Yerel Haberler
İzmir
Çeşme Belediyesinden Başkan Lal Denizli’nin ifade sürecine ilişkin açıklama 20 Şubat 2026 Cuma - 16:18:44 Çeşme Belediyesi, Belediye Başkanı Lâl Denizli’nin uyuşturucu soruşturması kapsamında ifadeye çağrılması ve Başkan Denizli’nin ifade vermek için İstanbul’a gitmesiyle ilgili açıklama yayımladı. İfadesinin ardından serbest bırakılan ve hakkında adli kontrol uygulanmayan Denizli’nin, gerçeklerin tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması amacıyla test işlemleri için sevk edildiği bildirildi. ‘Uyuşturucu’ soruşturması kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrılan Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli, bugün İstanbul’a giderek ifadesini verdi. İşlemlerinin ardından serbest bırakılan Başkan Denizli’nin vekilleri tarafından Adli Tıp Kurumu’nda test yapılması yönünde talepte bulunuldu. Yürütülen işlemler kapsamında testlerin yapılması için Başkan Denizli’nin Adli Tıp Kurumu’na sevk işlemi gerçekleştirildi. Belediye açıklama yaptı Çeşme Belediyesi, Belediye Başkanı Lal Denizli’nin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına davet üzerine giderek ifade verdiğini duyurdu. Yapılan açıklamada, sürecin şeffaf bir şekilde ilerlemesi amacıyla Adli Tıp Kurumunda test yapılması yönünde talepte bulunulduğu belirtildi. Belediyeden yapılan yazılı açıklamada, soruşturma dosyasındaki gizlilik kararı nedeniyle ayrıntılara girilmediği ifade edildi. İddiaların hiçbir tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşması için vekilleri aracılığıyla test talebinde bulunulduğu ve sevk işleminin gerçekleştirildiği aktarıldı. Adli kontrol hükmü uygulanmadı İfade işlemlerinin ardından serbest bırakılan ve hakkında adli kontrol hükmü uygulanmayan Başkan Denizli’nin, Adli Tıp Kurumundaki işlemler için kendi aracıyla hareket ettiği bildirildi. Ayrıca Başkan Denizli’nin ifade işlemi öncesinde avukatları aracılığıyla dosyaya sunduğu dilekçeyle test örneği vermek istediğini yazılı olarak ilettiği, gerçeklerin tartışmaya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya konulması yönündeki kararlılığını sürdürdüğü kaydedildi.
20 Şubat 2026 Cuma - 16:04 Türkiye ihracatının yüzde 8’i Aliağa’dan İMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Aliağa Şubesi, Şubat ayı olağan meclis toplantısını şube hizmet binasında gerçekleştirdi. Toplantıda Aliağa limanlarının 2025 yılı 12 aylık performansı, 2026 yılının Ocak ayı verileri, sektörel gelişmeler ve eğitime yönelik destekler ele alındı. Toplantıda konuşan İMEAK DTO Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, Aliağa limanlarının Türkiye genelindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gemi uğrak sayısı 6 bin 224 oldu Şimşek, 2025 yılında Aliağa limanlarına uğrak yapan gemi sayısının 6 bin 224 olduğunu belirterek, 2024 yılının aynı döneminde bu sayının 6 bin 86 olarak kaydedildiğini söyledi. Gemi sayısında yüzde 2,27 artış yaşandığını ifade eden Şimşek, Aliağa’nın Kocaeli’nin ardından ikinci sırada yer aldığını kaydetti. Aliağa limanlarına gelen gemi sayısının 2011 yılından bu yana artış eğiliminde olduğunu aktaran Şimşek, 2011-2025 döneminde gemi sayısının yüzde 24,90 oranında arttığını bildirdi. Ege Bölgesi liman başkanlıkları bazında 2025 verilerine de değinen Şimşek, İzmir Limanı’na 1.337, Dikili Limanı’na ise 304 gemi uğradığını belirtti. Dikili Limanı’nda gemi sayısının yüzde 60 arttığını, İzmir Limanı’nda ise yüzde 12,56 azalış yaşandığını ifade etti. Net tonda 88,7 milyon ton Aliağa limanlarında 2025 yılında elleçlenen net ton miktarının 88 milyon 699 bin 276 ton olduğunu açıklayan Şimşek, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,80 artış gerçekleştiğini söyledi. Aliağa limanlarının 2025 yılını net tonda lider tamamladığını kaydetti. Net ton elleçleme miktarının son 20 yılda yaklaşık üç kat arttığını belirten Şimşek, 2025 yılında 88,7 milyon tona ulaşıldığını bildirdi. Yükleme net tonunun 2025 yılında 35 milyon 871 bin 916 ton olarak gerçekleştiğini ifade eden Şimşek, geçen yıla göre yüzde 4,84 artış sağlandığını ve liderliğin sürdüğünü söyledi. Boşaltma net tonunun ise 52 milyon 827 bin 360 ton olduğunu, bu kalemde yüzde 3,10 artış yaşandığını dile getirdi. İhracat 20 yılda yüzde 288 arttı Şimşek, 2004 yılında yaklaşık 9,2 milyon ton olan ihracat yüklemesinin 2025 itibarıyla 35,9 milyon tona ulaştığını, 20 yılda yüzde 288 artış gerçekleştiğini belirtti. Aliağa Gümrük Müdürlüğü’nün 2020 yılında 12,6 milyar dolar olan ihracat hacmini 2025 sonunda 21,8 milyar dolara çıkardığını ifade eden Şimşek, beş yılda yüzde 72,5 büyüme sağlandığını kaydetti. İthalat tarafında ise 2004 yılında 17,4 milyon ton olan boşaltma miktarının 2025 yılında 52,8 milyon tona yükseldiğini belirten Şimşek, Aliağa Gümrük Müdürlüğü’nün 2020’de 8,5 milyar dolar olan ithalat tutarının 2025’te 13,5 milyar dolara ulaştığını ve gümrük müdürlükleri arasında 8’inci sırada yer aldığını söyledi. Türkiye ihracatının yüzde 8’i Aliağa’dan Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 8’inin Aliağa Gümrük Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğini aktaran Şimşek, 2025 yılında Türkiye genel ihracatının 273 milyar doları, ithalatının ise 365 milyar doları aştığını bildirdi. Toplam 638 milyar dolarlık dış ticaretin yüzde 5,5’ine karşılık gelen 35,3 milyar dolarlık bölümünün Aliağa’dan gerçekleştiğini ifade etti. 2025 yılında Aliağa limanlarında elleçlenen konteyner trafiğinin 1 milyon 701 bin 274 TEU olarak gerçekleştiğini belirten Şimşek, geçen yıla göre yüzde 19,72 azalış yaşandığını ve Aliağa’nın 5’inci sırada yer aldığını söyledi. 2026’nın ilk ayında 7,4 milyon ton net elleçleme 2026 yılının Ocak ayı verilerine ilişkin bilgi veren Şimşek, Aliağa limanlarında 119 bin 146 TEU konteyner elleçlendiğini, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,56 azalış yaşandığını belirtti. Ocak ayında toplam gross ton elleçleme miktarının 10 milyon 174 bin 624 ton olduğunu kaydeden Şimşek, net tonun ise 7 milyon 414 bin 395 ton olarak gerçekleştiğini ifade etti. Net tonda Aliağa’nın liderliğini sürdürdüğünü söyledi. Ocak ayında yükleme net tonunun 2 milyon 636 bin 169 ton olduğunu ve geçen yıla göre yüzde 9,85 azalış yaşandığını belirten Şimşek, boşaltma net tonunun ise 4 milyon 778 bin 226 ton olarak kaydedildiğini ve bu kalemde yüzde 0,80 artış sağlandığını dile getirdi. Ocak ayında Aliağa limanlarına 460 gemi uğrak yaptığını açıklayan Şimşek, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,88 azalış yaşandığını ve Aliağa’nın Kocaeli’nin ardından ikinci sıradaki yerini koruduğunu sözlerine ekledi. Toplantıya; Aliağa Sahil Güvenlik Komutanı Üsteğmen Tugay Peker, Aliağa Bölge Liman Başkanı Günhur Şanlı, Aliağa Deniz Liman Şube Müdürü Kadir Sonocak ile Aliaport Liman Hizmetleri A.Ş. Müdürü Faruk Altun da katıldı.
20 Şubat 2026 Cuma - 13:05 Ramazanda dilencilere yönelik denetimler artırıldı İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı, Ramazan ayı süresince kent genelinde dilencilik faaliyetlerine yönelik denetimlerini artırdı. 2025 yılı içerisinde 891 kişi hakkında işlem yapılırken, 1 milyon 298 bin 928 TL idari para cezası uygulandığı bildirildi. Zabıta Dairesi Başkanlığı’na bağlı Zabıta Denetim Şube Müdürlüğü ekipleri, vatandaşların dini ve insani duygularının istismar edilmesini önlemek, kamusal alan düzenini sağlamak ve kent huzurunu korumak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle cami çevreleri, meydanlar, ana arterler ve yaya yoğunluğunun bulunduğu alanlarda gerçekleştirilen kontrollerde, dilencilik yaptığı ve çevreyi rahatsız ettiği belirlenen kişiler hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 33. maddesi (Dilencilik) ve 37. maddesi (Rahatsız Etme) kapsamında idari yaptırım uygulanıyor. Tutanakla el konulan paralar kamuya aktarıldı Denetimlerde dilencilik faaliyetinden elde edildiği tespit edilen paralara da tutanakla el konularak kamuya aktarılıyor. Bu kapsamda son bir yılda 891 kişi hakkında işlem yapılırken, toplam 1 milyon 298 bin 928 TL idari para cezası uygulandı. 134 bin 399 TL’ye de el konularak kamuya aktarıldığı kaydedildi. Yetkililer, Ramazan ayının huzur ve güven ortamında geçirilmesi, dayanışma ve yardımlaşma duygularının istismar edilmemesi amacıyla denetimlerin günün farklı saatlerinde kesintisiz sürdürüleceğini belirtti.
İzmir’de 212 çete çökertildi, suç oranı yüzde 11 azaldı
16 Ocak 2026 Cuma - 12:57 İzmir’de 212 çete çökertildi, suç oranı yüzde 11 azaldı İzmir Valisi Süleyman Elban, kentteki güvenlik ve asayiş verilerini paylaşarak, 2025 yılında emniyet, jandarma ve sahil güvenlik birimlerinin koordineli çalışmaları sonucunda suç oranlarında ciddi düşüşler yaşandığını açıkladı. Açıklamasında, geçtiğimiz yıl 212 suç örgütünün çökertildiğini söyleyen Vali Elban, kentteki suç oranının yüzde 11 gerilediğini vurguladı. İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, beraberindeki İl Emniyet Müdürü Celal Sel, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Metin Düz ve Sahil Güvenlik Ege Deniz Bölge Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu ile birlikte kentin asayiş tablosuna ilişkin basın toplantısı düzenledi. Vali Elban, 2025 yılında kişilere karşı işlenen 10 önemli suçta yüzde 11, mal varlığına karşı işlenen suçlarda ise yüzde 37 oranında azalma sağlandığını duyurdu. Kişilere karşı suçlarda yüzde 11 azalma Vali Elban, kişilere karşı işlenen suçlarda sahadaki görünürlüğün ve önleyici faaliyetlerin etkili olduğunu belirtti. 2024 yılında 42 bin 966 olan olay sayısının 2025 yılında 38 bin 236’ya gerilediğini ifade eden Elban, suç başlıklarına göre düşüş oranlarını şöyle sıraladı: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma: Yüzde 28 Cinsel saldırı: Yüzde 21 Konut dokunulmazlığının ihlali: Yüzde 17 Cinsel taciz: Yüzde 17 Çocuğun cinsel istismarı: Yüzde 14 Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma: Yüzde 13 Kasten yaralama: Yüzde 11 Tehdit: Yüzde 10 Kasten öldürme: Yüzde 9 Hakaret: Yüzde 7 Mal varlığına karşı suçlarda büyük düşüş Mal varlığına karşı işlenen suçlarda 2024 yılında 12 bin 773 olan vaka sayısının, 2025 yılında 8 bin 45’e düşerek yüzde 37 oranında azaldığını kaydeden Vali Elban, özellikle hırsızlık olaylarındaki gerilemeye dikkat çekti. Bu kapsamda; yankesicilikte yüzde 75, kapkaçta yüzde 64, otodan hırsızlıkta yüzde 59, motosiklet hırsızlığında yüzde 56, iş yeri ve kurumdan hırsızlıkta yüzde 51, oto hırsızlığında yüzde 46, evden hırsızlıkta yüzde 43, dolandırıcılıkta yüzde 31 ve yağma (gasp) suçlarında yüzde 25 oranında azalma meydana geldi. Organize suçlarla mücadele ve ele geçirilen silahlar Yıl boyunca organize suç örgütlerine yönelik darbe vurulduğunu ifade eden Elban, 2025 yılında düzenlenen 296 operasyonla 212 organize suç örgütünün çökertildiğini bildirdi. Ayrıca aranan şahıslara yönelik çalışmalarda; kesinleşmiş hapis cezası bulunan 26 bin 780 kişi yakalanarak cezaevine teslim edilirken, ifadesine yönelik aranan 42 bin 332 kişi hakkında işlem yapıldı. Ruhsatsız silahlarla mücadele kapsamında ise 3 bin 372’si tabanca, 954’ü kuru sıkı, 42’si uzun namlulu silah ve bin 984’ü av tüfeği olmak üzere toplam 6 bin 352 silah ele geçirildi; 6 bin 628 kişi hakkında adli işlem yapıldı. Uyuşturucu ile mücadele: 2 bin 637 tutuklama Uyuşturucu ticaretine yönelik bin 413 operasyon düzenlendiğini açıklayan Vali Elban, bu operasyonlarda gözaltına alınan 5 bin 257 kişiden 2 bin 524’ünün tutuklandığını, bin 573’ü hakkında adli kontrol kararı verildiğini söyledi. Kullanıcılık ve diğer uyuşturucu suçları kapsamında ise 20 bin 709 olayda 22 bin 31 kişi gözaltına alınırken; uyuşturucu suçları genel toplamında tutuklu sayısı 2 bin 637, adli kontrol uygulanan kişi sayısı ise 5 bin 794 olarak kayıtlara geçti. Trafik denetimlerinde rekor artış Trafik güvenliğine yönelik denetimlerin bir önceki yıla göre yüzde 82 oranında artarak 11 milyon 585 bin 71 araca ulaştığını belirten Elban, denetim artışına rağmen işlem yapılan araç sayısındaki artışın yüzde 18’de kaldığını vurguladı. Ticari taksi denetimleri yüzde 21 artarken kesilen cezalar yüzde 2 azaldı. Okul servislerinde ise denetimlerin yüzde 65, cezai işlemlerin ise yüzde 18 oranında arttığı bilgisi paylaşıldı. Suriyeli sayısında düşüş İzmir’deki göç verilerine de değinen Vali Süleyman Elban, kentte geçici koruma statüsüyle bulunan Suriyeli sayısının 98 bin 897’ye gerilediğini açıkladı. Elban, suçla mücadelenin caydırıcılık ve bütüncül yaklaşım prensibiyle kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti.
Bir fincan şifa derken sağlığınızdan olmayın
16 Ocak 2026 Cuma - 10:43 Bir fincan şifa derken sağlığınızdan olmayın Anadolu’nun kadim bakım ve şefkat geleneği olan bitki çayları, kış aylarında içimizi ısıtırken, bilinçsiz kullanımda ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Altın, geleneksel şifayı bilimsel verilerle harmanlayarak hayati uyarılarda bulundu. Hastalık durumunda ıhlamur kaynatma, boğazımız ağrıdığında adaçayı demleme yaşadığımız kültürün kıymetli parçalarından biri olsa da modern tıp, bu geleneksel uygulamaların her birey ve her şartta aynı derecede güvenli olmayabileceğini hatırlatıyor. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Altın, bitki çaylarını tamamen reddetmek yerine doğru bitkinin, doğru kişide ve doğru dozda kullanılması gerektiğini savundu. "Doğal olan zararsızdır" yanılgısı Toplumda bitki çaylarının tamamen zararsız olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunmakla birlikte, bu ürünler de ilaçlar gibi vücuda alındıktan sonra karaciğer ve böbrekler tarafından parçalanan edilen aktif maddeler içeriyor. Kontrolsüz ve uzun süreli tüketim, karaciğerde toksik etkiler oluşturabiliyor. Doç. Dr. Altın, klinik ortamda yeşil çay ekstresi, sinameki ve aloe vera gibi bitkilerin kontrolsüz kullanımına bağlı ciddi karaciğer ve böbrek hasarı olguları takip ettiklerini vurguladı. Şeker ve yüksek ısı şifayı "Yük" haline getiriyor Bitki çaylarının asıl faydası içeriğindeki polifenoller ve antioksidan maddelerden gelir. Ancak bu şifayı yanlış tüketim alışkanlıklarıyla yok edebiliyoruz: - Bal ve pekmez uyarısı: Bal veya pekmez 40-45C’nin üzerindeki sıcaklıklarda eklendiğinde içindeki hassas enzimler kaybolur ve ürün sadece bir şeker yükü haline gelir. - Bağışıklık yanılsaması: Rafine şeker eklenen çaylar kan şekerinde hızlı dalgalanmalara yol açarak bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve iyileşme sürecini uzatabilir. - Öneri: Çaylar mümkünse şekersiz, tatlandırılacaksa ılık hale geldikten sonra çok az miktarda bal veya pekmezle tüketilmelidir. Kronik hastalar ve ilaç etkileşimlerine dikkat Vücut denge mekanizmaları hassas olan kronik hastalar için bitki çayları bazen bir tehdit haline gelebilir. - Tansiyon ve kalp hastaları: Meyan kökü, vücutta kortizol benzeri etki yaparak tansiyonu yükseltebilir ve ritim bozukluklarına yol açabilir. - Kan sulandırıcı kullananlar: Adaçayı, zencefil, zerdeçal ve yeşil çay gibi bitkiler kan sulandırıcılarla birlikte tüketildiğinde diş eti veya burun kanaması gibi kanama risklerini artırabilir. - Diyabet hastaları: Tarçın veya aloe vera gibi bitkiler, şeker ilaçlarıyla etkileşime girerek gece saatlerinde tehlikeli olabilecek ani hipoglisemilere (şeker düşmesi) neden olabilir. Ameliyat öncesi 1-2 hafta Cerrahi bir operasyon planlanıyorsa, bitki çaylarının en az 1-2 hafta önceden bırakılması hayati önem taşır. Zencefil, sarımsak ve yeşil çay gibi bitkiler ameliyat sırasında kontrolü zor kanamalara yol açabilirken, bazı bitkiler de anestezi ilaçlarının etkisini öngörülemez hale getirerek kalp ritim problemlerine zemin hazırlayabilir.
İzmir açıklarında 28 düzensiz göçmen yakalandı, 39 göçmen kurtarıldı
16 Ocak 2026 Cuma - 10:37 İzmir açıklarında 28 düzensiz göçmen yakalandı, 39 göçmen kurtarıldı İzmir açıklarında Sahil Güvenlik ekiplerince gerçekleştirilen üç ayrı operasyonda toplam 28 düzensiz göçmen yakalandı. 39 düzensiz göçmen de kurtarıldı. Olaylarda 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi de gözaltına alındı. 14 Ocak 2026 tarihinde saat 09.20’de, Karaburun ilçesi açıklarında görevli Sahil Güvenlik Botu (KB-4507) tarafından hareketli bir fiber karinalı lastik bot tespit edildi. Durdurulan bot içerisindeki 17 düzensiz göçmen ile beraberindeki 1 göçmen kaçakçısı şüphelisi yakalanarak karaya çıkarıldı. Aynı gün saat 12.35’te, Menderes ilçesi açıklarında devriye görevini yürüten Sahil Güvenlik Botu (KB-89), hareket halindeki bir fiber tekneyi durdurdu. Tekne içerisinde bulunan 11 düzensiz göçmen ekipler tarafından yakalandı. Günün son müdahalesi saat 23.45’te Karaburun açıklarında gerçekleşti. İçerisinde düzensiz göçmenlerin bulunduğu lastik botun motor arızası nedeniyle sürüklendiği ve yardım talebinde bulunulduğu bilgisi üzerine TCSG-4 ve KB-118 botları bölgeye sevk edildi. Ekipler, fiber karinalı lastik bot içerisinde sürüklenen ve aralarında 16’sı çocuk olan toplam 39 düzensiz göçmeni kurtardı. Yakalanan ve kurtarılan düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi. Göçmen kaçakçısı şüphelisi ise gözaltına alındı ve hakkında adli işlem başlatıldı.
Çocuklar için güçlü bağışıklığın üç altın kuralı; beslenme, uyku, hareket
16 Ocak 2026 Cuma - 10:01 Çocuklar için güçlü bağışıklığın üç altın kuralı; beslenme, uyku, hareket Havaların soğumasıyla birlikte enfeksiyon hastalıklarındaki artışa dikkat çeken Uzm. Dr. Ceren Hande Seyyar çocukları hastalıklardan korumanın en etkili yolunun dengeli beslenme, düzenli uyku ve düzenli hareketten geçtiğini söyledi. Bu üç kuralı "bağışıklık üçgeni" olarak tanımlayan Uzm. Dr. Seyyar, "Bol su içerek, hijyen kurallarına dikkat ederek ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınarak da bağışıklığın destekleneceği unutulmamalı." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceren Hande Seyyar, kış aylarında hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonlarının arttığını, ama bu artışın soğuk havadan kaynaklanmadığını söyledi. Seyyar, "Soğuk hava doğrudan hasta etmez; asıl sorun, bu dönemde kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirmemizdir," diyerek yanlış bir algıya dikkat çekti. Seyyar, okulların, toplu taşıma araçları ve alışveriş merkezlerinin mikropların kolayca yayılabildiği alanlar olduğunu hatırlattı, soğuk havanın burun mukozasını kurutarak savunma sistemini zayıflattığını kaydetti. Soğuk hava burun savunmasını zayıflatıyor Burun mukozasının solunum yollarının ilk savunma hattı olduğunu, kuruduğunda virüslerin daha kolay yerleştiğini ifade eden Uzm. Dr. Seyyar, burun yıkaması yapmanın ve ortam havasını nemli tutmanın önemine dikkat çekti. Isınma için kullanılan doğalgaz, klima ve sobaların ortam havasını kurutarak bu riski artırdığını kaydeden Uzm. Dr. Seyyar, "Bu nedenle kış aylarında oda neminin dengede tutulması, burun yıkama gibi basit önlemlerin alınması ve mümkün olduğunca kalabalık ortamlardan uzak durulması önemli." diye konuştu. Bağışıklık üçgeni: Beslenme, uyku, hareket Hastalıklardan korunmada güçlü bağışıklık sisteminin önemine dikkat çeken Seyyar, önerilerde de bulundu. Seyyar, çocuklarda bağışıklığı güçlendiren üç temel alışkanlığı "bağışıklık üçgeni" olarak tanımlayarak şöyle konuştu: "Dengeli beslenme, bağışıklığın temel taşlarından biridir. Protein, sağlıklı yağlar, vitamin ve mineraller bağışıklık hücrelerinin gelişiminde kritik rol oynar. Sebze, meyve ve tam tahıllardan zengin beslenme bağırsak sağlığını destekleyerek bağışıklığı güçlendirir. Aşırı işlenmiş ve şekerli gıdaların ise bağışıklık sistemini zayıflattığı akıllardan çıkarılmamalıdır. Bu tür besinler uyku düzenini bozabilir, metabolik dengeyi ve bağışıklık yanıtını zayıflatabilir. Dolayısıyla sağlıklı beslenme sadece ne yediğimizle değil, ne yemediğimizle de ilgilidir. İkinci faktör uykudur. Uyku, vücudun onarım ve yenilenme zamanıdır. Özellikle derin uyku döneminde bağışıklık maddeleri artar ve vücut mikroplara karşı savunmasını güçlendirir. Yeterli ve kaliteli uyku, bağışıklık sisteminin en doğal destekçisidir. Uykusuzluk ise vücut direncini azaltır, hastalıklara yakalanma riskini artırır ve iyileşme süresini uzatır. Ayrıca yapılan çalışmalar, uykusuz bireylerde aşı sonrası antikor oluşumunun zayıfladığını göstermektedir. Bu nedenle, çocukların yaşına uygun sürede ve karanlık, sakin bir ortamda uyuması bağışıklık için büyük önem taşır. Kısacası; kısa uyku zayıf savunma, kaliteli uyku ise vücudun koruyucu kalkanıdır." Hareket bağışıklığı destekliyor Bağışıklık üçgenini tamamlayan üçüncü faktörün hareket olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Seyyar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Egzersiz sadece kasları değil, bağışıklığı da güçlendirir. Açık havada yapılan hafif tempolu yürüyüşler, bisiklet veya oyun aktiviteleri; kan dolaşımını artırarak bağışıklık hücrelerinin vücutta daha etkin dolaşmasını sağlar. Düzenli fiziksel aktivite, bağışıklığın güçlenmesine ve enfeksiyon riskinin azalmasına yardımcı olur. Bol su içmenin, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmanın ve hijyen kurallarına dikkat etmenin bağışıklığın en doğal destekleri olduğu unutulmamalı. Sonuç olarak, çocuklarımızı kış hastalıklarından korumanın en güçlü yolu ‘düzen’dir. Düzenli uyku, düzenli hareket, dengeli beslenme ve gerektiğinde doktor kontrolünde takviyeler ile kışı sağlıklı geçirmek mümkündür."
Her dört damla sudan biri musluğa ulaşamadan kayboluyor
16 Ocak 2026 Cuma - 09:54 Her dört damla sudan biri musluğa ulaşamadan kayboluyor İklim kriziyle birlikte derinleşen kuraklık, İzmir’de yalnızca azalan yağışlarla değil, altyapıdaki yüksek su kayıplarıyla da kenti susuz bırakıyor. Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Kutay Yılmaz, "Kuraklık artık yeni normal. Su kaynaklarını iyi yönetmek ve iklim uyumlu politikalar üretmek zorunlu" dedi. Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr.Öğr.Üyesi Kutay Yılmaz, Türkiye’nin iklim krizinden en fazla etkilenecek ülkeler arasında gösterildiğini belirterek, "İklim değişikliğiyle birlikte yağış rejimleri bozuluyor, su kaynakları hızla tükeniyor. Geçici önlemler yeterli değil. Kentin su güvenliği için iklim uyumlu ve sürdürülebilir politikalar üretilmeli. Su kayıp ve kaçakları önlenmeli" diye konuştu. Kayıp-kaçak yüzde 25 Kuraklıkla mücadelede yalnızca iklim politikaları değil, kentin içme suyu altyapısının durumu da belirleyici rol oynuyor. İzmir’de suyun önemli bir bölümünün musluğa ulaşamadan kaybedildiğine dikkat çeken veriler, kayıp-kaçak oranlarını yeniden gündeme taşıdı. Konu ile ilgili Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), İzmir Ticaret Borsası ve Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından düzenlenen Su Konferansı kapsamında gerçekleştirilen "Kentlerde Su" başlıklı oturumda konuşan İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, İZSU’nun kayıp-kaçakla mücadelede önemli bir ilerleme kaydettiğini söyledi. Erdoğan, kent genelinde kayıp-kaçak oranının yüzde 25,80, kent merkezinde ise yüzde 24,80 seviyesine düşürüldüğünü vurguladı. Son bir yılda yaklaşık yüzde 2,3’lük bir iyileşme sağlandığını belirten Erdoğan, gece saatlerinde yapılan kontrollü kesintilerin bu sonuçta etkili olduğunu ifade etti. Kuraklık yağışsızlık değil İzmir’de yaşanan hidrolojik kuraklığın yalnızca geçici yağış eksikliği değil; küresel ısınmanın tetiklediği yapısal bir risk olduğunu vurgulayan Yaşar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Kutay Yılmaz da "Kuraklık, yağışın tamamen ortadan kalkması anlamına gelmiyor; aksine yağışların mevsime yayılmadan, kısa sürede ve yüksek miktarlarda gerçekleşmesi bekleniyor. Yoğun ve kısa süreli yağışlar, ilk bakışta su kaynaklarını besliyor gibi görünse de uzun vadede etkili olmuyor. Toprağa yeterince sızamayan yağışlar, yüzey akışıyla hızla denize ulaşıyor. Bu nedenle baraj doluluk oranları ve yeraltı su rezervleri sürdürülebilir biçimde yenilenemiyor. Diğer yandan taşkın ve sel riskini artırıyor" dedi. Uzun vadeli su güvenliği Uzun vadeli su güvenliğini garanti altına alan çözümler gerektiğini de vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kutay Yılmaz, "Susuzluğu önlemek amacıyla farklı havzalardan su transferi, yeni kuyular açılması ya da yeraltı sularının kullanımı gibi önlemler gündemde. Ancak bu tür uygulamalar, kısa vadeli rahatlama sağlasa da uzun vadede su güvenliğini garanti altına almıyor. Yağmur suyu hasadı, konutlarda ve sanayide su verimliliğinin artırılması, tarımda daha az su tüketen yöntemlerin yaygınlaştırılması bu politikaların temelini oluşturuyor. Yağmur suyu hasadı kapsamında, binaların çatılarına düşen yağmur suları depolanarak sifon ve benzeri alanlarda kullanılabiliyor. İzmir’de bazı yeni binalarda uygulanan bu sistem, tek başına yeterli olmasa da iklim uyumunu önemli bir parçası. Kısa ve orta vadede kalıcı bir çözüm de, birçok su sorunu yaşayan ülkede uygulaması bulunan deniz suyunun arıtılarak kullanılması. Bu kapsamda, izin ve onay süreçleri hızlandırılarak çok daha kalıcı bir çözüme İzmir’de ulaşılabilir. Türkiye’de toplam su tüketiminin yaklaşık yüzde 70’i tarımda kullanılıyor. Buna karşın birçok Avrupa ülkesinde bu oran yüzde 25 seviyelerinde. Damla sulama ve suyu verimli kullanan tekniklerin yaygınlaştırılması gerekli" diye konuştu.
Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Osman Köfüncü mazbatasını aldı
15 Ocak 2026 Perşembe - 21:42 Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Osman Köfüncü mazbatasını aldı Çeşme Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nın 11 Ocak’ta gerçekleştirilen seçimli genel kurulunda dördüncü kez başkanlığa seçilen Osman Köfüncü, mazbatasını alarak resmen görevine başladı. Seçim sürecinin ardından yönetim ve denetim kurulu üyeleriyle birlikte Çeşme Adliyesi’ne giden Başkan Köfüncü, mazbatasını Çeşme Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Emre Erdemir’in elinden aldı. Mazbata töreninin ardından adliye önünde toplanan esnaf ve oda üyeleriyle bir araya gelen Köfüncü, yeni döneme ilişkin mesajlar verdi. Seçimlerin demokratik bir olgunluk içerisinde gerçekleştiğini vurgulayan Osman Köfüncü, yeni dönemin Çeşme esnafı için hayırlı olmasını dileyerek, birlik ve beraberlik vurgusu yaptı. 2014 yılından bu yana esnafla iç içe bir yönetim anlayışı benimsediklerini belirten Köfüncü, ayrıştırıcı değil, birleştirici bir anlayışla görev yapmaya devam edeceklerini söyledi. "Sen ben yok, biz varız" Mazbata töreni sonrası konuşan Başkan Köfüncü, "Bugün mazbatamızı aldık. Çeşme Esnaf Teşkilatı’na ve Çeşmemize hayırlı olmasını diliyorum. 11 Ocak’ta yapılan demokratik bir seçimin galibi olarak çıktık. Sen, ben yok. Yine her zaman olduğu gibi 2014’ten beri bu esnafın lideri, abisi, arkadaşı, kardeşi olacağım. Bunu yapmaktan bugüne kadar hep mutluluk duydum, bundan sonra da duymaya devam edeceğim. Bugüne kadar Esnaf ve Sanatkârlar Odası’nın kapısı nasıl açıksa, yine açık olmaya devam edecek. Telefonlarım 24 saat herkesin emrindedir" dedi. Köfüncü, esnafın birlik ve bütünlüğünün en önemli unsur olduğunun altını çizerek, "Bizim için kardeşlik ve esnafın bütünleşmesi her zaman ön plandadır" dedi. Yeni dönemde de esnafın sorunlarını yakından takip etmeyi sürdüreceklerini ifade eden Köfüncü, desteklerinden dolayı başta oda çalışanları olmak üzere başkan vekiline ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür etti.
Eski İHD İzmir Şube Başkanı Ali Aydın son yolculuğuna uğurlandı
15 Ocak 2026 Perşembe - 17:17 Eski İHD İzmir Şube Başkanı Ali Aydın son yolculuğuna uğurlandı İzmir’in Çiğli ilçesinde uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden eski İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şube Başkanı emekli öğretmen ve avukat Ali Aydın, düzenlenen törenlerin ardından gözyaşlarıyla toprağa verildi. Acılı eş Kızbes Aydın, eşinin ömrünü hak ve özgürlük mücadelesine adadığını belirterek, "Bu bireysel bir saldırı değildir. Arkasındaki gücün ortaya çıkarılması için hep birlikte mücadele edelim" dedi. Emekli öğretmen ve avukat, aynı zamanda İHD İzmir Şube Eş Başkanı olan 69 yaşındaki Ali Aydın, Çiğli ilçesi Evka-2 bölgesindeki dağlık alanda ölü bulundu. Olayın hemen ardından polis ekipleri bölgede geniş çaplı bir inceleme başlattı. Çiğli Suç Önleme ve Araştırma Büro Amirliği ekiplerinin ısrarlı takibi sonuç verdi ve cinayet zanlısı olduğu belirlenen 30 yaşındaki M.D.E. kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Emniyetteki ilk sorgusunda suçunu itiraf eden zanlının, cinayeti uyuşturucu ve uyarıcı madde etkisi altındayken işlediğini söylediği öğrenildi. Zanlı, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zanlının mahkemede "Ben seçilmiş kişiyim, kafirleri öldüreceğim" diye slogan attığı öğrenildi. Karşıyaka Adliyesinde tören Ali Aydın için ilk tören Karşıyaka Adliyesi önünde gerçekleştirildi. Buradaki törene İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, baro yönetimi ve çok sayıda meslektaşı katıldı. Baro Başkanı Yılmaz, Aydın’ın sadece bir avukat değil, aynı zamanda bir eğitimci ve hak savunucusu olduğunu belirterek olayın takipçisi olacaklarını vurguladı. Cenazede gözyaşları sel oldu Ardından Aydın’ın naaşı Çiğli Kültür Merkezi Cemevi’ne getirildi. Cenaze törenine Aydın’ın eşi Kızbes Aydın, çocukları Heval ve Erdal Aydın, CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın, meslektaşları ve çok sayıda seveni katıldı. Törende konuşan Ali Aydın’ın eşi Kızbes Aydın, eşinin ömrünü hak ve özgürlük mücadelesine adadığını belirterek, "Bu bireysel bir saldırı değildir. Arkasındaki gücün ortaya çıkarılması için hep birlikte mücadele edelim" dedi. Oğlu Erdal Aydın ise babasının kendisini mazlumlara adadığını ifade ederek faillerin en ağır cezayı alması için çalışacaklarını söyledi. İHD Eş Genel Başkanı Cihan Aydın da failin arkasında siyasi bir bağlantı olup olmadığının tüm açıklığıyla kamuoyuna sunulması gerektiğini belirtti. Alınan helallik ve okunan duaların ardından Aydın’ın cenazesi Harmandalı Mezarlığı’nda toprağa verildi.
AK Partili İnan: "25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar"
15 Ocak 2026 Perşembe - 17:06 AK Partili İnan: "25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar" AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda gerçekleştirilen İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, "25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar. Özgür Özel ve arkadaşları İzmir’e düğüne gelip gidebilir ama biz milletvekillerimizle birlikte İzmir’in sokaklarına geliyoruz, sorunları çözmek için geliyoruz" dedi. AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı düzenlendi. Toplantıya, AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, AK Parti Kadın Kolları Genel Başkan Yardımcısı Selver Akkoyun Korkmaz, İl Kadın Kolları Başkanı Emel Dalkıran, MKYK Üyesi Cemal Bekle, Kadın Kolları Genel Merkez MKYK Üyesi Gerçek Tekin, Kadın Kolları Genel Merkez MKYK Üyesi ve Ege Bölge Koordinatörü Mualla Varol, İl Koordinatörü Aynil Yavaş ve çok sayıda teşkilat mensubu katıldı. AK Parti İzmir İl Başkanlığı’nda düzenlenen İl Kadın Kolları Danışma Meclisi Toplantısı’nda konuşan AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, "Türkiye’nin en pahalı suyunu kim ödüyor? Hepinizin cebinden çıkıyor, İzmir’de ödeniyor. İzmir’de en pahalı suyu alıyorsunuz, en yüksek ücreti ödüyorsunuz; peki neden içme suyunda gereken altyapıyı yapmıyorsunuz? Neden üzerinize düşen sorumluluğu yerine getirmiyorsunuz? Çünkü beceriksizler. Bu işi bilmiyorlar. 25 sene boyunca yan gelip yattılar, şimdi yumurta kapıya gelince ‘engelleniyoruz’ diyorlar. Geçin bu işleri. AK Parti kadroları olarak, il başkanımızla ve milletvekillerimizle birlikte bu ‘engelleniyoruz’ yalanlarını teker teker deşifre edeceğiz" diye belirtti. İnan, yerel yönetimin mazeretlerine yönelik eleştirilerini sürdürerek, "İzmirli hemşehrilerimiz kimin yanlış yaptığını, kimin yalan söylediğini, kimin doğruyu ve hakikati konuştuğunu çok iyi biliyor. Biz de bunu anlatmaya devam edeceğiz. Karşıyaka Stadı ile ilgili ‘tıkanıyoruz’ dediler; evrakı önlerine koyup teslim eden biz olduk. Opera binasıyla ilgili sözde tıkanıklıkları dile getirdiler, onları da çözen biz olduk" ifadelerini kullandı. İnan: "İzmir’in arka sokaklarında yaşayan kadınlar ve çocuklar için ne yaptınız" Belediye kaynaklarının kullanımına ilişkin sert tepki gösteren İnan, "Mavişehir’de, Körfez’in kenarında, en yüksek oyu aldığınız zengin mahallelere 2 milyar TL ayırarak opera binası yapmayı biliyorsunuz. Peki Bayraklı Cengizhan’daki çocuklar için ne yaptınız? Limontepe’deki çocuklar için ne yaptınız? Konak Kadifekale’de yaşayan çocuklar için, Karabağlar’daki çocuklar için ne yaptınız? Buca’nın arka sokaklarında, İzmir’in arka sokaklarında yaşayan kadınlar ve çocuklar için ne yaptınız? Hiçbir şey. Paraları nereye transfer ettiklerini görün. Yazın İzmir’i ve İzmir’in çocuklarını susuz bırakıyorlar. Biz işte bu anlayışla mücadele ediyoruz" şeklinde konuştu. "Sesimiz bu kadar gür çıkıyorsa, ak kadınlarımızın desteği sayesindedir" Toplantıdaki konuşmasının son bölümünde teşkilat çalışmalarına ve CHP yönetimine değinen İnan, "Bu anlayışı 2024’te Ceyda Hanım ve Hamza Bey anlatmaya çalıştı, takdir böyle oldu; ama biz daha fazla anlatacağız. Kapı kapı, sokak sokak çalışacağız ve şehri geriye götüren bu anlayıştan İzmir’i kurtaracağız. Özgür Özel ve arkadaşları İzmir’e düğüne gelip gidebilir; ama biz milletvekillerimizle birlikte İzmir’in sokaklarına geliyoruz, sorunları çözmek için geliyoruz. Gücümüzü İzmir’in sokaklarından alıyoruz. Unutmayın, siz olmasanız, bu teşkilatlar olmasa bizim hiçbir anlamımız yok. Sesimiz bu kadar gür çıkıyorsa, ak kadınlarımızın desteği ve ak dava arkadaşlarımızın hayır duası sayesindedir. En kısa zamanda genel başkanımıza ve cumhurbaşkanımıza buradaki bu enerjik ve dinamik tabloyu, zorluklara göğüs gererek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın davasını sokak sokak anlatan tüm ablalarımızın çalışmalarını aktaracağımızdan emin olun" diye ekledi. Saygılı: "Kadın Kollarımız, AK Parti siyasetinin mayasıdır" AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, parti teşkilatının çalışmaları ve kadınların siyasetteki rolüne ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadın Kollarının önemine dikkat çeken Saygılı, "Kadın Kollarımız, AK Parti siyasetinin mayasıdır. Bu mayada anaların duası vardır. Bu mayada Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın milletten aldığı güçle çizdiği istikametin sırrı vardır. Kadın Kollarımız, İzmir’in her bir hanesine ulaşan, sokaklar, caddeleri arşınlayan, Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın selamını gönüllere taşıyan bir fedakarlık hareketidir." sözlerini kullandı. Çankırı: "AK Parti’de kadın kolları destek birimi değil, karar süreçlerinin asli parçasıdır" AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı, partisinin kadın kolları teşkilatının siyasetteki önemine ve İzmir’deki siyasi atmosfere ilişkin açıklamalarda bulundu. AK Parti’nin başarısında kadınların büyük rolü olduğunu vurgulayan Çankırı, "AK Parti’nin başarısının arkasında; sessiz ama güçlü bir emek, sabırlı ama kararlı bir duruş vardır. İşte bu duruşun adı, AK Parti Kadın Kollarıdır. Biz siyaseti; sadece kürsülerden değil, sadece sosyal medyadan değil, sahanın gerçeklerinden okuyan bir hareketiz. Kadın kollarımız; mahallenin nabzını tutar, evin derdini bilir, çocuğun, yaşlının, gencin ne yaşadığını görür. O yüzden AK Parti’de kadın kolları destek birimi değil, karar süreçlerinin asli parçasıdır" ifadelerini kullandı.