ASAYİŞ - 24 Nisan 2026 Cuma 10:17

Trafik kazalarında araç mahrumiyet bedeli tartışması

A
A
A

Maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimali nedeniyle hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında tartışmaya sebep oluyor.

 Sigorta uzmanları mevcut kasko poliçelerinin bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını vurgularken, hukukçular ise Yargıtay'ın bu konuyla ilgili kararlarına dikkat çekerek araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkimin Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebildiğini, bu durumda bilirkişinin aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını belirleyebildiğini dile getiriyor. Bu tartışma, hem sigorta sektöründe hem de hukuk alanında düzenleme ihtiyacını ortaya koyarken ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceği belirtiliyor.

Mustafakemalpaşa'da şok icra takibi

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde bir trafik kazası sonrası gelişen ikame araç bedeli ve icra süreci ile ilgili yaşananlar, maddi hasarlı trafik kazalarında araç kiralama bedeli üzerinden başlatılan ilamsız icra takipleri, kötüye kullanım ihtimalini ve kazanılan tazminatların yasal olsa bile "helal mi" tartışmalarını tekrar gündeme getirdi.
İddiaya göre, 29 yaşındaki anne R.Z., 11 Aralık 2025 tarihinde sabah saat 08.30 sıralarında 6 yaşındaki kızını okula götürürken, Barış Mahallesi Osmangazi Caddesi üzerinde aracıyla park halinde bulunan S.E.'ye çarptı. Kazada anne ve kızı hafif şekilde yaralanırken, olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla hastaneye kaldırıldılar. Trafik ekipleri tarafından olay yerinde gerekli incelemeler yapılarak tutanaklar düzenlendi.

Kazanın ardından R.Z., karşı komşusu olan ve aynı zamanda mahallede esnaflık yapan S.E. ile konuşup anlaştıklarını, aralarında herhangi bir sorun kalmadığını düşündü. Ancak genç kadın, kazadan yaklaşık iki ay sonra, 2 Şubat 2026 tarihinde, PTT aracılığıyla kendisine ulaşan İstanbul Anadolu 6. İcra Dairesi'nden gelen ilamsız haciz emri ile büyük bir şok yaşadı. İcra tebligatında, 30 bin TL asıl alacak ve faizleriyle birlikte yaklaşık 31 bin TL talep edildi. R.Z., harç, avukatlık vekâlet ücreti ve faizlerle birlikte toplam 44 bin 308 TL ödeme yaptı.

Daha sonra durumu araştıran R.Z., söz konusu alacağın, kazaya karıştığı karşı komşusu ve mahalle esnafından biri olan S.E. tarafından talep edilen "ikame araç bedeli" olduğunu öğrendi. R.Z., tamir için sanayide 20 gün kalmayan bir araç için 20 günlük ikame araç bedeli talep edildiğini, buna rağmen yaptığı incelemelerde karşı tarafın bu süreçte ikame araç kiralamadığını, aksine ikinci bir araç satın aldığını iddia etti. Ayrıca kazaya karışan aracın aynı cadde üzerinde ve aynı noktada daha önce de farklı kişilerle en az iki kez daha kazaya karıştığını vurguladı. R.Z., "Üç ayrı kaza, üç ayrı icra dosyası ve her seferinde yaklaşık 30 bin TL talep edildiği düşünüldüğünde, insanın aklına ister istemez 'üç kaza, üç icra, üç kez 30 bin TL; toplamda 90 bin TL'lik bir talep mi söz konusu' sorusu geliyor. Bu durum artık sadece basit bir trafik kazası olarak değerlendirilemez, sistemin suistimal edilip edilmediği yönünde kamu vicdanında ciddi soru işaretleri oluşturuyor" dedi.

R.Z., kazanın ardından İstanbul merkezli bazı avukatlar tarafından sık sık arandığını, önce "araç değer kaybı", ardından da "ikame araç bedeli" için başvuru yapılabileceğinin kendisine iletildiğini aktardı. Aynı şekilde karşı tarafın da benzer şekilde arandığını düşündüğünü ifade eden R.Z., sürecin bu yönlendirmelerle başlatıldığını öne sürdü.

Sigorta uzmanları: "Mevzuatta boşluk var"

R.Z.'nin iddiaları üzerine olayı değerlendiren sigorta uzmanları ve hukukçular, Türkiye'de trafik kazaları sonrası kusursuz tarafın talep edebileceği iki önemli hak bulunduğunu, bunların aracın değer kaybı tazminatı ve aracın tamirde kaldığı süre boyunca doğan araç mahrumiyet bedeli olduğunu söyledi.

Mevcut kasko poliçelerinin yasadan kaynaklı mevzuattaki bu boşluğu karşılamadığını, vatandaşların ise yedi gün içinde itiraz etmedikleri takdirde yüksek meblağlarla karşı karşıya kaldığını belirten Sigorta Uzmanı Cenk Cucur, "Trafik kazalarında iki taraf bulunur; kusurlu olan ve kusursuz olan. Kusursuz tarafın elinde iki hak vardır. Araç değer kaybı tazminatı: Bu, aracın ikinci el değer kaybı karşı taraftan talep edilebilir. Araç mahrumiyet bedeli: Eğer araç ticari amaçla kullanılıyorsa, tamirde kaldığı süre boyunca kiralanan aracın bedeli kusurlu taraftan talep edilebilir" dedi.
Kötüye kullanım ihtimaline de dikkat çeken Cucur, "Bazı kişiler gerçekte araç kiralamadıkları halde küçük ölçekli kiralama şirketlerinden sahte belgeler alarak karşı taraftan ödeme talep edebiliyor. Bu durumda ilamsız icra takibi devreye giriyor. Karşı tarafın bilgisi olmadan başlatılan bu takipte mağdurun yedi gün içinde itiraz etmesi gerekiyor. Aksi halde takip kesinleşiyor ve kişi, avukatlık masrafları ve faizle birlikte ödeme yapmak zorunda kalıyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye'de mevcut kasko poliçelerinin bu tür icra takibi kaynaklı ödemeleri karşılamadığını belirten Cucur, bunun büyük bir boşluk olduğunu söyledi. Bazı sigorta şirketlerinin yeni teminat çalışmaları yaptığını, ancak henüz yaygınlaşmadığını ifade eden Cucur, ayrıca ilamsız takip uygulamasının kaldırılmasının mağduriyetleri azaltabileceğini dile getirdi.

Yargıtay: "Araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir"

Araç mahrumiyet bedelini hukuki açıdan değerlendiren Avukat Fatma Akar ise haksız fiilden doğan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesinin geçerli olduğunu hatırlattı. Araç sahibinin aracını kullanamadığı süre boyunca katlandığı zararın araç kiralama bedeli veya ulaşım ihtiyacını karşılamak için yaptığı harcamalar üzerinden hesaplandığını belirten Akar, "Yargıtay kararlarına göre, araç kiralandığına dair belge sunulmasa bile hâkim, Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca zararı belirleyebilir. Bu durumda bilirkişi, aracın makul tamir süresini ve benzer bir aracın piyasa rayicine göre kiralama bedelini tespit ederek tazminat miktarını ayarlar" dedi.
Akar, uygulamada araç mahrumiyet bedeli için ilamsız icra yoluna sıkça başvurulduğunu, ödeme emri tebliğ edildiğinde ise yedi gün içinde itiraz edilerek takibin durdurulabileceğini söyledi. İtirazın iptali davasında bilirkişi incelemesiyle gerçek zarar miktarının ortaya konduğunu anlatan Avukat Fatma Akar, vatandaşların e-Devlet üzerinden haklarında icra takibi olup olmadığını sıklıkla kontrol etmelerinde fayda olabileceğini de hatırlattı.

Uğur Uslubaş

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Canik’te Mobil Zabıta Çözüm Merkezi ile talep ve öneriler yerinde dinleniyor SAMSUN (İHA) – Canik Belediyesi Mobil Zabıta Çözüm Merkezi’yle vatandaşlar dilekçe işlemlerini kolaylıkla gerçekleştiriyor, talep ve öneriler yerinde dinleniyor. İlçede hizmete sunduğu ve içerisinde muhtarlık bölümlerinin yer aldığı mahalle konaklarıyla vatandaşların muhtarlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran Canik Belediyesi, Mobil Zabıta Çözüm Merkezi’yle de ilçe sakinlerinin taleplerini ve önerilerini yerinde dinliyor. İlçede sürdürülen etkin ve hızlı hizmet seferberliğinin önemli parçalarından olan Mobil Zabıta Çözüm Merkezi’yle vatandaşların talep dilekçeleri anında işleme alınıyor, sürece yönelik gerçekleştirilen çalışmaların aşamalarıyla ilgili bilgilendirmede bulunuluyor. Mobil Zabıta Çözüm Merkezi’yle ilçenin farklı noktalarında vatandaşların taleplerini ve önerilerini dinlemeye devam ettiklerini kaydeden Canik Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Canik’imizde ortak akılla hareket ediyor, etkin ve hızlı hizmet anlayışıyla çalışmaya devam ediyoruz" dedi. Mahalle mahalle dolaşıyor Mobil Zabıta Çözüm Merkezi’nin aralıksız bir şekilde hizmet vermeyi sürdürdüğünü aktaran Başkan İbrahim Sandıkçı, "Mobil zabıta çözüm merkezimizle hemşehrilerimizin taleplerini ve önerilerini yerinde dinlemeye devam ediyoruz. Çözüm merkezimizle ayrıca hemşehrilerimizin taleplerine yönelik dilekçelerini hızlı bir şekilde işleme alıyoruz. Taleplere yönelik çalışmaları ekiplerimizle birlikte süratle tamamlıyor ve sürece yönelik hemşehrilerimize bilgi veriyoruz. Canik’te yaşamı kolaylaştıran çalışmalarımızı sürdürüyor, hızlı ve etkin hizmet anlayışıyla yeni uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyoruz" diye konuştu. Başkan Sandıkçı, yapay zekâ destekli Canik Belediyesi Çözüm Merkezi üzerinden vatandaşların 7 gün 24 saat taleplerini ve önerilerini iletebildiğini de belirtti.
İzmir Buca ve Karşıyaka belediyelerinde memurlar iş bırakma eyleminde Buca ve Karşıyaka belediyelerinde görevli memurlar, toplu iş sözleşmesinden doğan sosyal denge tazminatı ve benzeri haklarını alamadıkları gerekçesiyle iş bırakma eylemi başlattı. Sendika temsilcileri, Karşıyaka’da sözleşmenin askıya alınmasına ve Buca’da kişi başı ortalama 270 bin lira alacağın ödenmemesine tepki göstererek, sonuç alınamaması halinde eylemlerin parti il binasına taşınacağını bildirdi. Tüm Bel-Sen ve Birlik Yerel-Sen öncülüğünde Buca ve Karşıyaka belediyeleri önünde toplanan memurlar, üretimden doğan haklarını kullanarak eylem yaptı. Basın açıklamalarına katılan sendika temsilcileri, belediye başkanlarına toplu iş sözleşmelerine attıkları imzaların arkasında durmaları yönünde çağrıda bulundu. Özellikle Buca’da memurların geriye dönük ortalama 270 bin lira alacağı olduğu vurgulanırken, Karşıyaka’da ise mevcut sözleşmenin askıya alınması nedeniyle eylemler sürüyor. Sözleşmeye sahip çıkın çağrısı Sendika Genel Örgütlenme Sekreteri Bülent Türkmen, yönetimlerin memurların itirazlarını duymazdan geldiğini ifade etti. Türkmen, "Kısa ve net olarak ortada imzalanmış toplu sözleşmeler var. Talebimiz, başkanların imza attıkları sözleşmelere sahip çıkmasıdır. Emekçilerin haklarının gasp edilmesine yönelik bu müdahaleyi hiçbir zaman kabul etmeyeceğiz. Tek taraflı olarak toplu sözleşmeyi ortadan kaldırmak, sendikal hak ve özgürlüklere karşı da bir müdahaledir. Başkanları karşılıklı imzalanan sözleşmelerin gereğini yerine getirmeye davet ediyoruz" dedi. Hakların geriye götürülmesi kabul edilemez Birlik Yerel Sen Genel Başkanı Reşat Bozat, kazanılmış hakların geriye alınmasının yasal ve ahlaki olmadığını dile getirdi. Bozat, "Buca ve Karşıyaka belediyelerinde yaşanan bu süreç, tüm belediye çalışanlarını yakından ilgilendirmektedir. Toplu sözleşme masada biten bir onurdur, bir haktır. Atılan imzanın arkasında durulması erdemdir. Sosyal denge tazminatlarının kesilmesi, kazanılmış hakların geriye götürülmeye çalışılması kabul edilebilir bir durum değildir. İş barışını bozmayın, çalışanların alın terinin karşılığını zamanında ve eksiksiz ödeyin" diye konuştu. Tek taraflı iptale tepki Tüm Bel-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Nihat Filiz, toplu sözleşmelerin birkaç kişinin kararına bırakılamayacağının altını çizdi. Filiz, "Belediye önlerinde eylemler düzenliyoruz. Karşıyaka’da sözleşme askıya alındı, Buca’da ise imza altına aldığımız sözleşmemiz geri çekildi. Buca’da her memurun ortalama 270 bin lira alacağı bulunuyor. Bunu asla kabul etmiyoruz. İmza altına alınan toplu sözleşme tek taraflı olarak asla geri çekilemez. Toplu sözleşmelerimizin birkaç kişinin vereceği kararla ortadan kaldırılmasına izin vermeyeceğiz. Her türlü demokratik, meşru ve hukuki mücadeleyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Eylemler il binasına taşınacak Tüm Yerel-Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Murat Bekar ise krizin faturasının emekçilere kesilemeyeceğini belirtti. Bekar, "Bu uygulamanın emeğe, alın terine ve hukuka açıkça bir saldırı olduğunu düşünüyoruz. Belediyelerde bir kriz varsa, bunun sorumlusu memur emekçileri değildir. Sosyal denge tazminatlarımızın ve içerideki alacaklarımızın bir an önce eksiksiz olarak ödenmesini talep ediyoruz. Haksız uygulamalardan geri adım atılmazsa mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Sonuç alınamaması durumunda eylemlerimizi Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Binası önünde devam ettireceğiz" diyerek sözlerini tamamladı. Basın açıklamasının ardından Buca Belediyesi memurları oturma eylemi gerçekleştirdi.
Tekirdağ Çiftçilere destek toplantısı: Yeni model anlatıldı Tekirdağ’ın Muratlı ilçesinde düzenlenen toplantıda çiftçilere tarımsal desteklemeler ve yeni üretim modeli hakkında bilgi verildi. Muratlı İlçe Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirilen "Tarımsal Desteklemeler Çiftçilerle Buluşma Toplantısı"nda üreticilere yönelik önemli başlıklar ele alındı. Program kapsamında tarım sektöründe yaşanan gelişmeler, destekleme politikaları ve üretim planlamasına dair detaylar paylaşıldı. Yeni destekleme modeli anlatıldı Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen "Tarımsal Üretim Planlaması ve Yeni Destekleme Modeli" hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Modelin, tarımsal üretimin daha planlı, programlı ve öngörülebilir hale getirilmesini amaçladığı vurgulandı. İklim ve teknoloji vurgusu Programda ayrıca iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkileri, tarımda teknolojik gelişmeler, il genelinde yürütülen projeler ile kırsal kalkınma ve hayvancılık destekleri hakkında katılımcılara bilgiler aktarıldı. Üreticilerin soruları yanıtlandı Toplantının sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde çiftçilerin desteklemeler, bitkisel ve hayvansal üretimle ilgili merak ettiği konular yetkililer tarafından yanıtlandı. Toplantıya Muratlı Kaymakamı Aytekin Yılmaz, İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Aksoy, Muratlı Belediye Başkanı Varol Türel, Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi öğretim üyesi Korkmaz Bellitürk ile STK temsilcileri, muhtarlar, tarım paydaşları ve çok sayıda çiftçi katıldı.
Gaziantep CHP Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım, sert sözlerle istifa etti CHP Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım, düzenlediği basın toplantısında partisine sert eleştirilerde bulunarak görevinden istifa ettiğini ve kararın geri dönüşünün olmadığını söyledi. Yıldırım, "Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanlığı görevimden istifa ediyorum. Umut Yılmaz’a yapılanlar bana da yapıldı" dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gaziantep Şehitkamil İlçe Başkanı Hurşit Yıldırım, bir basın toplantısı düzenleyerek parti için yıldırma politikalarına tepki gösterdi. Parti içerisinde yaşananları anlatarak ilginç açıklamalarda bulundu. "Benim için ’bu adam ölecek, oy vermeyin’ dediler" Düzenlediği basın toplantısında sert açıklamalarda bulunan Hurşit Yıldırım, "2023 yılından bu yana Gaziantep ili ŞehitKamil İlçe Başkanlığı yapıyorum. 2025 yılında bir seçim yaşadık, ilçe başkanlığı seçimi. Bu seçim yaşamadan belediye başkanı yanlış yapmak gittiğinde dedim ki ben bu siyasete hasta da olsam devam edeceğim. Büyük bir operasyon geçirdim ve akciğer kanseri oldum. Gittim önce Allah’ın sonra da doktorların sayesinde tedavimi oldum. Ama bana sen kesinlikle stres yapma dediler ben de genç bir arkadaşımız ilçe başkanı olsun dedim. Sonra biz ailemizle siyaset yapıyoruz dediler. Gaziantep kamuoyunda Cumhuriyet Halk Partisi’ni halk kurtarır halk. Biz seçim kazandık ama seçimden bir hafta önce ’bu adam ölecek oy vermeyin’ dediler. Diyen arkadaşlar bürolarda siyasetle kendilerine turizm kendilerine rant sağlayanlar ve siyasete yön vermek isteyenler. Artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin böyle bir lüksü yok. Bağ evince, dağ evinde oturup masada Gaziantep’i yönlendiremezsiniz. Halkın içinde olacaksınız" dedi. "Cumhuriyet Halk Partisi’ni parsellemişler, Umut Yılmaz’a yapılanlara ’vay’ dedim" Partililerin CHP’yi parsellediğini iddia eden ve Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’a partideyken yapılanların kendisine de yapıldığını ifade eden Yıldırım, "Cumhuriyet Halk Partisi’ni öyle bir parsellemişler ki enişte milletvekili, kayın milletvekili, baba milletvekili, oğul milletvekili, kayınbaba milletvekili, dünür milletvekili. Ne oluyor yahu? Cumhuriyet Halk Partisi kimsenin babasının malı değil. Ben bunlara izin vermedim. Her türlü bana çelme takmayı ve provokatif girişimde bulunmayı denediler. Ben bunlara izin vermedim. Ama artık kaldıramıyorum. Bugün burada bu saate kadar kimsenin bilmediği bir şeyi açıklıyorum. Umut Yılmaz’a yapılanlardan sonra dedim ki ’ya vay vay, bu adam bu yapılanları nasıl çekti’ dedim" ifadelerini kullandı. "Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanlığı görevimden istifa ediyorum" Konuşmasında CHP Şehitkamil İlçe Başkanlığından istifa ettiğini duyuran Hurşit Yıldırım, "Şuanda Cumhuriyet Halk Partisi ilçe başkanlığı görevimden istifa ediyorum. Türkiye’de ve Gaziantep’te ilk siz öğreneceksin. Yazık ben insanım. Şehitkamil’de 10 yıl belediye meclis üyeliği yaptım. Bir kişi diyemez ki Hurşit Yıldırım bir yanlışlık yaptı. Eski başkan Rıdvan beye sorabilirsiniz. O AK Partili, ben Cumhuriyet Halk Partiliyim. Ama birilerinin belediye başkan yardımcılığı için, birilerinin Cumhuriyet Halk Parti ilçe başkanı sürekli rencide etmek için olmaz entrikalar çevirdiği, AK Partili belediye başkanlarının yanında farklı konuşup, Cumhuriyet Halk Partisi’ne gidip farklı konuşan meclis üyelerinin yaptıkları zulümden kendi sağlığımı kaybediyorum. Ondan dolayı da Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa ediyorum. Bundan hiç kimsenin haberi yok, yönetici arkadaşların da haberi yok. partiye küstüm" şeklinde konuştu. "Mehter Marşı da bizim vazgeçilmezimiz" 23 Nisan’da CHP’lilerin çocuk mehteran takımına sırt dönmesine de tepki gösteren Yıldırım, "Ben orada yoktum. Ama İstiklal Marşı nasıl bizim vazgeçilmezimizse mehter marşı da bizim vazgeçilmezimiz. Oradaki olayları pek bilmiyorum. Şunu söyleyeyim, çocukların Mehter Marşı söylemesini kimse eleştirmemeli. Çünkü sonuçta bizim geleneklerimiz var, çocuklar mehter marşı söyleyebilir. Ama benim istifamın onunla ilgisi yok. Benim istifamın geri dönüşü yok. Ben diyorum ki ’Umut neden gittin’ ama şimdi görüyorum ki adama baskı yapıldı. Ben de bunun içine düşünce eyvah dedim, benim de gitmem gerek dedim. Yani beni de gönderdi o arkadaşlar. Emellerine ulaştılar" diye konuştu. "Genel merkez bize hiç sormadı" Son olarak CHP genel merkezine de tepki gösteren Hurşit Yıldırım, bazı meclis üyelerinin genel merkezi yanılttığını ve merkezin yaşananlara sessiz kaldığını, kendilerine hiçbir şekilde yaşananların sorulmadığını ve müdahale edilmediğini sözlerine ekledi.
Aydın Kuyucak’ta gıda denetiminde memurlara saldırı Aydın’ın Kuyucak ilçesinde gerçekleştirilen gıda denetimleri esnasında ilçe tarımda görevli 2 memurun saldırıya uğradığı öğrenilirken, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de yaptığı açıklamayla saldırıyı şiddetle kınadıklarını ifade etti. Vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla Aydın genelinde yürütülen çalışmalar aralıksız devam ediyor. Edinilen bilgiye göre Kuyucak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden görevli gıda mühendisi Fırat Bakır ve ziraat mühendisi Fatih Özdemir, ilçedeki gıda denetimleri esnasında fiziki olarak saldırıya uğradı. Yaralanan görevlilerin şikayeti üzerine saldırgan gözaltına alınırken olayla ilgili incelemenin başlatıldığı öğrenildi. Yaşanan olayın ardından İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yaptığı açıklamayla saldırıyı kınadı. Kamu görevini yerine getiren personellerinin yaşadığı saldırı olayının takipçisi olacaklarının vurgulandığı açıklamada "Kuyucak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğümüzde görev yapan Gıda Mühendisi Fırat Bakır ve Ziraat Mühendisi Fatih Özdemir, halk sağlığını korumak amacıyla yürüttükleri gıda denetimi sırasında menfur bir fiziki saldırıya maruz kalmıştır. Kamu görevi ifa eden personelimize yönelik bu tür saldırıları asla kabul etmiyor, şiddetle kınıyoruz. Süreci yakından takip edeceğiz ve vatandaşlarımızın güvenilir gıdaya ulaşması için sürdürdüğümüz denetim faaliyetlerimize, hiçbir baskı ve saldırıya boyun eğmeden, aynı kararlılık ve sorumluluk bilinciyle devam edeceğiz" ifadeleri yer aldı.