Yerel Haberler
İzmir
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:10 Umuda uzanan eller: Mahsur kalan köpeği itfaiye kurtardı İzmir’in Torbalı ilçesinde su yükselen inşaatta mahsur kalan bir köpek, İzmir Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekiplerinin hızlı müdahalesiyle güvenli bir şekilde kurtarıldı. Bu başarılı operasyonla birlikte İzmir İtfaiyesi’nin son bir yıl içinde kurtardığı hayvan sayısı 4 bin 824’e ulaştı. Torbalı ilçesine bağlı Yeniköy Mahallesi’nde, inşaat hâlindeki üç katlı bir binaya sığınan bir köpek, çevresini saran su nedeniyle mahsur kaldı. Su seviyesinin hızla yükselmesiyle kaçacak yeri kalmayan hayvan, binanın üçüncü katına sığındı. İhbar üzerine İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri kısa sürede bölgeye ulaştı. Zamanla yarışan ekipler, yüksek su seviyesine rağmen dikkatli ve kontrollü bir çalışma yürüttü. Korku ve yalnızlık içinde bekleyen köpeğe kısa sürede ulaşıldı. İlk anda tedirginlik yaşayan hayvan, itfaiyecilerin güven verici yaklaşımı sayesinde sakinleşti. Kucaklanarak güvenli alana çıkarılan köpek yeniden özgürlüğüne kavuştu. "İnsanlara da patili dostlara da dokunabilmek huzur veriyor" İtfaiyeciliğin çocukluk hayali olduğunu belirten ve iki yıldır İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan 26 yaşındaki Mustafa Furkan Karatepe, kurtarma anının kendisi için anlamını şu sözlerle ifade etti: "İtfaiyeci olduğum için çok mutlu ve gururluyum. İnsanların ve patili dostlarımızın hayatına dokunabilmek bana huzur veriyor. Göreve gittiğimizde hiçbir canlı arasında ayrım yapmıyoruz. Zor durumda olan herkesin yardımına tereddütsüz koşuyoruz. İyi ki ihbar geldi, iyi ki o göreve gittik, yoksa o köpek orada mahsur kalacaktı." Evinde bir güvercin beslediğini de dile getiren Karatepe, hayvanlarla kurduğu bağın mesleğine ayrı bir anlam kattığını vurguladı. "Biz sadece yangın söndürmüyoruz" Geçen yıl temmuz ayında göreve başlayan ve yaklaşık bir aydır Torbalı’da çalışan 27 yaşındaki Batuhan Işık, itfaiyeciliğin yalnızca alevlerle mücadeleden ibaret olmadığını vurgulayarak, "Sınavları kazandıktan sonra yoğun ve kapsamlı eğitimlerden geçtik. Bu eğitimler bize her canın hayatının ne kadar kıymetli olduğunu öğretti. Bu olayda da köpek ilk anda korkmuştu ancak kurtarılacağını anlayınca yanımıza yaklaştı. Kucağımıza alarak güvenli alana çıkardık. Bir canlının hayatına dokunmak bizlere büyük gurur ve mutluluk veriyor" dedi. "Bunu iş değil, sorumluluk olarak görüyoruz" Ekipte yer alan ve 19 yıldır itfaiyede görev yapan Cemil Tanataş, mesleğin insani yönüne dikkati çekerek, "Gittiğimiz her görevde yurttaşların ve tüm canlıların hayatına dokunuyoruz. Yaptığımız iş zorlu ama bir o kadar da kutsal. Biz buna yalnızca ‘iş’ olarak bakmıyoruz. Olay yerine gittiğimizde, büyükse ailemizin büyüğü, küçükse ailemizin küçüğü gibi görüyoruz. Her canı kendi ailemizden biri olarak kabul ediyoruz" diye konuştu. Bir ihbar, bir hayat demek İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, son bir yılda İzmir genelinde binlerce canlıya umut oldu. Yalnızca yangınlara müdahale etmeyen ekipler, yardıma ihtiyaç duyan ve sesini duyuramayan hayvanların da imdadına yetişti. İtfaiye ekipleri, bir yıl içinde toplam 4 bin 824 hayvanı kurtardı. Bu kurtarmaların 3 bin 559’unu kediler, 622’sini kuş ve diğer kanatlılar, 237’sini köpekler, 406’sını ise diğer hayvanlar oluşturdu. Veriler, her ihbarın bir hayat için ne denli hayati olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:09 BAL-GÖÇ’ten Bulgaristan’a, sandık sınırlaması tepkisi İzmir BAL-GÖÇ’ün 18. Olağan Genel Kurulu’nda Abdurrahim Nursoy yeniden başkan seçildi. Nursoy, Bulgaristan’ın Türkiye’deki sandık sayısını 20 ile sınırlayan kararına sert tepki gösterdi ve oy hakkının evrensel bir yurttaşlık hakkı olduğunu vurgulayarak Bulgaristan yetkililerini bu kısıtlamadan vazgeçmeye ve demokrasiye darbe vurmamaya davet etti. İzmir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği’nin (İzmir BAL-GÖÇ) 18. Olağan Genel Kurulu, İzmir İktisat Kongre Merkezi’nde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Genel kurulda güven tazeleyen Abdurrahim Nursoy, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının oy kullanma haklarına yönelik kısıtlamaya tepki gösterdi. Nursoy, "Sandığa engel olursan, demokrasiye darbe vurursun. Oy hakkı evrenseldir, sınır tanımaz" dedi. Genel kurulda yaptığı konuşmada Nursoy, Bulgaristan Parlamentosu’nda kabul edilen ve Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerde konsolosluklar dışında kurulabilecek sandık sayısını 20 ile sınırlayan düzenlemenin demokratik haklara zarar verdiğini söyledi. "Sandık yurttaşlık hakkıdır" Balkan Türkleri Göçmen Dernekleri Federasyonu (BGF) Genel Başkanı ve İzmir BAL-GÖÇ Başkanı Abdurrahim Nursoy, bu kararın Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşları ile çifte vatandaşlık hakkına sahip olanların seçme haklarını fiilen zorlaştırdığına dikkat çekti. Nursoy, vatandaşların yalnızca Türkiye’de değil; Amerika, Kanada ve İngiltere gibi ülkelerde de özgürce sandığa gidebilmesinin demokratik bir hak olduğunu ifade ederek, "Temennimiz; çifte vatandaşlık hakkına sahip olan herkesin oy kullanma hakkını özgürce kullanabilmesidir. Bu alınan kararları kınıyoruz" diye konuştu. Oy sandığı sayısının 20 ile sınırlandırılmasıyla, Türkiye’de yaşayan yüzbinlerce Bulgaristan vatandaşının oy kullanma hakkından mahrum kalacağını belirten Abdurrahim Nursoy, şöyle devam etti: "Oy kullanma hakkı bir ayrıcalık değil, temel bir yurttaşlık hakkıdır. Bu hakkın idari ya da keyfi düzenlemelerle sınırlandırılması kabul edilemez. Sandık sayısı, vatandaşların yaşadığı ülkeye göre değil; gerçek seçmen sayısı ve yapılan başvurular esas alınarak belirlenmelidir. Bulgaristan Ulusal Meclisi’ni ve ilgili tüm yetkili kurumları, Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının oy haklarını etkin ve eşit biçimde korumaya davet ediyorum." Binlerce kişilik katılım İzmir İktisat Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen 18. Olağan Genel Kurul’a katılımın yoğunluğu dikkat çekti. Genel kurul öncesinde katılımcılar, Gaziemir Üçetek Kültür Sanat Derneği Zeybek Ekibi’nin gösterisiyle karşılandı. Genel kurulda Abdurrahim Nursoy başkanlığındaki yönetim 2026-2028 dönemi için yeniden görevlendirildi. Yeni Yönetim İzmir BAL-GÖÇ’ün yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Abdurrahim Nursoy, Sabri Atasoy, Hüseyin Pasaoğlu, Tuncay Işık, Seyide Uludağ, Gülizar Dağlar, Yakup Serbest, Ümit Şentürk, Hayriye Kahraman, Feyime Mutlu, Hatice Köroğlu, Nurettin Zaimoğlu, Nejdet Çalışkan, Eray Mutlu, Mustafa Vatansever, Onur Can Çamdereli, Sezen Şen, Remziye Mutlu, İlten Güven Ulualan, Gürkan Altıntaş ve Rubil Destanoğlu.
11 Şubat 2026 Çarşamba - 15:07 Ege Üniversitesinden geleceğin teknolojilerine yatırım Ege Üniversitesi, öğrencilerin yenilikçi fikirlerini somut projelere dönüştürmelerini sağlamak amacıyla EBİLTEM-AROM Proje ve Tasarım Atölyesi’ni hizmete açtı. Milli Teknoloji Hamlesi doğrultusunda hayata geçirilen bu merkezle, genç araştırmacıların üretim kültürü ve uygulamalı öğrenme yoluyla geleceğe hazırlanması hedefleniyor. TÜBİTAK’ın öğrenci araştırmaları projelerinde lider konumda bulunan Ege Üniversitesinde, öğrenci projelerini desteklemek ve fikirlerini somut çıktılara dönüştürmek amacı ile "EBİLTEM - AROM Proje Evi - Proje ve Tasarım Atölyesi" açıldı. Açılış törenine Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Aydoğan Savran, EBİLTEM TTO Müdürü Prof. Dr. Bahri Başaran, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Atölyenin açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "Milli Teknoloji Hamlesi ve YÖK 2030 vizyonu doğrultusunda, Ar-Ge ve inovasyon altyapımızı, bilim üretme ekosistemimizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Üniversitemizin bilim, teknoloji, inovasyon ve girişimcilik alanlarındaki etki gücünü daha ileri taşımak, genç araştırmacılarımızı geleceğe hazırlamak için altyapımızı güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Bu kapsamda öğrencilerimizin üretim kültürüyle tanışmaları, fikirlerini projelere dönüştürmeleri amacıyla EBİLTEM - AROM Proje Evi - Proje ve Tasarım Atölyesini hizmete sunuyoruz" diye konuştu. "Bu atölyede fikirleri somut çıktılara dönüşecek" Üniversitelerin eğitim, araştırma ve topluma hizmet gibi üç ana sorumluluğu olduğuna dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Bugün açtığımız bu atölyede söz konusu üç sorumluluk da karşılığını buluyor. Bu tür girişimler gerçekten çok önemli. Öğrencilerin lisans seviyesindeyken böyle projelerde yer alması ileride mezun olduklarında çok daha iyi projeleri hayata geçirmelerine vesile olacaktır. Öğrencilerimizin ulusal ve uluslararası yarışmalarda üniversitemizi başarıyla temsil edecek projeler üretmelerini desteklemek amacıyla EBİLTEM - AROM Proje Evi - Proje ve Tasarım Atölyesi ile fikirleri somut çıktılara dönüştürüyor, uygulamalı öğrenmeyle proje ve tasarım kültürünü güçlendiriyoruz. Bu kapsamda, Proje ve Tasarım Atölyesinin hem öğrencilerimize hem de üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, konuşmasının ardından öğrencilerle bir araya gelerek gerçekleştirilen projeler hakkında bilgi aldı.
Aliağa’da Türk Halk Müziği rüzgârı esti
08 Şubat 2026 Pazar - 17:15 Aliağa’da Türk Halk Müziği rüzgârı esti Aliağa Belediyesi Sanatevi (ASEV) Türk Halk Müziği Korosu (THM), Anadolu’nun farklı bölgelerinden seçilen birbirinden güzel eserlerle sahne alarak izleyenlere sanat dolu bir gece yaşattı. Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuvarı Öğretim Görevlisi ve ASEV Türk Halk Müziği Eğitmeni Dr. Ali Hikmet Gökçen yönetimindeki dev koro, profesyonel enstrüman ekibinin eşliğinde sergiledikleri sahne performanslarıyla büyük beğeni topladı. Türk Halk Müziği eserlerinin yanı sıra Azerbaycan halk müziğinden seçkilere de yer verilen konserde 22 parça, solo ve koro performanslarla seslendirildi. Konser sırasında sahneye davet edilen Aliağa Belediye Başkan Yardımcısı Mesut Öztürk, Şefi Ali Hikmet Gökçen’e teşekkür çiçeği takdim etti. Ardından yaptığı konuşmasında koristlere, saz sanatçılarına, Şef Ali Hikmet Gökçen’e ve geceye katılan tüm sanatseverlere teşekkürlerini iletti. ASEV THM Korosu yeni konserlere hazırlanıyor Final performansı öncesinde konuşan Şef Ali Hikmet Gökçen, emeği geçenlere teşekkür ederek koronun yeni konser programlarını da duyurdu. Gökçen, "Ekim ayından bu yana sizler için hazırladığımız bir konserdi. Yaza kadar yeni konserlerimiz olacak, hepinizi bekliyoruz. Başta Aliağa Belediye Başkanımız Serkan Acar olmak üzere, Aliağa Belediyesi Kültür Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Serap Cerrahoğlu’na ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bu akşam buradaki kalabalık, belediyemizin doğru ve akılcı kültür çalışmaları sayesindedir. Bizleri yalnız bırakmayan herkese arkadaşlarım adına teşekkür ediyorum" dedi. Aliağa sanatseverleri buluşturan konser büyük alkış aldı "Felek Şad Olacak Günün Görmedim" ve "Ötme Bülbül Ötme" eserleriyle başlayan ve yaklaşık iki saat süren THM konseri, "Kavurma Koydum Tasa" ve "Sabunu Koydum Leğene" isimli eserlerle coşkulu bir final yaptı. Konser sırasında eserlere eşlik eden yöresel dans performansları ise izleyicilerden büyük alkış aldı.
İzmir MARAŞDER’den asrın felaketi için anma programı
08 Şubat 2026 Pazar - 15:53 İzmir MARAŞDER’den asrın felaketi için anma programı İzmir Kahramanmaraş Kültür Turizm Dayanışma Derneği (MARAŞDER), Konak’ta asrın felaketinin yıl dönümünde anma programı gerçekleştirirken, Dernek Başkanı Safa Narlı, "Bazı acılar küllenmez. Ancak bu derin yaralar dayanışmayla, inançla, azimle tedavi olur. Deprem bölgelerine ilk günden beri ’asrın inşası’ ile uzanan devletimizin ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın merhamet ve gayret kolu meyvelerini veriyor. 455 bin konut inşa edilerek yeniden ayağa kalkan şehirlerle inşallah yeni bir hikaye yazacağız" dedi. İzmir Kahramanmaraş Kültür Turizm Dayanışma Derneği, Kahramanmaraş ve çevresinde meydana gelen asrın felaketinin üçüncü yılında deprem şehitlerini anma programı gerçekleştirdi. Konak Meydanı’nda gün boyu Kızılay aracılığıyla kan bağışı yapılırken, Konak Metro İstasyonu Çıkışı’nda ’Deprem farkındalık fotoğraf sergisi’ düzenlendi. Konak Hisar Camii’nde ise cuma namazı öncesi mevlid programı gerçekleştirildi. İzmir Kahramanmaraş Kültür Turizm Dayanışma Derneği Başkanı Safa Narlı yaptığı açıklamada, "Bazı acılar küllenmez. Ancak bu derin yaralar dayanışmayla, inançla, azimle tedavi olur. Umutlar yeşerir, yarınlar aydınlanır, şehirler ayağa kalkar. Bugün bu sergi, üçüncü yılını yaşadığımız 6 Şubat Asrın Felaketi depremleri hakkında bizi bir farkındalıkla kuşatıyor. Deprem bölgelerine ilk günden beri ’asrın inşası’ ile uzanan devletimizin ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın merhamet ve gayret kolu meyvelerini veriyor. 455 bin konut inşa edilerek yeniden ayağa kalkan şehirlerle inşallah yeni bir hikaye yazacağız. Rabbim ülkemizi benzer afetlerden muhafaza etsin. Yıkıntılar arasında kalan 11 şehrimizi yeniden ihya ve inşa eden, insanların umutlarını yeniden filizlendirerek yarına dair inançlarını tahkim eden Cumhurbaşkanımız liderliğindeki devletimize ve hükümetimize en kalbi şükranlarımızı sunuyoruz. Deprem şehitlerimize rahmet diliyor, depremzedelerimize bundan sonraki hayatlarında mutlu, sağlıklı, huzurlu yarınlar diliyoruz" ifadelerini kullandı.
İzmir’de yolsuzluk operasyonunda 4 tutuklama
08 Şubat 2026 Pazar - 14:55 İzmir’de yolsuzluk operasyonunda 4 tutuklama İzmir’in Kiraz ilçesinde tarımsal kalkınma kooperatiflerine yönelik düzenlenen yolsuzluk operasyonunda adliyeye sevk edilen 13 şüpheliden 4’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kiraz Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince Kiraz ilçesinde faaliyet gösteren 2 adet tarımsal kalkınma kooperatifine yönelik yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. ’Zimmet’, ’güveni kötüye kullanma’ ve ’nitelikli dolandırıcılık’ suçlamalarıyla gözaltına alınan 13 şüphelinin jandarmadaki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edildi. 4 kişi tutuklandı Adliyeye sevk edilen zanlılardan 4’ü, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 9 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Dosya kapsamında firari olan 1 kişinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü öğrenildi. 38,5 milyon TL’lik kamu zararı Tarım ve Orman Bakanlığı müfettişlerinin denetim raporları ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileri üzerinden yapılan incelemelerde; 2020-2024 yılları arasında yaklaşık 38 milyon 500 bin TL tutarında kamu zararı ve yolsuzluk yapıldığı belirlenmişti. Elde edilen deliller doğrultusunda İzmir’in Kiraz ve Ödemiş ilçeleri ile Aydın’ın Nazilli ilçesinde belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar düzenlenmiş, hakkında yakalama kararı bulunan 14 şüpheliden 13’ü yakalanmıştı.
İzmir’de yolsuzluk operasyonunda 4 tutuklama
08 Şubat 2026 Pazar - 14:38 İzmir’de yolsuzluk operasyonunda 4 tutuklama İzmir’in Kiraz ilçesinde tarımsal kalkınma kooperatiflerine yönelik düzenlenen yolsuzluk operasyonunda adliyeye sevk edilen 13 şüpheliden 4’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Kiraz Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince Kiraz ilçesinde faaliyet gösteren 2 adet tarımsal kalkınma kooperatifine yönelik yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. ’Zimmet’, ’güveni kötüye kullanma’ ve ’nitelikli dolandırıcılık’ suçlamalarıyla gözaltına alınan 13 şüphelinin jandarmadaki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edildi. 4 kişi tutuklandı Adliyeye sevk edilen zanlılardan 4’ü, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 9 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Dosya kapsamında firari olan 1 kişinin yakalanmasına yönelik çalışmaların ise sürdüğü öğrenildi. 38,5 milyon TL’lik kamu zararı Tarım ve Orman Bakanlığı müfettişlerinin denetim raporları ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileri üzerinden yapılan incelemelerde; 2020-2024 yılları arasında yaklaşık 38 milyon 500 bin TL tutarında kamu zararı ve yolsuzluk yapıldığı belirlenmişti. Elde edilen deliller doğrultusunda İzmir’in Kiraz ve Ödemiş ilçeleri ile Aydın’ın Nazilli ilçesinde belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar düzenlenmiş, hakkında yakalama kararı bulunan 14 şüpheliden 13’ü yakalanmıştı.
Gelinlik hayali İzmir’de ücretsiz gerçek oluyor
08 Şubat 2026 Pazar - 12:24 Gelinlik hayali İzmir’de ücretsiz gerçek oluyor İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden dikkat çeken bir sosyal destek adımı geldi. Büyükşehir, bağış yoluyla temin edilen gelinlik, damatlık ve abiye kıyafetleri ile ev tekstili ürünlerini evlilik hazırlığı yapan ihtiyaç sahibi çiftlere ücretsiz sunmaya başladı. Proje, artan düğün masrafları karşısında dar gelirli yurttaşlara nefes aldırdı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla yürüttüğü projelere bir yenisi daha eklendi. Mimar Kemalettin Moda Merkezi Derneği ile yapılan protokol ile bağış olarak alınan gelinlik-damatlık, abiye kıyafetler ve Büyükşehir’in temin ettiği ev tekstili ürünleri ihtiyaç sahibi genç çiftlere ücretsiz ulaştırılıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin vatandaşlara ulaşmak amacıyla köprü olarak kullandığı merkezlerden Gürçeşme Danışma ve Giyim Noktası’nın hemen yanında Gelinlik, Damatlık ve Ev Tekstil Ürünleri Merkezi faaliyet gösteriyor. Merkez vasıtasıyla evlenecek çiftlerin ihtiyaçları karşılanıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kentin farklı noktalarında hizmete açtığı dayanışma ve danışma noktaları aracılığıyla talepler toplanmaya devam edecek. "Vatandaşlarımızın her an yanındayız" Sosyal dayanışmayı güçlendirmek adına çalışmaların sürdürüldüğünü belirten Sosyal Hizmetler ve Yardımlar Şube Müdürü Sultan Tut, "Gürçeşme Danışma ve Giyim Noktası’nın hemen yanında faaliyet gösteren Gelinlik, Damatlık ve Ev Tekstil Ürünleri Merkezi; daha önce kadın, çocuk, erkek giyim evi olarak hizmet veriyordu. Mimar Kemalettin Moda Merkezi ile yapılan protokol kapsamında ürün çeşitliliği arttı. Artık gelinlik, damatlık, abiye hizmetimiz de mevcut. Sadece kötü günlerinde değil iyi ve mutlu günlerinde de vatandaşlarımızın yanında olmak istiyoruz. Gelinlik fiyatları vatandaşların ulaşabilecekleri bir seviyede değil. Çok yüksek. Bizim de ürün çeşitliliğimiz çok fazla. Vatandaşlarımız ücretsiz bir şekilde bizden gelinlik, damatlık, abiye ve ev tekstil ürünleri alabilirler" dedi. "Başkan Tugay’ın vizyonuyla hayata geçirdik" Vatandaşların mutluluğuna ortak olmanın kendilerinde de memnuniyet oluşturduğunu belirten Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görevli Cansel Şimşek, "Vatandaşlarımız ‘hayalimdeki gelinlik şu’ diyor. Biz burada temin edebiliyoruz. Çok mutlu oluyorlar. Onlar mutlu olunca biz daha mutlu oluyoruz" ifadelerini kullandı. "Güzel bir anı olacak" Evlilik arifesindeki Nehir Kula, "Gelinliğimi seçtim. Burada zarif gelinlikler var. Zor seçen bir insanım ama istediğim modellerden buldum. Güzel bir his, çoluğuma çocuğuma göstereceğim güzel bir anı olacak" dedi. Gelinliğini seçen torununa eşlik eden anneanne Fatma Macar ise "Heyecanlıyız. Çok teşekkür ederiz. Allah razı olsun. Çok mutlu olduk. Hiç böyle ummuyorduk. Hayalimiz gerçek oldu" diye konuştu. Gelinliğini seçen Nehir Kula ve anneannesi Macar daha sonra ev tekstil ürünleri bölümünden de tercihlerini yaptı. Anneanne-torun İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ekibi tarafından araçla eve bırakıldı.
Elit kadın sporcular paylaşımlarında kendi hikayelerini yazıyor
08 Şubat 2026 Pazar - 12:24 Elit kadın sporcular paylaşımlarında kendi hikayelerini yazıyor Yaşar Üniversitesi akademisyenlerinin yer aldığı bilimsel araştırma projesinde, elit kadın sporcuların Instagram paylaşımlarının spor branşlarına yönelik toplumsal cinsiyet algısına göre farklılaştığı belirlendi. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr. Dilek Melike Uluçay ve Queen’s University Belfast’tan Doç.Dr.Gizem Melek’in gerçekleştirdiği araştırmaya göre spor branşlarına yönelik toplumsal cinsiyet algısı, elit (profesyonel) kadın sporcuların Instagram’daki paylaşım türleri ve içerik tercihlerinde farklılık oluşturuyor. Elde edilen veriler kadın sporcuların Instagram’ı yalnızca sosyal medya platformu olarak değil, görünürlüklerini artırdıkları ve kendi hikâyelerini anlattıkları güçlü bir iletişim alanı olarak kullandıklarını ortaya koydu. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Doç. Dr. Dilek Melike Uluçay’ın yürütücülüğünü üstlendiği, Queen’s University Belfast’tan Doç. Dr. Gizem Melek’in araştırmacı olarak yer aldığı çalışma, European Journal for Sport and Society dergisinde yayımlandı. Araştırmada, 2020 Tokyo Olimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil eden 15 farklı spor dalından 50 elit kadın sporcudan 44’ünün Instagram paylaşımları içerik analizi yöntemiyle incelendi. Çalışma sonuçları, kadın sporcuların Instagram’da iki farklı anlatı biçimini öne çıkardığını gösterdi. Sporcuların bir yandan müsabakalar, başarılar ve performans odaklı paylaşımlarla "sahne önü" görünürlük sunduğu; diğer yandan günlük yaşam, antrenman süreçleri, etkileşimler ve kamera arkası anlara yer vererek "sahne arkası" içerikler ürettiği belirlendi. 2 bine yakın içerik incelendi Doç. Dr. Dilek Melike Uluçay yaptığı değerlendirmede, "Çalışmanın amacı, genel anlamda Türkiye’deki elit kadın sporcuların Instagram üzerinde kendilerini nasıl temsil ettiklerini ortaya koymaktır. Bizi bu çalışmaya yönelten temel neden ise kadın sporcuların dünyanın diğer bölgelerinde olduğu gibi Türkiye’de de geleneksel medyada yeterince temsil edilip edilmedikleri tartışması oldu. Bu noktada, sporcuların Instagram’ı alternatif medya alanı olarak kullanıp kullanmadıklarını; kendilerini ve profesyonel yaşamlarını bu platformda nasıl yansıttıklarını incelemek istedik. Yaklaşık 2 bine yakın Instagram içeriği analiz edildi. Elde ettiğimiz araştırmalar, geleneksel medyadan farklı tablo ortaya koydu. Instagram’da kadın sporcuların kendilerini daha çok profesyonel başarıları ve atletik donanımları üzerinden temsil ettiklerini gördük. Buna karşılık, geleneksel medyada kadın sporcuların özel hayatlarına ve toplumsal cinsiyet kalıplarına dayalı içerikler öne çıkıyor. Çalışmanın araştırmalarına göre, kadın sporu olarak algılanan branşlarda sporcular daha çok sahne önü içeriklere yönelmekte; maç özetleri ve sportif başarılarını paylaşarak atletik yetkinliklerini vurgulamakta ve performanslarının küçümsenmesine karşı durmaktadır. Diğer yandan, erkek sporu olarak algılanan branşlarda yer alan kadın sporcular, spor yaşantısı dışındaki paylaşımlarıyla da kimliklerini öne çıkarmakta ve kişisel markalarını güçlendirmektedir" dedi.
Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal: "Demans parmak izi gibidir, aynı tanıyı alan iki hastanın yolculuğu farklıdır"
08 Şubat 2026 Pazar - 11:12 Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal: "Demans parmak izi gibidir, aynı tanıyı alan iki hastanın yolculuğu farklıdır" Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, demansın tek tip bir süreç olmadığını belirterek, "Aynı tanıyı alan iki insanın yaşadığı yolculuk, tıpkı parmak izi gibi birbirinden farklıdır. Hastalığın başlangıcından ilerleme hızına kadar pek çok faktör kişiye özgüdür" dedi. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, hasta yakınlarının sıklıkla dile getirdiği, "Başkasında böyle olmamıştı" şeklindeki kıyaslamalara açıklık getirdi. Demansın, alzaymır, Lewy cisimcikli demans, frontotemporal demans ve vasküler demans gibi farklı hastalıkları kapsayan bir şemsiye kavram olduğunu ifade eden Uysal, klinik tablonun geniş bir yelpazede değerlendirildiğini belirtti. "Hastalık her hastada aynı kapıdan girmez" Aynı alzaymır tanısını alan iki kişide bile hastalığın farklı seyredebileceğini vurgulayan Doç. Dr. Uysal, "Bazı hastalarda unutkanlık ön plandayken, bazılarında kelime bulma güçlüğüyle başlayan dil problemleri görülebilir. Erken dönemde öfke, içe kapanma veya şüphecilik gibi davranış değişiklikleri de ortaya çıkabilir. Bunun temel nedeni hastalığın beynin hangi bölgelerini ve hangi sırayla etkilediğidir" diye konuştu. Hastalığın seyrinde genetik yapı, eğitim düzeyi, stres, hipertansiyon ve diyabet gibi faktörlerin rol oynadığını belirten Uysal, bu durumu "bilişsel rezerv" kavramıyla açıkladı. Uysal, bazı beyinlerin oluşan hasarı daha uzun süre telafi edebildiğini, bu nedenle aynı tanının her hastada aynı klinik tabloya yol açmadığını ifade etti. "Demans sadece hafıza kaybı değildir" Toplumda demansın sadece unutkanlıkla ilişkilendirildiğini ancak beynin etkilenen bölgesine göre belirtilerin değiştiğini aktaran Doç. Dr. Uysal, şunları söyledi: "Beynin ön bölgeleri etkilendiğinde kişilik ve davranış değişiklikleri, yan bölgeler etkilendiğinde dil bozuklukları, derin yapılar etkilendiğinde ise halüsinasyonlar görülebilir. Hasta yakınlarının ’Eskiden böyle biri değildi’ tepkisi anlaşılırdır ancak hastalık kişinin karakterini değil, beynini değiştirir. Hastalıkların birbirleriyle kıyaslanması doğru değildir." "Kıyaslama yapmak süreci zorlaştırır" Tedavi sürecinde kişiye özel yaklaşımın önemine değinen Doç. Dr. Uysal, bazen en doğru tedavinin ilacı artırmak değil, bakım şeklini değiştirmek veya hasta yakınını desteklemek olduğunu belirtti. Başka hastalarla yapılan kıyaslamaların süreci zorlaştırdığını ifade eden Uysal, "Bu süreç kişiye özeldir. Hasta yakınları bunu bildiğinde suçluluk duygusu azalır ve beklentiler gerçekçi hale gelir. Hastaya yargılayarak değil, anlayarak yaklaşmak mümkün olur" dedi. Demansın uzun bir yolculuk olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: "Beyin çevresini anlamlandıramadıkça beden ve davranışlar alarm verir. Hastaların ’inat’ veya ’huysuzluk’ gibi görünen davranışlarının ardında genellikle korku ve kontrol kaybı yatar. Bu alarmı susturmanın yolu hastayla tartışmak değil, onun dünyasına yaklaşmaktır. Görevimiz, her ailenin ve her beynin kendine özgü hikayesini yargılamadan dinlemektir."