ASAYİŞ - 22 Nisan 2026 Çarşamba 11:15

Belediye personeli cinayetinde zanlıdan dikkat çeken çıkış: "Ben belediye başkanvekilliği yaptım"

A
A
A
Belediye personeli cinayetinde zanlıdan dikkat çeken çıkış: "Ben belediye başkanvekilliği yaptım"

Kırıkkale’nin Karakeçili ilçesinde garajda nöbet tutan belediye personelini av tüfeğiyle öldüren zanlı, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Cinayet zanlısı, adliyeye çıkarılırken, "Pişmanım. Ben Karakeçili Belediye Başkanvekilliği yaptım, onurum, şerefim, namusum için yaptım" dedi.


Olay, 19 Nisan’da Karakeçili ilçesindeki belediye garajında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, İ.A. (49), husumetlisi olduğu iddia edilen belediye personeli Celil Yazıcı’ya (42) nöbet tuttuğu sırada pompalı av tüfeğiyle ateş etti. Ağır yaralanan Yazıcı, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahaleye rağmen hayatını kaybetti.


Cinayetin ardından kaçan şüphelinin yakalanması için Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince teknik ve fiziki çalışma başlatıldı. Çevik Kuvvet ekipleri dron desteğiyle ilçenin giriş ve çıkışlarını havadan takip ederken, şüpheli araçlar da durdurularak kontrol edildi. Ekipler ayrıca ilçe genelindeki yaklaşık 100 metruk binada arama yaptı. Yürütülen çalışmalar sonucunda zanlının, Yavuz Sultan Selim Mahallesi’nde bulunan metruk bir ikamette gizlendiği belirlendi. İstihbarat ekiplerinin yer tespitine destek verdiği operasyonda, şüpheli Cinayet Büro Amirliği ekiplerince saklandığı yerde yakalanarak gözaltına alındı. Cinayette kullanıldığı değerlendirilen av tüfeği de ele geçirilirken, zanlının ikameti ve müştemilatında yapılan aramalarda 2 tüfek daha bulundu.


Emniyetteki işlemlerinin ardından sağlık kontrolünden geçirilen zanlı, geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye sevk edildi. Cinayet zanlısı adliyeye sevk edildiği sırada gazetecilere, öldürdüğü kişinin kendisine iftira attığını öne sürerek, "Pişmanım. Ben Karakeçili Belediye başkanvekilliği yaptım. Onurum, şerefim ve namusum için yaptım" dedi.


Öte yandan İ.A.’nın, 2009-2014 yılları arasında Karakeçili Belediye Meclis Üyesi olarak görev yaptığı öğrenildi.


(HA

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Doç. Dr. Berat Akıncı: "Yeni kurulacak düzende hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berat Akıncı, İran’ın mevcut süreci bir rejim ve varlık mücadelesi olarak gördüğünü belirterek, "İran onurlu bir çıkış arıyor ancak yeni kurulacak düzende hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" dedi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a düzenledikleri saldırılarla başlayan savaş yaklaşık 2 aydır sürüyor. Farklı ülkelere de sirayet eden savaşla ilgili ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ateşkesi iki ülke arasındaki görüşmeler ilerleyene ve sonuçlanana dek uzatacağını açıkladı. Dün ise Trump, İran’ın siyasi anlamda bir "karmaşa" içinde olduğunu ve bunun çözülebilmesi için ateşkesi uzattığını savunarak "Zaman daralıyor" dedi. Hürmüz Boğazı’ndaki abluka da sürerken konuyla ilgili Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, değerlendirmelerde bulundu. "Kırmızı çizgiler İslamabad’da belirleniyor" Orta Doğu’da tarafların kırmızı çizgilerini İslamabad görüşmelerinde belirlediğini hatırlatan Akıncı, gelinen noktada diplomatik iradenin ön plana çıktığını söyledi. Özellikle Pakistan’ın yürüttüğü mekik diplomasisinin ve ABD Başkanı Trump’ın masaya çözüm iradesi koymasının kritik olduğunu vurgulayan Akıncı, "Taraflar açısından bakıldığında tarafların bölgedeki amaçlarının aslında farklı olduğunu ve bu farklı amaçlarının da gerçekleşme noktasında herkes elinin masada güçlü olmasını istiyor. Masada güçlü olmak içinde sahada da güçlü olmak gerekiyor. İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatarak hem ekonomi jeopolitiği hem de enerji jeopolitiğindeki önemini artırıp savaşın küresel maliyetini da arttırmıştı. ABD’nin İran’ın Hürmüz Boğazı kartını tekrar elinden almak için ikinci bir ablukayla dengeleme açısı ve baskı aracı oluşturmasıyla kartları tekrar eline aldığını görüyoruz" diye konuştu. "İran, bu savaşı varlık yokluk savaşı olarak görüyor" ABD’nin barışa yakın olduğunu ifade eden Doç. Dr. Akıncı, "ABD, savaşarak sorunun çözülemeyeceğini anladı ve barışa yakın oldukları yönünde mesajlar gelmeye başladı. Durum İran açısından daha farklı çünkü İran, bu savaşı varlık yokluk savaşı olarak görüyor. Rejim açısından bakıldığında İran ya var olmaya devam edecek ya da bir şekilde rejim düşecek ve rejim ABD isteği doğrultusunda liderlik değişimi olacak. İran mevcut konumundan geri adım atmak istemiyor. İran’ın rejim değişikliğinde 1979’dan itibaren ilmek ilmek uyguladığı bir Orta Doğu politikası ve nükleer çalışması var. Dolayısıyla hem uranyum zenginleştirmesinde hem nükleere yönelik çalışmalarını tam bağımsızlık olarak görüyor. İran bazı noktalarda taviz verse de kendi egemenliğini sıkıntıya sokacak ve ulusal çıkarlarınızı zedeleyecek bir masaya oturmak istemiyor" ifadelerini kullandı. "Yeni bir düzen kurulacak" Bölge ülkelerinin ve Türkiye’nin desteğinin barış için hayati önem taşıdığını kaydeden Akıncı, şunları söyledi: "İran kadim bir devlet geleneğine ve diplomasi mantığına sahip. Ciddi askeri ve yönetsel kayıplar vermiş olsa da süreci ABD ve İsrail aleyhine domine etmeyi bildi. Kurulacak yeni bir barış masasıyla eski düzene dönülmesi bekleniyor ancak İran’ın da altını çizdiği gibi hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Yeni bir düzen kurulacak. Umuyoruz ki bu düzen, halkların Osmanlı dönemindeki gibi kardeşçe yaşadığı bir iklime evrilir. Aksi takdirde bölgedeki sıcak temas, küresel bir savaşı tetikleme riski taşıyor." "Uluslararası hukuk arka plana itildi" Küresel sistemin ve uluslararası hukukun tehdit altında olduğunu belirten Akıncı, Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin, ABD ve İsrail’in savaş hukukunu hiçe sayan politikalarını dengelemek adına sahada ve masada daha aktif olması gerektiğini sözlerine ekledi.
Gaziantep Milletvekili Bozgeyik’ten CHP yöneticilerine sert tepki: AK Parti Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında düzenlenen çocukların mehteran gösterisine CHP’lilerin sırtını dönerek protesto etmesine sert tepki gösterdi. Gaziantep’te gerçekleştirilen kutlama programında sahne alan çocukların mehteran gösterisi sırasında CHP’lilerin sırtını dönmesi kamuoyunda tartışma oluştururken, konuya ilişkin açıklama yapan Milletvekili Bozgeyik, yaşanan durumu "kabul edilemez" olarak nitelendirdi. "Tam bir gaflet içindeler" Bozgeyik açıklamasında, Gaziantep’in tarihî kimliğine ve milli değerlerine vurgu yaparak, "Adını şanlı direnişinden alan Gaziantep’te; o kahraman gazilerin minik torunlarının alın terine ve Mehteran gösterisine sırt dönen zihniyet, tam bir gaflet içindedir. Çocuklarımızın emeğine saygı, ecdadın mirasına vefa bizler için sarsılmaz bir esastır" dedi. "Bu tavır kabul edilemez" 23 Nisan’ın anlam ve önemine dikkat çeken Bozgeyik, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu özel günde sergilenen tavrın kabul edilemeyeceğini belirtti. Açıklamasında, çocukların büyük emek ve heyecanla hazırladığı gösteriye sırt çevirenlerin hem bayramın ruhunu hem de toplumun değerlerini kavrayamadığını ifade etti. "Toplumsal birliğimize darbe" Mehteran gösterisinin tarihî ve kültürel önemine de değinen Bozgeyik, "Ecdadın gür sesi olan Mehter, yavrularımızın coşkusuyla birleşmişken sergilenen bu kibirli tavır; sadece o masum yürekleri incitmekle kalmamış, toplumsal birliğimizi de yaralamıştır" dedi. "O Makamları işgal etmeyin" Söz konusu tavrı sergileyenlere çağrıda bulunan Bozgeyik, Gaziantep halkından ve çocuklardan özür dilenmesi gerektiğini belirterek, "Milli değerlerimize ve çocuklarımıza sırt dönenlerin o makamları işgal etmesi kabul edilemez. Gaziantep halkından özür dileyin ve istifa edin" diye konuştu.
Bursa Trafik kazalarında araç mahrumiyet bedeli tartışması BURSA (İHA) – Maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimali nedeniyle hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında tartışmaya sebep oluyor. Sigorta uzmanları mevcut kasko poliçelerinin bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını vurgularken, hukukçular ise Yargıtay’ın bu konuyla ilgili kararlarına dikkat çekerek araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkimin Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebildiğini, bu durumda bilirkişinin aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını belirleyebildiğini dile getiriyor. Bu tartışma, hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında düzenleme ihtiyacını ortaya koyarken ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceği belirtiliyor. Mustafakemalpaşa’da şok icra takibi Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde bir trafik kazası sonrası gelişen ikame araç bedeli ve icra süreci ile ilgili yaşananlar, maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimalini ve kazanılan tazminatların yasal olsa bile "helal mi" tartışmalarını tekrar gündeme getirdi. İddiaya göre, 29 yaşındaki anne R.Z., 11 Aralık 2025 tarihinde sabah saat 08.30 sıralarında 6 yaşındaki kızını okula götürürken, Barış Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde aracıyla park halinde bulunan S.E.’ye çarptı. Kazada anne ve kızı hafif şekilde yaralanırken, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldılar. Trafik ekipleri tarafından olay yerinde gerekli incelemeler yapılarak tutanaklar düzenlendi. Kazanın ardından R.Z., karşı komşusu olan ve aynı zamanda mahallede esnaflık yapan S.E. ile konuşup anlaştıklarını, aralarında herhangi bir sorun kalmadığını düşündü. Ancak genç kadın, kazadan yaklaşık iki ay sonra, 2 Şubat 2026 tarihinde, PTT aracılığıyla kendisine ulaşan İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi’nden gelen ilamsız haciz emri ile büyük bir şok yaşadı. İcra tebligatında, 30 bin TL asıl alacak ve faizleriyle birlikte yaklaşık 31 bin TL talep edildi. R.Z., harç, avukatlık vekâlet ücreti ve faizlerle birlikte toplam 44 bin 308 TL ödeme yaptı. Daha sonra durumu araştıran R.Z., söz konusu alacağın, kazaya karıştığı karşı komşusu ve mahalle esnafından biri olan S.E. tarafından talep edilen "ikame araç bedeli" olduğunu öğrendi. R.Z., tamir için sanayide 20 gün kalmayan bir araç için 20 günlük ikame araç bedeli talep edildiğini, buna rağmen yaptığı incelemelerde karşı tarafın bu süreçte ikame araç kiralamadığını, aksine ikinci bir araç satın aldığını iddia etti. Ayrıca kazaya karışan aracın aynı cadde üzerinde ve aynı noktada daha önce de farklı kişilerle en az iki kez daha kazaya karıştığını vurguladı. R.Z., "Üç ayrı kaza, üç ayrı icra dosyası ve her seferinde yaklaşık 30 bin TL talep edildiği düşünüldüğünde, insanın aklına ister istemez ’üç kaza, üç icra, üç kez 30 bin TL; toplamda 90 bin TL’lik bir talep mi söz konusu’ sorusu geliyor. Bu durum artık sadece basit bir trafik kazası olarak değerlendirilemez, sistemin suistimal edilip edilmediği yönünde kamu vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturuyor" dedi. R.Z., kazanın ardından İstanbul merkezli bazı avukatlar tarafından sık sık arandığını, önce "araç değer kaybı", ardından da "ikame araç bedeli" için başvuru yapılabileceğinin kendisine iletildiğini aktardı. Aynı şekilde karşı tarafın da benzer şekilde arandığını düşündüğünü ifade eden R.Z., sürecin bu yönlendirmelerle başlatıldığını öne sürdü. Sigorta uzmanları: "Mevzuatta boşluk var" R.Z.’nin iddiaları üzerine olayı değerlendiren sigorta uzmanları ve hukukçular, Türkiye’de trafik kazaları sonrası kusursuz tarafın talep edebileceği iki önemli hak bulunduğunu, bunların aracın değer kaybı tazminatı ve aracın tamirde kaldığı süre boyunca doğan araç mahrumiyet bedeli olduğunu söyledi. Mevcut kasko poliçelerinin yasadan kaynaklı mevzuattaki bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların ise yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sigorta Uzmanı Cenk Cucur, "Trafik kazalarında iki taraf bulunur; kusurlu olan ve kusursuz olan. Kusursuz tarafın elinde iki hak vardır. Araç değer kaybı tazminatı: Bu, aracın ikinci el değer kaybı karşı taraftan talep edilebilir. Araç mahrumiyet bedeli: Eğer araç ticari amaçla kullanılıyorsa, tamirde kaldığı süre boyunca kiralanan aracın bedeli kusurlu taraftan talep edilebilir" dedi. Kötüye kullanım ihtimaline de dikkat çeken Cucur, "Bazı kişiler gerçekte araç kiralamadıkları halde küçük ölçekli kiralama şirketlerinden sahte belgeler alarak karşı taraftan ödeme talep edebiliyor. Bu durumda ilamsız icra takibi devreye giriyor. Karşı tarafın bilgisi olmadan başlatılan bu takipte mağdurun yedi gün içinde itiraz etmesi gerekiyor. Aksi halde takip kesinleşiyor ve kişi, avukatlık masrafları ve faizle birlikte ödeme yapmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’de mevcut kasko poliçelerinin bu tür icra takibi kaynaklı ödemeleri karşılamadığını belirten Cucur, bunun büyük bir boşluk olduğunu söyledi. Bazı sigorta şirketlerinin yeni teminat çalışmaları yaptığını, ancak henüz yaygınlaşmadığını ifade eden Cucur, ayrıca ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceğini dile getirdi. Yargıtay: "Araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir" Araç mahrumiyet bedelini hukuki açıdan değerlendiren Avukat Fatma Akar ise haksız fiilden doğan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesinin geçerli olduğunu hatırlattı. Araç sahibinin aracını kullanamadığı süre boyunca katlandığı zararın araç kiralama bedeli veya ulaşım ihtiyacını karşılamak için yaptığı harcamalar üzerinden hesaplandığını belirten Akar, "Yargıtay kararlarına göre, araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir. Bu durumda bilirkişi, aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını ayarlar" dedi. Akar, uygulamada araç mahrumiyet bedeli için ilamsız icra yoluna sıkça başvurulduğunu, ödeme emri tebliğ edildiğinde ise yedi gün içinde itiraz edilerek takibin durdurulabileceğini söyledi. İtirazın iptali davasında bilirkişi incelemesiyle gerçek zarar miktarının ortaya konduğunu anlatan Avukat Fatma Akar, vatandaşların e-Devlet üzerinden haklarında icra takibi olup olmadığını sıklıkla kontrol etmelerinde fayda olabileceğini de hatırlattı.
İstanbul Beşiktaş-Fenerbahçe derbisindeki karaborsa bilet soruşturmasında 5 tutuklama İstanbul’da Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanan futbol müsabakası için karaborsa bilet satışı yapıldığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada gözaltına alınan 14 şüphelinin 5’i tutuklandı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca, 2 Kasım 2025’te Tüpraş Stadyumu’nda oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe futbol müsabakasında Fenerbahçe tribünleri için ayrılan bin 900 biletin karaborsadan satışının yapıldığı iddiası üzerine soruşturma başlatılmıştı. Fenerbahçe tribünleri için ayrılan bin 900 bilet karaborsada Yürütülen karaborsa bilet soruşturması çerçevesinde harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Spor Güvenliği Şube Müdürlüğü ekipleri, 2 Kasım 2025’te Tüpraş Stadyumu’nda oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe futbol müsabakasında Fenerbahçe tribünleri için ayrılan bin 900 biletin karaborsadan satışını gerçekleştiren şüphelilerin yakalanması için dün 7 ilde eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, 14 kişiyi gözaltına almıştı. 31 Ekim 2025’te Fenerbahçe tribünlerine ait bin 900 biletin satışa çıkarıldığını, bunların 632’sinin kısa sürede satıldığını tespit etmiş, diğer biletlerin ise uzun bir süre sistemde satışının yapılamadığını belirlemişti. Karaborsa biletleri Telegram, WhatsApp ve X gibi sosyal medya platformlarında satmışlar Bu biletleri satın almak isteyenlerin Passolig sistemine erişemediği, bu süreçte şüpheli şahısların da sistemi engelleyerek kalan biletleri toplu şekilde satın aldığı tespit edildi. Şüphelilerin, aldıkları bu biletlerin bir kısmını müsabaka öncesi stadyum çevresinde, bir kısmını internet üzerinden Telegram, WhatsApp ve X gibi sosyal medya platformlarında sattıkları anlaşıldı. Biletlerin satın alındığı banka ve kredi kartı sahiplerine yönelik çalışma sonucunda da aynı internet bağlantısı ve aynı kart bilgileriyle toplu şekilde maç bileti satın alan kişiler tek tek tespit edildi. Hesap hareketlerindeki "maç", "devir", "tribün", "bilet" "kombine" açıklamaları Karaborsa bilet soruşturması şüphelilerinin banka hesap hareketlerinde de çok sayıda "maç", "devir", "tribün", "bilet", "gs", "fb", "bjk","kombine" açıklamalarıyla para transferlerinin yer aldığı ortaya çıktı. Yakalanan karaborsacıların emniyetteki ifadeleri tamamlandı. Zanlılar, soruşturmanın yürütüldüğü İstanbul Anadolu Adliyesi’ne sevk edildi. Şüphelilerin çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi. 5’i hakkında yurt dışı yasağı ve adli kontrol hükümleri uygulanırken, 3 şüphelinin ise savcılıktaki işlemlerinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi. Geri kalan 1 şüphelinin polisteki sorgusunun devam ettiği kaydedildi.