Yerel Haberler
İzmir
Alaçatı’da Gastronomi Şöleni: En güzel ot yemeği belli oldu 22 Nisan 2026 Çarşamba - 20:51:51 Bu yıl 15’incisi düzenlenen ve ilk kez uluslararası boyuta taşınan Alaçatı Ot Festivali, üçüncü gününde gastronomi tutkunlarını bir araya getiren geleneksel "En Güzel Ot Yemeği" yarışmasına sahne oldu. Yerel otların modern dokunuşlarla buluştuğu yarışmada, katılımcılar jüri karşısına Alaçatı’nın otları ile hazırladıkları özel tariflerle çıktı. Yarışmanın jüri başkanlığını; müzisyen, gezgin, radyocu ve televizyon programcısı kimliğiyle tanınan Ayhan Sicimoğlu üstlendi. Alanında deneyimli jüri üyeleri, yemekleri lezzet, sunum, özgünlük ve tema uyumu gibi kriterler doğrultusunda değerlendirdi. Kıyasıya rekabete sahne olan yarışmada birincilik ödülünün sahibi, 793 puanla İncifer Tören oldu. Tören, festivalin teması olan körmen otunu somonla buluşturduğu özgün yemeğiyle jüri üyelerinden yüksek not aldı. Dikkat çeken sunumuyla da öne çıkan tabak, izleyicilerden de büyük beğeni topladı. Yarışmada ikinciliği ise 731 puanla Tuba Bayoğlu kazandı. Bayoğlu’nun enginar cipsi ve damla sakızlı yoğurt eşliğinde sunduğu şevketibostan yemeği, geleneksel tatları modern dokunuşlarla harmanlamasıyla dikkat çekti. Üçüncülük ödülü ise 722 puanla Germiyan’ın yöresel lezzetlerinden "Çalkama" yemeğini hazırlayan Arif Er’e verildi. Yerel mutfak kültürünü başarıyla yansıtan bu tabak, jüri tarafından özgünlüğüyle öne çıkarıldı. Festival coşkusunun yoğun şekilde hissedildiği yarışmanın sonunda dereceye giren katılımcılara ödülleri, Çeşme Belediyesi Meclis Üyeleri Arif Çilek, Mehmet Bilgiç ve Salih Kaya tarafından takdim edildi. Renkli görüntülere sahne olan ödül töreni, katılımcıların ve izleyicilerin alkışları eşliğinde gerçekleşti. Alaçatı Ot Festivali, gastronomi mirasını yaşatmayı ve yerel otların mutfaklardaki yerini güçlendirmeyi amaçlayan etkinlikleriyle önümüzdeki günlerde de ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 20:20 Sanatla üretip çocuklar için bağışlıyorlar: 84 yaşında örnek dayanışma İzmir’de yaşayan 84 yaşındaki banka müdürlüğünden emekli Etem Özver ile öğretmen emeklisi eşi Şerif Özver, sanatı sosyal yardımla buluşturarak anlamlı bir projeye imza attı. Çift, Çeşme’de açtıkları "Doğadan Sanata" adlı sergide hem üretimlerini sanatseverlerle buluşturdu hem de elde edilen tüm geliri çocukların eğitim ve sağlığı için çalışan kuruluşlara bağışladı. Kağıt rölyef ve doğadan toplanan atık malzemelerle hazırlanan üç boyutlu eserlerin yer aldığı sergi, özellikle sosyal sorumluluk yönüyle dikkat çekti. Özver çifti, sergide satılan eserlerden elde edilen gelire hiç dokunmadıklarını, bağışların doğrudan ilgili sosyal yardım kuruluşlarına aktarıldığını ve makbuzlarla süreci takip ettiklerini belirtti. "Paraya hiç elimiz değmeden bağışlıyoruz" Etem Özver, sanata başlama hikayelerinin İzmir’e taşındıktan sonra şekillendiğini anlatarak, Mavişehir’deki Bilge Çınarlar Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde aldıkları eğitimle bu sürecin geliştiğini ifade etti. İki yıl boyunca rölyef ve el becerileri üzerine eğitim aldığını söyleyen Özver, eserlerinin beğenilmesiyle sergi açmaya teşvik edildiğini dile getirdi. Daha önce Suat Taşer Sanat Merkezi’nde açtığı sergiden elde ettiği geliri de bağışladığını belirten Özver, "Satılan eserlerin ücretleri doğrudan çocukların eğitim ve sağlığı için çalışan kuruluşlara gönderiliyor. Paraya hiç elimiz değmiyor, sadece makbuzlardan takip ediyoruz" dedi. Doğadan toplanan atıklar sanata dönüşüyor Sergide yer alan eserlerin önemli bir bölümü doğadan toplanan malzemelerden oluşuyor. Ağaç kabukları, kozalaklar, tohumlar ve bitki atıkları boyanarak sanatsal kompozisyonlara dönüştürülüyor. Çiftin günlük yürüyüşleri bile üretimin bir parçası haline gelmiş durumda. "Sabah yürüyüşe boş çıkıyoruz, dönüşte elimiz dolu oluyor" sözleriyle süreci anlatan Özver, doğayı koruyarak üretmenin de kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını vurguladı. "Sanat, yaş almış bireyler için hayatla bağ kurmanın yolu" Etem Özver, özellikle ileri yaştaki bireylere sanatla uğraşmaları çağrısında bulunarak, "Herkesin içinde mutlaka bir sanatsal cevher vardır. Çalıştıkça zihin de beden de aktif kalıyor. İnsan kendini daha mutlu ve huzurlu hissediyor" diye konuştu. Özver çiftinin sergisi, yalnızca sanatsal üretimi değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da ön plana çıkararak ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Özellikle elde edilen gelirin çocukların eğitim ve sağlık ihtiyaçlarına aktarılması, sergiyi sosyal yardım açısından örnek bir projeye dönüştürdü.
İzmir’de dere yatağına devrilen otomobilde ölen iki kardeşin cenazeleri teslim alındı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 15:11 İzmir’de dere yatağına devrilen otomobilde ölen iki kardeşin cenazeleri teslim alındı İzmir’in Menderes ilçesinde kontrolden çıkan otomobilin dere yatağına devrilmesi sonucu meydana gelen kazada hayatını kaybeden iki kız kardeşin cenazeleri, İzmir Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi. Olayın ardından kaçan şüphelilerden biri yakalanırken, diğer şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü bildirildi. Olay, dün akşam saatlerinde Menderes ilçesinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, seyir halindeki 35 CPV 616 plakalı otomobil, henüz belirlenemeyen bir nedenle kontrolden çıkarak dere yatağına uçtu. Tenha bir bölgede gerçekleşen kazada araçta bulunan Nergiz T. (21) ve kardeşi Balım T. (16) hayatını kaybetti. Kazadan sağ kurtulan ancak haklarında çeşitli suçlardan arama kararı bulunduğu gerekçesiyle olay yerinden kaçtıkları iddia edilen D.Y. (28) ve T.D. (33) ile ilgili jandarma ekipleri çalışma başlattı. Yürütülen soruşturma kapsamında şüphelilerden T.D. ekiplerce yakalanarak gözaltına alındı. Firari durumdaki diğer şüpheli D.Y.’nin yakalanması için çalışmaların aralıksız devam ettiği öğrenildi. Cenazeler Adli Tıp Kurumu’ndan alındı Kazada hayatını kaybeden Nergiz T. ve Balım T. kardeşlerin cansız bedenleri, savcılık incelemesinin ardından İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Burada yapılan otopsi işlemlerinin ardından işlemleri tamamlanan iki kardeşin cenazesi, defnedilmek üzere aileye teslim edildi. Kız kardeşlerin cenazelerinin, ikindi namazını müteakip Tepecik Merkez Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından Hacılar Kırı Mezarlığı’nda toprağa verileceği belirtildi. Kazayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor.
İzmir’de barajlar doldu, musluklar açıldı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:34 İzmir’de barajlar doldu, musluklar açıldı İzmir’de son bir aydır etkili olan yağışlarla birlikte Tahtalı Barajı’nı besleyen havzada su akışı yeniden hız kazandı. Kent merkezine ocak ayından bu yana düşen yağış miktarı metrekareye toplam 330 kilogram oldu. 30 Aralık 2025’te yüzde 0,13 olan Tahtalı Barajı’nın aktif doluluk oranı, son yağışların ardından yüzde 14,88’e yükseldi. İZSU Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, kuraklık nedeniyle 6 Ağustos 2025 tarihinden bu yana 13 ilçede gece 23.00-05.00 saatleri arasında uygulanan planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin bugünden itibaren sona erdiği belirtildi. Kent genelinde aralıklarla etkisini sürdüren sağanak yağışlar, İzmir’in en önemli içme suyu kaynağı olan Tahtalı Barajı Havzası’nda hareketliliği artırdı. Kent merkezine ocak ayından bu yana düşen yağış miktarı metrekareye toplam 330 kilogram oldu. 30 Aralık 2025’te yüzde 0,13 olan Tahtalı Barajı’nın aktif doluluk oranı, son yağışların ardından yüzde 14,88’e yükseldi. Diğer barajlarda da su seviyelerinde artış gözlenirken, barajlardaki bu yükseliş kent genelinde su arzının daha sağlıklı şekilde yönetilmesine olanak sağladı. İZSU Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, İzmir’de kuraklık nedeniyle 6 Ağustos 2025 tarihinden bu yana 13 ilçede (Karabağlar, Konak, Bornova, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe, Buca, Gaziemir, Karşıyaka, Çiğli, Bayraklı, Menemen ve Menderes) gece 23.00-05.00 saatleri arasında uygulanan planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin bu gece itibarıyla sona ereceği bildirildi. Yetkililer, barajlardaki su seviyesi kritik seviyelere gelmediği sürece planlı ve dönüşümlü su kesintilerinin planlanmadığını söyledi. Tahtalı’yı besleyen dereler yeniden canlandı Yağışlarla birlikte Tahtalı Barajı havzasında yer alan Küner Çayı, Sarıçay, Tahtalı Çayı, Küner Deresi, Yeni Köy Deresi ve Dereköy Deresi’nde akışın arttığı gözlendi. Uzun süredir düşük debiyle akan dere yataklarının yeniden suyla buluşması, baraj açısından umut verici bir tablo ortaya koydu. Tahtalı Havzası’na düşen yağışlar yalnızca baraj doluluk oranları açısından değil, yer altı su kaynaklarının beslenmesi ve İzmir’in uzun vadeli su güvenliğinin sağlanması bakımından da büyük önem taşıyor. Diğer barajlar da yükselişte Son yağışlar, kent genelindeki diğer barajlarda da su seviyelerinin artmasını sağladı. 30 Aralık 2025’te doluluk oranı yüzde 2,38 olan Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nın doluluk oranı yüzde 45,94’e yükseldi. Aynı tarihte doluluk oranı yüzde 0,00 olan Balçova Barajı yüzde 44,91’e ulaştı. Ürkmez Barajı’nın doluluk oranı yüzde 6,68’den yüzde 45,05’e çıkarken, yüzde 0,00 seviyesinde bulunan Gördes Barajı yüzde 6,42 doluluk oranına yükseldi. Güzelhisar Barajı’nda ise doluluk oranı yüzde 46,45’ten yüzde 54,22’ye ulaştı. Tasarruf, alt yapı ve kaynak yönetimi birlikte yürütüldü 2021 yılında Tahtalı Barajı’na yıllık 150 milyon metreküp su gelirken, bu miktar 2022’de 83 milyon metreküpe, 2023’te 47 milyon metreküpe, 2024’te 42 milyon metreküpe, 2025’te ise 28 milyon metreküpe geriledi. Yalnızca yeni kaynaklara odaklanmak yerine mevcut kaynakların korunmasına yönelik çalışmalarını da sürdüren İZSU Genel Müdürlüğü, hayata geçirilen uygulamalar sayesinde kentin su ihtiyacının yüzde 28’ini karşılamayı başardı. Bu uygulamalar arasında Gördes Barajı’nın ölü hacminden su alınması, 20 yıldır su alınmayan hattın onarılarak Güzelhisar Barajı’ndan şehre su getirilmesi, yer altı kuyularının yenilenerek verimlerinin artırılması gibi çalışmalar önemli bir su kazanımı sağladı. Bunun yanında altyapı yenileme, aktif kaçak tespiti ve basınç yönetimi çalışmaları sonucunda İzmir kent merkezinde kayıp-kaçak oranı yüzde 27,17’den yüzde 24,80’e düşürüldü. Sadece bir yıl içinde sağlanan yüzde 2,37’lik bu düşüş, yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sistemde kalmasını sağladı. Elde edilen tasarruf miktarı, on binlerce hanenin yıllık su ihtiyacına karşılık geliyor. Ayrıca vatandaşların yaptığı tasarrufta bu mücadelede önemli bir rol oynadı. Su tarifeleri değişmedi İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü’nce yüksek enflasyon nedeniyle yaşanan ekonomik zorlukları göz önünde bulundurularak, vatandaşların alım gücünü korumak amacıyla ocak ayında planlanan su zammı yapılmadı.
Derede boğulan küçük Berivan’ın cenazesi adli tıptan alındı
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:29 Derede boğulan küçük Berivan’ın cenazesi adli tıptan alındı İzmir’in Torbalı ilçesinde girdiği derede akıntıya kapılarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Berivan Bozan’ın cenazesi, Adli Tıp Kurumu’ndan babası tarafından alındı. Küçük kızdan geriye, babasının derslerinde başarılı olması için hediye ettiği ve sadece bir hafta takabildiği küpelerin hikayesi kaldı. Olay, dün akşam saatlerinde Torbalı ilçesi Çaybaşı Mahallesi’nde bulunan Fetrek Deresi’nde meydana geldi. Arkadaşlarıyla girdiği derede çamura saplanarak akıntıya kapılan 10 yaşındaki Berivan Bozan’ın cansız bedeni, olay yerinden 3 kilometre uzaklıkta bulundu. Acılı baba cenazeyi teslim aldı Küçük çocuğun cenazesi, savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Buradaki işlemleri tamamlanan Berivan Bozan’ın cenazesi, defnedilmek üzere baba Hamed Bozan ve yakınları tarafından teslim alındı. "Derslerinde başarılı olsun diye almıştı" Adli Tıp Kurumu önünde büyük üzüntü yaşayan baba Hamed Bozan, kızıyla ilgili yürek burkan detayı paylaştı. Ailesiyle birlikte 2010 yılında Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye geldikleri öğrenilen inşaat işçisi Hamed Bozan’ın (32) 4 çocuğundan en büyüğü olan Berivan’ın, ilkokul ikinci sınıf öğrencisi olduğu belirtildi. Baba Bozan’ın, derslerine daha iyi çalışması ve başarılı olması için kızına olaydan kısa süre önce bir çift küpe hediye ettiği öğrenildi. Talihsiz çocuğun, babasının motivasyon amacıyla aldığı küpeleri sadece bir hafta takabildiği ifade edildi. Cenazenin Torbalı ilçesinde defnedileceği öğrenildi. Evladını kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşayan baba Hamed Bozan, yaşadığı acının tarifsiz olduğunu belirterek benzer felaketlerin başkalarının başına gelmemesi için yetkililere çağrıda bulundu. Bozan, "Bugün ben evladımı kaybettim; yarın bu acı bir başkasının da başına gelebilir. Allah kimseye bu acıyı yaşatmasın. Benim canım yandı, başkalarının canı yanmasın" dedi. Yetişkinlerin tehlikenin farkında olduğunu ancak çocukların durumu idrak edemeyeceğini vurgulayan acılı baba, bölgedeki güvenlik açıklarına dikkat çekti. Bozan, "O bir çocuktur ve tehlikeyi bilmez, sadece oyun oynamayı bilir. Yetkililere açıkça ifade ediyorum. O bölgeye acilen bir çözüm bulunması gerekmektedir. Her kış su seviyesi yükseliyor ve o noktadan akıntı geçiyor. Maalesef çocuklar kış aylarında o bölgeye sıklıkla giriyor. Bu tehlike her kış tekrar ediyor" ifadelerini kullandı. Olay gününe dair detayları paylaşan Bozan, saat 17.30 sularında "Kızın düştü" haberini aldığını belirtti. Bozan, "Saat 18.00 civarında olay yerine ulaştığımda itfaiye ekipleri ve çevredekiler oradaydı. Herkes elinden geleni yaptı ancak maalesef kızımın cansız bedeni 4 kilometre uzakta bulundu. Akıntı onu 4 kilometre sürüklemişti. Buradan tüm anne ve babalara sesleniyorum: Lütfen çocuklarınıza sahip çıkın; çocuk, bir anlık dalgınlıkla gözden kaybolabiliyor," şeklinde konuştu. Takdir-i ilahiye isyan etmediğini ancak tedbirsizliğin canını yaktığını dile getiren Bozan, gerekli önlemlerin alınmamasından yakındı. Bozan, "Eğer orada bir tel örgü veya koruma önlemi olsaydı, bu acı yaşanmayabilirdi. Bir tel örgü olsaydı, çocuk oranın yasak olduğunu anlar ve girmezdi. On yaşındaki bir çocuk tehlikeyi nasıl sezsin?" açıklamasında bulundu. Kızıyla ilgili yürek burkan bir anısını da paylaşan baba Hamed Bozan, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Kızım daha bir hafta önce benden küpe istemişti. Ona, ’Okula git, ikinci sınıfa geçtiğinde alacağım’ diye söz vermiştim. Ancak dayanamadım, sözümü erkenden tutup bir hafta önce o küpeleri aldım. Yavrum küpelerini sadece bir hafta takabildi. Evlatlarımın en büyüğüydü, her gün kahvemi o yapardı. Bu saatten sonra kahve içmek bana haram olsun, bir daha asla içmeyeceğim."