KÜLTÜR SANAT - 03 Mart 2026 Salı 15:01

Kastamonu’da kutsal emanetlere yoğun ilgi: 1 günde 10 bin kişi ziyaret etti

A
A
A
Kastamonu’da kutsal emanetlere yoğun ilgi: 1 günde 10 bin kişi ziyaret etti

Kastamonu’da 99 eser ve kurtsal emanetlerin yer aldığı sergiyi bir günde 10 binden fazla kişi ziyaret etti. Kabe örtüsü ve Ravza-i Mutahhara örtüleri yoğun ilgi görürken, kutsal emanetler vatandaşlara duygusal anlar yaşattı.


Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Milli Saraylar Başkanlığı iş birliğinde Ramazan ayı dolayısıyla düzenlenen "Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri" sergisi, Kastamonu’da ziyaretçilerine kapılarını açtı. İlk açıldığı saatlerden itibaren vatandaşlardan yoğun ilgi gören sergide, Kabe örtüleri, Ravza-i Mutahhara örtüleri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) saç-ı şerifinin yanı sıra, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı müzeler, teberrükat depoları ve vakıf kayıtları arşivinden seçilen kutsal emanetler ile taşınır vakıf kültür varlıkları yer alıyor. Toplam 99 vakıf eseri ve kutsal emanetlerin yer aldığı sergi, ziyaretçilere hem tarihi hem de manevi bir yolculuk sunuyor.


İlk kez Kastamonu’da 23 Ağustos Spor Salonunda sergilenen Kabe örtüleri ve Ravza-i Mutahhara örtüleri, davetlilerden yoğun ilgi gördü. Ayrıca Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (Sallallahu teala aleyhi ve sellem) Saç-ı Şerifi’nin de sergilendiği bölümde davetliler gözyaşlarımı tutamadı.



"Dünden itibaren tahminen 10 binden fazla kişi sergiyi ziyaret etti"


Vatandaşların yoğun ilgisinin olduğunu ifade eden Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, "Vatandaşlarımız 2 gündür sergiyi büyük bir heyecanla kalabalık ve coşku halinde ziyaret ediyorlar. Burada muhteşem eserler var. Burada kimliğimiz, tarihimiz var. Osmanlı padişahlarının kendi yaptıkları hat sanatını görüyoruz. Osmanlı Devleti’ne ait sancaklar var. Arkamızda Kabe’nin giriş kapısı örtüsü var, 2. Mahmut döneminde yapılmıştır. Aynı zamanda Ravza-i var. Yine Osmanlı Dönemine ait Kabe’nin bakımı için gönderilen birtakım paralar, altın sikkelerin gönderildiği keseler var. Aynı şekilde Hırka-i Şerif gibi Peygamber Efendimize(Sallallahu teala aleyhi ve sellem) ait örnekler var. Bunun dışında birçok hat sanatı var ve çeşitli eserler var. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür Bakanlığı bu eserleri özenle seçmişler. Vatandaşlarımızın ilgisine sunmuşlar. Vatandaşlarımızdan burayı ziyaret etmelerini hararetle öneririm. Güzel bir sergi bizde mutluyuz. Buna ev sahipliği yaptığımız için şu ana kadar tahmini olarak ancak söyleyebiliyoruz. Kastamonu’da şu kalabalığı gördüğünüz üzere en az 10 bin kişi ziyaret etmiştir. Sadece dün itibariyle, bugün akşama kadar sayının daha da artmasını bekliyoruz" dedi.



"Sergiyi görmekten çok mutlu oldum"


Sergiyi ziyaret eden Muhittin Sarıoğlu ise, "Sergiyi çok güzel buldum. Allah getirenlerden ve herkesten razı olsun. Böyle bir şeyleri insanların görmesi çok mutlu ve cenabı Allah herkese böyle yerler nasip eylesin. Bunlar Allah’ın Kur’an’ları, Allah’ım nasip etmiş buraya getirmişler. Çok memnunum, çok mutlu oldum. O kadar heyecanlandım ki çok heyecanlandım. Çok iyi gördüm, çok iyi oldu. Nereden geldiyse Allah şu mübarek günde bir değil, bin kere Allah razı olsun getirenlerden ve millete gösterdiklerinden çok mutlu oldum" diye konuştu.



"Heyecanla geziyorum"


Sergiyi gezen Kastamonu PTT Merkez Müdür Vekili Hale Çapkan da, "Çok güzel, çok duygulandım. Kastamonu için çok güzel bir organizasyon olmuş. Vakıflar Bölge Müdürlüğüne teşekkür ediyoruz. Çok duygu yüklü bir ortam, hepsini tek tek incelemek ve gezmek istiyorum. Şu anda daha yeni geziyorum. Kabe örtüsünü görünce zaten direk dua ettim. Rabbim orayı canlı canlı görebilmeyi bize de nasip et, diye çok duygulandım. Daha Sakalı Şerif var bildiğim kadarıyla, daha tam gezemedim, heyecanla geziyorum" şeklinde konuştu.



6 şehirde sergilenecek


Ramazan ayı boyunca 6 şehirde ziyaretçilerle buluşacak serginin Erzurum ve Tokat’ın ardından üçüncü durağı Kastamonu oldu. Kutsal Emanetler ve Vakıf Eserleri Sergisi, Kastamonu’daki programının ardından Sivas, Malatya ve Kayseri’de de vatandaşlarla buluşacak. Sergi, bugün saat 23.00’e kadar 23 Ağustos Spor Salonunda açık olacak.



Kastamonu’da kutsal emanetlere yoğun ilgi: 1 günde 10 bin kişi ziyaret etti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.