Yerel Haberler
İzmir
İzmir’de suç örgütü operasyonu: 1 milyar TL para hareketi tespit edildi 26 Şubat 2026 Perşembe - 10:58:52 İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde polis ekiplerince, liderliğini S.B. isimli şahsın yaptığı suç örgütüne yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Örgüt lideri ve örgüte silah temin eden kişinin de gözaltına alındığı operasyon kapsamında şüphelilerin yaklaşık 1 milyar Türk lirası tutarında para hareketliliği olduğu tespit edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri Menderes, Karabağlar ve Konak ilçelerine bağlı Kadifekale ile Eşrefpaşa bölgelerinde faaliyet gösteren suç örgütü ile örgüte silah temin eden şahısları takibe aldı. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından, İzmir merkezli olmak üzere farklı şehir ve ilçelerde belirlenen toplam 36 farklı adrese yönelik düğmeye basıldı. Helikopter destekli eş zamanlı baskın Özel harekat polislerinin de katıldığı ve havadan helikopter desteği sağlanan eş zamanlı operasyonda, hedef adreslere girilerek 23 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınanlar arsında suç örgütü lideri S.B. ile suç örgütüne silah temin eden A.G. ve beraberindeki şahısların da bulunduğu öğrenildi. Çelik yelek ve mühimmat ele geçirildi Adreslerde yapılan aramalarda 193 tabanca, 3 tüfek, 1 adet çelik yelek ve bu silahlara ait çok sayıda fişek ele geçirildi. 1 milyar liralık para trafiği MASAK ile birlikte yürütülen finansal çalışmalar doğrultusunda, şüphelilerin yaklaşık 1 milyar Türk lirası tutarında para hareketliliği olduğu tespit edildi. Suç faaliyetleri sonucunda elde edildiği değerlendirilen 2 araç ve 10 adet taşınmaza el konuldu. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:45 Dr. Öğretim Üyesi Yağmur: "Oruç, bireyin kendini inşasıdır" Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Temel İslami Bilimler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Oğuzhan Şemseddin Yağmur, Ramazan ayının kutsiyetinden oruç ibadetinin tarihi gelişimine kadar pek çok konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bu mübarek ayın "kendini inşa süreci" olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Yağmur, İslam’daki oruç ibadetinin özgünlüğü ve toplumsal yansımaları üzerine önemli açıklamalar yaptı. İbadetlerin tarihi sürekliliğine ve İslamiyet’teki orucun özgün yapısına değinen Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, orucun insanlık tarihi boyunca var olduğunu hatırlattı. Kur’an’daki ilgili ayete atıfta bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Ayet, ‘Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı’ der. Burada iki vurgu vardır. Bir, farz kılınması; ikincisi, öncekilere de farz kılındığı. Dolayısıyla oruç, insanlık tarihi boyunca olan bir şey. Dünya tarihinde orucun bulunmadığı hiçbir inanç sistemi yok diyebiliriz ama bu, farklı farklı tezahür etmiş. Hristiyanlara baktığınız zaman 40 günlük perhiz orucu; Yahudilere baktığınız zaman özellikle Yom Kippur’da tuttukları kefaret ve tövbe orucu karşımıza çıkıyor. İslam’ın getirdiği oruçta iki temel unsur var. Birincisi, bir dini hafıza oluşturuyor. Geçmişten beri gelen oruçlar kefaretti, bağışlanmaydı ama İslam’daki oruç sadece bunlar değil. Evet, nefis terbiyesi var, bir fakirin açlık durumunu anlamak var ama İslam’da oruç, bir bireyin kendisini inşa etmesine yöneliktir" dedi. "Toplumun Ramazan’a ilgisi artıyor" Günümüz bilgi çağında toplumsal gözlemlerini paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, dijitalleşmenin etkisiyle oluşan algının aksine, toplumun Ramazan’a olan ilgisinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Geçmişte bu kadar çok bilgi ağına sahip değildik. Türkiye’nin neresinde ne olduğunu görmüyorduk. Şu anda her şeyden haberdar olduğumuz için gelişmeleri gözlemleyebiliyoruz. Dizilerde oruca yer verilmesi, okullarda ve camilerde bu sene gerçekleştirilen etkinlikler, Ramazan’a olan ilginin arttığını gösteriyor" diye konuştu. "Oruç tutanlar iyi örnek olmalı" Ramazan ayının ruhunun daha iyi kavranabilmesi için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, ibadetin ahlaki boyutla bütünleşmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Gençlerin bu ayı daha iyi idrak edebilmesi için oruç tutanların iyi örnek olması lazım. Oruç tutan, tuttuğu oruçla beraber ahlakını ve davranışını daha da güzelleştirirse, iyi örnek olursa, oruç tutmayanlarla olan diyaloğunu ve ilgisini artırırsa inanıyorum ki ondan etkilenenler de oruç tutacaktır" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:41 "İzmir Seninle" ile gençlere güçlü kariyer köprüsü İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ’İzmir Seninle’ programı kapsamında düzenlenen İş Ağı Geliştirme Buluşması’nda gençler, iş dünyasının liderleriyle bir araya gelerek profesyonel ağlarını güçlendirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen İzmir Seninle Programı kapsamında organize edilen "İş Ağı Geliştirme Buluşması" Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’ın katıldığı etkinlikte gençler ile İzmir’in iş insanları bir araya geldi. Gençlerin profesyonel ağlarını genişletmesini, kariyer hedeflerini netleştirmesini ve iş dünyasının deneyimli liderlerinden ilham almasını amaçlayan programa yoğun ilgi gösterildi. Gençlerin yalnızca "iş arayan" kimliğiyle değil, sahip oldukları potansiyel, yetkinlik ve üretme gücüyle iş dünyasının karşısına çıktığı buluşmada; karşılıklı etkileşimin daha nitelikli, daha sürdürülebilir ve daha anlamlı hale getirilmesi amaçlandı. Etkinliğe CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ve iş dünyasının temsilcileri katıldı. "Gençlerin dinamikliğinin üretkenliğe dönüşmesi boynumuzun borcu" Programın açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, sürdürülebilirlik kavramının yalnızca söylemde kalmaması gerektiğine dikkat çekerek "Sürdürülebilir bir yaşam, toplum ve dünya ancak insana yapılan yatırımla mümkün. İnsanın dünyayı algılamasını değiştirmekle mümkün. Bundan dolayı bu projeyi çok önemsiyorum. Katılımcılara, bu konuda katkı veren herkese, mentörlere, gençlerimize çok teşekkür ediyorum. Gençlerimiz toplumun en dinamik kesimini oluşturuyor. Bu dinamikliğin yaratıcılığa, üretkenliğe dönüşmesini sağlamak hepimizin boynunun borcu olmalı" dedi. Başkan Tugay’a teşekkür Program çerçevesinde "İş Dünyası Gençlerden Ne Bekliyor?" başlıklı panel de düzenlendi. Programın paydaşı olan Bilim Virüsü’nün Kurucusu Şule Yücebıyık’ın moderatörlüğünde yapılan panele; Ege Genç İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez ve TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin konuşmacı olarak katıldı. İzmir Seninle programının uygulama aşamalarından söz eden Şule Yücebıyık’ın sorularını yanıtlayan panelistler, sözlerine ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) gençler için yaratılan olanaklardan dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ederek başladı. Kaan Özhelvacı, iş dünyasında yapay zekânın etkisinden söz etti. Yapay zekâyı iş kolaylaştıran bir yol arkadaşı olarak görmek gerektiğini ifade eden Özhelvacı, kariyerinin başında olan gençlere çağa ayak uydurmak için güncel gelişmeleri çok iyi takip etmelerini tavsiye etti. Özhelvacı ayrıca gençlerin bilişsel olarak iş dünyasının gereksinimlerini karşıladığını ancak sosyal iletişim konusunda kendilerini geliştirmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Ece Elbirlik Ürkmez ise işverenler ile çalışanlar arasındaki bağın daha kuvvetli hâle getirilmesi gerektiğini söyledi. Ürkmez bunun yanı sıra teknolojik gelişmeler ne kadar hızlanırsa hızlansın asıl başarıyı daha fazla okumanın ve özgün üretimin getireceğini vurguladı. Gülfem Yorgancılar Perçin de iş yaşamında karşılıklı güvenin inşa edilmesinin önemli olduğunun altını çizerek gençlere, eleştirileri kişisel algılamamalarını ve asla vazgeçmemelerini önerdi. "Hepimizin Hikâyesi" Buluşmada etkileşimli ısınma, odaklı eşleşme-iş ağı görüşmeleri oturumları yapıldı. Bu kapsamda gençler ile iş dünyası temsilcileri arasında yapılandırılmış, kısa süreli ve odaklı birebir görüşmeler organize edildi. Gençler, ön hazırlıkla kendilerini tanıttı, iş insanlarıyla zaman yönetimi esaslı, verimli etkileşimler kurdu. Ayrıca katılımcıların aktif katılımıyla yürütülen, birlikte üretmeyi ve etkileşimi güçlendiren "Hepimizin Hikâyesi" adıyla kısa kapanış uygulamasıyla program sonlandı. İzmir Seninle Programı hakkında İzmir Seninle Programı; Bilim Virüsü ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) 22-28 yaş arası gençleri iş dünyasına hazırlamak, 21’inci yüzyıl becerileri konusunda güçlendirmek, profesyonel kimlik geliştirmelerini desteklemek ve bilinçli kariyer seçimleri yapmalarına rehberlik etmek amacıyla tasarlandı. Program aşamaları; Oryantasyon Buluşması, Öğrenme Programı, Mülakat Simülasyonu, Mentörlük Programı, İş Ağı Geliştirme Buluşması şeklinde planlandı ve kademeli olarak uygulandı.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:21 "Sütüm fazla ama bebeğim huzursuz" diyorsanız nedeni hiperlaktasyon olabilir Süt üretiminin bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalması durumu olan hiperlaktasyon doğru yönetilmediğinde hem anne hem de bebek açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyonun çoğu zaman "süt bolluğu" olarak yorumlandığını ancak kontrol edilmediğinde emzirme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti. Anne sütü bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilir. Ancak fizyolojik sistemlerde esas olan dengedir. Doğum sonrası ilk haftalarda artan süt üretimi genellikle bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Bazı annelerde ise süt üretimi bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalabilir. Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, "Anne sütü fazlalığı ilk bakışta avantaj gibi algılansa da, fizyolojide denge esastır. Bebeğin ihtiyacının üzerinde üretim olduğunda annede ağrı, sızıntı ve tıkanıklık gibi problemler ortaya çıkabilir. Bebek ise hızlı akıma bağlı olarak huzursuz emebilir. Uygun teknikler ve doğru takip ile çoğu vakada ilaç gerekmeksizin denge yeniden sağlanabilir" dedi. Geçici dolgunluk ile hiperlaktasyon aynı değil Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen meme dolgunluğu ve gerginliğin (engorjman) genellikle 1-2 hafta içinde azaldığını belirten Uzm. Dr. Özge Yendur, "Hiperlaktasyon ise daha kalıcıdır ve çoğu zaman aşırı süt akımı (hiper-ejeksiyon refleksi) ile birlikte görülür. Bu tablo, yalnızca fazla süt üretimi değil, aynı zamanda hızlı ve basınçlı akım ile karakterizedir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu ayrımın önemine dikkat çekerek, "Her dolgunluk hiperlaktasyon değildir. Ancak dolgunluk, yoğun sızıntı ve sürekli tıkanıklık eğilimi uzun süre devam ediyorsa değerlendirme gerekir. Amaç emzirmeyi kesmek değil, üretimi bebeğin ihtiyacına yaklaştırmaktır" ifadelerini kullandı. En sık neden, farkında olmadan aşırı uyarı Hiperlaktasyonun en sık nedenlerinden birinin istemeden yapılan aşırı uyarı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerine şöyle devam etti: "Gereksiz pompa kullanımı, her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabası veya yanlış yönlendirmeler süt üretimini artırabilir. Bazı annelerde ise bireysel ya da genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Süt üreten doku kapasitesinin fazla olması ya da süt yapım yanıtının güçlü çalışması da bu tabloya neden olabilir. Öte yandan toplumda ‘Prolaktin yüksekse süt fazladır’ algısı yaygındır. Oysa süt üretimi yalnızca tek bir hormonla açıklanamaz. Her hiperlaktasyon vakasında rutin hormon testi yapmak yerine, eşlik eden klinik bulgular varsa hekim kontrolünde değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır." Anne ve bebekte görülen belirtiler Hiperlaktasyonun hem annede hem de bebekte kendini gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Özge Yendur, "Annede genellikle memede dolgunluk, baskı hissi, yoğun sızıntı ve sık tıkanıklık eğilimi görülür. Tekrarlayan tıkanıklıklar bazı durumlarda mastit riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık ve ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme önem taşır. Bebekte ise hızlı süt akımına bağlı olarak memede huzursuz emme, öksürme, memeyi bırakma, gaz artışı ve yeşil-köpüklü dışkı görülebilir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu tabloya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Hızlı akım sırasında bebek daha fazla hava yutabilir ve memeyi tam boşaltamadan bırakabilir. Bu durumda daha çok ön süt alınması laktoz yükünü artırarak gaz, karın gurultusu ve dışkı değişikliklerine yol açabilir. Bu tablo bazen reflü veya alerji ile karıştırılabildiği için klinik değerlendirme önemlidir." Emzirmeyi bırakmak değil, akışı yönetmek gerekir Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyon yönetiminde temel yaklaşımın emzirmeyi sonlandırmak değil, akışı kontrol altına almak ve üretimi dengeli hale getirmek olması gerektiğini ifade etti. "Geriye yaslanarak emzirme pozisyonu süt akımını yavaşlatabilir. Meme çok gerginse emzirmeden önce kısa süreli el sağımı ile basıncın azaltılması fayda sağlayabilir" diyen Uzm. Dr. Özge Yendur, özellikle pompa kullanımına dikkat çekerek, "Sık ve uzun süreli pompa kullanımı vücudu daha fazla üretmeye şartlandırabilir. Her dolgunluk hissinde memeyi tamamen boşaltmaya çalışmak üretimi artırabilir. Bu nedenle pompa kullanımı planlı ve kontrollü olmalıdır" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerini şöyle tamamladı: "Birinci basamak yöntemlerden biri olan blok emzirme ise belirli saat aralıklarında aynı memeden emzirip diğer memeyi yalnızca konfor için minimal düzeyde boşaltmayı içerir. Bu yöntem, üretimin zaman içinde bebeğin ihtiyacına uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Blok emzirme ve benzeri uygulamalar mutlaka çocuk hekimi ile birlikte yakın takipte yapılmalıdır. Her annenin fizyolojisi farklıdır. Doğru teknik ve düzenli izlemle çoğu annede üretim güvenli şekilde dengelenebilir. Emzirme sürecinde yaşanan sorunların çoğu doğru destekle yönetilebilir. Hiperlaktasyonda temel hedef, anne konforunu korurken bebeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaktır."
MHP Kemalpaşa, şehit aileleri ve gazilerle buluştu
13 Aralık 2025 Cumartesi - 17:33 MHP Kemalpaşa, şehit aileleri ve gazilerle buluştu Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kemalpaşa İlçe Başkanlığı tarafından geleneksel olarak düzenlenen kahvaltı programında, şehit aileleri ve gaziler bir araya geldi. Program, birlik ve beraberlik mesajlarının öne çıktığı anlamlı buluşmaya sahne oldu. Yoğun katılımla gerçekleştirilen programa; MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, AK Parti Kemalpaşa İlçe Başkanı Dr. Metin Yaşar, Kemalpaşa Kaymakamı Musa Sarı, Cumhuriyet Başsavcısı Bahattin Bilen, Kemalpaşa Emniyet Müdürü Salih Şen, Jandarma Komutanı Mehmet Önder Ortoğlu, Güvenlik ve Terör Uzmanı Emekli İstihbarat Albay Coşkun Başbuğ, kurum amirleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Programda ayrıca Kemalpaşa Şehit Aileleri ve Gaziler Yardımlaşma Derneği Başkanı Tuncay Kılıç da yer aldı. MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu ise programa telekonferans yoluyla katılarak katılımcılara hitap etti. Programın açılış konuşmasını MHP Kemalpaşa İlçe Başkanı Mustafa Gözütok yaptı. Gözütok şunları söyledi: "Bizim için vatan; mukaddes değerlerimizin hepsinin buluştuğu, imanımızın neşvünema bulduğu, hürriyet ve istiklalimizin sağlam temeller üzerine oturduğu, çocuklarımızın hür doğup hür yaşadığı kutlu topraklardır. Bu sebeple bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, bilhassa milletimizin birlik ve beraberliği için son derece önemli adımlar atmış, iç cephemizin tahkimatı için son derece dikkat çekici önlemler almıştır. ’Terörsüz Türkiye’, bu önlemlerin; yani ülkemizi bir ve bütün tutma gayretinin en önemli girişimlerinden biridir. Hiç kimse bunun altında bir şey arayamaz. Liderimizin halis niyetli ve kararlı tavrı karşısında kimse iftira atamaz, haddini aşamaz. Varlığını Türk varlığına hediye eden, aklı her zaman Türkiye olan liderimizin ’Terörsüz Türkiye’ konusundaki tavrı nettir, ilkeleri bellidir, teminatı açıktır. Pazarlık yoktur. Al-ver süreci yoktur. Ve hiç kimse şehit ve gazilerimizin aziz hatıralarını incitemeyecektir. Bu, Devlet Bahçeli sözüdür. Bu, Devlet Bahçeli imzasıdır." Tuncay Kılıç: "Tek millet, tek bayrak, tek vatan" Kemalpaşa Şehit Aileleri ve Gaziler Yardımlaşma Derneği Başkanı Tuncay Kılıç ise, "Bizler, yedi düvele karşı asırlardır süren varoluş mücadelemizde ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan’ şuurunu canıyla ve kanıyla perçinlemiş bu aziz milletin en onurlu temsilcileriyiz. Vatan dediğimiz bu topraklar yalnızca coğrafi bir sınır değil; şehitlerimizin al kanıyla sulanmış, her karışında iman ve aşk dolu mukaddes bir emanettir. Millet dediğimiz bu büyük aile ise tarihin en çetin sınavlarında bile sarsılmayan, birlik ve beraberlik ruhuyla ayakta duran ebedî bir çınardır" dedi. Veysel Şahin: "Hiç kimse şehitlerimiz üzerinden istismar parantezi açmaya kalkışmasın" MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin ise konuşmasında, "Hiç kimse şehitlerimiz üzerinden istismar parantezi açmaya kalkışmasın. Geçtiğimiz yıl 7 Ekim’de Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli, ‘Müzakere yok, oyun kurmak yok, süreç yok; ya silahlar gömülecek ya da silahlarıyla birlikte gömülecekler’ diyerek Terörsüz Türkiye sürecini cesaretle ve kararlılıkla başlatmıştır" açıklamasına yer verdi. Tamer Osmanağaoğlu: "Yılmayacağız, yıkılmayacağız, mutlaka başaracağız" MHP Genel Sekreter Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, katılımcılara telekonferans yoluyla hitap ederek şehitlik makamı ve terörle mücadele konularında değerlendirmelerde bulundu. Osmanağaoğlu şu açıklamalara yer verdi: "Şüphesiz şehitlik, Müslüman Türk milleti için en yüce makam, ulaşılacak en yüksek mertebedir. Kaldı ki şehitlerimizin peygamberlere komşu mesabesinde olduğu da şüphe götürmez bir gerçektir. Her şehidimizin, her gazimizin; samimi bir inançla, adanmış bir hayatla ve nihayetinde anıtlaşmış mücadeleleriyle kalbimizde müstesna bir yere sahip olduğu bir gerçektir. Bilinmelidir ki onlar bizim ilhamımız, iftiharımız, itibarımız ve istikbalimizdir. Kaldı ki şehitlerimiz; istiklal irademizin tescili, hürriyet meşalemizin sönmeyen ateşidir. Bugüne kadar ne şehitlerimizin muazzez ruhunu sızlatacak ne de onların emaneti olan ailelerimizi kaygılandıracak hiçbir oluşumun içinde olmadık. En ufak bir tereddüdün hasıl olacağı bir sürecin parçası olmadık. Biz; yolumuz hep alçakların içinden geçecek olsa da bağımsız kalmak için yiğitçe vuruşmayı tercih eden Devlet Bahçeli’nin yol arkadaşlarıyız. Terörsüz Türkiye mefkûremiz konusunda bugün vehim içinde olanlara, akıllarınca bizimle istihza etmeye kalkanlara verilecek tek bir cevabımız vardır: Bir hilal uğruna şehit düşen, yaşatmak için yaşamlarından vazgeçen vatan evlatlarının ülkülerine halel getirirsek kanımız kurusun. Terörsüz Türkiye sürecinin derdi buğday değil, tarlanın ta kendisidir. Hedefimiz dönemsel değil, ulvî bir hedeftir. Tavize ve teslimiyete asla boyun eğmeyeceğiz. Kimseyle bir al-ver sürecinde değiliz, pazarlık içinde değiliz. Dün ne dediysek bugün de aynısını söylüyoruz: Ya silahlar gömülecek ya da silahı tutanlar gömülecektir. Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ifade ettiği gibi: ‘Yılmayacağız, yıkılmayacağız, mutlaka başaracağız."
Türkiye için temel öncelik: Filistin’de kalıcı barış
13 Aralık 2025 Cumartesi - 12:49 Türkiye için temel öncelik: Filistin’de kalıcı barış Türkiye-ABD Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu 8-10 Aralık tarihleri arasında Washington’da düzenlenen NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Transatlantik Forumu’na katıldı. Ziyaret kapsamında ABD Temsilciler Meclisi ve Senato üyeleri ile de görüşmeler gerçekleştiren Dr. Kasapoğlu Türkiye’ye dönüşünde temasları ile ilgili açıklamalarda bulundu. NATO Parlamenter Asamblesinin her yıl düzenlediği Transatlantik Forumu için Türkiye delegasyonu ile Washington’da bulunduklarını ve birtakım temaslar gerçekleştirdiklerini ifade eden Kasapoğlu, kongre üyelerinin iki ülke arasında pek çok konuda yeni bir heyecan ve ortak iradede olduğunu söylediklerini belirtti.. Kasapoğlu, görüşmelerde bölgesel ve küresel meselelerin etraflıca ele alındığını belirterek özellikle Suriye’nin geleceği, bölgedeki istikrarın güçlendirilmesi ve iki ülkenin bu süreçte üstlenebileceği rollerin değerlendirildiğini söyledi. Gazze’de ateşkesin korunması ve Filistin’de adil, kalıcı bir barışın sağlanmasının Türkiye açısından temel bir öncelik olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, ABD Başkanı Trump’ın Gazze sürecine ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ortaya koyduğu tutum ve katkıların yeni bir dinamizm oluşturduğunu ifade etti. Ukrayna’daki savaşın diplomatik yollarla sona erdirilmesi konusunda Türkiye’nin kararlılığının altını çizen Kasapoğlu, bu konuda ABD tarafıyla yürütülen ortak çabaların da masaya yatırıldığını aktardı. Türkiye için temel öncelik: Filistin’de kalıcı barış Görüşmelerde bölgesel ve küresel meseleleri kapsamlı biçimde ele aldıklarını ifade eden Kasapoğlu, "Özellikle Suriye’nin geleceği, bölgede istikrarın güçlendirilmesi ve her iki ülkenin bu süreçte üstlenebileceği roller üzerinde durduk. Gazze’de ateşkesin sürdürülmesi ve Filistin’de adil, kalıcı bir barışın sağlanması Türkiye için temel bir öncelik olmaya devam ediyor. Bu çerçevede, ABD Başkanı Trump’ın Gazze sürecine ilişkin Cumhurbaşkanımızla ortaya koyduğu irade ve katkılar yeni bir dinamizm oluşturdu. Ayrıca Ukrayna’daki savaşın diplomatik yöntemlerle sona erdirilmesi konusundaki kararlılığımızı bir kez daha vurgulayarak, bu alanda ABD ile yürüttüğümüz ortak çabaları da gözden geçirdik" şeklinde konuştu. Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerleyişi ABD’nin takibinde Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerlemesinin ABD’li yasa yapıcılar tarafından yakından takip edildiğini belirten Kasapoğlu, "Görüşmelerimizde savunma sanayisine yönelik mevcut yaptırımların kaldırılması konusunu da ele aldık ve Kongre üyelerinin bu konuda son derece yapıcı, çözüm odaklı bir tutum sergilediklerini açıkça gördük. Türkiye’nin savunma sanayisindeki ilerleyişinin ABD’li yasa yapıcılar tarafından yakından izlendiğini biliyoruz; gerek Cumhuriyetçi gerekse Demokrat üyeler, ülkemizin barış ve istikrarı önceleyen yaklaşımına dair olumlu değerlendirmelerde bulundular. Ekonomik ilişkilerimizi de kapsamlı biçimde masaya yatırdık; özellikle 100 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşmak için atılabilecek adımları değerlendirdik ve hem bugün hem de gelecek açısından Türkiye-ABD ilişkilerinde son derece güçlü bir potansiyel gördüğümüzü ifade ettik" dedi. Türkiye belirleyici rol üstleniyor Kasapoğlu, NATO’nun önde gelen aktörlerinden Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde küresel meselelerde belirleyici bir rol üstlendiğini ve Kongre tarafından yakından takip edildiğini söyledi. Türkiye’nin BM’deki girişimlerinin, Gazze’de ateşkesin sürdürülmesine ve Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarının önemsendiğini vurgulayan Kasapoğlu, "Önümüzdeki dönemde daha somut adımların atılacağına inanıyoruz" dedi. İki ülke parlamentoları arasındaki ilişkileri güçlendirme konusunda karşılıklı bir istek bulunduğunu belirten Kasapoğlu, bu yaklaşımın müttefiklik ruhu içinde ilişkileri daha ileri seviyelere taşıyacağını ifade etti.