Yerel Haberler
İzmir
12 Mayıs 2026 Salı - 16:50 En lezzetli festival için geri sayım başladı Menemen’in lezzeti ve kokusuyla meşhur Emiralem çileği için festival zamanı geldi çattı. Bu yıl 16. kez düzenlenecek festival ilk kez Uluslararası düzeyde gerçekleştirilecek. Murat Boz ve Derya Bedavacı’nın sahne alacağı, festivalin her yıl olduğu gibi heyecanla beklendiğini ifade eden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Tüm hazırlıklarımızı en ayrıntılı şekilde planladık. Her yıl yoğun katılımla gerçekleştirdiğimiz Türkiye’nin en lezzetli festivaline tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz" dedi. İzmir çilek üretiminin yarıdan fazlasını tek başına karşılayan Emiralem’in meşhur çileği, bu yıl da sahneye muhteşem bir festivalle çıkacak. 16’ıncı Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, 15-16-17 Mayıs tarihlerinde üç gün boyunca misafirlerine lezzet ve müzik şöleni sunacak. İtalya, Yunanistan, Kuzey Makedonya, Kosova, Bosna Hersek gibi çilek üreticisi ülkelerin de dans ve müzik grupları, üreticiler ve sektörel profesyonellerle katılacağı festivale bu yıl yine bir milyonun üstünde ziyaretçi bekleniyor. Müziğin devleri sahnede Uluslararası Emiralem Çilek Festivali, her yıl olduğu gibi lezzetli çileklerinin yanında muhteşem konserleriyle de anılacak. Festivalin açılış gününde konser alanında ilk olarak Oğuz Görceğiz ve ardından Derya Bedavacı sahne alacak. Festivalin ikinci gününde de pop müziğin sevilen ismi Murat Boz, en güzel parçalarını Emiralem’de seslendirerek unutulmaz anlar yaşatacak. Ünlü Gurme Sahrap Soysal’ın da ‘En İyi Çilek ve ‘En İyi Çilekli Pasta’ yarışmasında jüri olacağı festival boyunca çeşitli noktalarda dans ve müzik gösterimleri olacak. "Muhteşem bir festivale imza atacağız" Ünü sınırları aşan, her yıl yoğun katılımla gerçekleştirilen ve 3 gün sürecek festivale herkesi davet eden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, Her yıl çıtayı daha da yükselttiğimiz, bayrağı daha ileri taşıdığımız bir Emiralem Çilek Festivalimiz var. Geçtiğimiz yıl sahneden bu yıl için festivali uluslararası seviyeye çıkarma sözü vermiştik. Bu yıl üreticisiyle, sektörün profesyonelleriyle, dans ve müzik topluluklarıyla birlikte çilek yetiştiren ülkeler bizimle birlikte olacak. Sanatçılarımızla, katılımcılarımızla, sürprizlerimizle, yarışmalarımızla ve elbette tadına doyum olmayan Emiralem çileğimizle biz hazırız. Geçtiğimiz yıl bir milyonu aşkın ziyaretçi ağırladığımız Emiralem Çilek Festivali için bu yıl çok daha fazla misafir ağırlamayı bekliyoruz. Gerekli tüm hazırlıklarımızı da bu yönde yaptık. Hemşehrilerimizin tek yapması gereken, bu özel festivale gelip, ailesiyle, eşiyle, dostuyla en güzel hatıralarına bir yenisini daha eklemek olacak" dedi. Festival programı belli oldu Çilek Festivali için hazırlanan üç günlük program açıklandı. Festival, konserlerden çocuk etkinliklerine, yarışmalardan sempozyuma kadar birçok renkli etkinliğe ev sahipliği yapacak. Festivalin ilk günü olan 15 Mayıs Cuma günü saat 10.00’da stantlar kapılarını açacak. Saat 18.00’de gerçekleştirilecek festival açılışı ve kortejin ardından, akşam saat 20.00’de Oğuz Görceğiz ve Derya Bedavacı sahne alacak. 16 Mayıs Cumartesi günü program, saat 13.00’te düzenlenecek Uluslararası Tarım ve Çilek Sempozyumu ile başlayacak. Saat 14.00’te çocuklar için çilek fidanı dikimi ve çeşitli atölyeler gerçekleştirilecek. Gün boyunca sokak müzisyenleri, dans grupları gösterileri ve çeşitli turnuvalar festival alanına renk katacak. Saat 20.30’da ise sevilen sanatçı Murat Boz konser verecek. Festivalin son günü olan 17 Mayıs Pazar günü saat 11.00’de tarlada çilek toplama etkinliği düzenlenecek. Ardından en güzel çilek ve çilekli pasta yarışmaları yapılacak. Çocuk etkinliklerinin devam edeceği program kapsamında, saat 14.30’da Diyetisyen Hatice Nur Ege katılımcılarla söyleşi gerçekleştirecek. Gün boyunca müzik dinletileri ve dans gösterileri sahnelenirken, festival saat 17.00’de yapılacak ödül töreniyle sona erecek.
İzmir kan bağışında ülke ortalamasının üstünde
24 Ağustos 2025 Pazar - 12:10 İzmir kan bağışında ülke ortalamasının üstünde İzmir, kan bağışında Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergiliyor. İzmir’in rakamsal olarak ve nüfusa oranla Türkiye’nin en iyi kan veren illerinden biri olduğunu belirten Türk Kızılay Ege Bölgesi Kan Merkezi Müdürü Dr. Barış Dolaş, "Aydın, Manisa ve İzmir’de yıllık kan bağışı hedefi 300 bin ünite. Bu hedefi, tüm aylarda ve geçmiş yıllarda yüzde 100 oranında tutturuyoruz" dedi. Türkiye genelinde her gün binlerce kişi, trafik kazaları, cerrahi operasyonlar ve kronik hastalıklar gibi çeşitli nedenlerle kana ihtiyaç duyuyor. Hayati öneme sahip olan kan, yalnızca insandan temin edilebiliyor ve modern tıpta vazgeçilmez bir tedavi unsuru olarak kabul ediliyor. Bir ünite kan, üç farklı hastanın hayatını kurtarabiliyor. Üstelik bir kan bağışı, ortalama sadece 15 dakika sürüyor. Türkiye’nin kan ihtiyacının gönüllü ve düzenli bağışçılardan karşılanması amacıyla Türk Kızılay tarafından "Ulusal Kan Temini Projesi" yürütülüyor. Proje kapsamında, 18 Bölge Kan Merkezi, 68 Kan Bağış Merkezi ve mobil bağış araçlarıyla ülke genelinde 300’ü aşkın noktada hizmet veriliyor. 2024 yılı verilerine göre, İzmir 154 bin 784 ünite kan bağışıyla Türkiye’de en fazla bağış yapılan iller arasında üst sıralarda yer aldı. İzmir ile birlikte Manisa ve Aydın illerindeki tüm kan bağışı Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü binasından yürütüldüğünü söyleyen Türk Kızılay Ege Bölgesi Kan Merkezi Müdürü Dr. Barış Dolaş, "İzmir, rakamsal olarak ve nüfusa oranla Türkiye’nin en iyi kan veren illerinden biridir. Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü’nün Aydın, Manisa ve İzmir’de yıllık kan bağışı hedefi 300 bin ünite. Bu hedefi, tüm aylarda ve geçmiş yıllarda yüzde 100 oranında tutturuyoruz. Bağışçılarımızın gerçekleştirdiği organizasyonlar sayesinde bu hedefe ulaşıyor ve emaneti başarıyla taşıyoruz" ifadeleri kullandı. Kanın tek kaynağı insan Kanın yalnızca insan vücudundan elde edilebilen, başka hiçbir yerde üretilemeyen, tarlada yetiştirilemeyen hayati bir organ olduğunu kaydeden Dr. Dolaş, "Dolayısıyla birbirimize muhtaçlığımızın en güzel örneklerinden biridir. Vicdanlı her insanın ve vatandaşlık görevini kutsal sayan herkesin, sedyeye yatıp üç kişinin hayatını kurtarmak için kendine bir motivasyon kaynağı bulduğu bir iyilik karakteridir. Kan bağışı, sadece teknik olarak vücuttan 480 mililitre kanın alınması ve başka bir insana verilmesi değil, aynı zamanda büyük bir iyilik hareketinin önemli bir basamağıdır. Bu bakış açısıyla, Türkiye’de özellikle İzmir, Manisa ve Aydın gibi illerde, duyarlı vatandaşlarımızın destekleri ve katkılarıyla, bölgedeki 95 hastanenin kan ihtiyacını karşılamak konusunda Türkiye’nin en ön sıralarında yer almaktayız" diye ekledi. Bağış yap, hayat kurtar Dönemsel olarak kan bağışında zaman zaman düşüşler yaşandığını da ifade eden Türk Kızılay Ege Bölgesi Kan Merkezi Müdürü Dr. Barış Dolaş sözlerini şu şekilde noktaladı: "5 dakika sonra telefonunuz çalabilir ve maalesef oğlunuzun merdivenden düştüğü, eşinizin trafik kazası geçirdiği veya doğum sırasında bebeğinizin kan ihtiyacı olduğu kötü haberini alabilirsiniz. Kan ihtiyacı doğacak hasta veya hasta yakını olacağımızın garantisini hiçbirimiz veremeyiz. Bugün gönüllü olarak erkekler 3 ayda bir, kadınlar ise 4 ayda bir düzenli kan bağışı yaparak tanımadığımız insanların hayatına dokunuyoruz. Ancak birkaç ay veya hatta birkaç dakika sonra belki sizin birinci derece yakınınızın, hatta kendinizin kan ihtiyacı olabilir. Bu noktaya gelmeden önce insanlık adına, yaşam mücadelesi için, birbirimize sahip çıkmak adına tüm vatandaşlarımızı kan bağışına davet ediyorum." Kan bağışında bulunan Alican Bodur ise sağlığı için dört ayda bir kan verdiğini belirterek herkesi kan bağışı yapmaya davet etti.
Göztepe’de Romulo yoksa Janderson var
24 Ağustos 2025 Pazar - 11:43 Göztepe’de Romulo yoksa Janderson var Romulo’nun 25 milyon Euro karşılığında Leipzig’e transferinin ardından Göztepe’ye katılan Janderson, ilk üç maçında 2 gol ve 1 asistle yıldız ismin eksikliğini adeta unutturdu. Trendyol Süper Lig ekiplerinden Göztepe, ilk 3 haftalık performansıyla adından söz ettirmeye devam ediyor. Bu süreçte 2 galibiyet ve 1 beraberlik elde eden sarı-kırmızılılar, 7 puan toplamayı başardı. Henüz mağlubiyet yüzü görmeyen Stanimir Stoilov’un öğrencileri, rakip fileleri 5 kez havalandırırken, kalesinde ise gol görmedi. Sezona hücum hattında önemli bir değişiklikle başlayan İzmir ekibi, Romulo’yu 25 milyon Euro karşılığında Leipzig’e sattı. Bu bölgede oluşan boşluğu doldurmak isteyen Göztepe, yine Brezilyalı olan 26 yaşındaki Janderson’u kadrosuna dahil etti. Forvet oyuncusu, ilk 3 maçta sergilediği etkili performansla Romulo’nun yokluğunu adeta unutturmayı başardı. Fenerbahçe’yi boş geçti, diğer iki maçta 3 gole katkı verdi İlk resmi maçına Çaykur Rizespor deplasmanında çıkan Janderson, sergilediği performansın yanı sıra Bokele’nin attığı golde de asist yaparak hem gole doğrudan katkı verdi hem de taraftarından tam not aldı. İkinci hafta oynanan ve golsüz eşitlikle tamamlanan Fenerbahçe maçında sahneye çıkamayan 26 yaşındaki oyuncu, üçüncü hafta ise adeta boş geçtiği haftanın acısını çıkardı. 2-0 kazanılan Karagümrük karşısında 1 gol, 1 asist üreten Brezilyalı oyuncu, galibiyette büyük rol oynadı. Böylece ilk 3 resmi maçında 2 gol ve 1 asistlik katkı sağlayan Janderson, sarı-kırmızılılara şimdiden Romulo’nun yokluğunu hissettirmiyor.
Obeziteye karşı ‘Mikro’ mücadele
24 Ağustos 2025 Pazar - 10:29 Obeziteye karşı ‘Mikro’ mücadele Sağlıklı ve fit bir görünüm için spor ve dengeli beslenme genel olarak kabul gören bir formül olsa da, uygulama konusunda birçok kişi zorluk yaşayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, özel zaman ya da mekân gerektirmeyen mikro egzersizlerin küçük gibi görünse de metabolizma, duruş ve eklem sağlığı üzerinde büyük etkiler oluşturduğunu belirtti. Spor yapmak herkesin hayatına dâhil etmek istediği bir aktivite olsa da bunun için ya yeterli zaman ya da uygun ortam bulunamıyor. Ancak mikro egzersizler bu soruna çare olabiliyor. Mikro egzersizlerin doğru uygulandığında spor yapmak kadar etkili olabileceğini belirten Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, mikro egzersizler sayesinde kas hafızasının güçlendiğini ve böylece daha hareketli bir yaşama adım atılabileceğini ifade etti. "Masa başı çalışanlara uygun" Sık yapılan hareketlerin beyin ve kaslar tarafından kaydedilmesi sonucu kas hafızasının oluştuğunu aktaran Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, "Kas hafızası, sık yapılan hareketlerin beyin ve kaslar tarafından kaydedilmesiyle oluşur. Bu sayede yıllar geçse de bisiklete binmek gibi beceriler kolayca geri döner. Mikro egzersizler, vücuda unuttuğu hareketleri tekrar hatırlatır. Uzun süre hareketsiz kalan kaslar bu küçük egzersizlerle yeniden aktifleşir. Sadece 1-2 dakikalık bilinçli bir hareket bile, kasların ve beynin ‘harekete geç’ mesajını almasını sağlar. Özellikle masa başı çalışanlar, egzersize yeni başlayanlar ve obez bireylerde uzun süre hareketsizlik sonrası başlangıç için güvenli ve etkili bir ilk adımdır" sözlerini kaydetti. "Yeniden başlamanın en iyi yolu" Obezite sorunu olan bireylerde mikro egzersizlerin etkili olabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, "Obezite sorunu olan bireyler için en uygun başlangıç egzersizleri; otururken, yatarken veya destek alarak yapılabilen basit ve güvenli hareketlerdir. Örneğin sırt üstü yatarken yapılan nefes egzersizi, sandalyede mini çömelme veya otururken kalçayı sıkma gibi hareketler kasları yormadan yeniden çalıştırır. Amaç kasları uyandırmak, eklemleri zorlamadan harekete alışmaktır. Bu küçük egzersizler hem kas hafızasını canlandırır hem de vücudu daha büyük hareketlere hazırlamak için güvenli bir zemin oluşturur" dedi. "Özel bir zaman oluşturmanıza gerek yok" Mikro egzersizler için özel bir zaman oluşturmaya gerek olmadığının altını çizen Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, şu ifadeleri kullandı: "Örneğin sabah yatakta uyanınca dizler bükülü pozisyonda birkaç derin nefes alınıp, bel yatağa bastırılıp bırakılabilir. Bu hareket, karın ve bel kaslarını nazikçe uyandırır. Gün içinde otururken kalçanızı birkaç saniye sıkıp bırakmak ya da ayaklar yerdeyken topuklarınızı yukarı kaldırmak da hem dolaşımı destekler hem kasları harekete geçirir. Hatta kırmızı ışıkta beklerken bile dik durup omuzlar geriye alınarak postür hatırlatması yapılabilir. Küçük ama düzenli bu adımlar, vücudu yeniden harekete hazırlamanın en güvenli yoludur." "Küçük hareketler büyük etki oluşturuyor" Mikro egzersizlerin kolayca yapılabilir olmasının, etkili olmaz göstergesi verebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, mikro egzersizlerle ilgili şunları söyledi: "Kaslar ne kadar aktifse, metabolizma o kadar canlı çalışır; üstelik bu küçük hareketler insülin duyarlılığını bile artırabilir. Duruş bozukluklarında da etkili olan mikro egzersizler, özellikle masa başında zayıflayan kasları güçlendirerek omurga sağlığını destekler. Eklem sağlığı açısından da, hafif ama düzenli hareketler eklem sıvısının dolaşımını artırır, sertliği önler. Bilimsel çalışmalar, gün içine yayılan 2-3 dakikalık egzersiz molalarının hem postüral yorgunluğu azalttığını hem de glikoz ve yağ metabolizmasını olumlu etkilediğini gösteriyor. Ancak mikro egzersizleri herkese önermiyoruz. Yaş, kilo ve eklem problemlerine göre kişiye uygun mikro egzersiz planlanmalıdır. Örneğin diz ya da bel problemi olanlarda yere çömelmeden, daha çok oturarak veya sırtüstü yapılan egzersizler tercih edilir. En doğrusu, vücudunuzu zorlamayan, ama düzenli yaptığınızda sizi iyi hissettiren egzersizleri seçmektir." "Düzenli yapılmalı" Öte yandan düzenli bir şekilde mikro egzersiz yapan bireylerde gözlemlenen olumlu değişimleri de paylaşan Uzm. Dr. Şeyma Büyükkömürcü, "Duruş bozuklukları düzelir, kaslar dengeye gelir. Boyun, bel, diz gibi bölgelerdeki ağrılar hafifler. Kas hafızası canlanır, vücut hareket etmeyi yeniden öğrenir. Metabolizma hızlanır, ödem ve ağırlık hissi azalır. Zihinsel netlik ve enerji artar. Günlük işler; örneğin merdiven çıkmak, sandalyeden kalkmak kolaylaşır. Genellikle 1-2 hafta içinde fark edilir iyileşmeler başlar. Mikro egzersizler, fiziksel aktiviteye geçişte güvenli ve etkili bir basamaktır" diye konuştu.
Yapay zeka ile anında tağşiş tespiti
24 Ağustos 2025 Pazar - 09:59 Yapay zeka ile anında tağşiş tespiti Sıvı gıdalarda sahteciliği tek tuşla belirleyen yerli üretim yapay zeka destekli sistem Türk Patent Kurumu’ndan onay alarak önemli bir başarıya imza attı. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü ile İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Gıda Mühendisliği Proses Laboratuvarı’nın ortak çalışması sonucu geliştirilen "CATCH" isimli cihaz; bal, pekmez ve zeytinyağı gibi sıvı gıdalarda tağşişi (sahtecilik) tek tuşla tespit edebiliyor. İzmir’de iki üniversitenin ortak çalışması sonucu geliştirilen yapay zeka tabanlı yeni sistem, bal, pekmez ve zeytinyağı gibi sıvı gıdalarda tağşişi yüksek doğrulukla tespit edebiliyor. Bu yenilikçi teknoloji, Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan patent alarak bilimsel, teknolojik ve sektörel açıdan önemli bir başarıya imza attı. Pratik kullanım CATCH (Compact Adulteration Testing Cabinet on Honey) adıyla tanıtılan cihaz termal görüntüleme teknolojisi ile evrişimli sinir ağlarını (CNN) bir araya getirerek yalnızca ürünün sahte olup olmadığını değil, aynı zamanda ne kadar tağşiş içerdiğini de belirleyebiliyor. Çok katmanlı yapay zeka modeli sayesinde analizler hem daha hızlı hem de daha hassas şekilde gerçekleştiriliyor. Geliştirilen cihaz, kullanıcı dostu ara yüzü sayesinde tek bir tuşla çalıştırılabiliyor. Teknik bilgi gerektirmeyen yapısı sayesinde, araştırma laboratuvarlarının yanı sıra üretim tesislerinde, kalite kontrol birimlerinde ve hatta market denetimlerinde de kolayca kullanılabilir olma niteliği taşıyor. "Hem üreticiler hem de tüketiciler için büyük bir avantaj" Proje Yürütücüsü Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Yazılım Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, gıda güvenliğinin son yıllarda öneminin çok daha arttığını ve geliştirdikleri sistemin güvenli gıdaya erişime katkı sağlayacağını belirterek şunları söyledi: "Bal gibi karmaşık yapıya sahip ürünlerde tağşiş tespiti yıllardır zorlayıcıydı. Geliştirdiğimiz CATCH adını taşıyan cihaz, yapay zekanın gıda güvenliği alanında nasıl dönüştürücü bir etkiye sahip olabileceğini açıkça ortaya koyuyor. Hem analiz süresini kısaltıyor hem de yüksek doğrulukla sonuç veriyor. Bu da hem üreticiler hem de tüketiciler için büyük bir avantaj. Bu sistemin yakın gelecekte farklı gıda ürünlerine de uyarlanarak gıda sahteciliğiyle mücadelede etkili bir çözüm haline gelebileceğini öngörüyoruz. Patentini aldığımız bu teknolojinin, gıda sektöründe ulusal ve uluslararası düzeyde önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz." Sistemin çalışma durumu Sistemin teknik altyapısında, termal görüntüleme teknolojisi ile evrişimli sinir ağları (Convolutional Neural Networks - CNN) bir arada kullanılıyor. Bu sayede, ürünün sahte olup olmadığını belirlerken, aynı zamanda ne kadar tağşiş içerdiğini de analiz ediyor. Model, birden fazla CNN’i farklı görevlerde özelleştirerek çalıştırıyor; biri sınıflandırma yaparken, diğerleri miktar tahmini gerçekleştiriyor. Bu çok katmanlı yapı, bal gibi yapısı karmaşık ve tağşişe sıkça maruz kalan ürünlerde, analiz sürecini hem hızlandırıyor hem de daha hassas hale getiriyor. Ayrıca sistemin otomasyonu ve yapay zeka tabanlı işlem yeteneği sayesinde, analiz maliyetleri de önemli ölçüde düşüyor.
Etik Başkanı İşler: "Hedefimiz Ege’yi turizmde hak ettiği yere taşımak"
23 Ağustos 2025 Cumartesi - 16:18 Etik Başkanı İşler: "Hedefimiz Ege’yi turizmde hak ettiği yere taşımak" İzmir’in Foça ilçesinde ilki geçen yıl düzenlenen MW Phokaia Uluslararası Yelken Şenliği’nin ikincisi, bu yıl Midilli Adası’ndan Yunanlı yelkencilerin de katılımıyla 27-28 Eylül 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği(ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler Federasyonu(TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler şenliğin, sabırlı bir plan dahilinde Kuzey Ege’nin ve ülke denizlerinin yat ve yelken turizmine açılmasını hedeflediğini açıkladı. Şenliğin ana sponsoru MW Beach Resort Genel Müdürü Bilge Durdu İşler ise iki yaka insanının birlikte bir şeyler başarmak isteğine dikkat çekti. İlk şenliğin etkili bir tanıtıma imza attığını ve çok ses getirdiğini belirten ETİK Başkanı İşler bu yılın hazırlıklarının tamamlandığını ve önümüzdeki yıl için yeni hedefin belirlendiğini söyledi. ETİK Başkanı İşler, "MW Phokaia Yelken Şenliği’nin bu yıl ikincisini yapıyoruz. Birincisini geçen yıl sadece kendi bölgemizdeki yat ve yelken kulüplerimizle yaptık. Çok etkili bir tanıtım oldu ve büyük ses getirdi. Bu yıl Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki dostlarımızı da işin içine kattık. Uluslararası bir nitelik kazandırdık. Önümüzdeki yıl daha da genişleteceğiz. Sadece bölgesel dinamiklerin değil, ülke turizmimizin başta gelen kurum ve kuruluşlarının da maddi, manevi destekleriyle asıl amacımıza doğru yol almaya devam edeceğiz. Amacımız ve hedefimiz Ege’yi turizmde hak ettiği ve olması gereken noktalara taşırken ülkemizin turizmde rekabetçi gücüne güç katmaktır. Bütün yaptıklarımız, sabırlı bir plan dahilinde bu algıyı yerleştirmek ve kendimizi tanıtmanın basamaklarıdır. Türkiye de ve özellikle Ege’de turizm sadece deniz, kum, güneş değildir. Turizmi destekleyici unsurlardan biri de yat ve yelken turizmciliğidir. Önümüzdeki yıl şenliğimizi, katılımcı sayısı ve içerik bakımından daha da genişleterek, Kuzey Ege’nin yat ve yelken turizmi için en uygun bölgelerden biri olduğunu pekiştirirken, aslında üç tarafı denizlerle kaplı ülkemizin her denizinin yat ve yelkenle tanışmasının kapısını da aralamaya çalışacağız. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile birçok kurum ve kuruluştan destek alarak, genişletilmiş uluslararası bir festival havasında, bölgemiz ve ülkemiz turizmine çeşit ve zenginlikler katacağız" dedi. "İki yakanın insanı birlikte başarmak istemektedir" MW Beach Resort Genel Müdürü Bilge Durdu İşler’de Midilli Açık Deniz Yelken Kulübü yetkilileri ile fevkalade güzel bir çalışma yaptıklarını söyledi. Bilge Durdu İşler, "MW Phokaia Beach Resort olarak konseptimize çok uyan bu şenliği seçtik. İlkinde insanların bu konuya ne kadar hevesli olduğunu gördük. Katılımcılar, özellikle Türkiye’nin güneyinde bunu çok yaptıklarını ama Kuzey Ege’de bunun yapılmadığını, geçen yıl yapılanı yıllardır umut ve özlemle beklediklerini ifade ettiler. Bu sene etkinliği daha da geliştirdik. Midilli Açık Deniz Yelken Kulübü (LOIATH) yetkilileri Marianna Douka ve Nikolaos Petsis ile fevkalade bir çalışma yaptık. Onların da katılımıyla bu yıl denizlerimizde kuğular gibi süzülerek dostluk rüzgarları estirecek 100’e yakın tekneyle dünyaya etkin mesajlar vereceğiz. Bunlardan biri "Kuzey Ege bu iş için en ideal yerdir", diğeri ise "iki yakanın insanı dosttur, kardeştir ve birlikte bir şeyleri başarmak istemektedir" olacaktır. Komşu komşunun elinden tutmaktadır. Buna benzer etkinlikler hem Foça’mızın hem ülkemizin tanıtımına katkı sunmaktadır. Ege Denizi’nin zenginliği, doğal güzellikleri, paha biçilmez değerleri bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Başta, İstanbul, Çanakkale illerimiz olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışından bu etkinliği izlemek için gelenler vardır. Bu turizmimize artı değer katmaktadır. Bazıları Foça’yı hayatlarında ilk kez görmekte ve yeniden yeniden gelmelerin hikayelerine ortak olmaktadır. Bunu denizin bereketi ve cömertliği olarak kabul ediyoruz. 27 Eylül 2025 görsel bir şölenin, el ele vermenin, dünyaya dostluk ve barış selamı göndermenin günüdür. Bu dostluğa ve selama ortak olmak isteyen herkesi Foça’ya bekliyoruz" dedi.