Yerel Haberler
İzmir
01 Mart 2026 Pazar - 15:34 "İftira" demişti, görüntüler ortaya çıktı: Eski eşini ve oğlunu böyle ezdi İzmir’in Menemen ilçesinde bir kişinin, şiddet nedeniyle kendisinden boşanan eski karısını ve 9 yaşındaki oğlunu otomobille ezdiği anlara ilişkin güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. Hazırlanan iddianamede, sanığın ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan 42 yıla kadar hapsi istendi. Olay, geçtiğimiz yıl Kasım ayında İzmir’in Menemen ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, şiddet gerekçesiyle kendisinden boşanan Hatice Ekiz ve oğlu K.Y.’nin yürüdüğü sırada Hamit Göksel Y. yönetimindeki araç kendilerine çarptı. Olayın ardından başlatılan soruşturma çerçevesinde hazırlanan iddianamede, Hamit Göksel Y. hakkında ‘Çocuğa ve eski eşe karşı kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan ayrı ayrı 21’er yıla kadar hapis cezası istendi. Aracın öldürmeye elverişli olduğu vurgulandı İddianamede, Hatice Ekiz’in vücudundaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarını ağır derecede etkilediği ve yaralanmanın basit tıbbi müdahaleyle giderilemez boyutta olduğu belirtildi. 9 yaşındaki K.Y. hakkında hazırlanan kati hekim raporunda ise olay sonrası ’akut stres bozukluğu’ tespit edildiği, ruhsal etkilenim süresi ve klinik durumu göz önünde bulundurulduğunda yaralanmanın basit tıbbi müdahale sınırlarını aştığı ifade edildi. Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamede, olayda kullanılan aracın ’öldürmeye elverişli bir araç’ olduğuna dikkat çekilerek, eylemin ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçunu oluşturduğu vurgulandı. Mağdur K.Y. ifadesinde, babasının annesine çarptıktan sonra araçtan inmeden "Git kime söylüyorsan söyle" diye bağırdığını dile getirdi. K.Y., babasının ceza almasını istemediği için şikayetçi olmadığını belirtti. Sanık: "İftira atiyor" Sanık Hamit Göksel Y. ise savunmasında suçlamaları reddederek, "Oğlum para isteyince eski eşimin çalıştığı kuaföre doğru yola çıktım. Onları yolda görünce ters şeritten yanlarına yanaşmak istedim. Hatice küfrederek aracımın önüne atladı. Ne oğluma ne de Hatice’ye çarpmadım. İftira atıyor" dedi. Şikayetçi Hatice Ekiz ise evlilikleri boyunca şiddet gördüğünü belirterek sanığın en ağır cezayı almasını talep etti. Olay anı kamerada Dava süreci devam ederken ortaya çıkan kamera görüntülerinde, sanık Hamit Göksel Y.’nin aracıyla bir süre çevrede beklediği, ardından oğluyla yürüyen eski eşini fark edince karşı şeride geçerek otomobili üzerlerine sürdüğü ve çarpmanın ardından olay yerinden uzaklaştığı anlar kaydedildi.
01 Mart 2026 Pazar - 10:33 İzmir’de amatör spora 25 milyon TL’lik can suyu İzmir Büyükşehir Belediyesi, amatör spor kulüplerine malzeme desteği sağlıyor. Kentte faaliyet gösteren 282 amatör kulüp için toplam 5 milyon TL’lik kaynak ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın İzmir’i sporun başkenti yapma vizyonu doğrultusunda amatör spor kulüplerine yönelik malzeme desteği sürüyor. Kulüp yöneticileri ve antrenörler, Bornova Aşık Veysel Konferans Alanı’na gelerek İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı yetkililerinden malzemelerini teslim alıyor. Kentte amatör olarak faaliyet gösteren 282 kulüp için toplam 5 milyon TL kaynak ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde Spor Çalışmaları Şube Müdürü olarak görev yapan Gürcan Temizel, "Amatör kulüplerimize ve okullarımıza spor malzemesi desteği sağlıyoruz. Bu desteği ayni ve nakdi olmak üzere iki aşamada gerçekleştiriyoruz. Geçtiğimiz eylül-ekim aylarında 20 milyon TL’lik nakdi yardım yaptık. Şimdi ise yaklaşık 280 kulübü kapsayan spor malzemesi desteğini hayata geçiriyoruz. Bu malzemelerin maliyeti yaklaşık 5 milyon TL. Kulüplerimizde spor yapanların tamamı bizim çocuklarımız, gençlerimiz. Onların her şeyin en iyisini hak ettiğine inanıyoruz" dedi. "Çok iyi bir destek" Kulübü adına malzemeleri teslim alan Urla Bademler Spor Kulübü Futbol Şubesi Sorumlusu Erkin Şen, "Bizim için çok önemli bir destek. Köy takımı olarak gençlerle yolumuza devam ediyoruz. Bu nedenle her türlü desteğe ihtiyacımız var. Yapılan yardımlar bizi olumlu etkiliyor. Her yıl bu desteklerden faydalanıyoruz, teşekkür ediyoruz" diye konuştu. "Bizi büyük bir yükten kurtarıyor" Malzeme desteğini çok iyi bir hizmet olarak gördüğünü aktaran Torbalıgücü Spor Kulübü Başkanı Uzay Akgül, "Çoğu kulübümüz bu destekler sayesinde ayakta duruyor. Çocuklarımıza malzeme yardımı için teşekkür ediyoruz. Ürünler kalite olarak gerçekten iyi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’a teşekkür ediyoruz. Bizi büyük bir yükten kurtarmış oluyor. Yapılan yardımlar, maddi manevi destekler için teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Bize can suyu, minnettarız" Buca Gençlerbirliği Spor Kulübü Başkanı Bedrettin Karadağ ise, "Cemil Başkanımıza göreve geldiği günden bu yana amatör spora verdiği destekler için teşekkür ediyoruz. Hem nakdi hem de malzeme yardımları kulüpler için adeta can suyu oldu. Bu konuda kendisine minnettarız. Yetiştirici bir kulübüz. Kuruçeşme sahasının yapımında da bize katkı sağladı. Büyükşehir’in amatör kulüplere verdiği destek gerçekten çok kıymetli" dedi.
Güven tuzağı
11 Kasım 2025 Salı - 14:17 Güven tuzağı İzmir’de moto kuryelik yapan bir kişi, borç para istediği meslektaşının tuzağına düştü. Banka kartlarının bloke olduğunu öne süren arkadaşına hesap bilgilerini ve banka kartını veren moto kurye, hakkında açılan onlarca dolandırıcılık davası yüzünden kendisini hakim karşısında buldu. İzmir’de yaşayan evli ve bir çocuk babası Anıl Yeltürk (22), maddi sıkıntı nedeniyle güvendiği arkadaşına verdiği banka kartı hayatını kabusa çevirdi. İddiaya göre, 2023 Ocak ayında birlikte moto kuryelik yaptığı arkadaşı E.K.’den borç para isteyen Yeltürk, olumlu yanıt aldı. Ancak E.K., kendi banka hesaplarının blokeli olduğunu söyleyerek Yeltürk’ten bir adet banka kartını istedi. Arkadaşına güvenen Yeltürk, kartını teslim etti. Bir süre sonra E.K., Yeltürk’ün diğer banka hesaplarını ele geçirerek çeşitli para transferleri yaptı. Hakkında şikayetler oluşan Yeltürk, emniyetten gelen çağrı üzerine durumun farkına vardı. Yeltürk, olayın ardından E.K. ile konuşmak istediğinde ise tehditler almaya başladı. İlk zamanalar korktuğu için yaşananları yetkili mercilere tam olarak anlatamadığını belirten Yeltürk, zamanla Türkiye’nin farklı illerinde hakkında yaklaşık 100 adet dolandırıcılık davası açıldığını öğrendi. Yaşanan olaydan hiçbir maddi kazanç sağlamadığını vurgulayan Yeltürk, sadece paraya sıkıştığı bir dönemde E.K.’ye kandığını ve kendisinin de mağdur olduğunu söyledi. Borç para istedi, mağdur oldu Moto kurye Anıl Yeltürk, Türkiye’nin birçok ilinde hakkında dolandırıcılık davası açıldığını belirterek, sadece paraya sıkıştığını ve borç para istediği meslektaşı tarafından tuzağa düşürüldüğünü söyledi. Olayın 2023 yılında yaşandığını aktaran Yeltürk, "Ocak ayında arkadaşımın yanına gittim. Bir miktar borca sıkışmıştım; ondan para istedim. O, karşılığında benden banka hesaplarımı istedi. Banka hesaplarımı ne yapacağını sorduğumda ticaretle uğraştığını, oradan para geleceğini, kendi hesaplarının blokeli olduğunu anlattı. Ben de kendisine güvendiğim için banka hesaplarımı verdim. Bir süre sonra beni oyalamaya başladı ve istediğim borç parayı vermedi. Daha sonra banka hesaplarıma para giriş çıkışı oldu. Ardından karakola çağrıldım; karakolda olayın dolandırıcılık olduğunu öğrendim. Dolandırıcılık olduğunu öğrenince karakolda arkadaşımın ticaretle uğraştığını, paraların ticaretten geldiğini söyledim. Arkadaşımı aradığımda ise ‘Kesinlikle benim ismimi vermeyeceksin’ diye beni tehdit etti. O zaman elimde herhangi bir kanıt yoktu; kanıt bulamadığım için yanlış bir ifade vermek zorunda kaldım. Daha sonra ATM’den benim hesabımdan para çekildiği ana ait bir kanıt buldum ve yaşadığım durumu tüm geçekliğiyle yetkililere anlatmaya başladım. Burudan herkese sesleniyorum. kimse, arkadaşına güvenip hesaplarını vermesin. Çok mağdurum; maddi olarak zor bir durumdayım. Yaklaşık 2-3 senedir bu olaylarla uğraşıyorum ve hakkımda neredeyse açılmış 100 dava var. Normalde böyle bir şeyi bilerek yapmazdım; arkadaş kurbanıyım." dedi. Banka bilgilerini verdi, sanık oldu Müvekkili Anıl Yeltürk’ün kendilerine başvurduğunu olayı tüm berraklığıyla anlattığını aktaran Avukat Sancaktar Devlet Özkul, "Müvekkilim; E.K. isimli kişiye güvendiğini, dolandırıcı olduklarını bilmediğini, borç istediğini ve işin bu noktaya geleceğini tahmin etmediğini söyledi. Müvekkilim, bir şahıs tarafından kandırılmış, banka kartı ve şifreleri elinden alınmış; iradesi fesada uğratılarak bu kartlarla başka vatandaşların hesaplarından paralar çekilmiş ve böylece yeni mağduriyetler oluşmuş. Anıl hem herhangi bir menfaat elde etmemiş hem de kasıtlı bir davranışı yokken sanık konumunda yargılanıp isminin lekelenmesi ve maddi, manevi yıpranması ayrı bir mağduriyet oluşturmakta. Nitelikli dolandırıcılık nedeniyle soruşturmalar kovuşturmaya dönüp ağır ceza mahkemelerinde yargılamalara konu olmakta. Oluşan her ayrı mağduriyet için ilgili yerde veya illerde ayrı dosya açılır ve sanık buralarda teker teker yargılanır. Ayrıca ceza kanunu gereğince zarar giderilmesi suçu kabul anlamına gelmese de ceza indirimi sağlayabilir; fakat binlerce kişinin zararını giderme imkanı yoksa ve suç sabitlenirse ciddi cezalarla karşılaşılabilir. Kıymetli vatandaşlar Anıl ve benzer mağdurlar adına sesleniyorum. lütfen özel şifrelerinizi, kartlarınızı, banka bilgilerinizi hatta yakınınız olsa bile paylaşmayın; kişisel bilgilerinizi vermek, bilmediğiniz binlerce mağduriyete yol açabilir" ifadelerini kullandı.
İzmir’de 115 bin fidan toprakla buluştu
11 Kasım 2025 Salı - 13:12 İzmir’de 115 bin fidan toprakla buluştu 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında İzmir’de 21 farklı noktada 770 dekar alanda 115 bin fidan toprakla buluşturuldu. Etkinlik esnasında başlayan sağanak yağmur, fidanlara can suyu oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü tarafından "Yeşil Vatan Seferberliği" temasıyla bu yıl da Türkiye genelinde milyonlarca fidan toprakla buluşturuldu. Yangınlardan en çok etkilenen iller arasında yer alan İzmir’de 2025 yılı içinde çıkan 148 orman yangınında 10 bin 639 hektar alan zarar gördü. Bu kapsamda kent genelinde düzenlenen etkinliklerde 21 farklı lokasyonda 770 dekar alanda 115 bin fidan dikildi. Menderes ilçesi Kısıkköy’de düzenlenen törene İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, AK Parti İzmir Milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı ve Mahmut Atilla Kaya, İzmir Vali Yardımcısı Nusret Şahin ile çok sayıda vatandaş katıldı. Törende yağmurun başlaması, dikilen fidanlara adeta "can suyu" oldu. "Ağaçlandırma seferberliği artarak devam ediyor" Etkinlikte konuşan İzmir Orman Bölge Müdürü Mahmut Yılmaz, Milli Ağaçlandırma Günü’nün 2019 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla ilan edildiğini hatırlatarak, "O günden bu yana milyonlarca fidanı toprakla buluşturduk. 2019’da ‘Geleceğe Nefes’ temasıyla başlayan ağaçlandırma seferberliği artarak devam ediyor. Bu yıl Buca Zafer Mahallesi’nde 3 Temmuz 2025’te çıkan yangında 1400 hektar alan etkilenmişti. Bugün o alanları yeniden yeşertiyoruz. Yağmurun bereketiyle diktiğimiz fidanlar geleceğe nefes olacak" dedi. "İzmir’i tekrar yeşillendiriyoruz" AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya ise, "Bugün yüzbinlerce fidanı toprakla buluşturuyoruz. Çocukluğumun geçtiği bu bölgede çıkan yangın yüreğimizi yakmıştı. Şimdi hep birlikte İzmir’i tekrar ağaçlandırıyor, küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı da, "Bu yaz İzmir’de sıcaklık, rüzgar ve düşük nem nedeniyle çok sayıda yangın yaşadık. Seferihisar, Aliağa, Çeşme gibi ilçelerde de aynı seferberlik sürüyor. Her doğan çocuk için bir fidan dikilmesi kampanyasıyla Türkiye, milli ağaçlandırma seferberliğinde çok iyi bir noktaya geldi" diye konuştu. "En kıymetli varlığımız ormanlarımız ve çocuklarımız" İzmir Vali Yardımcısı Nusret Şahin ise, "Son nefesinde bile fidan dikmeyi öğütleyen bir inancın mensuplarıyız. Ormanlar sadece düşmandan değil, her şeyden korur; sağlığımızı, iklimimizi, sularımızı, çevremizi korur. En kıymetli iki varlığımız ormanlarımız ve çocuklarımız" dedi. İzmir genelindeki etkinliklerde dikilen fidanlarla birlikte, vatandaşlar geleceğe nefes olacak yeni orman alanlarının oluşmasına katkı sağladı.
Sel mağduru esnaftan İzmir Büyükşehir’e tepki
11 Kasım 2025 Salı - 12:54 Sel mağduru esnaftan İzmir Büyükşehir’e tepki İzmir’in kuzey ilçelerinde bu sabah etkili olan kuvvetli sağanak yağış sebebiyle iş yerlerini su basan esnaf, tedbir almadığı gerekçesiyle İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresine (İZSU) tepki gösterdi. İzmir’in kuzey ilçeleri Aliağa, Foça, Dikili ve Bergama’da bu sabah etkili olan kuvvetli sağanak yağış sebebiyle yollar göle döndü, bazı ev ve iş yerlerini su bastı. Dikili’de kurulan pazar yerinde yağış sebebiyle esnaf zor anlar yaşarken, kendi imkanları ile tezgahlarını korumaya çalıştı. Yağışların etkili Yeni Foça’da derede biriken çöp ve ağaç parçaları suyun akışını engelleyince taşan yağmur suları sahildeki iş yerlerine girdi. Levent Duman isimli esnaf, defalarca İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne, İZSU’ya iletmiş olmalarına rağmen gerekli tedbirlerin alınmadığını iddia ederek, "Günlerdir uyarı yapıyoruz, derede biriken odun parçalarının toplanması için İZSU’ya şikayette bulunduk ama gelip toplamadılar. Evleri, iş yerlerini su bastı." dedi. Yağışın etkili olduğu Dikili ilçesinde de dağdan kaya ve toprak yığınları yola sürüklendi. Çandarlı Mahallesi’nde Piri Reis Sitesi’negiden yol bazı bölümlerde sürücülere zor anlar yaşattı. Yol ve sisli hava, ortaya çıkan puslu manzara korku filmlerini aratmadı. Araçta bulunan vatandaşlar da Foça’daki esnaf gibi belediyeye yapılan başvuruya rağmen yolda gerekli tedbirlerin alınmadığından şikayetçi oldu.
İzmir Büyükşehir önünde işçilerden oturma eylemi
11 Kasım 2025 Salı - 11:49 İzmir Büyükşehir önünde işçilerden oturma eylemi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İZENERJİ, İZELMAN ve İZFAŞ şirketlerinde çalışan işçiler, üç aydır ödenmeyen sosyal haklarını protesto etmek için Kültürpark 9 Eylül kapısından belediye önüne yürüdü. Kalabalık grup, Büyükşehir Belediyesi’nin önünde basın açıklamasının ardından oturma eyleminde bulundu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde işçi eylemleri devam ediyor. DİSK/Genel-İş Sendikası’nın 1, 2, 3 ve 9 No’lu şubelerinde örgütlü işçiler, üç aydır ödenmeyen sosyal haklarını alabilmek için bugün Büyükşehir Belediyesi’nin önünde toplandı. Basın açıklamasını okuyan 2 No’lu şube başkanı Ercan Gül, "İZENERJİ, İZELMAN ve İZFAŞ çalışanlarının ağustos, eylül ve ekim aylarına ait fazla mesai ücretleri ödenmemiştir. İZENERJİ ve İZFAŞ çalışanlarının eylül ayı, İZELMAN çalışanlarının ise ekim ayı ikramiyeleri yatırılmamıştır. Ayrıca gıda kartı ve öğrenim yardımı alacaklarımız da hâlâ beklemededir" dedi. Belediyede uzun yıllardır çalışan yaklaşık 300 kişinin farklı birimlerden şirketlere aktarılıp "havuz" uygulaması adı altında ücretsiz izne çıkarıldığı belirten Gül, "Bu işçiler maaşsız ve sigortasız bir şekilde açlığa mahkûm edilmiştir" diyerek uygulamaya tepki gösterdi. Ercan Gül, işçilerin aylardır diyalog yoluyla çözüm aradığını, ancak verilen sözlerin tutulmadığını ifade ederek, "Biz emekçiler sabırla beklerken borçlarımız büyüdü, geçimimiz zorlaştı, kriz bizde derinleşti. Kredi kartlarımız, faturalarımız, kredilerimiz ödenemez hale geldi. Okulların açılmasıyla masraflarımız arttı, çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyoruz." Eylemler devam edecek Taleplerinin karşılanmaması halinde eylemlerine devam edeceklerini vurgulayan Gül, "Şirkete iade edilen arkadaşlarımız derhal işbaşı yaptırılsın. Fazla mesai ücretlerimiz, ikramiyelerimiz, gıda kartı alacaklarımız ve öğrenim yardımlarımız için acil bir ödeme takvimi oluşturulsun. Aksi halde bu cuma günü mesai bitimine kadar oturma eylemimizi sürdüreceğiz" dedi. Genel İş 1 No’lu şube Başkanı Engin Topal da, "Sokağa inmek istemiyoruz. İzmir 7 gün grev yaşadı. Böyle bir şey olsun istemiyoruz hep bir adım geride duruyoruz. Çalışan işçilerin boğazına çökmekten hep birlikte vazgeçin" ifadelerini kullandı.
Ege Üniversitesinin endemik tür cenneti: Botanik Bahçesi
11 Kasım 2025 Salı - 09:53 Ege Üniversitesinin endemik tür cenneti: Botanik Bahçesi Akdeniz ülkeleri içerisinde önemli botanik bahçelerinden biri olarak gösterilen Ege Üniversitesi (EÜ) Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi, 3 binin üzerinde bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Botanik Bahçesi, bir yandan her yaştan bitki severleri ağırlarken bir yandan da Türkiye’nin dört bir köşesinde keşfedilen yeni bitki türlerinin literatüre kazandırılmasına bilimsel katkı sunuyor. Türkiye’nin bitkisel zenginliği başta olmak üzere dünya florasına ait örnekleri, koruma ve yaşatma stratejileri geliştirerek, bilim dünyasına ve literatüre sunma amacıyla faaliyetlerini sürdüren EÜ Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ege Üniversitesi kampüsünde 16 bin 750 metre kare alanda, hem Türkiye hem de yabancı orjinli bitki türlerini barındırıyor. Türkiye’deki en büyük beş botanik bahçesinden biri niteliği taşıyan ve üniversiteler bünyesinde faal olarak görev yapan en kapsamlı Botanik Bahçesi özelliği taşıyor. Kuruluşundan bugüne 100 civarında bitki türünü bilim dünyasına kazandıran merkezi her yıl farklı seviyelerde 15 binin üzerinde öğrenci ziyaret ediyor. Ziyaretçilere Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Botanik Anabilim Dalı lisans ve lisansüstü öğrencileri tarafından tanıtım ve bilgilendirme sunumları yapılıyor. EÜ Botanik Bahçesi Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım, "Merkezimiz tarafından ülkemizin bitkisel zenginliği üzerinde önemli çalışmalar yürütülüyor. Öğrenciler başta olmak üzere ziyaretçilere; bitkilerin tarihsel süreci, doğanın ekosistemi, endemik bitkilerin korunması ve ekolojik düzenin sürdürülebilirliği konularında bilgiler veriliyor. Bunun yanı sıra, yetişkinler ve çocuklara yönelik bitki keşif etkinlikleri ve atölye çalışmaları düzenleniyor" diye konuştu. Merkezin bugüne kadar pek çok endemik türü bilim dünyasına ve literatüre kazandırdığını ve uluslararası arenada saygın bir konumda bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Hasan Yıldırım, "Botanik Bahçemiz sayesinde bilim dünyasına ve dünya literatürüne kazandırdığımız endemik türlerle saygın bir konumda bulunuyoruz. Özellikle yeni türler keşfederek, bahçemiz bünyesinde yer alan Herbaryum Koleksiyonumuzu zenginleştirmeye çalışıyoruz. Merkezimiz, kurulduğu günden bu yana pek çok endemik bitkiyi bilim dünyasına ve literatüre kazandırdı. Herbaryumda yaklaşık 44 bine civarında kayıtlı bitki türü var. Türkiye’nin dört bir tarafından TÜBİTAK projeleri veya BAP projeleri desteğiyle toplanan bitkiler, herbaryum örneği haline getirmek için, herbaryum tekniklerine uygun olarak toplanıp kâğıt ve kartonlar arasında preslenerek kurtulmaları ardından herbaryum kartonlarına yapıştırılarak, bitkinin künyesi, tür adı, familya adı, toplayan kişinin bilgileri, toplanma yılı ve yeri girilerek herbaryum etiketi veriliyor. Yaklaşık 120 yıl önce preslenip, herbaryuma konulmuş bitkiler var. Bu sayede dünyanın her yerinden gelerek taksonomik çalışmalar yapan araştırmacılar kolayca bitki türlerine erişebiliyor. Başarısını son dönemde artırarak sürdüren Merkezimiz, sadece ülkemiz için değil uluslararası arenada da saygın bir konumda bulunuyor. Merkezin bünyesinde mevsimine göre değişen ve gelen misafirlerin ilgisini çeken çok sayıda değişik endemik bitki de yer alıyor. Mabed ağacı, manolya, kırmızı rengiyle dikkat çeken fener ağacı, renk renk nilüferler bulunuyor. Bahçede, kendine has, coğrafi yapısı farklı bitki türlerine uygun yaşam alanı sağlanıyor. Türkiye’deki en zengin mum çiçeği (Hoya sp.) koleksiyonu da ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor" dedi. ‘Resimli Türkiye Florası’ Prof. Dr. Hasan Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye’de yayılış gösteren tüm doğal bitki türlerini kapsayan ve ilk kez Türkçe ve resimli olarak yazılmaya başlanan ‘Resimli Türkiye Florası’ adlı eserin editörleri arasında yer alıyor. Toplamda 30 ciltte tamamlanması planlanan bu çalışmanın da en önemli merkez üslerinden biri olarak Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi ve Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi öne çıkıyor.
Hurda araçlar ekonomiye kazandırılıyor
11 Kasım 2025 Salı - 09:48 Hurda araçlar ekonomiye kazandırılıyor Türkiye’de ilk kez İzmir’de kurulan Hurda Araç Merkezi, kentin çeşitli yerlerinde çevre kirliliği ve güvenlik sorunu oluşturan terk edilmiş hurda araçları ekonomiye kazandırmaya devam ediyor. Özellikle oto sanayi bölgelerinde yoğunlaşan şikayetleri değerlendiren zabıta ekipleri, İzmir Emniyet Müdürlüğünce trafikten men edilen araçları, Menemen’de bulunan Hurda Araç Merkezi’ne getiriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı, kent genelinde trafik akışını engelleyen, güvenlik sorunu, görüntü ve çevre kirliliği oluşturan terk edilmiş hurda araçlara yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kamuya açık alanlara terk edilen hurda araçlar, Menemen’in Kazımpaşa Mahallesi’nde toplam 18 dönüm alan üzerine kurulu Hurda Araç Merkezi’ne getiriliyor. Ekipler, İzmir genelinde bulunan 12 oto sanayi sitesinin yanı sıra mahalle ile sokak aralarına terk edilen otomobilleri kaldırıyor. Hurda Araç Merkezi’ne hakkında çalıntı işlemi veya yakalama kararı bulunan araçlar alınmıyor. 6 ay içerisinde merkezden alınmayan araçlar, ilgili kamu kurumları tarafından ekonomiye kazandırılıyor. Merkezde 601 araç bulunuyor İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı Zabıta Trafik Şube Müdürü Fatih Toprakdeviren, İzmir Valiliği ve İzmir Büyükşehir Belediyesi arasında yapılan protokol kapsamında İzmir Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri ile ortak çalışma yürüttüklerine değindi. Şu anda merkezde 601 araç bulunduğunu ifade eden Fatih Toprakdeviren, "Merkezin açıldığı 2020’den bu yana, çekim işlemini yaptığımız 194 aracı sahiplerine teslim ettik. 96 araç da Vergi Dairesi, Emlak Müdürlüğü ve İcra Müdürlüklerince satışa çıkarılarak yeni sahiplerine teslim edildi. Üzerinde borcu olmayanlar ise İzmir Büyükşehir Belediyesi, İzmir Emniyet Müdürlüğü ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün ortak çalışmasıyla Makine Kimya Endüstrisi’ne (MKE) devredilerek ekonomiye kazandırılıyor " dedi. Oto sanayi sitelerinde yoğun çalışma Oto sanayi sitelerinde hurda araçların toplanması yönünde yoğun talep aldıklarını söyleyen Toprakdeviren, "İzmir genelinde toplam 12 sanayi sitesi bulunuyor. Buralarda yoğun çalışma yapıyoruz. Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü önce şase numarasından aracın kaydına bakıyor. Polis ekipleri tarafından işlemleri yapılan ve trafikten men edilen araçları topluyoruz" diye konuştu. Esnafa çağrı Sanayi sitelerinde hurda araçları çektikten hemen sonra yerine yeni araçların konduğunu aktaran Toprakdeviren, "Bu da büyük sorun doğuruyor. 3 çekici ile günde en fazla 7 veya 8 araç çekiyoruz. Hurda araçların bu şekilde kalması toplum ve çevre sağlığı açısından risk barındırıyor. Güvenlik konusunda da sorun yaratıyor. Herkesin bu konuya özen göstermesi gerekiyor. Araçları atıl durumda uzun süre bekletmeyelim. Çevre, insan sağlığı ve güvenliği için bu tür durumlar risk barındırıyor. Esnaflardan ricamız sanayi sitelerinde uzun süre araç tutmamaları" dedi. UKOME’nin belirlediği otopark ücretleri tahsil ediliyor Hurda Araç Merkezi’ne çekilen araçlardan, İzmir Ulaşım Koordinasyon Merkezi’nin (UKOME) belirlediği otopark ve çekici tahsisi ücreti alınıyor. İlgili kurumlar tarafından ihale yoluyla satışı yapılan araçların otopark ve çekici ücreti, kurumlar tarafından İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ödeniyor. Araç sahiplerince otoparktan teslim alınmak istenen araçlardan da UKOME tarafından belirlenen ücretler tahsil ediliyor.
Genç sinemacılar İzmir’de buluştu: CONTACT 11. yılında
11 Kasım 2025 Salı - 09:35 Genç sinemacılar İzmir’de buluştu: CONTACT 11. yılında Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde bu yıl 11’incisi düzenlenen Contact Uluslararası Öğrenci Filmleri Festivali, dünyanın dört bir yanından genç sinemacıları İzmir’de bir araya getirdi. Festivalde, İspanyol yönetmen Ivan Melguizo’nun "Now and Then" filmi "En İyi Film" ödülüne layık görüldü. 2015 yılından bu yana yarışma bölümünün eklenmesiyle genç film yönetmenleri için de önemli bir organizasyon haline gelen festival, 11. yılına yaraşır bir programla Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi ev sahipliğinde seyircisiyle buluştu. Uluslararası jüri ve zengin program Festival süresince dünyanın pek çok farklı ülkesindeki film okulu öğrencilerinin filmleri ödül için yarıştı. Bu seneki jüri üyeliklerini; festivalin konuk okulu olan Belgrad Dramatik Sanatlar Fakültesi (FDU) öğretim üyelerinden ve çektiği belgesel ve kısa filmlerle pek çok festivale katılmış olan Andrijana Stojkovi ile aynı üniversitenin öğretim üyelerinden Sırp Sinema Ağı kurul üyesi, ödüllü sinema televizyon yapımcısı Ognjen Rakevi’in yanısıra Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi akademisyenlerinden oyunculuk üzerine yaptığı uluslararası çalışmalarıyla tanınan Mehmet Özbek, Türkiye’de uzun yıllardır sinema, televizyon ve reklam sektöründe yapımcı olarak Eşkıya (1996), Aşk Tesadüfleri Sever I (2011), Kelebeğin Rüyası gibi prodüksiyonlara imza atan Oğuz Peri ve motion grafik designer olarak ulusal ve uluslararası ölçekte projeler üreten Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu Ayşe Kanıt üstlendi. Festival bünyesindeki yarışmada Büyük ödülün yanı sıra SenEDİT sponsorluğunda SenEDİT Senaryo Ödülü’nü " The Other Lives" filmi ile Nicol Folin, MEG Works sponsorluğunda MEG Works Ödülü’nü "This Is A Cultural Product" filmi ile Veysel Ayvazoğlu, En İyi Sinematografi Ödülü’nü "How To Fall Out Of Love" filmi ile Varvara Zarytska, Öğrenci Jürisi Ödülü’nü "Hi Mom, It’s me , Lou Lou" filmi ile Atakan Yılmaz ve Jüri Özel Ödülü’nü ise "Qaher" Nada Khalifa aldı. Yarışma bölümünün yanı sıra İngiltere’den Ulusal Film ve Televizyon ve Okulu’nun (NFTS) özel film gösterimi, workshoplar, masterclass ve söyleşilerle zenginleşen Contact Öğrenci Filmleri Festivali’nde aynı zamanda festivalin bu seneki konuk okulu olan FDU’nun öğrencilerinin çektikleri filmlerden oluşturulan bir seçki de seyirciyle buluştu. Kültürlerin buluşması Festivalin ödül töreninde konuşan Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sevda Alankuş 11 yılda festivalin bir öğrenci filmleri festivali olmanın çok ötesine evrildiğini belirterek, "11 yılı düşündüğümde Contact Uluslararası Öğrenci Filmleri Festivali artık dünyanın dört bir yanından kültürlerin, hikayelerin, fikirlerin bir araya geldiği yaratıcı bir buluşma noktası oldu. Bugüne kadar festivale 20 binin üzerinde öğrenci filmi başvurdu. Bu gerçekten gurur verici" dedi. 49 ülkeden 20 bin başvuru Bu yıl 11.’si düzenlenen festivalde şimdiye dek 49 ülkeden 109 film yarıştı. Bugüne kadar festivale 20 binin üzerinde öğrenci filmi başvurdu. Sadece bu yıl 2 bin başvuru alan festivalde 39 ödül dağıtıldı.
Temiz enerjide en doğru seçenek jeotermal
11 Kasım 2025 Salı - 09:29 Temiz enerjide en doğru seçenek jeotermal Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedeflerine ulaşmasında jeotermal santrallerin kritik rol oynadığını belirtti. Kındap, iletim ve dağıtım altyapısına yatırım yapılması ve baz yük enerji kaynaklarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin elektrik enerjisi kurulu gücü Ekim ayı sonu itibarıyla 121 bin Megavat (MW) sınırını geçerken, yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 61 seviyesinde. Yenilenebilir kaynaklardan yapılan üretimin 7 gün 24 saat ve yüksek kapasite faktörü ile tüketim noktalarına yakın yerlerde üretilmesi, iletim ve dağıtım şebekesinin sürdürülebilirliği için de kritik önem taşıyor. Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin başta jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımlarda tüm dünyanın dikkatini çeken başarı öyküsü yazdığını belirterek, aynı başarının sürdürülebilir olmasının iletim ve dağıtım altyapısında yapılacak yatırımlarla mümkün olacağına işaret etti. 365 gün 24 saat hazır kaynak Jeotermal dışındaki yenilenebilir enerji kaynaklarının, depolama sistemleri ile desteklenmesine rağmen baz yük işlevi göremeyeceğini hatırlatan Kındap, şebeke güvenliği için hem temiz ve yenilenebilir kaynak kullanan hem de baz yük olan santrallere ihtiyacın tüm dünyada arttığını söyledi. Türkiye’deki jeotermal enerji santrallerinin tümünün, Ege Bölgesi’nde ve tüketim noktalarına çok yakın yerlerde konumlandığına vurgu yapan Kındap, "Bu denklemde çözüm hem baz yük olarak yüksek kapasite faktörü ile hem de yenilenebilir ve temiz enerji üretecek kaynak bulmakta. Bu noktada tüm dünyada uygulanan en doğru çözüm, jeotermal enerji santralleridir. ‘365 gün ve 24 saat göreve hazırım’ diyen santrallerimiz; dünyada şebekelerin en çok sevdiği, güvendiği, öngörülebilirliği en yüksek santrallerdir. Jeotermal santraller ayrıca, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır vizyonuna giden yolda karbon salımı ve iklim hedefleri için tek ve en doğru seçenektir" dedi. "İletim ve dağıtımda eksiklerimiz var" Enerjiyi üretmek kadar iletim ve dağıtım şebekesinin yüksek kalitede olması gerektiğine de dikkat çeken JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: "Enerjiyi temiz ve yenilenebilir kaynaklarla üretmek kadar önemli olan, frekans düşüklüğüne izin vermeden kesintisiz şekilde arz etmektir. Ülkemizin bu iki alanda eksikleri olduğunu görmekteyiz. Özellikle bölgeler arasındaki iletimde yaşanan sıkıntıların çözüm beklediğini görüyoruz. İletim ve dağıtım sistemlerine daha fazla yatırım yapılması, şebekenin güçlendirilmesi ve baz yük işlevi gören santrallerin sayısının artırılması gerekiyor. Tüm dünyada olduğu gibi depolama sistemlerine ülkemizde de ilginin arttığını gözlemlemekle birlikte, depolamanın tek başına çözüm olmadığını biliyoruz. Hidroelektrik santrallerimiz baz yük olmakla birlikte, son yıllarda etkisini daha çok hissettiğimiz kuraklık ve iklim değişikliğinden en fazla etkilenen yapılar arasında. Bu tesislerin bir çoğu sulama ve içme suyu amaçlı olarak da kullanıldığı için enerji üretimlerindeki payları değişkenlik gösterebiliyor." "Jeotermal kaynağı her arayan bulamaz ama bulanlar arayanlardır" JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından jeotermal kaynak arama faaliyetlerine hız verilmesinden mutluluk duyduklarını kaydederken; jeotermal kaynak zenginliğinde dünyanın 4’üncü Avrupa’nın lider ülkesi olan Türkiye’nin, bu alanda keşfi tamamlanmış potansiyelinin 62 bin MW olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin potansiyelinin yeni keşiflerle bu seviyenin çok üzerinde olduğunun anlaşılacağını sözlerine ekleyen Kındap, Cumhurbaşkanlığı’nın 2026 Yıllık Programı’nda bu jeotermal aramalarına özel vurgu yapıldığının altını çizdi. Ali Kındap, "Jeotermal kaynaklar ayaklarımızın altında ve enerji üretiminden seracılığa, turizmden konut ısıtmasına kadar pek çok alanda değer oluşturmaya hazır. O kaynağı bulmak ve ondan değer oluşturmamız gerekiyor. Elbette bu kaynağı her aramada bulamayabilirsiniz. Ama bulanların arayanlar olduğunu da unutmamalısınız" diye konuştu. Rakamlarla Türk jeotermal sektörü - Türkiye ve Anadolu coğrafyası, dünyanın en zengin jeotermal kaynaklarını barındırıyor. - Bin 500’ün üzerinde doğal jeotermal çıkış noktası olan Türkiye’de Ekim 2025 sonu itibarıyla jeotermal kaynaklı elektrik enerjisi kurulu gücü 1750 Megavat (MW) seviyesinde. - Jeotermal enerjinin diğer kullanım alanları olan termal turizm, jeotermal seracılık, konut ısıtması, sebze ve meyve kurutma gibi alanlardaki kullanım ile birlikte düşünüldüğünde; Türkiye’nin 7 bin Megavat’ın biraz üzerinde tüketimi bulunuyor. - Bu tüketim, Maden Tetkik Arama Kurumu (MTA) tarafından keşfi yapılmış potansiyel olan 62 bin MW’ın yüzde 11’i seviyesinde. - Türkiye bu düşük kullanımla dahi jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde dünyanın dördüncü, Avrupa’nın lider ülkesi.