçuk İnan: "Maç kazanmak dünyanın en güzel şeyi"

A
A
A
Selçuk İnan: "Maç kazanmak dünyanın en güzel şeyi"

Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Beşiktaş maçı öncesi yaptığı açıklamada, "Maç kazanmak dünyanın en güzel şeyi, üstü yok" dedi.


Trendyol Süper Lig’in 24. hafta karşılaşmasında Kocaelispor, cumartesi günü saat 16.00’da Beşiktaş’ı ağırlayacak. Maçın hazırlıklarına başlayan Kocaelispor’da teknik direktör Selçuk İnan antrenman öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.



"Ofansif olarak kafamdakiler sahaya bireysel performans olarak gelemedi"


Rizespor deplasmanında alınan mağlubiyete daha ofansif kadro seçiminin etkisi konusunda Selçuk İnan, "Her maçın farklı stratejisi oluyor. Rakiplerimiz farklı güçlerde oluyor, farklı varyasyonlar da deniyorlar. Yeni hocalarıyla beraber oynamış oldukları oyunun neredeyse yüzde 90’ından fazlasında hep üçlü sahaya çıkmışlardır. Biz üçlüye göre hazırlandık. Tabii ki dörtlü oynama ihtimalleri de vardı, ikisi için de hazırlığımız vardı. Sizinle sıcağı sıcağına her şeyi paylaşamıyoruz. Maalesef Tayfur son gün sakatlandı. Son gün bir değişiklik oldu. Bazı oyuncularımız fiziksel olarak sıkıntılı bir süreçten geçiyor, bunu gözlemledik ve onları biraz daha dinlendirme kararı aldık. Ekibimize bunların hepsini değerlendirdiğinizde; dışardan bir orta saha oyuncusunun olmaması bir tık ofansif olarak sahaya çıkmış gibi gösterebilir. Aslında o da bir plan dahilindeydi. Ne yalan söyleyeyim; ofansif olarak da kafamdaki şeyler sahaya konumlanma olarak geldi ancak bireysel performans olarak gelemedi, bu yüzden de çok etkili olamadık. Artık bizim için yeni bir sayfa var" değerlendirmesinde bulundu.



"En az son iç saha maçı gibi mücadele etmeliyiz, istemeliyiz"


Form grafiği yükselen Beşiktaş’a karşı oynayacakları maçla ilgili ön değerlendirmede bulunan Selçuk İnan, "Beşiktaş son dönemlerde çok formda. Oyuncuları çok iştahlı, çok istekli. Bunu da bireysel performansa da yansıtıyorlar. Gol atıyorlar, önde oynamaya çalışıyorlar. Fazlasıyla pozisyona girmeye çalışıyorlar. Çok formda takıma karşı kendi sahamızda ve seyircimiz önünde oynayacağız. Bizim son oynadığımız Rize maçı, ondan önce oynadığımız oyunların altında kalmış olabilir. Ama bizim gibi takımların bütün sezon boyunca bu kadar yüksek oynaması da çok kolay değil. Ama oyuncularımız bugüne kadar bunu gerçekten sahaya yansıttılar. O yüzden de onlara hep teşekkür ettim. Beşiktaş maçı da bunlardan biri olmalı. En az bundan önce iç sahada oynadığımız maçlar gibi mücadele etmeliyiz, istemeliyiz. Taraftarımızla beraber bu maçı kazanmak, puanlar almak için sahaya çıkacağız" dedi.



"Haidara cezalı, Jovanovic’in oynama ihtimali çok zor. Susoho sakat"


Takımdaki eksiklerle ilgili açıklama yapan Selçuk İnan, "Mas cezalı biliyorsunuz. Jovanovic’in oynama ihtimali çok zor. Suso yine sakatlığı var. Tayfur inşallah aramızda olacak. Birkaç tane eksiğimiz var ama değerlendirme yaparken oyuncuların eksikliğinden ziyade elimizdeki oyuncuların performansından yola çıkıyorum 11 kişi sahaya çıkacağız. Kendi seyircimiz önünde bugüne kadar hep üstün oynayan taraf olduk. Üst mücadele gösterdik. Amacım yine böyle güzel bir oyun ve taraftarımıza güzel mücadele seyrettirmek. Bunun sonunda puanlar kazanmak çok güzel olur" diye konuştu.



"Skor katkısı vermeye başladılar ama henüz yetmez"


Özellikle kanat oyuncuların performansındaki yükselmeyle ilgili sorulara genç teknik adam, "Çok çalışıyoruz. Onların gelişimi için emek veriyoruz. Onlar da çok çalışıyor ve istiyorlar. Elbet bir gün skor katkısı vereceklerdi. Yavaş yavaş skor katkısı vermeye başladık. Ama benim için henüz çok az, yetmez. Onlara ihtiyacımız var. Yetenekli oyuncularımız var. Onlar skor anlamında da sahada olursa bizim işimiz daha kolaylaşır" şeklinde konuştu.




"Kazanmak maddi ve manevi o kadar önemli ki..."


Ligde orta sıralarda yer aldığı için takımın hedefsiz kalmaya başladığına dair yapılan yorumların hatırlatılması üzerine Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan hedefsiz kalmalarının söz konusu olmadığının altını çizdi. İnan, "Kendi adıma hiç konfor alanı hissetmiyorum. Her maçı kazanmak için çıkmak lazım. Puan almak lazım. Ligimiz böyle. Bu söylem benim çok da sevmediğim, elimde olsa ne sizden, ne taraftarlardan, ne kimseden bunu dile getirmesini isterim. ‘Neredeyse ligde kalmayı garantiledik ve üste de çıkamayacak bir takım halindeyiz’ gibi söylemleri sevmiyorum. Çünkü çok önemli maçlara çıkıyoruz. Bir maç kazanmak maddi ve manevi açıdan o kadar değerli ki. Oyuncularım da şu ana kadar benim gibi olmaya çalıştılar. Benim düşüncemi paylaştılar sahanın içinde. Bundan sonra da inşallah böyle olacak. En azından bunu bu şekilde tutmak için ben çalışıyorum, çaba sarf ediyorum. 30 puan ya da 40 puan ya da 50 puan neyse alınacak ne kadar puan var onun için mücadele etmelisiniz. Ben böyle bakıyorum. Her maç benim için hedef. Her kazandığınız maçta kulübünüz para kazanıyor. Sizin önümüzdeki yıllarda kendinizi görmek istediğiniz yerle alakalı önemli projeleriniz olabilir. Takımın özgüveni açısından önemli. Maç kazanmak dünyanın en güzel şeyi. Bunun üstü yok. Bunu bildiğim için oyuncularımla bu şekilde paylaşıyorum. Rehavete kapılmak hiçbir şekilde söz konusu dahi değil" dedi.



"Alınacak 33 puan var. Onlara konsantre olalım"


Ligde kalmak için kaç puana ihtiyaçları olacağına dair Selçuk İnan, "Şu an bununla ilgili yorum yapmayayım. Biz maç kazanalım. Çok erken zaten. Alınacak 33 puan var. Biz onlara konsantre olalım. Puan söylemeyeyim. Çünkü bilemeyiz" diye konuştu.



"Farkımız; taraftarımızın aidiyeti ve fazlalığı"


İç saha ve deplasman karneleri arasındaki ciddi farklılıkta taraftarın etken olması konusunda ise İnan, "Taraftarımız bizim için olmazsa olmaz. Onları çok seviyoruz. Onların desteği bizim için çok önemli. Ama bu sadece bizim için geçerli bir durum değil. Dünyada ne kadar takım varsa belki de yüzde 99’undan fazlası iç sahada daha fazla maç kazanıyor. Biz de onlardan biriyiz. Bizim taraftarımızın fazlalığı ve takıma olan aidiyeti bizim farkımız olabilir. O yüzden onların desteği bizim için çok önemli" sözlerini kaydetti.



Selçuk İnan: "Maç kazanmak dünyanın en güzel şeyi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kırıkkale Kırıkkale’nin tanıtımı toplantıda konuşuldu Kırıkkale’nin tanıtımı ve turizm potansiyelini arttırmak amacıyla gerçekleştirilen toplantıda planlanan çalışmalar masaya yatırıldı. Kırıkkale Valiliği koordinasyonunda Vali Yardımcısı Seyfullah Ordueri başkanlığında, Kırıkkale Belediyesi, İl Özel İdaresi, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Ahiler Kalkınma Ajansı, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği başta olmak üzere turizm sektörü temsilcileri, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör paydaşlarının katılımıyla yapıldı. Toplantıya Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Destinasyon Uzmanı da katılım sağlayarak Kırıkkale’nin tanıtımına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Sunumda özellikle "Gezsen Kırıkkale" ve "Go Kırıkkale" sosyal medya hesapları üzerinden yürütülen dijital tanıtım faaliyetleri, içerik üretim süreçleri ve elde edilen etkileşim sonuçları paylaşıldı. Toplantıda, Kırıkkale ve ilçelerinin tanıtım faaliyetlerinin daha etkin ve uyumlu bir çerçevede yürütülmesi, yerel çalışmalar ile ulusal ve uluslararası tanıtım faaliyetleri arasında güçlü bir eşgüdüm sağlanması, destinasyonların marka değerinin artırılması ve iletişim süreçlerinin geliştirilmesi konuları ele alındı. Turizm ürün ve deneyimlerinin dijital görünürlüğünün artırılması, içeriklerin güncel tutulması, turizm ürünlerinin geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesi ile tanıtıma uygun hale getirilmesi yönünde yapılabilecek çalışmalar da toplantıda değerlendirildi. Paydaşlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi, yönetim ve stratejik planlama kapasitesinin artırılması ve sürdürülebilir destinasyon yönetimi modelinin oluşturulması konularında görüş alışverişinde bulunuldu. İl Tanıtım ve Geliştirme Kurulu aracılığıyla hedef odaklı, iş birliğine dayalı ve sonuç üretmeye yönelik çalışmaların artırılması, Kırıkkale’nin ulusal ve uluslararası alanda daha görünür hale getirilmesi ve sürdürülebilir turizm yaklaşımının güçlendirilmesi yönünde kararlılığın vurgulandığı toplantıda, kurumlar arası koordinasyonun artırılması ve ortak tanıtım yaklaşımının benimsenmesi yönünde atılacak adımların belirlendi.
Düzce Kadınlarda erkeklerden 2-3 kat daha fazla görülüyor Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, Multipl Skleroz (MS) hastalığına ilişkin önemli bilgiler paylaştı. MS’in genellikle yaşamın en üretken ve aktif olduğu 20 ile 40 yaşları arasında ortaya çıktığını kaydeden Mehmet Hamamcı, "Ancak çocukluktan yaşlılığa kadar her dönemde görülme ihtimali vardır. Genç erişkinlerde travma dışı nörolojik engelliliğin en yaygın nedenlerinden biridir. Cinsiyet bazında baktığımızda, kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sık görüldüğünü biliyoruz" şeklinde konuştu. Hastalığın ortaya çıkışında genetik ve çevresel faktörlerin karmaşık bir etkileşiminin söz konusu olduğunu ifade eden Hamamcı, "MS doğrudan bir ebeveynden çocuğa geçen kalıtsal bir hastalık değildir; ancak genetik bir yatkınlık zemini vardır. Yatkınlığa sahip kişilerde D vitamini eksikliği, bazı viral enfeksiyonlar ve özellikle sigara kullanımı gibi çevresel tetikleyiciler eklendiğinde hastalık süreci başlayabilir" diye konuştu. Her bireyde farklı görülüyor Hastalığın her bireyde farklı şekillerde ortaya çıkabildiğini, bu yüzden zaman zaman "bin bir suratlı hastalık" olarak da anıldığını dile getiren Doç. Dr. Hamamcı, "Ancak en sık karşılaştığımız ilk belirtiler arasında; bir gözde ani görme kaybı veya bulanık görme, kol veya bacaklarda uyuşma, karıncalanma, güç kaybı, dengesizlik, çift görme ve açıklanamayan aşırı yorgunluk hali yer alır" dedi. "Başarıyla uyguluyoruz" "Tıbbi anlamda MS’i vücuttan tamamen ortadan kaldıran ‘kesin bir tedavi’ henüz bulunmuş değildir" diyen Hamamcı, "Ancak günümüzde MS, doğru tedavi ile kontrol altına alınabilen bir hastalık haline gelmiştir. Tedavi sürecinde; atak dönemlerinde uyguladığımız yüksek doz kortizon ve/veya plazmaferez (kan temizlenmesi/filtrelenmesi) tedavilerinin yanı sıra, hastalığın seyrini değiştiren, yeni atakları ve kalıcı hasarları önleyen çok sayıda yeni nesil koruyucu ilacımız (haplar, iğneler, akıllı moleküller) mevcuttur. Düzce halkına büyük bir mutlulukla söyleyebilirim ki MS tedavisi, tıpta ve nörolojide en hızlı gelişen alanlardan biridir ve üniversitemizde bu tedaviler uygulanabilmektedir. Örnek vermek gerekirse; Düzce Üniversitesi olarak dirençli ataklarda veya ağır seyreden durumlarda hayati önem taşıyan ‘plazmaferez’ tedavisini de başarıyla uyguluyoruz. Bu imkânlar sayesinde hastalarımızın başka şehirlere gitmesine gerek kalmadığı gibi, çevre illerden gelen hastalara da hizmet veriyoruz" şeklinde konuştu. "Erken başvuru ve sıkı takip önemli" Nörolojide "zaman beyindir" yaklaşımıyla hareket ettiklerini kaydeden Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "Erken başvuru ve sıkı takip, hastanın gelecekteki bağımsızlığının ve yaşam kalitesinin en büyük garantisidir. Bu yüzden hastamız bize akut bir atak (ani görme kaybı, güç kaybı vb.) ile başvurduğunda, atağa yönelik tedaviye hemen başlarız. Amacımız, o andaki hasarı en kısa sürede durdurmak ve mümkünse tamamen geriye döndürmektir. Diğer taraftan, MS’in belirtileri başka birçok hastalıkla benzerlik gösterebilir. Bu nedenle ‘kesin MS’ diyebilmek için, o şikâyetlere yol açabilecek diğer tüm hastalık ihtimallerini tek tek incelememiz gerekir. Hastanın uzun süre kullanacağı koruyucu ilaçlara karar vermek için MS tanısının netleşmesi şarttır. Bu aşamada bazen zaman alan, çok titiz bir ‘ayırıcı tanı’ süreci yürütürüz. Bu nedenle hastalarımızın belirtileri fark ettikleri anda bize başvurması hayati önem taşır. Çünkü biz, bir yandan hastamıza acil tedavisini verirken, diğer yandan ayırıcı tanı sürecini başlatmak isteriz. Eğer bir hastamız başvurduğunda uluslararası tanı kriterlerini henüz karşılamıyorsa, onu yakın takip sürecine alıyoruz. Böylece süreci en başından kontrol altında tutarak kalıcı hasar oluşmadan müdahale etme şansı yakalıyoruz. Özetle; bir yandan hastamızın şikâyetlerini acil olarak dindirmeye çalışırken, diğer yandan akademik bir titizlikle en doğru tanı ve koruyucu ilaçlara karar vermeye çalışıyoruz" diye belirtti. Yaşam tarzı değişikliklerinin hastalığın tedavisine katkısına da değinen Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "İlaçlar tedavinin bel kemiğiyse, yaşam tarzı da onu destekleyen kaslardır. Hastalarımıza Akdeniz tipi, taze sebze ve omega-3 ağırlıklı bir beslenme öneriyoruz. Ayrıca işlenmiş gıdalardan uzak durmalarını tavsiye ediyoruz. D vitamini seviyelerini optimal düzeyde tutmak çok kritik. Sigara, MS’in en büyük düşmanlarından biridir ve kesinlikle bırakılmalıdır. Ayrıca yüzme ve yoga gibi vücut ısısını aşırı artırmayan egzersizler, kas gücünü korumak için çok değerlidir." ifadelerine yer verdi. "MS sizin hayatınızı değil, siz MS’i yönetirsiniz" MS hastalarına ve yakınlarına tavsiyelerde bulunarak açıklamasını tamamlayan Doç. Dr. Mehmet Hamamcı, "Öncelikle şunu tüm kalbimle söylemek isterim: MS tanısı almak, adımlarını bilimsel bir titizlikle planlayacağımız yeni bir yaşam yolculuğunun başlangıcıdır. 20-30 yıl öncesinin karamsar tabloları, gelişen modern tedaviler sayesinde büyük ölçüde geride kaldı. Bugün elimizde çok güçlü tıbbi seçenekler ve derin bir bilgi birikimi var. Bu yolculuğun her durağında, her virajında; en ufak bir endişenizde bile biz sizinle yan yana olacağız. Unutmayın ki bu süreçte asla yalnız değilsiniz. Tüm ekibimizle birlikte, her başarınızda gururlanmak, zorlandığınızda ise yanınızda olmak için buradayız. Moralinizi ve yaşam enerjinizi yüksek tutun; çünkü sizin inancınız, modern tıp ve kararlılıkla birleştiğinde, MS sizin hayatınızı değil, siz MS’i yönetirsiniz" şeklinde konuşmasını tamamladı.