Yerel Haberler
İzmir
28 Mayıs 2026 Perşembe - 10:57 Alaçatı’da tabeladan tenteye kadar ortak tasarım dönemi İzmir Planlama Ajansı (İZPA) ve Çeşme Vizyon Ofisi, Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden Alaçatı’nın tarihi kimliğini korumak için dikkat çeken bir çalışmaya imza attı. "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede son yıllarda artan kontrolsüz müdahalelerin ve görsel kirliliğin önüne geçilmesi hedefleniyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İzmir Planlama Ajansı (İZPA), son yıllarda hızla artan turizm baskısının tarihi dokuda neden olduğu tahribata karşı Alaçatı için kapsamlı bir koruma çalışması hazırladı. İZPA ve Çeşme Vizyon Ofisi iş birliğiyle hazırlanan "Alaçatı Kentsel Sit Alanı Tasarım Rehberi" ile bölgede tarihi silüeti bozan tabela, tente, cephe ve görsel müdahalelerin ortak bir tasarım diliyle yeniden düzenlenmesi hedefleniyor. Alaçatı’nın taş mimarisi, dar sokakları, cumbalı yapıları ve kendine özgü kent estetiğini korumayı amaçlayan rehber, koruma-kullanma dengesi çerçevesinde hazırlandı. Özellikle yaz aylarında milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan bölgede artan ticari kullanımın oluşturduğu düzensiz görüntünün önüne geçilmesi hedefleniyor. Uçar: Uygulamaya dönük bir referans Kentsel Tasarım Rehberi’ni oluşturmalarının amacının tek tip bir görüntü oluşturmak olmadığının altını önemle çizen İZPA Genel Müdürü Aykut Uçar, "Asıl amacımız, Alaçatı’nın kendi karakterini güçlendirmek. Tarihi çevreyle uyumsuz uygulamalar zamanla bütüncül kent estetiğini zedeliyor. Biz öncelikle bölgeyi tarihi çevreyle uyumsuz uygulamaların kaldırılmasıyla arındırmayı, mevcut iyi örnekleri korumayı ve ahengi güçlendirecek yeni uygulama örnekleriyle zenginleştirmeyi hedefliyoruz. Hazırladığımız rehber; esnafı, kullanıcıyı ve yerel yönetimi ortak bir anlayışta buluşturan, uygulamaya dönük bir referans niteliği taşıyor" dedi. Koçdemir: Alaçatı’nın kimliğini korumak için yola çıktık Yüksek şehir plancısı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Çeşme Belediyesi Meclis Üyesi Esra Koçdemir çalışmanın yalnızca estetik bir düzenleme olmadığını, Alaçatı’nın kültürel kimliğini korumayı amaçlayan uzun vadeli bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Koçdemir, "Çeşme artık deniz, güneş ve gece hayatıyla öne çıkan çok güçlü bir turizm merkezi. Ancak çok daha önemli kimlik ögelerimiz var. Zaman içerisinde aşırı turizm baskısıyla bu değerlerin yıprandığını görüyoruz. Biz de kimliğimizi gelecek nesillere aktarmak amacıyla böyle bir çalışma yapma gereği duyduk. Fiziksel çevre ve sosyoekonomik yapı birbirini karşılıklı etkileyen iki unsur. Fiziksel müdahaleler toplumsal yapıyı etkiliyor, toplumsal değişim de fiziksel çevreyi dönüştürüyor. Biz burada Alaçatı’nın mimari mirasını ve kent dokusunu koruyarak aslında bölgenin sosyoekonomik yapısını da güçlendirmeyi hedefledik. Alaçatı Köyiçi bölgesi bir kentsel sit alanı. Buradaki tüm müdahaleler Anıtlar Kurulu ve KUDEB denetiminde yapılıyor ancak buna rağmen kent dokusunun günbegün değiştiğini, çıkmalar ve farklı eklentilerle deforme olduğunu görüyoruz. Bizim öncelikli hedefimiz, her yıl çok yoğun turist ağırlayan bu tarihi dokuyu korumak" dedi. "Cephe sizin, sokak hepimizin" Çalışmanın yalnızca rehber hazırlamakla sınırlı kalmadığını belirten Koçdemir, sürecin sahada doğrudan esnaf ve vatandaşlarla birlikte yürütüldüğünü anlattı. Alaçatı’da iki ayrı esnaf buluşması yapıldığını söyleyen Koçdemir, rehberin detaylarının teknik toplantılarla işletmecilere anlatıldığını, onlardan sezon başlangıcına kadar cephelerin rehbere uygun hale getirilmesini rica ettiklerini söyledi. Süreçte "Cephe sizin, sokak hepimizin" sloganını kullandıklarını belirten Koçdemir, bina cephelerinin yalnızca özel mülk değil aynı zamanda kamusal alanın bir parçası olduğuna dikkat çekti. Bu kapsamda rehbere aykırı uygulamaların tespit edilerek mülk sahiplerine resmi bilgilendirmelerin yapılmaya başlandığını da aktardı. Pastel tonlar, taş renkleri ve Ege mavisi öne çıkacak İzmir Planlama Ajansı’nın kapsamlı bir literatür ve tarihi belge taramasıyla rehberi hazırladığını söyleyen Koçdemir, Alaçatı’nın geçmişten gelen mimari karakterinin modernize edilerek günümüze taşındığını ifade etti. Koçdemir, "Alaçatı’nın geçmişten gelen renk kartelası yeniden ortaya çıkarıldı. Pastel tonlar, taş renkleri, kiremit ve toprak tonları ile Ege’nin mavi ve turkuaz renklerini içeren geniş bir renk skalası oluşturuldu. Amacımız bütün binaların aynı görünmesi değil; işletmelerin kendi kimliklerini korurken Alaçatı’nın bütüncül estetiğine uyum sağlaması" dedi. Tente, aplik, şemsiye ve tabela tasarımlarında da tarihi referansların esas alındığını söyleyen Koçdemir, "Bina cephelerinin yalnızca bir reklam yüzeyi olarak kullanılmasını istemiyoruz. Tabelaların cephe genişliğinin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde planlandığı, yüksekliklerinin sınırlandığı ve malzeme seçimlerinin rehberde tanımlandığı yeni bir sistem oluşturduk. Ayrıca işletmeler için örnek uygulama setleri hazırladık. Böylece hangi tabela, tente ve aydınlatmanın birbiriyle uyumlu kullanılabileceğine dair esnafa yol gösteriyoruz" ifadelerini kullandı. "Ortak estetik Alaçatı’yı daha güçlü gösterecek" Alaçatı’da işletmesini rehbere uygun şekilde hazırlayan Samed Özen de sürecin işletmeler açısından yol gösterici olduğunu söyledi. Rehber sayesinde tasarım sürecinin daha sistemli ilerlediğini belirten Özen, "Kent tasarım rehberini inceleyerek en başta neleri yapabileceğimizi gördük. Renk paletleri, tenteler ve mekanın genel tasarımını buna göre belirledik. Sabit olan şeyleri bildiğimiz için tasarım sürecimiz daha kolay ilerledi diyebilirim. Aynı zamanda bu durum bizi daha da düşünmeye de yönlendirdi. İnsanların sokakta dolaşırken, fotoğraf çekerken ya da dışarıdan bakarken verdiği tepkiler çok olumlu. Bizim de içimize sindi. Diğer işletmeler de bu renkleri ve tasarım anlayışını kullanmaya başlarsa Alaçatı daha düzenli, daha bütüncül ve daha estetik görünebilir. Bu da hem mahalleye hem işletmelere katkı sağlar" diye konuştu. Tabeladan klimaya kadar her detay planlandı Hazırlanan rehber kapsamında Alaçatı Kentsel Sit Alanı içerisindeki yapı cepheleri ve kamusal alan ilişkisi bütüncül bir anlayışla ele alındı. Tente ve sundurmalar, tabelalar, aydınlatma elemanları, klima ve teknik tesisat kutuları gibi yapıların dış görünümünü etkileyen unsurlar için tasarım önerileri geliştirildi. Aynı zamanda cephe düzenlemeleri, renk seçimleri, malzeme kullanımları ve bitkisel peyzaj uygulamaları da Alaçatı’nın özgün mimari karakterine uygun şekilde yeniden değerlendirildi. Rehberin temel hedeflerinden biri de Alaçatı’da yıllar içerisinde oluşan estetik bütünlüğü korumak. Özellikle farklı işletmeler tarafından yapılan kontrolsüz uygulamaların oluşturduğu görüntü karmaşasının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
28 Mayıs 2026 Perşembe - 10:29 ABD’de yaşadı, prostat kanseri tedavisi için Türkiye’yi tercih etti ABD’de yaşayan 65 yaşındaki Birol Tuncer, prostat kanseri tedavisi için Türkiye’yi tercih etti. Amerika’da hemşire olan eşi Sultan Tuncer’in "Ameliyatını ABD’de yaptır" ısrarına ve orada sağlık sigortası olmasına rağmen İzmir’de ameliyat masasına yatan Tuncer, Prof. Dr. Burak Turna tarafından robotik cerrahi yöntemiyle gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu. Prof. Dr. Burak, "Amerika’da yaşayan ve eşi de sağlık çalışanı olan hastamızın tercihini ülkemizden ve bizden yana kullanması bizim için gurur verici. Kendisini sağlıklı şekilde taburcu etmenin mutluluğunu yaşıyoruz." dedi. 12 yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’den ayrılarak ABD’ye yerleşen Birol Tuncer, üniversitede satış-pazarlama ve uluslararası ilişkiler eğitimi aldıktan sonra iş hayatına atıldı. Bir süre uydu şirketlerinde çalışan Tuncer, Amerika’da hemşirelik eğitimi alan hemşerisi Sultan Tuncer ile evlendi. 1999 yılında İzmir’den iş daveti alan Tuncer, uzun yıllar iki ülke arasında gidip gelerek işlerini yürüttü. Yaklaşık 6 yıl önce yapılan testlerde prostat değerleri yüksek çıkan Tuncer, hem ABD’de hem Türkiye’de sağlık kontrollerini sürdürdü. Geçtiğimiz kasım ayında PSA tetkik sonuçlarının riskli bulunması üzerine Amerika’da tetkikleri tekrarlanan Tuncer’e prostat kanseri şüphesiyle tedavi başlatıldı. Bu şüphe üzerine Türkiye’ye gelen Tuncer, İzmir’de Acıbadem Kent Hastanesi Robotik Cerrahi Koordinatörü Üroloji profesörü Dr. Burak Turna’ya başvurdu. Yapılan değerlendirmelerin ardından kanser tanısı kesinleşen Tuncer, robotik cerrahi yöntemiyle ameliyat edildi. "Tercihimi Türk doktorlarından yana kullandım" Ameliyat sürecini anlatan Tuncer, Amerika’da yaşayan hemşire eşinin kendisini ameliyat için ABD’ye çağırdığını ancak tercihini Türkiye’den yana kullandığını söyledi. Tuncer, "Amerika’da büyüdüm, okudum, iş sahibi oldum. Geniş kapsamlı sağlık sigortam var. Eşim hemşire. Ancak ben tercihimi Türk doktorlarından yana kullandım. Onların bilgisine ve yetkinliklerine güveniyorum. Bizim doktorlarımızın hastalara olan ilgisi etkileyici, tabii personelin de öyle. Mesela ameliyat sonrası yoğun bakımda yatarken hasta monitörlerinin sesinden uyuyamadım. Hemşire bu sorunumu ses kesici kulakla çözdü. Robotik cerrahi sayesinde de hızlı toparlandım ve kısa sürede normal hayatıma döndüm. Burak hocama ve ekibine çok teşekkür ediyorum." diye konuştu. "Robotik cerrahiyle hızlı iyileşme sağlandı" Öte yandan hastanın sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Prof. Dr. Burak Turna, "Hastamızı robotik cerrahi yöntemiyle başarılı bir şekilde ameliyat ettik. Bu yöntem sayesinde daha hızlı iyileşme süreci sağlandı. Amerika’da yaşayan ve eşi de sağlık çalışanı olan hastamızın tercihini bizden yana kullanması bizim için gurur verici. Kendisini sağlıklı şekilde taburcu ettik" dedi.
Başkan Acar: "Yatırım yapan bir belediyeyiz"
05 Nisan 2025 Cumartesi - 10:11 Başkan Acar: "Yatırım yapan bir belediyeyiz" Aliağa Belediye Meclisi Nisan Ayı Olağan Toplantısı’nda konuşan Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, "Yatırım yapan bir belediyeyiz. Yatırımlar konusunda yol ve cadde yapımları da yer alıyor. Yeri geliyor büyükşehrin görev alanına giren yolları da yapıyoruz" dedi. İzmir’in Aliağa Belediye Meclisi Nisan Ayı Olağan Toplantısı, Belediye Başkanı Serkan Acar yönetiminde gerçekleştirildi. Belediye Meclis Salonu’ndaki oturum 4 Mart 2025 tarihli meclis tutanağının okunup onaylanması ve Denetim Komisyonu Raporu’nun meclisin bilgisine sunulmasıyla başladı. Denetim komisyonu raporuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, denetim komisyonu raporuna hiçbir şekilde müdahalelerinin olmadığı gibi raporun bağımsız bir denetçi tarafından da denetlendiğini söyledi. Alınan ekmekten tutun da tüm harcamaların denetim komisyonu raporunda yer aldığını belirten Başkan Serkan Acar, doğrudan temin, personel giderleri ve sürdürülebilir bütçe hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Başkan Serkan Acar, yasal doğrudan temin limitinin bütçenin yüzde 10’unu aşmaması gerektiğini, Aliağa Belediyesi’nde ise bu oranın yüzde 4 civarlarında kaldığını ve bunun örneği olmayan bir başarı olduğunu söyledi. "Yatırım yapan bir belediyeyiz" Belediyeleri en çok zorlayan kalemlerden birinin personel giderleri olduğunun altını çizen Başkan Serkan Acar, "Personel giderlerinde bütçenin yüzde 30’u yasal limit olarak kabul ediliyor. Yapılan son zamlardan sonra personel giderlerimizde artış oldu. Geçen sene bütçenin yüzde 16’sı seviyelerindeydik. Bu sene ise bu oranı yüzde 22 seviyelerinde tuttuk. Büyükşehir dahil, İzmir’de yasal limitin altında kalmayı başaran başka bir belediyeyi örnek veremezsiniz. Maaşları düzenli ödeyen bir belediyemiz var" ifadelerini kullandı. Önemli olanın ekonomik anlamda sürdürülebilir bir bütçe oluşturmak olduğunu da sözlerine ekleyen Başkan Serkan Acar, "Bütçemizin yüzde 64’ü ile mal ve hizmet alımı yapıyoruz. Çünkü yatırım yapan bir belediyeyiz. Yatırımlar konusunda yol ve cadde yapımları da yer alıyor. Yeri geliyor büyükşehrin görev alanına giren yolları da yapıyoruz" dedi. Encümen ve komisyonlara üye seçimi yapıldı Başkan Serkan Acar’ın yaptığı bilgilendirmenin ardından başkanlıktan gelen önergelerin görüşülmesine geçildi. Önergeler kapsamında encümen üye seçimi yapıldı. Yapılan gizli oylamada Savaş Dağdeviren, Faik Babayiğit ve Neriman Arı encümen üyeliğine seçildi. Görev süresi dolan ve yeni kurulan komisyonlar şu isimlerden oluştu: İmar Komisyonu: Erol Güngör, Barış Bıdık, Verda Arpacı, Orhan Şimşek, Erdal Önal Plan ve Bütçe Komisyonu: Doğanşah Aydın, Murat Arcak, Gizem Çetinkaya Ülker, Türkan Fidan, Fatma Belgin Aygün, Kentsel Dönüşüm ve Doğal Afetler Komisyonu: Mustafa Topçu, Fikri Deniz, Ali Özener, Uğur Tural, Mesut Yaşar Aybar Çevre Sağlığı ve Esnaf Komisyonu: Yaren Öztürk, Nadire Ural, Ali Özener, Tanju Öge, Mesut Öztürk, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu: Gizem Çetinkaya Ülker, Müesser Eylül Işık, Verda Arpacı, Emine Bilgin, Serhat Erkal Hukuk Komisyonu: Gizem Çetinkaya Ülker, Barış Bıdık, Murat Arcak, Sezgin Holat, Hilal Sadıkoğlu Akar 2024 yılı faaliyet raporu 6 Nisan Pazar günü görüşülecek Başkanlıktan Gelen Önergeler kapsamında yer alan; Aliağa Midilli Yolcu İskelesi’nin 10 yıl süre ile kiraya verilmesini içeren madde oy birliği ile Plan, Bütçe Komisyonuna havale edildi. Önergeler kapsamında meclise sunulan 2024 yılı faaliyet raporu ise 6 Nisan 2025 Pazar günü saat 18.00’de yapılacak olan ikinci birleşimde görüşülecek.
İzmir’de 2 kişinin öldüğü saldırı öncesi kamerada
05 Nisan 2025 Cumartesi - 09:44 İzmir’de 2 kişinin öldüğü saldırı öncesi kamerada İzmir’in Çiğli ilçesinde bir saldırganın, eski nişanlısını ve annesini tabancayla vurduğu, 2 kişinin öldüğü 1 kişinin de yaralandığı olay öncesi, güvenlik kamerası tarafından görüntülendi. Dün akşam saat 17.00 sıralarında, Yeni Mahalle’de bulunan Park Yaşam Ataşehir Sitesi girişinde meydana gelen olayda, Necati Yorğun (35), eski nişanlısı olduğu öğrenilen Selen Sakın ve onun annesi Serpil K.’ya tabancayla ateş etti. Anne ve kız kanlar içerisinde kalırken Yorğun aynı tabancayla kendi göğsüne ateş etti. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde, Selen Sakın’ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralı oldukları belirlenen Serpil K. ve silahlı saldırgan Necati Yorğun, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Necati Yorğun da hastanede hayatını kaybetti. Selen Sakın ve Necati Yorğun’un cenazeleri yapılan incelemenin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Serpil K’nin ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Meydana gelen olayın hemen öncesi güvenlik kamerası görüntüsüne yansıdı. Görüntüde, Necati Yorğun’un anne ve kızın yaşadığı site önüne geldiği, siteden içeri girmeye çalıştığı esnada anne Serpil K.’nin site güvenliğine şikayet ettiği, daha sonra Serpil K. ile tartışan Necati Yorğun’un kendisine bir cisim fırlattıktan sonra sokağa doğru hızla yürüdüğü anlar yer aldı. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
İzmir’de dehşet: Sokak ortasında eski nişanlısını ve annesini vurup intihar etti
05 Nisan 2025 Cumartesi - 09:02 İzmir’de dehşet: Sokak ortasında eski nişanlısını ve annesini vurup intihar etti İzmir’in Çiğli ilçesinde bir kişi, sokak ortasında tartıştğı eski nişanlısını ve eski nişanlısının annesini tabancayla vurdu ardından aynı tabancayla göğsüne ateş etti. Olayda saldırgan ve eski nişanlısı hayatını kaybederken, anne ağır yaralandı.Olay, saat 17.00 sıralarında Yeni Mahalle’de bulunan Park Yaşam Ataşehir Sitesi girişinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Necati Yorğun (35), eski nişanlısı Selen Sakın’ın (41) yanına geldi. Burada Sakın ve annesi Serpil K. (70) ile tartışan Yorğun, yanında getirdiği tabancayla anne ve kıza ateş açtı. Selen Sakın ve annesi Serpil K. kanlar içerisinde yere düşerken, silahlı saldırgan aynı tabancayla kendi göğsüne ateş etti. Olayı görenlerin ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi.2 ölü, 1 ağır yaralıPolis ekipleri bölgede çevre güvenliğini sağlarken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Selen Sakın’ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralı oldukları belirlenen Serpil K. ve silahlı saldırgan Necati Yorğun, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Necati Yorğun da hastanede hayatını kaybetti.Selen Sakın ve Necati Yorğun’un cenazeleri yapılan incelemenin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Serpil K’nin ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi.Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
İzmir’de dehşet: Sokak ortasında eski nişanlısını ve annesini vurup intihar etti
04 Nisan 2025 Cuma - 20:04 İzmir’de dehşet: Sokak ortasında eski nişanlısını ve annesini vurup intihar etti İzmir’in Çiğli ilçesinde bir kişi, sokak ortasında tartıştğı eski nişanlısını ve eski nişanlısının annesini tabancayla vurdu ardından aynı tabancayla göğsüne ateş etti. Olayda saldırgan ve eski nişanlısı hayatını kaybederken, anne ağır yaralandı. Olay, saat 17.00 sıralarında Yeni Mahalle’de bulunan Park Yaşam Ataşehir Sitesi girişinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Necati Yorğun (35), eski nişanlısı Selen Sakın’ın (41) yanına geldi. Burada Sakın ve annesi Serpil K. (70) ile tartışan Yorğun, yanında getirdiği tabancayla anne ve kıza ateş açtı. Selen Sakın ve annesi Serpil K. kanlar içerisinde yere düşerken, silahlı saldırgan aynı tabancayla kendi göğsüne ateş etti. Olayı görenlerin ihbarı üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. 2 ölü, 1 ağır yaralı Polis ekipleri bölgede çevre güvenliğini sağlarken, sağlık ekipleri tarafından yapılan kontrolde Selen Sakın’ın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralı oldukları belirlenen Serpil K. ve silahlı saldırgan Necati Yorğun, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Necati Yorğun da hastanede hayatını kaybetti. Selen Sakın ve Necati Yorğun’un cenazeleri yapılan incelemenin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Serpil K’nin ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
Türk doğal taş sektörünün bayramı 9 Nisan’da başlıyor
04 Nisan 2025 Cuma - 11:31 Türk doğal taş sektörünün bayramı 9 Nisan’da başlıyor Marble İzmir-Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı bu yıl 30. kez 9-12 Nisan 2025 tarihleri arasında sektörü Fuar İzmir’de bir araya getirmeye hazırlanıyor. Yurt içi ve yurt dışından yoğun talebin olduğu fuarda hazırlıklar devam ediyor. 150 bin metrekareyi aşan açık ve kapalı alanda binin üzerinde katılımcının yer alacağı Marble İzmir, dört gün boyunca Türkiye ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri ağırlayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım başladı. 9 - 12 Nisan 2025 tarihleri arasında Fuar İzmir’de düzenlenecek fuarda doğal taş ile makine ve teknoloji firmaları kendilerine ayrılan alanları doldurmaya başladı. 150 bin metrekareyi aşan açık ve kapalı alanda binin üzerinde katılımcının yer alacağı Marble İzmir, dört gün boyunca Türkiye ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri ağırlayacak. Blok mermer alanında renk renk, çeşit çeşit yüzlerce blok doğal taş ziyaretçilere görsel şölen yaşatacak. Doğal taşın Türkiye ekonomisine 20 milyar dolarlık katkı 1998 yılından bu yana Uluslararası Fuarlar Birliği (UFI) üyesi olan Marble İzmir, Türkiye’nin doğal taş sektöründeki küresel konumunu güçlendiriyor. Fuara olan ilgi ve talep, doğal taş sektörünün uluslararası platformlarda daha da büyümesini sağlarken Türkiye’nin bu alanda liderliğini de pekiştiriyor. Ekonomik ve ticari açıdan kenti canlandırıp sanayicilere ise büyüme ve ihracat kapılarını açan Marble İzmir’in ilk yılında Türkiye’nin doğal taş ihracatı 77 milyon dolarken yıllar içinde fuarın da katkısıyla ihracat 2 milyar dolar seviyelerine geldi. Doğal taş ihracatı Türkiye’nin sektörde dünya rezervlerinin üçte birine sahip olma avantajının yanısıra renk ve desen zenginliğinin de etkisiyle son 10 yılda Türkiye ekonomisine yaklaşık 20 milyar dolarlık katkı sağladı. Fuar, bu yıl da geçmiş yıllardan daha büyük bir ticaret hacmi oluşturacak ve doğal taş sektörünün ihracatta yeni hedeflere ulaşmasını sağlayacak. Alım heyetleri ile ticaret hacmi artacak Marble İzmir web sayfası üzerinden alınan başvurular ve temsilci çalışmaları sonucu Avustralya’dan İtalya’ya, Çin’den Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar dünyanın her kıtasındaki 75 ülkeden yabancı ziyaretçiler, alım heyeti programı için başvuru yaptı. İhracatçı Birlikleri üyelerinin talepleri doğrultusunda bu yıl, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, Güney Kore, Irak, Kanada, Katar, Libya, Mısır, Suudi Arabistan ve Rusya olmak üzere 11 ülke hedef olarak belirlendi. Sektörün öncüleri büyük organizasyonun parçası T.C. Ticaret Bakanlığı himayelerinde, İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen Marble İzmir 30. Uluslararası Doğaltaş ve Teknolojileri Fuarı; Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), İzmir Ticaret Odası (İZTO), Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), İzmir Ticaret Borsası (İTB), Ege İhracatçılar Birliği (EİB), Denizli İhracatçılar Birliği, (DENİB), Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) tarafından destekleniyor, Tüm Mermer Doğaltaş ve Makinaları Üreticileri Birliği (TÜMMER) partnerliğinde organize ediliyor. Geniş katılımcı ve ziyaretçi profili Marble İzmir’de; doğal taş ve ürünleri ile mermer sarf malzemeleri, fabrika ve atölye sarf malzemeleri, mermer makineleri, iş makineleri ve ağır ekipmanlar, fabrika ve atölye makineleri, çevre koruma, geri dönüşüm ve kazanım sistemleri, sektörel kuruluşlar, bilgi işlem ve yazılım firmaları, nakliye ve lojistik hizmetler, finansman ve kredilendirme hizmetleri, kamu ve resmi kurumlar, dernek, birlik ve STK’lar, medya kurum ve kuruluşları katılımcı olarak yer alacak. Fuarın ziyaretçi profilini ise tüm dünyadan doğal taş işleme makine ve teknolojileri bayi ve toptancıları, doğal taş uygulamacıları, inşaat ve taahhüt şirketleri, proje yönetim ve danışmalık şirketleri, yapı denetim şirketleri, mimarlık ofisleri, yapı marketler, yapı malzemeleri toptancıları, perakendeci ve dağıtıcıları, inşaat makineleri bayi ve toptancıları, madencilik ve doğal taş şirketleri oluşturuyor. "Değişik" tasarımlar da ödüllendirilecek Fuar çerçevesinde doğal taş tasarım yarışması da düzenleniyor. Marble İzmir, bu yıl 7.’si düzenlenen Uluslararası Değişik Doğal Taş Tasarım Yarışması’yla genç tasarımcıları sektörün yenilikçi firmalarıyla bir araya getiriyor. Doğal taş ihracatının, tasarım ve mimariyle desteklenerek katma değeri yüksek ürünlerle artması, Türk doğal taşının pazarda yenilikçi yüzünün ortaya konulmasının amaçlandığı yarışmada hayata geçirilecek özgün tasarımlar, Marble İzmir’de sergilenecek. ‘Değişik oldu çok da güzel oldu’ mottosuyla hazırlanılan ve 600 bin TL ödül dağıtılan yarışmada, 892 başvuru arasından seçilen 25 tasarımın son kullanıcıya hizmet edecek şekilde üretimi yapılarak 30. Marble İzmir Fuarı’nda yerlerini alacak. 30’uncu Marble İzmir bereketi ile geliyor Marble İzmir, sektöre ve yan sektörlerine, ihracata, istihdama katkı sağlamasının yanı sıra turizmden konaklamaya, ulaşımdan yiyecek içecek sektörüne kadar birçok alanda kent ve ülke ekonomisine güç verecek. Fuar nedeniyle kente gelecek yerli, yabancı katılımcı ve ziyaretçiler, İzmir’de Marble bereketini hissettirecek.
Ani kalp krizine karşı toplu alanlarda şok cihazı bulundurulmalı
04 Nisan 2025 Cuma - 11:01 Ani kalp krizine karşı toplu alanlarda şok cihazı bulundurulmalı Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Ercan, havalimanları, konser salonları, okullar ve diğer kalabalık alanlarda acil durumlarda kalp ritmini düzenleyen şok cihazlarının (otomatik defibrilatörlerin) bulunmasının büyük önem taşıdığını belirterek, "Bu tür cihazlar, ani kalp durmalarında hayat kurtarıcı olabilir" dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ertuğrul Ercan, kalp krizinin nedenleri, belirtileri ve erken teşhis ile korunma yöntemleri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Ertuğrul Ercan, "Kalp krizi, kalp kasını besleyen koroner damarların tıkanması sonucu meydana gelir. Kalp, tüm vücuda kan pompalarken aynı zamanda kendisinin de oksijene ihtiyacı vardır. Ancak bu hayati damarların tıkanması durumunda ciddi ritim bozuklukları gelişebilir ve ani ölümler yaşanabilir" dedi. Kalp krizinin belirtilerinin yalnızca göğüs ağrısı ile sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Ercan, "Bazen sırt, çene, diş, kol veya karın ağrısı gibi farklı semptomlarla da ortaya çıkabilir. Bu belirtiler erken bir uyarı niteliğinde olabilir" ifadelerini kullandı. Hızlı müdahale hayat kurtarıyor Kalp krizinin öncesinde veya sırasında ortaya çıkan ani ritim bozukluklarının hayati tehlike taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Ercan, "Bu nedenle havalimanları, konser salonları, okullar ve diğer kalabalık alanlarda acil durumlarda kalp ritmini düzenleyen şok cihazlarının (otomatik defibrilatörlerin) bulunması büyük önem taşıyor. Bu tür cihazlar, ani kalp durmalarında hayat kurtarıcı olabilir" dedi. Dünyanın pek çok ülkesinde bu cihazların toplu alanlarda bulundurulmasının zorunlu hale getirileceğini belirten Prof. Dr. Ercan, "Türkiye’de de bu konuda daha fazla bilinç oluşturulmalı" diye ekledi. "Kalp krizini önlemenin en iyi yolu risk faktörlerini belirlemektir" Prof. Dr. Ercan, ailede kalp hastalığı geçmişi olanların, tansiyon ve şeker hastalarının, sigara kullananların ve obezite sorunu yaşayan bireylerin kalp krizi açısından çok daha yüksek risk taşıdığına dikkat çekti. Erken teşhis için en yaygın yöntemlerden biri olan efor testinin her zaman kesin sonuç vermediğini belirten Ercan, "Teknolojinin gelişmesiyle birlikte kalp tomografisi gibi yüksek hassasiyete sahip yöntemler kullanılmaya başlandı. Sanal anjiyo olarak da bilinen kalp tomografisi, damarların detaylı bir şekilde görüntülenmesini sağlayarak erken tanıya imkan tanıyor. Bu sayede ani kalp krizleri ve ritim bozuklukları önceden tespit edilebilir" dedi. Son olarak, "Herhangi bir semptom ya da risk faktörü olmasa bile 40 yaşın üzerindeki erkekler ve menopoz sonrası kadınlar kardiyolojik muayeneden geçmelidir. Erken teşhis ve uygun tedavi sayesinde ölümcül vakaların büyük ölçüde önüne geçebiliriz" çağrısında bulundu.
‘Sendromlu’ binalar hastalık saçıyor
04 Nisan 2025 Cuma - 09:43 ‘Sendromlu’ binalar hastalık saçıyor İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç, evlerdeki banyo, mutfak ve oda gibi kapalı alanlarda rutubet nedeniyle oluşan küf ya da mantarların, zatürre ve kalıcı akciğer hasarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Tıpta ‘hasta bina sendromu’ olarak adlandırılan bu duruma karşı dikkatli olunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kılınç, "Küf ve mantarları solumak, mikrobik olmayan zatürreye yol açabiliyor. Bu durum süreklilik arz eder, tedavisi de erken dönemde yapılmazsa, kalıcı akciğer hasarlarına neden olabiliyor" diye konuştu. Evlerdeki küf ve mantarların zaman zaman gözardı edilebildiğini ancak bu durumun gizli bir tehlike oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Kılınç, alınması gereken önlemlerle ilgili önemli bilgiler paylaştı. "Hastada hayati risk bile olabilir" Evlerin iyi havanlandırılması ve rutubete karşı önlemler alınması gerektiğini belirten Prof. Dr. Kılınç, "Küf; kokusundan ve yüzeylerde oluşan siyah ya da mavi renkli üremelerden rahatlıkla anlaşılabilir. Duvarda kabarmalar, boyanın arkasında oluşan pamuksu tabakalar, en belirgin özellikleri arasında. Küf ve mantar, mevsim olarak daha çok kış aylarında görülse de diğer mevsimlerde de ortam havasına karışmaya devam ederler. Bu oluşumları önlemek için vatandaşlar, kapalı alanları sıklıkla havalandırmayı ihmal etmemeli. Küf ve mantar oluşan yapıyı, yüzeyi onarmalı ve iyileştirmeliyiz. Bunun dışında ortam iklimlendirmesinin iyi olması ve klima filtrelerinin de düzenli periyotlarda değiştirilmesi çok önemli. Otel, alışveriş merkezleri ve hastanelerin iklimlendirilmesinde kullanılan merkezi klima sistemlerinde dezenfeksiyon iyi yapılmazsa, lejyonella dediğimiz bakteri ürer. Bu da solunum yoluyla havalandırma kanallarından ortama saçıldığında, bakteriyel zatürrelere yol açar. Lejyoner zatürresi ya da turist zatürresi dediğimiz durumlar ortaya çıkabilir. Bunlar da tehlikeli zatürrelerdir. Erken teşhis edilmezse, hastada hayati risk oluşturabilir" ifadelerini kullandı. "İzmir’de kirlilik 4-5 kat fazla" Dış ortamdaki hava kirliliğinin de insan sağlığı için ciddi tehlike oluşturduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kılınç, "Ortamda kirleticiler var ve bunlar ölçülebilir şeyler. Bunlar, Partikül Madde (PM) 2,5 ya da 10 dediğimiz kirleticiler. Dünya Sağlık Örgütü tarafından bu kirleticilerin, metreküpte bulunması gereken mikrogramları belirlenmiş durumda. Örneğin; PM 2,5 için metreküpte 15 mikrogramdan daha fazla olmaması gerekir. Ancak İzmir’de hava kirliliği bakımından, ocak ayından bugüne kadar 15 olması gereken değer, her gün 4 ya da 5 kat (80-100 arası) daha fazla tespit edildi. PM 2,5 olarak adlandırdığımız hava kirliliği oluşturan maddeler, sadece bronşlarda kalmıyor, solunduğunda kana da geçiyor ve vücudun tüm organlarına gidebiliyor. Dolayısıyla kalpte, akciğerde, beyinde ve vücudun her yerinde hasara yol açabiliyor" diye konuştu.
Öğrencilerden animasyon film başarısı
04 Nisan 2025 Cuma - 09:42 Öğrencilerden animasyon film başarısı Yaşar Üniversitesi öğrencileri Gözde Alicikoğlu ve Alphan Tokmakoğlu’nun hazırladığı "Kabullenilmiş Gerçeklik: İnkar" adlı animasyon filmi, Atina Animfest 2025’te resmi seçkide yer alan filmlerden biri oldu. Yaşar Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Çizgi Film ve Animasyon Bölümü öğrencisi Gözde Alicikoğlu ve Müzik Bölümü öğrencisi Alphan Tokmakoğlu’nun "Kabullenilmiş Gerçeklik: İnkar" adlı animasyon filmi, 19 yıldır düzenlenen Atina Animfest 2025’te resmi seçkide yer alan filmlerden biri oldu. Çizgi Film ve Animasyon Bölümü öğrencisi Gözde Alicikoğlu’nun görsellerini ürettiği filmde müzikleri ise Müzik Bölümü öğrencisi Alphan Tokmakoğlu besteledi. Kıyamet sonrası bir tavan arasında geçen filmde karakter kendi umutsuz yalnızlığına çözüm arayışı içindedir. Bu yalnızlığa son vermek amacıyla kendi yaptığı makineyi çalıştırmak için portal ile başka bir evrene gider. Filmi anlatan Gözde Alicikoğlu, "Filmde duyguları ve fantastik temayı daha iyi yansıtmak adına renk paletine ve ışık kullanımına önem verdim. Karakter ve mekan tasarımları her yaştan izleyiciye uygun olarak tasarlandı. Festivalde, yaptığım kısa filmin uluslararası bir festivalde insanlar tarafından izlenecek olması beni çok mutlu ediyor ve gurur veriyor. Filmimin farklı ülkelerden başarılı birçok filmin arasında yer alması benim için çok hoş bir duygu. Filmin yapım aşamasında ve sonrasında bana çok destek olan Çizgi Film ve Animasyon Bölümü Öğretim Görevlisi Asadul İslam’a ve tüm hocalarıma teşekkür ediyorum" dedi. İki bölümden ortak film Film müziklerini yapan Alphan Tokmakoğlu ise "Gözde’nin neler düşündüğünü öğrenmek istedim ve müziği buna göre yaptım. Sinopsise veya özete göre yapmadım. Ben son sınıf öğrencisiyim, benim öğrencilik dönemim boyunca ilk defa aynı fakülteden iki bölümün ortak bir filmi oldu. Bu filmin yurtdışında bir festivale katılmış olmasından çok mutluyuz" diye konuştu.