Yerel Haberler
İzmir
10 Mart 2026 Salı - 14:11 Kasapoğlu, Manisalılarla iftar sofrasında buluştu AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, İzmir’de düzenlenen iftar programında Manisalı hemşehrileriyle bir araya geldi. Ramazan’ın birlik ve dayanışma ruhuna vurgu yapan Kasapoğlu, "Gönül kapımız her zaman açık" dedi. Önceki Dönem Gençlik ve Spor Bakanı, AK Parti İzmir Milletvekili Dr. Mehmet Kasapoğlu, İzmir’de düzenlenen Manisalılar İftar Buluşması’na katılarak hemşehrileriyle aynı sofrada buluştu. Yoğun katılımın olduğu programda konuşan Kasapoğlu, Ramazan ayının birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularını pekiştirdiğini söyledi. Konuşmasına kısa süre önce hayatını kaybeden amcası Prof. Dr. Asım Kasapoğlu’nu anarak başlayan Kasapoğlu, taziye dileklerini ileten herkese teşekkür etti. Kasapoğlu, "Birkaç gün önce hem şahsım hem de ailemiz için çok kıymetli bir ismi, amcamız Prof. Dr. Asım Kasapoğlu’nu ebediyete uğurladık. Mekanı cennet olsun. Bu vesileyle arayan, mesaj gönderen ve cenaze törenine katılan herkese teşekkür ediyor, sizlere ve sevdiklerinize sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyorum" dedi. Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çeken Kasapoğlu, bu ayın kendine has bir bereketi olduğunu ifade ederek, "Ramazan birlik, beraberlik ve kardeşlik ayı. Karşısındakini anlama, empati kurma ve dayanışma ayı. Ramazan ayının kendine özel bir bereketi var. Rabbim hepimize bu bereketinden istifade etmeyi nasip etsin. Bugün Manisalı hemşehrilerimizle beraberiz. Hem İzmir’imize hem de ülkemize değer katan kıymetli hemşehrilerimiz bu bereket sofrasını onurlandırdılar" şeklinde konuştu. Günümüzün yoğun temposunun insanları zaman zaman birbirinden uzaklaştırdığını belirten Kasapoğlu, gönül bağlarının her zaman güçlü olduğunu vurgulayarak, "Bu gök kubbenin altında hep birlikte yaşıyoruz. Ancak çağın getirmiş olduğu meşgaleler ve iletişim çağında yaşanan iletişimsizlikler var. Ama biliyoruz ki gönlümüz birlikte çarpıyor, yüreklerimiz birlikte atıyor. Bir araya gelemediğimiz zamanlarda bile aramızda bir gönül köprüsü var. Bu köprüyü daha da güçlendirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kasapoğlu, birlik ve beraberliğin daha da güçlendirilmesi için çalışmaya devam edeceklerini belirterek, "Bizim gönül kapımız her zaman sizlere açık. Hem Ankara’da hem İzmir’de sizlerin hizmetindeyiz. Memleketimiz ve insanlık için bugüne kadar nasıl çalıştıysak bundan sonra da birlikte gayret etmeye devam edeceğiz. Rabbim Ramazan Bayramı’na hep birlikte ulaşmayı nasip etsin" dedi. Programın sonunda Kasapoğlu, vatandaşlarla sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. Kasapoğlu, iletilen konularla yakından ilgileneceklerini ve hemşehrileriyle iletişim halinde kalacaklarını ifade etti.
10 Mart 2026 Salı - 14:02 Bayındır Sosyal Yardımlaşma Vakfı, çalışma performansı ile İzmir’de birinci oldu Bayındır Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, Türkiye genelinde yapılan performans değerlendirmesinde önemli bir başarıya imza attı. "Türkiye Geneli SYD Vakıf Karnesi" sonuçlarına göre Bayındır SYDV, İzmir genelinde 1. sırada yer aldı. Değerlendirme; Bütünleşik Sosyal Yardım Bilgi Sistemi (BSYBS), İş Zekâsı-Veri Ambarı verileri ve SYD Vakıf Karnesi Anahtar Performans Göstergeleri esas alınarak gerçekleştirildi. Bayındır Kaymakamı Murat Mete, elde edilen başarı dolayısıyla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı personeli ile vakfın çalışmalarına katkı sağlayan Mütevelli Heyeti üyeleri için bir program düzenledi. Programda, özverili çalışmalarından dolayı vakıf müdürü ve personellere Başarı Belgesi, vakıf faaliyetlerine destek sunan mütevelli heyeti üyelerine ise Teşekkür Belgesi takdim edildi. Programda konuşan Kaymakam Murat Mete, sosyal yardımların ihtiyaç sahiplerine hızlı, etkin ve adil şekilde ulaştırılmasında emeği bulunan tüm vakıf personeline ve mütevelli heyeti üyelerine teşekkür etti. Mete, elde edilen başarının güçlü bir ekip ruhu ve fedakâr çalışmaların sonucu olduğunu vurguladı. Kaymakam Mete ayrıca, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın bundan sonraki süreçte de aynı azim ve kararlılıkla çalışmalarını sürdüreceğine inandığını belirterek tüm personele başarılar diledi.
İzmir’de kadın çekici operatörü tabuları yıktı
28 Eylül 2025 Pazar - 12:15 İzmir’de kadın çekici operatörü tabuları yıktı İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çekici operatörlüğü yapan Munise Demirer, 17 metreyi bulan 42 tonluk tır da dahil bütün çekici araçları kullanabiliyor. İki yıl boyunca sanayide çıraklık yaptıktan sonra çok sevdiği şoförlüğü tercih eden Demirer, kadınların her işin üstünden kalkabileceğini göstererek çocuklarına da örnek oluyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı İşletme Şube Müdürlüğü bünyesinde görev yapan 53 yaşındaki Munise Demirer, şoförlük mesleğine gönül verdi. Biri 21 diğeri 18 yaşında iki oğlu olan elektronik teknisyeni Munise Demirer, ağır vasıta çekici araçları kullanıyor. Bu mesleğe tutkuyla bağlı olan Demirer, arızalanan araçları tek başına çekiciye yükleyip Gaziemir’de bulunan tamir atölyesine getiriyor. Müdürlük bünyesinde en büyüğü 17 metre ve 42 tonluk tır da dahil bütün çekici araçları kullanan Demirer, bu işi çok sevdiği için şoförlüğü tercih ettiğini belirtiyor. "Bir daha dünyaya gelsem aynı işi yaparım" 2010 yılından bu yana aktif olarak ağır vasıta kullandığını anlatan ve 2019’da İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde çalışmaya başlayan Munise Demirer, "En büyük araçtan tutun da en küçük araca kadar hepsini kullanıyor ve çok keyif alıyorum. Bir daha dünyaya gelsem, sanırım yine bu işi yapardım" dedi. Sanayide çıraklık yaptı Öğrenmenin sınırı olmadığına inandığını vurgulayan Demirer, "Araç konusu ucu açık bir mutfak. Araçları çok sevdiğim ve çok şey öğrenmek istediğim için iki yıl boyunca boş zamanlarımda sanayide bir ustanın yanında çıraklık yaptım. Bu bir tutku. Araba kullanmak çok güzel ama bir aracı bir yerden başka bir yere almak başka bir deneyim. Hepsinin bana kattığı artı bir bilgi var. Ben biraz da bilgi edinmeyi seviyorum. Altın bilezik gibi. Yaptığım her iş beni heyecanlandırıyor. Bana sürekli bir şeyler kattığını düşünüyorum" dedi. "İşimi çok seviyorum" Yolda kalan herhangi bir aracı atölyeye getirmek üzere herkes gibi yalnız çalıştığını belirten Munise Demirer, şunları söyledi: "Ben de tek başıma göreve gidiyorum. Gece veya gündüz fark etmiyor. Zorlukları oluyor ama üstesinden gelmeyi bir şekilde öğreniyorsunuz. Başarmak zorundasınız. Çok zorlandığım yerde yardım istiyorum. Bir erkeğin fiziksel gücüne sahip değilim ama yaptığım işte zorlansam da işimi seviyorum." "Çocuklarıma iyi örnek olduğumu düşünüyorum" İşini yaptığı esnada çok güzel tepkiler aldığını belirten Demirer, şunları anlattı: "Çoğu zaman ‘Abla helal olsun. Bravo. Bu işi yapan kadınlar da var mı’ diye güzel tepkiler alıyorum. Bazen ‘Elinin hamuru ile bu işlere bulaşma’ şeklinde klasik tepkiler geliyor. Onlara da ‘Ellerimi yıkadım, mutfaktan çıkıp buraya geldim. Buraya da yetiştim’ diyorum. Çocuklarım benimle gurur duyuyor. Bazı şeyler biraz da çocuklarımızla ilgili. Bir şeyleri başardığımızı, imkansız gibi görünen şeyleri yaptığımızı ispatlamak, yılmadan bir şey yapabilmek Bunları göstermek benim için kıymetli. Çocuklarıma güzel bir anne ve iyi bir örnek olduğumu düşünüyorum. Burada çalışan ve vefat eden bir şoför abimizin dolabını bana verdiler. O günden sonra bana ‘Murat abi’ diyorlar. Hepsi çok iyi insanlar. Bana çok yardımcı oldular." Meslektaşları da çok mutlu Munise Demirer’in meslektaşlarından Özgür Keskin, "Kadınların da bu işi yapabileceğini ESHOT’tan biliyoruz. Kadınların varlığı, bulundukları ortamın kalitesini de yükseltiyor. İyi ki varlar ve bu tür işlerde daha çok olsunlar" dedi. Kalbim Çalım da Demirer’i gördüğünde çok şaşırdığını ifade ederek, "Sonra alıştık. Burada olması çok güzel. O bize çok şey kazandırdı. Biz de ona birçok şey öğrettik" ifadelerini kullandı. Meslek hayatında 10 yılı geride bırakan Hüseyin Çaktuğ da "İlk defa buraya bir kadın şoför geldi. Geldiği de iyi oldu. Ondan saygıyı ve iyiliği öğrendik. Mesleki olarak bazı bilgileri bizden daha fazla. Onları aktardı. Biz çok memnunuz" dedi.
Akıllı EKG ile 5 dakikada kalp krizi riski değerlendirmesi
28 Eylül 2025 Pazar - 11:53 Akıllı EKG ile 5 dakikada kalp krizi riski değerlendirmesi İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Cihan Altın, yapay zeka destekli EKG hakkında bilgi vererek, "Artık 4-5 dakika içerisinde kişinin kalp krizi riski önceden tahmin edilebiliyor" dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Cihan Altın, 29 Eylül Dünya Kalp Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kalp sağlığında erken tanının önemine dikkat çekerek, Türkiye’de sayılı merkezlerde uygulanabilen ‘Yapay Zeka Destekli EKG (Cardisio)’ yöntemi hakkında bilgi verdi. Öngörülebiliyor Prof. Dr. Altın, günümüzde kalp krizi riskinin yalnızca klasik risk skorlama sistemleriyle değil, yeni nesil yöntemlerle de öngörülebileceğini belirterek şunları söyledi: "Akıllı EKG olarak da bilinen yapay zeka destekli EKG (Cardisio), yaklaşık 4-5 dakika süren, ilaç, radyasyon ya da efor gerektirmeyen, herhangi bir risk taşımayan bir hasta için oldukça basit bir uygulamadır. Bu yöntem sayesinde kalbin damarlarındaki sorunlar, yapısal bozukluklar ve ritim problemleri önceden değerlendirilebilmektedir." Ayrıntılı analiz Cardisio’nun kalbin elektriksel aktivitelerinin üç boyutlu analizini yapan vektör kardiyografi temelli bir uygulama olduğuna dikkat çeken Altın, şu bilgileri paylaştı: "Bu ölçüm ile sadece dört-beş dakika içinde tam bir vektörkardiyogram oluşturmak mümkündür. Sistem, bulut tabanlı platformda 3,2 milyondan fazla veri noktasını işleyerek çok ayrıntılı bir analiz sunar. Sonuçlar, risk puanını da içeren bir PDF raporu şeklinde anında erişilebilmektedir. Ayrıca 360 farklı dereceden yapılan çekimlerle kalp fonksiyonları en ince ayrıntısına kadar değerlendirilir." Prof. Dr. Altın, kalp sağlığını korumak ve riskleri erken dönemde tespit etmek için düzenli kontrollerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Lütfen kalbinizi ihmal etmeyin. Erken tanı hayat kurtarır" dedi.
Arkadaş ikramı hastanelik edebilir
28 Eylül 2025 Pazar - 10:51 Arkadaş ikramı hastanelik edebilir Besin alerjisi olan çocukların okulda dikkat etmesi gereken noktalar hakkında önemli bilgiler veren Medicana Sağlık Grubu Çocuk Alerjisi Bölümü’nden Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, özellikle çocukların beslenme çantalarındaki gıdaları birbirleriyle paylaşmasının risk oluşturduğunu söyledi. Sözmen, "Besin alerjisi olan çocukların bir bölümü kazayla besin alımı nedeniyle alerji şikayeti yaşıyor ve bu nedenle hekime başvurabiliyorlar" dedi. Besin alerjisi olan çocuklar, özellikle okul döneminde bazı risklere daha açık hale gelebiliyor. Arkadaşlarından aldıkları atıştırmalıklardan kantin ürünlerine kadar birçok yerde alerjik gıdaya maruz kalması mümkün olabiliyor. İşte bu noktada ebeveynlere ve okul iradesi ile öğretmenlere çok iş düşüyor. Besin alerjisi olan çocuk için okul dönemi alınması gereken tedbirleri anlatan Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Alerjisi Uzmanı Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, çocukların bir kısmının kazayla besin alımı nedeniyle alerji şikayeti yaşadığını belirtti. Prof. Dr. Sözmen, "En sık görülen besin alerjileri; fındık, fıstık, kaju, ceviz, Antep fıstığı, badem, süt, yumurta, balık gibi besinler oluyor. Çocuğun beslenme çantasına bu tarz gıdaların girmediğinden emin olunsa da, çocukların okulda birbirlerine ikramda bulunduğu gıdalar kontrol edilemeyeceğinden günün sonunda alerjinin tetiklenmesiyle karşı karşıya kalınabilir. Bu nedenle çocuklara beslenme çantasına koyduğu yiyecekleri arkadaşlarına ikram etmemesi söylenmeli. Çünkü onun için zararlı olmayan bir şey diğer arkadaşları için sıkıntı oluşturabilir" diye konuştu. Ayrıca okul menülerine de dikkat çeken Sözmen, "Okulların menülerinde de mutlaka okulun başlangıcında doktorun bilgilendirme yazısıyla çocuğun menüsünde alerjisi olan besine yer verilmemeli ve diğer arkadaşları da bu konuda uyarılmalı. Ayrıca bazı ciddi alerjilerde çocuk, inhalasyon yoluyla da bulaşa maruz kalabilir. Bu nedenle de alerjiye neden olan gıdanın tüm sınıf tarafından tüketilmemesinde fayda olacaktır" açıklamasını yaptı. Mutfak gereçleri ayrı tutulmalı Çocuğun alerjisine göre beslenme programı oluşturulması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, "Paketli ve işlenmiş ürünler çocukların beslenme çantasında tercih edilmemeli. Az işlenmiş taze ürünler konulmalı. Eğer paketli ürün konulacaksa bir etiket okuması yapılmalı, alerjiye neden olan ürünün içeriğinde olmamasına dikkat edilmeli" dedi. Çapraz bulaş riskini de ele alan Sözmen, şu ifadeleri kullandı: "Örneğin yumurta alerjisi olan bir çocuğa ürün hazırlarken yumurta üzerinde işlem yapılmış ve sudan geçirilmiş bir mutfak aletinden bulaş gerçekleşebiliyor. Buğday tüketmemesi gereken bir çocuğa tost hazırlanırken makinede daha önceden ekmek kalıntısı kaldıysa alerjiye sebep olabiliyor. O nedenle mutfak gereçlerinin ayrı tutulması ya da temizliklerinden emin olunması gerekiyor." Öğretmenler besin alerjisini bilmeli Alerjisi olan çocukların sağlıklarının korunması adına okul yönetimine ve öğretmenlere çok iş düştüğünü aktaran Prof. Dr. Sözmen, öğretmenlerle okul yönetiminin besin alerjisi belirtilerini tanımasının önemli olduğunu söyledi. Sözmen, "Çocuğun kazara besin alerjisi olan gıdayı tükettiği durumlarda, eğitimcilerin hangi alerjik belirtilerin görülebileceğini bilmeleri hayati önem taşıyor. Kızarıklık, boğazda takılma hissi, kusma gibi belirtiler alerjiye neden olan besinin alımından sonra hızlı ilerleyen belirtiler. Bu belirtileri ve de sonrası çocuğun sağlıklı kalması adına sürecin yönetimini okuldaki idarenin ve öğretmenlerin bilmesi gerekir" diye konuştu. Alerjisi olan hastalara hazır ve kolay kullanımlı iğneler verildiğini aktaran Prof. Dr. Şule Çağlayan Sözmen, bu ilaçlarda dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlattı: "İlaç, iğne içerisinde hazır halde bulunuyor, yalnızca kullanımının bilinmesi yeterli oluyor. Son kullanma tarihine ve nasıl saklanması gerektiğine de dikkat edilmesi önemli. Bu ilaçlardan korkulmamalı. Çünkü bu ilaçların çocukluk döneminde yan etkisi çok çok az oluyor. Bir çarpıntı etkisi de çocuklarda görülmüyor. O alerjik belirtilerden hızlı bir şekilde kurtulmanın en etkili çözümü bu. Bu ilaçla ilk müdahale yapıldıktan sonra ise çocuk sağlık kuruluşuna gönderilmeli."
İspanya’daki dağ köyü için tasarım yaptılar
28 Eylül 2025 Pazar - 10:16 İspanya’daki dağ köyü için tasarım yaptılar Yaşar Üniversitesi’nin öncülüğünde İspanya’nın Alpujarra bölgesinde düzenlenen yaz okulunda öğrenciler, terk edilmiş La Cebadilla köyünün şapelini dijital göçebeler için çok amaçlı bir mekâna dönüştürecek projeler geliştirdi. Program, su, peyzaj ve kültürel mirasın çağdaş yaşamla nasıl buluşabileceğini öznel tasarımlarla ortaya koydu. Yaşar Üniversitesi Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü, Yunanistan’daki West Attica Üniversitesi ve İspanya’daki ESADA (Endülüs Tasarım ve Sanat Okulu) iş birliğiyle düzenlenen uluslararası yaz okulu serisi, üçüncü yılında İspanya’nın Granada kentine bağlı Alpujarra bölgesinde gerçekleştirildi. Erasmus+ BIP (Yüksek Öğretim Hareketliliği Karma Yoğun Programlar) çerçevesinde yürütülen 2025 Yaz Okulu, "Göçebenin Sığınağı" (The Nomad’s Sanctuary) başlığıyla öğrencileri terk edilmiş bir dağ köyünde miras, mekân ve çağdaş toplum üzerine düşünmeye davet etti. Eski şapele dijital göçebe teması 2023’te İzmir’de Yaşar Üniversitesi, 2024’te ise Midilli’de West Attica Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen yaz okulunun bu yılki konusu, bir dönem hidroelektrik santral işçileri için inşa edilen ve bugün terk edilmiş durumda olan La Cebadilla köyü oldu. Öğrenciler, köyün şapelini dijital göçebeler için çok amaçlı bir mekâna dönüştürmeyi hedefleyen yeniden kullanım projeleri geliştirdi. Su, peyzaj ve kültür ilişkisini merkeze alan bu tasarımlar, şapeli bir buluşma, çalışma ve ortak yaşam alanı olarak yeniden tanımladı. Çevrim içi seminerlerde Alpujarra’nın geleneksel mimarisi, Granada’da su ve mimarlık ilişkisi ile bölgenin dönüşüm potansiyeli ele alındı. Ardından bölgeye giden öğrenciler, alan gezileri, atölyeler ve yoğun stüdyo çalışmalarıyla projelerini geliştirdi. Ayrıca Elhamra Sarayı gibi Dünya Mirası alanlarında inceleme yapma fırsatı buldular. Final projeleri ise yerel yönetim ve halkın katılımıyla gerçekleştirilen bir sunumda paylaşıldı. Programa; Yaşar Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Ebru Karabağ, Öğretim Görevlisi Sergio Taddonio ve Araştırma Görevlisi Özüm Karadağ, İspanya ESADA’dan José Antonio Gonzlez Casares, Carmen Gmez Vélez, Mara José Duran Vaquero, Yunanistan West Attica Üniversitesi’nden ise Angelos Psilopoulos ve Maria Moira eğitmen olarak katıldı. Öğrencilerden ise Deniz Çıray, Göktuğ Yiğitol, Ceren Çamlıca, Aycan Dede, Ayten Güner, Sevim Çankaya, İrem Türker, Türkay Korkusuz, Gökçe İrem Bozkurt ve Gamze Eneş programı başarıyla tamamladı. Proje Koordinatörleri Ebru Karabağ ve Sergio Taddonio programı şu sözlerle değerlendirdi: "Bu yılki atölyenin amacı, Alpujarra bölgesinin dağlık coğrafyasında su, peyzaj ve kültür arasındaki güçlü bağı vurgulamaktı. Öğrenciler, terk edilmiş La Cebadilla köyünün şapeli için yeniden kullanım senaryoları geliştirerek, mirasın tarihi sürekliliğini günümüzün yaşam biçimleriyle buluşturdu. Tasarım önerileri, dijital göçebeler için çok amaçlı ortak bir mekân kurgularken, bölgenin kültürel belleğini, doğal dokusunu ve topluluk yaşamını bir araya getiren yaklaşımlar sundu."
Hekimliğe ilk adım
28 Eylül 2025 Pazar - 10:14 Hekimliğe ilk adım İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Tıp Fakültesi’nde bu yıl eğitime başlayan 41 öğrenci, beyaz önlüklerini giyip ‘Tıbbiyeli Yemini’ ederek hekimlik yolunda ilk adımı attı. Büyük coşku ve heyecana sahne olan törende geleceğin hekimlerine seslenen İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, "Bugün giydiğiniz beyaz önlük; bilimin ışığında ve vicdanın rehberliğinde, insan onuruna saygıyla yapacağınız yolculuğun simgesi olacak" diye konuştu. İEÜ Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen 2025-2026 Akademik Yılı Beyaz Önlük Töreni, üniversitenin Youtube hesabından da canlı yayınlandı. Törende, çocuklarını beyaz önlükle ilk kez gören aileler, mutluluk ve gururu bir arada yaşarken, zaman zaman da duygulandı. Türkiye’nin farklı noktalarında verdikleri konserlerle büyük beğeni toplayan İEÜ öğretim üyesi ve göz hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Sait Eğrilmez, aile hekimliği uzmanı Dr. Nuri Şalk ve doğuştan görme engelli Cem Cansız, bu özel gecede ‘Türkülerdeki Hekimlik’ adlı özel programlarını sunarak konuklara eşsiz bir müzik ziyafeti yaşattı. 300’üncü programını İzmir Ekonomi’de sergileyen ekip, salonu dolduran katılımcılardan büyük alkış aldı. Törende, 2024-2025 Akademik Yılı’nda tıp fakültesinden birincilikle mezun olan Dr. Sabiha Su Polatlı ve fakülteye bu sene en yüksek sıralama ile yerleşen Hakan Ömer Özçelik de birer konuşma gerçekleştirdi. ‘Kadim Değerler’ vurgusu İEÜ Rektörü Prof. Dr. Yusuf Hakan Abacıoğlu, hekimliğin kadim değerler taşıyan bir meslek olduğuna dikkat çekerek, "Bu tören, genç tıbbiyelilere sorumluluk ve onurla taşıyacakları bir emaneti devretmekle ilgilidir. Emanet, hekimlik mesleğinin kadim değerleridir. Önce hastanın yararını gözetmek, insana saygı ve şefkatle yaklaşmak, doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamak, sorumluluk taşımak ve hesap verebilir olmak, yaşam boyu öğrenmeye ve mükemmelliğe adanmak, adalet ve eşitliği savunmak, hastanın mahremiyetine özen göstermek, meslektaşlarla dayanışma içinde olmak ve topluma hizmet etmeyi görev saymak. Emanet, bilimin ışığıdır ve sadece insanların değil tüm yaşamın savunulmasıdır. Emanetiniz ağır ama sahip çıkacağınızı biliyorum. Sizlere güveniyorum. Çünkü bu mesleği size öğretecek hocalarınızın onlara emanet edilen bu değerleri koruduğunu, yaşattığını ve şimdi sizlere aktaracağını biliyorum" ifadelerini kullandı. "Her teşhiste bir yaşam yolculuğu göreceksiniz" İEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlgi Şemin ise, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda insanın acısına kulak vermek, gözlerindeki umudu görmek ve o yükü paylaşmak olduğunu ifade ederek, "Hastalarınıza yaklaşırken sadece biyolojik problemi değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyal bir bütünü göreceksiniz. Çünkü insan; yaşadığı çevresi, alışkanlıkları, sorumlulukları, destek sistemleri ile bir bütündür. Sizler de bu anlayışla, her hastada bir insan hikâyesi, her teşhiste bir yaşam yolculuğu göreceksiniz. Hastanızla kurduğunuz iletişim, onlara gösterdiğiniz ilgi ve verdiğiniz güven, reçeteye yazdığınız ilaçlardan çok daha güçlü olacak. Burada yalnızca dersler almayacak, bir yaşam biçimi de edineceksiniz. Sistemli çalışmayı, zamanı iyi kullanmayı, disiplinli olmayı, stresle baş etmeyi, kendi sağlığınızı geliştirmeyi öğreneceksiniz. Bu alışkanlıklar, mesleğinizin omurgasını oluşturacak" dedi. "Beyaz önlük, üzerinizden hiç çıkmayacak" İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Dr. Burak Öztop da eğitim süresi boyunca öğrencilere her türlü desteği vereceklerini belirterek, "Bugün giydiğiniz beyaz önlükleriniz, aslında hayatınız boyunca üzerinizden hiç çıkmayacak. Çok kutsal bir mesleği yerine getireceksiniz. Bizler de sizin en iyi şekilde yetişmeniz için çaba gösterecek, ihtiyacınız olan her an yanınızda olacağız. Sizleri ve ailelerinizi gönülden kutluyor; başarılı bir eğitim hayatı geçirmenizi diliyorum" diye konuştu.
Kuduz, erken müdahale ile yüzde 100 önlenebilir
28 Eylül 2025 Pazar - 10:14 Kuduz, erken müdahale ile yüzde 100 önlenebilir Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hacer Ceylan Çimendağ, kuduzun erken müdahale ile tamamen önlenebileceğini belirterek hayvan teması sonrası ilk 15 dakikanın kritik olduğunu vurguladı. SBÜ Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hacer Ceylan Çimendağ, kuduz hastalığına karşı toplumun farkındalığını artırmak amacıyla önemli uyarılarda bulundu. Kuduzun hem insanları hem de hayvanları etkileyen, merkezi sinir sistemini hedef alan ve tedavi edilmediğinde ölümcül seyreden viral bir hastalık olduğunu vurgulayan Dr. Çimendağ, "Bu tehlikeli hastalık doğru ve zamanında alınan önlemlerle tamamen engellenebilir" dedi. Bulaşma yolları ve sinsi belirtiler Kuduz virüsünün genellikle enfekte bir hayvanın tükürüğü yoluyla bulaştığını belirten Dr. Çimendağ, en yaygın bulaşma yolunun ısırılma olduğunu ifade etti. Tırmalama veya açık yara, çizik, göz, ağız ya da burun gibi mukozalara tükürük temasıyla da hastalığın bulaşabileceğini söyledi. Belirtilerin genellikle virüs vücuda girdikten 1 ila 3 ay sonra ortaya çıktığını, ancak bu sürenin birkaç gün ile birkaç yıl arasında değişebileceğini aktaran Çimendağ, "Erken dönemde hastalık grip benzeri halsizlik, ateş, baş ağrısı, iştahsızlık gibi belirsiz belirtilerle kendini gösterir. En dikkat çekici ve erken uyarıcı belirti ise ısırılan bölgede ağrı, kaşıntı, karıncalanma veya uyuşmadır" dedi. Hastalığın ilerleyen evresinde sinir sisteminin etkilendiğini, anksiyete, halüsinasyon, ani öfke ve saldırganlık gibi nörolojik belirtilerin ortaya çıktığını belirten Dr. Çimendağ, "Yutma güçlüğü, su korkusu (hidrofobi), ışık hassasiyeti (fotofobi) ve kas spazmları da görülen diğer semptomlardır. Kuduz belirtileri başladıktan sonra tedavisi mümkün değildir ve hastalık hızla ilerleyerek koma ve ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullandı. İlk 15 dakika hayat kurtarır Kuduz şüphesi olan hayvanla temas halinde atılması gereken ilk adımları açıklayan Dr. Çimendağ, şu uyarılarda bulundu: "Yarayı en az 15 dakika boyunca bol su ve sabunla yıkayın. Mümkünse sabunlu suya ek olarak alkol veya povidon-iyot gibi bir antiseptik solüsyon kullanın. Yarayı kapatmayın, hava ile temas etmesini sağlayın ve en yakın sağlık kuruluşuna vakit kaybetmeden başvurun. Bu basit adımlar virüsün vücuda yayılmasını önlemek veya geciktirmek açısından kritik öneme sahiptir." Aşı ve immünglobulin uygulamasının belirtiler başlamadan yapılması gerektiğini vurgulayan Çimendağ, "Bu uygulamalar doğru zamanda yapıldığında yüzde 100 koruyucudur ve tek etkili yöntemdir" dedi. Türkiye’de kuduz vakaları Türkiye’de kuduz vakalarının en çok Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde görüldüğünü kaydeden Çimendağ, "Kuduz pozitif örneklerin yüzde 97,87’si evcil hayvanlara ait. Köpekler yüzde 35,3, sığırlar yüzde 52,6 ve kediler yüzde 5,03 oranında vakalara kaynaklık ediyor. Yabani hayvanlar ise sadece yüzde 2,13’lük bir paya sahip. Evcil hayvanların düzenli aşılanması, kuduzun insanlara bulaşmasını önlemede en önemli adımdır" şeklinde konuştu. Halka çağrı: Önlem alın Hastalığın önlenebilir olduğunu vurgulayan Dr. Çimendağ, "Evcil hayvanlarınızı düzenli olarak aşılatın, yabani hayvanlarla temastan kaçının, kuduz şüphesi olan hayvanları yetkililere bildirin. Kuduz hakkında bilgi sahibi olun ve çevrenizi de bilinçlendirin. Unutmayın, kuduzdan korunmak tedaviden daha önemlidir. Hayvan teması sonrası hızlı ve doğru tıbbi müdahale hayati önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
Kemalpaşa’da Ahilik Haftası programı düzenlendi
27 Eylül 2025 Cumartesi - 15:24 Kemalpaşa’da Ahilik Haftası programı düzenlendi İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde Ahilik Haftası kapsamında kutlama programı düzenlendi. Kemalpaşa ilçesinde 38. Ahilik Haftası gerçekleştirildi. Küçük Sanayi Sitesi’nde esnaflarca düzenlenen programda Kur’an okunarak dua edildi, lokma dökülerek misafirlerle ikram edildi. Etkinliğe AK Parti Konya Milletvekili Ünal Karaman, Kemalpaşa Kaymakamı Musa Sarı, Cumhuriyet Başsavcısı Bahadır Bilen, AK Parti İlçe Başkanı Dr. Metin Yaşar, Kemalpaşa Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Temel Küçük, Küçük Sanayi Sitesi Derneği Başkanı Osman Yıldız ile sanayi esnafı katıldı. Programda konuşan Kaymakam Musa Sarı, Ahilik teşkilatının tarihi, önemi ve izlediği yola değinerek sanayinin ihtiyacı olan yetişmiş elaman sıkıntısının önüne geçmek için meslek liselerine ve çıraklık okulu olarak bilinen mesleki eğitim merkezlerine (MESEM) kayıt sayısının artırılması için Milli Eğitim Bakanlığı’nın teşvikleri doğrultusunda, İzmir Valiliği öncülüğünde yürüttükleri çalışmalar kapsamında yeni bölümler açıldığını, fabrika ve sanayi sitelerinde de sınıflar açılarak çalışma ortamları içerisinde mesleki eğitimlerin sürdürüldüğünü söyledi. Kaymakam Sarı, alın teri ile ekmeğini kazanan sanayi esnafı ve emekçilerine hayırlı kazançlar dilediklerini ifade etti. AK Parti Konya Milletvekili Ünal Karaman da yaptığı konuşmada tüm esnafın her zaman yanında olduklarını, alın teri ile ekmeğini kazanan herkese saygı duyduklarını, önemsediklerini ve kendilerine iletilen tüm sorunları ilgili makamlara ileterek çözümü için gereken çalışmaları yürüttüklerini ifade etti.
Hayalini kurduğu ODTÜ’ye öğrenci olamadı, öğretim görevlisi oldu
27 Eylül 2025 Cumartesi - 15:17 Hayalini kurduğu ODTÜ’ye öğrenci olamadı, öğretim görevlisi oldu Bir zamanlar rehber öğretmeninin yaptığı bir hata yüzünden hayalini kurduğu Orta Doğu Teknik Üniversitesi’ne (ODTÜ) yerleşemeyen Tireli lastik tamircisi Orhancan Ayhan, yıllar sonra aynı üniversiteye öğretim görevlisi olarak kabul edilerek ilham verici bir başarı hikayesine imza attı. Lastik tamirciliği yaparak geçimini sağlarken bir yandan da üniversite sınavlarına hazırlanan Orhancan Ayhan’ın hayatı, tercih döneminde yaşanan talihsiz bir olayla bambaşka bir yöne evrildi. Yüksek bir puan alarak ODTÜ’ye girmeye hak kazanan Ayhan, rehber öğretmeninin tercih listesini onaylamayı unutması nedeniyle hayallerine veda etmek zorunda kaldı. Ancak bu talihsizlik, Ayhan’ın azmini ve kararlılığını kıramadı. Pes etmeyen genç adam, bir yıl sonra Hacettepe Üniversitesi Tarih Bölümü’nü kazandı. Üniversite eğitimini başarıyla tamamlayan Ayhan, akademik kariyer hedefini bir adım öteye taşıyarak Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Yüksek Lisans eğitimine başladı. Buradaki eğitimini de başarıyla tamamlayan Ayhan’ın aklında ise her zaman bir gün ODTÜ’de olmak vardı. Yüksek lisansının ardından hayallerinin peşinden gitmeye karar veren Orhancan Ayhan, bu kez öğrenci olarak değil, bir akademisyen olarak ODTÜ’nün kapısını çaldı. Yaptığı başvuruyla ODTÜ’ye öğretim görevlisi olarak kabul edilen Ayhan, yıllar önce bir hata nedeniyle giremediği üniversiteye, azmi ve başarısıyla ders vermek için geri döndü. "Hedefim hep bir gün ODTÜ’de olmaktı" Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Ayhan, yaşadığı zorlu sürece rağmen hayallerinden asla vazgeçmediğini belirtti. Ayhan, "O gün yaşadığım hayal kırıklığı, beni daha da kamçıladı. Eğitim hayatım boyunca hedefim hep bir gün ODTÜ’de olmaktı. Öğrenci olarak nasip olmadı ama bugün bir öğretim görevlisi olarak bu kutsal çatı altında bulunmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum. Gençlere tavsiyem, ne olursa olsun hayallerinin peşinden gitmeyi bırakmasınlar" ifadelerini kullandı.
Mezarlıkta budanan ağaçlar kabirlere zarar verdi
27 Eylül 2025 Cumartesi - 15:00 Mezarlıkta budanan ağaçlar kabirlere zarar verdi İzmir’in Buca ilçesindeki Kaynaklar Mezarlığı’nda yapılan ağaç budama çalışmaları sırasında, kontrolsüz bir şekilde kesilen dallar bazı mezarlara zarar verdi. İzmir’in Buca ilçesindeki Kaynaklar Mezarlığı’nda yapılan ağaç budama çalışmaları sırasında güvenlik önlemlerinin yeterince alınmaması, istenmeyen görüntülere neden oldu. Budanan kalın dalların doğrudan mezar taşlarının üzerine düştüğü, bazı alanlarda ise fiziki hasar oluştuğu görüldü. Yaşanan durum tepki çekerken, yakınlarının mezarlarının zarar görmesinden endişe duyan vatandaşlar ise yetkililere çağrıda bulundu. Olayla ilgili belediye ya da sorumlu kurumlardan henüz resmi bir açıklama yapılmadı. "Böyle bir şey olamaz" Yakınlarının mezarlıklarını sulamaya gelen (33) Gürkan Tunçel, yapılan budama işlemenin sorumsuzca olduğunu vurgulayarak, "Belediyenin bu şekilde çalışma yapması güzel ama mezarlıkları bu şekilde bırakması doğru değil. Burası sonuçta manevi bir yer. İnsan ailesinden birini kaybettiği için geliyor. Benim yakınımın mezarının böyle olmuş olması hiç hoş değil. Kesmişler ağaçları ama toplamaları gerekirdi. Benim mezarlığıma zarar verse belki de durumum yok yaptıramayacağım. Bunları temizleyip eski haline getirmeleri gerek. Bu şekilde böyle olamaz. Benim bir yakınımın mezarı bu şekilde olsaydı şu anda burada bağırıyor olurdum. Yetkili arardım ama yetkiliyi de mezarlıkta bulamazdım. Nereye başvuracağımızı da bilmiyoruz" dedi.
Alzheimer tedavisinde ilaç umudu
27 Eylül 2025 Cumartesi - 10:48 Alzheimer tedavisinde ilaç umudu İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Gülhan Şahbaz, 1-30 Eylül Dünya Alzheimer Ayı dolayısıyla yaptığı açıklama Alzheimer hastalığına yönelik güncel gelişmeler ve koruyucu yaklaşımlar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Alzheimer’ın dünyada ve ülkemizde hızla artış gösteren en önemli sağlık sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Dr. Şahbaz, hastalığın yalnızca unutkanlıkla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda düşünme, algılama, davranış ve günlük yaşam aktivitelerini de derinden etkileyen ilerleyici bir beyin hastalığı olduğunu vurguladı. Günümüzde Alzheimer için kesin bir tedavinin henüz bulunmadığını belirten Dr. Şahbaz, mevcut ilaçların semptomların kontrolünde etkili olduğunu, ancak hastalığın seyrini tamamen durduramadığını ifade etti. Son yıllarda beyinde biriken zararlı proteinleri hedef alan yeni nesil ilaçların ön plana çıkmaya başladığını dile getiren Dr. Şahbaz, bu ilaçlardan bazılarının farklı ülkelerde onay aldığını ve hastalığı yavaşlatma potansiyeli gösterdiğini söyledi. "Donanemab, Lecanemab ve ALZ-801 gibi faz 3 aşamasında olan yeni ajanlar umut verici sonuçlar ortaya koyuyor. Bunun yanı sıra dünyada kök hücre tedavileri, aşı çalışmaları ve genetik yaklaşımlar da yoğun bir şekilde sürdürülüyor" dedi. İlaç araştırmalarının umut verici olmasına rağmen, Alzheimer ile mücadelede ilaç dışı yöntemlerin de çok büyük bir rol oynadığına dikkat çeken Dr. Şahbaz, yaşam tarzı değişikliklerinin hastalığın seyrini olumlu yönde etkileyebileceğini vurguladı. Düzenli egzersiz yapılmasının, Akdeniz tipi beslenmenin, kaliteli uykunun, zihinsel aktivitelerin ve sosyal etkileşimlerin hastalıkla mücadelede koruyucu bir kalkan görevi gördüğünü belirtti. "Sosyal yönden aktif olmalı" Zihinsel aktivitelerin beynin canlılığını sürdürmesinde önemli katkı sağladığını dile getiren Dr. Şahbaz, "Bilmece çözmek, sudoku oynamak ya da kitap okumak zihinsel kapasitenin korunmasında faydalı aktiviteler arasında. Beden sağlığı için düzenli yürüyüş yapmak, egzersizleri günlük hayatın bir parçası haline getirmek gerekiyor. Sosyal yönden aktif kalmak için ise aile ve arkadaşlarla düzenli vakit geçirmek, topluluklara ve sosyal gruplara katılmak büyük önem taşıyor. Zihin aktif olacak, beden aktif olacak ve sosyal hayat aktif tutulacaktır. Bu üçlü yaklaşım, hastalığın seyrini yavaşlatmada güçlü bir destek sağlamaktadır. Bugün için kesin tedavi bulunmamış olsa da hem tıbbi gelişmeler hem de yaşam tarzı düzenlemeleriyle Alzheimer karşısında güçlü adımlar atabiliyoruz" ifadelerini kullandı.