Yerel Haberler
İzmir
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:27 Dikili’de kadınlara yönelik ücretsiz kurslar devam ediyor İzmir’de Dikili Kaymakamlığı bünyesindeki Aile Destek Merkezi’nde kadınlara yönelik ücretsiz eğitim ve meslek kursları devam ediyor. Kursiyerlerle bir araya gelen AK Parti Dikili İlçe Başkanı Mehmet Akif Güveli kadınların üretime katılımını destekleyen projelerin önemine dikkat çekti. Dikili Kaymakamlığı bünyesinde hizmet veren Aile Destek Merkezi (ADEM), kadınların sosyal, kültürel ve mesleki gelişimine katkı sağlayan eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. Merkezdeki ücretsiz kurs ve eğitimlerle kadınların hem üretime katılması hem de kişisel gelişimlerini güçlendirmesi hedefleniyor. ADEM’de yürütülen koruyucu ve önleyici eğitim programları kapsamında aile içi iletişim, çocuk gelişimi, aile sağlığı ve kişisel gelişim konularında eğitimler veriliyor. Ayrıca milli ve manevi değerlerin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar da kurs programları içerisinde yer alıyor. Kadınların meslek edinmesini ve ekonomik hayata katılımını desteklemek amacıyla açılan kurslar ise yoğun ilgi görüyor. Merkezde dericilik, aşçılık, pastacılık, dikiş, tel kırma ve dekoratif ahşap süsleme gibi birçok farklı alanda uygulamalı eğitimler düzenleniyor. AK Parti Dikili İlçe Başkanı Güveli’den ADEM ziyareti Mehmet Akif Güveli de ADEM’i ziyaret ederek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Kursiyerlerle bir araya gelen Güveli, kadınların üretime katılımını destekleyen projelerin önemine dikkat çekti. Ziyaret sırasında kurs alanlarını gezen Güveli’nin, kadınların el emeği ürünlerini incelediği ve eğitim faaliyetleriyle ilgili yetkililerden bilgi aldığı öğrenildi. Kadınların sosyal ve ekonomik hayatta daha aktif rol almasının önemine vurgu yapan Güveli, merkezde verilen eğitimlerin ilçeye önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Çocuk oyun odasıyla annelere destek sağlanıyor Aile Destek Merkezi bünyesinde yer alan çocuk oyun odası da kadınların kurslara katılımını kolaylaştıran önemli hizmetlerden biri olarak öne çıkıyor. Kadınlar eğitim ve kurslara katılırken çocuklar güvenli ve gelişimlerini destekleyen bir ortamda vakit geçirebiliyor. Böylece annelerin eğitim süreçlerine daha rahat katılım sağlaması hedefleniyor. Dikili’de sürdürülen çalışmaların, kadınların hem bireysel hem de sosyal yaşamda daha aktif rol almasına katkı sunduğu belirtilirken, ADEM kurslarının önümüzdeki süreçte de devam edeceği ifade edildi.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:03 Ege’nin iki yakası Spor ve Kültür Festivali’nde buluştu Sakız Adası’nda düzenlenen Türk-Yunan Spor ve Kültür Festivali’ndeki basketbol turnuvasında Mavi Ege, İzmir Bulls, Vaol ve Iones takımları dostluk ve fair-play içinde karşılaştı. Türk-Yunan Spor ve Kültür Festivali, Sakız Adası Spor Salonu’nda yapıldı. Etkinlik kapsamında düzenlenen basketbol turnuvasında Türkiye’den Mavi Ege ve İzmir Bulls, Yunanistan’dan ise Vaol ve Iones karşı karşıya geldi. İki gün süren organizasyonda takımlar, dostluk ve fair-play ruhu içinde mücadele etti. "Dostluk kazandı" mesajının öne çıktığı turnuvada, Vaol takımından 12 yaşındaki Stamatis Pourgiazos organizasyonun en genç sporcusu olarak dikkati çekti. Turnuvanın en değerli oyuncusu (MVP) ödülü ise İzmir Bulls forması giyen Hakan Yuğuranlar’a verildi. Organizasyonun ardından sahneye çıkan şef Berkan Atılgan yönetimindeki İzmir Rebetiko Korosu, konserle festivale renk kattı. "İki ülke arasında dostluk mesajı verdik" Ev sahibi dernek başkanı Giorgos Mylonadis, festivalin başarıyla tamamlandığını belirterek organizasyonun önemine vurgu yaptı. Katılımcıların tamamının dostane bir atmosfer içinde yer aldığını ifade eden Mylonadis, şu değerlendirmede bulundu: "Bu festival, iki ülke arasında çok iyi ilişkiler kurulabileceğini gösteren önemli bir mesaj verdi. Dünyanın birçok yerinde krizler ve savaşlar yaşanırken, iki komşu ülke arasında barış ve istikrarın sürmesi büyük önem taşıyor. Spor ve müzik, bunu sağlayabilecek en güçlü araçlardır." "Bu tür organizasyonlar artmalı" Turnuvanın MVP’si Hakan Yuğuranlar ise Sakız Adası’nda çok iyi ağırlandıklarını belirterek, seçilmesinin kendisini şaşırttığını söyledi. Yuğuranlar, "O kadar genç ve yetenekli oyuncu arasında beni seçmeleri büyük bir incelik. Bu tür organizasyonların artmasını diliyorum. İnsanların birbirini tanıması ve aslında aynı kültürel değerleri paylaştığını görmesi çok önemli" dedi. "Spor ve müzik diplomasiye katkı sağlıyor" İzmir Rebetiko Korosu kurucusu ve şefi Berkan Atılgan da spor ve müziğin iki ülke ilişkilerinde önemli bir köprü oluşturduğunu vurguladı. Atılgan, "Turizm açısından da çok değerli bir organizasyon oldu. Bu yıl Sakız Adası’ndaydık, umarız gelecek yıl Türkiye’de devam eder. Bazen siyasetin yapamadığını spor ve müzik başarabilir" ifadelerini kullandı. Atılgan ayrıca daha önce de Sakız Adası’nda Yunan bir koro ile ortak konser verdiklerini hatırlatarak, Avrupa’nın farklı şehirlerinde 10 yıldır konserler gerçekleştirdiklerini ve Temmuz ayında Selanik ile Kavala’da sahne alacaklarını söyledi.
Almanya’da yürümekte zorlanırken, Türkiye’de yeniden bisiklete bindi
03 Eylül 2025 Çarşamba - 10:41 Almanya’da yürümekte zorlanırken, Türkiye’de yeniden bisiklete bindi Almanya’da yaşayan 56 yaşındaki Ayşegül Pınar’ın 3 yıl evvel geçirdiği bir kaza sonucu eklemlerinde sıvı birikimi meydana geldi. Bu durum zamanla hareket etmesini zorlaştırarak, hayat konforunu olumsuz yönde etkilemeye başladı. Uzun süre Almanya’da tedavi gören Ayşegül Pınar, gelinen noktada kendisine diz protezi ameliyatı önerilince soluğu Türkiye’de aldı. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur’a başvuran gördüğü tedaviyle Ayşegül Pınar, bisikletini yeniden sürebilmenin mutluluğunu yaşıyor. Almanya’da yaşayan 56 yaşındaki Ayşegül Pınar, 3 yıl kadar önce merdivenlerden düştü ve vücudunun önemli noktalarında kırıklar oluştu. Bu olay sonucunda hasar alan bölgelerde zamanla sıvı birikimi meydana geldi. Almanya’daki doktorların kendisine uzun süre rehabilitasyon uyguladığını, bu süreçte ağrılarının geçmediğini ve sürekli kortizon kullandığını söyleyen Ayşegül Pınar, son olarak kendisine diz protezi ameliyatı önerildiğini açıkladı. Ameliyat önerisinin ardından Türkiye’deki ağabeyi ile iletişime geçtiğini aktaran Ayşegül Pınar, ağabeyinin tavsiyesi üzerine ülkesine tedavi olma kararı aldı. Türkiye’de Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur’a başvuran Ayşegül Pınar, tedavinin en başından itibaren vücudunda rahatlamalar olduğunu ve artık ameliyata gerek kalmadan hareket edebildiğini söyledi. Sosyal yaşantısının hareketlendiğini aktaran Ayşegül Pınar, "Yeniden bisiklet sürebiliyorum, merdiven çıkabiliyorum, eşimle yürüyüş yapabiliyorum" diyerek mutluluğunu paylaştı. Düz yolda bile yürüyemiyordum Merdivenden düşmesi sonrasında Almanya’ya 1.5 yıl kadar tedavi gördüğünü belirten Ayşegül Pınar, "Çok kez kortizon yapıldı. Hiçbir faydasını göremedim. Ayağım çok şişti. Yürüyüş yapamıyordum. Adım atmak istediğimde olduğum yerde kalıyordum. Düz yolda bile yürüyemiyordum. Bisiklete binmek, spor yapmak, hepsi hayal oldu. 8-9 kilo aldım. Evden çıkamıyordum, sürekli uzanmak zorunda kalıyordum. Ağrılarım bir türlü dinmedi. Son çare ameliyat önerdiler. Diz kapağı değişimi Protez takılacaktı. Ağabeyime söyledim. O da beni Türkiye’ye çağırdı. Geçen sene İzmir Medicana’da tedaviye başladık. İlk olarak dizimde biriken sıvı alındı. Sonra iğne yaptılar. Onun üzerine bir 6 ay sonra yine geldim. Almanya’da direkt ameliyat, diz kapağı değişimi demişlerdi. Ama burada öyle olmadı. Kolajen tedavisi yapıldı. İğneden sonra 2-3 hafta içinde rahat yürümeye başladım. Hatta merdiven çıkmaya başladım. İlk başta bir şey anlamıyorsunuz ama 2-3 ay sonra rahatladığınızı görüyorsunuz" açıklamasını yaptı. Hayata yeniden döndüm, ameliyattan kurtuldum Ayşegül Pınar, "1 - 2yılda 8 kilo verdim ve bu son geldiğimde dizimden daha az sıvı alındı. Şu anda daha rahatım. Çok iyiyim. ‘Sağlığınızla bir sayı verin’ derseniz 10 üzerinden 9 diyebilirim. Hayata yeniden döndüm, ameliyattan kurtuldum. Almanya’da bu durumda olan insanların yüzde 70’ine ameliyat öneriliyor ve protez takılıyor. Mesela iğne yapıyorlar, ama sıvı çekme ne bilmiyorlar. Ben ameliyat olan kişilerle aynı rehabilitasyon yerinde tedavi gördüm. Benimle aynı durumda olan insanlara hemen protez yapıyorlar" dedi. Ayşegül Pınar, "Hayat kalitem arttı. Yeniden yürüyebiliyorum, bisiklet sürebiliyorum, merdiven çıkabiliyorum, eşimle yürüyüş yapabiliyorum. Şimdi çok hafif de olsa koşmaya da çalışıyorum" diyerek memnuniyetini dile getirdi. Ağrı tedavisinde yeni yaklaşım: Nokta atışı enjeksiyonlar Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, Ayşegül Pınar’a ağrı tedavileri arasından nokta atış enjeksiyon yöntemini uyguladıklarını söyleyerek, "Bu tedavi yönteminde ultrason veya skopi gibi görüntüleme teknikleri kullanılarak doğrudan ağrı ya da iltihap kaynağına ilaç uygulanmasını sağlanır. İlacın tam olarak ihtiyaç duyulan bölgeye yönlendirilmesiyle iyileşme sağlanır" ifadelerini kullandı. Minimum doz, maksimum etki sağlıyor Yöntemin yan etkileri azalttığını dile getiren Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, sözlerini şöyle tamamladı: "İlacın tüm vücuda yayılması yerine sadece hasarlı dokuya verilmesi, minimum dozla maksimum fayda sağlıyor. İşlem sırasında gerçek zamanlı görüntüleme sayesinde sinir, damar ve tendon gibi hassas yapılardan uzak duruluyor. Bu sayede sinir yaralanması, kanama ya da doku hasarı gibi komplikasyonların önüne geçiliyor. Hastalar genellikle işlem sırasında minimum rahatsızlık hissedebiliyor. Ancak birkaç gün içinde rahatlama sağlıyor."
Ege’de fırtınalı mesai başladı: Balık bol, tayfa yok
03 Eylül 2025 Çarşamba - 10:23 Ege’de fırtınalı mesai başladı: Balık bol, tayfa yok Av yasağının sona ermesiyle denizlerde hareketlilik başladı. Balığın bol olduğunu kaydeden sektör temsilcileri, yeni neslin mesleğe yönelmemesi nedeniyle tayfa bulmakta zorlandıklarını belirtti. Denizlerde av yasağının sona ermesiyle balıkçılar, "Vira Bismillah" diyerek sezonu açtı. Geçen av sezonunun 15 Nisan’da tamamlanmasının ardından Güzelbahçe Balıkçı Limanı’nda demirleyen teknelerde son günlerde hareketlilik yaşanıyor. Çizme ve tulumlarını giyen balıkçılar denize açılarak ağlarını bırakıp rızıklarını arıyor. Bu fırtınalı mesai 7 aylık sezon boyunca devam ediyor. Ancak sektörde eleman bulmak ve yetiştirmek güç olduğu için tekne reisleri yeni tayfa bulamıyor. Kazançlar balık bolluğuna ve çalışma bölgelerine göre değişirken balıkçılar aylık ortalama 70 bin TL kazanıyor. Ayrıca tutulan balık miktarı arttıkça kazanç da yükseliyor. Balıkçılık mesleğinde yarım asrı devirdiğini kaydeden tekne reisi İsmail Özdemir, "Zor, çok zor bir meslek. Madencilik gibi bir şey. Gece gündüz çalışıyorsun; Ege’de yine o kadar zor olmasa da Karadeniz’de, Marmara’da gece gündüz mesai var. Böyle zor bir sezon yaşıyoruz ama mesleğimiz zor da olsa severek yapıyoruz. Şimdiki gençlerde ise bu işe pek düşkünlük yok. Bu işle orta yaş ve 50 yaş üstü, eski kuşak insanlar ilgileniyor. Gençlerde ne merak var ne de çalışma arzusu. Hep baba parasına, hazırdan gelmeye alışmışlar" dedi. Kazançlar bölgeye göre değişiyor Kazanılan rakamların tekneden tekneye ve bölgeden bölgeye değiştiğini belirten Özdemir, "Mesela Karadeniz teknelerinde maaşlar daha yüksek çünkü gece gündüz çalışılıyor, işler daha yoğun. Ege’de gece çalışması var ama gündüz gemide eksik varsa onları tamamlıyorsun; onun dışında bir şey olmuyor. Bu yüzden Karadeniz’le Ege arasında 15 bin ile 20 bin TL arasında fark oluşuyor. Ortalama maaşlar 70-80 bin TL civarında. Karadeniz’de gece gündüz çalışma var. Bazen bir hafta, on gün boyunca ayağın karaya değmiyor, liman görmüyorsun. Burada ise akşam çıkıp sabah dönüyorsun; bu rahatlık var. Maaş farkı bu yüzden ortaya çıkıyor" diye ekledi. Göreve göre kazanç artıyor Gençlerin bu mesleği zor olduğu için tercih etmediğini vurgulayan Özdemir sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Sezon 15 Nisan’da paydos ediyor. Bu meslekten anlayanlar yazın kimisi tekne boyası yapıyor, kimisi ağ işleriyle uğraşıyor; yani yeni sezona hazırlık yapılıyor. Sezon bu şekilde ilerliyor. İstisna personeller var; örneğin gemici ya da ırgatçı olarak çalışan tek kişi varsa, o kişi mecburen diğerlerinden daha fazla maaş alıyor. Botçu da aynı şekilde, başka yapacak kimse yoksa ona yüksek maaş vermek zorunda kalıyorsun. Kurşunları yığan kişiye ‘hamlacı’ deriz, o da farklı bir pozisyon. Bu tarz görevlerde maaşlar daha yüksek olur. Diğer pozisyonlardaysa maaşlar genelde standart gider." "Bu işte aile sıcaklığı yaşanıyor" Balıkçı teksinde yedek botçu olarak çalışan Onurcan Işık ise "2 senedir bu mesleğin içerisindeyim. Bu işe ağabeylerim sayesinde başladım, iyi ki de gelmişim; onlar vesile oldular. İlk başladığımda mapacı olarak işe girdim. Sonrasında mantar toru ve mantar istifi ile devam ettim. Şimdi yedek botçu görevini yapıyorum. Bu işler güzel ve zevkli. Zaten daha öncesinde de balıkçılığı seven, olta ile balık tutan birisiydim. Genç arkadaşlara da tavsiye ediyorum; gelsinler, balıkçılıkla ve denizle tanışsınlar. Tabii ki 7,5 ay gurbette yaşıyoruz. Ama maaşlar olsun, ortam olsun tam bir aile sıcaklığı yaşanıyor. Bu da işi güzel kılıyor" sözlerini kullandı. Baba mesleği Yaklaşık 45 yıldır balıkçılık yaptığını ve şuan teknede hamlacı olduğunu ifade eden Fatih Memiş de "Balıkçılık için Ordu’dan İzmir’e geldim. Mesleğimiz balıkçılık olduğu ve ailemizi de bu işle geçindirdiğimiz için her sezon gurbete çıkıyoruz. Yeni gençler bu işlere yönelmiyor çünkü deniz işini pek sevmiyorlar. Biz, dededen, babadan kalma bir meslek olduğu için bu işi icra ettik ve devam ediyoruz. Ancak yeni gençler buna heves etmiyor. Zorluklarından ve deniz hayatının çetinliğinden dolayı bu işe ilgi duymuyorlar. Ağ bakımı gibi işlerde yetişen yok. Mesela şimdi ağ bakımı olacak ama yeni nesil ağ yapmayı bilmiyor. Öğrenmek de istemiyorlar. Yeni nesil artık telefonla, internetle uğraşıyor; bu tür işlerle ilgilenmiyor. Biz bu işi meslek edindik ve artık bu mesleği icra eden son nesiliz. Deniz işini sevmezsen para da kazanamazsın. Ücretler yüksek olmasına rağmen gençler öğrenmiyor. Bu iş zor ama yine de tavsiye ederim, yapsınlar" sözlerini kaydetti. Emektar kişiler çalışıyor Tekne reisi olan Tamer Bozoğlu ise meslekte usta adam bulunmadığını belirterek, "Gençler de pek gelmiyor. Çünkü gençler okuyor ve başka mesleklere yöneliyorlar. Bu iş biraz yorucu olduğundan eleman bulmak zorlaşıyor. Bakın, hep yaşlı insanlar çalışıyor; gençler sektöre girmiyor. Eleman bulmak gerçekten zorlaştı, her şey değişiyor. Bizim sabit bir saatimiz ya da düzenli bir zamanımız yok. Balık neredeyse biz oradayız. Balığı tuttuktan sonra limanlara iniyoruz, ardından tekrar denize açılıyoruz. Bu döngü 15 Nisan’a kadar böyle devam ediyor" diye söyledi.
Yaşar Üniversitesi ve İzmir Doğalgaz arasında stratejik iş birliği
03 Eylül 2025 Çarşamba - 09:32 Yaşar Üniversitesi ve İzmir Doğalgaz arasında stratejik iş birliği Yaşar Üniversitesi ile İzmir Doğalgaz arasında imzalanan protokol kapsamında karşılıklı olarak eğitim, staj ve iş olanakları sağlanacak, iki kurum ortak proje ve bilimsel çalışmalar yürütecek. Yaşar Üniversitesi ile İzmir Doğalgaz arasında imzalanan iş birliği protokolü ile eğitim, araştırma, staj ve kurumsal gelişim alanlarında önemli adımlar atıldı. Protokole, Yaşar Üniversitesi Araştırma ve Yenilikçilikten Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu ve İzmir Doğalgaz Genel Müdürü Ahmet Yetik imza attı. İmza törenine ayrıca Yaşar Üniversitesi ile İzmir Doğalgaz temsilcileri katıldı. Protokol, İzmir Doğalgaz çalışanlarına lisansüstü eğitim programlarında indirim olanağı sunarken, başvuru sayısının 20 ve üzerinde olması halinde çalışanlara özel şube açılmasına da imkan tanıyor. Çalışanların İzmir Doğalgaz uygulamaları üzerine hazırlayabilecekleri yüksek lisans ve doktora tezleri firma ile üniversite iş birliği çerçevesinde yürütülebilecek. Bunun yanı sıra, Yaşar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi (YÜSEM) aracılığıyla İzmir Doğalgaz çalışanlarına ve yöneticilerine yönelik sertifika programları ve kurumsal akademiler hayata geçirilecek. İş birliği aynı zamanda, Yaşar Üniversitesi öğrencilerine İzmir Doğalgaz ’da staj ve iş olanakları sunarak nitelikli gençlerin sektörde istihdamına katkı sağlayacak. Ayrıca iki kurum, ortak Ar-Ge projeleri ve bilimsel yayın çalışmaları yürüterek ulusal ve uluslararası fonlara yönelik projeler geliştirebilecek. İki kurum arasında imzalanan bu protokol, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi ve bilgi paylaşımının artırılması açısından örnek bir model oluşturuyor. Sürdürülebilir bir köprü Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu üniversitelerin bilgi üretmenin yanı sıra bu bilgiyi sektörle paylaşmak ve katma değer yaratmakla da sorumlu olduğunu söyleyerek "İzmir Doğalgaz ile gerçekleştirdiğimiz bu protokol, öğrencilerimizin iş dünyasına daha donanımlı hazırlanmasına katkı sağlayacak, aynı zamanda çalışanların gelişimine de destek olacaktır. Bu iş birliği, sürdürülebilir bir üniversite-sanayi köprüsü oluşturma hedefimizin önemli bir adımıdır" dedi. "Üniversite-sanayi iş birliğinin en güzel öreneklerinden biri" İzmir Doğalgaz Genel Müdürü Ahmet Yetik ise protokole ilişkin yaptığı açıklamada, iş birliğinin hem çalışanlara hem de sektörün geleceğine önemli katkılar sağlayacağını belirterek şunları söyledi: "Çalışanlarımızın sürekli gelişimini destekliyor, aynı zamanda genç yeteneklere yeni fırsatlar sunmayı önemsiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği sayesinde, hem çalışanlarımızın akademik kariyerlerine katkı sağlayacağız hem de üniversite-sanayi iş birliğinin en güzel örneklerinden birini hayata geçireceğiz."