Yerel Haberler
Kastamonu
02 Ocak 2026 Cuma - 15:35 Kastamonu Üniversitesi’nde 10 program akredite edildi Kastamonu Üniversitesi bünyesinde Meslek Yüksekokullarında yer alan 10 program, Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği tarafından akredite edildi. Kastamonu Üniversitesi, mesleki ve teknik eğitimin niteliğini güvence altına almaya yönelik yürüttüğü çalışmaların karşılığını almaya devam ediyor. Bu kapsamda Mesleki Eğitim Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MEDEK) tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda, Kastamonu Üniversitesi bünyesindeki Tosya Meslek Yüksekokulu, Taşköprü Meslek Yüksekokulu, Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu ve Kastamonu Meslek Yüksekokulu’nda yer alan 10 program tam ve koşullu akreditasyon almaya hak kazandı. MEDEK tarafından yürütülen akreditasyon sürecinde; programların eğitim-öğretim yapısı, akademik ve idari insan kaynağı, fiziki ve teknolojik altyapı, ölçme ve değerlendirme süreçleri ile sektörle uyum düzeyi çok boyutlu olarak değerlendirildi. Yapılan incelemeler sonucunda Meslek Yüksekokulları bünyesindeki yedi program "Tam Akreditasyon" ve üç program "Koşullu Akreditasyon" statüsünde belgelendirildi. Toplam akredite edilen program sayısı 24 oldu Son değerlendirmelerle birlikte Kastamonu Üniversitesi bünyesinde akredite edilen program sayısı 24’e yükselirken, kalite odaklı çalışmalar kararlılıkla sürdürülüyor. Bu kapsamda son olarak Kastamonu Meslek Yüksekokulu Elektrik, Bilgisayar Programcılığı, Elektronik Teknolojisi, Mekatronik, Makine ve İşletme Yönetimi programları tam akreditasyon aldı. Basım ve Yayım Teknolojileri Programı, Tosya Meslek Yüksekokulu Elektrik Programı ile Taşköprü Meslek Yüksekokulu İlk ve Acil Yardım Programı koşullu akreditasyon almaya hak kazandı. Ayrıca Cide Rıfat Ilgaz Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Programcılığı Programı da tam akreditasyon alan programlar arasında yer aldı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, elde edilen akreditasyonların Kastamonu Üniversitesi’nin kalite odaklı eğitim anlayışının somut bir göstergesi olduğunu belirterek, "Meslek yüksekokullarımızda yürütülen eğitim-öğretim faaliyetlerinin ulusal kalite standartlarıyla uyumlu olduğunu MEDEK akreditasyonlarıyla bir kez daha belgelemiş olduk. Mesleki eğitimi, öğrencilerimizin istihdam edilebilirliğine doğrudan katkı sunan önemli bir alan olarak değerlendiriyoruz" dedi. Akreditasyon sürecinin yalnızca bir belge değil, aynı zamanda sürekli iyileştirmeyi esas alan bir kalite güvence mekanizması olduğuna dikkat çeken Rektör Topal, "Koşullu akreditasyon alan programlarımız kapsamında iyileştirme çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu süreçlerin, meslek yüksekokulu programlarımızın akreditasyon hedeflerine katkı sunmasını amaçlıyoruz" diye konuştu.
Kastamonu’da asırlık yorgan ile minder kılıfında ilk kez nadir görülen desenlere rastlandı
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 15:38 Kastamonu’da asırlık yorgan ile minder kılıfında ilk kez nadir görülen desenlere rastlandı Kastamonu’da Olgunlaşma Enstitüsüne bağışlanan asırlık yorgan ile minder kılıfında, ilk kez nadir görülen desenlere rastlandı. Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Dr. Ayten Canaslan, Olgunlaşma Enstitüsünün kurulmasıyla birlikte yoğun bir araştırma ve geliştirme çalışmaları neticesinde yaklaşık 500 tane farklı desene ulaştıklarını kaydetti. Geleneksel taş baskı sanatının nadir desenlerinin bulunduğu asırlık yorgan ile minder kılıfı Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsüne bağışlandı. Taş baskı sanatının tarihi örneklerinin bulunduğu koleksiyona, böylelikle ilk kez bir yorgan da eklenmiş oldu. Koleksiyoner Mahmut İslamoğlu’nun bu bağışı, taşıdığı desen ve motiflerin şehrin taş baskı sanatına dair ilk ve ender görülen örnekler olması ve koleksiyona ilk kez bir yorgan eklenmesi yönüyle önem taşıyor. İslamoğlu, eserlerin detaylı olarak incelenerek desenlerin araştırılması ve korunması için Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsüne bağışta bulundu. "Kalıcı olarak gelecek kuşaklara aktarılması için yorgan ve yastık kılıfını enstitüye bağışladım" Yorgan ve minder kılıfının Kastamonu’nun el sanatı tarihi açısından önemli olduğunu ifade eden İslamoğlu, 15 yıldır etnografik koleksiyona ilgisinin olduğunu söyledi. Koleksiyonundaki yorgan ve minder kılıfının taş baskı sanatı açısından incelenmesi gerektiğine dikkati çeken İslamoğlu, "Koleksiyona eklediğim bu eserler, Kastamonu merkezinden ve köylerinden elimize geçiyor. Yine bu yorgan ve minder kılıfının da koleksiyonumuza girdikten sonra üzerinde yer alan desenler açısından değerlendirildiğinde önemli olduğunu düşündüm. Hem kalıcı olarak gelecek kuşaklara aktarılması hem de araştırmalara katkı sağlamak için yorgan ve yastık kılıfını enstitüye bağışladım" dedi. "Yoğun bir araştırma-geliştirme çalışmaları neticesinde yaklaşık 500 tane farklı desene ulaştık" Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Dr. Ayten Canaslan da, enstitünün, şehrin geleneksel sanatlarını koruma ve bu değerleri gelecek kuşaklara aktarma misyonuyla faaliyet gösterdiğini söyledi. Enstitüde yürütülen iki yerel projeden birinin Kastamonu taş baskısı olduğunu anlatan Canaslan, şunları kaydetti: "Kastamonu’nun kültürel ve sanatsal mirasını sahiplenerek bu mirasın yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtılmasını hedefleyen Kastamonu Olgunlaşma Enstitüsünün bünyesinde altı ulusal, iki yerel proje yürütülmektedir. Bu iki projeden biri de taş baskı ile ilgili. Yaklaşık iki yıldır arşiv taramalarımız devam ediyor. Yoğun bir araştırma-geliştirme çalışmaları neticesinde yaklaşık 500 tane farklı desene ulaştık. Elde ettiğimiz örneklerde ve sandık taramaları sonucunda görüyoruz ki masa örtüleri, minderler, yorganlar eski dönemlerde aslında baskı olarak yapılmış ve ürünlere dönüştürülmüş. Gördüğünüz yorganda taş baskı kullanımına ilk kez bu örnekte rastlamakta olup bu durum hem teknik açıdan hem süsleme geleneği açısından dikkat çekicidir. Stilize edilmiş bitkisel motifin bu özgün yorumu bu örnekte ilk kez karşımıza çıkmaktadır. Bunun yanı sıra zincir suyu motifi de yer almaktadır. Elbette daha önce çeşitli desenlere ulaşmış olmakla birlikte bu yorganda ilk kez gördüğümüz desenlerin oluşu bizim için ayrıca önem arz etmektedir" Canaslan, Osmanlı döneminde yaygın kullanılan rozet, lale, zincir suyu ve nar desenlerinin minder kılıfında bir arada kullanıldığına dikkati çekerek, bu desenlerin bir araya getirilmesiyle hem estetik hem de sembolik bir anlatım yakalandığı dile getirdi. Daha önce müze arşivlerinde yapılan araştırmalarda minder kılıfının üzerindeki desenlere ulaşıldığını ancak uygulamadaki örneklerinin bu minderde görülmüş olduğunu anlatan Canaslan, "Tasavvuf kültüründe nar, insan-ı kamil olma yolculuğunu, lale ise Allah’ın birliğini temsil eder. Osmanlı mimarisinde sıkça kullanılan rozet ve zincir suyu motifi de minder kılıfında yer almaktadır. Genel olarak baktığımızda oldukça anlam ifade eden bir tasarım olduğunu görüyoruz. Ustalarımızın ne kadar farklı açılardan güzel bir şekilde bazı şeyleri anlattığına şahit oluyoruz bu tasarımla birlikte. Gelenekten geleceğe köklü izler bırakmaya çalışan Olgunlaşma Enstitüsü kurumları olarak bu iki eseri bağışlayan Mahmut İslamoğlu’na teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Yolda karşılaştığı çocuğu darp edip, cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen sanığa 7 yıl 3 ay hapis cezası
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:24 Yolda karşılaştığı çocuğu darp edip, cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen sanığa 7 yıl 3 ay hapis cezası Kastamonu’da yolda karşılaştığı çocuğu darp edip, cinsel tacizde bulunduğu iddia edilen sanık, 7 yıl 3 ay 25 gün hapis cezası ile 250 bin TL adli para cezasına çarptırıldı. Olay, 2024 yılının Kasım ayında, İnönü Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, E.K., akrabası olan 14 yaşındaki Z.D.’yle yolda karşılaştı. E.K., Z.D. ile sosyal medyada paylaştığı fotoğraflarından rahatsız olduğunu belirterek tartışmaya başladı. Olayın ardından E.K. hakkında Z.D.’yi darp edip cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla, suç duyurusunda bulunuldu. Şikayet üzerine Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınan E.K. tutuklandı. Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinde "kasten yaralama", "çocuğa karşı cinsel taciz", "şantaj" suçlarından E.K. hakkında açılan davada karar verildi. Duruşmada konuşan Z.D.’nin annesi C.D., sanığın cezalandırılmasını talep ederek, "Sanıktan şikayetçiyiz, mütalaa doğrultusunda cezalandırılmasını talep ediyoruz. Sosyal medyadan görüntüler atıp, kızımı tehdit ederek şantajda bulunmuştur. Sanık, halen kızıma cezaevinden mektuplar yazmaktadır. Yazdığı mektuplarında ’ben seni çok özledim’ şeklinde ifadeleri mevcuttur. ’Onu çok özledim’ diyor, kızımın artık psikolojisi bozulmuştur. Okula dahi gidemez duruma gelmiştir. Bu hususla ilgili de ayrıca Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunacağız" şeklinde konuştu. ’’Elimdeki küçük bir çakıdır, insan öldürülmez. Tahliyemi ve beraatımı istiyorum" Duruşmada kendisini savunan tutuklu sanık E.K. ise "Tehdit, cinsel taciz suçlamalarını kabul etmiyorum. Bu suçlama kasten öldürme değil, basit yaralamadır. Elimdeki küçük bir çakıdır. Bununla insan öldürülmez. Kazayla tamamen olay meydana gelmiştir. İddianamedeki ve mütalaadaki suçlamaları kabul etmiyorum. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" diye konuştu. Sanık avukatı ise, "Kurul akıl sağlığı yerinde raporu verildi. Akıl sağlığı yerinde değil. Üniversite mezunu olabilir. Otizm veya kişilik bozukluğu olduğunu düşündüğümüz için cezai ehliyetiyle ilgili yeni rapor alınmasını istedik. Sosyal medyada görüyor, erkeklerle gezdiğinden dolayı rahatsız oluyor. Dosyaya sunulan ses kayıtları hukuka uygun olmadığı için kabul etmiyoruz. Ercan, telefonda hakaret etmemiştir. Daha detaylı rapor istiyoruz. Haksız tahrik içerisinde eylemi gerçekleştirmiştir. Kendisine hakaretler edilmiştir. Yaralar yüzeyseldir. Allah’a şükür kızımız bir zarar görmemiştir. Kasten öldürme eyleminin dışında basit yaralamadan ceza verilmesini ve adli kontrol hükümleri uygulanarak tahliyesini talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan sanık E.K.’yi ’kasten yaralama’ suçundan 3 yıl, ’cinsel taciz’ suçundan 1 yıl 21 ay 25 gün ve ’şantaj’ suçundan da 1 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Toplam 7 yıl 3 ay 25 gün hapis cezası ile 250 bin TL adli para cezası verilen sanık E.K.’nin hükümle birlikte tahliyesine karar verildi.
Kastamonu’da 4 yıllık çalışmayla 483 dekar mera alanı oluşturuldu
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:15 Kastamonu’da 4 yıllık çalışmayla 483 dekar mera alanı oluşturuldu Kastamonu’nun Taşköprü ilçesinde 2020 yılından itibaren çalışmaların sürdüğü 483 dekarlık mera alanı vatandaşların hizmetine sunuldu. Taşköprü ilçesine bağlı Yazıhamit köyünde, çiftçilerin hayvanlarını güvenle otlatabilmeleri için çalışmalarına 2020 yılında başlanan mera alanı hizmete açıldı. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce 460 bin TL bütçeyle islahı yapılan mera alanında 4 yıldır süren çalışmalar tamamlandı. 483 dekar alanda yürütülen çalışmalar doğrultusunda, diri örtü temizliği yapıldı, yabancı otlarla mücadele edildi, gübreleme çalışmaları tamamlandı, 3 adet sıvat inşa edildi, yapay çayır ekimi gerçekleştirildi. 7 bin 250 metre uzunluğunda yolun da yapıldığı projede, 36 kilometre tel çit ile çevreleme sağlandı ve üreticilere yem bitkisi tohumu desteği verildi. Çalışmaların tamamlandığı meranın açılışına Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç, Taşköprü İlçe Jandarma Komutanı Yasin Bulut, siyasi parti temsilcileri ve Yazıhamit köyü sakinleri katıldı. Törende konuşan Taşköprü Kaymakamı Abdullah Demirdağ, yeni mera alanının köydeki hayvancılık faaliyetlerine büyük katkı sağlayacağını belirterek, emeği geçen herkese teşekkür etti. Demirdağ, bölgesel kalkınmayı destekleyen projelerin bundan sonrada devam etmesi temennisinde bulunarak, üreticilere yönelik yeni yatırımların bundan sonrada hayata geçirileceğini kaydetti. Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan ise, "Üreticilerimizin hem zamandan tasarruf edeceği hem de hayvanlarını güvenle bırakıp otlatabilecekleri yeni mera alanımızın açılışını gerçekleştirdik. Yazıhamit köyümüzde hizmete sunulan bu özel alan sayesinde üreticilerimiz, hayvanlarını kapalı alana bırakmadan doğal ortamda otlatabilecek, böylece üretime daha fazla zaman ayırabilecekler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, köyümüze ve tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
Belediye Başkan Arslan’dan Taşköprü sarımsağı uyarısı: "Sarımsağımız henüz çıkmadı"
24 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:15 Belediye Başkan Arslan’dan Taşköprü sarımsağı uyarısı: "Sarımsağımız henüz çıkmadı" Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, Taşköprü sarımsağı hakkında uyarıda bulunarak, şu anda satılan sarımsakların Taşköprü sarımsağı olmadığını söyledi. Kastamonu’nun dünyaca ünlü tarım ürünlerinden biri olan ve Avrupa Coğrafi İşaret Belgesi’yle tescillenen Taşköprü Sarımsağı ile ilgili Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan vatandaşlara uyarılarda bulundu. Başkan Arslan, Temmuz ayından önce pazara çıkan sarımsakların orijinal Taşköprü sarımsağı olmadığını belirterek, tüketicilere ürün seçiminde bilinçli davranmalarını ve satın aldıkları sarımsağın ne olduğunu çok iyi bilmeleri gerektiğini kaydetti. Her yıl Temmuz ayının ilk haftasında başlayan resmi hasat dönemi öncesinde raflara çıkan sarımsakların, başka bölgelerden temin edilerek Taşköprü sarımsağı adıyla satıldığını söyleyen Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, bu durumun hem tüketiciyi yanılttığını hem de emek veren üreticilere de büyük zararlar verdiğini ifade etti. Başkan Arslan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi. "Avrupa Coğrafi İşaret Belgesi’ne sahip olan ve ilçemizin marka değeri haline gelen Taşköprü sarımsağı, her yıl olduğu gibi bu yıl da Temmuz ayının ilk haftasında hasat edilmeye başlanacaktır. Bu tarih öncesinde satışa sunulan sarımsakların Taşköprü Sarımsağı ile herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. İlçemizin tarımsal mirasını korumak ve üreticilerimizin emeğini zayi etmemek adına, tüketicilerimizin bu konuda duyarlı olmalarını önemle rica ediyoruz. Taşköprü sarımsağı, kalitesi, aroması ve raf ömrüyle yalnızca ülkemizde değil, uluslararası alanda da takdir gören, tescilli bir üründür."
Kastamonu’daki müzeler ve kütüphaneler panelde ele alındı
23 Mayıs 2025 Cuma - 19:03 Kastamonu’daki müzeler ve kütüphaneler panelde ele alındı Kastamonu Müze Müdürü Erol Kale, kaçak kazılarla yok edilen tarihi eserlerin tahrip edilerek ya da yurtdışına kaçırılarak geri dönüşsüz biçimde kaybedilmesine neden olduğunu dile getirdi. Kastamonu Üniversitesi, kültürel mirasın korunması ve toplumla buluşturulması amacıyla "Müzelerin ve Kütüphanelerin Toplumla Buluşması" paneline ev sahipliği yaptı. Merkez Kütüphane Cemil Meriç Salonu’nda Kastamonu Üniversitesi ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün iş birliğiyle düzenlenen Müzeler Günü çerçevesinde gerçekleştirilen panele Kastamonu Müze Müdürü Erol Kale, Kastamonu Kent Tarihi Müzesi Sorumlusu Dr. Murat Karasalihoğlu, Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi Müdürü Sevgi Doğar ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. Panelin açılışında konuşan Tarih ve Arkeoloji Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Doç. Dr. Rabia Aktaş, müzelerin ve kütüphanelerin sadece bilgi ve belge depolayan kurumlar değil, aynı zamanda toplumsal belleğin yaşatıldığı mekanlar olduğuna dikkat çekti. Panelde konuşan Doç. Dr. Aktaş, Kastamonu’nun zengin kültürel mirasının bu kurumlar sayesinde gün yüzüne çıkarıldığını ve geleceğe aktarılmak üzere korunduğunu vurguladı. Kastamonu’nun zengin kültürel anlamında özel bir yer tuttuğunu söyleyen Aktaş, "Tarihi zenginlikleri, geleneksel yaşam biçimleri ve kültürel mirasıyla, Kastamonu hem müzeler hem de kütüphaneler açısından çok değerli bir şehir. Kastamonu’daki müzeler, yerel kültürün izlerini sürebileceğimiz, şehrin tarihine ışık tutan önemli mekanlar. Özellikle, Kastamonu Kalesi ve etrafındaki arkeolojik alanlar, geleneksel Türk yaşamını ve Osmanlı dönemini yansıtan eserler, bu toprakların ne denli zengin bir geçmişe sahip olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca, Kastamonu Evleri, şehrin özgün mimarisini ve yaşam tarzını günümüze taşıyan önemli birer kültürel miras. Kastamonu’nun kütüphaneler açısından da Kastamonu önemli bir noktada bulunuyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne bağlı kütüphaneler, halkın eğitimine katkı sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki de destek veriyor. araştırma faaliyetlerine kütüphanelerinde yerel araştırmalar, halk edebiyatı ve geleneksel kültür üzerine yapılan çalışmalara rastlamak mümkün" dedi. Kastamonu Müze Müdürü Erol Kale ise, kültür varlığı kaçakçılığı ve kaçak kazılar konusunda katılımcıları bilgilendirdi. Kale, kültür varlığının tanımını yaparak, ülkemizin medeniyetler beşiği olduğunu bunun da kültür varlıkları açısından zenginlik kattığını ifade etti. Tarihi eser kaçakçılığı ve izinsiz kazı faaliyetlerinin Türkiye genelinde olduğu gibi Kastamonu’da da önemli bir tehdit oluşturduğunu söyleyen Kale, kaçak kazılarla yok edilen eserlerin tahrip edilerek ya da yurtdışına kaçırılarak geri dönüşsüz biçimde kaybedilmesine neden olduğunun altını çizdi. Kaçak yollarla elde edilen kaçak mirasın yurtdışındaki müzelere taşındığını vurgulayan Kale, kaçırılan eserlerinin çok az bir kısmının geri döndüğünü ifade etti. Kastamonu Kent Tarihi Müzesi Sorumlusu Dr. Murat Karasalihoğlu da, "Kentlilik Bilincinde Kastamonu Kent Tarihi Müzesi" başlıklı sunumunu paylaştı. Panelde konulan Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesi Müdürü Sevgi Doğar ise yazma eserlerle ilgili önemli bilgiler katardı. "Yaşayan müze ve Kastamonu" başlığıyla bir sunum yapan Prof. Dr. Gülten Küçükbasmacı ise de son yıllarda müzecilik anlayışının değiştiğini artık somut olmayan kültürel miras öğelerinin de müzecilik alanına girdiğini dile getirdi. Küçükbasmacı, yaşayan müze anlayışı, kültürel mirası halkla doğrudan buluşturduğunu dile getirerek, Kastamonu’da olduğu gibi ülkemizde pek çok şehirde de yaşayan müze açıldığını ifade etti. Panele katılanlar, oturumun sonlanmasının ardından açılan sergiyi gezdi.