GENEL - 01 Mayıs 2023 Pazartesi 10:08

Bakan Akar’dan öğrencilere ‘inek lakabı’ uyarısı

A
A
A
Bakan Akar’dan öğrencilere ‘inek lakabı’ uyarısı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kayseri’de bir araya geldiği öğrencilere eğitim hayatlarında başarılı olmalarını, kitap okumalarını ve çok çalışmalarını isteyerek, “Derslerini çalışan, kitabını okuyan, kimseye zararı olmayanlara hemen ’inek’ diye damgayı vuruyorlar.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Kayseri’de bir araya geldiği öğrencilere eğitim hayatlarında başarılı olmalarını, kitap okumalarını ve çok çalışmalarını isteyerek, “Derslerini çalışan, kitabını okuyan, kimseye zararı olmayanlara hemen ’inek’ diye damgayı vuruyorlar. Bundan vazgeçmek gerek” dedi.


Akar, beraberinde Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ile Milli Savunma Bakanlığı Dijital Gösterim Merkezi’ni ziyaret etti. Türk Silahlı Kuvvetleri envanterindeki yerli ve milli silahları inceleyen Bakanlar Akar ve Nebati, daha sonra spor müsabakaları ve akademik alanlarda başarı sağlayan öğrencilerle Merkez’de bir araya geldi.


Sözlerine Şırnak’ta şehit olan iki asker ile Tel Abyad’da şehit düşen iki polis başta olmak üzere tüm şehitlere rahmet, gazilere şifa dileklerini ileterek başlayan Akar, gençlerin ve onlara yapılan yatırımların önemli olduğunu belirtti. Gençlere yapılan yatırımın ülkenin geleceğinin teminat altına alınması anlamına geldiğini ifade eden Akar, gençlerin de eğitim ve öğretim hayatlarını başarıyla tamamlamalarının önemini dile getirdi.


Düzenli ders çalışan, kitap okuyan öğrencilere geçmişten bu yana ‘inek’ lakabının takıldığını belirten Akar, "Derslerini çalışıyor, kitabını okuyor, kimseye zararı yok ama hemen ’inek’ diye damgayı vuruyorlar. Bundan vazgeçmek gerekiyor. Bizim eğitim dediğimiz konunun temel aracı okumak. Okuma olmadan bir yere varmamız, bilgi sahibi olmamız mümkün değil. ’Ben bilirim’ anlayışından kurtulmamız gerekiyor" diye konuştu.


Artık soru çağının yaşandığını, soru sorabilmek için de bilgi sahibi olunması gerektiğini belirten Akar, gençlere ‘öğrenmek için çekinmeden soru sormaları’ tavsiyesinde bulundu. Yerlilik ve millilik konusuna da vurgu yapan Akar, "Her konuda yerli ve milli olmaya dikkat edeceğiz. Ait olduğumuz toplumun değerlerine sahip çıkacağız" diye konuştu.


Son dönemde yapılan yerli ve milli üretim TCG Anadolu ile TOGG örneklerini veren Akar, "Bazıları bunlarda eksik buluyor, eleştiriler yapıyor. Bunlar çok yanlış. Biz yaptık, bunları üretmeye başladık. Tabii ki bu şekilde kalmayacak ve gelişecek. ATAK-1 helikopterini yapmıştık şimdi ATAK-3’e geçtik. Her versiyon bir öncekinden daha ileri gidecek. Bundan dolayı yerli ve milli olarak ürettiğimiz silahımıza, aracımıza sahip çıkmak mecburiyetinde olduğumuzu unutmayacağız" ifadelerini kullandı.


Gençlerin öğrenilmiş çaresizlikten uzak durması gerektiğini, bunun için de çok okumaları, çalışmaları ve araştırmaları gerektiğini vurgulayan Akar, öğrencilerden hayallerinin peşinden koşmalarını ve hayatlarını planlamalarını istedi. Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde uluslararası alanda kişilikli ve kimlikli politikalarıyla bir özne haline geldiğini belirten Akar, "Özellikle Balkanlar’da, Kafkasya’da, Ortadoğu’da, Karadeniz bölgesinde Türkiye’nin olmadığı bir denklem yaşayamaz. Savunma, güvenlik, diplomasi, ekonomi ve sosyal bakımdan böyle bir noktadayız. Bunun daha ileri gitmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.


Gençlerden Türkçeyi doğru kullanmalarını, güçlü lisan bilgisine sahip olmalarını isteyen Akar, "Sağlam bir dil bilgisi olmadan fikir olmuyor" ifadesini kullandı.


"Bizim teminatımız sizlersiniz" diyen Akar, bunun için gençlerin kendilerini iyi yetiştirmelerinin önemini dile getirdi. Gençlerden mücadele etmekten asla vazgeçmemelerini de isteyen Akar, rehavete kapılmadan, artan bir şiddet ve tempoda, azim ve kararlılıkla çalışmayı sürdürmeleri tavsiyesinde bulundu.


Öğrencilerin kazandıkları başarıları onlardan dinleyen, sorularını yanıtlayan Akar, bir gencin, "Yerli ve milli imkanlarla üretilen silah ve mühimmatın sergilenmesi istihbarat yönünden tehdit oluşturuyor mu" sorusu üzerine, "Günümüzde istihbarat çok farklı bir hale geldi. Teknik konuların büyük bölümü artık herkes tarafından biliniyor. Bunların kritik noktaları dışında istihbarat konusunda bir sorun yok. Herkes herkesi biliyor ama önemli olan bir milletin, bir kişinin, bir komutanın maksadı ve niyeti. Şu kadar silahı var ama bununla ne yapmak istiyor, niyeti ne. Önemli olan bu" yanıtını verdi.



Bakan Akar ve Bakan Nebati kafede oturdu


Öte yandan Akar, gençlerle buluşması öncesinde kent merkezindeki bir alışveriş merkezinde esnafı ziyaret etti, vatandaşlarla bir araya geldi. Halkın yoğun ilgisiyle karşılaşan Akar’a vatandaşlar, "Sizinle gurur duyuyoruz", "Allah yolunuzu açık etsin" ifadeleriyle sevgi gösterilerinde bulundu. Vatandaşlarla fotoğraf çektiren Akar, çocuklarla da yakından ilgilendi.


Sonrasında Akar, Hazine ve Maliye Bakanı Nebati ile buradaki bir kafeye oturdu. Vatandaşların meraklı bakışları arasında kahve içen, onlarla sohbet eden Bakanlar Akar ve Nebati, buradan MSB Dijital Gösterim Merkezi’ne geçti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay Defne’de tarım arazileri sular altında kalırken, evlerde eşyalar zarar gördü Hatay’ın Defne ilçesinde etkili olan sağanak yağışla birlikte Aknehir Mahallesi’ndeki tarım arazileri su altında kalırken, evler ve eşyalar zarar gördü. Meteorolojinin şiddetli yağış uyarısında bulunduğu Hatay’da, yağışlı hava 2 gündür aralıklarla etkisini hissettiriyor. Sağanağın sele dönüştüğü Defne ilçesine bağlı Aknehir Mahallesi sel sularına teslim oldu. Mahalledeki tarım arazileri su altında kalırken, su basan evler büyük hasar gördü. Su seviyesinin yükselmesiyle eşyaların sular içinde kaldığı evlerde, özellikle teknolojik aletler kullanılmaz hale geldi. Yağışlı havanın sele dönüşmesiyle birlikte evinin su içerisinde kaldığını ve teknolojik eşyalar başta olmak üzere tüm eşyaların kullanılmaz hale geldiğini ifade eden vatandaş, "Her yer yağmurdan dolayı su altında kaldı. Evlerimizin içindeki eşyalar sular altında kaldı ve eşyamız kalmadı. Beyaz eşyalarımız zarar gördü. Arabam vardı suyun altında kaldı, motosikletim vardı o da suyun altında kaldı. Zararımız çok inşallah çözeriz. Gece yağan yağmurdan dolayı kapılar açılmıyordu. Bende mahsur kaldım ve evden çıkamıyoruz. Çıkarmak için ekipler geldi ama ben istemedim. Evin içini düzenleyeceğim" dedi. Gece saatlerinde etkili olan selle birlikte su seviyesinin 2 metreye dayandığını ve ekiplerin kendisiyle birlikte hayvanlarını kurtardığını belirten Azize Kanat, "Sabaha karşı saat 4’te bir yağmur yağdı ama fena yağdı. Kıyamet kopar gibi gök gürültülü yağmur yağdı. Asi Nehri’nin taştığını bilmiyoruz. Komşunun çocukların gelerek insanları uyandırmaya çalışmış, o esnada sel 2 metreye dayandı. Kadın bizlere bağırmaya devam ediyor. Öyle bir korkuyla uyandık ki öleceğiz sandım. Ahıra girdik ve 2 metre su vardı. Kadın kurtulmak için çırpınıyor, 4 kişi sağ olsunlar yüzerek kurtardılar. Bu benim bahçem ve her yeri sular altında kaldı. İş makineleri gelip hayvanları kurtardılar" dedi.
Ankara Özgür Özel: "Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar hiçbir yere gitmiyorum" Özgür Özel, "Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum" dedi. Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi tarafından, CHP kurultay davasında Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına, Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar vermesinin ardından CHP’de Merkez Yönetim Kurulu (MYK), parti Genel Merkez binasında Özgür Özel başkanlığında toplandı. Özel, basın toplantısının ardından Genel Merkeze gelen partililere hitap etti. Özel, "‘Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğu gün gibi Türkiye’nin birinci partisi’ demiştim. İşte arkadaşlar, işte dostlar, oy verenler, vermeyenler, işte mesele budur. Güya suçumuz budur. Suçumuz kazanmak, suçumuz 47 yıl sonra birinci parti olmak, Bugün Atatürk’ün kurduğu partiye darbe girişimi yaşanmıştır" şeklinde konuştu. "Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar hiçbir yere gitmiyorum" Gerekli planlamanın yapıldığını anlatan Özel, "Örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum. Bu bir mücadeledir. Ancak bu ne Özgür Özel’in kişisel mücadelesidir ne benim arkamda yüzü size dönük, değişimin mimarlarının kendi kişisel ikbal mücadeleleridir. Biz, bize teklif edilen rahat, konforlu, ebedi muhalefet koltuklarını reddediyoruz." ifadelerini kullandı. "Omuz omuza bir mücadele için burada birlikteyiz" Özel açıklamasının devamında, "Partiye değil, ülkenin geleceğine sahip çıkmaya hazır mıyız? Bir büyük zaferi, bir büyük destanı benimle birlikte yazmaya var mısınız? Buradan sesimin ulaştığı, sesime kulak veren sözüme kıymet veren herkese sesleniyorum. Gün bugündür, dönem bu dönemdir. Önümüzdeki süreç, geleceği hep beraber kurtaracağımız, sonra bu büyük hikayeyi birlikte yazmakla kıvanç duyacağımız, çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız en büyük mirası hep birlikte yaşayacağımız günlerdeyiz. Çağrıldığınızda gelin, mücadeleye omuz verin, meydanları terk etmeyin. Onlar bir tek meydanlardan korkarlar. Buradan uyarıyorum. Ana muhalefet partisi Genel Başkanı olarak değil, muhalefetin her bir bileşenini, üyesine, sayısına, oyuna bakmadan kıymetli görerek ve ortak gelecek için birleşik mücadeleyi önemseyerek. En sağından en soluna kadar ama halk için, millet için mücadele eden herkesi kucaklayarak kimseye ağabeylik, patronluk taslamadan omuz omuza bir mücadele için burada birlikteyiz" açıklamasında bulundu. "Gerekirse hayatı durduracağız, ama teslim olmayacağız" Özel, meydanları terk etmeyeceklerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: "Gerekirse hayatı durduracağız. Gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız. Ama teslim olmayacağız. Buradan sonra olacak hiçbir şeyin sorumlusu ben değilim. Sorumlusu bu darbecilerdir. Tek kural, tek istek, haklıyken haksız çıkmamaktır. Onun için güvenlik güçlerine karşı ya da çevredeki herkese karşı saygımızı, sevgimizi koruyarak ama kanunsuz emirlere, haksız bariyerlere, önümüze çıkan engellere de asla takılmayarak yürüyeceğiz. Buradan uyarıyorum. Şimdi baba evinin önündeyiz, şimdi 81 ilde illerin önündeyiz. Buradan demokratik tepkimizi gösteriyoruz. Şimdi nöbetçiler, görevlendirilenler dışındaki misafirleri selametle evlerine yolluyoruz. Ancak yarın mücadele için, direniş için, tarihe geçmek için çağrıldığınızda gelmeye hazır mısınız? Meydanları bırakmamaya hazır mısınız? Meydandan anlamazlarsa, yürüyüşe geçmeye hazır mısınız? O zaman şimdi gidin yatın, onlar düşünsün." dedi.
Edirne Edirne Bienali kapılarını sanatseverlere açtı Edirne’de ilk kez düzenlenen Edirne Bienali, "Köprüler" temasıyla 23 ülkeden 213 sanatçıyı tarihi mekanlarda buluşturdu. Edirne’de bu yıl ilk kez düzenlenen Edirne Bienali, "Köprüler" temasıyla kapılarını sanatseverlere açtı. 23 ülkeden 213 sanatçının eserlerinin yer aldığı bienal, kentin tarihi mekanlarını çağdaş sanatla buluşturdu. Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen 21 Mayıs Dünya Kültürel Çeşitlilik Günü’nde başlayan bienalin açılışı, Ekmekçizade Ahmet Paşa Kervansarayı’nda gerçekleştirildi. Açılışa sanatçılar, akademisyenler, sanatseverler ve çok sayıda davetli katıldı. Bienal kapsamında fotoğraf, heykel, yeni medya, performans ve farklı disiplinlerde hazırlanan eserler, Edirne’nin tarihi mekanlarında ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Açılış programında katılımcılar, Kervansaray’da sergilenen eserleri inceleyerek sanatçılardan çalışmalar hakkında bilgi aldı. "Köprüler" teması etrafında şekillenen bienal, geçmiş ile bugün, gelenek ile çağdaş sanat arasında bağ kurmayı hedefliyor. Edirne’nin kültürel yaşamına hareket katacak bienal, 28 Haziran’a kadar ziyaret edilebilecek. Edirne Valisi Yunus Sezer, "Bu kadar tarihi ve kültürel yapıya sahip dünyada çok ender yer var. Dolayısıyla Edirne’nin de bu tarihi yönüyle, kültürel yönüyle bir şehir olarak ön plana çıkması bizim açımızdan çok önemli" dedi.
Kocaeli 7 kişinin öldüğü fabrika yangını faciasında 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edildi Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bir kozmetik dolum tesisinde çıkan ve 7 kişinin öldüğü yangına ilişkin görülen davada; 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişinin tahliyesine, 5 sanığın ise tutukluluk halinin devamına karar verildi. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki salonda görülen davanın 2. celsesi, 2. gününde de devam etti. Duruşmaya tanık beyanları ile sanık Abdurrahman B’nin ifadeleri ile başladı. ’Suçluyu kayırma’ suçundan yargılanan Abdurrahman B., "Ali Osman Akat’ın kardeşi Ç.’nin fabrikasında çalıştığım için kendisini tanırım. Olay günü avukat beni arayarak Ali Osman Akat’ın yeğenleri İsmail ile Altay’a ulaşamadığını söyledi. Ali Osman Akat’ın Çerkezköy’deki fabrikasına yönlendirdi. Fabrikaya gittiğimde İsmail ve Altay oradaydı. Onay gelip onları aldı. Ben onlara, ’Nereye gidiyorsunuz, avukat beni buraya yönlendirdi" dedim. Onlar ise avukatla kendileri iletişim kuracaklarını söyledi. Daha sonra başka bir avukat beni arayarak, yeğenlerin fabrikaya geldiği aracı İstanbul’a götürmemi istedi. Ben sadece çekici ayarladım ve eve gittim. Benim bir suçum yok. İşin içinden çıkamadığım ve panik olduğum için bu zamana kadar teslim olamadım" dedi. Baz bilgileri ile sanığın söylediklerinin uyuşmadığı mahkemece aktarıldı. "İsmail’e borç para verdim" Dün SEGBİS ile dinlenen ancak arıza sebebiyle beyanı tam alınamayan tanık M.Ç. bugün tekrardan dinlendi. Tanık M.Ç., İsmail ve Altay Ali Oransal’ın ihracat hedefiyle firma kurmak istedi. Bunun üzerine kendilerine bir firma kurdum. Bir gün toplantı esnasında babaları Kurtuluş Oransal da geldi. Borcu olması sebebiyle çocukları adına şube açmak istediğini söyledi. Bunun üzerine Dilovası’nda Ravive Kozmetik şubesini açtık. Şubede sadece fason üretim yapılıyordu" diye konuştu. Çapraz sorguda avukatın, "İsmail Oransal’a birden fazla kez para göndermenin sebebi nedir?" sorusuna tanık, "Borç para gönderdim, iadesini aldım" şeklinde konuştu. "Yangının ilk sebebi gaz parlamasıdır" Sanık müdafilerinin özel olarak tuttuğu ve dosyaya bilirkişi raporu sunan yangın uzmanı A.S. davada dinlendi. Tanık A.S., "Olay yerine gittiğimde fabrika yıkılmıştı o sebeple sunduğumuz rapor; tanık beyanları ve o tarihle hazırlanan delillere istinaden hazırlanmıştır. Tuncay’ın IBS tankındaki kimyasal maddeyi mikserle karıştırması neticesinde ürünün buharlaşmış, mikseri yere koyduğunda parlama meydana geldiği görüşündeyiz. Kimyasal reaksiyon sonucunda tutuşma ile olay gerçekleşmiştir. Bu tür yerlerde çeşitli önlemler alınmalıdır. Tüm tedbirleri alınsa dahi parlama ve kıvılcım ihtimali sıfırlanmaz ancak minimuma iner. Kıvılcım üretmeyen ürünler kullanılmalıdır, ya da dışarda karıştırma yapılmalıdır. IBS tankında karışım yapılması uygun değildir. Tuncay’ın IBS tankında yaptığı işlem hatalıdır. Yangın merdiveni olsaydı kaçış kolaylaşırdı. Yangının ilk sebebi gaz parlamasıdır. Parlama noktası Tuncay’ın olduğu yerdir. Mikser çalışmazsa elektrik akımında dalgalanma olmaz. Tedbirlerin olması veya olmaması yangının çıkma sebebi değildir" ifadelerini kullandı. "Arkadaşlarımızın hepsi aç susuz vefat ettiler, hakları yerde kalmasın" Sırayla müşteki ve avukatlara söz hakkı verildi. Mağdur Ayten Aras, olay günü mikserin hiç çalışmadığını, elektrik arızası olduğunu ve sürekli sigortanın attığını dile getirdi. Aras, "Arkadaşlarımızın hepsi aç susuz vefat ettiler, hakları yerde kalmasın" dedi. Yangında kızını kaybeden Vedat Taşdemir, çalışanların fabrikada çıkış şanslarının olmadığını söyleyerek, sanıklardan şikayetçi olduğunu ifade etti. Ablası yangında vefat eden Emine Bulut, "Ablam sürekli elektrikte sorun olduğunu dile getiriyordu. Ablamın cenazesini aldığımızda korkuyla elini yüzüne kapatmış olduğunu gördük" diye konuştu. Alınan beyanlara ilişkin katılanların avukatları; Oransal ve Akat ailesinin fabrikalarında organik bağ olduğunu, Ali Osman Akat’ın olası kastla yargılanması gerektiğini ve buna ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını dile getirdi. Aleyna Oransal için tahliye talebi Cumhuriyet savcısı, Aleyna Oransal’ın hamileliği sebebiyle tahliyesine, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Ali Osman Akat, Gökberk Güngör, Ünal A., Güven D., Abdurrahman B’nin mevcut tutukluluk hallerinin devamını talep etti. "Ailemden ve çocuklarımdan uzaktayım" Tutukluluk durumları ve beyanlara ilişkin sanıklara söz hakkı verildi. Tahliyesini talep eden sanık Ali Osman Akat, "6 aydır tutukluyum, ailemden ve çocuklarımdan uzaktayım. Şirketime kayyum atandı, personel sayımda ciddi düşüş yaşandı." dedi. Aleyna Oransal ile Gökberk Güngör ise önceki beyanlarını tekrar ettiğini söyleyerek tahliyelerini talep etti. Altay Ali Oransal da yaşanan olayda kusuru olmadığını söyleyerek tahliyesini istedi. "Ben bir şey üretmiyorum, sadece satışını yapıyorum" Sanık İsmail Oransal, "Ravive babama aittir, fabrikada fiili işleyişim yoktur. Shauran ve Lykke benim markamdır, ben sadece e-ticaretle uğraşırım. Ravive’ye sürekli gittiğim ve talimat verdiğim iddialarını kabul etmiyorum. Aleyhe olan hususları kabul etmiyorum. Yılın uzun süresini fuarlarda geçiriyorum. Ben bir şey üretmiyorum, sadece satışını yapıyorum. Dayımın kasası olduğum yönündeki beyanları kabul etmiyorum. Tahliyemi gerekirse ev hapsimi talep ediyorum" diye konuştu. "Adrese ulaşmak için elimden geleni yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" Küresel OSGB sorumlu müdürü Ünal A., fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti verdiklerini söyleyerek; "Ravive isimli iş yeri için görevlendirme geldi. Belirtilen adrese gittik ancak Ravive yerine başka bir iş yeri vardı. İsmail Oransal’ı aradım ama dönüş alamadım. Hatta Ataşehir’deki adresine gittim. En sonunda İsmail beni Mustafa Ç.’ye yönlendirdi. Mustafa ile telefonda konuşmamız tartışma havasında geçti; ’Siz kimsiniz, sizden hizmet alma zorunluluğumuz yok’ dedi. Başka yerden hizmet aldıklarını, sözleşmeleri olduğunu söyledi. Adrese ulaşmak için elimden geleni yaptım. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. "Çürük değil, sağlam yapı teslim ettim. Tutukluluğuma anlam veremiyorum" Suçlamaları kabul etmeyen eski bina maliki olan tutuklu Güven D., "6 aydır tutukluyum ve tutukluluğuma anlam veremiyorum. Olaydan 1 yıl önce yeri sattım. Satmadan önce fabrikayı Kurtuluş’a kiralamıştım. Buranın eksiklikleri olduğunu Kurtuluş’a kiraladığımda söylemiştim. Kendisi, yangın merdiveni ve elektrikle ilgili eksikliklerin yapacağını söylemişti, bunun için de kendisine süre vermiştim. Olayda bir suçum yoktur. Çürük değil, sağlam yapı teslim ettim. İmar kirliliği sebebiyle zaten daha önce yargılandım. 3 çocuğum var, bayram öncesi çocuklarım beni bekliyor. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Sanık Abdurrahman B. ise "6 aydır korktuğum için teslim olmadım. Olayda suçum yok, tahliyemi talep ediyorum" diye konuştu. 1’i ev hapsi olmak üzere 3 kişi tahliye edildi Sanık avukatların beyanların ardından mahkeme kararını açıkladı. Mahkeme heyeti, Aleyna Oransal’ın riskli gebeliği sebebiyle ev hapsi ve yurt dışı çıkış yasağıyla tahliyesine karar verdi. Güven D. ve Ünal A. da tutuklu kaldığı süre ve suç vasıflarının değişmesi ihtimali göz önüne alınarak yurt dışı çıkış ve adli kontrolle tahliye edildi. Tutuklu bulunan diğer 5 sanığın ise mevcut durumlarının devamına karar verildi, duruşma ertelendi. Olayın geçmişi Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi’ndeki Ravive isimli kozmetik dolum tesisinde 8 Kasım 2025’te çıkan yangında çalışanlardan Hanım Gülek (65), Esma Dikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştı. Fabrika sahiplerinden olan Kurtuluş Oransal ise tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçirerek kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti. İddianamede Ravive Kozmetik yetkilileri tutuklu sanıklar İsmail Oransal ile ağabeyi Altay Ali Oransal, ortak üretim yaptığı öne sürülen LYKEE kozmetik firmasının tutuklu yetkilileri Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ’olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ’nitelikli mala zarar verme’ suçundan ise 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. İddianamede ayrıca fabrikaya iş sağlığı ve güvenliği hizmeti veren firmanın işletmecisi firari Ümit Ç., sorumlu müdürü tutuklu Ünal A., iş güvenliği uzmanları Muhammet D. ile Seyfullah Ç., fabrika binasının eski sahibi tutuklu Güven D., binayı satın alan şirketin yetkilileri Caner Özgür Y., Özcan Y. ve Özkan Y.’nin ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılmaları istenmişti. Oransal kardeşlerin dayısı tutuklu Ali Osman Akat, Onay Y., tutuksuz Ömer A. ve Abdurrahman B. hakkında ise ’suçluyu kayırma’ suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti. Davanın ilk celsesinde mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan ’suçluyu kayırma’ iddiasıyla yargılanan Onay Y.’nin yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Firari olan Abdurrahman B’de dün katıldığı duruşmada tutuklanmıştı.
Kayseri Kayserispor, FIFA ve UEFA’ya gidecek Trendyol Süper Lig’den bir alt lige düşen Kayserispor Kulübü; Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) ligleri tescil etmesinin ardından FIFA ve UEFA’ya başvuruda bulunacağını açıkladı. Kulüpten yapılan açıklamada; TFF’nin tüm teamülleri hiçe sayarak ligleri acele şekilde tescil ettiğini ve yaşanan gelişmeleri UEFA ve FIFA’ya bilgilendirme yapacaklarını açıkladı. Kulüp tarafından yapılan açıklamada; "Kulübümüz için adalet ve eşitlik, rekabet kavramını ayakta tutan iki temel sütundur. Bu iki unsurdan birinin dahi eksikliği futbolun özünü ve sportif rekabetin meşruiyetini ortadan kaldırmaktadır. Kulübümüz; adil ve eşit rekabet anlayışının tesis edilmediği bir ortamda sahada oynanan oyunun sportif gerçeklik taşımadığının altını bir kez daha çizmektedir. Kamuoyunun da yakından takip ettiği süreçte üzülerek ifade etmek isteriz ki; kulübümüzün dile getirdiği ve ülkemizin dört bir yanından destek gören ’adil ve eşit rekabet ortamının sağlanması’ yönündeki çağrılar Türkiye Futbol Federasyonu tarafından dikkate alınmamış, aksine tüm teamülleri hiçe sayan bir yaklaşımla ligler acele şekilde tescil edilmiştir. Oysa futbolun düzenleyici ve denetleyici kurumu olan Türkiye Futbol Federasyonu’nun, adil ve eşit rekabet talebine vereceği karşılık bu olmamalıdır. Bu nedenle kulübümüz, ülkemizde yaşanan gelişmeler hakkında FIFA ve UEFA nezdinde bilgilendirme yapmayı zorunlu görmüştür. Adil ve eşit rekabet ortamı futbolun vazgeçilmez bir unsurudur. Futbolu milyonlar için anlamlı ve değerli kılan yegane unsur, her takımın kazanma ihtimalini yalnızca sahada ortaya konan mücadeleye dayanmasıdır. Bu ilkenin ortadan kalktığı yerde futbolun ruhundan ve gerçek bir sportif rekabetten söz etmek mümkün değildir" ifadelerine yer verildi.