SPOR - 25 Ocak 2026 Pazar 11:28

MHP’li Baki Ersoy: "Formanın hakkı verilmeli"

A
A
A
MHP’li Baki Ersoy: "Formanın hakkı verilmeli"

MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy; Kayserispor’un Başakşehir maçında aldığı yenilgi sonrası açıklama yaptı.


Kayserispor’a verdiği önemle bilinen MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, sarı kırmızılı takım oyuncularını eleştiren bir açıklama yaptı. Sarı kırmızılı takımın ortaya koyduğu performanstan duyduğu üzüntüyü dile getiren Ersoy, skordan bağımsız olarak sergilenen oyun ve mücadele ruhunu eleştirdi. Kayserispor taraftarı olduğunu vurgulayan Ersoy, kulüpte maddi anlamda önemli fedakârlıklar yapıldığını belirterek; "Tüm ödemeler zamanında yapılıyorsa; oynayan, oynamayan ve oynatan herkesin bu formanın hakkını vermesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Takımın ruhuna ve inancına dikkat çeken Ersoy; "Bu takım inananların takımıdır" diyerek destek mesajını da yineledi.


İmkânlar dâhilinde Kayserispor’a destek vermeye devam edeceklerini söyleyen Ersoy, buna mukabil herkesin sorumluluğunu bilmesi gerektiğini belirterek; "Herkesin aklını başına almasını bekliyoruz" sözleriyle açıklamasını tamamladı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Yıldırım’da eğlence dolu tatil Yıldırım Belediyesi, ara yıl tatilinde de çocukları unutmadı. Yıldırım Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü’nün çocukların tatili dolu dolu geçirmeleri için düzenlediği ‘Karne Şenliği’ tüm eğlencesiyle devam ediyor. Karne Şenliği’nde bu hafta; Dede Korkut hikayeleri dinleyen, tarihi Türk obasını ziyaret edip sirk gösterisine katılan Yıldırımlı minikler unutulmaz bir gün geçirdi. Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlik çerçevesinde; merkezin bahçesine kurulan Türk obasını ziyaret eden çocuklar tarihle iç içe vakit geçirirken, Dede Korkut hikayeleri ile de Türk kültürünün derinliklerinde yolculuğa çıktı. Yüzlerce çocuğun akın ettiği etkinlik, renkli ve eğlenceli sirk gösterisi ile son buldu. Çocuklara ve gençlere yönelik hizmetleri öncelik verdiklerini belirten Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, "Yıldırım’da geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için her alanda yatırım yapıyoruz. Onların hem eğlenip hem öğrenebilecekleri, kültürümüzle bağ kurabilecekleri ortamlar oluşturmak bizim en temel görevlerimizden biri. Ara tatilde düzenlediğimiz bu etkinliklerle çocuklarımızın yüzündeki tebessüme ortak olmak bizler için büyük mutluluk oldu. Yıldırım’da çocuklarımızı kültürle, sanatla, tarihle buluşturmaya devam edeceğiz. Karne Şenliğimiz 31 Ocak’a kadar devam edecek. Tüm çocuklarımızı Karne Şenliği’ne katılmaya davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
Gümüşhane Zigana’daki çığ faciası 17. yılında da unutulmadı Gümüşhane’nin Zigana Dağı’nda 17 yıl önce meydana gelen çığ faciasında hayatını kaybeden 10 dağcı için anma programı düzenlendi. Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarındaki Zigana Dağı’nda 25 Ocak 2009’da yaşanan çığ faciasının 17. yılında Gümüşhane ve Trabzon’dan gelen dağcılık kulüplerinin katılımıyla anma programı gerçekleştirildi. Gümüşhane Vali Yardımcısı Muhammed Deniz Kılınç’ın da katıldığı program kapsamında dağcılar yaklaşık 6 kilometrelik bir anma yürüyüşü gerçekleştirdi. Sabah saatlerinde Zigana Gümüşkayak Kayak Tesisi önünde bir araya gelen dağcılar ve yakınları, facianın meydana geldiği bölgedeki anıta kadar yürüdü. Anıt alanında saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından konuşmalar gerçekleştirildi. Konuşmalarda çığ gerçeğine dikkat çekilerek benzer acıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulunuldu. "Çığ esnasında korkunç bir basınç oluştu" 25 Ocak 2009 yılında meydana gelen çığ felaketini yaşayan ve 10 arkadaşını kaybeden Trabzon Tenis Dağcılık Kayak Spor Kulübü (TEDAK) Üyesi Ural Ayar, yaşanan o anları anlattı. Ayar "Biz o gün Zigana’ya kayak yapmaya gelmiştik ama kar yoktu 17 kişi yürüyüşe başladık. Yürüyüş esnasında rüzgar vardı. Yolun toprak olmasına rağmen yolun üzerinde kar kütlesi koptu ve çığ oluştu. Çığ esnasında iki ses oluşmuştu. Kimisi silah sesi dedi kimisi çığın kopmasından kaynaklı bir ses demişti. Maalesef orada 10 arkadaşımızı kaybettik. Çığ esnasında korkunç bir basınç oluştu. Bu boğacak ve sürükleyecek şekildeydi. Maalesef önümüzdeki 10 arkadaşımızı kar mikser gibi yaklaşık 700-800 metre aşağıya kadar sürükledi. Aşağıda iki arkadaşımız kurtuldu. Diğer 10 arkadaşımızı maalesef kaybettik. 2 arkadaşımız ben ve Emel hanım sürüklendi 30-40 metre boyunca. Fakat biz çığ eğitimi almış arkadaşlar olarak yüzme hareketi yapmayı aklımıza getirdik. Fakat diğer arkadaşlarımız daha yoğun bir basınç altında kaldılar. Küresel ısınmayla birlikte standart çığ prosedürleri de gitgide değişiyor. Çünkü 30-45 derece eğimlerde genelde çığ oluyor. Bitki örtüsüne bakmak gerekiyor. Ağaçlık olmayan yerlerden uzak durmak gerekiyor. Genelde vadi çanaklarında çığ oluşuyor. Bazen taze kar yağınca alttaki ıslak karı fark edemeyebilirsiniz bizim düştüğümüz hatalardan birisi buydu. Bunlara dikkat etmek gerekiyor. Havanın değişkenliği, birden ısınması birden soğuması özellikle kar gece yağdığı zaman sabah saatlerinde dikkatli olmak gerekiyor. Bu tür durumlarda daha bilinçli olunması gerekiyor. İnsanların eğitim alması, açık alanlarda ağaçlandırmaya dikkat etmek gerekiyor. Özellikle yerleşim yerlerinin çevrelerindeki dik yamaç yayla evlerimizin yanında ağaçlandırma yapmakta fayda var" dedi. "Çığ riski olan bölgelerde 3-4 metre aralıklı yürümek gerekiyor" Çığ vadilerine topluca girilmemesi gerektiğini belirten TEDAK Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Abanoz ise "Biz 17 yıldır her 25 Ocak’ta kendilerini hayatlarını kaybettikleri bu noktada yad ediyoruz. Çığ bu bölgenin olmazsa olmazı çünkü eğim var. Mecburen havaların yumuşamasıyla birlikte çığı tetikleyen etkenler ortaya çıkıyor. Bilinçli doğaseverler, bilinçli dağcıların çığın oluşabileceği coğrafya ve vadilere girmemesi gerekiyor. Eğer çığ vadilerine girilirse topluca değil de en az 3-4 metre mesafelerle geçilmesi gerekiyor. Grubun bütününün etkilenmemesi için bu önlemin alınması gerekiyor. Bu çığın tetiklenmesini de minimuma indirir" diye konuştu.
Bursa Perküsyon imalatçısı Emin Bolat Nilüfer’de sanatseverlerle buluştu Perküsyon imalatçısı Emin Bolat, Nilüfer Belediyesi Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi’nde gerçekleşen söyleşide, enstrüman yapımındaki 33 yıllık yolculuğunu ve "gönül işi" olarak tanımladığı sanatını anlattı. Özlem Doğuş Varlı’nın hazırladığı, Ersen Varlı’nın moderatörlüğünde düzenlenen "Bir Luthier, Bir Enstrüman Yolculuğu" serisinin ikinci buluşması, Nilüfer Belediyesi Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi’nde gerçekleştirildi. Etkinliğin konuğu olan ünlü perküsyon imalatçısı ve icracısı Emin Bolat, mesleki yolculuğunu ve enstrümanlarının imalat aşamalarını Nilüferli sanatseverlerle paylaştı. Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Ersen Varlı, müzenin özel atmosferine dikkat çekerek, Emin Bolat’ın el emeğiyle ürettiği enstrümanların da müze envanterinde yer aldığını belirtti. Luthier kavramının geleneksel olarak çalgı yapımcılarını tanımladığını ifade eden Varlı, "Bizler de bu müzik aletlerini üreten insanların hikâyelerine bakmak ve enstrümanların nasıl ortaya çıktığını anlatmak istiyoruz" dedi. Emin Bolat, müzik tutkusunun ilkokul yıllarında başladığını, o dönemlerde derslerde sürekli ritim tuttuğunu anlattı. Berberde çıraklık yaparken biriktirdiği paralarla kendisine dümbelek aldığını söyleyen Bolat, babasının karşı çıkmasına rağmen bu alanda ilerlemek istediğini dile getirdi. İlk enstrümanını 12 yaşında yaptığını belirten Bolat, "23 yaşında kaçarak İstanbul’a geldim. Bir valizimde yaptığım enstrümanlar vardı. Müziği öğrenmeye geldim. 1993 yılında atölyemi kurdum. Kendi enstrümanlarımı evde yapıyor, arkadaşlarımla paylaşıyordum. Bugün dünyanın dört bir yanına enstrüman gönderiyorum" dedi. Vurmalı çalgı icracılarının müzik sektöründe yeterince değer görmediğine dikkat çeken Bolat, "Birçok sahne sanatçısına eşlik ettim. Ancak kıymet bilinmediği için 2010 yılında çalmayı bıraktım. Atölyemde hobimi sürdürerek enstrüman yapmaya devam ediyorum" diye konuştu. Sadece icra ettiği enstrümanları üretmeye çalıştığını vurgulayan Emin Bolat, "Türk ve Orta Doğu vurmalı sazları üretiyorum. Darbuka, bendir, tef, yöresel davul ve bunların farklı çeşitlerini yapıyorum. Sürekli araştırma halindeyim. Ağırlık dengesi çok önemli. Pek çok ağaç türü kullanıyoruz ancak kayın ağacı en elverişlisi. Fırınlanmamış, en az 12 yıl dinlendirilmiş ağaç tercih ediyoruz" dedi. Ticari kaygıdan uzak, 33 yıldır enstrüman yapımcılığı yaptığını belirten Bolat, "Hâlâ Ar-Ge çalışmalarına devam ediyorum. Amacım iyi bir enstrüman üretmek. Bu iş tamamen gönül işi. Büyük bendirlerden yemek masası yaptım, zigon sehpa gibi tasarımlar ürettim ama hepsi birer enstrüman aslında. Sürekli ‘daha iyisini nasıl yaparım’ diye çalışıyorum" ifadelerini kullandı. Söyleşiye kasası bakır, üstü gümüş kaplamalı özel bir darbukasını da getiren Emin Bolat, dinleyicilere kısa bir icra sundu. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Emin Bolat’a teşekkür ederek hediye takdim etti.
İstanbul Usta tiyatrocu Haldun Dormen için Harbiye’de tören düzenlendi Türk Tiyatrosu’nun duayen ismi Haldun Dormen adına Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Törene sanat camiasından birçok isim katıldı. Törende konuşma yapan Dormen’in oğlu Ömer Dormen, "Dormen ailesi kocaman bir aile oldu. Benim de, çocukluğumdan beri yüzlerce abim, ablam, şimdi de kardeşlerim oldu. O hep üretti. Hastanede 6 ay yattı. 6 ayda iki oyun 1 tane kitap yazdı. Ölene kadar üretmek nedir, hepimize gösterdi" dedi. Geçtiğimiz günlerde 97 yaşında hayatını kaybeden Türk Tiyatrosu’nun usta ismi Haldun Dormen için Harbiye’de bulunan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde tören düzenlendi. Törene, Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Nadir Alparslan, sanatçı Nevra Serezli, oyuncu Halit Ergenç, seslendirme sanatçısı Göksel Kortay, sanatçı Erol Evgin, tiyatro oyuncusu Murat Ovalı ile çok sayıda sevenleri ve vatandaşlar katıldı. Düzenlen törende saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından sahnede büyük alkışlar tutuldu, sevenleri ise gözyaşlarına boğuldu. Öte yandan törende, Haldun Dormen anısına hazırlanan bir VTR gösterildi. "Tek bir ömre onlarca ömrü sığdırmış bir insandan bahsediyoruz" Törende gözyaşlarıyla bir konuşma yapan Halit Ergenç, "Bugüne kadar ki en zor ama en onurlu görevlerimden biri. Bunun için sizlerle karşı karşıyayım. Bizim çok değerli hocamız, dostumuz, arkadaşımız, yol gösterenimiz Haldun Dormen ile onun kendisini adadığı bu sahneyi hayatımızda son defa paylaşıyoruz. Bu töreni de yine ondan öğrendiğimiz şekilde, lafı fazla uzatmadan, tempoyu düşürmeden, doğaçlamaya kaçmadan, mümkün olduğu kadar yapılan programa onun bize öğrettiklerine sadık kalarak bitirmeye gayret edeceğiz. O hepinizin Haldun Dormen’iydi, hepimizin. Herkesin onunla ilgili mutlaka söyleyecek saatleri, anılacak anıları var. Çok özel anları var. Tek bir ömre onlarca ömrü sığdırmış bir insandan bahsediyoruz. Hangimiz ne kadar onun için ne anlatsak azdır ve eksik kalır" şeklinde konuştu. "Onu anlatmak için sayfalar dolusu kitaplar yazsanız mümkün değil" Ayrıca, Göksel Kortay, da yaptığı konuşmada, tiyatronun ışığının söndüğünü belirterek, "Karanlıkta kaldık. Biz bugün buraya onu son kez alkışlamaya, Türk Tiyatrosunun yaşayan ismi, kilometre taşlarından biri, parlak yıldızı Haldun Dormen’i uğurlamaya geldik. Haldun Dormen’i anlatmak o kadar zor ki, üstelik zaman kısıtlaması var. Onu anlatmak için sayfalar dolusu kitaplar yazsanız mümkün değil. Ben onun çok önemli iki özelliğini anlatmak istiyorum; Hiç keşkeleri yoktu. En olumsuz olayda bile derhal bir beyaz sayfa açar, ‘evet şekerim şimdi ne yapıyoruz?’ Derdi. Asla arkasına bakmazdı. İnatla, inançla, cesaretiyle, hayalleriyle hep ileriye yürürdü. Hiç dönüp bakmazdı. Bir diğer özelliği, paylaşımcılığıydı. Her şeyi paylaşırdı. Yaşamını, evini, sofrasını, yemeğini, tiyatrosunu, bilgilerini, yani paylaşabileceği ne varsa paylaşırdı. Bir de yaşam biçimini paylaşırdı ama bunu öyle belirgin bir şekilde yapmazdı" dedi. Sahnede konuşan sanatçı Nevra Serezli, "Haldun Dormen’in Türk Tiyatrosuna katkılarını saymakla bitmez. Onu daha iyi konuşma yapan birileri anlatabilir diye düşündüm. Çok üzgünüm geçmişimi, hocamı, yönetmenimi, rol arkadaşımı, yazarımı, dostumu kaybettim. Eğlendiğim, dertleştiğim, fikir aldığım insanı kaybettim. Mutluluğuma sebep olan insanı kaybettim. Ben Metin’in diğer yarısını kaybettim. 13 yıldır büyük acılar çekmiştim. Maalesef şimdi yine aynı acıyı çekiyorum. Hepimizin başı sağ olsun" diye konuştu. Öte yandan sanatçı Erol Evgin de sahnede yaptığı konuşmasında, "Lise yıllarında Dormen Tiyatrosunun müdavimiydim. Her oyuna giderdim, gerçekten müthişti oyunları. Haldun Dormen hayranıydım. Modern Türk Tiyatrosuna katkıları sonsuzdur. Eleştirilerini o kadar zarif, o kadar kibarca dile getiren bir başka kimseyi tanımıyorum. Çok şey öğrendim ondan, sadece sahnede değil, insanlık olarak ta çok şey öğrendim. Sahnede öğrendiğim birçok şeyi sahnelerde bugün kullanıyorum. İnsan olarak ta, bir davetin ertesi günü telefon etmeyi Haldun Dormen’den öğrenmiştim. Çok zarif, çok özel bir insandı" dedi. "O kapsayıcı davranışıyla hepimizi o tutkunun bir parçası yaptı" Haldun Dormen’in oğlu Ömer Dormen ise, "Herkesin Haldun abisi, dostu, hocası ama o benim babam. Kabul ediyorum tiyatro onun önceliğiydi, tutkusuydu ama o tutkuyu herkesi dışarıda bırakarak yaşamadı. O kapsayıcı davranışıyla hepimizi o tutkunun bir parçası yaptı. Dormen ailesi kocaman bir aile oldu. Benim de, çocukluğumdan beri yüzlerce abim, ablam, şimdi de kardeşlerim oldu. Çok kocaman bir aile olduk. O hep üretti. Hastanede 6 ay yattı. 6 ayda iki oyun 1 tane kitap yazdı. Ölene kadar üretmek nedir, hepimize gösterdi. Bu törenin onun ruhuna ve asaletine uygun olması için çok çaba sarf ettik" şeklinde konuştu. Edirnekapı Şehitliği’nde toprağa verilecek Haldun Dormen, Teşvikiye Camii’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazının ardından, Edirnekapı Şehitliği Mezarlığı’nda toprağa verilecek.