SAĞLIK - 22 Aralık 2025 Pazartesi 12:59

Çocuklarda grip sezonu geldi

A
A
A
Çocuklarda grip sezonu geldi

Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ceran Çağrıl, özellikle Kasım ve Aralık aylarında çocuklarda grip hastalığının pik yaptığını söyleyerek, "Ocak ayına kadar çocukların grip aşısı yaptırılabilir" dedi.


Çocukların kapalı alanlara girmesi ve yüzey temasının artması ile birlikte hastalığın bulaştığını söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Serap Ceran Çağrıl, "Grip hastalığı aslında bizim influenza virüs dediğimiz bir virüsün yol açtığı hastalık. Paçavra hastalığı olarak da bilinir. Gerçekten kişiye al aşağı eden, çocuklarda da daha şiddetli seyredebilen bir enfeksiyon. Bu enfeksiyon genelde damlacık yoluyla dediğimiz solunum yolu tarafından bulaşır ve çocuklarda uzun ve yoğun yüksek süren 5 güne varan 7 güne varan ateşler yapabilen bir enfeksiyon. Genellikle burun ve boğazda boğaz ağrısı, vücut ağrısı, kas ağrısı ve tüm vücudu al aşağı edebilen bir enfeksiyon şeklinde seyreder. Hastalığın kendisi aslında bazen sadece ateş ve nezle tespiti ile bitebilecekken çocuklarda özellikle bronşit, zatürre, orta kulak iltihabı, sinüzit gibi daha ağır enfeksiyonlara yol açabilmesi açısından çok önemlidir. Aslında 0 yaş itibariyle influenza görebildiğimiz bir enfeksiyon ama en çok okul grubunda sıkıntıya yol açıyor. Çünkü özellikle Kasım-Aralık ayında çocukların kapalı ortama girmesiyle birlikte, okulda yüzey temasının çok arttığı, hijyen kurallarının çok ön plana çıktığı bu ortamlarda çocuklar bunlara çok dikkat edemediği için çok kolay bulaşabiliyor ve birbirlerine de çok kolay bulaştırabiliyor. O yüzden çocuklarda daha sık görüyoruz ve yaşadıklarında da bağışıklık sistemleri çok hassas olduğu için daha şiddetli yaşıyorlar bu enfeksiyonu" dedi.


Dr. Serap Ceran Çağrıl, Ocak ayına kadar aşıların yapılabileceğini söyleyerek, "Genelde ateşle başlar. Yoğun, yüksek 39-40’lara varan ateşler yapabilir. İnfluenzanın biliyorsak bir alt grubu var a ve b diye bildiğimiz ve bunun da alt grupları var. Bunların tipine yani genetik olarak yapısında farklı olarak dönemsel olarak bazı grip mikropları daha ağır seyreder bazen daha hafif seyreder. Zaten sezon içinde de biz genelde influenza gribini bir Kasım-Aralık aylarında pik yaparak görürüz, bir de Şubat-Mart aylarında ikinci bir pik yaparak görürüz. Bu mevsimlerde gerçekten önce ateşle başlayan sonra boğaz ağrısı, vücut ağrısı, kas ağrısı ve tüm sistemleri tutabilen bir gribal enfeksiyon şeklinde seyreder. Öncelikle risk grubuna daha önce öneriyorduk aşısını ama artık tüm çocukluk çağında 6 ay üstünde her bireye öneriyoruz. Risk grubu dediğimiz kronik hastalığı olan diyabet, şeker, hipertansiyon yine çocuklarda astım ve alerji gibi risk grubunda bulunan çocuklar için grip aşısı birinci koruyucu önlemimiz. Sezon başlarında başlıyoruz Ekim ayı başı gibi Ocak ayı sonuna kadar bu aşıyı yapıyoruz. O yüzden hala fırsat kaçmış değil. Yakalanmadılarsa gribe ki yakalansalar dahi dediğim gibi birçok alt tipi olduğundan bu aşıyla birlikte korunmasını arttırıyoruz. İkincisi okul grubunda özellikle kreşe giden çocuklarda gerçekten el temizliği çok ön planda. Sık sık el yıkamaları, kreş ve okullardaki yüzey temizliğinin bakterilerin virüslerin canlı kalma oranının düşürülmesi nedeniyle oradaki temizliğin çok önemi var. Tabi ki hasta olduklarında da bulaşmayı özellikle azaltmak adına evde kalmalarında da çok fayda var. Çocuklar için grip sezonu kesinlikle geldi. Kasım sonu Aralık gibi zaten başlar aşağı yukarı 2 ay civarında bir pik yapar, sonra okulların tatil olması ve virüsün de inaktif hale gelmesiyle birlikte biraz sakinler ama dediğim gibi aslında bitmez. Şubat-Mart ayı gibi tekrar aktifleşir. Bu yüzden de Ocak ayına kadar aşıların yapılması mutlaka fayda sağlar" ifadelerini kullandı.



Çocuklarda grip sezonu geldi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
Bursa Gürsu tarıma yeni destek Gürsu Belediyesi, ilçe tarımının potansiyelini yükselten ve Gürsu’ya katma değer sunan proje sayısını her geçen gün arttırıyor. Gürsu Belediyesi’nin proje tecrübesi sayesinde ARGE Müdürlüğü tarafından hazırlanan yeni proje ile Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatif’ine kazandırılan meyve kasası üretim hattı için kalıp temini projesi hayata geçirildi. Kooperatife kendi kasalarını üretme şansını, hazırladığı proje sayesinde sunan Gürsu Belediyesi , bu kez de kalıp temininin sağlanmasına ve tasarrufun artmasını sağladı. Gürsu Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ENCAHER hibe programı ile, Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü’nün hazırladığı proje sayesinde kasa imalat tesisi kurmuştu. Tesisin potansiyelini tam olarak kullanabilmek ve ihtiyaç duyulan meyve kasalarının üretebilmek, plastik kasaları geri kazandırabilmek için harekete geçildi. INSURE Projesi’nin bileşeni Kırsal Alanlarda Mevsimlik Tarımsal Kapasitelerin Güçlendirilmesi kapsamında; Ağaköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne 30.821 USD değerindeki "Gözlü Kasa Üretim Kalıbı" desteği yapıldı. Süreci takip ederek projelendirilen ve Gürsu tarımına bir katkı daha sunan Gürsu Belediyesi ARGE Müdürlüğü sayesinde, kasa başına depolama kapasitesi iki katına çıktı. İhracat yolculuğunda nakliye maliyetleri ciddi oranda azaldı. Üreticinin kazancı ve emeğinin katma değeri arttı. Teslim töreninde konuşan Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, " Gürsu Belediyesi olarak ilçe tarımımıza destek veren anlamlı hamleler yapıyoruz. Bu kalıplar, meyvelerimizin tarladan toplama merkezine, oradan da nihai pazarlara uzanan yolculuğunda yaşanan ürün zayiatını ve kalite kayıplarını engellemek için temel bir gereklilikti. Özellikle hassas yapılı armut meyvelerinin uygun olmayan kasalar nedeniyle zarar görmesi, hem ürün değerini düşürmekte hem de pazar erişimini sınırlamaktaydı. Yeni üretim kalıbı ile bu sorun ortadan kalkacak" diye konuştu.
Ankara DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.