Yerel Haberler
Kayseri
01 Mayıs 2026 Cuma - 17:14 Başkan Büyükkılıç’tan Çarşı Melikgazi’ye ziyaret 27 Nisan’da kapılarını ziyaretçilerine açan Kayseri’nin yeni sembol değeri Çarşı Melikgazi, konuklarını ağırlamaya devam ediyor. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç da Çarşı Melikgazi’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Şehrin marka değerlerinin bir araya geldiği Çarşı Melikgazi’ye gösterilen yoğun ilgiyi dile getiren Başkan Memduh Büyükkılıç, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Melikgazi Çarşı’mızdayız. Çok değerli başkanımıza ve kıymetli ekibine teşekkür ediyorum. Nezih bir ortam; şehrimizin markaları, değerleri burada buluşmuş. Kayseri’mizin güzel insanları da şu anda burada cıvıl cıvıl, pırıl pırıl alışverişlerini yapıyorlar; çarşımız dolup taşıyor. Cumanız mübarek olsun. Cenab-ı Allah esnaflarımıza helalinden bol rızık versin, alışveriş yapan dostlarımıza da hayırlı alışverişler diliyorum. Başkanımıza da ayrıca teşekkür ediyorum." Çarşı Melikgazi’nin resmi açılışına Ankara ve Kayseri protokolünün katılım sağlayacağını belirten Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, Başkan Memduh Büyükkılıç’a ziyareti için teşekkür ederek, "Sayın Başkanım, ayağınıza sağlık. İnşallah yakın zamanda ufak tefek ilavelerimiz olacak, ardından resmi açılışımızı da bakanlarımız, milletvekillerimiz, Ankara ve Kayseri protokolünün katılımıyla hep birlikte gerçekleştirmiş olacağız" dedi.
AKİB’den Avrupa’da artan ırkçılığa tepki
30 Ocak 2026 Cuma - 19:00 AKİB’den Avrupa’da artan ırkçılığa tepki Avrupa Kayserili İşverenler Birliği (AKİB) Genel Başkanı Ali Hızar, Avrupa’da son dönemde artış gösteren ırkçı söylemler, İslamofobi ve göçmenlere yönelik baskıcı uygulamalara tepki göstererek, "Adaletin din, dil ve ırk ayrımı yapmaksızın herkes için eşit ilenmesi gerekiyor" dedi. AKİB Genel Başkanı Ali Hızar, özellikle Hollanda’da iki Müslüman kadına yönelik polis müdahalesinin yalnızca Müslümanları değil, Avrupa’daki tüm vicdan sahibi kesimleri derinden yaraladığını belirterek, bu olayın insan hakları, hukuk devleti ve demokratik değerlerle asla bağdaşmadığını vurguladı. Hızar açıklamasında, "Avrupa’da yükselen ırkçılık ve İslam karşıtlığı artık münferit olaylar olmaktan çıkmış, sistematik bir tehdit hâline gelmiştir. Güvenlik güçlerinin kimlik, inanç ve köken üzerinden hareket etmesi kabul edilemez" ifadelerini kullandı. Adaletin; din, dil, ırk ya da kimlik ayrımı yapılmaksızın herkes için eşit şekilde işlemesi gerektiğine dikkat çeken Ali Hızar, Avrupa’da yaşayan milyonlarca Türk ve Müslüman’ın, yaşadıkları ülkelerde ötekileştirilmeden, baskı görmeden ve korku iklimine mahkûm edilmeden yaşama hakkına sahip olduğunu dile getirdi. Bu tür olaylar karşısında sessiz kalmanın, haksızlığı normalleştirmek anlamına geleceğini vurgulayan Hızar, demokratik, hukuki ve barışçıl yollarla güçlü tepkilerin ortaya konulmasının hem bir hak hem de bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Toplumsal dayanışma ve birlik ruhunun bu süreçte hayati öneme sahip olduğunu belirten Hızar, aşırı milliyetçi ve ırkçı saldırıları en güçlü şekilde kınadıklarını, Avrupa’da yaşayan Türk ve Müslüman toplumların huzur, adalet ve eşitlik içinde yaşama haklarını savunmaya kararlılıkla devam edeceklerini söyledi.
Başkan Gülsoy: "2026’da hedefimiz Kayseri’yi sadece bir üretim merkezi değil, bir ‘akıllı ticaret merkezi’ yapmaktır"
30 Ocak 2026 Cuma - 18:09 Başkan Gülsoy: "2026’da hedefimiz Kayseri’yi sadece bir üretim merkezi değil, bir ‘akıllı ticaret merkezi’ yapmaktır" Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Ocak Ayı Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmasında, dünyanın diken üstünde olduğunu söyleyerek, "Belirsizlik rekabet şartlarını ağırlaştırdı" dedi. 2026 yılının ilk meclis toplantısına KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, yönetim kurulu üyeleri ve oda üyeleri katıldı. Konuşmasında son günlerde dünyanın diken üzerinde olduğunu söyleyen Başkan Gülsoy, "Küresel ekonomideki gelişmelere bakacak olursak. Bu dönemde dünya siyasetinin de ne kadar keskin ve kuralsız bir viraja girdiğine hep birlikte şahitlik ediyoruz. Venezuela’da yaşanan durum buna bir örnektir. Meşru ya da gayrimeşru seçilmiş bir devlet başkanı bir operasyon ile eşiyle birlikte alınıyor. Son günlerde yine dünya diken üzerinde. ABD ile İran arasında tırmanan gerilim, Orta Doğu’yu bir kez daha geniş çaplı bir savaşın eşiğine getirmiş durumda. Ardı ardına yaşanan toplumsal gerilimler, bölgesel belirsizliği maalesef canlı tutmaya devam ediyor. Terörsüz Türkiye sürecine girmişken Suriye’de sahadaki yeni güvenlik gelişmeleri ve artan hareketlilik de ona keza. Rusya-Ukrayna savaşı, Çin-Filipinler. Yaşanan gelişmeler küresel ölçekte ekonomik ve siyasi risklerin aynı anda tırmandığı bir sürece işaret ediyor. Bu durum enerji koridorlarından emtia fiyatlarına, ticaret yollarından finansal piyasalara kadar pek çok alanda hızlı ve öngörülemez değişimlere yol açabiliyor. Tüm bu olumsuz tablolara rağmen iş dünyamızın en büyük gücü zorlukları görürken umudunu kaybetmemesidir. Belirsizliğin arttığı bu dönemde üretmekten ve rekabetten vazgeçmemeliyiz. Ancak şunu net bir biçimde ifade etmeliyim ki: rekabetin şartları da ağırlaşmıştır. Bu nedenle üretim yaparken yalnızca kendi maliyetlerimizi değil dünyanın içinde bulunduğu bu yeni ve belirsiz düzeni de dikkate almak zorundayız. Kanayan yaramız, Çin ile olan ticaretimiz konusuna da görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Rakamlar ürkütücü. 2025 yılı sonu itibarıyla Çin ile olan dış ticaret açığımız 42 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin toplam dış ticaret açığının yarısından fazlası (%51) tek başına Çin’den kaynaklanıyor. Daha acısı ne biliyor musunuz? Çin, ihracat sıralamamızda Slovenya gibi küçük ülkelerin bile gerisinde kalarak 22. sıraya düşmüştür. Çinli şirketler sadece iç pazarımızı değil, en büyük kalemimiz olan Avrupa pazarındaki payımızı da adeta dümdüz ederek elimizden alıyor. Bu durum, Türk sanayicisinin yatırım yapma mecalini bitiriyor. Buradan açıkça ifade ediyorum Bu sorunu görmezden gelemeyiz. İthalatı mikro düzeyde ürün ürün, marka marka analiz etmeliyiz. Gerekiyorsa gümrük vergilerini, gerekiyorsa ticaret engellerini Trump gibi bir kararlılıkla ama stratejik bir akılla masaya koymalıyız. Bizim ihtiyacımız sadece korumacılık değil, körelen rekabetçiliğimizi geri kazanacak bir Büyük İmalat Sanayi Hamlesidir. Bugün baktığımızda ABD ile Çin arasındaki çekişme, artık klasik bir rekabetin çok ötesindedir. Bugünün savaş cephesi çipler, yarı iletkenler ve nadir toprak elementleridir. Bakınız, Güney Kore örneği önümüzde duruyor; petrolü yok ama yüksek teknolojisi ve rafinasyon kapasitesiyle dünyanın en büyük enerji ihracatçılarından biri haline geldi. Biz de Kayseri olarak ‘bizim petrolümüz yok’ diyerek hayıflanamayız. Bizim petrolümüz girişimci ruhumuz, zekâmız, inovasyonumuz ve üretme iştahımızdır. Diğer taraftan AB ile Hindistan arasında yapılan anlaşma Türkiye’nin dış ticaret dengeleri açısından kritik bir dönüm noktasına işaret etmektedir. Taslak metinlerin yayımı sonrası başlayacak olan hukuki inceleme sürecini takiben, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte; otomotiv, tekstil, mobilya, kuyumculuk, kimya, deri ve metalurji gibi stratejik sektörlerde sağlanan gümrük muafiyetleri ve kota esneklikleri, Türk ihracatçısı üzerinde ciddi bir rekabet baskısı oluşturacaktır. Bu anlamda, Türkiye’nin pazar payını korumaya yönelik proaktif tedbirlerin ve stratejik hamlelerin ivedilikle hayata geçirilmesi elzemdir" dedi. Gülsoy, "Ülke ekonomimize baktığımızda 2025 yılı gerek ülkemiz gerekse küresel ekonomi açısından zorlukların yaşandığı bir yıl oldu. 2025 yılını dezenflasyon süreciyle, küresel ticaret savaşlarıyla ve dijitalleşmenin yakıcı hızıyla mücadele ederek kapattık. Yeni yılın bu ilk ayında dikkatle yönetilmesi gereken başlıkların varlığını koruduğunu hep birlikte görüyoruz. Bugün belirsizliğin bir istisna olmaktan çıkıp "yeni normalimiz" haline geldiği, bildiğimiz tüm ticaret kurallarının yeniden yazıldığı bir dönemin tam ortasındayız. Şimdi önümüzde, bu riskleri fırsata çevirmemiz gereken kritik bir 2026 ajandası var. Artık ticaret, sadece mal alıp satmak değil; bir güç savaşı haline geldi. Demir-çelikten otomotive kadar birçok stratejik sektörde, gümrük duvarlarının yükseldiğini görüyoruz. Enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımların etkilerini kademeli olarak görmeye başlasak da fiyat istikrarı konusunda hâlâ kat etmemiz gereken önemli bir mesafe olduğunu biliyoruz. Finansmana erişim ise geçtiğimiz yıl iş dünyamızın ana gündem maddelerinden biri oldu. Faiz oranlarının nakit akışı ve yatırım iştahı üzerindeki etkisi sahada güçlü biçimde hissedildi. Resmî verilere baktığımızda büyüme oranlarımızın ve millî gelirimizin arttığını, 2025 yılının sonuna doğru enflasyonun son yılların en düşük seviyelerine gerileyerek yüzde 30,9 seviyelerinde gerçekleştiğini görüyoruz. Ancak sahadaki yansımaların bu verilerin ortaya koyduğu tabloyla aynı ölçüde hissedilmediğini de açıkça ifade etmemiz gerekiyor. Küresel ölçekte de 2025 yılı oldukça zorlu bir sınav oldu. Artan üretim maliyetleri ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler, enflasyon oranının çok altında kalan döviz kuru ve güçlü TL dengesi ihracatçılarımızın kârlılığını düşürdü. Bu süreçte birçok firma yurt dışı borçlanmaya yönelmek zorunda kaldı. Özellikle emek yoğun sektörlerde ciddi kayıplar yaşandı. 2026’da ekonomi ve siyasetin birbirinden ayrılmaz bir bütün olacağını biliyoruz. Ana gündemimiz yine enflasyon. Bizim talebimiz net. Ekonomik programa olan güven perçinlenmeli, rasyonel zemin terk edilmemelidir. Enflasyon canavarından kurtulmadan sürdürülebilir bir büyüme hayaldir. Değerli arkadaşlar, Kayseri olarak 2025’i tüm zorluklara rağmen 3 milyar 847 milyon dolar ihracatla kapattık. Geçen seneye oranla yüzde 2,54 oranında bir artış yaşandı. İş dünyası olarak tüm gücümüzle üretim, ihracat ve istihdamın sürdürülebilirliği için olağanüstü mücadele veriyoruz. Bu başarı, alın teriyle üretim yapan sanayicimizin ortak emeğinin bir yansımasıdır. Dünya için üreten, ülkemiz için rekabet eden tüm firmalarımıza, çalışanlarına ve emeği olan herkese teşekkür ediyorum. Ancak 2026’da vites artırmak zorundayız. 2026’da bizim hedefimiz, Kayseri’yi sadece bir üretim merkezi değil, bir ‘akıllı ticaret merkezi’ yapmaktır" ifadelerini kullandı. Marmara bölgesine alternatif bir güvenli liman oluşturulması gerektiğini söyleyen Gülsoy, "Özellikle altını çizmek istediğim bir konu var. 2019 yılından bu yana her platformda, her Ankara ziyaretimizde adeta bir ’memleket meselesi’ olarak savunduğumuz o hayati konuya gelmek istiyorum; Orta Anadolu Üretim Havzası. Hatırlayacaksınız, bu kürsüden defalarca dile getirdim. Dedik ki; Marmara Bölgesi artık doldu, taştı. Sanayiyi tek bir bölgeye hapsetmek, Marmara’nın omuzlarına bu kadar yük yüklemek hem o bölgeye hem de Türkiye’nin geleceğine yazıktır. Allah korusun, Marmara’da yaşanacak yıkıcı bir deprem, Türkiye ekonomisinin şalterini indirmek demektir. Ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşantımızı riske atmamak için, yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalıyız. İşte biz bu riskleri gördüğümüz için 2019’dan beri diyoruz ki Marmara’ya alternatif, deprem riski düşük, sanayi tecrübesi yüksek bir ’Güvenli Liman’ oluşturulmalı. "Orta Anadolu Üretim Havzası kurulmalı" dedik. Kırıkkale’den Ankara’ya, Konya’dan Aksaray’a, Niğde’den Mersin’e ve elbette bu işin kalbi olan Kayseri’ye uzanan bir üretim koridoru şarttır. Biz bu talebimizi sadece buralarda konuşmadık. Ankara ziyaretlerimizde, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz ile yüz yüze görüşmemizde de bu dosyayı bizzat sundum. ’Kayseri’nin müteşebbis ruhu hazır, sanayi altyapısı hazır; bize sadece hızlı demir yolu, otoban ve lojistik merkez gibi elzem projelerin önünü açın. Ulaşım olmadan ticaret olmaz’ dedik. Nihayet sesimiz karşılık buldu! Yıllardır verdiğimiz bu mücadele, Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle artık vücut bulmaya, somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ‘Ulusal Sanayi Alanları Master Planı’ ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Buna göre İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte büyük sanayi tesisleri ve kritik altyapılar; ulaşım ve enerji bağlantıları da dikkate alınarak incelenecek. Marmara’daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor. Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir. Kayseri, sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir ’çekim merkezidir’. Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır. Bu vesileyle; 2019’dan beri sabırla ve kararlılıkla dile getirdiğimiz bu ’Orta Anadolu Üretim Havzası’ projesini sahiplenen, Kayseri’nin ve İç Anadolu’nun sesine kulak veren, bu stratejik dönüşümün mimarı Sayın Cumhurbaşkanımıza, şahsım ve Kayseri iş dünyası adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza da teşekkür ediyorum. Bu proje, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin önümüzdeki 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktasıdır. 2026 yılı, küresel belirsizlikleri, teknolojik dönüşümü ve iç siyasi takvimi aynı anda yönetmemiz gereken bir "stratejik zekâ" yılı olacaktır. Kayseri Ticaret Odası olarak 130 yıllık birikimimizle, bu fırtınalı denizde üyelerimizin haklarını savunmaya devam edeceğiz. Yeşil dönüşümü tozlu raflara kaldırmadan, Dijitalleşmeyi odağımıza alarak Ve en önemlisi, üretkenliğimizi artıracak yatırımlara odaklanarak bu yılı bir "yeniden yükseliş" yılına çevirebiliriz. Biz devletimize, milletimize ve kendi potansiyelimize güveniyoruz. Türkiye, bu zorlu eşiği de birlik içinde aşacak ve geleceğin parlayan yıldızı olacaktır" dedi. Yapay zekanın ulusal üretkenliğin merkezinde olduğunu söyleyen Başkan Ömer Gülsoy, "2026’da yapay zekâ artık sadece bir Ar-Ge başlığı değil; ulusal güvenlik ve ekonomik üretkenliğin merkezindedir. Büyük teknoloji şirketlerinin hamleleri emtia piyasalarını ve enerji fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Kayseri Ticaret Odası olarak üyelerimizi bu dönüşüme hazırlamak, yapay zekâyı bir maliyet artışı olarak değil, verimlilik aracı olarak konumlandırmak zorundayız. Bu yılda dijitalleşme ve yapay zeka konusunda etkinliklerimizi geçmişte olduğu gibi artırarak devam ettireceğiz. Bir başka hayati konu ise kapımıza dayanan, hatta artık içeri giren ’Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’dır. Biliyorsunuz, yıllardır ’geliyor’ dediğimiz o büyük değişim günü geldi çattı. En büyük ticaret ortağımız olan Avrupa Birliği’nin bu düzenlemesi, 1 Ocak 2026 itibarıyla tüm mali yükümlülükleriyle birlikte resmen yürürlüğe girdi. Bu ne demek? Eğer karbon ayak izimizi düşüremezsek, sınırda ek vergilerle karşı karşıya kalacağız demektir. Bu düzenlemenin ihracat maliyetlerimiz üzerinde ciddi bir baskı oluşturacağı gün gibi ortadadır. Ancak biz bu süreci yalnızca bir risk veya bir maliyet yükü olarak değil, aynı zamanda küresel ligde yerimizi sağlamlaştıracak ’büyük bir dönüşüm fırsatı’ olarak görmek zorundayız. Eğer yükümlülüklerimizi zamanında ve doğru şekilde yerine getirirsek, üreticimizin rekabet gücü sadece korunmakla kalmayacak; rakiplerimizin önüne geçerek daha da güçlenecektir. Artık sadece ’ucuz’ veya ’kaliteli’ mal üretmek yetmiyor; artık ’temiz’ üretmek zorundayız. Fabrikalarımızı sürdürülebilir altyapılarla donatmalı, enerjimizi yeşil kaynaklardan sağlamalıyız. Üretimimizi çevreyle uyumlu, sıfır atık odaklı ve karbon ayak izi düşük bir yapıya kavuşturmak, çocuklarımıza bırakacağımız geleceğin ötesinde, ticari varlığımızı sürdürmek için de ertelenemez bir zorunluluktur. Bu dönüşümü hep birlikte bir ’Yeşil Sanayi Hamlesine’ dönüştürmeliyiz. Odamızın danışmanlık birimleri ve ilgili kurumlarımızın destekleriyle bu süreçte her bir üyemizin yanında olduğumuzun bilinmesini isterim" ifadelerini kullandı. Başkan Gülsoy’un konuşmasının ardından meclis toplantısına konuk olarak katılan SGK İl Müdürü Mustafa Türkoğlu ile İl Göç İdaresi Müdürü Enver Tutel, kurum çalışmaları hakkında üyeleri bilgilendirdi.
Büyükşehirin anlamlı projesi Anne Ulaşım Kartı’ndan 2025’te bin 16 anne faydalandı
30 Ocak 2026 Cuma - 17:39 Büyükşehirin anlamlı projesi Anne Ulaşım Kartı’ndan 2025’te bin 16 anne faydalandı Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından 2025 ‘Aile Yılı’ kapsamında Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın talimatlarıyla hayata geçirilen "Anne Ulaşım Kartı" projesinden 2025 yılında bin 16 anneye ulaşım desteği sağlandı. 2025 yılında da insan odaklı sosyal belediyecilik ve gönül belediyeciliği hizmetlerini hayata geçiren Başkan Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2025 yılını ‘Aile Yılı’ ilan etmesiyle ‘Anne Ulaşım Kartı’ projesini başlattı ve uygulama vatandaşlardan takdir topladı. 2025 yılında doğum yapmış annelerin başka şart aranmadan yararlanabildiği Anne Ulaşım Kartı projesinden son verilere göre ilçelerde 47 anne, merkezde ise 969 anne olmak üzere toplam bin 16 anne faydalandı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından geliştirilen 2025 yılında doğum yapan annelere ücretsiz toplu ulaşım imkânı sunan, şehir içi toplu ulaşımda aylık 40, ilçe-Kayseri hatlarında ise aylık 20 ücretsiz biniş imkânı tanıyan proje ile annelerin hayatını kolaylaştırmak ve toplumsal hayata katılımlarını arttırmak hedeflendi. Uygulamayı, Kart38 İşlem Merkezleri veya yetkili noktalar yürüttü. Anne Ulaşım Kartı alan anneler kartlarını, bir yıl boyunca kullandı. Anlamlı projeyi değerlendiren Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, aile kurumunun önemine ve ailenin desteklenmesinin önemli bir sosyal belediyecilik alanı olduğuna işaret ederek, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2025 yılının Aile Yılı olarak ilan edilmesinin akabinde Büyükşehir olarak bu anlamlı projeyi hayata geçirmiştik. 2025 yılında doğum yapan annelerin faydalandığı projemiz ile onların yaşamını kolaylaştırmak ve toplumsal hayata daha rahat katılmalarını sağlamak adına güzel bir uygulama oldu" diye konuştu. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin anlamlı projesi, annelerden de tam not aldı.
Başkan Büyükkılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 30 Bin km Bölünmüş Yol Töreni’nde görüştü
30 Ocak 2026 Cuma - 17:36 Başkan Büyükkılıç, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile 30 Bin km Bölünmüş Yol Töreni’nde görüştü Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 30 Bin Kilometre Bölünmüş Yol Töreni’nde bir araya gelerek Erdoğan’a Kayserililerin selamlarını iletti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından, 30 Bin Km Bölünmüş Yol Töreni düzenlendi. Kayseri Modeli Belediyecilik anlayışı ile Türkiye’ye örnek olan ve bütçesinden yatırıma en çok pay ayıran Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimindeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi, hizmetlerinin yanında faaliyetleri ile de öne çıkarken, Kayseri’nin bu başarısı Cumhurbaşkanlığı ve Ankara düzeyinde de takdir görüyor. Bu doğrultuda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen "30 Bin Km Bölünmüş Yol Töreni’nde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Başkan Büyükkılıç, görüşmeye ve törene dair değerlendirmelerde bulundu. Büyükkılıç törene ilişkin yaptığı değerlendirmede, "30 Bin Km Bölünmüş Yol Töreni’nde, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyoner hitaplarını dinledik. Türkiye’nin dört bir yanını güvenli, konforlu ve kesintisiz ulaşım ağlarıyla buluşturan 30.000 kilometrelik bölünmüş yol hamlesi, güçlü liderliğin, kararlı iradenin ve istikrarlı yatırımların en somut göstergelerinden biri" ifadelerini kullandı. Değerlendirmesinde ayrıca, "Bu büyük vizyonun mimarı başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu’na, Karayolları Genel Müdürümüz Sayın Ahmet Gülşen’e ve emeği geçen tüm yol arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyor; ülkemizin yarınlarına değer katan bu kıymetli eserlerin hayırlı olmasını diliyorum" diyen Başkan Büyükkılıç, Türkiye’nin sağlam adımlarla geleceğe yürüdüğünün altını çizdi.
Develi’nin tescillenen lezzetleri bakanlıkta görücüye çıktı
30 Ocak 2026 Cuma - 17:34 Develi’nin tescillenen lezzetleri bakanlıkta görücüye çıktı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda personellere 3 bin kişilik Develi’nin yerel lezzeti olan pırtımpırt yemeği ve gacer pilavı ikram edildi. Develi’nin yerel lezzetlerinden pırtımpırt yemeği ve gacer pilavı; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında görücüye çıktı ve tam puan aldı. 10 kazanda pişirilen pırtımpırt yemeği ve 5 kazan gacer pilavı öğle yemeğinde Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nda görücüye çıktı. Kayseri Üniversitesi (KAYÜ) tarafından yerel coğrafi işaret başvurusu yapılan pırtımpırt yemeğinin son yıllarda ulusal medyada yer almaya başlamasının ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Personel Yemekhanesi’nde de menüye pırtımpırt yemeği ve gacer pilavı da dahil edildi. Toplu olarak 3bin kişilik pırtımpırt yemeği ilk defa yapıldığı için günler öncesinden hazırlıklar yapılmıştı. Kuru Asma yaprağı ile yapılan lezzetli yemek personele ikram edilerek büyük beğeni topladı. Pırtımpırt yemeğine İtalyanlar da bayılmıştı Hafif ekşili lezzeti ile ön plana çıkan ve bağ yaprağı ile yapılan pırtımpırt yemeği, daha önceden İtalyan Büyükelçiliği ve İtalyan Kültür Merkezi’nin işbirliği ve Türkiye’den Tarım, Kültür Turizm ve Ticaret Sanayi Bakanlıklarının katkılarıyla Kaliteli ve Güvenilir Gıda için Akdeniz Çalışma Günlerin’de Develi’nin yöresel yemeği olarak tanıtılmıştı. Casa d’Italia’da, İtalyan ve Avrupalı yetkililer, üniversite, firma ve üretim sektöründen uzmanların da katıldığı Akdeniz Çalışma Günleri (AÇG) organizasyonunun sürpriz lezzeti pırtımpırt olmuştu.
Mesleki Eğitim şimdi de Strazburg’da Avrupa Konseyi’nin gündeminde
30 Ocak 2026 Cuma - 16:58 Mesleki Eğitim şimdi de Strazburg’da Avrupa Konseyi’nin gündeminde AK Parti Kayseri Milletvekili ve TBMM Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi Üyesi Dr. Murat Cahid Cıngı, Fransa’nın Strazburg kentinde düzenlenen Avrupa Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, genç işsizliği ve mesleki eğitimin stratejik önemi konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında genç işsizliğinin yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal dengeleri ve demokratik yapıları etkileyen yapısal bir sorun haline geldiğine dikkat çeken Cıngı, eğitim sistemleri ile iş dünyası arasındaki kopukluğun gençlerde umutsuzluğa ve toplumsal dışlanmaya yol açtığını ifade etti. Mesleki eğitimin ‘ikinci seçenek’ olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Milletvekili Cıngı, meslek sahibi, kendi geçimini sağlayabilen ve geleceğe umutla bakan gençlerin daha özgüvenli, daha katılımcı ve demokrasiye daha bağlı bireyler haline geldiğini belirtti. Bu yaklaşımın güçlü bir toplum ve sağlam bir demokrasi için temel unsur olduğunun altını çizdi. Türkiye’de ve özellikle Kayseri’de eğitimi doğrudan iş dünyasıyla buluşturan modeller üzerinde çalıştıklarını ifade eden Cıngı, klasik üniversite diploması anlayışının ötesine geçilmesi gerektiğini dile getirdi. Amaçlarının, gençleri gerçekten istihdam edilebilir kılan, ülke ekonomisine katkı sağlayan ve onurlu bir yaşam kurmalarına imkân tanıyan mesleklerle donatmak olduğunu söyledi. Mesleki eğitimin toplumda hâlen yeterince değer görmediğine dikkat çeken Cıngı, bu algının değiştirilmesinin ortak bir sorumluluk olduğunu belirterek, mesleki eğitimin ihmal edilmesinin milyonlarca gencin potansiyelinin göz ardı edilmesi anlamına geldiğini ifade etti. Milletvekili Cıngı, konuşmasının sonunda Avrupa Konseyi üyesi ülkeler arasında iş birliğinin artırılması, özel sektörle ortaklıkların güçlendirilmesi ve başarılı mesleki eğitim modellerinin paylaşılmasının önemine değindi. Milletvekili Cıngı, bu alandaki ortak çalışmaların daha kapsayıcı, rekabetçi ve güçlü bir Avrupa’nın inşasına katkı sağlayacağını belirterek, Avrupa Konseyine, ilgili komitelere ve üye ülkelere mesleki eğitim konusuna ağırlık verilmesi ve ortak çalışmalar yapılması için çağrıda bulundu.
Spor A.Ş.’nin 3. kış dönemi spor okulu kayıtları başladı
30 Ocak 2026 Cuma - 15:24 Spor A.Ş.’nin 3. kış dönemi spor okulu kayıtları başladı Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin spor alanında marka kuruluşu Spor A.Ş. tarafından düzenlenecek, 3. Kış Dönemi Spor Okulu kayıtları başladı. 17 tesiste 15 branşta düzenlenecek kurslar, 17 Şubat 2026’da başlayıp 29 Mart 2026’da tamamlanacak şekilde planlandı. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç yönetimdeki Kayseri Büyükşehir Belediyesi her yaş grubundan vatandaşı sporla buluşturan hizmetlerini hız kesmeden sürdürüyor. Kente kazandırdığı spor yatırımları ve vizyonu ile Altın Bayrak ödüllü ACES 2024 yılı Avrupa Spor Şehri ünvanını elde eden ve şimdi de Dünya Spor Başkenti adayı olan Kayseri’de, yediden yetmişe tüm Kayserililerin sporu bir yaşam şekli haline getirmesini hedefleyen spor hizmetlerinden biri olan Spor Okulunun 3. Kış Dönemi için kayıtlar başladı. Büyükşehir Spor A.Ş. tarafından düzenlenen futboldan basketbola, okçuluktan tenise, yüzmeden kick boksa birbirinden farklı 15 branşın yer aldığı, 17 Şubat 2026’da başlayıp 29 Mart 2026’da tamamlanacak 3. Kış Dönemi Spor Okulu’na kayıtlar www.sporaskayseri.com.tr internet adresi üzerinden alınıyor. 17 spor tesisinde, yetişkin kursları 16-65 yaş, cimnastik 4-10 yaş, yüzme 6-15 yaş, futbol 6-14 yaş, basketbol 7-15 yaş, hentbol 7-15 yaş, tenis 7-15 yaş, masa tenisi 5-15 yaş, okçuluk 7-15 yaş, geleneksel okçuluk 7-15, buz pateni 4-15 yaş, kick boks 7-15 yaş, voleybol 7-15 yaş, badminton 7-15 yaş, atletizm 7-15 yaş ve wushu tao 4-12 yaş olmak üzere gerçekleştirilecek olan kurslarda spor okulu kurs ücreti öğrenci aylık 1500 TL olarak belirlendi.