Yerel Haberler
İzmir
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:26 İEÜ’lü akademisyene Avrupa’dan ‘üstün hizmet’ ödülü Dünyanın en etkili bilim insanları listesine seçilen sayılı Türk akademisyenden biri olan İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Akan, uluslararası ödüllerine bir yenisini daha ekledi. Haberleşmeden sağlık teknolojilerine, jeofizikten uzay sistemlerine kadar birçok alanda kullanılan sinyal işleme üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. Akan, Avrupa Sinyal İşleme Birliği (EURASIP) tarafından ‘2026 Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Akademik kariyeri boyunca 100’ü aşkın uluslararası yayına imza atan; araştırmaları, projeleri ve kitaplarıyla bilim dünyasında saygın bir yer edinen Prof. Dr. Akan, "30 yıllık emeklerimin karşılığı olarak, uluslararası düzeyde verilen en prestijli ödüllerden birini üniversiteme kazandırdığım için mutluyum" diye konuştu. Dünyanın en saygın bilimsel kuruluşları arasında yer alan Avrupa Sinyal İşleme Birliği, 2000 yılından bu yana çalışmalarıyla fark oluşturan ve gelecek kuşaklara ışık tutan bilim insanlarını, ‘üstün hizmet ödülü’ ile onurlandırıyor. Bu ödül, her yıl sadece bir kişiye takdim ediliyor. Bilim camiasındaki liderliği ile örnek gösterilen İEÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aydın Akan, 31 Ağustos-4 Eylül 2026 tarihleri arasında Belçika’nın Bruges kentinde gerçekleştirilecek törende ödülünü alacak. "Yazdığım kitap yurt dışında okutuluyor" EURASIP içerisinde daha önce de çeşitli kademelerde görevler üstlendiğini belirten Prof. Dr. Akan, "Sinyal işleme alanında 1990’lı yıllardan bu yana çok sayıda çalışma yürüttüm. Alanımla ilgili iki ders kitabı kaleme aldım. ‘Signals and Systems Using Matlab’, dünyanın birçok farklı yükseköğretim kurumunda ders kitabı olarak okutuluyor. EURASIP Biyomedikal Görüntü ve Sinyal Analitiği Teknik Komitesi’nde de önceki dönem başkanlık görevini üstlenmiştim. Mühendislik alanındaki çalışmalarımı, ilk günkü heyecan ve kararlılıkla sürdüreceğim" dedi. "Üretmeye devam edeceğim" Prof. Dr. Akan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 30 yıldır sinyal işleme alanında eğitim verip, bu alanda 38 doktora ve 57 yüksek lisans öğrencisi mezun ettim. Çok sayıda bilimsel araştırma eseri yayınladım. Bu çabalarımın, böylesine anlamlı bir ödülle taçlandırılması benim için son derece keyifli ve mutluluk verici oldu. Bundan sonra da İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin güçlü akademik ekosistemi içinde üretmeye ve bilime katkı sunmaya devam edeceğim." Bir başarı öyküsü Akademik hayatına 1996 yılında başlayan Prof. Dr. Aydın Akan’ın bugüne kadar uluslararası indeksli dergilerde yayımlanmış 93 makalesi, 142 uluslararası konferans bildirisi, 2 ulusararası kitabı, 10 uluslararası kitap bölümü bulunuyor. Akademik çalışmaları şimdiye dek 5 bin 552 atıf alan Prof. Dr. Akan, 2023 yılında Stanford Üniversitesi’nden özel bir araştırma ekibinin açıkladığı ‘Dünyanın En Etkili Bilim İnsanları Listesi’nde yer alarak ülkemizi gururlandırdı. Geçmişte EURASIP Biyomedikal Görüntü ve Sinyal Analitiği Teknik Komitesi Başkanlığı yapan Prof. Dr. Akan, Institute of Electrical and Electronics Engineers (IEEE) bünyesinde faaliyet gösteren Engineering in Medicine and Biology Society (EMBS) Türkiye Kolu Başkanlığı görevini de sürdürüyor.
02 Mart 2026 Pazartesi - 10:20 İzmir’e tarih damgalı sevgi yolu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın öncülüğündeki Güzel İzmir Hareketi, Bayraklı Sevgi Yolu’nu baştan aşağı yeniliyor. Smyrna Höyüğü’nden ilham alan proje ile 335 metrelik aks, hem kültürel vitrin hem de ticari cazibe merkezi olacak. Bayraklı’daki Smyrna Höyüğü’nden (eski Smyrna) referans alınarak oluşturulan tasarımların yer alacağı yol, kentin simge noktalarından biri haline gelecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi Yol, Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı ile ilgili diğer daire başkanlıkları tarafından sahada uygulama süreçleri sürdürülen proje kapsamında Bayraklı Sevgi Yolu, tarihin izlerini geleceğe taşıyan nitelikli ve modern bir görünüme kavuşacak. Kültürel aks oluyor Bayraklı Sevgi Yolu Sokak Düzenlemesi Projesi alanı Bayraklı’da 335 metre uzunluğunda, yaya öncelikli bir ticaret aksı olarak hizmet veriyor. Doğu tarafında Ord. Prof. Ekrem Akurgal Caddesi ile kesişen sokağın batı ucunda Zeki Yavaş Sokak bulunuyor. Yolun doğu girişi Smyrna Bayraklı Höyüğü girişine 240 metre uzaklıkta yer alıyor. Smyrna Höyüğü, İzmir’in tarihsel çekirdeğini oluşturan en eski yerleşim alanları arasında. Proje; Bayraklı Sevgi Yolu çevresinde yer alan modern kentsel dokunun, binlerce yıllık bir yerleşim sürekliliği üzerine kurulu olduğunu ortaya koyacak. Böylece Sevgi Yolu, yalnızca günümüz Bayraklısında bir yaya aksı değil, aynı zamanda İzmir kentinin tarihsel gelişim hattına doğrudan temas eden bir kültürel aks niteliği taşıyacak. Sevgi Yolu yeni haliyle İzmir için kültürel, tarihi, turistik ve ticari bir cazibe merkezi haline gelecek. Arkeolojik buluntulardan referans alındı Aks üzerindeki belirli odak noktalarında uygulanan podima (yürüme yolu) zemin kaplamalarında, Antik Smyrna Höyüğü kazılarında ortaya çıkarılan arkeolojik buluntulardaki bezeme ve motif repertuvarından referans alındı. Bu zemin dokusu, modern malzeme kullanımıyla yeniden yorumlandı. Podima yüzeylerdeki desen geçişleri, Smyrna’nın farklı dönemlerine ait kültürel katmanları sembolik biçimde yansıtacak. Ayrıca doğal taş zemin kaplaması üzerine, tarihsel referans noktalarına yönlendirme sağlayan mesafe bildirimli yer işaretleri entegre edildi. Höyükteki prehistorik oval planlı ev tipolojisinden ilham alınarak tasarlanan çağdaş üst örtü ve oturma birimleri ile höyükten çıkarılan buluntulardaki desenlerden ilham alınan üçgen formlu kentsel donatılar, geçmişteki barınma biçimlerinin mekânsal hafızasını ve kültürel izlerini günümüze taşıyor. Bu elemanlar hem gölgelik hem de dinlenme alanı işlevi görüyor; form ve malzeme dili açısından tarihsel referansları çağdaş kent mobilyasına dönüştürüyor. Aydınlatmasıyla öne çıkacak Proje kapsamında aynı zamanda sokak aydınlatma sisteminin; enerji verimliliği yüksek, homojen ışık dağılımı sağlayan ve yaya güvenliğini artıran armatürlerle yenilenmesi öngörüldü. Aydınlatma elemanları, aks boyunca görsel konforu destekleyecek şekilde konumlandırılarak gece kullanım senaryolarına uygun, süreklilik arz eden bir aydınlatma kurgusu oluşturuldu.
02 Mart 2026 Pazartesi - 09:44 Koklear implant ile bebekler de yaşlılar da duyabiliyor Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, işitme kaybının erken teşhis ve doğru tedaviyle büyük ölçüde çözülebildiğini söyledi. Özüer, koklear implantın hem doğuştan işitme kaybı yaşayan bebeklerde hem de ileri yaşta ortaya çıkan işitme kayıplarında başarıyla uygulanabildiğini belirtti. Prof. Dr. Özüer anne babalara seslenerek, "Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün" dedi. İşitme kayıplı kişilere yardımcı olmaya çalışırken tesadüfen telefonu bulan Aleksander Graham Bell’in doğum günü olan 3 Mart, işitme sağlığını korumak, işitme sağlığını etkileyen hastalıkların erken tanı ve tedavisi konusuna dikkat çekmek ve işitme kayıplı bireylerin karşılaştıkları zorluklara farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlanıyor. Acıbadem Kent Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, 3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada her bin bebekten 1-3’ünün işitme kaybıyla dünyaya geldiğine dikkat çekti. Özüer, Türkiye’de 2008 yılından bu yana tüm yeni doğanlara işitme taraması yapıldığını, doğumdan hemen sonra yapılan taramalar sayesinde işitme kaybının erken dönemde tespit edildiğini söyledi. Tarama sonucu işitme kaybı tespit edilen bebeklerin öncelikle işitme cihazı ile desteklendiğini belirten Özüer, cihazdan yeterli fayda sağlanamayan ileri derecede işitme kayıplarında ise koklear implant ameliyatının devreye girdiğini ifade etti. İç kulaktaki hücreleri bypas ederek siniri uyarıyor Koklear implantın çalışma prensibi konusunda bilgi veren Prof. Dr. Özüer, şöyle konuştu: "Koklear implant, ses enerjisini alıp bir işlemciden geçirerek elektrik enerjisine dönüştüren bir cihazdır. İç kulakta işitmeden sorumlu tüylü hücreler hasarlı olduğunda bu hücreleri baypas ederek doğrudan işitme sinirini uyarır. Böylece ses sinyalleri doğrudan beyne iletilir. Bu yöntem sayesinde ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar yaşıtları gibi konuşabilir, okula gidebilir ve sosyal hayata katılabilir, topluma kazandırılır. Her ne kadar ülke genelinde tarama yapılsa da bazı durumlarda işitme kaybı daha geç fark edilebiliyor. O nedenle aileler uyanık olmalı. Erken teşhis çocukların dil gelişimi ve eğitim hayatı açısından büyük önem taşıyor. Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün." Yetişkin ve yaşlılarda da uygulanıyor Öte yandan koklear implantın sadece çocuklara yönelik bir uygulama olmadığını belirten Prof. Dr. Özüer, erişkin ve ileri yaş hastalarda da ameliyatın başarıyla yapıldığını söyledi. Özüer, "Ani işitme kaybı, otoskleroz, Meniere hastalığı ya da kronik orta kulak iltihabı gibi nedenlerle gelişen ileri derecede işitme kayıplarında da koklear implant uygulanabiliyor. İşitme cihazından fayda görmeyen yetişkin ve yaşlı hastalarımız da bu yöntemle yeniden duyabiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık hem bebekler hem de ileri yaştaki bireyler işitme kaybı nedeniyle sosyal hayattan kopmak zorunda kalmıyor" dedi.
Göztepe, 4 maç sonra deplasmanda galip
09 Kasım 2025 Pazar - 11:53 Göztepe, 4 maç sonra deplasmanda galip Göztepe, Trendyol Süper Lig’in 12. haftasında Kasımpaşa’yı 2-0 mağlup ederek 4 maçlık aranın ardından deplasmanda yeniden galibiyet sevinci yaşadı. Trendyol Süper Lig’de İzmir temsilcisi Göztepe’nin yükselişi sürüyor. Sarı-kırmızılılar, geçtiğimiz hafta Gençlerbirliği’ni mağlup etmesinin ardından dün de Kasımpaşa’yı 2-0 yendi ve iki maçlık galibiyet serisi yakaladı. Stanimir Stoilov’un öğrencileri ayrıca 4 maçtır deplasmanda kazanamama hasretine son verdi. 2025-2026 sezonuna deplasmanda iyi bir başlangıç yapan Göztepe, ilk iki dış saha maçında Çaykur Rizespor ve Karagümrük’ü mağlup etmeyi başarmıştı. Ancak sonraki süreçte Kayserispor ve Eyüpspor’la berabere kalan İzmir ekibi Alanyaspor ve Galatasaray’a ise mağlup oldu. Sarı-kırmızılılar, Kasımpaşa karşısında aldığı galibiyetle deplasmandaki kötü gidişatı sonlandırarak moral buldu. Avrupa hedefini sürdürdü Sezona Avrupa hedefiyle başlayan Göztepe, son iki maçında elde ettiği 6 puanla bu hedefine bir adım daha yaklaştı. Puanını 22’ye yükselterek maç fazlasıyla 4. sıraya yerleşen İzmir ekibi, hem zirve yarışındaki iddiasını sürdürdü hem de Avrupa potasının en güçlü adaylarından biri olduğunu bir kez daha gösterdi. Teknik Direktör Stanimir Stoilov yönetimindeki sarı-kırmızılılar, 13. haftada konuk edeceği Kocaelispor karşılaşmasını da kayıpsız geçerek üst sıralar hedefini daha da sağlamlaştırmayı amaçlıyor. Juan, atmaya devam ediyor Göztepe’nin Brezilyalı golcüsü Juan, gollerine hız kesmeden devam ediyor. 23 yaşındaki futbolcu, geçtiğimiz hafta Gençlerbirliği karşılaşmasında attığı tek golle takımına galibiyeti getirmişti. Bu hafta ise Kasımpaşa karşısında iki kez fileleri havalandırarak adından bir kez daha söz ettirdi. Böylece Juan, gol sayısını 5’e yükselterek form grafiğini sürdürdü.
Harmandalı halkı Katı Atık Bertaraf Tesisi önünde nöbet tutuyor
09 Kasım 2025 Pazar - 11:15 Harmandalı halkı Katı Atık Bertaraf Tesisi önünde nöbet tutuyor İzmir’in Çiğli ilçesine bağlı Harmandalı Mahallesi’nde vatandaşlar, Danıştay kararıyla kapatılan ancak geçici izinlerle faaliyetini sürdüren Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin yeniden açılma ihtimaline karşı 1 Kasım’dan bu yana nöbet tutuyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 31 Ekim’de süresi dolan izni uzatmaması üzerine bölge halkı, tesis önünde gece gündüz nöbet eylemi başlattı. Sürenin dolmasının ardından bölge halkı, çöp sevkiyatına karşı 24 saat nöbet tutuyor. "Bu direniş, hukuk direnişidir" Önceki dönem Cumhuriyet Mahallesi Muhtarı ve 35 yıldır Harmandalı’da ikamet eden Dursun Ali Kazar, direnişin amacının hukuk mücadelesi olduğunu vurguladı. Kazar, "Harmandalı halkının direnişi adalet direnişidir, hukuk direnişidir, yaşam direnişidir. Mahkeme kararını hiçe sayan bir anlayışla karşı karşıyayız. Süre bitmesine rağmen burayı tekrar açmak isteyenlere karşı halk çoluğuyla, çocuğuyla direniyor. Gece gündüz 24 saat buradayız. Türkiye bir hukuk devletidir, hukukun çiğnenmemesi için buradayız" dedi. Kazar, yetkililerle iletişim kuramadıklarını belirterek yerel yöneticilerin sessizliğine tepki göstererek, "Aynı partiden iki belediye başkanı birbirine ulaşamıyor. Bu çok acı bir tablo. Hiç kimse bizimle görüşmüyor, bilgi vermiyor. Biz burada hukukun işlemesini istiyoruz" açıklamasında bulundu. "Bizim çocuklarımız da değerli" Harmandalı sakinlerinden Güven Taş ise, bölge halkının 35 yıldır çöplerin yükünü çektiğini belirterek yetkililere seslendi. Taş, "Buradaki insanların sağlığı Urla’daki, Karşıyaka’daki insanlardan daha değersiz değil. 90 yılından beri burada vahşi depolama yapılıyor. Buna hiçbir partinin hakkı yok. Eğer Yargıtay kararını bile uygulamayacaksak biz neden yaşıyoruz" diye konuştu. Yerel seçimlerde verilen sözlerin tutulmadığını da dile getiren Taş, "Belediye başkanları seçimden önce geldiler, ’Harmandalı artık İzmir’in çöpünü taşımayacak’ dediler. Bugün neredeler? Biz 10 gündür gece gündüz buradayız, sadece haklımızın yanında olun istiyoruz. Bu halk sözünü tutanları unutmaz" ifadelerine yer verdi. Vatandaşlar çadır kurdu, nöbet sürüyor Tesis önünde kurulan çadırlarda kadın, çocuk, yaşlı demeden nöbet tutan Harmandalı halkı, çöpe yeniden izin verilmemesi için nöbetlerini sürdüreceklerini belirtti.
Manyetik titreşimlerle, bağımlılığa karşı ’Sil baştan tedavi’
09 Kasım 2025 Pazar - 10:45 Manyetik titreşimlerle, bağımlılığa karşı ’Sil baştan tedavi’ Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bağımlılık ve duygu durum bozukluklarında beyni adeta yeniden başlatarak tedavi etmeye imkan sağlayan Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) hakkında bilgiler verdi. Yaşar, "Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS), beynin belirli bölgelerine manyetik alan aracılığıyla uyarı gönderen, cerrahi gerektirmeyen bir nöromodülasyon tedavisidir. Kafa derisine yerleştirilen elektromıknatıslar aracılığıyla, beyinde nöronların elektriksel aktivitesi uyarılarak beyin aktivitesi modüle edilir" dedi. Bağımlılık ve duygu durum bozukluklarında beyni adeta yeniden başlatarak tedavi etmeye imkan sağlayan Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS) hakkında Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar bilgi verdi. Bağımlılıkta, beyindeki ödül devresinin prefrontal korteks dopamin aracılığıyla aşırı uyarıldığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, TMS tedavisinde beynin madde arama davranışını tetikleyen nörokimyasal yolların sessizleştirilerek, bağımlılığın sonlanmasının hedeflendiğini bildirdi. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS), beynin belirli bölgelerine manyetik alan aracılığıyla uyarı gönderen, cerrahi gerektirmeyen bir nöromodülasyon tedavisidir. Kafa derisine yerleştirilen elektromıknatıslar aracılığıyla, beyinde nöronların elektriksel aktivitesi uyarılarak beyin aktivitesi modüle edilir. Bu uyarılar sinaptik plastisiteyi yani yeniden yapılanmayı etkileyerek, özellikle karar verme merkezimiz olan prefrontal korteks ve duygu motivasyon bölgemiz olan limbik sistem arasındaki iletişimi düzenleyebilmektedir. TMS ile beyin uyarıldığında, sinir hücreleri arasında bilgi alışverişini sağlayan serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin düzeylerinde ve bunların reseptörlerinde, sinir hücrelerinin kendini yenilemede kullandıkları yolaklarda olumlu yönde değişimler sağlanabiliyor" açıklamasını yaptı. Bağımlılığı tetikleyen yolları sessizleştiriyor Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bağımlılık sürecinde beynin ödül devresinin adeta kontrolsüz çalıştığını belirterek, TMS’nin bu devreyi yeniden düzenlemeye odaklandığını anlattı. Özellikle mantıklı düşünme, karar verme ve dürtü kontrolünden sorumlu prefrontal korteks ile haz ve motivasyon merkezleri arasındaki iletişimin normalleşmesini sağladığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "TMS ile amaç, madde arayışını ve anlık haz beklentisini azaltarak kişinin öz denetimini güçlendirmektir. Böylece kişi, bir maddeye ya da davranışa yönelmeden önce durup düşünebilme kapasitesi kazanır" diye konuştu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yöntemin ilaçsız ve girişimsel olmayan yapısının, özellikle ilaç kullanmak istemeyen ya da ilaç tedavisine direnç gösteren bireyler için önemli bir avantaj oluşturduğunu aktardı. TMS tedavisinin her hasta için uygun olmadığını da belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, değerlendirme ve planlamanın psikiyatrist tarafından yapılması gerektiğinin altını çizdi. Epilepsi öyküsü bulunanlar, kafatasında metal implant veya kalp pili taşıyanlar ve gebeler için şu an için önerilmediğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bunun dışında birçok hasta grubu TMS’den yararlanabilmektedir. Önemli olan, kişinin klinik değerlendirmesinin doğru yapılması ve tedavi hedeflerinin net belirlenmesidir" dedi. Hastalar seans sonrası günlük hayatına devam ediyor Hastaların tedavi sırasında konforlu bir süreç yaşadığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, seansların ayaktan uygulandığını, anestezi ya da sedasyon gerektirmediğini kaydetti. Tedavi sırasında hastanın rahat bir koltukta oturduğunu, baş bölgesine yerleştirilen elektromanyetik bobin aracılığıyla hafif tıklama sesleri ve yüzeysel bir titreşim hissi oluştuğunu söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bu his kısa sürer, rahatsız edici değildir ve hasta seans biter bitmez normal hayatına dönebilir" dedi. Bağımlılık vakalarında genellikle günde bir seans olacak şekilde haftanın beş günü uygulandığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, toplam sürenin ise 20-30 seans arasında değiştiğini vurguladı. Öte yandan TMS’nin en verimli sonuçlarını psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisiyle birlikte uygulandığında verebildiğini ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Beyindeki biyolojik süreçleri TMS düzenleyebiliyor, terapi ise bu yeni öğrenmeleri pekiştirmede etkili olabiliyor. Kişinin sadece madde isteğinin azalması değil, aynı zamanda hayatı yeniden yapılandırması da önemlidir. Bu nedenle çoklu yaklaşım kalıcılığı artırabilir" diye konuştu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tedavi sonrası bağımlılığın yeniden nüks etmesi konusuna da ışık tutarak, "Her hastanın tepkisi farklı olmakla birlikte, craving yani madde isteğinde anlamlı bir azalma gözlemleniyor. Bazı hastalarda ilerleyen dönemlerde destekleyici seanslar planlanabiliyor. Amaç, beynin yeniden kazandığı dengeyi korumasını sağlamak" dedi. Türkiye’de kullanım artıyor TMS’nin özellikle Avrupa ve ABD’de bağımlılık tedavisi protokollerinde yer almaya başladığını söyleyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, Türkiye’de de son yıllarda daha fazla merkezde uygulanır hale geldiğini belirtti. Büyük şehirlerde erişimin daha kolay olduğunu, bağımlılık alanında farkındalığın giderek arttığını vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Önümüzdeki yıllarda TMS’nin bağımlılık tedavilerinde destekleyici standart yöntemlerden biri olması beklenmektedir" değerlendirmesinde bulundu. Son olarak TMS’ye dair doğru bilinen yanlışlara da değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yöntemin zihin kontrolü ya da hafıza silme tekniği olmadığına dikkat çekti. "TMS, kişinin özgür iradesini ortadan kaldırmaz; tam aksine bilişsel kontrolünü güçlendirir" diyen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tedavinin beynin doğal iyileşme kapasitesini desteklediğini ifade etti.
Filmleri çektiler, ödülleri kaptılar
09 Kasım 2025 Pazar - 10:28 Filmleri çektiler, ödülleri kaptılar Kadir Has Üniversitesi (KHAS) tarafından bu yıl ikincisi düzenlenen Kısa Film Yarışması’na, İzmir Ekonomi Üniversitesi’ndeki (İEÜ) gençlerin başarısı damga vurdu. İEÜ Sinema ve Dijital Medya Bölümü’nden bu yıl mezun olan Tuğba Yaşar, ‘Taşın Rengi’ isimli belgesel filmiyle birinciliğe ulaşırken; öğrenciler Yağmur Türkmenoğlu ve Bilge Olcay Yılmaz ise ‘Thrifted’ isimli filmleriyle üçüncülük elde etti. Adana Altın Koza Film Festivali’nin ardından KHAS Kısa Film Yarışması’nda da birinciliği kimseye kaptırmayan Yaşar, ödülleri seriye bağladı. Kadir Has Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü tarafından düzenlenen ve 200’den fazla filmin başvurduğu yarışmada, finale kalmayı başaran birbirinden iddialı 10 film arasında kıyasıya bir rekabet yaşandı. Nezaket Erden, Onur Saylak, Melis Behlil, Esin Paça Cengiz ve Defne Tüzün’den oluşan jüri, tüm filmleri büyük bir titizlikle inceledi. Yapılan değerlendirmeler sonucunda İEÜ İletişim Fakültesi Sinema ve Dijital Medya Bölümü mezunu Tuğba Yaşar ile üçüncü sınıf öğrencileri Yağmur Türkmenoğlu ve Bilge Olcay Yılmaz, ödüle ulaşarak büyük gurur yaşadı. "Annesinin hatıralarını anlattı" Birincilik kazandığı Taşın Rengi/Renge Kevir adlı film hakkında bilgi veren Yaşar, "Sinema ve Dijital Medya Bölümü’nden bu yıl birincilikle mezun oldum. Ödül aldığım film, aslında üçüncü sınıfta yaptığım bir projeydi. ‘Dijital Medya Sanatları Stüdyosu’ dersinde bir medya sanat projesi hazırlamamız istenmişti. Ben de kolaj, arşiv fotoğrafları, videolar ve animasyonu bir araya getiren bir medya çalışması yaptım. Filmin konusunu annemin Mardin’deki çocukluk hatıraları oluşturuyor. Evde, cam kenarına bir masa kurup tripotla kamerayı sabitledim. Kestiğim fotoğraf ve videolarla kolajlar hazırladım. Filmin tamamını ev ortamında çektim" diye konuştu. "Sinema çocukluk aşkımdı" Adana Altın Koza Film Festivali’ndeki öğrenci kategorisinde ‘En İyi Belgesel’ ödülünü kazandıktan sonra, aynı filmle KHAS Kısa Film Yarışması’nda da birinciliğe ulaşmanın kendisi için çok özel olduğunu belirten Yaşar, "Sinema, benim çocukluk aşkım. Babamla birlikte izlediğimiz filmler, bu ilgiyi daha da büyüttü. Küçüklükten gelen bu tutkunun, bugün ulaştığım başarıda büyük payı var. Şimdi, okulda başladığım ama tamamlayamadığım projeleri bitirmek ve 2026 kış döneminde sinema alanında yüksek lisans yapmak istiyorum" diye konuştu "Bitpazarından çıkan hikaye" Yarışmada ‘Thrifted’ filmiyle üçüncülüğü kazanan Bilge Olcay Yılmaz ve Yağmur Türkmenoğlu ise hazırladıkları arşiv belgeselinin öyküsünü şöyle anlattı: "İzmir’deki bitpazarından eski bir kamera satın aldık. Kamerayı incelemek için açtığımızda, içinde yaklaşık 20 yıl önce çekilmiş videolar bulduk. Videolarda yer alan kişilere ulaşmak ve görüntüleri onlara teslim etmek istedik. Sosyal medya aracılığıyla bu kişilere ulaştık ve videoları verdik. Çok mutlu oldular. O an aklımıza, bu süreci anlatan bir arşiv belgeseli çekme fikri geldi. Böylece, hem o kişiler hem de bizim için anlamlı bir hikaye ortaya çıktı." Yarışmada ödül alacaklarını hissettiklerini belirten Yılmaz ve Türkmenoğlu, "Ödül haberini aldığımızda çok sevindik. Bundan sonra da festivallere katılmayı, mezuniyetin ardından ise sinema sektöründe kariyerimizi sürdürmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
Afet bilincine sanal gerçeklik desteği
09 Kasım 2025 Pazar - 10:24 Afet bilincine sanal gerçeklik desteği Yaşar Üniversitesi Sanal Gerçeklik (VR) Laboratuvarı ekibi, üniversite öğrencilerinin de katkılarıyla, afet bilincini artırmak ve muhtemel bir deprem öncesinde doğru hazırlık alışkanlıklarını kazandırmak amacıyla "Deprem Çantası Hazırlama Simülasyonu" adlı sanal gerçeklik deneyimini geliştirdi. Kullanıcılar, sanal gerçeklik (VR) gözlüğü ile sanal ortamda oluşturulan bir evin salonunda dolaşarak deprem çantasına koyulması gereken eşyaları buluyor, bilgi alıyor ve çantaya yerleştiriyor. Yaşar Üniversitesi Medya Merkezi VR Lab. ekibi, öğrencilerle birlikte geliştirdiği sanal gerçeklik deneyimi ile toplumsal farkındalığı kalıcı hale getirmeyi hedefledi. Geliştirilen uygulamada; kullanıcıların sanal ortamda oluşturulan bir evin salonunda, deprem çantasına koyulması gereken eşyaları bulması bekleniyor. Her objenin üzerine gelindiğinde, o eşyanın kritik önemi ve deprem sonrasında hangi durumlarda işe yarayabileceği hakkında detaylı paneller açılıyor. Örneğin, düdüğün enkaz altında ses duyurmak için ne kadar kritik bir araç olduğu bu paneller aracılığıyla anlatılıyor. Kullanıcılara ayrıca deprem çantasında bulunması gereken temel eşyaların bir listesi sunuluyor. Böylece kişi, eksiklerini fark ediyor ve listeyi tamamlamaya çalışıyor. Uygulamayı VR gözlükleriyle deneyimleyen kullanıcın hem görsel hem de işitme olarak ortama tamamen dahil oluyor. Bu yöntemle sadece bilgi aktarılmıyor, kullanıcı öğrendiklerini adeta yaşıyor. Afet refleksinin gelişmesini sağlıyor Tüm eşyaların doğru şekilde toplanmasıyla deneyimi başarıyla tamamlayan kullanıcı, deprem çantasını nasıl doğru hazırlayacağını birebir yaşayarak öğreniyor. Bu çalışma, sanal gerçeklik teknolojisinin etkileşim gücünü eğitimle birleştirerek farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. Özellikle gençler ve öğrenciler arasında afet bilincini artırmak amacıyla tasarlanan proje, gerçek bir depremi beklemeden, güvenli bir ortamda doğru reflekslerin geliştirilmesini sağlıyor. Deneyimsel öğrenme yöntemi Simülasyon, bilgi ve becerinin uygulama, hatırlama ve deneyimleme yoluyla öğrenildiği deneyimsel öğrenme modeline dayanıyor. Bu pedagojik yöntem, öğrenilen bilginin kalıcılığını artırıyor ve kriz anında doğru davranışların otomatikleşmesini destekliyor.
Perviz Altay: "Karabağ zaferi kardeşliğimizin simgesidir"
08 Kasım 2025 Cumartesi - 13:07 Perviz Altay: "Karabağ zaferi kardeşliğimizin simgesidir" İzmir Azerbaycan Derneği (İZAZDER) Başkanı Perviz Altay, 8 Kasım Azerbaycan Zafer Günü’nün 5. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Karabağ zaferinin Türk dünyasında birlik, kardeşlik ve dayanışmanın sembolü olduğunu belirtti. İzmir Azerbaycan Derneği (İZAZDER) Başkanı Perviz Altay, 8 Kasım Azerbaycan Zafer Günü’nün 5. yıl dönümü dolayısıyla bir açıklama metni yayımladı. Altay açıklamasında, Azerbaycan’ın 44 gün süren mücadele sonucunda elde ettiği tarihi başarının sadece ülkenin toprak bütünlüğünü değil, Türk dünyasının ortak değerlerini ve kardeşliğini de pekiştirdiğini ifade etti. Altay, bu zaferin Türk milleti için onur, bölge içinse kalıcı barışın kapısını araladığını söyledi. "44 gün süren destansı mücadelenin 5. yılında gururluyuz" İZAZDER Başkanı Perviz Altay, Azerbaycan ordusunun 2020 yılında 44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı’nda elde ettiği tarihi zaferin, milletin azim ve kararlılığının bir simgesi olduğunu söyledi. Altay, "Karabağ’ın özgürlüğüne kavuşmasının 5. yılında, bu büyük zaferi bir kez daha gururla kutluyoruz. Bu destan, hem Azerbaycan halkının cesaretini hem de Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin gücünü tüm dünyaya göstermiştir." dedi. "Bir millet, iki devlet" anlayışı güçleniyor Mesajında iki ülke arasındaki kardeşliğe vurgu yapan Altay, "Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Azerbaycan’ın sevinci sevincimizdir, kederi kederimizdir’ sözü ve Haydar Aliyev’in ‘Bir millet, iki devletiz’ ifadesi, iki kardeş ülkenin ruhunu anlatmaktadır. Bugün bu birlik, sadece duygusal değil; ekonomik, kültürel ve stratejik alanlarda da her geçen gün daha da güçlenmektedir." diye konuştu. Altay, ayrıca Karabağ zaferinin ardından Şuşa Beyannamesi ile Türkiye ve Azerbaycan’ın askeri müttefikliklerini resmen ilan ettiğini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu: "Bu beyanname, iki ülke arasındaki kardeşliği ebedi bir ittifaka dönüştürmüştür. Üstelik hem Türkiye Büyük Millet Meclisi hem de Azerbaycan Milli Meclisi, Şuşa Beyannamesi’ni oylayarak resmen kabul etmiş ve böylece kardeşliğimiz hukuki bir zemine taşınmıştır." Karabağ’da hayat yeniden yeşeriyor Perviz Altay, Azerbaycan’ın işgalden kurtarılan topraklarında yürüttüğü yeniden imar çalışmalarının örnek bir kalkınma modeli haline geldiğini dile getirdi. "Zengilan, Fuzuli, Şuşa ve Laçın’da yükselen akıllı şehirler, havalimanları ve tarım alanları, özgür Karabağ’ın yeniden doğuşunu temsil ediyor. Bu yatırımlar, hem bölgesel barışın hem de ekonomik canlılığın temelini oluşturuyor." diye konuştu. Türkiye’nin desteği unutulmadı Altay, Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği güçlü destek için teşekkür ederek, "Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de vurguladığı gibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Azerbaycan yalnız değildir’ sözü o dönemde tüm Türk dünyasına moral kaynağı olmuştur. Türkiye’nin bu kardeşçe desteğini ve dayanışmasını her zaman minnetle hatırlıyoruz." dedi. "Karabağ Azerbaycan’dır ve öyle kalacaktır" Mesajının sonunda Perviz Altay, "Beş yıl önce kazanılan bu zafer, sadece askeri bir başarı değil; milli iradenin, kardeşliğin ve adaletin zaferidir. Karabağ Azerbaycan toprağıdır ve kıyamete kadar da öyle kalacaktır. Şehitlerimizi rahmetle anıyor, Türk ve Azerbaycan halklarına barış, huzur ve birlik diliyorum." ifadelerine yer verdi.
İzmir’de taksicilerden ‘korsana hayır’ konvoyuna başkandan şartlı destek
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:08 İzmir’de taksicilerden ‘korsana hayır’ konvoyuna başkandan şartlı destek İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, korsan taşımacılıkla mücadele amacıyla konvoy düzenleyen taksicilere şartlı destek verdiğini belirterek, "Çalışan şoför arkadaşlarımız, taksici emekçileri ve araç sahipleri; bir motorun eksantrik ve grand dişlisi gibi, uyum içinde ve bir bütün olarak hareket etmek zorunda" dedi. İzmir’de konvoy oluşturan bir grup taksi şoförü, korsan taksiciliğe tepki gösterdi. Taksiciler tarafından gerçekleştirilen eylemin, toplumsal farkındalık oluşturmayı amaçlayan bir hareket olduğunu belirten İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "Türkiye’de son bir yıl içerisinde taksici sektörünün büyük şehirlerde üzerinde adeta kabus gibi çöken malum firmanın korsan taşımacılığına karşı esnafımızın göstermiş olduğu tepkiyi ifade etmek istiyorum. Bu konuyla ilgili olarak geçtiğimiz hafta, İzmir Şoförler Odamızın önünde yönetim kurulu üyelerimiz, taksi sahipleri ve durak başkanlarıyla birlikte bir araya gelerek, artık bu konuda bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini dile getirdik. Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında sadece denetleme yoluyla bu sorunun çözülemeyeceğini, denetlemenin tek başına çare olmadığını vurguladık. Elbette denetlemenin caydırıcılığının devam ettirilmesi gerekmektedir; ancak bu sorunun kökten çözümü için yasal bir düzenleme şart. Bu nedenle İzmir’den bir çağrıda bulunduk. Bugün de çalışan şoför arkadaşlarımız, taksici emekçileri ve araç sahipleri, bir motorun eksantrik ve grand dişlisi gibi bir bütün olarak hareket etmek zorunda." İfadelerini kullandı. "Konuyu sulandırmak isteyen bir grup var" Herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması için emniyet güçlerinin gerekli önlemleri aldığını ifade eden Özkan, "Bu arkadaşlarımız, geçtiğimiz hafta yaptığımız çağrıya destek vermek ve farkındalık oluşturmak amacıyla bir araya geldi. Taksici esnafına yakışır bir şekilde, herhangi bir kışkırtmaya veya olumsuzluğa mahal vermeden farkındalıklarını ortaya koydular. Ancak dikkatli olmalarını istiyorum. Çünkü bu konuyu sulandırmak isteyen bir grup var. Tabiri caizse, ‘Odanın önüne çevik kuvvet çağırılmış’ gibi asılsız söylemlerle arkadaşlarımız tahrik edilmeye çalışıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir; belirli kuralları ve kaideleri vardır. Emniyet güçlerimiz ve Sayın İzmir İl Valiliği, bu konuda muhatap kurumun İzmir Şoförler Odası olması nedeniyle, herhangi bir provokatif olay yaşanmaması için tedbir amaçlı önlemler aldı. Bu, tamamen emniyet güçlerinin takdiri. Bu vesileyle, esnafımızın kendilerine yakışır bir biçimde, kimseyi rahatsız etmeden farkındalık oluşturdukları için İzmir Şoförler Odası Başkanı olarak bir kez daha teşekkür ediyorum" diye ekledi.