GÜNDEM - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 10:18

Ayla öğretmenin oğlu: "Anneler Günü’ne buruk girdik"

A
A
A

Kahramanmaraş’ta ortaokula düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybeden öğretmen Ayla Kara’nın oğlu Furkan Kara, "Anneler Günü’ne buruk girdik ancak Allah’ın izni ve annemin vesilesiyle başka anneler, evlatlarıyla birlikte girebildi" dedi.

15 Nisan’da Onikişubat ilçesi Haydarbey Mahallesi’ndeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda öğretmen Ayla Kara ve 9 öğrenci hayatını kaybetmişti. Öğrencilerini korumak için kendisini siper ettiği öğrenilen matematik öğretmeni Ayla Kara’nın eşi Ramazan ve oğlu, mezar başında dua etti.

Ayla Kara’nın oğlu Furkan Kara, Anneler Günü öncesi İHA muhabirine konuştu.

Ayla öğretmenin oğlu:

"Rabbim bir şekilde dayanma gücünü de veriyor"

Annesinin vefatının üzerinden günler geçmesine rağmen acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu anlatan Kara, "Annemin aramızdan ayrılışının üzerinden günler geçti. Sanki dün olmuş gibi içimizde aynı acıyı hissediyoruz. Rabbim bir şekilde dayanma gücünü de veriyor, ona inanıyoruz. Annemin yaptığı şey çok kıymetli. Anneler Günü’ne buruk girdik ancak Allah’ın izniyle ve annemin vesilesiyle başka anneler evlatlarıyla birlikte girebildi" diye konuştu.

"Annemle gurur duyuyorum"

Annesiyle her zaman gurur duyduğunu ve bundan sonra da gurur duymaya devam edeceğini belirten Kara, "Annem bizi karnında taşırken bizi görmeden sevdi, bizi görmeden korudu. Sıra bizde. Biz annemi görmesek de, dokunamasak da artık bir ömür onu sevmeye, onu kalbimizde taşımaya devam edeceğiz. Annemin yaptığı şey çok kıymetli. Onunla gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı.

Ayla öğretmenin oğlu:

Öte yandan Furkan Kara, birçok kurum ile görüşmeler yaptığını ve annesinin isminin yaşatılması için gerekli çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Halil Ulubey - Mustafa Kutlu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Muratpaşa, Antalya’nın iklim geleceği için COP31’e hazırlanıyor Muratpaşa Belediyesi, Sosyal İklim Derneği iş birliğiyle Antalya’nın iklim politikalarına yönelik taleplerini küresel gündeme taşımak amacıyla gençler, kadınlar ve sivil toplum kuruluşlarını kapsayan kapsamlı bir programla COP31 sürecine hazırlanıyor. Program kapsamında 2 Haziran’da "COP Youth Antalya", 3 Haziran’da ise "COP Women Antalya" etkinlikleri gerçekleştirilecek. COP Youth Antalya kapsamında gençler iklim krizi, yerel politikalar ve demokratik katılım başlıklarında somut öneriler geliştirirken, yalnızca süreci takip eden değil, çözüm üreten ve karar alma mekanizmalarını etkileyen ana aktörler olarak konumlanacak. COP Women Antalya buluşmasında ise iklim krizinin toplumsal cinsiyet boyutu odak alınacak. Program kapsamında, iklim krizinin kadınlar üzerindeki etkileri, deneyimler, yerel ihtiyaçlar ve çözüm yolları tartışılırken, iklim adaleti ve eşitlik temelli çözüm önerileri geliştirilecek. Programa sivil toplum kuruluşları da destek verecek. Kadınlar ve gençlerin geliştirdikleri politikalar ve çözüm önerilerinin ardından sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla Abdullah Sevimçok Sivil Toplum ve İnovasyon Merkezi’nde (ASSİM) bir buluşma gerçekleştirilecek. Bu buluşmayla, gençlerin ve kadınların ürettiği politika önerilerinin çok paydaşlı bir zeminde güçlendirilmesi, yerelden yükselen taleplerin küresel iklim gündemine (COP31) taşınmasında güçlü bir savunuculuk hattı kurulması amaçlıyor. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, 2024 yılında Sosyal İklim Derneği ile yürütülen bir proje kapsamında Genç İklim Dostu Belediye Başkanı Olma Taahhüttü’nü imzaladı. Muratpaşa, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı (SECAP) hazırlayan ilk ilçe belediyesi oldu. Sürdürülebilir çevre projeleri kapsamında Türkiye’de bir ilk olan Çevreci Komşu Kart ve Bağımsız Atık Toplayıcıları projeleri hayata geçirildi. Ayrıca, Akdeniz’in Geleceği çalıştayları, festivaller, Antalya Genç İklim Liderleri Platformu gibi gençlik projeleri; deniz dibi ve yamaç temizlikleri, çevre eğitimleri gibi farkındalık çalışmaları düzenli aralıklarla gerçekleştirildi. Bunun sonucunda Muratpaşa Belediyesi, Türkiye Çevre Eğitim Vakfı’nca (TÜRÇEV) üst üste 11 kez ‘En İyi Çevre Eğitim Etkinlikleri’ ödülüne değer görüldü.
Mersin MTSO’dan Ortadoğu ticaret ağı hamlesi Suriye’de savaşın sona ermesinin ardından başlayan yeniden yapılanma süreci kapsamında, Mersin ile Suriye arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) ile Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ortak proje çalışmalarına başladı. Projenin detaylarının değerlendirildiği toplantı için IOM Program Geliştirme Sorumlusu Erhan Sırt, Proje Sorumlusu Ivan Lwanga ve beraberindeki heyet, MTSO’yu ziyaret etti. Heyet, MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Alpay Seyhan ve Yönetim Kurulu Üyesi İdris Üstemel tarafından ağırlandı. Görüşmede, Mersin’in Suriye ile sahip olduğu güçlü ticari ilişkiler, stratejik konumu, liman ve lojistik altyapısı ile kentte yaşayan Suriyeli nüfus sayesinde proje açısından önemli avantajlara sahip olduğu vurgulandı. Proje kapsamında MTSO bünyesinde kurulması planlanan İş Danışma Merkezi ile Mersin ve Suriye arasındaki ticaret hacminin artırılması hedefleniyor. Merkezde firmalar arası eşleştirme faaliyetleri, ortak iş toplantıları, alım heyetleri ve ticari iş birliklerini destekleyecek organizasyonların gerçekleştirilmesi planlanıyor. Toplantıda konuşan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, projeye her türlü desteği vermeye hazır olduklarını belirtti. Çakır, kurulması planlanan merkezin yalnızca Suriye ile sınırlı kalmaması gerektiğini ifade ederek, merkezin ’Ortadoğu Masası’ niteliğinde yapılandırılarak bölge genelinde ticari ilişkileri geliştirebilecek bir yapıya dönüştürülebileceğini söyledi. İlerleyen süreçte Avrupa Masasının da oluşturulmasının hedeflendiğini kaydeden Çakır, projenin daha geniş bir coğrafyada ekonomik iş birliklerine katkı sağlayacağını dile getirdi.
Ankara Bakan Tekin: "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin teknolojinin sürekli olarak gelişmesi hakkında, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır" dedi. Bakan Tekin, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) düzenlenen "İnsan Değer ve Teknoloji" temalı eğitim zirvesine katıldı. Eğitimde dijitalleşme, yapay zeka uygulamaları ve insan odaklı eğitim anlayışının ele alındığı programda konuşan Bakan Tekin, teknolojinin eğitim süreçlerinde önemli bir araç olduğunu ancak insan değerlerinin her zaman ön planda tutulması gerektiğini söyledi. ATO ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede eğitim dünyasının temsilcileri, akademisyenler ve sektör paydaşları bir araya geldi. Programda teknolojinin eğitim sistemine etkileri, dijital dönüşüm süreci ve geleceğin eğitim modelleri masaya yatırıldı. Yapay zeka ve dijital uygulamaların eğitim süreçlerine entegrasyonunun önemine değinen Tekin, öğrencilerin sadece akademik başarıyla değil; ahlaki, sosyal ve kültürel yönleriyle de desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca zirve kapsamında eğitimde teknoloji kullanımı, dijital okuryazarlık ve geleceğin öğrenme modellerine ilişkin çeşitli oturumlar gerçekleştirildi. "Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımızı kolaylaştıracak birçok alanlar oluştuğunu belirten Bakan Tekin, "Bugün teknoloji başlığını ele aldığımızda ekranlarımızdaki yeni uygulamaları, hayatımızı kolaylaştıran araçları ve üretimi hızlandıran yazılımları aşan, insanlığın geleceğine doğrudan temas eden kritik bir eşiğin önünde bulunduğumuzu hep beraber görüyoruz. İnsan hayatına dair bilginin kimlerin elinde toplanacağı, bu bilginin hangi maksatla işleneceği, hangi karar süreçlerine yön vereceği, insanın mahrem alanına nerede temas edeceği ve nihayetinde insan iradesinin bu büyük dijital düzen içinde nasıl korunacağı gibi hayati başlıklarla karşı karşıyayız. Dolayısıyla teknoloji meselesi, çağımızın bugün en temel egemenlik başlıklarından birisi dönüşmüş durumda. Dün güç daha çok toprakta, sanayide, sermayede, orduda ve enerji kaynaklarında aranıyordu. Bugün bütün bunların yanına veri merkezleri, algoritmalar, yapay zeka modelleri, dijital platformlar ve göremediğimiz karar sistemleri eklenmiştir. İnsanlığın geleceğine dair mücadele artık ekranda görünen kolaylıkların arkasında, görünmeyen veri akışlarında, insan davranışlarını okuyan sistemlerde ve toplumların kaderine temas eden dijital iktidar alanlarında şekillenmekte" diye konuştu. "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar" Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) olarak çocukların dijital dünyayla kurduğu ilişkiler için birçok proje geliştirdiklerinin altını çizen Bakan Tekin, "Teknolojiye yön verecek insanı yetiştiren ülkeler, geleceğin dilini de kendi değerleriyle kurma imkanına sahip olacaklar. Zira her teknoloji, arkasındaki insan tasavvurunun izini ve rengini taşıyacaktır. İnsana nasıl bakıyorsanız, kurduğunuz sistem, geliştirdiğiniz yazılım, kullandığınız veri, inşa ettiğiniz dijital düzen de o bakışın rengini taşır. İnsanı haysiyetiyle, iradesiyle, vicdanıyla ve anlam arayışıyla birlikte kavrayan bir akıl, teknolojiyi hayatı mamur kılan bir imkana dönüştürecektir. İnsanı araç eden bir zihin ise en parlak buluşları dahi insanlığın omzuna yüklenmiş ağır bir yük haline getirebilir. MEB olarak biz, evlatlarımızın dijital çağla kurduğu ilişkiyi dar bir kullanım becerisi alanına hapsetmeden ele almaya çaba gösteriyoruz. Çocuklarımızın teknolojiyle teması, ekran karşısında geçirdiği zamanla, kullandığı programla, öğrendiği kodla sınırlı görülmemeli. O temas, çocuklarımızın aynı zamanda düşünme biçimine, sabrına, dikkatine, mahremiyet duygusuna, vatan sevgisine doğruyu arama cesaretine ve insanla kurduğu ilişkinin ahlakına kadar uzanan çok geniş bir perspektifle ele alınmalıdır. Bizim için asıl mesele ise çocuklarımızın dijital dünyada hangi içerikle karşılaştığı kadar, o karşılaşma içinde kendi özgü muhakemesini, edebini, mahremiyetini ve iç bütünlüğünü koruyabilecek tedbirleri almaktır" şeklinde konuştu. "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız" Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekanın mesleklerde köklü bir değişim oluşturduğunu ifade eden ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Büyük bir dönüşümün yaşandığı bir çağdayız. Dördüncü sanayi devrimi olarak tanımlanan dijitalleşme, yapay zeka, otomasyon ve yeşil dönüşüm gibi başlıkları gündemimizi belirlediği bu süreçte hayatımız, üretim biçimimiz ve mesleklerimiz köklü bir şekilde yeniden şekilleniyor. Bu gelişmeler iş piyasalarında yeniden yapılanmaya itiyor. Yeni meslekler ortaya çıkarken bazı meslekler dönüşüyor. Bazıları ise tamamen ortadan kalkıyor. Böylesine hızlı ve derin bir dönüşümün yaşandığı bir çağda, insanı inşa etmenin en temel yolu olan eğitimin aynı kalması da elbette düşünülemez. Eğitim her ne kadar ilkokuldan üniversiteye kadar öğrencilere okumayı, yazmayı, matematiği, fiziği, kimyayı öğretmek bilgi aktarmak gibi görülse de esasen insanı yetiştirmek, toplumu inşa etmek demektir. Eğitim bilgiden başlar, pratikle gelişir. Onu tamamlayan ve anlamlı kılan şey ise değerlerle buluşmasıdır. Değerler olmadığı zaman topluma fayda sağlayan bir eğitimden bahsetmek mümkün değildir" dedi. "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız" MEB’in projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin teknoloji konusunda son derece önemli bir gelişim olduğunu vurgulayan Baran, "Düşünebilen, sorgulayabilen, çözüm üretebilen, değişime uyum sağlayabilen bireyler yetiştirmek zorundayız ama bunun ötesinde tüm bu yetkinlikleri güçlü bir değerler zemini üzerinde inşa etmek durumundayız. Çünkü ilk üç sanayi devrimi de dördüncüyü de gerçekleştiren ve yönlendiren unsur sadece insandır. İnsanı güçlü, hayatı anlamlı kılan ise sadece teknik bilgi değil, ahlak, vicdan ve sorumluluk bilincidir. Tam bu noktada Milli Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirdiği, bizzat sayın Bakanımızın projesi olan Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinin son derece kıymetli bir yaklaşım olduğunu da özellikle ifade etmek isterim. Bu model bilgiyi, beceriyi ve değeri bir arada ele almasıyla sadece akademik bir başarıyı değil karakter ve şahsiyet inşasını merkezi koymasıyla çok önemli bir ihtiyaca da cevap veriyor" ifadelerini kullandı. Düzenlenen programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in yanı sıra, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, Özel Öğretim Derneği Başkanı Ahmet Akça, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, öğrenciler ve akademisyenler katılım sağladı. Program, hatıra fotoğrafları çekimi ile son buldu.