ASAYİŞ - 22 Mayıs 2026 Cuma 15:31

Kocaeli’de otoyollarda bayram tatili öncesi sakinlik yaşanıyor

A
A
A
Kocaeli’de otoyollarda bayram tatili öncesi sakinlik yaşanıyor

Kurban Bayramı tatilini memleketlerinde veya tatil beldelerinde geçirmek isteyen vatandaşlar yola çıkmaya başlarken, Kuzey Marmara Otoyolu ve TEM Otoyolu’nun Kocaeli geçişinde henüz belirgin bir trafik yoğunluğu gözlemlenmedi.


Yarın başlayacak resmi tatil öncesi Kuzey Marmara ve TEM Otoyolu’ndaki araç trafiğinin normal seyrinde ilerlediği ve herhangi bir aksaklık yaşanmadığı görüldü. Muhtemel yoğunluklara karşı jandarma trafik ve Karayolları ekipleri güzergah boyunca tedbirlerini almış durumda.


Yolların açık ve akıcı olması dikkat çekerken, asıl araç yoğunluğunun bugünkü mesai bitiminin ardından akşam saatlerinde başlaması öngörülüyor.



Kocaeli’de otoyollarda bayram tatili öncesi sakinlik yaşanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elma’sıdır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide de tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elması’dır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir. Bu yürüyüşün önünün kesilmesine müsaade etmeyeceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen 2. İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi’ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Enerji arz güvenliğinin günlük hayattan uluslararası siyasete her alanda çok daha önem kazandığı bir süreçten geçiyoruz. Enerji milli güvenliğin, kalkınmanın, bağımsızlığın ve bölgesel istikrarın merkezinde yer alan bir güç olma vasfını giderek perçinliyor. Petrol ve doğal gaz halen stratejik kaynaklar olmaya devam ediyor. Bu kaynaklara ulaşmak ve bu kaynakları istikrarlı ve maliyet etkin şekilde temin etmek devletler için daha fazla önemli hale geliyor. Bölgemizde son yıllarda yaşanan olaylar bir taraftan enerji arz güvenliğinin ne kadar mühim olduğunu ortaya koyarken, diğer taraftan ülkeler arasındaki bağımlılık ilişkisinin ulaştığı seviyeyi de göstermektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdiğinde gündeme gelen en önemli konulardan biri enerji tedariğiydi. Doğal gaz ve petrol hatlarının güvenliğiydi. Aynı şekilde 28 Şubat’ta İran’a karşı başlatılan hava saldırılarının olumsuz etkilediği alanların en başında enerji tedariği ve ticareti geliyordu. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında yüzde 50’leri bulan artışlar gördük. Sadece fiyatlar uçmadı, enerji tedariği ile ilgili ciddi sıkıntılar baş gösterdi. Bu jeopolitik gerilimin artçı sarsıntıları günlük hayatı, üretimi, turizmi, hava ulaşımını ve ekonomiyi vurmaya devam ediyor. Türkiye, zengin enerji kaynaklarına sahip coğrafyalar ile bunlara ihtiyaç duyan ülkeler arasındaki en güçlü köprüdür. Geçiş ve kavşak noktasıdır. Bölgemizde meydana gelen son krizler Türkiye’nin bu özelliğini teyit etmiştir. Ülkemiz tüm tahriklere rağmen sağduyulu siyasetiyle savaşın dışında kalmış, diplomasiyi ve diyaloğu önceleyen girişimlerle sükunetin tesisine katkı sağlamıştır. Türkiye hem enerji naklinde güvenilir bir ortak hem de barışın kilit aktörü olarak son süreçte öne çıkmıştır. Bunun olumlu tesirlerini orta ve uzun vadede daha fazla göreceğine inanıyorum. Türkiye’nin güvenilir enerji tedariğindeki vazgeçilmezliği, bu süreçte bir kez daha anlaşılmıştır. Son 23 yılda ülkemizin attığı adımların çok büyük payı olmuştur. Göreve geldiğimizde Türkiye’nin günlük doğal gaz giriş kapasitesi yaklaşık 90 milyon metreküptü. Bugün bu rakam 495 milyon metreküpe çıkmıştır" dedi. "Sakarya Gaz Sahası’nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı" Türkiye’nin Rusya’dan 2, Azerbaycan’dan 2 ve İran’dan bir olmak üzere toplam 5 boru hattıyla doğalgaz temin ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye artık 39 ülkeden 50’den fazla şirketten doğal gaz tedarik eden dev bir enerji alt yapısına sahiptir. Türkiye’yi Avrupa’nın en güçlü merkezlerinden biri haline getirdik. Yapacağımız yeni yatırımlarla günlük LNG gazlaştırma kapasitemizi mevcut 161 milyon metreküpten 200 milyon metreküpe çıkartacağız. Bir başarımız da 2016 yılında ilan ettiğimiz milli enerji ve maden politikasıyla başlayan sondaj ve arama faaliyetleridir. Burada kelimenin tam anlamıyla paradigmayı değiştirdik. 10 yılda bu alana çok ciddi yatırım yaptık. Kendi mühendislerimiz, gemilerimiz, ekipmanlarımızla mavi vatanda arama faaliyetlerini geliştirdik. Fatih Sondaj gemimizle Cumhuriyet tarihimizin en büyük doğal gaz keşfini gerçekleştirdik. Muhalefetin küçümsediği Sakarya Gaz Sahası’nda günlük üretimimiz bugün 9,5 milyon metreküpe ulaştı. Bu üretim miktarıyla milyonlarca hanemizin enerji ihtiyacını karşılıyoruz. Osmangazi Üretim Platformumuzun devreye alınmasıyla birlikte 2026 yılında günlük üretimimizi 20 milyon metreküpe yükselteceğiz. Böylece 8 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz’den karşılamış olacağız. İkinci yüzer üretim platformumuzun inşaatı sürüyor. 2028’de bu platformun da hizmete girmesiyle günlük üretim 45 milyon metreküpe çıkacak ve 16-17 milyon haneye yerli gazımız ulaşacak" dedi. "Sadece Karadeniz’de değil, Gabar’da da tarih yazdık" Konuşmasında Gabar’daki çalışmalara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sadece Karadeniz’de değil, Gabar’da da tarih yazdık. Gabar’da gerçekleştirilen petrol keşfimiz Cumhuriyet tarihimizin en büyük keşfi olarak kayıtlara geçti. Yıllar boyunca terörle anılan bölgeler bugün üretimle, yatırımla, istihdamla anılıyor. Güvenlik tehdidi nedeniyle yıllarca atıl kalan yerlerde bugün turizm canlanıyor, tarım gelişiyor, çiftçimizin, sanayicimizin, esnafın, vatandaşımızın yüzü gülüyor. Terörün karanlık gölgesi çekilip, huzurun aydınlattığı anlar genişledikçe yıllarca korkunun, göçün ve güvensizliğin sembolü olan şehirlerimiz hızla ayağa kalkıyor. Bugün Gabar’dan elde edilen üretim, Türkiye’nin enerji arz güvenliğine çok büyük katkı sağlıyor. Yurt içindeki petrol üretimimizin yüzde 44’lük kısmı sadece Gabar’dan gelmektedir. Terörsüz Türkiye sürecinin hedefine ulaşmasıyla birlikte yeni bir hikaye yazılmaya başlanacaktır. Türkiye ekonomisine doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doları olan aşan ağır bir yükten kurtulurken, terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar daha verimli alanlara tahsis ediliyor. Bunun da en büyük kazananı on yıllardır sıkıntı çeken bölge halkıyla birlikte 86 milyonun her bir ferdidir. Gabar’daki keşiften sonra Diyarbakır’da 4 saha belirlendi. Önümüzdeki 3 yıl içinde 24 kuyuda çalışma planlıyoruz. Bunların haricinde başka hazırlıklar da söz konusu. Türkiye Petrolleri’nin 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üreten bir şirket haline gelmesi için hem yurt içinde hem de yurt dışında arama, sondaj ve üretim çalışmalarımızı artırarak sürdüreceğiz. Türkiye kendi kaynaklarını geliştirirken aynı zamanda küresel enerji diplomasisinin en güvenilir ortaklarından biri olarak adından sıkça söz ettiriyor. Somali’deki sondaj faaliyetlerimiz, Pakistan’daki çalışmalarımız, Libya’dan Orta Asya’ya işbirliklerimiz bunun en somut göstergesidir. Somali açıklarında yürüttüğümüz çalışmalar, Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz sondajı olması bakımından tarihi önemdedir. İklim ve hava şartları el verirse sondaj operasyonunu 6 ila 9 ay arasında tamamlamayı öngörüyoruz. Arzumuz uzun yıllar iç istikrarsızlıkla ve kıtlıkla boğuşan kardeş Somali halkına bekledikleri müjdeli haberi vermektir" ifadelerini kullandı. "Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elması’dır" Komşu Suriye’de de yeni hükümetle ortak çalışmaların sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Suriye’deki entegrasyon sürecinin tamamlanmasıyla yeni işbirliği fırsatları için zemin çok daha uygun olacaktır. Türkiye olarak sürecin suhuletle tamamlanması için Suriye hükümetine gereken desteği veriyoruz. Diğer taraftan madencilik alanında da büyük dönüşüm içerisindeyiz. Dünyada maden çeşitliği açısından 9’uncu sıradayız. 2025’te maden ihracatımız 6,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. Dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahip olan ülkemiz, Eti Maden aracılığıyla dünya bor pazarının lideridir. Nadir toprak elementlerinde Eskişehir Beylikova’da keşfedilen dev rezerv, Türkiye’yi kritik madenler alanında küresel ölçekte şampiyonlar ligine taşımıştır. Eskişehir Kırka’da kurulan pilot tesisle lityumkarbonat üretiminde ilk ürünü elde ettik. Aynı yerde yıllık 600 ton kapasiteli endüstriyel tesisin kurulumuna yönelik çalışmalarımız sürüyor. Enerji dönüşümünün hızlandığı yeni dönemde kritik madenler artık petrol ve doğal gaz kadar önemli hale gelmiştir. Savunma sanayiinden yüksek teknolojiye birçok sektörün geleceği bu yarışa bağlanmıştır. Türkiye bu yarışta seyirci değil, oyun kurucu olmayı hedeflemektedir. Son 23 yılda bunun alt yapısını çok sağlam bir şekilde hazırladık. Ufku ve vizyonu eski Türkiye’yi aşamayanlara rağmen dünyanın en büyük derin deniz filosuna sahip 4. ülkesi oldu. Temiz enerji alanında tarihimizin en büyük projelerini hayata geçirdik. Bütün bunları da öncelikle ülkemizde tesis ettiğimiz güven ve huzur iklimi sayesinde başardık. Yere sağlam bastık, kararlı yürüdük. Türkiye’nin önünü kesmek isteyenlere aldırmadan diğer alanlar gibi enerjide de tarihi bir başarıya imza attık. İnşallah enerjide, madencilikte ve doğal kaynaklarda çok daha büyük başarılarla ülkemizi buluşturmakta kararlıyız. Bunun için karada veya denizde hükümranlık alanlarımızda ne kadar tabi kaynağımız varsa işleyeceğiz. Bu kaynaklarımızın Türkiye’nin atılım sürecinde lokomotif görevi görmesini sağlayacağız. Savunma sanayiinde olduğu gibi enerjide de tam bağımsızlık ülkemizin Kızıl Elması’dır. Türkiye bu hedefine doğru emin adımlarla yürümektedir. Bu yürüyüşün önünün kesilmesine de müsaade etmeyeceğiz" diye konuştu.
Bursa Kurban bayramı’nda sağlıklı beslenmenin püf noktaları Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, Kurban Bayramı’nda artan et ve tatlı tüketimine karşı vatandaşları uyardı. Porsiyon kontrolü, doğru pişirme yöntemi, su tüketimi ve hareketin önemine dikkat çeken Kaleli, bayramın yasaklarla değil dengeyle geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bursa, Kurban Bayramı’nda sofralarda kırmızı et ve tatlı tüketiminin arttığını belirten Nev Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Enes Çağrı Kaleli, bayram sürecinde yasaklarla değil dengeyle hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Kaleli, "Amaç kendimizi mahrum bırakmak değil, porsiyon kontrolünü sağlayarak sağlıklı bir bayram geçirmek" dedi. "Kurban eti tüketiminde porsiyon uyarısı" Kırmızı etin yüksek doymuş yağ ve kolesterol içerdiğine dikkat çeken Dyt. Enes Çağrı Kaleli, günlük et tüketiminin 100-150 gramı geçmemesi gerektiğini ifade etti. Özellikle kolesterol, tansiyon ve gut hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini belirten Kaleli, "Yaklaşık 3-4 köfte büyüklüğündeki porsiyon ideal kabul ediliyor" diye konuştu. "Et mutlaka dinlendirilerek tüketilmeli" Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim problemlerine yol açabileceğini söyleyen Kaleli, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kaleli, "Ette oluşan ölüm sertliği hem pişmesini zorlaştırır hem de sindirimi olumsuz etkiler. Dinlendirilmiş et mide ve bağırsak sağlığı açısından çok daha uygundur" dedi. "Pişirme yöntemine dikkat" Kavurma yapılırken ekstra yağ kullanımından kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kaleli, "Et kendi yağıyla pişirilmeli. Izgara, haşlama ve fırınlama yöntemleri tercih edilmeli. Mangal yapılacaksa etin kömürleşmemesine dikkat edilmeli" ifadelerini kullandı. "Etin yanında mutlaka salata tüketin" Et tüketiminin yanında lifli besinlerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade eden Kaleli, bol limonlu mevsim salatasının sindirimi desteklediğini söyledi. C vitamininin demir emilimini artırdığını belirten Kaleli, "Salataya limon sıkılması veya yanında yeşil biber tüketilmesi oldukça faydalı. Yemekten hemen sonra içilen çay ve kahve ise demir emilimini azaltıyor" dedi. "Tatlı tüketiminde "tadımlık" önerisi" Bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlı tüketiminin kontrolsüz şekilde artabildiğini belirten Dyt. Enes Çağrı Kaleli, vatandaşlara porsiyon kontrolü önerdi. Kaleli, "Her ikramı tamamen tüketmek yerine tadımlık miktarlarda yemek ya da porsiyonu paylaşmak daha sağlıklı bir yöntem olacaktır" diye konuştu. "Su tüketimi ve yürüyüş önerisi" Bayram boyunca su tüketiminin artırılması gerektiğini belirten Kaleli, günlük en az 2.5-3 litre su içilmesini tavsiye etti. Çay ve kahvenin su yerine geçmediğini ifade eden Kaleli, akşam yemeklerinden sonra yapılacak yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını söyledi. "Önemli olan dengeyi koruyabilmek" Bayramda bir öğünde fazla kaçırmanın büyük bir sorun olmadığını ifade eden Kaleli, "Önemli olan ertesi gün kendinizi cezalandırmak değil, sağlıklı beslenme düzenine kaldığınız yerden devam etmek. Bayram, sevdiklerimizle geçirilen özel bir zaman dilimi" açıklamalarında bulundu.
Diyarbakır Cezaevindeki çocuklarla anlamlı buluşma Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü, yürüttüğü sosyal destek çalışmaları kapsamında Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda anlamlı bir buluşmaya imza attı. Diyarbakır Vakıflar Bölge Müdürlüğü ve Diyarbakır Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfının iş birliği ile düzenlenen çocuklar ve kurum çalışanlarının aynı sofrayı paylaştığı etkinlik, yalnızca bir yemek organizasyonu olmanın ötesinde, vakıf medeniyetinin temelindeki paylaşma, dayanışma ve gönül alma anlayışını günümüze taşıyan sıcak bir atmosfere sahne oldu. Sosyal yardım şartlarının ruhuna uygun olarak çocuklara yemek ikramının yanı sıra kıyafet ve çeşitli hediyeler takdim edildi. Kurulan bu samimi köprü, çocukların kendilerini dışlanmış hissetmelerinin önüne geçerken, vakıfların insan odaklı yaklaşımının toplumun her kesimine ulaşmasına vesile oldu. Vakıflar Bölge Müdürü Hakan Demir, çocukların hamburger talebiyle başlatılmasına karar verilen programın, sadece bir yemek ikramı olarak kalmayıp kıyafet dağıtıldığına da belirtti. En büyük amaçlarının çocukların gönüllerine dokunmak olduğunu vurgulayan Demir, vakıf geleneğinin bu köklü ruhunu gururla dile getirdi. Demir, yıl boyunca düzenlenen etkinliklerle vakıf kültürünü derinden hisseden suça sürüklenmiş çocukların, kendilerine uzanan bu sevgi elini bağırlarına bastıklarını aktardı. Çocukların, vakıfları her an kapısını çalabilecekleri bir yuva olarak görmelerinden büyük bir mutluluk ve onur duyduğunu ifade etti. Demir, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: "Bugün gerçekleştirdiğimiz yemek programını tek seferlik bir etkinlik olarak görmüyoruz, aksine bu buluşma, yıl boyunca suça sürüklenmiş çocuklarımıza yönelik yürüttüğümüz geniş kapsamlı çalışmalarımızın bir parçasıdır. Bizler yıla yaygın olarak iftar buluşmaları, tatlı ve hediye dağıtımları düzenliyor, aynı zamanda kültürel varlıklarımızı korumanın önemini anlatan bilgilendirici sunumlar gerçekleştiriyoruz. Bu sürekli faaliyetlerimizdeki temel amaç, çocuklarımıza sadece anlık bir manevi iklim yaşatmak değil, köklü vakıf kültürünü hayatlarının her anına aşılamaktır. Evlatlarımızı ötekileştirmeden, onları yok saymadan, insan onuruna yakışır ölçüde topluma yeniden kazandırırken yüreklerine dokunabildiysek ne mutlu bize."