Yerel Haberler
İzmir
01 Mart 2026 Pazar - 09:44 Faytonculuk zanaatı usta yetişmemesi nedeniyle yok oluyor Türkiye’de bir dönemin en gözde ulaşım aracı faytonlar usta yetişmemesi nedeniyle yok olma tehlikesi yaşıyor. Bu tarihi zanaatı ülke genelinde çok az usta sürdürüyor. Fayton üretimi halk arasında basit bir marangozluk işi olarak biliniyor. Oysa bu üretim yüksek bir mühendislik bilgisi barındırıyor. Günümüz araç teknolojisinin temellerini atan teknik detaylar bu zanaatı benzersiz kılıyor. Gövdede darbe emici dişbudak ağacı kullanılıyor. Tekerlek parmaklarında yüksek dirence sahip gürgen tercih ediliyor. Bu sayede doğal bir süspansiyon sağlanıyor. Tekerleklerin dışa eğimli yapısına kamber açısı deniyor. Bu yapı yükü aksın en güçlü noktasına aktarıyor. Sistem viraj güvenliğini artırıyor. Elde dövülen çelik makaslar yol sarsıntısını en aza indiriyor. Su geçirmeyen özel deri mekanizmalar bugünkü açılır tavanların atası kabul ediliyor. Türkiye’de bu sanatı sürdüren son ustalar hayata tutunmaya çalışıyor. İzmir, Akhisar ve Büyükada’daki son atölyeler kapanma riski taşıyor. Bunun temel nedeni çırak yetişmemesi olarak gösteriliyor. Ustalar bu zanaatın sadece araba üretmek olmadığını vurguluyor. Ahşabın, demirin ve derinin binlerce yıllık uyumunun yaşatıldığı belirtiliyor. Baba mesleğini yaşatıyor At arabacılığı ve atçılığın kendisine babasından miras kalan bir meslek olduğunu belirten Cem Kara Osman, "Babam nakliyecilik, kum taşımacılığı ve bahçelerde çit sürme gibi işlerle meşgul oluyordu. Çocukluğumuzdan bu yana evimizde at ve at arabası hiçbir zaman eksik olmadı. Daha sonra edindiğim mesleki tecrübeler ve kişisel merakım neticesinde faytonların özel üretimi ve tamiriyle bizzat ilgilenmeye başladım. Bazen hayvanseverlerin tepkisiyle karşılaşıyoruz. Bu durum bilgi eksikliğinden ve hayvanlara eziyet edildiğini düşünmelerinden kaynaklanan ön yargılı bir yaklaşımdır. Biz atları tamamen doğalarına ve kullanım amaçlarına uygun bir şekilde değerlendiriyoruz. Günümüzde bu araçları yalnızca sünnet törenleri, reklam çekimleri ve özel amaçlı düğünler gibi kısıtlı alanlarda kullanabiliyoruz. Halbuki bu araçlar kültürümüzün ayrılmaz bir parçasıdır. Yaklaşık on beş yıldır Antalya’nın belirli turizm bölgelerinde turist kafilelerine hizmet veriyorum. Yurt dışından gelen misafirlerin özel etkinliklerinde ve düğün organizasyonlarında yer alıyorum. Organizasyonlar önceden planlandığı için işleyişte aksaklık yaşamıyoruz. Doğada iki atın koşarken çıkardığı nal seslerinin dinlendirici bir etkisi vardır. Bu deneyim adeta bir terapi niteliği taşıyor. Nal sesleri insanı stresten uzaklaştırarak eşsiz bir ruhsal rahatlama sağlıyor" dedi. Usta eksikliği üretimi bitirdi Mesleğin geleceğindeki tehlikeye dikkat çeken Osman, "Fayton yapımında ahşap kısımlar için profesyonel marangozluk işçiliği gerekiyor. Demir aksamlar için geleneksel ocaklarda sıcak demir dövme ustalığı şarttır. Eskiden dingil poryaları farklı kaplinlerle üretiliyordu. Günümüzde rulmanlı sistemler kullanılıyor. Dingil ve diğer parçaların işlenebilmesi için iyi derecede torna bilgisine ihtiyaç duyuluyor. Günümüzde Türkiye genelinde bu işi yapabilecek ustaların sayısı oldukça sınırlıdır. Afyon ve Akhisar gibi bölgelerde faaliyet gösteren ustalar bir elin parmaklarını geçmiyor. Yeni nesil bu mesleğe ilgi duymuyor. Geleneksel bir üretim süreci olduğu için bu alanda ciddi bir tecrübe birikimi şarttır. Yaklaşık yirmi yıl önce Türkiye’den dünyanın dört bir yanına fayton ihraç ediliyordu. Zamanla talebin düşmesiyle birlikte bu üretim durma noktasına geldi. Mesleği devralacak yeni bir nesil yetişmiyor. İlerleyen dönemlerde fayton kullanacak kişi dahi bulunamayacak. Bu kültür tamamen unutulacak. Dünya tarihine dönüp baktığımızda her dönemde atlı ve tekerlekli arabaların önemli bir yer tuttuğunu görürüz. Savaş dönemlerinde mühimmat taşıyan araçlardan ulaşım amacıyla kullanılan faytonlara kadar bu araçlar insanlık tarihinin her aşamasında var olmuştur. Günümüzde tamamen motorlu taşıt teknolojisine geçildiği için bu tarihi miras kaybolmaya yüz tutuyor" ifadelerini kullandı. Yüz yıllık Paris faytonu Eline geçen tarihi faytonun hikayesini paylaşan Osman, "Arkamızda görmüş olduğunuz fayton yüz yılı aşkın bir süre hizmet vermiştir. Böyle tarihi bir aracı yeniden ele alıp gün ışığına kavuşturmak benim için büyük bir onur kaynağıdır. Dingil aksamında Paris ve Londra damgaları bulunuyor. O dönemin eski yazı sanatıyla işlenmiş ibareler yer alıyor. Aracın Fransa’nın başkenti Paris’ten getirildiğini tahmin ediyoruz. Eski ustalardan edindiğimiz bilgilere ve yaptığımız araştırmalara göre Avrupa’dan getirilen bu fayton ilk olarak İzmir’de kullanılmıştır. Daha sonra İstanbul’a ve Büyükada’ya götürülerek çeşitli film çekimlerinde değerlendirilmiştir. Nihayetinde tekrar İzmir’e dönmüştür. Kapsamlı bir araştırmanın ardından bu aracı devraldım. Yakın zamanda bu tarihi faytonu baştan aşağı revize etmeyi planlıyorum. Körüklü veya kaput araba olarak adlandırılan ve üstü açılıp kapanabilen bu model İzmir faytonu olarak bilinmektedir" şeklinde konuştu.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 23:13 Stanimir Stoilov: "En büyük gücümüz Göztepe ailesidir" Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, yapılan eleştirilerin haklı olduğunu fakat Göztepe ailesinin en büyük güç olduklarını ve bunun bozulmaması gerektiğini söyledi. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Göztepe, sahasında Eyüpspor ile golsüz berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov açıklamalarda bulundu. Sonuçtan dolayı mutsuz olduklarını söyleyen Stoilov, "Eyüpspor ve Kayserispor gibi takımlara karşı oynadığımız maçları kazanamadığımızda, bazı şeylerin yanlış gittiğini söylemek mümkündür. Karşılaşmaya arzu ettiğimiz agresiflik seviyesinde başladığımızı söyleyemem; ancak buna rağmen pozisyonlar üretmeyi başardık. Değerlendirilemeyen bir penaltımız var. İkinci yarıya da gergin bir başlangıç yaptık ve bu bölümde çok sayıda teknik pas hatası gerçekleştirdik" dedi. Hücum bölgesinde yaşanan sıkıntılara ve son vuruşlardaki eksikliklere değinen deneyimli çalıştırıcı, "Planladığımız pas organizasyonlarını sahaya tam anlamıyla yansıtamadık. Gol atılamadığında hücum hattında bir problem olduğu düşünülebilir; ancak temel sorun, son tercihlerde ve teknik uygulamalarda yapılan hatalardır. Ayrıca duran toplarda da konsantrasyonumuzu artırmamız gerekmektedir. Duran toplardan ürettiğimiz pozisyonlar olmasına rağmen maalesef bunları gole çeviremedik. Maç içerisinde pozisyonlara girmiş olsak da çok daha fazla fırsat üretmeliydik. Bu durumu aşmanın tek yolu, yoğun bir şekilde çalışmak ve hücumdaki hareketliliğimizi geliştirmektir" şeklinde konuştu. "Eleştiride haklılar" Takımın eleştirilen performansı ve futbolcuların göstermesi gereken reaksiyon hakkında konuşan Stoilov, "Öncelikle hem hücumda hem de savunmada etkili bir performans sergilememiz büyük önem taşımaktadır. Oyunun iki yönünü de iyi oynamak istediğimiz için bu konudaki çalışmalarımızı sürekli olarak sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz süreçte gol yollarında etkisiz kaldığımız eleştirisi haklı bir tespittir. Diğer yandan, alınan sonuçlardan memnun olmayan taraftarlarımızın bazı oyuncuları eleştirmesi de olağan bir durumdur. Futbolcuların bu tür anlarda güçlü bir karakter ortaya koymaları elzemdir. Yöneltilen olumsuz eleştirilere verilecek en iyi cevap, sahada gösterilecek performanstır. Bu eleştiriler, sahada daha fazla çaba sarf ederek ve mücadele gücünü artırarak aşılabilir; bunun başka bir alternatifi yoktur" ifadelerini kullandı. "Islıklanmak tüm oyuncuları olumuz etkiler" Taraftarın desteğinin takım için kritik bir faktör olduğunu belirten teknik direktör, "Beni rahatsız eden ve endişelendiren husus şudur; bizim en büyük gücümüz Göztepe ailesidir. Futbolda birlik ve beraberlik son derece kıymetlidir. İki buçuk yıldır bu kulüpte görev yapıyorum ve Göztepe camiasının öneminin ve gücünün bilincindeyim. Bu birlikteliği asla kaybetmemeliyiz. Oyuncuların, taraftarın bu desteğini hak edebilmek adına sahada her zaman en üst düzey performansı sergilemeleri gerekmektedir. Aynı şekilde taraftarlarımızın da takımlarına olan desteklerini sürdürmeleri büyük önem taşımaktadır. Bir oyuncunun ıslıklanması yalnızca o futbolcuyu değil; diğer takım arkadaşlarını ve kulübü de olumsuz yönde etkilemektedir. Bu husus her zaman göz önünde bulundurulmalıdır. Bugüne kadar olduğu gibi, iyi günde ve kötü günde bir arada olmamız bizim için son derece değerlidir" açıklamasında bulundu. "Bokele’yi kadroya almadım" Bokele’nin kadroya alınmadığını ifade eden Stoilov, "Bokele’nin durumuna gelecek olursak; son antrenmanlarda kendisinden beklediğimiz performansı sergileyemediğini ve Göztepe’ye katkı sağlayacak bir seviyede olmadığını gözlemledim. Bu sebeple kendisini bugünkü maç kadrosuna dâhil etmedim. Genel hatlarıyla değerlendirdiğimizde, bugün bazı oyuncularımız da maalesef beklenen üst düzey hırsı ve agresifliği sahaya yansıtamadılar; ancak bu sorunun üstesinden geleceğimize inanıyorum. Stoper mevkisinde Taha ve Furkan gibi önemli oyuncularımız bulunmaktadır, dolayısıyla o bölgede bir eksiklik yaşamayız. En mühim olan unsur, oyuncuların her daim sahaya her şeylerini yansıtmalarıdır. Sahada tüm varlığını ortaya koymaya hazır olmayan bir oyuncu profilini hiçbir zaman tasvip etmiyorum. Göztepe’nin menfaatleri için özveriyle mücadele etmeyen oyuncular görmek beni rahatsız etmektedir. Her zaman ifade ettiğim gibi; yetenek kapasiteniz sınırlı olabilir ancak sahada sonuna kadar mücadele ederek ve elinizden gelenin en iyisini yaparak bu açığı her zaman kapatabilirsiniz" dedi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 22:52 Atila Gerin: "Maçın hakkı beraberlikti" Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, Göztepe maçının ardından, penaltı pozisyonu dışında maçta çok önemli bir pozisyon olmadığını vurgulayarak, beraberliğin adil bir sonuç olduğunu söyledi. Trendyol Süper Lig’in 24. haftasında Eyüpsor, deplasmanda Göztepe ile golsüz berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Eyüpspor Teknik Direktörü Atila Gerin, açıklamalarda bulundu. Beraberliğin önemine dikkat çeken Gerin, "Göztepe deplasmanından aldığımız bu bir puan bizim için son derece kıymetlidir. Kümede kalma mücadelesi veren bir takım olarak, böylesine zorlu bir atmosferden puan çıkarmak oldukça güçtür. Kadromuzda bu tür yüksek baskılı ortamlara alışık olan yalnızca birkaç oyuncumuz bulunmakta; diğerleri ise bu duruma uyum sağlamaya çalışmakta" dedi. "Oyuncularıma teşekkür ediyorum" Karşılaşmanın başındaki kritik anlara ve takımın performansına değinen Gerin, "Maçın başındaki penaltı pozisyonunda kalecimiz Cankat, yaptığı kurtarışla bizi oyunda tuttu. Kendisini tebrik ediyorum; zira oldukça başarılı ve giderek yükselen bir form grafiği sergiliyor. Böylesine zorlu bir deplasmandan puan çıkarabilmek adına olağanüstü bir çaba gösteren tüm oyuncularımıza teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. "Göztepe ile farklı tarzımız var" Göztepe ile geçmişten gelen rekabetlerini ve iki takımın taktiksel farklılıklarını değerlendiren Gerin, "Göztepe ile 1. Lig’den Süper Lig’e yükselme sürecinde de kıyasıya bir rekabet içerisindeydik. İki takımın oyun anlayışları birbirinden oldukça farklıdır; biz daha çok pasa ve reaksiyona dayalı bir oyun felsefesini benimserken, rakibimiz fiziksel güce ve yüksek toplara dayalı bir sistemle sahada yer alıyor. Göztepe, oyun şablonunu çok iyi bildiğimiz bir ekip. Rakip takımın teknik direktörü Stoilov ile gerek antrenörlük gerekse teknik direktörlük kariyerimde muhtemelen altıncı veya yedinci kez karşı karşıya geliyorum" ifadelerini kullandı. "Hafta boyunca çalıştık" Hafta boyunca yapılan savunma hazırlıklarının sahaya kusursuz yansıdığını belirten Gerin, "Hafta boyunca şut, taç ve korner savunmaları üzerine detaylı çalışmalar gerçekleştirdik. İkili sıkıştırmalar ve merkeze düşecek ikinci topları kazanma konusunda yaptığımız taktiksel hazırlıklara oyuncularımız harfiyen uydular. Bu disiplin sayesinde rakibe net fırsatlar tanımadık ve Göztepe’nin en güçlü hücum silahlarını etkisiz hâle getirmeyi başardık. Oyunun başındaki penaltı pozisyonu dışında kalemizde ciddi bir tehlike yaşamadık. Bahsettiğim gibi, o pozisyonda da kalecimiz Cankat kritik bir kurtarış yaparak takımımızı oyunda tuttu. Maçı gol yemeden tamamladığımız için son derece mutluyum" dedi.
Foça Balık Hali’nde kış sezonu:"Sardalya ve uskumru zamanı"
22 Kasım 2025 Cumartesi - 10:41 Foça Balık Hali’nde kış sezonu:"Sardalya ve uskumru zamanı" İzmir’in Foça ilçesindeki balık halinde kış sezonu hareketliliği başlarken, tezgahlardaki çeşitlilik dikkat çekiyor. Balık hali esnafı, kış sezonunda en çok sardalya ve uskumrunun tüketildiğini belirtirken, Ege’ye özgü diğer türlerde de bolluk yaşandığını ifade etti. Vatandaşlara Kasım ayında tüketilmesi gereken balıklar hakkında tavsiyelerde bulunan satıcılar, farklı bütçelere hitap eden fiyat kampanyalarıyla da tüketimi canlı tutmaya çalışıyor. "Sardalya ve uskumru zamanı" Foça Balık Hali’nde 30 yıldır tezgah sahibi olan İbrahim Göl, kışa girerken hangi balıkların tercih edilmesi gerektiğine dair değerlendirmelerde bulundu. Kasım ayının deniz ürünleri açısından verimli geçtiğini belirten Göl, sağlık açısından sardalya ve uskumrunun tam mevsimi olduğunu vurguladı. Göl, "Kasım ayında sardalya ve uskumru, B12 vitamini ve Omega yağ asitleri açısından çok zengindir, bu dönemde mutlaka tüketilmeli. Ayrıca ’Ceran’ dediğimiz kefal türü lezzetlidir. Özellikle göç balığı olan orijinal Foça çipurası şu an en lezzetli döneminde. Kasım çipurası ve dil balığı bu mevsimde yumurtalı olur, lezzetine doyum olmaz. Ahtapot sezonumuz da açıldı, sevenler için taze ürünlerimiz mevcut" dedi. "Palamut yok" Foça kıyılarında palamut eksikliği olduğunu ifade eden Göl, "Normal şartlarda palamut bu mevsimin balığıdır ama bu sene ne yazık ki yok. Palamutun yerini bu yıl tekir barbun ve çipura dolduruyor. Denizlerimiz özellikle tekir barbun konusunda cömert davranıyor" şeklinde konuştu. Fiyatlarda kampanya dönemi Foça Balık Hali’nde balık satışı yapan Ata Gapulcano ise Ege Bölgesi’ndeki tür çeşitliliğinin tezgahlara yansıdığını belirtti. Kıraça, sargoz, deniz levreği, sinarit ve istavrit gibi "olta balığı" türlerinin bolluğuna dikkat çeken Gapulcano, balıkların tazeliğini "cam gibi" ifadesiyle niteledi. Gapulcano, vatandaşın alım gücünü desteklemek amacıyla fiyatlarda kampanya yaptıklarını belirterek, "Şu anda Ege bölgesinde çeşitlerimiz çok bol. Vatandaşın kesesine uygun olması için kampanyalar yapıyoruz. Örneğin, barbunun kilosu kasa alımlarında 5 kilogramı ortalama 200 liraya geliyor. Ancak daha özel, seçmece ve iri barbun isteyen müşterilerimiz için fiyatlar boyutuna göre 700 liraya kadar çıkabiliyor. Dil balığını 500 liradan, deniz çipurasını ise 600 liradan vatandaşımıza sunuyoruz. Amacımız her bütçeye uygun taze balık sunabilmek." diye ekledi. Foça Balık Hali’nde güncel fiyatlar ise şöyle: Barbun kilosu 200 TL’den satılırken, tekir barbun 500–700 TL arasında alıcı buluyor. Dil balığının kilosu 500 TL, deniz çipurası ise 500–600 TL bandında fiyatlanıyor.
Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklara Key Museum ve Uzay Kampı gezisi
22 Kasım 2025 Cumartesi - 09:39 Dünya Çocuk Hakları Günü’nde çocuklara Key Museum ve Uzay Kampı gezisi Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen Dünya Çocuk Hakları Günü etkinliğinde çocuk yükümlüler, Key Museum ve Uzay Kampı Türkiye’yi ziyaret ederek kültürel ve bilimsel deneyimler yaşadı. Gezi, çocukların sosyal gelişimlerini desteklerken öğrenme motivasyonlarını da artırdı. İzmir’de Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında, Karşıyaka Denetimli Serbestlik Müdürlüğü Çocuk Hizmetleri Bürosu tarafından denetim altında bulunan çocuklara yönelik kültürel ve bilimsel içerikli bir gezi programı düzenlendi. Etkinlik kapsamında çocuklar, Torbalı’daki Key Museum ile Gaziemir’deki Uzay Kampı Türkiye’yi ziyaret etti. Torbalı’da yer alan ve Türkiye’nin en kapsamlı klasik otomobil ile motosiklet koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan Key Museum’da çocuklar, 1886’dan günümüze uzanan otomobilleri, klasik motosikletleri ve binlerce model aracı inceleme fırsatı buldu. Müzede sergilenen tarihi araç ve ekipmanlar, çocuklara hem kültürel hem de teknolojik bir perspektif sundu. Programın ikinci durağı ise bilim ve eğitim temelli çalışmalarıyla dikkat çeken Uzay Kampı Türkiye oldu. Türkiye, Ortadoğu, Güneydoğu Avrupa ile Batı ve Orta Asya bölgesindeki tek uzay kampı olma özelliğini taşıyan merkezde çocuklar; takım çalışması, problem çözme, liderlik ve uzay bilimleri alanlarında uygulamalı eğitimlere katıldı. NASA lisanslı simülatörlerle gerçekleştirilen aktiviteler, çocuklara interaktif bir öğrenme ortamı sağladı. Yetkililer, gerçekleştirilen etkinliğin çocukların sosyal, kültürel ve bilimsel gelişimlerine katkı sunmayı amaçladığını belirterek, Dünya Çocuk Hakları Günü’nde düzenlenen bu programın çocukların motivasyonunu artırdığını ifade etti.
İzmir Büyükşehir ekipleri vatandaşın evine balyozla girdi
21 Kasım 2025 Cuma - 16:09 İzmir Büyükşehir ekipleri vatandaşın evine balyozla girdi İzmir Büyükşehir Belediyesi ekipleri, Onat Tüneli çalışmaları nedeniyle hasar gördüğü tespit edilen bir binanın tahliyesi için bölgeye gitti. Tahliye sırasında mahalle sakinlerinin tepki göstermesi üzerine gerginlik yaşanırken, belediye ekiplerinin balyozla kapıya vurarak açmaya çalıştığı anlar görüntülendi. Onat Tüneli inşaatının etkileşim alanında yer aldığı belirlenen ve riskli olduğu gerekçesiyle tahliye kararı bulunan binaya belediye ekipleri bugün işlem yapmak üzere geldi. Evde yaşayan vatandaşın kiraya taşındığı, ancak kişisel eşyalarının içeride olduğu öğrenildi. Mahalle sakinleri, kamulaştırma bedellerinin ödenmediğini ve bina sahibiyle anlaşma sağlanmadığını öne sürerek duruma tepki gösterdi. Bazı kişiler çatılara çıkarak tahliye ekiplerine karşı çıktı. Tahliye sırasında polis ve zabıta ekipleri de bölgede güvenlik önlemi aldı. Ekiplerin kapıyı balyozla açmaya çalıştığı anlara ait görüntüler sosyal medyada yer aldı. Belediyeden açıklama İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan açıklamada ise şu sözlere yer verildi: "İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin öz kaynaklarıyla yapımına devam ettiği ve tamamlandığında Türkiye’nin belediye kaynaklarıyla yapılan en uzun karayolu tüneli olacak Onat Tüneli inşaatının etkileşim alanındaki binalarla ilgili kamulaştırma süreçleri titizlikle yürütülmektedir. Etkileşim alanı içinde kalan ve ikamet etmenin tehlikeli olduğu tespit edilen binaların hak sahipleriyle tek tek görüşülerek uzlaşı sağlandıktan sonra satın alma işlemi gerçekleştirilmekte ve binanın tamamen boşaltılmasının ardından yıkım işlemi yapılmaktadır. Bunun yanı sıra ihtiyaç duyan ailelere 12 aylık kira desteği, taşınma ve nakliye desteği de sunulmaktadır. Tüm bu süreçler kanunlara uygun olarak, ilgili yasal mercilerin bilgisi ve kontrolü altında yürütülmektedir. Bugüne kadar etkileşim alanı içindeki toplam 52 binada ikamet etmenin tehlikeli olduğu tespit edilmiştir. Söz konusu tehlike arz eden binalardan biri için de İmar Kanunu uyarınca can güvenliği tehlikesi olması nedeniyle Encümen tarafından ağustos ayında tahliye ve yıkım kararı alınarak tebliğ yapılmış, yaklaşık 30 gün süre verilmiştir. Uzlaşmayla ilgili tebliğ edilen bedelleri kabul etmeyen bina sahibi gerekli adımları atmamıştır. Her an yıkılma tehlikesi bulunan binanın can güvenliği açısından oluşturduğu tehdidi ortadan kaldırmak için harekete geçen ekiplerimiz görevini yaparken ne yazık bazı siyasi figürlerin de tahrik etmesi sonucu engellenmeye çalışılmıştır. Sosyal medya üzerinden de gerçekleri çarpıtan mesajlarla kamu görevlilerini karalamaya çalışan söz konusu siyasi figürlerin bölgedeki vatandaşın can güvenliği hakkında en ufak bir endişe taşımadığı açıkça görülmektedir. Tüm güvenlik önlemlerini alarak yasal vazifesini yerine getiren emekçilerin hedef gösterilmeye çalışılması ise utanç vericidir."
Ebu Hanzala ve Ebu Haris, adli kontrol şartı ile serbest
21 Kasım 2025 Cuma - 15:35 Ebu Hanzala ve Ebu Haris, adli kontrol şartı ile serbest İzmir’de 3 polisin şehit olduğu Balçova Salih İşgören Polis Merkezine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan Ebu Hanzala kod isimli Halis Bayancuk ve Ebu Haris kod isimli Haris Karadağ, adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağı kararıyla serbest kaldı. İzmir’de 8 Eylül Pazartesi sabahı meydana gelen olayda, 16 yaşındaki E.B., Balçova Salih İşgören Polis Merkezine pompalı tüfekle ateş açmış, saldırıda polis memurları Hasan Akın, Murat Dağlı ve Ömer Amilağ yaralanmıştı. Silah seslerini duyan 1. Sınıf Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Muhsin Aydemir olay yerine gitti ve kaçan saldırgan kısa sürede polis tarafından aynı sokakta kıstırıldı. Çıkan çatışmada Muhsin Aydemir ile bir sivil vatandaş yaralandı. Polis, saldırganı bacaklarından vurarak etkisiz hale getirip gözaltına aldı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Muhsin Aydemir ve polis memuru Hasan Akın’ın şehit olduğunu belirledi. Yaralı polislerden Ömer Amilağ, 23 gün sonra yaşamını yitirerek şehit düştü. Saldırıda yaralanan Murat Dağlı ve sivil vatandaş tedavilerinin ardından taburcu edildi. Soruşturma kapsamında saldırgan E.B. ve ailesiyle birlikte çok sayıda kişi çeşitli terör suçlamalarıyla mahkemeye sevk edildi. Şüphelilerden M.A, K.N, C.T, F.S.A, M.E. ve B.Y ise ’silahlı terör örgütüne üye olma’ suçundan tutuklama talebiyle, T.Y. ve F.Ç’nin de aynı suçtan adli kontrol şartı talebiyle mahkemeye sevkleri yapıldı. Saldırgan, babası N.B. ile M.A, K.N, C.T, F.S.A. ve M.E. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, saldırganın annesi A.B ile T.Y, B.Y ve F.Ç. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ebu Hanzala ve Ebu Haris de gözaltına alındı, adli kontrolle serbest kaldı Soruşturma çerçevesinde ’Ebu Hanzala’ kod adlı Halis Bayancuk, ’Ebu Haris’ kod adlı Haris Karadağ ve ’Ebu Ubeyde’ kod adlı İlyas Aydın hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. İzmir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekiplerince 18 Kasım sabahı gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda; Halis Bayancuk İstanbul’da, Haris Karadağ ise İzmir’de yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerden İlyas Aydın’ın yurtdışında bulunduğunun değerlendirildiği öğrenildi. Gözaltına alınan şüphelilerin, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nde saldırıyı gerçekleştiren 16 yaşındaki E.B. ile bağlantılarının araştırıldı. Şüpheliler emniyetteki işlemlerin ardından savcılık sorgularının sonrası, tutuklama talebiyle adliyeye sevk edildi. 2 şüpheli de çıkarıldıkları mahkemece adli kontrol şartı ve yurt dışı çıkış yasağı kararıyla serbest kaldı.
Aliaport’tan Midilli’ye ilk sefer gerçekleşti
21 Kasım 2025 Cuma - 15:00 Aliaport’tan Midilli’ye ilk sefer gerçekleşti İzmir Aliaport Deniz Yolcu İskelesi’nden Midilli’ye ilk sefer Aliağa Belediye Başkan Yardımcıları, ilçedeki odalar, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası temsilcileri ve basın mensuplarından oluşan bir heyetle gerçekleşti. Aliaport Deniz Yolcu İskelesi’nden yapılan ilk seferde Aliağa Ticaret Odası Başkanı Ömer Ertürk, DTO Aliağa Şubesi Başkanı Adem Şimşek ve yönetimi, Aliağa Şoförler Esnaf Odası Başkanı Seyhan Öz, Aliağa Esnaf Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Fuat Turhan, mahalle muhtarları, siyasi parti temsilcileri, belediye meclis üyeleri, kooperatif başkanları, kurum temsilcileri ve basın mensupları yer aldı. Jalem Tur’a ait yolcu gemisiyle yapılan seferde heyetin, Kuzey Ege Adaları Bölge Valisi Kuzey Ege Bölge Valisi Konstantinos Moutzouris, Midilli Belediye Başkanı ve Midilli Ticaret Odası Başkanı ile bir araya geldiği bildirildi. Görüşmelerde Aliağa–Midilli hattının dostluk, turizm ve ticaret bağlarını güçlendireceği vurgulandı. DTO Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, seferin turizm iş birliklerinin geliştirilmesi, ekonomik potansiyelin değerlendirilmesi ve iki yaka arasında kültürel temasların güçlendirilmesi amacıyla düzenlendiğini ifade etti. Aliaport’un İzmir’in 7. deniz hudut kapısı olarak hizmet vermeye başladığını kaydeden Şimşek, DTO Aliağa Şubesi olarak bölgenin deniz turizmine ve ekonomik gelişimine katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi. Midilli heyeti Aliağa’ya gelmek istiyor Aliaport Liman Hizmetleri A.Ş. Müdürü Faruk Altun, ilk seferin konforlu ve başarılı geçtiğini belirtti. Altun, Jalem Tur ve Turyol’a sağladıkları destek için teşekkür etti. Midilli’de heyetin sıcak bir ilgiyle karşılandığını ifade eden Altun, adada tarımın ön planda olmasına rağmen turizm alanında yeni çalışmalar yapılmak istendiğini söyledi. Midilli heyetinin şubat ayında Aliağa’yı ziyaret etmek istediğini aktaran Altun, bu ziyaretin Aliağa ve bölge esnafı için fırsatlar oluşturacağını dile getirdi. Altun, ayrıca liman hizmetlerinde acentelerle yürütülen iş birliği sürecinin 1 Eylül itibarıyla başlatıldığını, süreçlerin daha sistematik hale getirilmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti. "Midilli hattı Aliağa’ya hayırlı olsun" DTO Aliağa Şubesi Meclis Üyesi ve Jalem Tur Yönetim Kurulu Başkanı Ali Jale, Midilli hattının kurulmasında emeği geçenlere teşekkür ederek, 2018 yılında oda kurulduğunda hattın hayata geçmesinin zor göründüğünü ancak Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar ve DTO Aliağa Şubesi Başkanı Adem Şimşek’in süreci sahiplenmesiyle bunun mümkün olduğunu belirtti. İlk seferin önemli bir kilometre taşı olduğunu ifade eden Jale, farklı ilçelerde yapılan denemelerin sürdürülebilir olmadığını, Aliağa’da ise sürecin artan bir motivasyonla başarıya ulaştığını söyledi. "Black Friday" kampanyası ile başlayan promosyonlu bilet satışlarının beklentilerin üzerinde olduğunu belirten Jale, 2026 sezonunun önemli bir sınav olacağını ancak sürecin güçlü şekilde ilerlediğini kaydetti.
Aliağa limanlarında 73 milyon ton elleçleme yapıldı
21 Kasım 2025 Cuma - 14:47 Aliağa limanlarında 73 milyon ton elleçleme yapıldı İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi, denizcilik, lojistik ve liman işletmeciliği alanlarında Türkiye’nin önde gelen merkezlerinden biri olan Aliağa’nın 10 aylık sektörel verilerini açıkladı. Buna göre, Aliağa’daki limanlarda 2023 yılı Ocak–Ekim döneminde toplam 73 milyon 153 bin 711 ton net elleçleme gerçekleştirildi. Aliağa, bu rakamla Türkiye genelinde en fazla yük elleçleyen ikinci liman olma konumunu korudu. İMEAK DTO Aliağa Şubesi’nin ekim ayı olağan meclis toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, 2025 yılının 10 aylık döneminde TEU bazlı konteyner trafiğinin 1 milyon 454 bin 711 olarak gerçekleştiğini belirtti. Şimşek, geçen yılın aynı dönemine göre %18,90 azalış yaşandığını ve Aliağa’nın konteyner trafiğinde Türkiye’de 5. sırada yer aldığını kaydetti. Aynı dönemde Aliağa limanlarına 5 bin 177 gemi uğrak yaptı. Bu sayı, 2024 yılının aynı döneminde 5 bin 84 olarak kaydedilmişti. Gemi trafiğinde yüzde 1,82 artış yaşanırken, Aliağa bu alanda Kocaeli’nin ardından ikinci sırada yer aldı. Net tonda Aliağa liderliğini sürdürüyor Şimşek, 2025 yılının 10 aylık döneminde toplam gross ton elleçlemenin 96 milyon 588 bin 978 ton, net ton elleçlemenin ise 73 milyon 153 bin 432 ton olarak gerçekleştiğini duyurdu. Net ton bazında yüzde 3,61 artış kaydedilirken, Aliağa’nın Türkiye genelinde lider konumunu sürdürdüğü ifade edildi. Yükleme ve boşaltmada ilk sıralarda Yükleme verilerine ilişkin bilgi veren Şimşek, aynı dönemde Aliağa limanlarında 30 milyon 58 bin 25 ton net yükleme gerçekleştiğini ve Aliağa’nın bu alanda Türkiye’nin birinci limanı olduğunu açıkladı. Yıllık bazda yüklemede yüzde4,64 artış yaşandı. Boşaltma miktarı ise 43 milyon 95 bin 407 ton olarak kaydedildi. Bu alanda da geçen yıla göre yüzde 2,90 artış olduğu belirtilirken, Aliağa’nın Türkiye’de en fazla boşaltma yapan ikinci liman konumunda bulunduğu bildirildi.
İzmir’de ’Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Zirvesi’
21 Kasım 2025 Cuma - 12:52 İzmir’de ’Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Zirvesi’ Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Türkiye’de Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Zirvesi İzmir’de gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamından gazetecilere değerlendirmelerde bulanan Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, "İzmir’in tıbbi aromatik bitkileri, temiz havası ve kaliteli su kaynaklarıyla birlikte güçlü termal tesis altyapısı, kentin cazibesini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor" dedi. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) tarafından, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen 1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Türkiye’de Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Zirvesi, sektör temsilcilerini Balçova Termal Otel’de bir araya getirdi. Ticaret Bakanlığı’nın resmi desteğiyle gerçekleştirilen zirve, sağlık turizmi alanındaki firmalara önemli fırsatlar sunuyor. Bakanlığın teşvik mekanizmaları kapsamında, kongreye katılan şirketler stand katılım bedellerinin yüzde 60’ını geri alabilecek. Böylece hem uluslararası tanıtım imkanı hem de maliyet avantajı sağlanmış olacak. Zirve, Türkiye’nin sağlık turizmindeki yükselen konumunu global ölçekte tanıtmayı amaçlarken, diplomatik heyetlerin, akademik kurumların ve sektör temsilcilerinin buluştuğu kalıcı bir vizyon platformu olarak konumlanıyor. Etkinliğin, Türkiye’nin sağlık diplomasisi kapasitesine önemli katkı sunması bekleniyor. Türkiye’de sağlık turizmi Türkiye’de sağlık turizminin hak ettiği yere gelmesi için uluslararası bir çalışmaya ev sahipliği yapacak şehir olarak İzmir’i seçtiklerini aktaran Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, "İzmir’in tıbbi aromatik bitkileri, temiz havası ve kaliteli su kaynaklarıyla birlikte güçlü termal tesis altyapısı, kentin cazibesini artıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Birleşik Arap Emirlikleri, Tunus, Fas gibi ülkelerin yanı sıra Afrika’dan Gambiya, Zambiya, Nijerya gibi ülkeler dahil yaklaşık 65 ülke ile birlikte Amerika ve Venezuela’dan da bakanlık düzeyinde delegasyonlar burada. Sağlık turizminin gelişmesi ve hak ettiği yere gelmesi için düzenlediğimiz bu uluslararası çalışma kapsamında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na, Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’a ve Ticaret Bakanımız Ömer Bolat’a teşekkür etmek istiyorum. Çünkü bu çalışma yalnızca uluslararası tanıtım amaçlı değil; aynı zamanda sağlık turizmini yerinde ve kendi özelinde gösterme fırsatı sunuyor. Burada bininin üzerinde akademisyen sunum yapacak ve Azerbaycan’dan Amerika’nın 52 eyaletine kadar, ayrıca İngiltere ve Avrupa ülkelerinden temsilciler katılım sağlıyor. Sağlık turizmini koordine eden alım heyetlerinin artık resmi, yasal ve kalite akreditasyonuna uygun bir zeminde hareket etmesini, kayıt dışılığın engellenerek ülkemize ekonomik katkıya dönüşmesini amaçlıyoruz" sözlerini kullandı. Yapay zeka destekli uygulama Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Türkiye’de Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Zirvesi hakkında değerlendirmelerde bulunan Bay, "İzmir’in ne anlama geldiğini yerinde göstermek ve tanıtımın ötesine geçmek için cumartesi günü Selçuk Antik Kenti turu da içeren bir gezi programı hazırladık. Dün itibarıyla delegasyon toplantımız gerçekleşti; Sağlık turizminde en büyük sıkıntının vize işlemleri olduğunu görüyoruz ve bu konuda bakanlıklarımızın güçlü desteğini alarak koordinasyonu sağlamaya çalışıyoruz. Bugün itibarıyla dermatoloji, estetik, karaciğer nakli, kozmetoloji, ilaç tedavileri, saç ekimi, diş ve göz sağlığı gibi alanlarda bilimsel oturumlarımız ve panellerimiz bulunuyor. Hastaneler ve özel sağlık sigortaları kendi sunumlarını gerçekleştiriyor; çünkü komplikasyon sigortası sağlık turizmi mevzuatına girdi ve turistik amaçla gelen hastalar, hasta olmasalar bile sağlık hizmetlerinden yararlanabilecek. Bu kapsamda geliştirdiğimiz yapay zeka sistemi ile ‘sağlık Turizmi Türkiye’ araması yapıldığında hastaların ilgili merkezlerle eşleştirilmesini sağlıyor; yalnızca sağlık alanında değil, turistik faaliyetler ile yeme, içme ve gıda güvenliği açısından da altyapı oluşturuyoruz" ifadelerini kullandı.