ÇEVRE - 02 Şubat 2026 Pazartesi 15:22

Dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağının ekim sezonu erken başladı

A
A
A
Dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağının ekim sezonu erken başladı

Avrupa Birliği Coğrafi İşaretli Taşköprü sarımsağında ekim dönemi başladı. Verimin daha fazla sağlanması için elle ekilen Taşköprü sarımsağının dikimine, yağışlar sebebiyle erken başlanıldı.


Çiftçisinin ’beyaz altın’ olarak adlandırdığı ve dünyanın en kaliteli sarımsağı olarak gösterilen uluslararası coğrafi işaretli Taşköprü sarımsağının ekimi devam ediyor. Avrupa Birliği tarafından coğrafi işaretle tescillenen Taşköprü sarımsağı, 4 binden fazla ailenin geçimini sağlıyor. Verimi arttırdığı için elle geleneksel yöntemle ekilen Taşköprü sarımsağında ekim dönemi, yağışlar sebebiyle erken başladı. Taşköprü sarımsağında bu yıl ise 30 bin ton rekolte sağlanması hedefleniyor.



"Bu yıl 30 bin ton rekolte bekliyoruz"


Sarımsak işçilerini tarlada ziyaret eden Taşköprü Belediye Başkanı Hüseyin Arslan, "Sarımsak tarlasında çalışan hemşerilerimizi ziyaret ettik ve sarımsak dikimine eşlik ettik. Onların lokmalarını, ekmeklerini paylaştık. Güzel bir gündü. Tarımsal dikimi yapan kadınlarımız tarlada bu hava şartlarında bile emeklerini eksik etmeden toprakla beyaz altınımızı buluşturuyorlar. Biz de bunlarla birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bütün dileğimiz inşallah o dişlerin bol bol bereketli başlar haline dönüşüp, üreticimize iyi bir gelir sağlamasını istiyoruz ve inşallah da bunu arzu ediyoruz. Bu sene yağışlı geçen havalar sarımsağımızı bereketli yapar diye düşünüyorum. Bu yıl rekolteyi yaklaşık 30 bin ton civarında bekliyoruz. 30 bin hektarlık bir alanda sarımsak hasadı bekliyoruz, ekimi de bekliyoruz. Veriler bize bunu gösteriyor, inşallah bir afet, bir felaket gibi bir şey olmazsa, olumsuz bir durum olmazsa sezonumuz verimli geçer diye ümit ediyorum" dedi.



"Hava şartlarını göre bu yıl dikimine erken başladık"


Aşağı Çayırcık köyünden sarımsak üretimi yapan Nazmiye Yılmaz ise, "50 seneden beri bu sarımsağın içindeyiz. Sarımsağı böyle tek tek dikiyoruz, tek tek çıkarıyoruz, tek tek sıvıyoruz. Bundan geçimimizi sağlıyoruz. Hava şartlarını göre erken diktik, kurak havaya denk gelirse sarımsağı sulamak istiyor. Bir de erken dikersen verim biraz daha iyi oluyor. Onun için hava şartlarına göre erken başladık, dikebildiğimizi dikeceğiz, dikemediğimizi hava şartları düzelince dikeceğiz. Bu zahmetli bir iş. Biz, bu yıl 7 dönüm yere dikeceğiz, azalttık. Daha öncesinden 10-15 dönüm dikiyorduk ama şimdi insanımız az, işçiyle oluyor, o yüzden azalttık" şeklinde konuştu.



"El dikiminin verimi iyi olduğu için makine yerine el dikimi tercih ediliyor"


Şubat ayının başından itibaren sarımsak dikiminin başladığını ifade eden sarımsak işçisi Aliye Güllü de, "Bu sene sarımsak sezonumuz erken başladı. 2-3 senedir hava şartlarına göre ayarlamasını yapıyoruz, erken dikimine başlıyoruz. El dikimi çok iyi olduğu için ve verimi yüksek olduğu için genellikle çiftçilerimiz el dikimini istiyorlar. Çünkü makine dikimine göre el dikimi çok fark ediyor. Bu yüzden el dikimini tercih ediyorlar. Sağ olsunlar biz de çalışıyoruz. Aralık ayına kadar biz sarımsak işine devam ediyoruz. Temizlemesi, sıvaması, çapalaması, hasadı derken aralık ayına kadar işimiz sürüyor" şeklinde konuştu.


Sarımsak sezonunun da bu yıl başladığını belirten Güllü, "Şu anda çok güzel gidiyor. 5-6 gün oldu biz sarımsak dikimine başlayalı. İnşallah 1,5 ay kadar da devam edecek. Allah çiftçilerimize bol kazanç versin" dedi.



"Sarımsağımızı inşallah umutlu dikiyoruz"


Aşağı Çayırcık köyünde sarımsak üreticiliği yapan Hüseyin Yılmaz da, "Sarımsağımızı umutlu dikiyoruz. İnşallah sezonumuz iyi olur. Sarımsağı dikiyorsun, hasadını yapıp eve götürüyorsun. Temizleyip pazara götürüp satamadığınız zaman, düzgün fiyatlar olmadığı zaman bunun bir kıymeti olmuyor. İnsanın morali bozuluyor. Çünkü sarımsağı tek tek dikiyoruz, tek tek hasadını yapıyoruz, tek tek temizliyoruz, sıvama yapıyoruz. Sonra pazara götürüp verdiğiniz emeğin karşılığını alamayınca üzülüyor. İnşallah bol para eder, insan emeğinin karşılığını alır ve bizler de mutlu oluruz" ifadelerini kullandı.



Dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağının ekim sezonu erken başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Trendyol Süper Lig: Kocaelispor: 0 - Fenerbahçe: 2 (Maç sonucu) Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Kocaelispor, sahasında Fenerbahçe’ye 2-0 mağlup oldu. Maçtan dakikalar (İkinci yarı) 56. dakikada sağ kanattan son çizgiye inen Can Keleş’in ortasında penaltı noktası üzerinde Petkovic’in gelişine vuruşunda kaleci Ederson topu kornere çeldi. 60. dakikada Ahmet Oğuz’un sol kanattan kullandığı köşe atışında ön direkte Cafumana Show’un kafa vuruşunda top arka direğe çarparak dışarı çıktı. 75. dakikada sağ kanattan ceza sahasına giren Semedo’nun kale önüne yerden ortasında Nene’nin vuruşunda top üst direğe çarparak ağlara gitti. 2-0 Stat: Kocaeli Hakemler: Alper Akarsu, Murat Altan, Bilal Gölen Kocaelispor: Gökhan Değirmenci, Ahmet Oğuz, Botond Balogh, Massadio Haidara (Darko Churlinov dk. 79), Anfernee Dijksteel, Karol Linetty (Joseph Boende dk. 69), Cafumana Show, Habib Keita (Serdar Dursun dk. 85), Can Keleş (Daniel Agyei dk. 69), Rigoberto Rivas (Muharrem Cihan dk. 85), Bruno Petkovic Yedekler: Serhat Öztaşdelen, Hrvoje Smolcic, Furkan Gedik, Mahamadou Susoho, Samet Yalçın Teknik Direktör: Selçuk İnan Fenerbahçe: Ederson, Nelson Semedo, Milan Skriniar, Jayden Oosterwolde, Mert Müldür, Matteo Guendouzi, Alvarez (İsmail Yüksek dk. 60), Antony Musaba (Nene dk. 60), Anderson Talisca (Fred dk. 72), Marco Asensio (Yiğit Efe Demir dk. 88), En-Nesyri (Kerem Aktürkoğlu dk. 60) Yedekler: Tarık Çetin, Mert Günok, Çağlar Söyüncü, Kamil Efe Üregen, Oğuz Aydın, Teknik Direktör: Domenico Tedesco Goller: Asensio (dk. 45+1), Nene (dk. 75) (Fenerbahçe) Sarı kartlar: Rigoberto Rivas, Selçuk İnan (Teknik Direktör), Karol Linetty (Kocaelispor), Alvarez, Mert Müldür, Kerem Aktürkoğlu (Fenerbahçe)
Gaziantep Özgür Özel Nurdağı’nda depremzedelerle bir araya geldi CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla gerçekleştirdiği ziyaretler kapsamında Gaziantep’e geldi. 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümü dolayısıyla deprem bölgelerine gerçekleştirdiği ziyaretler çerçevesinde Gaziantep’in Nurdağı ilçesine gelen Özgür Özel, ilk olarak CHP Nurdağı İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Burada protokol üyeleri ve parti yetkilileriyle bir araya gelen Özel, ilçede yürütülen çalışmalar ve deprem sonrası süreç hakkında istişarelerde bulundu. Özel, daha sonra konteyner kentte depremzede esnaflarla ve depremzede vatandaşlarla buluşarak taleplerini dinledi ve geçmiş olsun dileklerini iletti. Programda konuşan CHP Genel Başkanı Özel, "Öncelikle Nurdağı’nda, İslahiye’de, Gaziantep’in tamamında ve depremden etkilenen 11 ilimizde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Böyle büyük bir acıyı, böyle büyük bir felaketi bir daha yaşamamayı temenni ediyoruz. Sabah Osmaniye’deydim, şu anda Nurdağı’ndayım. Birazdan İslahiye’ye geçeceğim. Hafta boyunca depremde ağır hasar alan, büyük kayıplar veren tüm illerimizi ziyaret edeceğim. Bu ziyaretlerin temel amacı, elbette bir kez daha taziye ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmektir. Ancak bunun yanında, ana muhalefet partisi olarak denetim görevimizi yerine getiriyoruz; tespit ettiğimiz eksiklikleri dile getiriyoruz. Aynı zamanda ülkenin iktidar adayı olan, seçimleri bekleyen değil bugünden ülkeyi yönetmeye hazır; kadrolarıyla, programıyla hazır bir siyasi parti olarak bölgede nelerin yapılması gerektiğini ve iktidara geldiğimizde neleri hayata geçireceğimizi paylaşmak için buradayız" dedi. Özel, "Yanımda milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, Cumhurbaşkanlığı aday ofisindeki gölge bakanlarımız, politika başkanlarımız, parti meclisi üyelerimiz ve yüksek disiplin kurulu üyelerimiz bulunuyor. Arkadaşlarımız önceden bölgeye gelerek çalışmalar yaptı, eksiklikleri tespit etti ve bize raporladı. Bugün de sahada gördükleri sorunları hem çözüm önerilerimizle hem de gerekirse Meclis’te ve ilgili bakanlıklar nezdinde dile getireceğiz. Şimdi asıl soruya geliyoruz. Dirençli kentler nasıl oluşturulacak? En önemli mesele budur. Bu deprem yaşandığında iktidar partisi acemi bir parti değildi. 21 yıldır tek başına, koalisyon ortağı olmadan, mazeretsiz şekilde ülkeyi yöneten bir iktidardan söz ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dahi 15 yıl yönettiği bu ülkeyi, 21 yıl boyunca kesintisiz yöneten bir iktidar. Bu süreçte deprem vergileri toplandı. Milyarlarca değil, trilyonlarca lira vergi toplandı. Bunun yanı sıra imar aflarından da büyük gelirler elde edildi. Ancak tüm bu imkanlara rağmen şehirler depreme dirençli hale getirilemedi. Bugün karşımızda, yıkımdan sorumlu, mazeretsiz bir iktidar bulunmaktadır. Nurdağı’nda da hep birlikte yaşadık. Enkazın altından ‘Sesimi duyan var mı?’ diye gelen sesler vardı. Ama enkazın üstünde de vatandaşlar milletvekillerine sarılıp şu soruyu soruyordu; ‘Ordu nerede?’ Türk Silahlı Kuvvetleri; eğitimiyle, donanımıyla, 18-22 yaşındaki pırıl pırıl evlatlarıyla üç gün boyunca talimat bekledi. Orduyu kışladan çıkarmak kolay, geri sokmak zor’ gibi bir darbe paranoyasıyla Mehmetçik üç gün sonra sahaya çıkarıldı. Buna rağmen Mehmetçik olağanüstü işler yaptı, birçok can kurtardı. Hepimizin bildiği gibi, depremde kayıplar ilk 24 saatte, en geç 72 saatte yaşanır. Ondan sonrası duaya ve Allah’ın takdirine kalır. Depremin ilk anında devletten beklenen, arama-kurtarma çalışmalarını hızla başlatacak olan ordunun derhal devreye sokulmasıydı. Ordunun üç gün boyunca kışlada tutulmasının açıklanabilir hiçbir yanı yoktur. Bu soruyu biz sormadık. Bu soruyu muhalefet liderleri de sormadı. Bu soruyu enkaz başında bekleyen, umudunu kaybeden depremzedeler sordu, ‘Ordu neredeydi üç gün?’ Ardından çok sayıda söz verildi. Yıkılan şehirlere 7-8 Şubat’ta vaatler sıralandı. Millet canıyla uğraşırken Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Sakın başkasına oy vermeyin’ dedi. Oysa geçmişte aynı iktidar, önceki hükümetleri deprem üzerinden sert şekilde eleştiriyordu. Rahmetli Ecevit’e ‘Hala çadır sırası var’ diyenler, bu depremde 33. günde bile çadır sıraları oluşturdu. Depremzedelere, ‘Biz tecrübeliyiz, konutları bir yıl içinde yapacağız’ denildi. Ancak bir yıl sonra hala konteynerde yaşayan binlerce insan var" ifadelerini kullandı. "Sandık geliyor hesap orada görülecek" İktidarı eleştiren Özel, "Tam 1 yıl değil, 3 yıl sonra ziyarete geldim. Nereyi ziyarete geldim? Konteyner kenti ziyarete geldim. Konteyner kentte kaç kişi yaşıyor? 4 bin 500 kişi yaşıyor, Ne olacak şimdi? ‘Oyu bana verin, bir yıl içinde’ diyordu. Ben birinci yıl geldim arkadaşlar. Birinci yılda Türkiye genelinde depremzedelerin yalnızca yüzde 2.4, Yüzde 97 hala dışarıdaydı. 2 yıl geldim, söz tutuldu mu diye baktım. Bu oran yüzde 30’dur. Yani depremzedelerin yüzde 70 hala evsizdi. 3 yıl geldiğinde ise övünmeye başladılar. İnsan gerçekten şaşırıyor. Bundan övünülür mü? Bu utanılacak bir durumdan övünmek. Bir yıl denilen iş, 3 yılın sonunda bile tamamlanmamış. Depremzede diyor ki "Nasıl geçineyim? Kiracıyım, bana ev verilmedi. Eskiden işim vardı, şimdi işim yok. Kiralar en az 15-20 bin lira. Depozito istiyorlar, üç ay peşin istiyorlar." Bunların hepsi depremzedelerin anlattığı gerçekler. "Bu şartlarda nasıl taşınayım" diyor. Anahtarı almış ama geçememiş. Buna rağmen aidat başlıyor, elektrik, su, doğalgaz faturaları işlemeye başlıyor. Aidatı ödeyemediğinde aramaya başlıyorlar. Bunların hepsi bu kentin gerçekleri. Ben Sayın Erdoğan’ı bu yüzden kızdırıyorum. Bana diyor ki "Ankara’da otur, Ankara merkezli siyaset yap" ama ben oturmayıp sokağa çıkınca, vatandaşın halini sorunca, Türkiye’yi dolaşınca rahatsız oluyor. Bir de "Depremde neredeydi" diyorlar. Nurdağılılar bilir; ben 3 gün Nurdağı’ndaydım. Gaziantep’in Nurdağı’na ilk gidenlerden biriyim. Bugün deprem bölgesine 50’nci kez geldim. Cumhurbaşkanı ise 38 kez gelmiş. Devletin tüm imkanlarıyla gelmiş. Biz ise imkansızlıklar içinde, sorumluluk alarak geldik. Ama hâlâ "CHP deprem turisti" diyorlar. Bir kez geldiler, gittiler, bir daha gören olmadı diyorlar. Bugün Osmaniye’de sordum: "Depremde Cumhuriyet Halk Partisi yanınızda mıydı?" Bunlar partililer değil, konteyner kentte yaşayan depremzedeler. Sıcak salonlarda oturanlara sesleniyorum: Gelip bir insanın yüzüne bakın. Bir sorun, "Bir derdin var mı" diye. Bir yıl içinde yapılacağı söylenen işin üç yıl sonra ancak yüzde yetmişinin yapılmasıyla övünülmez. Bundan hiç sevinilmez. Sandık geliyor. Hesap orada görülecek" diye konuştu.
Bursa Başkan Şadi Özdemir’den Yağız Efe için dayanışma çağrısı Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) hastalığıyla mücadele eden 8 yaşındaki Yağız Efe Erim’in tedavisi için başlatılan kampanyaya destek verdi. Özdemir, kampanyada hedeflenen tutarın henüz yüzde 8’ine ulaşılan Yağız Efe için tüm hayırseverleri umut olmaya çağırdı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, kas erimesi hastalığı olarak bilinen Duchenne Musküler Distrofi (DMD) teşhisi konulan 8 yaşındaki Bursalı Yağız Efe Erim ve ailesini makamında ağırladı. Başkan Şadi Özdemir, minik Yağız Efe’nin yurt dışında tedavi olabilmesi için valilik onayıyla sürdürülen yardım kampanyasına destek çağrısında bulundu. Dört çocuklu Erim ailesinin üçüncü çocuğu olan Yağız Efe’ye, geçtiğimiz Haziran ayında DMD teşhisi konuldu. Kasları ilerleyici bir şekilde zayıflatan ve hayati risk taşıyan bu hastalığın Türkiye’de kesin bir tedavisi bulunmuyor. Çocuklarının sağlığına kavuşabilmesi için tek çarenin yurt dışındaki gen tedavisi olduğunu öğrenen Mustafa ve Hafize Erim çifti, valilik izniyle bir yardım kampanyası başlattı. Kampanya henüz yüzde 8 seviyesinde Başkan Şadi Özdemir’i ziyaret ederek süreç hakkında bilgi veren Erim ailesi, tedavinin maliyetli olduğunu ve şu ana kadar hedeflenen tutarın ancak yüzde 8’ine ulaşabildiklerini ifade etti. Zamanın Yağız Efe’nin aleyhine işlediğini belirten aile, "Sesimize ses, nefesimize nefes olun" diyerek Başkan Şadi Özdemir ve Bursalılardan destek istedi. "Dayanışmayla yaşatacağız" Bir çocuğun hayatının her şeyden değerli olduğunu vurgulayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, vatandaşları duyarlı olmaya davet etti. Toplumsal dayanışmanın önemine değinen Başkan Özdemir, "Minik Yağız Efe’nin hayata tutunabilmesi için yürütülen bu mücadelede biz de varız. İnsanımız zor zamanlarda bir araya gelmeyi, el uzatmayı bilir. Bu dayanışma ruhuyla Yağız Efe’yi hayatta tutacağımıza inanıyorum. Tüm duyarlı vatandaşlarımızı bu kampanyaya omuz vermeye çağırıyorum" dedi. Yağız Efe’nin tedavisine destek olmak isteyen hayırseverler, DenizBank’ta baba Mustafa Erim adına açılmış olan TR 3400 1340 0000 3760 2650 0024 IBAN numarası üzerinden bağışta bulunabiliyor.
Antalya Otizmli öğrenciyi darbettiği iddia edilen öğretmene 15 bin liralık taksitli ceza ailenin tepkisine neden oldu Antalya’da özel eğitim okulunda görev yapan bir öğretmenin yüzde 99 oranında engelli bir öğrenciye şiddet uyguladığı gerekçesiyle yargılandığı davada mahkeme sanığı suçlu buldu. Mahkeme sanık hakkında 150 gün cezayı günlüğü 100 TL üzerinden olmak üzere toplam 15 bin TL adli para cezasına çevirerek taksitlendirirken, karara aileden tepki geldi. Antalya 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde geçtiğimiz günlerde görülen davada, Kepez’deki özel bir uygulama okulunda öğretmen olarak görev yapan H.O.’nun engelli öğrenci Zafer Özkan’a şiddet uyguladığı sabit görüldü. Olayın 16 Mayıs 2024 yılında okul binası içerisinde meydana geldiği belirtildi. Duruşmada dinlenen tanıklar, yerde dizleri üzerinde oturan, kendini savunamayacak durumdaki engelli öğrenciye sanığın kızgınlıkla tekme attığını gördüğünü söyledi. Tanık, yaşadığı şok nedeniyle olayı ilk gün anlatamadığını ancak vicdanen rahatsızlık duyması üzerine ertesi gün okul yönetimine ve aileye bilgi verdiğini ifade etti. Cumhuriyet savcısı ise, esas hakkındaki mütalaasında, sanığın bakıma muhtaç ve kendini savunamayacak durumda olan engelli birine şiddet uyguladığını vurgulayarak, Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 ve 86/3-b maddeleri kapsamında cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme para cezası verdi Mahkeme, sanığın eylemini sabit bularak önce 180 gün adli para cezası verdi. Takdiri indirimle ceza 150 güne düşürüldü. Günlüğü 100 TL üzerinden hesaplanan ceza toplamda 15 bin TL adli para cezasına çevrildi ve taksitlendirilmesine karar verildi. Sanığın sabıkasız oluşu gerekçe gösterilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildi. Öte yandan yaşanan olay güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde, engelli genci okulun içinde duvara doğru iten H.O.’nun ardından üst kata çıkan gencin peşinden koşarak gittiği görüldü. Görüntülerin farklı bir noktasında ise, H.O. ile öğretmenin yine yan yana geldiği, gencin bir anda yere düşme anı, ardından da diğer veli ve öğrencilerin toplanması yer aldı. "Başımdan kaynar sular döküldü" Şiddete maruz kalan 22 yaşındaki Zafer Özkan’ın annesi Tuğba Özkan, yaşadıklarını anlattı. Oğlunun 6 aylıkken geçirdiği havale sonrası otizmli olduğunu belirten Özkan, olaydan sonra öğretmenle yaşadığını ileri sürdüğü diyaloğu şu sözlerle aktardı: "Başımdan kaynar sular döküldü. Öğretmeni buldum. ‘Oğlumdan ne istedin? Egon mu tatmin oldu? Sana vururken ‘Bana vurma’ diyebildi mi?’ dedim. Bana ‘Abla ben sana demedim mi bunlar abartacaklar diye’ dedi. ‘Ben yapmadım’ diye inkâr etti. Sonra da bana ‘Hadi gel sen de bana vur, ödeşelim’ dedi." Anne Özkan, yaşadığı psikolojik çöküntüyü ise şu ifadelerle dile getirdi: "Çığlık çığlığa kaldım, sinir boşalması yaşıyordum. Yanıma yaklaşıp ellerini büktü, ‘Hadi abla vursana’ diye alaycı hareketler yaptı. Elimi kaldırdım ama ona dokunmaktan tiksindim. Etrafımdakilere ‘Allah’tan korkan yok mu, ne olur şunu yanımdan alın’ diye yalvardım." Anne Özkan, kamera kayıtlarında sanığın önce öğrenciyi ittiği, ardından kameraların kör noktasında tokat ve tekme attığı, gencin korku içinde kaçmasına rağmen şiddetin devam ettiğini iddia etti. Olayın ardından oğlunun epilepsi nöbetleri geçirmeye başladığını iddia eden anne, yapılan tetkiklerde beyninde ödem tespit edildiğini söyledi. Anne Özkan, doktorların durumun darbelere bağlı olabileceğini ifade ettiğini ancak zaman geçmesi nedeniyle kesin bağ kurulamadığını belirttiğini aktardı. "Şok üstüne şok yaşadım" Özkan, mahkemenin verdiği kararı yeterli bulmadığını savunarak, "Ben kamera görüntülerini izleyince zaten şok olmuştum. Üstüne bir de bu ceza gelince şok üstüne şok yaşadım" dedi. Mağdur aile ve avukatları, verilen cezanın caydırıcılıktan uzak olduğunu belirterek, karara itiraz edeceklerini ifade etti.