Yerel Haberler
İzmir
İzmir’de suç örgütü üyesi yakalandı 10 Şubat 2026 Salı - 21:54:38 İzmir’de polis ekiplerinin organize suç örgütlerine yönelik düzenlediği operasyonda, hakkında kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir şüpheli yakalandı, şahsın saklandığı adreste otomatik silah ele geçirildi. İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, organize suç örgütlerinin faaliyetlerinin deşifre edilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Yürütülen teknik ve fiziki takipler sonucunda, kamuoyunda "Serdengeçtiler" olarak bilinen gruba mensup olduğu belirlenen Z.M.’nin izine ulaşıldı. Şüphelinin Çeşme ilçesinde bir villada saklandığını tespit eden ekipler, düzenledikleri operasyonla Z.M.’yi yakalayarak gözaltına aldı. Yakalanan Z.M.’nin yapılan GBT sorgusunda yol kesmek suretiyle silahla birden fazla kişi ile yağma, gece vakti yağma, kasten yaralama, adet gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında hırsızlık, hükümlü veya tutuklunun kaçması ile sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alma, taşıma ve bulundurma suçlarından arandığı belirlendi. Z.M.’nin bu suçlardan hakkında 14 yıl 22 gün kesinleşmiş hapis cezası bulunduğu öğrenildi. Şüphelinin saklandığı villada yapılan aramalarda ise 1 adet Uzi olarak tabir edilen otomatik silah, 1 adet 7.65 mm çapında tabanca ve bu silahlara ait fişekler ele geçirildi. Gözaltına alınan Z.M.’nin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
EGİAD, iş dünyasına stratejik pusula sundu
10 Şubat 2026 Salı - 13:00 EGİAD, iş dünyasına stratejik pusula sundu Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), küresel ölçekte değişen jeopolitik ve ekonomik dengeleri değerlendirmek amacıyla ’Uluslararası Sistemde Dönüşüm ve Yeni Dünya Düzeni’ başlıklı bir seminer düzenledi. Etkinlikte, küresel güç dengelerindeki değişimler ve Türkiye’nin bu süreçteki stratejik konumu masaya yatırıldı. EGİAD Dernek Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya, Ege Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sinem Ünaldılar konuşmacı olarak katıldı. Toplantıda; jeopolitik riskler, yeni dünya düzeninin ekonomik yansımaları ve iş dünyasının bu süreçte alması gereken aksiyonlar kapsamlı bir şekilde ele alındı. "Stratejik okuma iş dünyası için zorunluluk" Etkinliğin açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, dünya siyasetinde kırılgan bir döneme girildiğini belirtti. Özhelvacı, "Küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler, çok kutuplu düzenin güçlenmesi ve uluslararası kurumların dönüşümü; dünya siyasetini ve ekonomik dengeleri derinden etkiliyor. Böylesi bir dönemde uluslararası sistemdeki dönüşümü doğru okumak, iş dünyası için stratejik bir zorunluluk haline gelmiştir" dedi. İş dünyasının en çok ihtiyaç duyduğu unsurun güvenilir analiz ve öngörü kapasitesi olduğunu ifade eden Özhelvacı, EGİAD olarak bilgi temelli yaklaşımlarını sürdüreceklerini kaydetti. Think Tank vurgusu ve anket çağrısı EGİAD’ın veri temelli politika üretme vizyonuna değinen Özhelvacı, Research İstanbul iş birliğiyle yürütülen "Bölgesel Ekonomik Güvenlik Think Tank Raporu" çalışmasının önemine dikkat çekti. "İş Dünyası ve Yatırımcı Anketi" ile ekonomik güvenlik, yatırım iklimi ve finansmana erişim gibi başlıklarda veri topladıklarını belirten Özhelvacı, Ege iş dünyasını ankete katılarak bölgesel kalkınma politikalarına katkı sunmaya davet etti. "Tedarik zinciri güvenliği rekabetin temeli" Seminerde küresel ekonominin en hassas noktalarından biri olan tedarik zinciri güvenliği de gündeme geldi. ABD ve Çin merkezli ticaret politikaları ile enerji arz güvenliğinin Ege sanayisi için risk teşkil ettiğini söyleyen Özhelvacı, "Küresel şoklara karşı şirketlerimizin dayanıklılığı artık rekabet gücünün temel unsuru haline gelmiştir. Tedarik çeşitlendirme ve stratejik esneklik, özellikle KOBİ’ler için hayati önemdedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye dengeli bir politika izlemeli" Prof. Dr. Sinem Ünaldılar ise uluslararası sistemdeki dönüşümü akademik bir perspektifle değerlendirdi. Mevcut durumu "yönünü kaybetmiş bir sistem" olarak tanımlayan Ünaldılar, güç merkezlerinin yeniden şekillendiğini belirtti. ABD’nin küresel rolündeki belirsizliklere dikkat çeken Ünaldılar, "Türkiye’nin bu güç geçişi döneminde savurulmaması için dış politikada temkinli, dengeli ve bölgesinde oyun kurucu bir formül geliştirmesi şarttır" dedi.
İzmir’de öğrenci servis ücretleri belli oldu
10 Şubat 2026 Salı - 12:56 İzmir’de öğrenci servis ücretleri belli oldu İzmir’de öğrenci servis taşımacılığı ücretlerine yüzde 5 artış yapıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2026 eğitim-öğretim döneminde kent sınırları içinde faaliyet gösteren öğrenci servis taşımacılığı ücretlerini güncelledi. Şubat ayı olağan meclis toplantısının ilk oturumunda, Plan ve Bütçe ile Ulaşım Komisyonları raporu doğrultusunda yeni tarifelerde yüzde 5 artış yapıldı. Belediye, resmi eğitim kurumları ile okul öncesi ve özel eğitim kurumları için iki ayrı ücret tarifesi oluşturdu. Kilometreye göre yeni ücretler Kilometreye göre güncellenen resmi eğitim kurumu servis ücretleri, 0-3 kilometre için 2 bin 900 TL, 0-6 kilometre için 3 bin 544 TL, 0-10 kilometre için 3 bin 793 TL, 0-15 kilometre için 4 bin 489 TL, 0-20 kilometre için 5 bin 388 TL, 0-25 kilometre için 5 bin 991 TL, 0-30 kilometre için 6 bin 601 TL, 0-35 kilometre için 6 bin 916 TL ve 0-40 kilometre için 7 bin 336 TL olarak belirlendi. Aynı kilometre sınırlamalarında okul öncesi ve özel eğitim kurumları için yapılan güncellemede ise ücretler şu şekilde oldu: 0-3 kilometre 3 bin 479 TL, 0-6 kilometre 3 bin 728 TL, 0-10 kilometre 4 bin 476 TL, 0-15 kilometre 5 bin 388 TL, 0-20 kilometre 5 bin 991 TL, 0-25 kilometre 6 bin 563 TL, 0-30 kilometre 6 bin 884 TL, 0-35 kilometre 7 bin 311 TL ve 0-40 kilometre 7 bin 836 TL. Sistem velilere kolaylık sağlıyor Büyükşehir Belediyesi, servis ücretlerini web üzerinden hesaplama imkânı sunarak velilere büyük kolaylık sağladı. 2025 yılında kullanıma açılan https://servisucrethesaplama.izmir.bel.tr adresi üzerinden, öğrencinin konumu, okul ve mesafeye göre ücret görülebiliyor. Hesaplamalar, meclis kararıyla alınan güncel ücret tarifesi üzerinden yapılıyor.
Ramazana hazırlıksız yakalanmayın
10 Şubat 2026 Salı - 12:54 Ramazana hazırlıksız yakalanmayın Ramazan ayı; öğün saatlerinin değişmesi, uzun süreli açlık ve uyku düzenindeki farklılaşmalar nedeniyle vücutta önemli fizyolojik adaptasyonlar gerektiren özel bir dönem olarak öne çıkıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’den Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan ayının daha sağlıklı ve dengeli geçirilebilmesi için beslenme ve yaşam tarzı düzenlemelerinin en az 2-3 hafta öncesinden planlanması gerektiğine dikkat çekti. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Bilimsel çalışmalar, metabolizmasını hazırlamadan oruç tutmaya başlayan bireylerde kan şekeri dalgalanmaları, sindirim sistemi problemleri, baş ağrısı, halsizlik ve performans düşüşünün daha sık görülebildiğini ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan öncesi hazırlığın metabolizmanın açlık süresine uyum sağlaması açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. "Ramazan ayı yalnızca öğün saatlerinin değiştiği bir dönem değil; aynı zamanda vücudun enerji kullanım biçiminin yeniden düzenlendiği fizyolojik bir adaptasyon sürecidir" diyen Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Bu sürece hazırlıksız girildiğinde kan şekeri dalgalanmaları, sindirim sistemi sorunları, gün içinde belirgin halsizlik ve dikkat azalması gibi etkiler daha sık görülebilir. Oysa beslenme düzeninde yapılacak küçük ama planlı değişiklikler sayesinde metabolizma uzun süreli açlığa daha rahat uyum sağlayabilir ve bireyler Ramazan ayını çok daha konforlu geçirebilir" ifadelerini kullandı. Gün içinde sık atıştırmaya alışkın bireylerde Ramazan ile birlikte ani öğün değişiklikleri metabolik stresi artırabileceğini vurgulayan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, düzensiz beslenmenin insülin duyarlılığını olumsuz etkileyerek açlık-tokluk mekanizmasını bozabileceğini belirtti. Öğün düzenlemesi, metabolik adaptasyonu kolaylaştırır Uzm. Dyt. Mısra Aydın, öğün planlamasının Ramazan öncesi dönemin en önemli adımlarından biri olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Gün boyunca kontrolsüz atıştırmak yerine ana öğünleri yapılandırmak, metabolizmanın ritmini düzenler. Öğün sayısını kademeli olarak azaltmak, geç saatlerde ağır ve yağlı yemeklerden kaçınmak ve akşam yemeklerini daha erken saatlere çekmek sindirim sisteminin yükünü hafifletir. Bu sayede Ramazan’da iftar sonrası sık karşılaşılan şişkinlik, mide yanması ve hazımsızlık gibi sorunların önüne geçmek mümkün olabilir." Uzun süreli açlık dönemlerinde kan şekerinin dengede kalmasının, hem fiziksel hem de zihinsel performans açısından büyük önem taşıdığına değinen Uzm. Dr. Mısra Aydın, düşük ve orta glisemik indeksli besinlerin, daha uzun süre tokluk sağlayarak ani açlık ataklarının önlenmesine yardımcı olduğuna dikkat çekti. Şeker ve un tüketimine dikkat edilmeli Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan öncesi beslenmede tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler, yeterli protein ve sağlıklı yağ kaynaklarının önceliklendirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Rafine şeker ve beyaz un içeren besinlerin aşırı tüketimi kan şekerinde ani yükselme ve düşüşlere neden olabilir. Bu dalgalanmalar gün içinde yorgunluk, sinirlilik ve konsantrasyon güçlüğü olarak kendini gösterebilir. Dengeli bir makro besin dağılımı ise hem tokluk süresini uzatır hem de metabolik dengeyi destekler" diye konuştu. Yoğun çay ve kahve tüketimi olan bireylerde oruç tutarken görülen baş ağrısı ve halsizlik şikâyetlerinin önemli bir bölümünün kafein yoksunluğu ile ilişkilendirildiğini söyleyen Uzm. Dyt. Mısra Aydın, kafeinin ani kesilmesinin yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğuna yol açabileceğini de ifade etti. Bu noktada kafein tüketiminin kademeli azaltımının önemine dikkat çeken Uzm. Dyt. Mısra Aydın, şöyle konuştu: "Oruç tutmaya başlamadan hemen önce kafeini tamamen kesmek yerine tüketimi aşamalı olarak azaltmak, vücudun bu değişime daha rahat uyum sağlamasına yardımcı olur. Aynı yaklaşım ilave şeker tüketimi için de geçerlidir. Tatlı isteğini dengelemek ve enerji dalgalanmalarını önlemek adına daha doğal ve kompleks karbonhidrat kaynaklarına yönelmek adaptasyon sürecini kolaylaştırır." Su tüketimi alışkanlığa dönüştürülmeli Sıvı tüketiminin iftar ve sahur arasına sıkışmasının dehidratasyon riskini artırabildiğini kaydeden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Yetersiz su alımı baş ağrısı, kabızlık, kas krampları ve performans düşüşü ile ilişkilendiriliyor. Bu yüzden düzenli su içmek, alışkanlık haline gelmeli. Çünkü gün içine yayılan yeterli sıvı tüketimi yalnızca fiziksel dayanıklılığı değil, aynı zamanda zihinsel performansı da destekler. Susamayı beklemeden su içmek, Ramazan döneminde de oluşabilecek sıvı açığını yönetmeyi kolaylaştırır ve genel sağlık durumunun korunmasına katkı sağlar. Ayrıca lif yönünden zengin beslenme ve probiyotik tüketimi sindirim sisteminin Ramazan sürecine adaptasyonunu kolaylaştırıyor. Güncel çalışmalar, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık sistemi, inflamasyon kontrolü ve metabolik denge üzerinde belirleyici rol oynadığını gösteriyor. Sebze, meyve, tam tahıllar ve yoğurt gibi fermente besinlerin düzenli tüketilmesi bağırsak hareketlerini destekler ve sindirim konforunu artırır. Güçlü bir mikrobiyota yalnızca sindirim sağlığı için değil, genel metabolik denge için de önemli bir temel oluşturur" dedi. Kronik hastalıkları olanlar dikkat Bazı kronik hastalıklara sahip bireylerin mutlaka uzman kontrolünden geçmesi gerektiğini hatırlatan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Diyabetli bireylerde uzun süreli açlık hipoglisemi ve hiperglisemi riskini artırabilir. Bu nedenle beslenme planı hekim ve diyetisyen kontrolünde oluşturulmalı, kan şekeri takibi aksatılmamalıdır. Hipertansiyon ve kalp-damar hastalarında ise yetersiz sıvı alımı tansiyon dengesini bozabilir; tuz tüketimi sınırlandırılmalı ve iftar sonrası aşırı besin tüketiminden kaçınılmalıdır" diye konuştu. Tiroid hastalarının da ilaç saatlerinin değişebileceğini vurgulayan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "İlaç kullanımı ve beslenme düzeni mutlaka uzman kontrolünde planlanmalıdır" dedi. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, oruca hazırlanmanın yalnızca aç kalmaya alışmak anlamına gelmediğini belirterek, "Bu dönem; bilimsel temelli beslenme, yeterli sıvı alımı, düzenli uyku ve bireysel sağlık durumunu gözeten bütüncül bir yaklaşımla desteklenmelidir. Ramazan öncesinde yapılacak bilinçli ve planlı değişiklikler, sürecin daha sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir şekilde geçirilmesine yardımcı olur" ifadelerini kullandı.
İzmir’de defter ve kalemler ‘askıda kırtasiye’ ile sahiplerini buluyor
10 Şubat 2026 Salı - 11:50 İzmir’de defter ve kalemler ‘askıda kırtasiye’ ile sahiplerini buluyor İzmir’de bir kırtasiye işletmecisi, toplumsal dayanışma kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla ’askıda kırtasiye’ uygulamasını başlattı. Hayırseverlerin desteklediği projede malzemeleri teslim almanın tek şartı ise bir resim çizmek. İzmir’de kırtasiye işletmeciliği yapan Nalan Onkar, ’askıda kırtasiye’ uygulaması ile öğrenciler ve hayırseverler arasında bir köprü kurdu. Uygulama kapsamında, maddi durumu yetersiz ve geçimini çalışarak sağlayan öğrenciler eksik olan kırtasiye malzemelerini bir liste halinde yazarak işletme sahibine teslim ediyor. Kırtasiyeye gelen müşteriler, kendi alışverişlerini yaparken askıdaki listelerden de ürün satın alarak projeye destek oluyor. İşletme sahibi Nalan Onkar, hayırseverler tarafından temin edilen ürünleri listelerdeki malzemelerle eşleştirerek kontrolünü sağlıyor. Listeler, eski tarihten yeni tarihe doğru sıraya konularak tamamlanıyor ve paketlenen ürünler sahiplerine ulaştırılmak üzere hazırlanıyor. Ödeme yerine hayal dünyalarını çiziyorlar Projenin dikkat çeken detayı ise ürün teslimatı sırasında uygulanan sembolik kural oldu. Nalan Onkar, hazırlanan paketleri öğrencilere teslim ederken, onlardan kendi çizdikleri bir resmi talep ediyor. Malzemeleri alan kişiler, hayal dünyalarını yansıttıkları resimleri işletmeye getirerek teslim ediyor. Toplanan bu resimler, kırtasiyenin duvarında oluşturulan özel alanda sergileniyor. Başlattığı bu farkındalık hareketiyle dayanışma kültürüne katkı sağlamayı amaçlayan Nalan Onkar, projenin tüm Türkiye’ye yayılarak örnek teşkil etmesini hedeflediğini belirtti. Kırtasiyeci Nalan Onkar, yürüttükleri projenin çocuklarla kurdukları doğrudan iletişimden doğduğunu belirterek, dükkanda sergilenen notların büyük çoğunluğunun okul sonrası çalışmak zorunda kalan çocukların ihtiyaç talepleri olduğunu söyledi. Sürecin başlangıç hikayesini paylaşan Onkar, "Bu proje, çocukların dükkana gelip ’Karton var mı?’ ya da ’Size bir mendil satsam, karşılığında bir defter alabilir miyim?’ gibi sorular sormalarıyla başladı" dedi. Çocukların okula devam etmeleri durumunda bıraktıkları notların altına okul ve sınıf bilgilerini de eklediklerini ifade eden Onkar, "Bu sayede, ortak tanıdığımız bir öğretmen veya veli aracılığıyla onlara göz kulak olunmasını sağlamayı ve daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Temel amacım, dayanışmanın kaçınılmaz bir gereklilik hâline geldiği günümüzde bu uygulamanın yaygınlaşmasını sağlamaktır" şeklinde konuştu. Sistemin işleyişine dair detayları aktaran Onkar, duyarlı müşterilerin kendi alışverişlerini yaparken askıdaki ihtiyaçları da karşıladıklarını, karşılanan taleplerin işaretlendiğini ve temin edilen malzemelerin ayrı bir kutuda muhafaza edildiğini dile getirdi. Sürecin çocukları incitmeyen, sadece almaya dayalı değil, aynı zamanda emek verilen bir ilişki biçimine dönüşmesini arzuladıklarını vurgulayan Onkar, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu nedenle, yardım karşılığında çocuklardan bana bir resim yapıp getirmelerini talep ediyorum. Bu kuralı oldukça ciddiye alıyor; resmi getirmeyenleri ajandamdan takip ederek hatırlatmalarda bulunuyorum. Nihai amacımız, çocukların devamlılığını sağlamak ve arkadaşlarının da bu uygulamadan yararlanmasına vesile olmaktır."
İzmir’de defter ve kalemler ‘Askıda kırtasiye’ ile sahiplerini buluyor
10 Şubat 2026 Salı - 11:39 İzmir’de defter ve kalemler ‘Askıda kırtasiye’ ile sahiplerini buluyor İzmir’de bir kırtasiye işletmecisi, toplumsal dayanışma kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla ’Askıda Kırtasiye’ uygulamasını başlattı. Öğrencilere kırtasiye malzemelerini hayırseverlerin desteğiyle temin ettiği projede, malzemeleri teslim almanın tek şartı ise bir resim çizmek. İzmir’de kırtasiye işletmeciliği yapan Nalan Onkar, maddi durumu yetersiz olan ve geçimini çalışarak sağlayan öğrenciler için sosyal sorumluluk projesini hayata geçirdi. Başlatılan ’Askıda Kırtasiye’ uygulaması ile öğrenciler ve hayırseverler arasında bir köprü kuruldu. Uygulama kapsamında, Öğrenciler eksik olan kırtasiye malzemelerini bir liste halinde yazarak işletme sahibine teslim ediyor. Bu listeler, kasanın arkasında bulunan özel bir bölümde askıya asılıyor. Kırtasiyeye gelen müşteriler, kendi alışverişlerini yaparken askıda bulunan listelerden de ürün satın alarak projeye destek oluyor. İşletme sahibi Nalan Onkar, hayırseverler tarafından temin edilen ürünleri listelerdeki malzemelerle eşleştirerek kontrolünü sağlıyor. Listeler, eski tarihten yeni tarihe doğru sıraya konularak tamamlanıyor ve paketlenen ürünler sahiplerine ulaştırılmak üzere hazırlanıyor. Ödeme yerine hayal dünyalarını çiziyorlar Projenin dikkat çeken detayı ise ürün teslimatı sırasında uygulanan sembolik kural oldu. Nalan Onkar, hazırlanan paketleri öğrencilere teslim ederken, onlardan kendi çizdikleri bir resmi talep ediyor. Malzemeleri alan kişiler, hayal dünyalarını yansıttıkları resimleri işletmeye getirerek teslim ediyor. Toplanan bu resimler, kırtasiyenin duvarında oluşturulan özel alanda sergileniyor. Başlattığı bu farkındalık hareketiyle dayanışma kültürüne katkı sağlamayı amaçlayan Nalan Onkar, projenin tüm Türkiye’ye yayılarak örnek teşkil etmesini hedeflediğini belirtti. Kırtasiyeci Nalan Onkar, yürüttükleri projenin çocuklarla kurdukları doğrudan iletişimden doğduğunu belirterek, dükkanda sergilenen notların büyük çoğunluğunun okul sonrası çalışmak zorunda kalan çocukların ihtiyaç talepleri olduğunu söyledi. Sürecin başlangıç hikayesini paylaşan Onkar, "Bu proje, çocukların dükkana gelip ’Karton var mı?’ ya da ’Size bir mendil satsam, karşılığında bir defter alabilir miyim?’ gibi sorular sormalarıyla başladı." dedi. Çocukların okula devam etmeleri durumunda bıraktıkları notların altına okul ve sınıf bilgilerini de eklediklerini ifade eden Onkar, "Bu sayede, ortak tanıdığımız bir öğretmen veya veli aracılığıyla onlara göz kulak olunmasını sağlamayı ve daha fazla çocuğa ulaşmayı hedefliyoruz. Temel amacım, dayanışmanın kaçınılmaz bir gereklilik hâline geldiği günümüzde bu uygulamanın yaygınlaşmasını sağlamaktır." şeklinde konuştu. Sistemin işleyişine dair detayları aktaran Onkar, duyarlı müşterilerin kendi alışverişlerini yaparken askıdaki ihtiyaçları da karşıladıklarını, karşılanan taleplerin işaretlendiğini ve temin edilen malzemelerin ayrı bir kutuda muhafaza edildiğini dile getirdi. Sürecin çocukları incitmeyen, sadece almaya dayalı değil, aynı zamanda emek verilen bir ilişki biçimine dönüşmesini arzuladıklarını vurgulayan Onkar, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu nedenle, yardım karşılığında çocuklardan bana bir resim yapıp getirmelerini talep ediyorum. Bu kuralı oldukça ciddiye alıyor; resmi getirmeyenleri ajandamdan takip ederek hatırlatmalarda bulunuyorum. Nihai amacımız, çocukların devamlılığını sağlamak ve arkadaşlarının da bu uygulamadan yararlanmasına vesile olmaktır." (AD-
Ödemiş’te vatandaşı utandıran ve zor durumda bırakan karar
10 Şubat 2026 Salı - 11:21 Ödemiş’te vatandaşı utandıran ve zor durumda bırakan karar İzmir’in ödemiş ilçesinde tapu ve kadastro ile vergi dairesinin bulunduğu 3 katlı kamu binasında ‘tuvalet kültürü gelişmediği’ gerekçesi ile vatandaşlara tuvaletlerin kullanımı yasaklandı. Tüm tuvaletlerin kilitli tutulduğu binada başta kadınlar olmak üzere yaşlılar ciddi sıkıntı yaşıyor. İzmir’in en büyük ilçelerinden biri olan ve yaklaşık 160 bin kişinin yaşadığı Ödemiş ilçesinde hareketliliğin en yoğun olduğu kamu binalarının başında yer alan Tapu Kadastro ve Vergi Dairesi binasının olduğu binada işleri olanlar, lavabo ihtiyaçları olduğunda adeta günleri zehir oluyor. Gerek vergisini ödemek için gerekse tapuda işlem yaptırmak için Akıncılar Mahallesi’nde bulunan Hükümet Konağı binasına gelen vatandaşlar, insanın en doğal ihtiyacı olan tuvaletlerin vatandaş kullanımına kapatılmasına tepki göstererek sorunun çözümü için başta Kaymakamlık ve İzmir Valiliği olmak üzere yetkililerden yardım istedi. "Rencide edici bir durumla karşılaşıyoruz" Buraya gelenlerin ya vergi borcunu ödemek ya da tapu devri için geldiğini ancak tuvaletlerin vatandaşlara kilitli tutulmasından dolayı çok sıkıntı yaşadıklarını belirten M.K. isimli vatandaş "İnsanlık hali sıramızı beklerken lavabo ihtiyacımız oldu. Tüm katlardaki tuvaletler kilitli. İhtiyacımızı gidermek için görevlilerden yardım istedik. Ancak tuvalet kullanım kültürü gelişmediği için vatandaşların tuvaletleri kullanmasının yasak olduğu bu nedenle kilitli tutulduğu belirtildi. Erkekler bir şekilde durumu kurtarabiliyor ama kadınlar ve engelliler için çok zor bir durum. Maalesef kadın, erkek ve engelli tuvaletlerinin tamamı bu kamu binasında vatandaşa yasak. Memurlar da kendilerine özel anahtarla tuvaletleri kullanıyorlar" diyerek Ödemiş’teki vatandaşı zor sokan bu uygulamanın bir an önce son verilmesini istedi.
Bayındır’da nüfus alarm veriyor: Son dört yılda düşüş dikkat çekti
10 Şubat 2026 Salı - 11:02 Bayındır’da nüfus alarm veriyor: Son dört yılda düşüş dikkat çekti Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı nüfus verileri, İzmir’in Bayındır ilçesinde son yıllarda nüfusun istikrarlı bir düşüş eğilimine girdiğini ortaya koydu. Kısa süreli artışlar yaşansa da genel tablo gerilemeyi işaret ediyor. Resmi verilere göre Bayındır’ın nüfusu yıllara göre şu şekilde kayıtlara geçti: 2022 yılında 40 bin 73 olan ilçe nüfusu, 2023’te 40 bin 618’e yükseldi ancak bu artış kalıcı olmadı. 2024 yılında nüfus 40 bin 54’e gerilerken, 2025 yılı itibarıyla Bayındır’ın nüfusu 39 bin 971 olarak açıklandı. 40 bin sınırının altına geriledi 2023 yılında sınırlı bir yükseliş yaşanmasına rağmen, takip eden yıllarda nüfus yeniden düşüş trendine girdi. 2025 verileriyle birlikte Bayındır’ın nüfusu tekrar 40 bin seviyesinin altına indi. Göç ve istihdam faktörü öne çıkıyor Uzmanlar, nüfus azalmasında özellikle büyük şehirlere yönelik göç hareketlerinin etkili olduğuna dikkat çekiyor. İlçedeki istihdam imkanlarının sınırlı olması, genç nüfusun eğitim ve iş imkanları nedeniyle ilçe dışına yönelmesi düşüşün başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Kırsal ilçelerdeki genel tabloyu yansıtıyor Bayındır’daki demografik gerileme, Türkiye genelinde birçok kırsal ilçede yaşanan nüfus kaybının yerel bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
İzmir’de polis yelekli infaz: Eski nişanlı kıskançlığı cinayet getirdi
10 Şubat 2026 Salı - 10:29 İzmir’de polis yelekli infaz: Eski nişanlı kıskançlığı cinayet getirdi İzmir’in Gaziemir ilçesinde, üzerine giydiği polis yeleğiyle gittiği evin önünde bir kişiyi silahla vurarak öldüren şüpheli, polis ekiplerinin operasyonuyla yakalandı. Cinayetin, şüphelinin eski nişanlısının kendisini maktul ile aldattığını düşünmesi üzerine işlendiği öğrenildi. Olay, dün akşam saat 22.30 sıralarında Gaziemir ilçesi Gazi Mahallesi Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Caddesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, doğumlu Pehlül Taş (52), evinin önünde bir kişi tarafından tabancayla vuruldu. Durumun ihbar edilmesi üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından yapılan incelemede Taş’ın hayatını kaybettiği belirlenirken, polis ekipleri kaçan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı. Cinayet sonrası yapılan detaylı incelemelerde, olayı gerçekleştiren şahsın polis yeleği ve şapka taktığı tespit edildi. Güvenlik kameralarından ve görgü tanıklarının ifadelerinden yola çıkılarak yapılan araştırmalarda, saldırganın maktul Pehlül Taş ile daire kapısı önünde tartıştığı ve tartışmanın büyümesi üzerine tabancayla cinayeti işledikten sonra bir otomobille olay yerinden hızla kaçtığı belirlendi. Cinayetin sebebi ihanet iddiası Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün de desteğiyle yürüttüğü titiz çalışmalar sonucunda olayın şüphelisi 1977 doğumlu M.T.’yi saklandığı adreste kıskıvrak yakalayarak gözaltına aldı. Gözaltına alınan M.T.’nin, eski nişanlısının kendisini maktul Pehlül Taş ile aldattığını öğrendiği için bu cinayeti işlediği ileri sürüldü. Çöp konteyneri ve ormanlık alanda bulundu Yürütülen soruşturma kapsamında, şüphelinin olay sırasında kullandığı polis yeleği ve diğer kıyafetleri attığı çöp konteynerinde bulunurken, cinayette kullanılan ruhsatsız tabanca ise atıldığı ormanlık alanda ele geçirildi. Olayla ilgili başlatılan çok yönlü soruşturma devam ediyor.