GÜNDEM - 22 Nisan 2026 Çarşamba 13:21

Kayseri’de kurbanlık hayvanlarda sıkıntı yok

A
A
A
Kayseri’de kurbanlık hayvanlarda sıkıntı yok

Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, şehirdeki büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayılarının yeterli olduğunu ifade ederek, "Kurbanlıklarla ilgili vatandaşımızın endişesi olmasın" dedi.


Yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde şehirdeki kurbanlık hayvanlarla ilgili bilgiler veren Recep Bağlamış, 460 bin büyükbaş, 1 milyon 150 bin civarında da küçükbaş hayvanın bulunduğunu, vatandaşın endişe etmemesi gerektiğini söyledi. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı’nda 20 bin adet büyükbaş hayvanın satıldığını belirten Başkan Bağlamış, "Kayseri’de kurbanlıkla ilgili vatandaşlarımızın endişesi olmasın. 460 bin civarında büyükbaş, 1 milyon 150 bin civarında da küçükbaş hayvan sayımız var. Geçen yıl satılan kurbanlıklarımıza baktığımızda büyükbaş olarak ortalama 20 bin adet büyükbaş kurbanlık satılmış, 33 bin civarında da küçükbaş kurbanlık hayvan satılmış. Bu tabloda mevcut hayvanlarımızın yüzde 10’u civarında kurbanlık satılmış. Bu yüzden vatandaşlarımızın herhangi bir endişesi olmasın, kurbanlıkla ilgili bir sıkıntı yaşamayacağız" dedi.



Canlı etin kilo fiyatı 450 TL


Kurban Bayramı’nda uygulanacak tavsiye fiyatlarını da açıklayan Başkan Recep Bağlamış, "Fiyatlarla ilgili hem Kırmızı Et Üreticileri Birliğimiz hem Kasaplar Odamız hem de Veteriner Odamızla istişareler ederek üreticilerimizi koruyan, vatandaşlarımızı da koruyan tavsiye fiyatları açıkladık. Büyükbaş erkek canlı kilogram fiyatı 450 TL, yine damızlık vasfını yitirmiş düve hayvanının kilogram fiyatını 425 TL, yine damızlık vasfını yitirmiş sığırın kilogram fiyatını 350 TL olarak açıkladık. Hisse olarak da bir büyükbaşı 35 bin TL ile 50 bin TL aralığında satılacağını öngörüyoruz. Vatandaşlarımız, ’Fiyat aralığı niye 15 bin TL’ diye düşünebilir. Oradaki mesele şu, biliyorsunuz kurban vasfı olan hayvanların kilogramı değişik oluyor. Örneğin 250 kilo et verebilecek karkas hayvanı 7 kişi hisse edebiliyor, 400 kilo gelen bir hayvanı da 7 kişi hisse edebiliyor. Bütçeye göre bu 35 bin ile 50 bin TL civarında hisse olabiliyor. Küçükbaşlarda ise 25 bin TL ile 35 bin TL arasında öngördüğümüz tavsiye fiyatları var. Burada da yine hayvanın et durumuna göre fiyat aralığı değişiyor. Vatandaşlarımıza hayırlı olsun diyorum. Bizim söylediğimiz fiyatlar her zaman tavsiye niteliğinde olur, alıcı ve satıcı fiyat aralığını bilir. Burada vatandaşlarımız konuya hakim olsunlar, satın alma yaptıklarında herhangi bir endişe yaşamasınlar istiyoruz. Vatandaşlarımıza önerimiz salyası olmayan, uzuvlarında eksiklik olmayan hayvanları tercih etsinler. Mutlaka kulak küpesi olan hayvanları tercih etsinler. Tarım İl Müdürlüğümüz yine hayvan pazarlarında ve sahada olacak. Bununla ilgili Tarım İl Müdürlüğümüzden destek alabilirler" ifadelerini kullandı.



"Şap hastalığı ile ilgili bir problem yok"


Yıl içerisinde şap hastalığından dolayı hayvan ölümlerinin meydana geldiğini ve üreticilerin mağdur olduğunu da ifade eden Başkan Bağlamış, bu ölümlerin Kurban Bayramı’nı olumsuz etkilemeyeceğini belirtti. Kayseri Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Recep Bağlamış, "Şu anda şap hastalığı ile ilgili aşırı bir sıkıntı yok. 3-4 ay öncesinde biliyorsunuz SAT1 dediğimiz tarihte ilk defa olan bir şap hastalığı Türkiye’ye geldi. Normalde büyükbaş hayvanlarda şap hastalığı olur ama ölümcül olmazdı. SAT1 şap hastalığı geçen özellikle dönemde ölümcül bir hastalık olarak yansıdı. Bununla ilgili de Tarım Bakanlığımız tedbirlerini aldı, Tarım İl Müdürlüklerimiz illerinde aşılamalarını yaptı. 2 ay civarında zaten hayvan pazarları kapalı kaldı, sonrasında açıldı. Hayvan kayıpları oldu, üreticilerimizin zararı oldu. Ama burada tek başına devletimizi sorumlu tutma şansımız yok, mutlaka üreticiler olarak bizim de eksikliklerimiz vardır. Şu anda giderildi, herhangi bir problem yok. Böyle bir hastalığın da tekrar gelmemesini temenni ediyorum. Ölümcül bir hastalık olduğu için hem ekonomik anlamda ülkemize zarar veriyor, hem de üreticilerimizi mağdur ediyor. İnşallah böyle bir hastalıkla bir daha karşılaşmayız" diye konuştu.



Kayseri’de kurbanlık hayvanlarda sıkıntı yok

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kozan’da ıslah edilen mera alanı dualarla açıldı, sürüler alanda otlamaya başladı Adana’nın Kozan ilçesinde ıslah çalışmaları tamamlanan mera alanı yeniden hayvancılığa kazandırıldı. Kozan ilçesi Hamamköy Kamışoba Mahallesi’nde ıslah edilen mera alanında açılış töreni düzenlendi. Programın açılışında konuşan Adana İl Tarım ve Orman Müdürü Atilla Beyazıt, meraların hayvancılık açısından en önemli kaba yem kaynaklarından biri olduğunu belirterek, "İlimiz genelinde yaklaşık 449 bin 500 dekar mera alanı bulunuyor. Bu alanlar il yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3’üne karşılık geliyor. Meralar, hayvancılığın yanı sıra ekolojik sistem açısından da büyük öneme sahiptir" dedi. Meraların zamanla yoğun otlatma, çevresel etkiler ve plansız kullanım nedeniyle verim kaybı yaşayabildiğini ifade eden Beyazıt, Tarım ve Orman Bakanlığı koordinesinde yürütülen ıslah ve amenajman projeleriyle bu alanların yeniden verimli hale getirildiğini söyledi. Beyazıt, il genelinde bugüne kadar 51 mera ıslah projesi yürüttüklerini belirterek, "Bunların 41’i tamamlandı, 10’unda çalışmalar devam ediyor. Toplam 107 bin dekar alanda ıslah çalışması yapıldı. Bu kapsamda ot verimini artırmak için karışım ekimleri ve gübreleme çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Ayrıca hayvanların su ihtiyacı için sıvatlar yapıyor, gölgelik alanlar oluşturuyoruz" diye konuştu. 70 hayvanı bulunan besici Atilla Konuksever ise yem tasarrufu edeceğini kaydederek meranın kendileri için avantaj olduğunu söyledi. Büyükbaş hayvancılık yapan Ömer Esen de yem katkısı nedeniyle mera alanının avantajlı olduğunu ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İlçe Müftüsü Mustafa Kaya tarafından yapılan dua ile mera alanı hizmete açılırken, üreticiler hayvanlarını otlatmaya başladı. Hamam Mahallesi’nde 245 dekar alanda yapılan ıslah çalışmasıyla daha önce verimsiz olan mera alanının yeniden hayvancılığa kazandırıldığı bildirildi.
Ordu Başkan Güler: "Ordumuza yeni bir sektör hazırlıyoruz" Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, Fatsa’daki üretim tesislerinde yaptığı incelemelerde, yürütülen çalışmalarla kentin üretim kapasitesinin arttığını belirterek, "Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz" dedi. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, ‘kendi kendine yeten Ordu’ için üretimin yoğun bir şekilde devam ettiği Fatsa ilçesindeki damızlık kaz ve bıldırcın tesisi, kuluçkahane, yapımında sona yaklaşılan yumurta üretim tesisi, yarka üretim tesisi ve damızlık düve yetiştirme merkezinde incelemelerde bulundu. AK Parti Ordu İl Başkanı Samet Özdemir’in eşlik ettiği ziyarette Başkan Güler, teknik ekipten çalışmaların son durumuna dair detaylı bilgi aldı. Fatsa’nın tam bir üretim merkezi haline geldiğine dikkat çeken Başkan Güler, "Yapınca oluyor, bizim milletimiz görerek inanır. Halkımız önce seyretti, takip etti. Yaptıklarımızın doğru olduğunu gördüler ve şimdi de benimsiyorlar. Artık göçü tersine çevirecek güzel çalışmalar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz" Damızlık Kaz ve Bıldırcın Tesisi ile kuluçkahanede 2 bin adet bıldırcından 500 bin yumurta elde edildiğini ifade eden Başkan Güler, "Burası gerçekten bir merkez oldu. Şu an burada 2 bin adet anaç bıldırcınımız var. Bunlardan 500 bin yumurta elde ediyoruz. Bu döngü giderek artıyor ve gelir kaynağı haline geliyor. Ordumuza yepyeni bir sektör hazırlıyoruz. Bunun peşinden bıldırcını lokantaların menülerine koyarak Ordu’ya bir farklılık getireceğiz. Kaz üretimimizde 7 bin kaza ulaşıyoruz. Burada da yine anaç kazlarımız ve kuluçka makinelerimiz var. Onlarla beraber hem AR-GE yapıyoruz. Aynı zamanda fındığın atıklarını yeme katarak yepyeni bir model geliştiriyoruz. Giderek verimin arttığını da gördük. Fındık bahçelerine kaz yakışıyor. Gelir kaynağı haline gelirken besin değeri de artıyor. Protein kaynağı açısından yeni bir sektör ortaya çıkmış oluyor. Bıldırcın yumurtaları hem astım hastalığına iyi geliyor hem de bir besin kaynağı. Bunun dışında tavuklarımız da var. 45 milyon yumurta üretiyoruz. Aynı zamanda 145 bin yarka projemiz var. Yumurta sektörüne gelişme imkânı veriyoruz" ifadelerine yer verdi. "Fatsa güzel bir merkez oluyor" Yapılan çalışmalarla Fatsa’nın güzel bir üretim tesisi haline geldiğini belirten Başkan Güler, "Büyükşehir Belediyemizin yem üretim tesisi, soğuk hava deposu ve paketleme tesisimiz var. Öncesinde zarar eden ve kapanma durumuna gelen yumurta sektörü şimdi çok iddialı bir hale geldi. Savaştan sonra muhtemel bir gıda krizine karşı önlemlerimizi alıyoruz. Mesudiye’de hayvan organize bölgesi için altyapı çalışmaları tamamlandı. Yatırım safhasına girildi. Orada 15 bin büyükbaş hayvan olacak. Aybastı’ya süt ve süt ürünleri tesisi oluşturulacak. Bir ay fındık sezonunda kullanılan fındık bahçelerini 11 ay boş kaldığı için 5’li yemle bambaşka bir sektöre sokuyoruz. Yan ürünlerle de üretimi destekliyoruz. Kanatlı kesimhanesinin de bulunduğu Fatsa güzel bir merkez oluyor" şeklinde konuştu. "Göçü tersine çevirecek güzel bir çalışma ortaya çıkıyor" Hayvancılık alanında yapılan çalışmalarla göçü tersine çevirecek adımların atıldığını ifade eden Başkan Güler, halkın yapılan çalışmaları desteklediğini belirtti. Başkan Güler şu ifadelere yer verdi: "Öte yandan manda sektörü için göletler yapıyoruz. 68 tane göletimiz var. Bunları hem su ihtiyacı için hem de özel olarak mandalar için de gölet hazırlıyoruz. Alt yapısıyla üst yapısıyla bilimsel çalışmalarıyla burası üniversite gibi çalışan bir yer haline geldi. Yapınca oluyor, bizim milletimiz görerek inanır. Halkımız önce seyretti, takip etti. Yaptıklarımızın doğru olduğunu gördüler ve şimdi de benimsiyorlar. Artık göçü tersine çevirecek güzel bir çalışma ortaya çıkıyor."
Adıyaman Çiftçilere zirai alet ve ekipman dağıtıldı Adıyaman’da, tarımsal üretimi desteklemek ve deprem sonrası üretim şartlarını iyileştirmek amacıyla çiftçilere zirai alet ve ekipman desteğinde bulunuldu. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından finanse edilen "Modern Bağcılığın Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Projesi" kapsamında üreticilere 230 budama makası ile 23 basınçlı sulama sistemi dağıtıldı. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından yüzde 50 hibe desteğiyle yürütülen "Meyve üretim alanlarında mekanizasyon ve sağlıklı üretim şartlarının sağlanması projesi" kapsamında 193 çapa makinesi, 74 zeytin silkeleme makinesi ve 43 dal öğütme makinesi üreticilere verildi. Projeler kapsamında ayrıca 19 bin 305 metrekare dut toplama filesi ile 99 bin metrekare bağ gölgeleme filesi olmak üzere toplam 118 bin 305 metrekare file desteği sağlandı. Üreticilerin her zaman yanında olduklarını belirten Vali Varol, "Depremle birlikte çok büyük acılar yaşadık. Ancak bu toprakları terk etmedik. Çiftçimiz de üretimden vazgeçmedi. Bugün verdiğimiz her destek sadece bir ekipman değil, aynı zamanda yeniden ayağa kalkmanın ve umudu büyütmenin en güçlü göstergesidir. Varol, sağlanan desteklerin Adıyaman’da tarımı daha da güçlendireceğini ifade ederek, "Üreticimizin emeğine güç katacak bu desteklerin tüm çiftçilerimize hayırlı, bereketli ve uğurlu olmasını diliyorum" diye konuştu.
Kayseri Baharın ilacı ’zencefil’ Kayseri’de bir aktar, bahar aylarında da zencefil tüketiminin akıntı ve tıkanma sorunlarına iyi geleceğini söyleyerek, "Zencefil hayatımızda sürekli olması gereken bir şey" dedi. Baharın gelmesi ile beraber vatandaşların boğaz yanması, geniz tıkanıklığı gibi şikayetlerinin arttığını söyleyen aktar Muhammed Hanzala Altun, "Bahar aylarının gelmesi ile beraber insanlarda bahar nezleleri, boğazda yanma, geniz tıkanıklıkları, grip tarzı böyle vücut kırgınlıkları oluşuyor. Genelde bize bu şekilde talep oluşturduklarında bizim önerilerimiz de ısırgan otu, papatya çayı, üzerliğin buharını çekme, tuzlu suyla gargara yapma, buruna çekme daha sonra zencefil bal tüketimi, bunun yanında probiyotik olarak yoğurt, turşu tarzı şeyler tavsiye ediyoruz. Fakat dediğimiz gibi çok sıkıntı çekiyorlarsa kesinlikle üzerliğin buharını burunlarına çekip papatya çayı içmeleri, keçiboynuzu özü, keçiboynuzunu kaynatıp tüketmeleri, meyan kökü tüketimi de olur. Bunlar hem vücudun bağışıklığını güçlendirir, hem o vücuttaki semptomları azaltmak için kullanılır. Hiçbir şey bilmiyorsa bile zencefil bal tüketimi, ada çayı bunlar vücut direncini arttırır, bağışıklığı güçlendirir ve alerjik reaksiyonları azaltır" dedi. Altun, zencefilin insanların hayatında sürekli olması gereken bir şey olduğunu söyleyerek, "Zencefil hayatımızda sürekli olması gereken bir şeydir. Kışın vücut ısısını yükseltir, yazın da dediğim şekilde böyle alerjik sıkıntıları gidermede, boğaz kaşıntıları, boğazda yanma, genizde tıkanıklık bunlara iyi gelir. Vatandaşlarımız da rastgele kafalarına göre işte ne bileyim macun hazırlatıp, işte ne bileyim başka türlü karışımları yaptırmamalılar. Ürünlerini güvenip sürekli takip ettikleri, güvenilir aktarlardan almalarını tavsiye ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Ankara Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan: "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) Genel Başkanı Talip Geylan, "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" dedi. Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayasıyla bir mesaj yayımladı. Mesajında 23 Nisan’ın çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir gelecek inşa ettiğini belirten Geylan, bu bayramın dünyada çocuklara adanmış tek bayram olmasıyla özel bir anlam taşıdığını ifade etti. 23 Nisan’ın Türkiye’nin bağımsızlığı için önemli bir dönüm noktası olduğunu dile getiren Geylan, "Mondros Mütarekesi ile diz çöktürülmek istenen Türk milleti, tüm imkansızlıklara rağmen umudunu yitirmedi. 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Atatürk, Samsun’a ilk adımını attı. Bu adım, emperyalizme ve tutsaklığa karşı yakılan bağımsızlık meşalesiydi. Bağımsızlığa giden bu zorlu yolda Türk milleti, "hürriyet ve istiklal" ülküsü etrafında tek yürek oldu. Kadını, erkeği, genci, yaşlısıyla herkes, vatan topraklarını savunmak için seferber oldu. Bu süreçte Havza Genelgesi ile milletin uyanışı başlatıldı; Amasya Genelgesi’nde yer bulan ’Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ sözü, mıh gibi Türk milletinin aklına kazındı. Ardından toplanan Erzurum Kongresi ile manda ve himaye kesin olarak reddedildi ve Temsil Heyeti oluşturularak milli mücadelenin temelleri sağlamlaştırıldı. Sivas Kongresi ile milli irade daha da güçlendi; Temsil Heyeti’nin yetkileri genişletildi. Temsil Heyeti, Türkiye Büyük Millet Meclisi açılana kadar milli direnişi organize eden, milli mücadeleyi yöneten en yetkili organ olarak görev yaptı ve nihayet Meclisin açılmasıyla birlikte egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu ilkesi tüm dünyaya ilan edildi. Gazi Meclis, Kurtuluş Savaşı’nın yürütüldüğü bir karargâh olmasının yanı sıra milli iradeyi esas almış, millet egemenliğini her şeyin üstünde tutmuş ve tam bağımsızlığı en yüce ülkü edinmiştir" ifadelerini kullandı. "Büyük Atatürk, çağdaş bir devlet kurma idealini hayata geçirmiştir" Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsız Türk Devleti’ni kurmak için birçok mücadele verdiğini ifade eden Geylan, "Büyük Atatürk, Türk yurdunun bağımsızlığını kazanmasının ardından da demokratik ve hukuk ilkelerine dayanan, cumhuriyetle yönetilen çağdaş bir devlet kurma idealini hayata geçirmiştir. Zira Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Temsil Heyeti’ni oluştururken ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açarken de amacı yalnızca bağımsızlığı sağlamak değil; aynı zamanda çağdaş, demokratik, güçlü ve müreffeh bir devletin temellerini atmaktı. Bizim için Türkiye Büyük Millet Meclisi; Cumhuriyete uzanan sürecin temel yapı taşıdır. Aziz milletimizin egemenliğinin tecelli ettiği demokratik temsil kurumudur. Ali geleceğimizin güvencesi, bekamızın teminatıdır. Yetkiyi doğrudan milletten alan ve bu yetkiyi yine millet için kullanan yasama organıdır. Toplumdaki farklı fikirlerin temsil edildiği ve sağlıklı bir istişare sürecinin yürütüldüğü bir zemindir. Bu zeminin korunması ve güçlendirilmesi, milli egemenliğin, milli iradenin, demokratik kültürün devamı açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür" Çocukların kendilerini güvende hissetmesinin milli bir beka meselesi olduğunu vurgulayan Geylan, sözlerini şöyle sürdürdü: "23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür. TBMM’nin açılışı, aynı zamanda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaktadır. Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan, dünyada çocuklara adanmış tek bayram olmasıyla özel bir anlam taşımaktadır. 23 Nisan, çocuklar için aydınlık ve umut dolu bir geleceğin sembolüdür. Cumhuriyetimizin ilelebet varlığını sürdüreceğine olan inançla ikinci yüzyılını idrak ederken ve 21. yüzyılın Türk asrı olacağını vurgularken, 23 Nisan’ın çocuklarımızın özgürce oyun oynayabildiği, çocukluklarını doyasıya yaşayabildiği ve haklarının güvence altına alındığı bir bayram olması büyük önem taşımaktadır. Çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması bir beka meselesidir. Bu noktada çocuklarımızın kendilerini güvende hissetmelerinin sağlanması bir beka meselesidir. Okullarımızda yaşanan son saldırılar, hem öğrencilerimizin hem de öğretmenlerimizin ve tüm eğitim çalışanlarımızın can güvenliğinin ne denli büyük bir tehdit altında olduğunu acı bir şekilde gözler önüne sermiştir. Şiddet sarmalına sürüklenen okullarımız, güvenli alanlar olmaktan çıkarsa, eğitimin temelini oluşturan huzurlu eğitim ortamı telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar görecektir. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda çocuklarımızın yüzlerinin gülmesi gerekirken çocuklarımız bugün korku ve endişe içindedir; arkadaşlarının yasını tutmakta ve travmaların gölgesinde büyümektedirler. Bu tablo, yalnızca bugünü değil, yarınlarımızı da tehdit eden derin bir soruna işaret etmektedir. Şayet geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, güvenli ve umut dolu bireyler olarak yetişmesini istiyorsak okullarımızda güvenliğin güçlendirilmesi, önleyici tedbirlerin artırılması ve tüm paydaşların kararlılıkla iş birliği içinde hareket etmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur. Öte yandan 23 Nisan, tüm çocuklarımızın sağlık ve eğitim hizmetlerinden eşit ve adil şekilde yararlanabildiği, her türlü istismardan uzak tutulduğu, beslenme, barınma gibi temel ihtiyaçlarının karşılandığı bir bayram olmalıdır. Her çocuğun güven ve huzur içinde büyümesi, fırsat eşitliğine sahip olması 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın taşıdığı ruha uygun olacaktır. Şehit çocuklarımız da bizlere emanettir. Biz öğretmenler, vatanı için canını feda eden şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkıyor; 23 Nisan’da hiçbirini unutmuyoruz. Onlar devletimizin ve milletimizin çocuklarıdır. Şehitlerimizin kıymetli çocuklarına sahip çıkmak, bizim en öncelikli sorumluluğumuzdur. İstiklalden istikbale uzanan bu kutlu süreçte; varlığını vatanımızın bağımsızlığına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin payidarlığına adamış aziz milletimizin azmi, kararlılığı ve fedakarlığı yolumuzu aydınlatmaya devam etmektedir. Bu minvalde, TBMM’nin açılışının 106. yıl dönümünü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyor; bu toprakları bizlere vatan yapan başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitlerimizi, Kahramanmaraş’ta yitirdiğimiz körpecik canlarımızı ve şehit öğretmenimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz."
Ankara NATO Genel Sekreteri Rutte: "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var" Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Mark Rutte, "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Buna ihtiyacımız var, çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu da güvenliğimizi korumak için güçlü savunmalara ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor" dedi. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki temasları kapsamında ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşkesinde bulunan Gölbaşı Teknoloji Üssü Çelik Kubbe Etkinlik Merkezi’nde düzenlenen programa katıldı. Programa Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, yabancı misyon şefleri ve davetliler de iştirak etti. Beraberindeki heyetle yerleşkeyi gezen Rutte, mühendislerle bir araya geldikten sonra açıklamalarda bulundu. Mark Rutte, ziyaretinin temel amacının savunma sanayi üretimini hızlandırmak ve inovasyonu güçlendirmek olduğunu belirterek, Türkiye’deki şirketlerin üretim ile yenilikçiliği bir arada yürütmesinin NATO açısından öncelikli bir konu olduğunu vurguladı. Rutte, bu başlığın temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin de ana gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti. "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var" NATO Genel Sekreteri Rutte, açıklamasında şunları söyledi: "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Buna ihtiyacımız var, çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu da güvenliğimizi korumak için güçlü savunmalara ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor. En iyi kabiliyetlere sahip olmalıyız. En son teknolojileri kullanmalıyız. Bu nedenle en üretici ve en yenilikçi zihinlere ihtiyaç duyuyoruz. Bu yüzden burada olmanızdan ve gençler olarak savunma sanayinde çalışmayı seçmiş olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Burada yaptığınız her şey Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlıyor. Aynı zamanda Türkiye gibi çok değerli bir müttefikle birlikte tüm ittifakın güvenliğine de katkı sunuyor." "Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirdi" Türkiye’nin savunma sanayiinde gerçekleştirdiği çalışmalara değinen Rutte, "Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirdi. ASELSAN bu dönüşümün ön saflarında yer alıyor. Bu nedenle çalışmalarınıza devam edin, daha fazla ve daha hızlı üretin ve inovasyon yapın. Karşı karşıya olduğumuz tehditler büyük. Kuzey Kutbu’ndan Akdeniz’e, uzaydan deniz altına, füzelerden ve insansız hava araçlarından gelişmiş siber saldırılara kadar geniş bir tehdit yelpazesiyle karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı. "NATO, Türkiye’yi ve tüm müttefikleri savunmak için gerekeni her zaman yapacaktır" Devam etmekte olan savaşlara değinen Rutte, "Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı sürüyor. Çin’in askeri modernizasyonu ve nükleer kapasite artışı devam ediyor. Son haftalarda NATO, İran’dan Türkiye’ye yönelen balistik füzeleri dört ayrı olayda başarıyla engelledi. NATO bu tür tehditlere karşı hazırdır ve Türkiye’yi ve tüm müttefikleri savunmak için gerekeni her zaman yapacaktır. Ancak bunu tek başımıza yapamayız" şeklinde konuştu. "Sizler, gençlerin ortak güvenliğimize nasıl katkı sunduğunun parlak bir örneğisiniz" Alaska’dan Ankara’ya kadar üretmeye, inovasyon yapmaya ve karşılıklı alım yapmaya devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Rutte, "Yakın zamanda ASELSAN’ın Polonya’ya gelişmiş elektronik harp sistemleri sattığını biliyorsunuz. Arnavutluk ve Romanya’da faaliyetlere başladınız. Hırvat Donanması için bir gemiyi donattınız. Bu başarıları mümkün kılan genç mühendislere hitap etmekten memnuniyet duyuyorum. Gerçekten bu şirketin yaş ortalaması çok etkileyici. Açıkçası bu beni biraz yaşlı hissettiriyor. Uzun vadede üretimi artırmak istiyorsak daha fazla gencin savunma sanayiinde kariyer yapmayı seçmesi gerekiyor. Daha fazla şirketin bunu yapması ve gençlerin bu kariyer yolunu seçmesi gerekiyor. Bu nedenle hükümetlerin ve şirketlerin eğitime yatırım yapması şart. Sizler, gençlerin ortak güvenliğimize nasıl katkı sunduğunun parlak bir örneğisiniz" dedi. "Türk gençlerine, Türk mühendislerine verilen önem ve fırsatları yerinde görmüş oldu" Savunma sanayiinde kapasite artışını, çevik yönetim anlayışını ve üretim ile tedarik zincirine yönelik yeni yaklaşımları ASELSAN üzerinden Rutte’ye aktardıklarını belirten Görgün ise, "İki defa kendisiyle uzun uzun Türk savunma sanayiini paylaştığım toplantı olmuştu. Orada çok etkilenmişti. Oradaki verileri halihazırda çok hatırlıyor ve birçok konuşmasında da onları dile getirdi. Türk savunma sanayiinin gelişmişliğini anlattı. Türkiye ile birlikte çalışmanın bütün NATO müttefikleri için önemli olduğunu, NATO’nun faydasına olacağını dile getirdi. Temmuz ayındaki NATO Savunma Sanayi Endüstri Forumu’na ev sahipliği yapacağız. Onunla ilgili bilgilendirmeleri yaptık. Bununla beraber geçtiğimiz yıl NATO’nun farklı birimlerine Türkiye’de ev sahipliği yaptığımız programları ifade ettik. Memnuniyetini, ilgimizi ve Türkiye’nin katkısını önemli bulduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu liderlik, savunma sanayiine verdiği destek, Türk gençlerine, Türk mühendislerine verdiği önem ve fırsatları tekrar yerinde görmüş oldu. İyi bir toplantı oldu diye değerlendiriyorum" dedi. "Önemli olan envanterde tüketilen ekipmanın, mühimmatın yerine konulabilme hızının çevikliği" Görüşmede ASELSAN’ın yatırımlarına değinildiğini ve en son görüşmenin ardından savunma sanayiindeki gelişmelerin aktarıldığını ifade eden Görgün, "Dünya şunun farkında; envanterler çok çabuk tükeniyor sahada. Önemli olan envanterde tüketilen ekipmanın, mühimmatın yerine konulabilme hızının çevikliği ve daha hızlı olması. Bununla ilgili biz farklı sektörlerdeki gelişmeleri ve uygulamaları savunma sanayiine bir taraftan adapte etmeyi, bir taraftan da gelişmişlikleri özel sektörle koordine edilebilecek çalışmaları nasıl yönettiğimizi ifade ettik. Çelik Kubbe unsurlarının teslimi ve yatırımların adının konduğu ziyaretten bahsettik. Çok etkilendi. Özellikle hava savunma ve Çelik Kubbe alt sistemlerinin üretileceği tesislere ve Türkiye’nin bu alanda yaptığı yatırımı, ASELSAN’ın dünyadaki diğer bu anlamda hem yatırım hem de karşılaştırılabilir figürlerle dünyadaki sıralamalardaki yerini ve ilerleyişini ifade etti Ahmet Bey. Yüzde 40’lık büyüme, yatırımlardaki büyüme, bununla beraber teknolojik tercih edilme sebepleri, yapılan yatırımların sadece bir boyutuyla değil, temel ham madde ve onun işleyişinden son ürüne gelen süreçteki planlamayı açıkçası bir miktar bahsetti. Faydalı bir toplantı oldu" diye konuştu. Program, toplu hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi.