ASAYİŞ - 13 Nisan 2026 Pazartesi 22:04

Trafik kazasında ölen 16 yaşındaki Yağmur’un acılı ailesinden bilirkişi raporuna tepki

A
A
A
Trafik kazasında ölen 16 yaşındaki Yağmur’un acılı ailesinden bilirkişi raporuna tepki

Kastamonu’da geçen yıl otomobilin çarpması neticesinde hayatını kaybeden 16 yaşındaki Yağmur Pehlivanlı’nın ailesi, hazırlanan bilirkişi raporunda kızlarının "tam kusurlu" gösterilmesine tepki gösterdi.


Olay, 21 Ağustos 2025 tarihinde Saraçlar Mahallesi Ankara Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 16 yaşındaki Yağmur Pehlivanlı, yolun karşıya geçmeye çalışırken R.N.V.’nin kullandığı otomobilin çarpması sonucu hayatını kaybetti. Pehlivanlı’nın ailesi tamamlanan bilirkişi raporlarında kızlarının "tam kusurlu" gösterilmesine tepki gösterdi. Acılı baba Alp Pehlivanlı, görüntüleri daha sonra izlediklerini ve kızlarının haksız şekilde kusurlu gösterildiğini savundu. Pehlivanlı, "Görüntüleri izleyince kamuoyunun ve bizlerin nasıl yanıltıldığını gördük. Kızımız suçlu değil. Dikkatsiz ve hızlı bir sürücünün çarpması sonucu hayatını kaybetti" dedi.


Kazaya ilişkin ilk anlatımın gerçeği yansıtmadığını öne süren Pehlivanlı, kızlarının refüjden indiği anda değil, 4’üncü adımını attığında çarpıldığını iddia etti. Pehlivanlı, kazanın yaşandığı noktanın belediye imar planlarında ve karayollarında kavşak olarak geçtiğini, sürücünün burada hızını azaltması gerektiğini söyledi. Olay yeri incelemesinin de eksik yapıldığını iddia eden Pehlivanlı, "Olay yerinde doğru düzgün fotoğraflama ve işaretleme yapılmadı. Araç ilk durduğu yerde bile değil. Raporlarda hep çocuğun uyması gereken kurallardan bahsedildi. Sürücünün hızından neredeyse hiç söz edilmedi" diye konuştu.


Adli raporlara da tepki gösteren Pehlivanlı, İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun hızın 76 ila 83 kilometre arasında olduğunu tespit ettiğini, Hacettepe Üniversitesi’nden de 80’in üzerinde, 90’a yakın hız yönünde rapor geldiğini belirterek, buna rağmen kusurun kızlarına verildiğini savundu.


Yağmur Pehlivanlı’nın annesi Esin Terzi Pehlivanlı da adalet arayışında yalnız bırakıldıklarını ifade etti. Anne Pehlivanlı, "Şu yolu bir anneye en az on kez koşturdular. Kaçıncı adımda nereye geliyorum diye. Benim boyum 1.68. Yağmur benden daha uzun bir çocuktu. En ufak bir haksızlık olmasın diye Yağmur’la aynı ayakkabıyı giydim. Gece gündüz bu ağaçların aralarını ölçtüm, parke taşlarını saydım, yaya geçidini ölçtüm. Bunları ben mi yapmak zorundaydım" dedi.


Kızının adının yıllar sonra sadece bir kazayla anılmasını istemediğini belirten anne Pehlivanlı, "Hiçbir sonuç kızımı geri getirmeyecek, bunu biliyorum. Ama Yağmur’umun yıllar sonra ’bir kız çocuğu çarpılmıştı’ diye anılmasını istemiyorum. Kızımın adaletinin teslim edilmesini istiyorum. Ben bir anne olarak 7 aydır bu acıyı yaşıyorum" ifadelerini kullandı.


Kazaya ait görüntüleri defalarca izlemek zorunda kaldığını söyleyen anne Pehlivanlı, "İnsanlar filmleri tekrar tekrar izler. Ben çocuğumun çarpılma anını saniye saniye izledim. Ne kadar sürüklendiğini izledim. Ambulansta yanındaydım" dedi. Olay yerindeki eksikliklere de dikkat çeken anne Pehlivanlı, "Otobüs orada duruyordu. Herkes ilk çarpma anını görüyordu ama polis gelene kadar işaretleme yapılmadı. Bir tebeşirle bile işaret konulabilirdi ama yapılmadı. Ben yasımı yaşamak istiyorum ama buna bile izin verilmedi. Daha dava bile açılmadı. 7 aydır bununla uğraşıyoruz" diye konuştu.


Ailenin avukatlarından Hakan Marangoz, hukuki sürecin henüz tamamlanmadığını belirterek, soruşturmanın sürdüğünü söyledi. Marangoz, "Bu olayla ilgili henüz hukuki süreç bitmiş değil. Soruşturma devam ediyor. Biz de bunu yakından, hassasiyetle takip ediyoruz. Bu ailenin feryadına, adalet arayışına herkesin destek vermesini bekliyoruz" dedi.


Genç bir kız çocuğunun trafik kazasında hayatını kaybettiğini vurgulayan Marangoz, adaletin yalnızca aile için değil, olayın diğer tarafı için de önemli olduğunu ifade etti. Marangoz, "Adalet dediğimiz kavram toplumları ayakta tutan en önemli anlayıştır. Bundan hiç kimse müstesna değildir. Adaletin yerine gelmesi, insanların buna inanması ve vicdanların rahatlaması sadece bu aile için değil, olayın diğer tarafında yer alanlar için de önemlidir" şeklinde konuştu.


Ailenin bir diğer avukatı Melda Yanbalak da Cumhuriyet Başsavcılığı’na dilekçeyle başvurma kararı aldıklarını açıkladı. Dosyada 2 Adli Tıp Kurumu raporu bulunduğunu belirten Yanbalak, bu raporlarda hukuka aykırı buldukları hususları detaylı şekilde dilekçelerinde ortaya koyduklarını söyledi. Yanbalak, olay yerinde keşif yapılmadığını, mağdurun hayatını kaybettiği noktada fotoğraf çekilmediğini, işaretleme yapılmadığını ve olay yerinde bir kavşak bulunduğu belirtilmeden eksik bir kroki üzerinden rapor hazırlandığını savundu. Söz konusu rapora itiraz edeceklerini belirten Yanbalak, keşif talebinde bulunacaklarını ifade etti.


Adli Tıp Kurumu raporlarında kazanın sürekli sol şeritte gerçekleştiğinin belirtildiğini kaydeden Yanbalak, şüphelinin beyanında da kazanın sol şeritte olduğunun, ardından sağ şeride direksiyon kırıldığının yer aldığını aktardı. Yanbalak, sundukları video kayıtlarında ise kazanın sağ şeritte gerçekleştiğinin açıkça görüldüğünü öne sürerek, tüm bu hususların yeniden değerlendirilmesini talep ettiklerini söyledi.



Trafik kazasında ölen 16 yaşındaki Yağmur’un acılı ailesinden bilirkişi raporuna tepki

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da okullara yapılan saldırılar protesto edildi Antalya’da Eğitim-Bir-Sen üyeleri, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta okullarda gerçekleştirilen silahlı saldırıları protesto etti. Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen sendika üyeleri, Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırılara tepki gösterdi. Türkiye genelinde iş bırakma kararı alan eğitimciler, okullarda artan şiddet olaylarını kınadı. Grup adına basın açıklaması yapan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mesut Öner, "Dün Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci olan saldırgan tarafından gerçekleştirilen saldırı ve Siverek’teki okul baskının üzüntü ve şaşkınlığını üzerimizden atamadan bugün Kahramanmaraş’tan gelen okul saldırısı ile adeta yıkıldık. Bu menfur saldırılar bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilere ve öğrencilere yönelen şiddet olayları münferit olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiştir" dedi. "Acil ve köklü bir çözüm bulunması gerek" Eğitimcilere yönelik saldırıların hem eğitim camiasını tedirgin ettiğini hem de çalışma hayatında can güvenliği sorununu öne çıkardığını ifade eden Öner, "Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta ve irfanımızı yok etmektedir. Eğitim, şiddeti ortadan kaldıracak bir unsur olarak nitelendirilirken; şiddetin, eğitimi tehdit ve tahdit eder boyuta ulaşması, bunun geleceğimizi tehlikeye sokacak boyuta doğru tırmanıyor olması, acil ve köklü çözüm bulmayı zaruri hale getirmektedir" şeklinde konuştu. "Eğitimcilere uzanan el geleceğe uzanmıştır" Yaşam hakkının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını ifade eden Öner, "Devletin, bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruması, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlaması, okullarda güvenli, huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmesi gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Öğretmene uzanan el, geleceğe uzanmıştır! Öğretmene yapılan saldırı, bu milletin vicdanına yapılmıştır" dedi.
Ankara Bakan Tekin: "Eğitim ortamlarımızın sükuneti için gereken her adım, dikkat ve özenle atılacaktır" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, , Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki silahlı saldırılara ilişkin, "Bu süreç, en ince ayrıntısına kadar takip edilecek olup evlatlarımızın huzuru, öğretmenlerimizin esenliği ve eğitim ortamlarımızın sükuneti için gereken her türlü adım, dikkat ve özenle atılacaktır" dedi. Bakan Tekin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırılara ilişkin açıklama yaptı. Bakan Tekin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan yürek yakıcı elim hadiseler, tüm ülkemizi derinden sarsmıştır. Büyük bir üzüntüyle ifade etmeliyim ki bu elim olaylarda umut dolu gençlerimizi ve tüm mukaddesatıyla görevine adanmış bir eğitimcimizi kaybettik. Milletçe tarifsiz bir üzüntü içindeyiz. Kadim medeniyetimiz boyunca toplumsal huzur iklimimizin en güzel örnekleri olan eğitim kurumlarımızda benzeri hadiselerin yaşanmaması için İçişleri, Adalet ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarımız ile birlikte mevcut güvenlik önlemlerimizi güncelleyerek tüm dijital ve fiziki tehditleri kapsayan bütüncül bir güvenlik yaklaşımını hayata geçirmek üzere gerekli adımları kararlılıkla atıyoruz. Milletçe en derin hislerle kenetlendiğimiz böyle bir dönemde omuzladığımız bu acı, hepimizin yüreğine düşmüştür. Nitekim bu süreç, en ince ayrıntısına kadar takip edilecek olup evlatlarımızın huzuru, öğretmenlerimizin esenliği ve eğitim ortamlarımızın sükûneti için gereken her türlü adım, dikkat ve özenle atılacaktır. Milletimizin asla şüphesi olmasın ki bu ortak acının hiçbir yönü, karanlıkta bırakılmayacaktır. Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve maarif ailemizin her bir ferdine sabır; yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin ve eğitim camiamızın başı sağ olsun" ifadelerini kullandı.