POLİTİKA - 05 Aralık 2025 Cuma 14:37

Özdemir’den önemli mesajlar: Terörsüz Türkiye ve gazetecilere hak iyileştirmesi

A
A
A
Özdemir’den önemli mesajlar: Terörsüz Türkiye ve gazetecilere hak iyileştirmesi

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; hem Türkiye’nin terörle mücadelesi hem de medya çalışanlarının sorunlarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin başlattığı ’Terörsüz Türkiye’ hedefinin artık bir devlet projesi haline geldiğini belirten Özdemir, PKK’nın silah bırakmasıyla Türkiye’nin küresel güç olma yolunda yeni bir döneme girdiğini söyledi. Özdemir ayrıca; FETÖ kaynaklı uluslararası algı operasyonlarına karşı gazetecilerin yurt dışında daha etkin temsil edilebilmesi için yeşil pasaport düzenlemesi ve Ankara’da basın mensuplarına yönelik konut projesinin gerekliliğini vurguladı.


Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; hem Türkiye’nin terörle mücadelesine hem de medya sektörüne yönelik dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Medya çalışanlarının özlük haklarına da değinen Özdemir, basın mensuplarına yeşil pasaport verilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Ankara’da meclis muhabirlerine yönelik TOKİ konut projesinin de gündeme alınabileceğini belirterek medya çalışanlarına destek mesajı verdi. Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin öncülük ettiği ’Terörsüz Türkiye’ hedefinin artık devlet politikası haline geldiğini vurgulayan Özdemir; Türkiye’nin 40 yılı aşkın süredir terörle meşgul edilerek bölgesel ve küresel rekabet avantajlarından uzaklaştırıldığını söyledi. PKK’nın silah bırakmasıyla yeni bir döneme girildiğini belirten Özdemir, hedeflerinin ’Türkiye’nin enerjisini iç meselelerden arındırarak küresel bir güç haline getirmek’ olduğunu ifade etti. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili İsmail Özdemir; "Bu işin sonu yalnızca terörsüz bir Türkiye’ye kavuşmakla kalmayacak. Allah izin verirse Türkiye’yi küresel bir güç haline getireceğiz. Çünkü 40 yılı aşkın süredir bu ülke terörle mücadelede çok ağır bedeller ödedi. Milletçe bedel ödedik; güvenlik güçlerimiz, Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet ve istihbarat teşkilatlarımız ağır kayıplar verdi. Türkiye, bölgesel ve küresel rekabette çok ciddi fırsatlar yakalayabileceği dönemlerde terör meselesiyle meşgul edildi; iç meselelere hapsedilmeye çalışıldı. Bunun arkasında da her zaman olduğu gibi Türkiye’nin güçlenmesini istemeyen dış odakların yoğun çabaları vardı. PKK terör örgütü 1978’de Diyarbakır’ın Fis Köyü’nde kuruldu ve kurulduğu günden itibaren sözde dört parçalı bir yapı kurmayı hedefledi. Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nde vatandaşlık bağıyla bu ülkeye mensup olan herkesin dili, kökeni ne olursa olsun bu vatan üzerinde eşit haklara ve ortak yaşam hakkına sahip olduğu gerçeği ortadadır. Türkiye’nin artık terörle kaybedecek vakti yoktu. Genel başkanımız da PKK’nın ilan ettiği hedefleri gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını belirterek örgütün tamamen feshedilmesi çağrısını yaptı. Terör örgütünün kurucusu Abdullah Öcalan’ın da yakalandığı ilk dönemde ’Verebileceğim bir hizmet varsa veririm’ sözünü hatırlatarak, ’Samimiysen örgütü feshet’ çağrısında bulundu. Öcalan da 27 Şubat’ta PKK’ya kongre çağrısı yaparak ‘Örgütü feshedin; artık federalizm, özerklik, ayrı devlet gibi taleplerimiz yok. Ortak yaşamı arayacağız’ dedi. Bunun üzerine PKK kongresini toplayıp kendini feshettiğini ve silahlarını yok ettiğini açıkladı. Bu sürecin ardından Türkiye’nin her yerini geziyoruz; şehit ve gazi ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Ateşin düştüğü ocaklar, ne yapmak istediğimizi en iyi anlayanlar. ‘Başka acılar yaşanmasın, anaların yüreğine ateş düşmesin’ diyerek Milliyetçi Hareket Partisi’ne destek veriyorlar" dedi.



"PKK’nın silah bırakmasını istemeyen çevreler de var"


PKK’nın silah bırakmasından rahatsız olan çevrelerin bulunduğunu söyleyen MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; "Ne var ki PKK’nın silah bırakmasını istemeyen çevreler de var. Ortadoğu’da Türkiye’yi, Suriye’yi, Irak’ı, İran’ı bölmek isteyen kim varsa PKK’nın silah bırakmasından rahatsız. Başında da İsrail geliyor. İçeride de bazı unsurları devreye sokmaya çalışıyorlar. Hatta bazı siyasi yapılar da bunlara müzahir hareket ediyor. Bu trajikomik bir durumdur. Çünkü terörün bitmesi Türkiye’nin birliğinin pekişmesi demektir. Biz ‘Terör bitsin, PKK kendini feshetsin, silahlarını yaksın, milli birlik güçlensin’ derken; bazıları kalkıp bunun karşısında duruyor. Hem 2018 hem 2023 seçimlerinde PKK’nın siyasi uzantısıyla ittifak yapanlar, o dönemde PKK’ya ‘Silah bırakın’ demeyenler, bugün Milliyetçi Hareket Partisi’ne söz söylüyor. Bu, kendi siyasi geçmişleriyle çelişmektedir. Türkiye’nin milli üniter yapısına zarar verecek bir konu Milliyetçi Hareket Partisi’nin gündemi olamaz. Ne anayasanın ilk dört maddesi, ne 66. madde, ne milli devlet yapısı tartışma konusu değildir. Çünkü Milliyetçi Hareket Partisi’nin olduğu yerde ezan susmaz, bayrak inmez, vatan bölünmez" dedi.



Gazetecilere yeşil pasaport ve konut projesi


MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir; medya alanının parti tarafından kendilerine verilen görevlerden biri olduğunu belirterek; 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye aleyhinde oluşturulan tüm gündemlerin, yurt dışına kaçan ve gazetecilik kisvesi altında faaliyet yürüten FETÖ mensupları tarafından üretildiğini söyledi. Özdemir; "Tabii sorumluluk sahibi partimizde genel başkanımızın bize verdiği görevlerden bir tanesi medya alanı. Medya olunca medyadaki arkadaşlarımızla da hem yerel medyadaki arkadaşlarımız hem ulusal çaptaki çok saygıdeğer medya bir mensuplarımızla medya kuruluşlarımızla yakın ilişki ve aynı zamanda sürekli bir diyalog halindeyiz. Sadece basın mensubu arkadaşlarımızın ihtiyacı olan bir konu değil. Biz zaten bu gerçekle çıktık. Bu husus Türkiye’nin ihtiyacı olan bir konu. Niye? Çünkü 15 Temmuz 2016’dan sonra Türkiye’ye aleyhinde, yurt dışında ve dışarıda oluşturulmaya çalışılan gündemlerin tamamı FETÖ’nün gazetecilik kisvesi altında yetiştirilmiş örgüt elemanları tarafından hayata geçiriliyor. Bugün bakın Amerika’ya kaçmış bulunan çok sayıda FETÖ’cü isim hala Türkiye aleyhinde hem Türkçe yayınlar hem de uluslararası basına ekleyecek faaliyetlerde bulunuyor. Uluslararası basın da belirli ölçülerde ne yazık ki Türkiye’yi bu isimlerden okuma hatasına ve yanlışına düşüyor. Bu yanlışa düşerken resmi kurum ve kuruluşlarımız bir yere kadar etkili olabilir. Resmi kurum ve kuruluşlarımız durumu tespit eder, böyledir der ama diğer cenahta ‘sivil’ olduğunu iddia eden bir terör yapılanması mensupları var. Dolayısıyla sivil toplum kuruluşu dayanışması ve sivil toplum kuruluşlarının uluslararası nitelikteki birbiriyle entegrasyonu ve iletişimi üzerinden de 21. yüzyıl iletişim stratejileri içerisinde bu da vardır. İletişimi üzerinden de gidebilmeniz lazım. Bu kapsamda ne olması gerekiyor? Türkiye’yi yanlış ağızlardan, yanlış dillerden dinleyeceklerine, Türkiye’yi bilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan, Türk Milleti’nin evladı olan, Türk Milleti’nin sevdalısı olan isimlerden dinlesin" dedi. Gazetecilerin yurt dışında mesleki platformlarda Türkiye’yi doğru ifade edebilmesi için yeşil pasaport düzenlemesinin gerekli olduğunu vurgulayan Özdemir, daha önce avukatlara sağlanan benzer hakkın basın mensuplarına da tanınması gerektiğini söyledi. Özdemir; "Bizim gazetecilerimizin bu kapsamda rahatlıkla yurt dışına çıkıp kendi mesleklerini ilgilendiren platformlarda kendilerini ifade edebilmeleri lazım. Ama bunun için seyahat özgürlüklerinin de belirli ölçüde sağlanması gerekiyor. Bu kapsamda da biz tabii daha evvel mecliste avukatlık mesleğine mensup vatandaşlarımız için benzer bir kanun teklifini geçirmiştik. Oysa Türkiye’nin milli güvenliğini de ilgilendiren bir alanda doğrudan sorumluluk sahibi olan ama önünde vize gibi, pasaport gibi engeli bulunan basın mensubu kardeşlerimizin de bu engelini kaldırmak ve rahat seyahat edebilmelerini kolaylaştırabilmek için yeşil pasaport teklifimizi sunmuştuk. Bu teklifimizle alakalı bir önceki iletişim başkanımızla, şimdiki iletişim başkanımızla görüşmelerimiz devam ediyor. Saygıdeğer basın mensupları zaten bu konuyu elinden geldiğince sıcak tutmaya gayret ediyor. Bana sorarsanız bu tanınması gerekir bir hak. Sadece basın mensubu, basın emekçisi kardeşlerimiz için, vatandaşlarımız için değil, dediğim gibi Türkiye’nin milli bir ihtiyacı olarak bu meselenin görülerek bunun üzerine gidilmesi lazım. Rakama vurduğunuzda da bu zaten çok fazla sayıda bir rakama ifade etmiyor. Yani kolaylıkla bu adım atılabilir. Hala bu konuyu Milliyetçi Hareket Partisi olarak gündemde tutmaya devam ediyoruz. Diğer boyutla alakalı da Kayseri’de bunlarının zaten yapıldığı. Gazeteciler cemiyeti üyesi olarak gazeteciler cemiyetinde benzer bir adımın atılması noktasında el ele, omuz omuza vererek ilk projeyi hayata geçirdiniz. İkincisiyle alakalı şimdi çalışma devam ediyor. Dolayısıyla acaba Ankara’da da bilhassa, şimdi yavaş yavaş Ankara’nın kokusunu almaya başlamışsınız siz. Ankara’daki arkadaşlarla muhtemelen istişare etmişsiniz, zaman söylemiştir. Ben meclisteki gazeteci arkadaşlara bunu söyledim. Çünkü sağ olsunlar gecelerini gündüzlerine katıyorlar bizle beraber. Hem meclis gündemini takip ediyorlar. Bir taraftan meclisteler, bir taraftan Cumhurbaşkanlığındalar. Bir taraftan siyasi parti genel merkezinde oluyordular. Sürekli bir koşturmacadalar. Çoğu kirada oturuyor, ’bir proje geliştirirseniz’ dedik. Meclisteki muhabir arkadaşlara söyledim ben bunu. Toplu konut idaresinin Kayseri’de yaptığı benzer bir uygulama var. Bunu neden Ankara’ya kazandırmayalım?" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Dezenformasyonla Mücadele Merkezi: "‘Türkiye’nin İsrail’e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır" Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) tarafından, "Bazı medya organları ve sosyal medya paylaşımlarında Cumhurbaşkanımıza atfen yer alan, ‘Türkiye’nin İsrail’e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır" denildi. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin (DMM) sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Türkiye’nin dün olduğu gibi bugün de bölgesinde adaletin, barışın ve sağduyunun sesi olmaya devam edeceği bildirilerek şu ifadelere yer verildi: "Bazı medya organları ve sosyal medya paylaşımlarında Cumhurbaşkanımıza atfen yer alan, ‘Türkiye’nin İsrail’e yönelik işgal tehdidinde bulunduğu’ yönündeki iddialar tamamen asılsızdır. Söz konusu paylaşımlardaki iddialar gerçeklerle örtüşmeyen ve bölgesel istikrara zarar vermeyi amaçlayan söylemlerdir. Türkiye Cumhuriyeti, asırlara sari devlet geleneği ve vizyonu gereği her zaman bölgemiz başta olmak üzere tüm coğrafyalarda kanın durması, sivillerin korunması ve kalıcı barışın tesisi için öncü bir rol üstlenmektedir. Bölgesel krizlerin ve anlaşmazlıkların çözümünde de her zaman uluslararası hukuku ve diplomasi kanallarını önceleyen ülkemiz, gerilimi tırmandıran değil, düşüren bir tutum sergilemektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, herhangi bir ayrım gözetmeksizin bölge halklarının huzur, güven ve refah içinde yaşamasını öncelemektedir. Türkiye’nin mücadelesini ve insani duruşunu çarpıtarak sunmaya çalışan manipülatif içeriklere itibar edilmemelidir."
İstanbul Selçuk İnan: "Galatasaray taraftarlarının beni karşılamaması konusunda canları sağ olsun" Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Galatasaray’ın kendisi için önemli ve kıymetli olduğunu belirterek, "Galatasaray taraftarı bana nasıl davranırsa davransın başımın üstünde. Onları yargılayamam. Ben onları hep sevdim, saygı duydum. Hayatımın bundan sonraki her anında onları sevmeye ve saygı duymaya devam edeceğim. Galatasaray taraftarlarının beni karşılamaması konusunda canları sağ olsun. Onlar içinden ne geliyorsa onu yapsınlar" dedi. Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında Kocaelispor deplasmanda oynadığı Galatasaray ile 1-1 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, açıklamalarda bulundu. İki takımı da tebrik ederek sözlerine başlayan İnan, "Sahada güzel bir mücadele vardı. İki takım futbol oynamaya çalıştı. Maç berabere bitti. Aldığımız 1 puandan ötürü oyuncularımı tebrik ederim. Çok iyi mücadele ettiler. Böyle bir zamanda Galatasaray’a karşı oynamak kolay değil. Çok mücadele ettiler. Emeklerinin karşılığını da aldılar" diye konuştu. Galatasaray’ın stadına her geldiğinde farklı duygular beslediğini belirten Selçuk İnan, "Burası benim için önemli, kıymetli. Hayatımın çok önemli anlarını burada yaşadım. Düzgün oldum, mütevazı oldum, yine de gerçekler var. Bu sahada en çok maça çıkan oyuncuyum belki de, en çok kupa kazanan oyuncuyum, en çok kaptan olan, en çok gol atan orta saha belki de, en çok asist yapan. 15 kupa kazandım. Bunlar çok kolay başarılar değil. Bunları başarırken hep bu Selçuk İnan’dım yine. Birçoğunuzun beğenmediği, sessiz kaldığımda eleştirdiniz. O zaman da şu anki karşınızdaki Selçuk İnan’dım. Yine öyle olacağım. Düzüm, ne olursa olsun haksızlığa gelmem. Kimsenin hakkını yemem, yemedim. Hiç kimseye saygısız yapmadım. Ne kadar bulmaya çalışsanız da yine de belki biraz üzüyorsunuz beni ama yine doğru bildiğim yoldan gidiyorum. Çok bunlara girmek istemiyordum. Ahlaklı olmak başka bir şey, düz olmak başka bir şey. Galatasaray taraftarı bana nasıl davranırsa davransın başımın üstünde. Onları yargılayamam. Ben onları hep sevdim, saygı duydum. Hayatımın bundan sonraki her anında onları sevmeye ve saygı duymaya devam edeceğim. Çünkü ben buyum. Hiçbir kötüye çekmeye uğraşmayın. Galatasaray’da uzun yıllar kaldım. Bütün hayatımla buraya verdim. Şimdi Kocaelispor’dayım. Onlar için çalışıyorum, emek veriyorum. Hiçbir kötü şeyin arkasından gitmedin, gitmeyeceğim. Yanlışlar gördüm, tepkimi koydum ama siz bunu görmedeniz, görmeyeceksiniz de. Galatasaray taraftarlarının beni karşılamaması konusunda canları sağ olsun. Onlar içinden ne geliyorsa onu yapsınlar. Ben hayatım boyunca içimden ne geliyorsa öyle davrandım. Bundan sonra da bu Selçuk İnan, bu şekilde davranmaya devam edecek" şeklinde konuştu. Hedefler olmadan yaşanmadığını ifade eden yeşil-siyahlıların teknik direktörü, "Çok zor şartlar altında bu takım kuruldu. 16 yıl sonra geldi. Buraya sahaya çılan 11’i neredeyse maaş bütçesi büyük takımlarda oynayan oyuncuların 1 oyuncusuna denk geliyor. İşimiz kolay değil. Artık çok daha zor. Bizim işimiz bu zoru başarmak. En azından o mücadeleyi göstermek. Kocaelispor bunu başarabilecek güçte. Ne olursa olsun taraftarımız takımlarını yalnız bırakmasınlar. Oyunculara destek olsunlar. Onlar bizim için bir güç. Onlardan isteyeceğim; bugüne kadar yaptıkları gibi yine destek olsunlar. Bizim için yeter" değerlendirmesinde bulundu. Maça sonradan girerek golü atan Bruno Petkovic için ise İnan, "Petkovic bizim önemli bir oyuncu. Bu maçları oynamayı bilen bir oyunculardan biri. Hazır değil. Bizimle 3 antrenmana çıktı. Girdi, kalitesini gösterdi" dedi.
Ankara Somali’de CURAD-1 Sondajı için geri sayım Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını Somali’de gerçekleştirecek olan Çağrı Bey Ultra Derin Deniz Sondaj Gemisi’nin 13 Nisan öğle saatlerinde kuyunun bulunduğu lokasyona ulaşması planlanıyor. Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını Somali’de gerçekleştirecek olan Çağrı Bey Ultra Derin Deniz Sondaj Gemisi, Mogadişu Limanı’ndan ayrılarak sondaj yapacağı CURAD-1 kuyusuna doğru hareket etti. 13 Nisan öğle saatlerinde kuyunun bulunduğu lokasyona ulaşması planlanan Çağrı Bey, konumlanma işleminin ardından kuyuya ilişkin test faaliyetlerine başlayacak. Testlerin ardından da sondaj çalışmasına geçilecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Somali’de büyük bir coşkuyla karşıladığımız Çağrı Bey sondaj gemimiz Mogadişu Limanı’ndan demir alarak görev yeri Curad-1 kuyusuna doğru yola çıktı. İnşallah tarihimizin ilk yurt dışı derin deniz sondajına Bismillah diyerek başlayacağız. Çağrı Bey’i umutla bekleyen yüreklerin duasından aldığımız güçle sömürünün değil, kardeşliğin destanını yazmak; iki kardeş ülkenin ortak refahını inşa etmek ve enerjideki gücümüze güç katmak için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Enerji filosunun yeni derin deniz sondaj gemilerinden Çağrı Bey, Türkiye’nin yurt dışındaki ilk derin deniz arama sondajını gerçekleştirmek amacıyla çalışmalarına başlıyor. 53 günün ardından Somali’ye vardı Çağrı Bey, Somali’deki sondaj çalışmaları için 15 Şubat 2026’da Mersin Taşucu Limanı’ndan Somali’ye doğru seyrine başladı. 53 günlük seyir süresi sonunda Somali’ye ulaşan gemi, geçtiğimiz 10 Nisan’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın da iştirak ettiği törenle Mogadişu Limanı’nda karşılandı. Limandan ayrıldı Limanda malzeme ve yakıt ikmali gibi son hazırlıkları gerçekleştirilen Çağrı Bey, Mogadişu Limanı’ndan ayrılarak sondaj yapacağı CURAD-1 kuyusuna doğru hareket etti. Çağrı Bey’in bu yolculuğunda, enerji filosundan Altan, Korkut, Sancar destek gemileri de yanında bulunuyor. Güvenli bir şekilde çalışabilmesi için TCG Sancaktar, TCG Gökova ve TCG Bafra’dan oluşan donanma unsurları da Çağrı Bey’e eşlik ediyor. Konumlanma ve test aşaması Çağrı Bey’in, yarın (13 Nisan) öğle saatlerinde 372 kilometre açıkta bulunan kuyu lokasyonuna varması planlanıyor. Geminin, CURAD-1 kuyusuna varmasının ardından öncelikle konumlanma işlemi gerçekleştirilecek. Daha sonra da kuyuya ilişkin çeşitli test faaliyetlerine başlanacak. 7 bin 500 metre derinlikte sondaj Test faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından ise sondaj aşamasına geçilecek. Çağrı Bey Sondaj Gemisi, 3 bin 495 metre su derinliğine sahip noktada, deniz tabanından itibaren de 4 bin 5 metre kazılmasının ardından toplam 7 bin 500 metreye inerek sondaj yapacak. CURAD-1 kuyusunun, söz konusu 7 bin 500 derinlik ile dünyanın en derin ikinci deniz kuyusu olması hedefleniyor. Ayrıca, Çağrı Bey’in yürüteceği sondaj operasyonunda 4 bin metreye dalabilen bir su altı robotu da kullanılacak. İklim ve hava şartlarının uygun seyretmesi durumunda sondaj operasyonunun 6 ila 9 ay arasında tamamlanması planlanıyor. İki kardeş ülkenin ortak refahı Konuya ilişkin sosyal medya hesaplarından bir video paylaşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Somali’de büyük bir coşkuyla karşıladığımız Çağrı Bey sondaj gemimiz Mogadişu Limanı’ndan demir alarak görev yeri Curad-1 kuyusuna doğru yola çıktı. İnşallah tarihimizin ilk yurt dışı derin deniz sondajına Bismillah diyerek başlayacağız. Çağrı Bey’i umutla bekleyen yüreklerin duasından aldığımız güçle sömürünün değil, kardeşliğin destanını yazmak; iki kardeş ülkenin ortak refahını inşa etmek ve enerjideki gücümüze güç katmak için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
İstanbul Okan Buruk: "Puan kaybettik ama kendimize olan güvenimizi asla kaybetmedik" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Kocaelispor maçında puan kaybettikleri ama şampiyonluk yarışında kendilerine güvenlerini asla kaybetmediklerini vurguladı. Trendyol Süper Lig’in 29. haftasında Galatasaray evinde karşı karşıya geldiği Kocaelispor ile 1-1 berabere kaldı. Maçın ardından Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Bu hafta 3 maç oynadıklarını hatırlatan Buruk, "Trabzonspor mağlubiyetiyle başladık ardından Göztepe galibiyeti geldi. Bugün de puan farkını devam ettirmek için kritik bir maçtı. İlk yarıdaki oyunumuzun iyi düşünüyorum. İkici yarıya kötü başlamadık ama devamında özellikle rakibimizin kalemize daha fazla geldiği yerde oyuncu değişikleri yaptık. Çok net pozisyonlar vermesek de golü kalemizde gördük. Devamında değişiklik yaptık, oyunu çevirmeye çalıştık. Son bölümde istediklerimizi yerine getiremedik. 1-1’lik sonuçla buradan ayrıldık. Bunun üzüntüsünü yaşıyoruz. Oyuncularıma çok güveniyorum. Onlarla birlikte bu zamana kadar çok büyük başarılara ulaştık. Yine avantaj bizde, önde olan biziz. Yine şampiyon olan biz olacağız diye düşünüyorum. Oyuncularıma çok güveniyorum" diye konuştu. "Bu yorgunluk elbet oluyor" Bu sezon 47 maça çıktıklarını söyleyen sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Çok büyük maç sayısına ulaştık. Bu yüzden takım üzerinde yorgunluk olabiliyor. 1 hafta 3 maç üst üste oynayınca bu yorgunluk olabilir. Oyun içerisinde belli yerlerde bunu hissedebiliyorsunuz. Bu yorgunluk elbet oluyor. Bu dönem daha zorlu geçen bir dönemdi. Özellikle Osimhen’in sakatlanması. Lang’ın parmağının kopması devamında yüzde 100 ile oynayamaması, Yunus’un aynı şekilde bir tek dün antrenman yaptı. Bugün son bölümde yeterince pozisyon bulamadık. Erken panik yaptık. Top dönüşlerinde saçma fauller yaptık. Her faulde oyun 45 saniye, 1 dakika arasında durdu. Bu da son bölümde daha sakin kalabilirdik. Bu yorgunluklar, bu dönemde çıkabiliyor" şeklinde konuştu. "Bu maçtan sonra kafamda en ufak bir tereddüt yok, takımıma inanıyorum" Ligde son 5 maç kala önde olan takım olduklarını ifade eden 52 yaşındaki teknik direktör, "Son 5 maça girdiğimizde önde olan takımız. Tek maça düşmemiz bizim için avantaj. Şampiyonlar Ligi’nde çok yoğun bir fikstürden çıktık. Bundan sonra daha çok hazırlanabileceğimiz ve Şampiyonluk moduna girebileceğimiz 5 maç var. Bundan önceki senelerde de bu tür puan kayıpları yaşadık. Devamında Galatasaray takımı şampiyonluk havasına girdikten sonra hep başardık, yine başaracağız. Bu maçtan sonra kafamda en ufak bir tereddüt yok, takımıma inanıyorum. Bu hafta Gençlerbirliği ile oynayacağız. Kupa maçı var. Daha sonra Fenerbahçe maçı. Bu maçı atlatıp, toparlanacağız ve Gençlerbirliği ile oynayıp, bir sonraki maça hazırlanacağız" değerlendirmesinde bulundu. "Türkiye’de bizle kim oynarsa oynasın bütün takımlar özel hazırlanıyor, özel primler alıyor" Kocaelispor maçı öncesinde yaptığı açıklamaların sorulması üzerine Okan Buruk, "Kocaelispor camiasına değil. İlk maçtan sonra maç bitimi Kocaelispor’u tebrik ettik. Kocaelispor başkanının yaptığı açıklamalarının doğru olduğunu düşünmediğim için, bu maç bizim için önemli motivasyon olduğunu söyledi. Bu motivasyonu taraftarımız gösterdi. Futbolcularımız daha iyi gösterebilirdi. Taraftarımızın gösterdiği kadar bizim de göstermemiz gerekiyordu. Biz Galatasaray’ız. Türkiye’de bizle kim oynarsa oynasın bütün takımlar özel hazırlanıyor, özel primler alıyor. Galatasaray Stadı’na gelip, Galatasaray ile oynayan her takım puan almak için elinden geleni yapıyor. Kocaelispor futbolcuları da aldıkları 1 puandan dolayı tebrik ederim" diye cevap verdi. "Puan kaybettik ama kendimize olan güvenimizi asla kaybetmedik" Şampiyonlar Ligi ile birlikte yoğun bir dönem geçirdiklerini belirten Buruk, sözlerini şöyle tamamladı: "12 Şampiyonlar Ligi maçı belki Türkiye’deki 24 maçına denk. Biz bu süreçleri kazanarak girdik. Bu tür puan kayıpları olacak. 47 maça çıktık. 12’si Şampiyonlar Ligi maçı. Takımın üzerinde yorgunluklar, sakatlıklar, form düşüklükleri öz güven eksiklikleri bunlar olabiliyor. Bugün bir hata yaptık. Biz öz güvenle yolumuza devam etmek zorundayız. Gönül isterdi puan farkı yükseklerde kalsın. Galatasaray takımı ne zaman şampiyon olacak diye herkes konuşuyordu. Rakibimizle şu anda 2 puanlık farkımız var. 2 hafta sonra da sahamızda oynayacağız. Göztepe maçında Barış’ın performansından memnun kaldığımız için onunla oynadık. Yunus ve Lang belki yüzde 100 olsalardı o eksiklikleri hissetmeden daha farklı bir şey de konuşabilirdik. Bu hafta bizim için zor bir haftaydı. Asprilla’yı, Göztepe’de çok güvenerek oynattım. O da sakatlanınca kulübeden gelen anlamında zorluklarımız oldu. Osimhen de antrenmanla başladı. Hafta onu kadroda olabilecek oyunculardan biri olacak diye umut ediyoruz. Bu hafta en güçlü şekilde maçımızı hazırlanacağız. Benim kafamda hiçbir şey değişmedi. Puan kaybettik ama kendimize olan güvenimizi asla kaybetmedik. Kendime, oyuncularıma ve taraftarıma güveniyorum. Onlarla birlikte bu şampiyonluğu hep beraber kutlayacağız."