ASAYİŞ - 18 Şubat 2026 Çarşamba 14:29

Rıdvan’ın katil zanlısının acılı babaya cezaevinden mektup gönderdiği ortaya çıktı

A
A
A
Rıdvan’ın katil zanlısının acılı babaya cezaevinden mektup gönderdiği ortaya çıktı

Kocaeli’de Rıdvan Saygın’ı (16) bıçaklayarak öldürdüğü gerekçesiyle tutuklanan sanık Ö.A.’nın (17), maktulün babasına cezaevinden mektup gönderdiği ortaya çıktı. Mektubunda asıl failin adli kontrolle serbest kalan A.K.Ç. olduğunu öne süren sanık, "İnan çok pişmanım ama tek zoruma giden şey, her şeyi hep birlikte yaptık. Bir çocuğu öldürmeye yönelik herkes bir şey yaptı ama tek ceza yatan benim" ifadelerini kullandı. Adalet bekleyen gözü yaşlı baba Şenol Saygın ise "27 ay oldu, hala orada yattığı yerin izleri belli. Pazar günleri sabah erkenden kalkıyorum, oraya gidiyorum" dedi.


Olay, 23 Ekim 2023’te Çayırova ilçesi Özgürlük Mahallesi 210. Sokak’ta meydana geldi. İki grup arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesi sonucu 16 yaşındaki Rıdvan Saygın kalbinden, kavgayı ayırmaya çalışan bir arkadaşı ise bacağından bıçaklandı. Ağır yaralanan Saygın, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekiplerince gözaltına alınan 8 şüpheliden Ö.A. (17) tutuklanırken; S.Ü., T.Y.E., A.K., B.Ç., H.İ., A.K.Ç. ve A.D. adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.



"Ben bacağından yaraladım"


Sanık Ö.A.’nın, tutuklu bulunduğu cezaevinden farklı zamanlarda baba Şenol Saygın’a iki mektup gönderdiği öğrenildi. Ö.A. gönderdiği bir mektupta şu ifadelere yer verdi:


"Selamünaleyküm. Konuya giriyorum direkt. Bakın, ben sizden şikayeti çekmenizi ya da farklı bir şey istemiyorum. Ben size oğlunuzu yaralayıp ölümüne neden olan insanı söyleyeceğim: A.K.Ç. Ben bu mektubu yazarken mahkemede gerçekleri söylemek üzere dilekçe veriyor olacağım. Ben oğlunuzu bacağından yaraladım. Ben 1,5 senedir boş yere yatıyorum ama yatacaksam da gerçek suçlu kişilerle yatmalıyım. Ben cezamı çekmeye razıyım. Belki bu mektubu umursamazsınız ama ben yine de gerçekleri söyleyeyim. Rabbim biliyor. A.K.Ç. hiçbir yerde kolundan kimin bıçakla yaraladığını söylemiyor ama bizim evimize gidip annemle konuşup ’Kolumdan Rıdvan Saygın vurdu’ diyor. Herkes biliyor da susuyor ama ben susmayacağım. Bu olayı herkesten daha çok biliyorum ama suç üstüme kalıyor. Kalbindeki darbe bana aitse ağırlaştırılmış müebbete bile razıyım. Bir tutuklu değil de 8 tutuklu olsa bu yazdığım her şeyi söylerlerdi ama dışarıda geziyorlar. Söyleyeceklerim budur. Allah rahmet eylesin."



"Bir çocuğu öldürmeye yönelik herkes bir şey yaptı ama tek ceza yatan benim"


Ö.A., yazdığı bir başka mektupta ise olay anındaki kargaşayı ve pişmanlığını dile getirdi. Olay yerinde 5 bıçak gördüğünü ve herkesin birbirine vurduğunu belirten sanık, mektubunda şunları kaydetti:


"Bu anlattığım her şey 15-20 saniye arasında değişiyor. Hayatımdan 19 saniyede vazgeçtim ama olan oldu. Şimdiki aklım olsa evimde otururdum ama kader. İnan çok pişmanım ama tek zoruma giden şey, her şeyi hep birlikte yaptık. Bir çocuğu öldürmeye yönelik herkes bir şey yaptı ama tek ceza yatan benim. Pişmanım. Allah’ım her zaman büyük."



Acılı baba: "Arkadaşı kaçtı, Rıdvan tek kaldı"


Olayın üzerinden geçen 27 ayın ardından konuşan baba Şenol Saygın, "Pazartesi günü akşam saatlerinde arkadaşı A.H., Rıdvan’ı Fatih Caddesi’nden alıp muhtarlığın oraya götürüyor. Buradan da iki arkadaşı daha yanlarına alıp belediyenin bulunduğu mevkiiye gidiyorlar. Gündüz saatlerinde A.H. birileriyle kavga etmiş ancak oğlum Rıdvan’ın bu olaydan haberi yok. Gittikleri yerde A.H.’nin kavga ettikleri kişilerle karşılaşıyorlar. A.H., ’Biz anlaştık, barıştık’ diyor ve tokalaşıyorlar ancak oradaki kişilerin abileri geliyor. ’Bize abi diyeceksiniz’ gibi söylemlerde bulunmuşlar. A.H. kaçıyor ama Rıdvan tek kalıyor. A.H., gitmeden önce oğluma bıçak vermiş. Benim oğlumda da bıçak var ancak bunu ona veren A.H., olay yerinde tek kalınca mecbur kalıyor ve bıçağı kullanıyor" dedi.



"Her pazar sabahı olay yerine gidiyorum"


Yaklaşık 9 kişinin oğluna saldırdığını belirten Şenol Saygın, gözyaşları içinde yaşadığı travmayı şu sözlerle anlattı:


"İki kişi bir tarafından, bir kişi bir tarafından... Oğlumu öldürüyorlar. Kanlar içinde kalmış. 27 ay oldu, hala yattığı yerin izleri belli orada. Pazar günleri sabah erkenden kalkıyorum, oraya gidiyorum. 27 aydan beri ailemle evde oturup kahvaltı yapamadım. Herkes patlayacak bir barut gibi. Oğluma kaç kez ’A.H.’den uzak dur’ dedim, ’Baba yetim’ dedi, ’Kimse sahip çıkmıyor’ dedi. Defalarca A.H. benim evime geldi, yedi, içti, aynı ranzada yattılar. Bu ihaneti nasıl yaptı ben anlamıyorum. Karşı taraftaki çocukların hiçbiri, ’Biz Rıdvan ile kavga etmedik, onu tanımıyorduk’ diyorlar. A.H. yüzünden benim canım yandı. Rıdvan’ın olayla hiçbir ilgisi yoktu. Olayın iç yüzünü Rıdvan bilmiyor ama A.H. biliyor. A.H. kendi kaçıyor, oğluma saldırıyorlar, tek başına kaldı orada."



"Sanık bana 3 kez mektup yazdı"


Tutuklu sanık Ö.A.’nın kendisine mektup yazdığını aktaran baba Saygın, "Olayın içinde bu çocuk da var, mektubunda anlatıyor. Ben bu mektubu savcılara da verdim. Şüpheliler olayın olduğu ilk akşam ifade verdiler. 3 ay sonra adli kontrolleri kaldırdılar. İstediği gibi dolaşıyorlar, yolda, caddede sırıtıyorlar. Ben de mi aynısını yapacağım?" diye konuştu.



İş görüşmesine gidecekken öldürüldü


Şenol Saygın, oğlunun olay günü aslında bir iş görüşmesine gitmek için hazırlandığını belirterek, "Olay günü Rıdvan iş görüşmesine gideceğini söylemişti. Görüşmeye gideceği kişiyi olaydan 3-4 sonra önce buldum. ’Abi Rıdvan benimle görüşmeye gelecekti ama sosyal medyadan öldüğünü duydum’ dedi. Oğlum iş görüşmesine gidecekti ama A.H. çocuğumu oradan alıp belediyenin oraya götürdü. Adalet istiyorum. İçerideki ’Ben yapmadım’ diyor, kim yaptıysa cezayı o çeksin, araştırılsın" ifadelerini kullandı.



Anne Makbule Saygın: "Oğlumu mahvetmişler"


Gözü yaşlı anne Makbule Saygın ise adaletin yerini bulmasını isteyerek, "Benim çocuğum oraya gitmezdi. O gün beni çok aradı. Kimse bir şey demiyor ama mahkemeden sırıtarak gittiler. Benim çocuğumu tanısaydınız, selam vermeden yanınızdan geçmezdi. Benim çocuğumu neden kandırıp götürdüler? Çocuğumun kanı yerde kalmasın, sonuna kadar gideceğim. Benim çocuğum orada tek kalmış, dövmüşler. Ben çocuğuma bir tokat vurmuş insan değilim ama oğlumu mahvetmişler" dedi.



Rıdvan’ın katil zanlısının acılı babaya cezaevinden mektup gönderdiği ortaya çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş şirketin gelecek dönemine ilişkin stratejik yol haritasını paylaştı OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, "Vizyon 2030" basın buluşmasında OYAK’ın önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını basın mensuplarıyla paylaştı. Güçlü nakit üretimi, sermaye verimliliği ve finansal dayanıklılık odağında şekillenen strateji seçici büyüme anlayışı ve portföy dönüşümüyle desteklenecek. OYAK, 2026 yılını operasyonel dayanıklılığın güçlendirildiği ve 2030’a giden yolun sağlamlaştırıldığı bir "konsolidasyon yılı" olarak konumlandırırken; altyapı, enerji, yüksek teknoloji, lojistik ve madencilik ekseninde şekillenen portföy mimarisiyle 2030 yılında 60 milyar dolarlık varlık büyüklüğüne ulaşmayı hedefliyor. Türkiye’nin önde gelen tamamlayıcı mesleki emeklilik sistemlerinden biri olan OYAK, küresel ekonomideki belirsizliklere karşı disiplinli büyüme ve yüksek verimlilik odaklı yol haritasını "Vizyon 2030" buluşmasında paylaştı. İstanbul’da düzenlenen toplantıda basın mensuplarıyla bir araya gelen OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, kurumun gelecek projeksiyonunu; seçici büyüme, güçlü nakit üretimi ve stratejik portföy dönüşümü temelleri üzerine inşa ettiklerini ifade etti. Yalçıntaş, OYAK’ın 2030 vizyonunun; seçici biçimde büyüyen, güçlü nakit üreten ve portföyünü uzun vadeli yapısal eğilimlerle uyumlu şekilde dönüştüren bir kurum olmak üzerine kurulduğunu vurguladı. Murat Yalçıntaş, "2026’yı hızlı büyümeden ziyade, nakit üretimimizi ve operasyonel dayanıklılığımızı güçlendirdiğimiz bir eşik olarak görüyoruz" dedi. Toplantıda 2030 vizyonunun ana çerçevesini basın mensuplarıyla paylaşan Murat Yalçıntaş, OYAK’ın portföy mimarisinin; altyapı, enerji, yüksek teknoloji, lojistik ve madencilik ekseninde şekillendiğini belirtti. Yalçıntaş, altyapı yatırımlarının öngörülebilir nakit akışı ve bilanço dayanıklılığıyla portföyün omurgasını oluşturulacağını, enerji yatırımlarının sanayi faaliyetlerinin sürekliliği ve verimliliği açısından kritik rol üstlendiğini ifade etti. Yapay zekâ ve bilişim alanlarının verimlilik, ölçeklenebilirlik ve rekabet gücü açısından güçlü bir kaldıraç sunduğunu belirten Yalçıntaş, lojistik ve madencilik yatırımlarının ise küresel tedarik zinciri güvenliği ve kaynak erişimi açısından tamamlayıcı nitelik taşıdığını aktardı. Otomotivde ise hibrit motor ve elektrikli araçlarla geleceğin teknolojisine yatırım yapılacağının altını çizdi. Türkiye ekonomisine ölçekli ve ölçülebilir katkı OYAK’ın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkisini değerlendiren Murat Yalçıntaş, OYAK şirketlerinin faaliyet gösterdiği sektörlerde üretim kapasitesi, ihracat performansı ve istihdam katkısıyla kritik bir konumda yer aldığını ifade etti. OYAK’ın Türkiye’de ödenen toplam vergilerin yüzde 1,7’sini ve Türkiye toplam ihracatının ise yüzde 2,3’ünü tek başına gerçekleştirdiğini belirten Yalçıntaş; OYAK’ın demir-çelikte ve ham çelik üretiminde lider, otomotivde Türkiye otomotiv ihracatında birinci, enerjide arz güvenliği ve altyapı sürekliliği açısından stratejik rol üstlenen, kimya ve tarım-gıda alanlarında ise ihracat ve katma değer odaklı üretim yapan bir yapı olduğunu aktardı. OYAK’ın küresel ölçekteki faaliyetlerine de değinen Yalçıntaş, bugün Türkiye dahil 24 ülkede, 6 kıtada faaliyet gösterildiğini; 2030 vizyonu doğrultusunda ise coğrafi yayılmadan ziyade mevcut pazarlarda derinleşmeye odaklanan kontrollü ve disiplinli bir büyüme yaklaşımının benimsendiğini ifade etti. Yalçıntaş, 115’ten fazla ülkeye gerçekleştirilen ihracatın önümüzdeki dönemde yalnızca pazar sayısı değil; katma değer, ürün karması ve sürdürülebilir pazar payı odağında büyütülmesinin hedeflendiğini belirterek, 2030 itibarıyla 10 milyar ABD doları ihracat hacmine ulaşmayı amaçladıklarını vurguladı. OYAK’ın toplam istihdamının ise 2030 yılına kadar 39 bin kişiye çıkarılması hedefleniyor. OYAK’ın 2030 vizyonu kapsamında, olgunluk seviyesine ulaşmış ve sürdürülebilir büyüme potansiyeli bulunan bazı iştirakler için halka arz seçeneklerinin değerlendirildiğini ifade eden Murat Yalçıntaş, halka arzların bir finansman aracı olmanın ötesinde; sermaye yapısını güçlendiren, kurumsal yönetişim standartlarını derinleştiren ve portföyde oluşturulan değeri görünür kılan stratejik bir araç olarak ele alındığını belirtti. Bu kapsamda, Türkiye ve yurt dışında gerçekleştirilecek halka arzlarla sermaye piyasalarındaki portföy büyüklüğünün en az yüzde 50 oranında artırılması hedefleniyor. Sürdürülebilirlik: Uzun vadeli değer odağı OYAK’ın 2030 vizyonunda sürdürülebilirliğin ayrı bir faaliyet alanı değil, stratejik karar alma süreçlerinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulayan Murat Yalçıntaş, özellikle karbon yoğun sektörlerde düşük karbonlu üretim, enerji dönüşümü ve kaynak verimliliği odaklı yatırımların hızlandırıldığını ifade etti. Bu dönüşümün finansal disiplin çerçevesinde uzun vadeli regülasyonlar ve piyasa beklentileriyle uyumlu şekilde, yönetildiğini belirtti. Güçlü gelecek vurgusu "Vizyon 2030" buluşmasıyla OYAK, önümüzdeki döneme ilişkin stratejik yönünü; disiplinli büyüme, güçlü nakit üretimi ve uzun vadeli değer oluşumu ekseninde ortaya koydu. OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, bu yaklaşımın yalnızca kurumsal performansı değil; OYAK üyelerinin birikimlerini koruyan, büyüten ve sürdürülebilir bir yapı inşa etmeyi hedeflediğini vurguladı.
Ankara ATO Başkanı Baran: "Büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’ı faaliyetlerine geri dönemiyor" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’nın yeniden faaliyetlerine dönemediğine dikkat çekerek, "Yangınlar ekonominin damarlarını da yakıyor. Yangın önleme sistemlerine harcanan bir birimlik yatırım, yangın sonrası oluşabilecek 100 birimlik zararı önleyebiliyor. Bu yüzden yangın güvenliği bir masraf değil, bir yatırım" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Tüm Bürokratlar ve İş İnsanları Federasyonu (TÜMBİFED) tarafından ATO ev sahipliğinde düzenlenen ‘Uluslararası Ankara Yangın Zirvesi’ne katıldı. Burada konuşan Baran, yangınların yalnızca can güvenliğini değil, üretim gücü ve ekonomik sürdürülebilirliği de tehdit ettiğini belirterek, "Yangınlar can güvenliğimizi, üretim gücümüzü ve geleceğimizi tehdit eden, toplumda derin sosyal yaralar bırakan, ağır ekonomik yükü olan bir gerçek" dedi. İklim değişikliği, hızlı kentleşme, sanayileşme ve teknolojik dönüşüm gibi etkenlerin yangın risklerini artırdığı gibi daha da yıkıcı hale getirdiğini kaydeden Baran, "1937’den 2024’e kadar ülkemizde 126 bini aşkın orman yangını çıktı. Yaklaşık 1 milyon 907 bin hektar alanı kaybettik. Bu rakamları söylerken bile insanın içi yanıyor. Öte yandan sadece ormanlar değil; sanayi tesisleri, fabrikalar, iş yerleri de ciddi risk altında. Elektrik altyapısından kaynaklanan arızalar başta olmak üzere, pek çok nedenle çıkan yangınlar, milyarlarca liralık zarara yol açıyor" ifadelerine yer verdi. "Büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’ı faaliyetlerine geri dönemiyor" Baran, büyük ölçekli yangın yaşayan işletmelerin yaklaşık yüzde 40’nın yeniden faaliyetlerine dönemediğine dikkat çekerek, "Bir fabrikanın yanması sadece bir binanın yok olması demek de değil. Tedarik zinciri kopuyor, pazar kaybı yaşanıyor, çalışanlar işini kaybediyor. Yani yangın, ekonominin damarlarını da yakıyor. Bugün ‘teknoloji çağı’ diyoruz, ‘Endüstri 4.0’ diyoruz. Ama konu yangın güvenliği olunca hala zaman zaman yazgıcı bir anlayışla karşılaşıyoruz. Oysa gerçek çok net. Yangın önleme sistemlerine harcanan bir birimlik yatırım, yangın sonrası oluşabilecek 100 birimlik zararı önleyebiliyor. Bu yüzden yangın güvenliği bir masraf değil bir yatırım. Hatta daha da ötesi bir kalkınma ve sürdürülebilirlik meselesi" açıklamasında bulundu. "Dijitalleşme ve yapay zekanın sunduğu imkânları kullanmalıyız" Yangın güvenliğini sağlamada dijitalleşme ve yapay zekânın sunduğu imkânların kullanılması gerektiğini kaydeden Baran, "Akıllı yangın algılama sistemlerini, erken uyarı teknolojilerini, modern müdahale araçlarını üretim tesislerimize ve iş yerlerimize entegre etmek artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu alan, aynı zamanda büyük bir ekonomik potansiyel de taşıyor. Yangın güvenliği ekipmanları, akıllı bina teknolojileri, risk analiz yazılımları, bunlar katma değerli üretim, ihracat ve istihdam için ciddi fırsatlar sunuyor" şeklinde konuştu. Baran, sektörün Ankara Ticaret Odası’nda 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi tarafından temsil edildiğini de ifade ederek, "Komitemiz aracılığıyla biz de sektörü yakından takip ediyoruz" diye konuştu. "Yangın güvenliği bir yaşam sigortasıdır" ATO 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi Başkanı Timur Kanay, son dönemde yaşanan yangınların önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirterek, "Son dönemlerde Bolu Kartalkaya ve Bursa Uludağ’daki otellerde yaşanan, hepimizi derinden sarsan yangınlar bize bir gerçeği yeniden ve güçlü bir şekilde hatırlatmıştır" dedi. Yangın güvenliğinin maliyet unsuru olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Kanay, "Bugün burada şunu açıkça ifade etmeliyiz, yangın güvenliği bir maliyet kalemi değildir. Yangın güvenliği bir yaşam sigortasıdır" ifadelerini kullandı. Sorunun teknoloji eksikliğinden değil uygulama zafiyetinden kaynaklandığını kaydeden Kanay, "Sorun teknoloji eksikliği değildi. Sorun bilginin uygulamaya dönüşmemesi, standartların sahada aynı titizlikle sürdürülmemesidir" değerlendirmesinde bulundu. ATO Meclis Salonu’nda düzenlenen programa TÜMBİFED Genel Başkanı Mehmet Hüsrev, ATO’nun 22 No’lu Yangın, Trafik ve Güvenlik Sistemleri Meslek Komitesi Başkanı Timur Kanay, 61 No’lu Özel Eğitim-Öğretim Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyesi Abidin Memili ile çok sayıda sektör temsilcisi ve davetli katıldı.