Yerel Haberler
İzmir
AK Parti’den Karşıyaka Belediyesi’ne ’yönetim krizi’ tepkisi: "Artık yönetilemiyor" 07 Mayıs 2026 Perşembe - 23:24:53 AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, Karşıyaka Belediye Meclisinin CHP’li meclis üyelerinin boykotu nedeniyle toplanamamasına tepki göstererek, "Bugün Karşıyaka Belediyesi’nde yaşanan tablo artık bir yönetim zafiyeti değil, doğrudan bir yönetememe krizidir" dedi. İzmir’de Karşıyaka Belediye Meclisinin mayıs ayı ikinci oturumu, CHP’li 18 meclis üyesinin toplantıya katılmaması nedeniyle yeter sayıya ulaşılamadığı için gerçekleştirilemedi. Yaşanan yönetim krizine karşı tavrını ortaya koymak amacıyla AK Parti grubu da meclise katılım sağlamadı. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan AK Parti Karşıyaka İlçe Başkanı Selahattin Köse, Karşıyaka Belediyesi’nin siyasi çekişmelerin ve şahsi hesapların esiri haline geldiğini belirtti. "Belediye dışarıdan dayatılan isimlerle yönetilmeye çalışılıyor" Meclisin toplanamamasını CHP içerisindeki çatlağın açık bir göstergesi olarak nitelendiren Köse, "Bugün Karşıyaka Belediyesi’nde yaşanan tablo artık bir yönetim zafiyeti değil, doğrudan bir yönetememe krizidir. Belediye Başkanı Behice Yıldız Ünsal, Karşıyaka’yı ortak akılla değil, dışarıdan dayatılan isimlerle ve tek merkezden gelen talimatlarla yönetmeye çalışmaktadır" ifadelerini kullandı. Kararların dar bir kadro tarafından alındığını öne süren Köse, sürecin CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş ve belediyede etkili olduğu iddia edilen Utku Yılmaz üzerinden yürütüldüğünü iddia ederek şunları kaydetti: "Karşıyaka halkının oylarıyla oluşmuş belediye yönetimi bugün fiilen başka isimlerin kontrolüne bırakılmıştır. Meclis iradesi ve Belediye Başkanı’nın iradesi yok sayılmakta, Karşıyaka’nın şansı birkaç kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılmaktadır. Özellikle Utku Yılmaz’ın tek imzayla belediyede belirleyici hale gelmesi, CHP’li meclis üyelerinin dahi artık isyan ettiği bir noktaya ulaşmıştır. Karşıyaka’nın taşınmazlarının ve değerlerinin yetkili kişilerin yönettiği iştiraklere devredilmesi, bu yönetim zaafının en somut örneğidir." "Kişisel kavgaların bedelini Karşıyakalılar ödüyor" Mevcut yönetim ile geçmiş dönem Karşıyaka Belediye Başkanı olan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay arasındaki siyasi gerilimin ilçeyi felç ettiğini kaydeden Köse, "Karşıyaka Belediyesi’nin her geçen gün kan kaybetmesinin en büyük sebeplerinden biri de Sayın Cemil Tugay ile mevcut yönetim arasında yaşanan siyasi ve kişisel kavgalardır. Karşıyaka halkına hizmet etmek yerine birbirleriyle hesaplaşan bir anlayış ortaya çıkmıştır. Bu kavganın bedelini ise sokakta çöp gören vatandaş, maaşını alamayan işçi ve hizmet bekleyen Karşıyakalı ödemektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Meşruiyet kazandırmamak adına meclise katılmadık" AK Parti grubunun meclise katılmama kararının siyasi bir şov değil, halka karşı sorumluluğun bir gereği olduğunun altını çizen Başkan Köse, açıklamalarını şöyle tamamladı: "Biz AK Parti grubu olarak bu çürümüş yönetim anlayışına meşruiyet kazandırmamak adına meclise katılmadık. Çünkü ortada ne mali disiplin ne kurumsal ciddiyet ne de belediyeyi yönetecek irade kalmıştır. İşçisinin maaşını ödeyemeyen, memuruyla kavgalı, esnafıyla karşı karşıya gelen ve kendi meclis çoğunluğunu dahi bir arada tutamayan bir yönetimle karşı karşıyayız. Karşıyaka Belediyesi bugün borç batağı içerisinde, siyasi hiziplerin savaş alanına dönüşmüş durumdadır. Karşıyaka’nın kaybedecek bir günü dahi kalmamıştır. Belediye kişisel hesapların değil, halkın makamıdır."
07 Mayıs 2026 Perşembe - 17:49 Foça’da okul çevrelerine sıkı denetim: Kaymakam Aydın’dan "Güvenli Eğitim" talimatı İzmir’in Foça ilçesinde, son dönemde ülke genelinde okul çevrelerinde meydana gelen üzücü olaylar sonrası harekete geçildi. Foça Kaymakamı İhsan Emre Aydın imzasıyla yayınlanan talimat doğrultusunda, öğrencilerin fiziksel ve ruhsal güvenliğini korumak amacıyla eğitim kurumları, emniyet ve jandarma birimleri eşgüdümlü bir çalışma başlattı. Kaymakam Aydın’ın talimatında, güvenliğin sadece yüksek duvarlar ve kameralarla sağlanamayacağı, sürecin pedagojik boyutuyla bir bütün olduğu vurgulandı. Bu kapsamda İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde, rehberlik servisleri, öğrencilerin ders başarılarındaki ani düşüşleri ve içe kapanma durumlarını mercek altına alacak, akran zorbalığına karşı tavizsiz bir tutum sergilenirken; öğrencilerin sosyal medya paylaşımları, resim ve kompozisyon çalışmaları şiddet eğilimi açısından uzmanlarca incelenecek ve müfredat dışı etkinliklerle ’Sosyal ve Duygusal Öğrenme’ faaliyetlerine öncelik verilerek okul ikliminde sevgi dili hakim kılınacak. Okullarda ’tek giriş’ ve 24 saat takip Fiziki güvenlik zafiyetlerini ortadan kaldırmak amacıyla okul yerleşkelerinde sıkı bir denetim modeli uygulanacak. Alınan kararlar uyarınca: Okul giriş ve çıkışları kontrollü olarak tek noktadan sağlanacak, ziyaretçi kayıtları dijital ve yazılı olarak eksiksiz tutulacak. ve tüm kör noktaları kapsayan kamera sistemleri 24 saat kesintisiz kayıt yapacak. Evdeki silahlara sıkı denetim Saha güvenliği boyutunda ise İlçe Emniyet Müdürlüğü ve İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri mesai gözetmeksizin görev başında olacak. Özellikle dijital mecralarda gençler arasında yayılan ’silahlanma özentisi’ ve ’çeteleşme’ faaliyetlerine karşı önleyici siber devriyeler gerçekleştirilecek. Risk grubunda olduğu değerlendirilen öğrencilerin aileleriyle kolluk birimleri koordinesinde hassas görüşmeler yapılacak. Bu görüşmelerde, ev ortamında ateşli silaha erişim imkanının olup olmadığı ve silahların mevzuata uygun muhafaza edilip edilmediği titizlikle kontrol edilecek. Kurumlar arası "tek seslilik" ilkesiyle yürütülen bu geniş çaplı operasyonla, Foça’daki eğitim yuvalarının tamamen güvenli hale getirilmesi hedefleniyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:11 Ege Üniversitesi ve Tüpraş iş birliği ile Temel Rafinericilik Staj Programı Enerji şirketi Tüpraş’ın Ege Üniversitesi iş birliği ile hayata geçirdiği Temel Rafinericilik Staj Programı başvuruları açıldı. Program, rafinericilik alanında kariyer yapmayı hedefleyen genç yeteneklerin teknik bilgi ve becerilerini sahada geliştirmelerine olanak sağlayan kapsamlı bir deneyim sunuyor. Tüpraş, rafinerilerinin bulunduğu illerde üniversite iş birlikleriyle enerji sektörüne nitelikli iş gücü yetiştirmesine katkı sağlamayı hedefliyor. Ege Üniversitesi ile düzenlenen Temel Rafinericilik Staj Programı, öğrencilerin teorik bilgilerini saha deneyimiyle pekiştirmelerine imkân vererek mesleki gelişimlerini destekliyor. Üniversite bünyesindeki Aliağa Meslek Yüksekokulu ve Ege Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören Rafineri ve Petrokimya, Elektrik, Makine ve Kimya Teknolojisi öğrencilerinin başvurularına açık olan program 20 Temmuz - 14 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Katılımcılar, Temel Rafinericilik Eğitimi’nin yanı sıra rafineri sahasında yürütülen işbaşı uygulamalara dahil olacak. Öğrenciler, üretim ve operasyon süreçlerini yerinde deneyimleyerek mesleki yetkinliklerini geliştirme imkanı yakalayacak. Programı başarıyla tamamlayan katılımcılara, Tüpraş Akademi tarafından "Temel Rafinericilik Katılım Sertifikası" verilecek. Program sonunda Tüpraş İnsan Kaynakları ve rafineri yöneticileri, öğrencilere teknik kariyer yolculuğuna ilişkin deneyimlerini aktaracak. Protokolün imza töreni, Ege Üniversitesi Senato Salonunda gerçekleştirildi. Törene EÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Aydoğan Savran, Prof. Dr. Murat Boyacı, Rektör Danışmanları Prof. Dr. Mehmet Ali Yurdusev, Prof. Dr. Fevzi Bedir, Aliağa Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Sevil Şener, Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Emre Ercan, Tüpraş İzmir Rafineri Müdürü Volkan Demirtaş ve Tüpraş Kurumsal İletişim Direktörü Çiler Teber katıldı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı iş birliği protokolüne ilişkin şunları söyledi: "Program, Meslek Yüksekokullarımızın Rafineri ve Petro-Kimya, Elektrik, Makine ve Kimya Teknolojisi programlarında eğitim gören öğrencilerimizi kapsıyor. Öğrencilerimiz, teorik eğitimlerini doğrudan sahada, sektörün profesyonelleriyle birlikte deneyimleme fırsatı bulacak. YÖK’ün uygulamalı eğitimde başlattığı dönüşüm doğrultusunda, Meslek Yüksekokullarında eğitim gören öğrencilerimizi, sanayi ile buluşturmaya ve mesleklerine daha kolay adapte olabilmeleri için çalışmaya devam edeceğiz. İmzalanan protokolün her iki kurum ve öğrencilerimiz için hayırlı olmasını diliyorum." Tüpraş İzmir Rafineri Müdürü Volkan Demirtaş ise programın önemine şu sözlerle dikkat çekti: "Ege Üniversitesi ile hayata geçirdiğimiz Temel Rafinericilik Staj Programı ile öğrencilerimizin teorik bilgilerini doğrudan sahada, gerçek rafineri ortamında deneyimlemelerini sağlıyoruz. Böylece mezun olduklarında enerji sektörüne daha hazır, daha donanımlı bireyler olarak katılmalarını hedefliyoruz. Aynı zamanda bu iş birliği, enerji sektörünün ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını bugünden yetiştirme yaklaşımımızın önemli bir parçası. Gençlerimizi yalnızca izleyen değil, sürecin içinde yer alan, sorumluluk alan ve değer üreten bireyler olarak yetiştirmeyi önemsiyoruz. Bu programın hem öğrencilerimizin gelişimine hem de sektörümüz ve ülkemizin insan kaynağının gelişimine güçlü bir katkı sağlayacağına inanıyoruz." Yerel ekonomiye ve yetenek gelişimine katkı sağlanmasını hedefleyen program, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlü ve sürdürülebilir örneklerinden biri olarak konumlanıyor. Şirket, aynı zamanda Ege Üniversitesi tarafından düzenlenen Danışma Kurulu toplantılarında da rol alarak akademi-sanayi etkileşimini çok yönlü olarak destekliyor. Başvuru süreci boyunca Ege Üniversitesi’nde düzenlenecek bilgilendirme toplantıları ile öğrencilere programın kapsamı ve başvuru süreçlerine ilişkin detaylı bilgi sunulacak. Tüpraş, bu programı rafinerilerinin bulunduğu Kırıkkale, Batman ve Kocaeli illerinde de gerçekleştiriyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:09 Çeşme’de 3. Kitap Takas Şenliği İzmir’in Çeşme ilçesinde bu yıl üçüncüsü düzenlenen "Kitap Takas Şenliği", renkli görüntülere sahne oldu. Çocukların kitap kahramanlarını canlandırdığı kostümlü kortej yürüyüşü, meydanda gerçekleştirilen etkinlikler ve kitap takasıyla tamamlanan organizasyon, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Çeşme Kaymakamlığı himayesinde yürütülen "Hayatın Anlamı Kitap" projesi kapsamında düzenlenen şenlik, ilçe merkezinde gerçekleştirilen kortej yürüyüşüyle başladı. Yürüyüşe, Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, "Hayatın Anlamı Kitap" projesi koordinatörü Arzu Güleryüz Maraşlı, Çeşme Belediyesi Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, İlçe Milli Eğitim Müdürü Şahan Çöker ve siyasi parti temsilcileri de katıldı. İlçedeki 30 okuldan yaklaşık 200 öğrenci, okudukları kitapların kahramanlarını temsil eden kostümlerle yürüyüşe katıldı. Cumhuriyet Meydanı’na kadar süren yürüyüş boyunca protokol üyeleri vatandaşlara ve esnafa kitap hediye ederek kitap okuma alışkanlığına dikkat çekti. Protokol üyeleri ve öğrenciler, meydanda kurulan minderlerde bir araya gelerek birlikte kitap okudu. Meydanda kurulan renkli stantlar ve öğrencilerin kostümleri etkinliğe görsel bir şölen havası kattı. Etkinlikte konuşan Çeşme Kaymakamı Mehmet Maraşlı, kitap sevgisinin çocukların geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kitap Takas Şenliği’nin artık geleneksel hale geldiğini belirten Maraşlı, "En güzel hediye, en güzel yardımlaşma kitapla olan hediyeleşme ve yardımlaşmadır" diyerek öğrencilerin kitap sevgisini yaygınlaştırma konusunda örnek olduğunu ifade etti. "Hayatın Anlamı Kitap" projesi kapsamında öğrencilerin düzenli olarak kitap okuduğunu, yazar söyleşilerine katıldığını ve sanat etkinlikleri eşliğinde kitaplarla buluştuğunu kaydeden Maraşlı, özellikle dijital ekranların hayatın merkezinde olduğu günümüzde kitapların çocuklar için önemli bir yol arkadaşı olduğuna dikkat çekti. Konuşmasında öğrencilere seslenen Maraşlı, yalnızca ders kitaplarının değil, değerleri öğreten ve geleceğe ışık tutan eserlerin de okunması gerektiğini belirterek, "Türkiye Yüzyılı’nda geleceğe umutla bakan nesiller sizlersiniz. Sizlerin kitapla buluşmasını çok önemsiyoruz" ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından öğrenciler, canlandırdıkları kitap karakterleriyle çeşitli gösteriler sundu. Renkli kostümler ve sahne performansları izleyenlerden alkış alırken, etkinliğin sonunda gökyüzüne balonlar bırakıldı. Programın devamında Kaymakam Mehmet Maraşlı ve beraberindeki protokol üyeleri, Cumhuriyet Meydanı’nda okullar tarafından kurulan stantları ziyaret ederek öğrencilerle sohbet etti. Katılımcılar, yanlarında getirdikleri kitapları birbirleriyle değiş tokuş ederek etkinliği kitap takasıyla tamamladı. Çeşme’de geleneksel hale gelen Kitap Takas Şenliği, çocuklara kitap sevgisi kazandırmayı ve okuma kültürünü yaygınlaştırmayı amaçlayan etkinliklerden biri olarak bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi.
Şeydanur’un hikayesi umut oldu; Vedat da artık yutkunabiliyor
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:55 Şeydanur’un hikayesi umut oldu; Vedat da artık yutkunabiliyor Yemek borusundaki daralma nedeniyle katı gıda tüketemeyen 35 yaşındaki Vedat Akkuş, bir yudum su değil tükürüğünü yutabilmek adına çaldığı her kapıdan ses tellerini kaybetme riski olduğunu öğrendi. Yaptığı araştırmalarda daha önce Şeydanur Yüce’nin iyileşmesine yönelik yapılan haberleri okuduktan sonrasında Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay’a gelen Akkuş, yapılan operasyonla hem sesini kaybetmedi hem de katı-sıvı her besini tüketebilir hale geldi. İstanbul’da yaşayan Vedat Akkuş, 2023 yılında yutkunamama şikâyetiyle gittiği hastaneden kanser teşhisiyle ayrıldı. Tümörün ses tellerine çok yakın olması nedeniyle ameliyatla tümörden kurtulamadığını bunun yerine radyoterapi ve kemoterapi alması gerektiğini aktaran Vedat Akkuş, söz konusu tedavilerin işe yaradığını ancak bu süreçte yemek borusunun daraldığını söyledi. Radyoterapi sürecinden 16 gün sonra tükürüğünü dahi yutamayacak hale geldiğini anlatan Vedat Akkuş, bu rahatsızlığı nedeniyle mideden tüple beslenmek durumunda kaldığını aktardı. 35 yaşındaki Vedat Akkuş, "Benim için gerçekten çok acı vericiydi. Ben çok aktif bir insandım, tüm hayatım bir anda alt üst oldu. Ama sabrettim, araştırdım. Değerli hocalarımızla tanıştım. Bugün çok iyiyim. Ameliyattan bugüne meyve suyu, süt gibi içecekler tükettim" sözlerini kaydetti. Şeydanur’un haberini okuyunca geldi Tedavi olmak ve yeniden bir yudum su içebilmek için gitmediği doktor kalmadığını ve daha önce kendisinin durumunda olan Şeydanur Yüce’nin iyileşmesine yönelik yapılan haberleri okuduğunu söyleyen Vedat Akkuş, "Şeydanur Hanıma da geçmiş olsun. Onun haberini görüp de İstanbul’dan İzmir’e geldim. O da tez zamanda şifasını bulur umarım. Sayısız doktora gitmişimdir. Farklı bir sonuçla karşılaşmaktan korktum. Herkes bana ses tellerinizi kesinlikle kaybedeceksiniz diyordu. Biz orayı çıkartacağız dediler, 3 ay gibi yoğun bakım süreci de olabileceğini söylediler" diye konuştu. Geçirdiği operasyon sonrasında meyve suyu ve süt içtiğini belirten Vedat Akkuş, "İçmeden önce çok korktum. 2 senedir bir şey yiyip içemiyorum. Unutkanlığım var. Daha öncesinde yemek yemeyi denemiştim, nefes boruma kaçmıştı ve zor kendime gelmiştim. Bu nedenle hala yutarken korkuyorum. Alışana kadar bu devam edecektir" dedi. Yemek borusu tamamen tıkanmıştı Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay, Vedat Akkuş hakkında bilgi verdi. Doç. Dr. Süleyman Günay, şu ifadeleri kullandı: "Vedat Bey 2023 yılında üst özofagus skuamöz hücreli kanser teşhisi alıyor. Ses tellerine çok yakın olduğu için ameliyattansa radyoterapi ve kemoterapi tercih ediliyor. Kanserler radyoterapi ve kemoterapiye iyi cevap veriyor. Ancak radyoterapiden sonra radyoterapinin bir yan etkisi olarak yemek borusunun üst kısmı tamamen kapanmış ve tükürüğünü dahi yutamaz duruma gelmiş. Gerçekten biz de endoskopiyle bir ay önce baktığımızda yemek borusunun tamamen tıkanmış olduğunun teşhis ettik. Bu onun sosyal yaşantısını olumsuz yönde etkiliyordu. Beslenme için de midesine bir peg dediğimiz beslenme tüpü açılmıştı; oradan besleniyordu. ‘Tekrar bir yudum su içebilir miyim? Tükürüğümü yutabilir miyim?’ arayışıyla bir sürü doktoru gezmiş. Evet, ‘ameliyat olabilirsin’ demişler, ama ses tellerini kaybetme riski vardı. Bize geldiğinde biz de baktık ve evet hiçbir açıklık yoktu. Bir ameliyat yöntemi vardı, bu açıklığı sağlayacak ama dünyada çok az hastaya yapılmış bir tedaviydi ve çok riskliydi. Önce bir baktık, hastamıza bir ay kadar düşünme süresi verdik. Vedat Bey çok uyumlu bir hastaydı. Kendisine bu sürede risklerini anlattık ve sonunda Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Turan Acar ile birlikte ameliyatı gerçekleştirdik." Vedat Akkuş’un durumu nedeniyle ameliyatın zorlayıcı geçtiğini aktaran Doç. Dr. Süleyman Günay, "Vedat Bey, ameliyattan sonra katı gıda yine tüketemiyor. Ama tükürüğünü yutabiliyor, sıvıları içebiliyor. Bunlar da hayatında olumlu yönde değişiklikler yarattı. Ben de daha önce yaptığım bir ameliyat değildi. Benim için de ilk oldu. Teknik olarak yapılabildiğini biliyordum. Ancak daha önce hiç uygulamamıştım" ifadelerini kullandı.
Ege Üniversitesinde, soykırıma uğrayan Gazze anlatıldı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 11:25 Ege Üniversitesinde, soykırıma uğrayan Gazze anlatıldı Ege Üniversitesinde, Gazze’deki kutsal, tarihî ve güncel direnişi mercek altına alan "Mekândan Tarihe ve Davaya: Gazze’nin Kutsal Direnişi" başlıklı panel gerçekleştirildi. Panelde, yıllardır zulmün, kuşatmanın ve işgalin en somut sembollerinden biri olan Gazze’nin aynı zamanda direnişin, umudun ve inancın da timsali olmayı sürdürdüğü belirtildi. Ege Üniversitesi Kültür ve Sanat Evinde yapılan panelde, Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık ve Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Akalın konuşmacı olarak yer aldı. Etkinliğe Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Senato Üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Program, Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Öğr. Gör. Osman Bostancı’nın Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık "Mekândan Coğrafyaya, Coğrafyadan Kutsala" başlıklı sunumunda, bir mekan olarak Gazze’nin coğrafyaya, coğrafyadan tarihî ve kutsal kimliğe dönüşmesini ele aldı. Prof. Dr. Durmuş Akalın ise "Filistin İşgalinden Gazze’ye: Tarihî Arka Plan ve Hedef" başlıklı konuşmasında bölgedeki tarihsel süreci ve günümüzde yaşanan gelişmeleri arşiv belgelerine dayanarak tarihi arka planla birlikte değerlendirdi. Panelin açılışında konuşan Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, "Bugün burada, insanlığın vicdanında derin izler bırakan 7 Ekim Gazze işgalinin 2. yıl dönümünde, Ege Üniversitesi çatısı altında bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu etkinlik, sadece bir hatırlama değil; aynı zamanda bir uyanışa, bir farkındalığa ve bir sorumluluk bilincine davettir. Gazze, yıllardır zulmün, kuşatmanın ve işgalin en somut sembollerinden biri olmuştur. Fakat aynı zamanda direnişin, umudun ve inancın da timsali olmayı sürdürmektedir. Bu nedenle Gazze’yi anlamak, sadece bir coğrafyayı değil; bir insanlık davasını, bir onur mücadelesini kavramaktır. 7 Ekim 2023 tarihi, dünya kamuoyunun dikkatini bir kez daha Gazze’ye çevirmiş; yaşanan insani trajediler, sivillerin maruz kaldığı şiddet ve adaletsizlikler vicdanları derinden yaralamıştır. Bizler, üniversite camiası olarak bu tür acıların unutulmaması, geleceğe dersler bırakması için akademik ve insani bir sorumluluk taşıyor, bu sorumluluk ve vicdani yoksunluk taşımayanları ise kınıyoruz" dedi. "İnsanlığın ortak acılarına duyarsız kalmamalıyız" Üniversitelerin sadece bilim üreten değil, aynı zamanda ahlak ve vicdanı koruyan kurumlar olduğunu belirten Prof. Dr. Ersan, "Tarih, mekân ve dava üçlüsü, Gazze’nin bugünkü gerçeğini anlamamız için önemli bir anahtar sunuyor. Mekân, işgal edilen toprak; Tarih, Filistin halkının yüzyıllardır süren var olma mücadelesi; Dava ise adalet, özgürlük ve insanlık onuru için verilen bitmeyen çabadır. Üniversiteler sadece bilim üretim merkezleri değil, aynı zamanda vicdanın korunduğu mekânlardır. Bizim görevimiz, insanlığın ortak acılarına duyarsız kalmamak ve öğrencilere hakikati, adaleti ve merhameti öğretebilmektir. Gazze meselesi de bu sorumluluğun en açık göstergesidir. Ege Üniversitesi olarak bizler, ilim ve vicdanın birlikte yükseldiği bir kurum olma anlayışımızı sürdürüyoruz. Gazze’nin tarihi, mekânı ve davası üzerine yapılan bu akademik buluşma, bilginin vicdanla birleştiği bir zemin oluşturmaktadır." diye konuştu. "Kudüs ve Gazze, onurlu direnişin simgesidir" EÜ Birgivi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Palabıyık, "Modern çağ, kutsallığın mekânsal temsilini zayıflatmış olsa da insanın kutsala yönelme arzusu sürmektedir. Bu yöneliş, bazen dua, bazen tepki, bazen de direniş olarak tezahür eder. Filistin örneğinde olduğu gibi, kutsal mekân yalnızca inançla değil, adalet, kimlik ve insan onuruyla da ilgilidir. Kudüs ve Gazze, Tanrı’ya yönelimin olduğu kadar insanın onurlu direnişinin de simgesidir. Kutsal mekânlar, toplumların ortak hafızası ve vicdanıdır; hem ruhu hem kimliği yaşatır. Bugün dağlarda, ağaçlarda, türbelerde, camilerde, anıtlarda ve hatta sessizlikte bile insan, hâlâ kutsalı aramakta; bazı mekânların taşlarında, oradaki dualarda ve direnişlerde hayatının anlamını bulmaktadır. Çünkü kutsallık, insanın içindeki en derin çağrının; anlam, adalet ve huzur arayışının hiç sönmeyen yankısıdır" dedi. "Gazze tesadüf değil, planlı bir politika" Sunumunda; bugünü anlamak için geçmişin planlarına bakılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Durmuş Akalın, "Bugün Gazze’de yaşananlar, tesadüf değil, 19. yüzyıldan bu yana adım adım uygulanan planlı bir Siyonist politikanın sonucudur. Osmanlı’nın bölgeden çektirilmesiyle başlayan süreçte, İngiltere ve Batı desteğiyle Filistin toprakları sistemli şekilde işgal edilmiş, her bölgesel kriz, fırsata çevrilmiştir. 1948’de İsrail’in kuruluşuyla yüzbinlerce Filistinli evlerinden sürülmüş; bu, her vesileyle artarak devam ettirilmiş ve bugün de yapıldığı gibi hâlâ mülteci kamplarında yaşamaya mahkum edilmişlerdir. Gazze’de gördüğümüz yıkımın her türlüsü, yeni bir olay değildir; mahsul yakma, su kaynaklarını tahrip etme, yolları kapatma gibi ‘insansızlaştırma’ politikasının güncel devamıdır. Kısacası karşımızda, Batı’nın çıkarlarını temsil eden, bölgeyi denetim altında tutan örgütlü bir yapı, modern bir koloni bulunmaktadır" dedi. Panel, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ersan tarafından Prof. Dr. Muhammet Hanefi Palabıyık ve Prof. Dr. Durmuş Akalın’a 70. Yıl Pulu takdim edilmesiyle sona erdi.
Türk ve Japon öğrenciler İzmir için tasarladı
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:45 Türk ve Japon öğrenciler İzmir için tasarladı İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) bir araya gelen Türk ve Japon öğrenciler, Alsancak’taki İzmir Resim Heykel Müzesi binasını, ‘doğa dostu’ kütüphane olarak yeniden tasarladı. 5 grup halinde bir hafta çalışan 32 öğrencinin sürdürülebilirlik temasına vurgu yapan, palmiye ağacı ve begonvil çiçeği figürlerinin yer aldığı, bol ışıklı ve estetik tasarımları büyük beğeni topladı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi ile Japonya’daki Chiba Üniversitesi arasında yaklaşık 20 yıldır devam eden iş birliği, bu sene de güzel bir projeye dönüştü. Japon öğretim üyeleri Prof. Dr. Kaname Yanagisawa, Prof. Dr. Yuki Ito ve beraberindeki 16 öğrenci, İEÜ’nün davetlisi olarak İzmir’e geldi. Kentin tarihi noktalarını gezen Japon konuklar, Efes Antik Kenti ve Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda bol bol vakit geçirdi. Antalya’daki konferansta sunulacak Ziyaret kapsamında Japon öğrenciler, İEÜ Tasarım Çalışmaları Lisansüstü Programı, İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü ile Endüstriyel Tasarım Bölümü ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileriyle buluştu. Türk ve Japon gençler, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nın içinde bulunan ve Resim Heykel Müzesi olarak kullanılan binayı, kütüphane olarak yeniden işlevselleştiren özel projeler tasarladı. Ekipler halinde çalışan Türk ve Japon gençlerin hazırladığı, yenilikçi ve çevreci özellikleriyle dikkat çeken 5 proje, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek uluslararası bir konferansta sunulacak. "Öğrenciler için fırsat" Projenin koordinatörü, İEÜ İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Hasırcı, Türk ve Japon öğrencilerin uyum içinde çalışarak başarılı tasarımlara imza attığını söyledi. Japon öğrencilerin İzmir’i çok sevdiğini ifade eden Prof. Dr. Hasırcı, "Japon profesör Kaname Yanagisawa ile 2004 yılında Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bir uluslararası konferansta tanışmıştım. Dostluğumuz, o günden bu yana hiç eksilmedi. 2006 yılında İEÜ’de çalışmaya başladıktan sonra da iş birliğimizi, iki üniversite arasında resmi bir noktaya taşıdık. Uluslararası İlişkiler Ofisi Müdürü Hülya İncekara, bu süreçte bizlere çok destek olarak profesyonel ve resmi adımların atılmasını sağladı. Şimdiye kadar onlarca öğrencimiz, Chiba Üniversitesi ile yaptığımız değişim programı anlaşması sayesinde Japonya’da eğitim aldı, staj yaptı. Japon öğrenciler ve hocalar da çok kez bizi ziyaret etti. Farklı kültürleri tanıyan öğrencilerimiz, kendilerini geliştirme ve uluslararası alana açılma fırsatı buldu" diye konuştu. "Uyum içinde çalıştılar" Türk ve Japon kültürünü İEÜ’de buluşturduklarına dikkat çeken Prof. Dr. Hasırcı, "İzmir Kültür Sanat Fabrikası, tarihi yapısıyla da ön plana çıkan, çok önemli bir nokta. Bu fabrikanın içinde yer alan en önemli binalardan biri de Resim Heykel Müzesi olarak kullanılıyor. Biz de öğrencilerimize, ‘Bu müzenin içinde yenilikçi bir kütüphane düşünseydiniz, nasıl bir tasarım yapmak isterdiniz?’ sorusunu yönelttik. Çalışmalarda, 16 Türk ve 16 Japon öğrenci yer aldı. Toplamda 32 genç, muhteşem bir uyum içinde çalıştı. Önce alanı ve sanat eserlerini gezdiler, sonra birlikte düşündüler. En sonunda da tasarımlarını titizlikle şekillendirdiler. Profesyonel tasarımları aratmayacak kadar güzel çalışmalara imza attılar. Bir sertifika töreniyle süreci tamamladık ancak eminim ki dostlukları sürecektir. Kısa zamanda, yaratıcı ve yapı sektöründe çok ihtiyacımız olan doğa dostu çözümler üreten tüm gençleri kutluyorum" dedi. "Çok sayıda kişinin emeği var" Projenin gerçekleşmesinde çok sayıda kişinin emeğinin olduğunu belirten Prof. Dr. Hasırcı, "Etkinliğin düzenlenmesinde Dekanımız Prof. Dr. Ender Yazgan Bulgun, Dekan Yardımcılarımız Doç. Dr. Onur Mengi ve Dr. Öğretim Üyesi Ali Aslankan, Bölüm Başkanımız Doç. Dr. Emre Ergül ve organizasyon ekibinde yer alan Araştırma Görevlileri Yasemin Albayrak Kutlay ve Elif Gündoğdu, Dr. Öğretim Üyesi İdil Bakır Küçükkaya ile sekreterimiz İpek Uyarer’in çok katkısı oldu. Öğrencilerimizden de organizasyonda görev alanlar vardı. Emeği geçen herkese ve yıllardır desteğini esirgemeyen üniversitemiz yönetimine teşekkür ediyorum. Ayrıca; İzmir Kültür Sanat Fabrikası Müdürü Cengiz Topal’a, Müdür Yardımcısı Elif Erginer’e ve İzmir Resim Heykel Müzesi Müdürü Ayşe Füruzan Caman’a, bizlere verdikleri destekler için teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Göztepe, savunma performansıyla Avrupa’daki takımları geçti
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:38 Göztepe, savunma performansıyla Avrupa’daki takımları geçti Bu sezon şu ana kadar kalesinde sadece 2 gol gören Göztepe, Avrupa’nın 5 büyük ligindeki birçok takımı geride bırakırken, bu alanda zirveyi Serie A ekibi Roma ile paylaştı. Göztepe, Trendyol Süper Lig’de bu sezon sergilediği etkileyici savunma performansıyla sadece Türkiye’de değil, Avrupa futbolunda da dikkatleri üzerine çekti. Sarı-kırmızılı ekip, geride kalan 8 haftada kalesinde sadece 2 gol görerek savunma başarısıyla Avrupa’nın üst düzey 5 liginde yer alan birçok kulübü geride bıraktı. İzmir temsilcisi; Arsenal, Bayern Münih, Real Madrid, Napoli, ve PSG gibi kendi liglerinde zirvede yer alan takımları geride bırakırken, bu 5 ligdeki tüm ekipler arasında yalnızca Serie A ekibi Roma ile zirveyi paylaştı. Diğer takımlar da Göztepe’nin yanına yaklaşamadı Premier Lig lideri Arsenal, şu ana kadar çıktığı 7 maçta kalesinde 3 gol gördü. Bundesliga’nın zirvesinde yer alan Bayern Münih de kalesinde 3 gole engel olamazken, La Liga’da zirvede yer alan Real Madrid ve ikinci sırada bulunan Barcelona’ da 9’ar gol yedi. İspanya’da savunma anlamında öne çıkan Villareal ile Real Betis de 8 golle Göztepe’nin gerisinde kaldı. Serie A’da lider konumda bulunan Napoli, kalesinde 9 gol görerek savunma istatistiklerinde geri planda kalırken, Ligue 1’in zirvesindeki Paris Saint-Germain ise 5 gole engel olamadı. Bu alanda dikkat çeken tek takım ise İtalya’dan Roma oldu. Başkent temsilcisi, sadece 2 gol yiyerek Göztepe ile birlikte Avrupa’nın en iyi savunma performanslarından birine imza attı ve zirveyi İzmir ekibiyle paylaştı.
Jandarma ev sahipliğinde Uluslararası BORAN 7 Keskin Nişancı Yarışması nefes kesti
08 Ekim 2025 Çarşamba - 10:33 Jandarma ev sahipliğinde Uluslararası BORAN 7 Keskin Nişancı Yarışması nefes kesti İzmir’in Foça ilçesi Jandarma Albay M. Remzi Kızılsu Atış Alanı’nda düzenlenen BORAN VII Keskin Nişancı Yarışması, zorlu ikinci gün birinci etabı ile devam etti. Keskin nişancılar sadece atış becerilerini değil, aynı zamanda baskı altında doğru karar verme, zaman yönetimi ve konsantrasyon gibi kritik yeteneklerini de test etti. Jandarma Genel Komutanlığı ev sahipliğinde 06-13 Ekim 2025 tarihleri arasında düzenlenen BORAN Keskin Nişancı Yarışması’na Türkiye ile birlikte 21 ülkeden 48 unsur katılıyor. Öncesinde ulusal çapta düzenlenen, son 2 yıldır uluslararası organize edilen yarışmada Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bosna Hersek, Bulgaristan, Cibuti, Endonezya, Irak, İspanya, İtalya, Katar, KKTC, Kırgızistan, Kuveyt, Kuzey Makedonya, Libya, Macaristan, Moldova, Pakistan, Romanya ve Ürdün’ün de bulunduğu 20 ülkeden uluslararası seçkin birliklerin yanı sıra Türkiye’den Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlıkları, Özel Kuvvetler Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’ndan toplam 48 unsur (96 keskin nişancı) yer alıyor. Yarışma, aynı zamanda Aselsan, Roketsan, Canik, MKE, Tisaş ve Kalekalıp gibi sektörün devlerinin de aralarında bulunduğu toplam 43 yerli ve milli savunma sanayii firması için de önemli bir platform oluşturuyor. Firmalar, etkinlik alanında açtıkları stantlarda geliştirdikleri en son teknoloji ürünleri, yerli ve milli silah, araç ve gereçleri sergileyerek hem tanıtım yapıyor hem de kullanıcılardan doğrudan geri bildirim alma fırsatı buluyor. Yarışmanın birinci etabında heyecan doruktaydı Yarışmanın ikinci gün faaliyetleri kapsamında, "Er Meydanı" etabı çekişmeli mücadelelerine sahne oldu. Yarışmacılar, sabah saatlerinde iki gruba ayrılarak farklı atış disiplinlerinde yeteneklerini sergiledi. Günün ilk yarısında birinci gruptaki yarışmacılar, "Algı ve Rehine Atışı" etabında mücadele etti. Bu etapta keskin nişancılardan, 100 metre mesafedeki "Algı Hedefine 90 saniye içinde 3 atış yapmaları istendi. Ardından 150 metre mesafedeki "Rehineli Terörist Hedefine 30 saniye içinde 3 atış gerçekleştirerek rehineyi kurtarma senaryosunu başarıyla tamamlamaları beklendi. Eş zamanlı olarak ikinci grupta yer alan unsurlar ise "Tabanca Atışı" etabında yeteneklerini sergiledi. Bu etapta nişancılar, 8 ila 15 metre arasındaki mesafelerden diz hedeflerine karşı 120 saniye içinde 5+5 atış yaparak en yüksek puanı almaya çalıştı. Öğleden sonraki programda ise gruplar yer değiştirdi. Sabah tabanca atışı yapan ikinci grup, "Algı ve Rehine Atışı" etabına geçerken, ilk grup ise "Tabanca Atışı" etabında hedefleriyle buluştu. Gün boyunca süren yoğun ve zorlu mücadeleler, keskin nişancıların sadece atış becerilerini değil, aynı zamanda baskı altında doğru karar verme, zaman yönetimi ve konsantrasyon gibi kritik yeteneklerini de test etti. Yarışma takvimine göre bugün "Er Meydanı" etabının son aşaması olan "Unsur Mesafe Atışı" yapılıyor. Akşam saatlerinde ise yarışmacıları en çok zorlayacak etaplardan biri olan "İkinci Etap: Gece Yaklaşıyor" başlayacak. Bu etap kapsamında unsurlar, "Sızma, Gözetleme ve Gece Atışı" faaliyetlerini icra ederek gece şartlarındaki kamuflaj, gizlenme ve atış yeteneklerini ortaya koyacak. Yarışmanın son atışlı etabı ise 11 Ekim Cumartesi günü "Üçüncü Etap: Büyük Kapışma" adı altında gerçekleştirilecek olan "Senaryo Atışı" olacak. Bu etapta unsurlar, fiziksel ve zihinsel dayanıklılığın sınırlarını zorlayan karmaşık bir parkurda zamana karşı yarışacak. Yarışma, 12 - 13 Ekim günleri düzenlenecek olan Kapanış Töreni ve dereceye giren unsurlara ödüllerinin verilmesi ile sona erecek.