SAĞLIK - 10 Ekim 2025 Cuma 09:48

Yumurtalıklarınız sizden yaşlı olabilir

A
A
A
Yumurtalıklarınız sizden yaşlı olabilir

Çocuk sahibi olmak isteyen ya da bu hayalini biraz daha erteleyen kadınlar için yumurtalık yaşı önem taşıyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’den Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, kadınların takvim yaşı ile yumurtalık yaşının aynı olmayabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Bazen 30 yaşındaki bir kadının yumurtalık rezervi 40 yaşındaki bir kadına benzer olabilir ya da tam tersi olabilir" açıklamasında bulundu.


Çocuk sahibi olmak isteyen ya da bu düşüncesini ileri yaşlara erteleyen kadınların 30 yaşından sonra özellikle yumurtalık yaşına dikkat etmesi gerektiğini dile getiren Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalık yaşı, kadının biyolojik doğurganlık süresini anlamak için kritik bir parametredir. Kadının takvim yaşı ile yumurtalık yaşı her zaman aynı değildir. Bazen 30 yaşındaki bir kadının yumurtalık rezervi 40 yaşındaki bir kadına benzer olabilir ya da tam tersi olabilir. Bu yüzden yumurtalık yaşı deyince sadece yaşa bakmak yanıltıcı olabilir" dedi. Yumurtalıkların sağlıklı olup olmadığına ve yumurtalık yaşının kaç olduğuna bakmak için belirli testler yapıldığını aktaran Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalık yaşının belirlenmesi; doğurganlık potansiyelini belirlemesi, tüp bebek (IVF) başarısına etkisi, üreme planlamasına yön vermesi ve de erken yumurtalık yetmezliği riski açısından uyarıcıdır" dedi.



30 yaşından sonra mutlaka baktırın


Yumurtalık yaşını doğrudan ölçen bir test olmadığını belirten Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Ancak over rezervini gösteren testler sayesinde bu yaş tahmin edilebilir. Bunlar arasında en yaygın olanlar; AMH (Anti-Müllerian Hormon) testi, Antral Folikül Sayımı (AFC), FSH, LH ve Estradiol (E2) testleridir" diye konuştu. Özellikle 30 yaş sonrasında gebelik planlayan kadınların yumurtalık rezervlerini ölçtürmesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. İlkay Nafiye Toplaloğlu, "Yapılan ölçümler sonucu yumurtalıklarda düşük rezerv tespit edilirse, yumurta dondurma gibi seçeneklerle gelecekteki gebelik şansı korunabilir" mesajını verdi.



Planlı hareket edilmeli


Özellikle 30 yaş sonrası kadınlar için düzenli AMH testi, ultrason takipleri ve planlı hareket etmenin fark oluşturabileceğini söyleyen Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Rutin kontrollerle yumurtalık rezervlerinin ölçülmesi, planlı gebelik veya yumurta dondurma gibi önlemlerin alınmasına fayda sağlayabilir. Sessiz ilerleyen erken over yetmezliğini (Bu durum adet düzensizliğinden önce ortaya çıkıyor) yakalamak mümkün olabilir. Tüp bebek ihtiyacının olup olmayacağını öngörebiliriz. Ayrıca üreme planlamasına yön vermek kolaylaşır. Yani planlı hareket etmek erken uyarı sistemi gibi çalışacaktır" açıklamasını yaptı.



"Genç gibi" davranması mümkün olabilir


Yumurtalık rezervini etkileyen pek çok faktör olduğuna vurgu yapan Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalıklar biyolojik olarak daha ‘genç’ veya ‘yaşlı’ davranabilir. Yumurtalık yaşını etkileyen faktörlerden en önemlisi genetik faktörler. Her kadının doğuştan sahip olduğu yumurta sayısı farklıdır. Bazı kadınlar genetik olarak çok daha fazla yumurtayla doğar ve rezervi uzun yıllar iyi kalır. Diğer faktörler de çevresel faktörler ve yaşam tarzı. Ayrıca endometriozis, çikolata kisti ameliyatı, kemoterapi-radyoterapi, otoimmün hastalıklar gibi durumlar da yumurtalık rezervlerini azaltabilir" ifadelerini kullandı.



Yumurtalık yaşı doğrudan geri çevrilmiyor


Kadın doğurganlığı alanında en merak edilen konuların başında, yumurtalık yaşını küçültmenin mümkün olup olmadığı sorusunun geldiğini vurgulayan Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Kronolojik yaş gibi yumurtalık yaşı da doğrudan ‘geri çevrilemez’ yani yumurtaları gençleştirmek veya yeniden üretmek günümüzde mümkün değil. Ama yumurtalık fonksiyonunu korumak, yaşlanma hızını yavaşlatmak ve bazı durumlarda fonksiyonel olarak yumurtalıkları ‘daha genç gibi’ çalıştırmak mümkün olabilir. Bu sayede rezerv azalma hızı düşebilir, yumurta kalitesi artabilir ve doğurganlık süresi uzayabilir" diye konuştu.



Sağlıklı beslenin sigara içmeyin


Yumurtalık yaşını olumlu yönde etkileyebilecek bazı rutinlerden bahseden Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yaşam tarzı ve beslenme ile yumurtalık fonksiyonunu desteklemek mümkün olabilir. Bunun için sigara gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçilmeli. Antioksidan zengini beslenme düzenine geçilmeli. Özellikle C vitamini, E vitamini, koenzim Q10, resveratrol gibi antioksidanlar yumurta hücrelerini oksidatif stresten korumaktadır. Meyve, sebze, zeytinyağı, omega-3 açısından zengin gıdalar tercih edilmeli ve düzenli egzersizler yapılmalıdır. Düzenli uyku ve stres yönetimi de yumurtalık rezervi kalitesinin yükselmesine fayda sağlayabilir. Ancak, yumurtalık yaşını küçültmek mümkün değil. Ancak yaşlanma hızını yavaşlatmak, yumurta kalitesini artırmak ve fonksiyonel olarak yumurtalıkları daha genç gibi çalıştırmak; doğru beslenme, sağlıklı yaşam, doktor kontrolünde destek tedavileri ve gerekirse yumurta dondurma yöntemiyle mümkün kılınabilir" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Hatay İş yerinin camına astığı "Kefene cep dikilir" yazısıyla ilgi odağı olan esnaf, yazıyı cimrilerin inadına kaldırmıyor Hatay’da terzilik yapan 30 yıllık esnaf Niyazi Altınöz, kendisiyle pazarlık yapan cimri müşterilerine sözlü olarak sık sık anlattığı kefenin cebi olmadığı sözünü, "Kefene cep dikilir" yazarak iş yerinin camına astı. İlk kez görenleri şaşırtan yazı ilgi odağı olurken Altınöz, cimrilere inat yazıyı kaldırmayacağını söyledi. Antakya ilçesi kent merkezinde bulunan prefabrik çarşıda terzilik yapan Niyazi Altınöz, depremin ardından açtığı iş yerinde 3 yıldır mesleğini sürdürüyor. Esnaflık yaparak 30 yıldır ekmek parasını kazanan Altınöz, meslek hayatında binlerce insanla muhattap oldu ve hizmet etti. Toplumda klasikleşen pazarlık anlayışına çözüm bulmak isteyen ve cimri müşterilerine sık sık sözlü olarak kefenin cebi olmadığını hatırlatan Altınöz, son olaraksa çözümü, iş yerinin camına "Kefene cep dikilir" yazmakta buldu. Yazdığı yazıyla vatandaşların ilgi odağı olan Altınöz, yazıyı görenlere de yazının cimri müşteriler için yazıldığını her defasında yeniden anlatıyor. Altınöz, kefenin cebi varmışçasına cimrilik yapanların inadına yazıyı kaldırmayacağını söyledi. "Normalde kefenin cebi olmaz ama cimri insanlar için bu yazıyı yazdım" Camda asılı olan yazının ilgi odağı olduğunu söyleyen terzi Niyazi Altınöz, "30 yıldır bu mesleği yapıyorum. Giysileri kısaltma ve daraltma yapıyoruz. ’Kefene cep dikilir’ yazısını cimriler için yaptım. Bazı müşterilerimizin içinde çok cimriler var, ben de onlara kefenin cebi yok diyorum. Bunu sürekli söylediğim için bu yazıyı yazma gereği duydum. Müşteriler tarafından ilginç karşılanıyor. ’Kefene cep dikilir diyen bir terzi var’ diyerek iş yerime geliyorlar. İş yerime gelip bu yazıyı neden yazdığımı soruyorlar. İnsanların bazılarının komiğine gelirken bazılarının da çok hoşuna gidiyor. Yazının fotoğrafını çeken çok oluyor. Kefene cep dikmek isteyen olmadı, kefenler dikişsiz olur ve dikişler normalde olmaması lazım. Normalde kefenin cebi olmaz ama cimri insanlar için bu yazıyı yazdım. Çevremizde çok cimri insanlar var. Paralarını öbür dünyaya götüreceklerini zannediyorlar. Ben de onlar için ’kefene cep dikilir’ yazısını yazdım. Böyle bir sipariş geleceğini sanmam, bu yazı çok ilgi çekti. Bu yazıyı görüp fotoğraf çekiyorlar ve güzel bir tebessüm ediyorlar. Bu davranışlar da benim hoşuma gidiyor. Cimrilere inat yazıyı kaldırmayacağım" dedi. "Esnaf da biliyor kefenin cebinin olmadığını ama bazı insanlar buradaki birikimlerini götürmek istiyor, terzi de onlara istinaden yazmıştır diye düşünüyorum" İlk gördüğünde şaşkınlık yaşadığını ifade eden Talip Duman, yazılanın haklılığını doğru bularak "Yazıda ’kefene cep dikilir’ yazıyor. İlk yazıyı gördüğümde şaşırdım ve kefenin cebi var mıymış dedim. Benim bildiğim kadarıyla kefenin cebi yok, kimse ölürken bir şey götüremiyor. Boşuna kimse dünyada bir şey biriktirmesin. Esnafımız da biliyor kefenin cebinin olmadığını ama bazı insanlar buradaki birikimlerini götürmek isteyenler oluyor, terzi abi de onlara istinaden yazmıştır diye düşünüyorum. Bu yazı çok ilginçti ve benim dikkatimi çekti. İnsanlar kefenin cebinin olmasını isterler, çünkü ölünce yanında bir şeyler götürmek isteyenler var. O tür insanlar için güzel olur. Kefenin cebi olursa ben de bir şeyler biriktirip götüreyim diye düşünüyorum. Öbür tarafta harcarız ama bunun gerçekliği yok. Herkesin gideceği yer belli" şeklinde konuştu.
Ankara Sıradan hayatından sıkılan genç kadın uzun yol tır şoförü oldu Ankara’da yaşayan Başak Güvercin, iş hayatından sıkıldığı için babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Ankara’da yaşayan 26 yaşındaki Başak Güvercin, babasının izinden giderek uzun yol tır şoförü oldu. Üniversite mezunu Güvercin, daha önce çalıştığı sektörlerin kendisine sıkıcı gelmesi üzerine hem gezip hem de para kazanabileceği bir meslek olarak tır şoförlüğünü tercih etti. 2 yıldır sebze ve meyve taşımacılığı yapan Güvercin, ayda ortalama 15 bin kilometre yol gittiğini aktararak, erkek egemen bir alanda çalışmanın kendisine özgüven kazandırdığını ifade etti. "Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" Uzun yol tır şoförü olmasında babasının önemli bir rolü olduğunu belirten Başak Güvercin, "Daha öncesinde satış sektöründe ve kendi alanımla ilgili sektörlerde çalıştım ama monoton bir hayat bana sıkıcı geldiğinden dolayı hem gezebileceğim hem para kazanabileceğim bir meslek grubu düşünürken aklıma babamın yolundan ilerleyip tır şoförü olmak geldi. 2 yıldır da uzun yol tır şoförüyüm. Sebze ve meyve ağırlıklı çalıştığım için genelde Akdeniz bölgesinde çalışıyorum. Güzergahım ne tarafsa yükümü aldıktan sonra oraya doğru devam ediyorum. Sebze ve meyve sezonu biraz hızlı olduğundan dolayı ayda ortalama 15-16 bin kilometreye kadar yol yapıyorum. Bu mesafeler sezonun durumuna göre de değişkenlik gösterebiliyor. Bu işin iyi yanları farklı şehirler geziyorsunuz. Farklı kültürler, farklı insanlar tanıyorsunuz. Zor yanları ise evden uzaksınız. Acil bir durum olduğu zaman eve gidemiyoruz" dedi. "Bu meslek özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" Tır şoförlüğü mesleğinin kendisine olumlu yönden katkılar sağladığını aktaran Güvercin, "Mesleğin ilk yıllarında teslimat noktalarındaki yük boşaltma alanlarına yanaşamayacağımı düşünen abiler vardı. Ben bu ön yargıyı kırdım. Artık gittiğim noktalarda beni gördükleri zaman kendime ne kadar güveniyorsam onlar da bana o kadar güveniyor. Bu meslekte 2 yıl içerisinde kendime çok farklı şeyler kattım. Bu meslek, evden uzak kalmamı, tek başıma ayakta durabilmemi ve özgüvenimi güçlendirmemi sağladı" diye konuştu. "Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir" Güvercin, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer alması gerektiğini vurgulayarak, "Bir kadının hayatının yarım kalması, bir toplumun vicdanının yaralı kalması demek. Kadınlarımız bir erkeğin himayesi altında kalmadığı sürece zorluk yaşamayacaktır. Toplum tarafından dışlanmayacaktır. Erkek egemen bir toplumda çalışan benim gibi ablalarım ve kardeşlerim de var. Erkek egemen bir toplumda çalışmak bence bir kadının güçlü olduğunu gösterir. Kadın cinayetlerine karşı sessiz kalmayalım. Buradan tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü de kutluyorum" şeklinde konuştu.
Konya Seyir halindeki kamyonet alev alev yandı Konya’nın Beyşehir ilçesinde seyir halindeki bir kamyonet çıkan yangında alevlere teslim oldu. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle söndürülen yangında araç kullanılamaz hale geldi. Olay, Beyşehir-Antalya Kara yolu üzerinde yaşandı. Edinilen bilgilere göre, Derebucak ilçesi istikametine doğru ilerleyen 07 AUV 415 plakalı kamyonetin kasasında, Adaköy Mahallesi kavşağı yakınlarında henüz belirlenemeyen bir sebeple yangın çıktı. Kamyonetin kasasından yükselen alevleri fark eden sürücü, aracı durdurarak araçtaki bir kişi ile birlikte hızla araçtan indi. Yangını söndürmeye çalışan sürücü, kasada bulunan yanan malzemelerin bir kısmını yol kenarına attı. Ancak rüzgarın etkisiyle alevler kısa sürede büyüyerek kontrol altına alınamadı. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine itfaiye, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle yangın söndürülürken kamyonetin büyük bölümü yanarak kullanılamaz hale geldi. Adaköy Mahallesi Muhtarı Talip Özmen, yangını duyar duymaz olay yerine geldiğini belirterek, yaşanan patlamalar sebebiyle sürücü ve araçtakilerin güvenliği için araçtan uzak tutulmasına yardımcı olduklarını ve yetkililere ihbarda bulunduklarını söyledi. Özmen, yangının kamyonetin kasasındaki malzemelerin tutuşması sonucu çıktığının değerlendirildiğini ifade ederek sürücüye geçmiş olsun dileklerini iletti.
Erzurum Palandöken’de kayak keyfi sürüyor Türkiye’nin ve dünyanın en önemli kış turizm merkezlerinden biri olan Palandöken, Mart ayında da kayak severlerin akınına uğramaya devam ediyor. Palandöken, Ramazan Bayramı’nda da kayak severlerin ve tatilcilerin gözde oldu,rezervasyonlar devam ediyor. Palandöken Kayak Merkezi, son günlerde yağan yoğun karla sezonu uzattı ve şimdi Ramazan Bayramı’nda tatil planlaması yapacak olan misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor. Ramazan Ayı olmasına rağmen yine yüzlerce kişi pistlerde kayak yapmaya devam ediyor. Palandöken’de bir yanda da ulusal ve uluslararası turnuvalar yapılıyor. Kristal kar kayak severleri Erzurum’a çekiyor Palandöken’de Ramazan Bayramı’nda 2 kişilik bir tatilin gecelik maliyeti ortalama 10-30 bin TL arasında değişiyor. Kayak yapmak isteyen bir kişinin ise günlük 2 bin 500 lirayı gözden çıkarması gerekiyor. İşletmeler Ramazan Bayramı için hem kampanyalar hem de indirimler yapıyor. 2025-2026 kayak sezonuna Aralık ayında güçlü bir başlangıç yapan Palandöken’de, son günlerde etkili olan yağışlarla birlikte kar kalınlığı 275 santimetreyi buldu. Bu durum, sadece yerli turistleri değil, profesyonel sporcuları da Erzurum’a çekiyor. Kristal kar özelliğiyle ünlü pistlerde, Mart ayı olmasına rağmen "toz kar" kalitesinin korunması kayak ve snowboard tutkunları için ideal bir ortam sunuyor. "İşletmeler olarak hazırız" TUROYD Doğu Anadolu Bölge Başkanı ve Palan Otel Genel Müdürü Ali Güney, dolu dolu bir kış sezonu geçirdiklerini ifade ederek, "Bayram ve okulların ara tatili uzayan sezona nefes gibi gelecek. Misafirlerimizi bayramda en iyi şekilde ağırlamak için hazırlık yaptık. Son yağan karla birlikte Palandöken, kayak severlere en güzel imkanları sunmaya devam ediyor" dedi.
Erzurum AFAD 37 bin 473 kişiye eğitim verdi Erzurum Valisi Aydın Baruş başkanlığında, Erzurum İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar hakkında İl Afet Merkezinde bilgilendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda İl Müdürü Selahattin Karslı, Birlik Müdürü Fatih Kaçdı ve şube müdürleri tarafından; Erzurum AFAD’ın yürüttüğü planlama, hazırlık ve iyileştirme çalışmaları hakkında kapsamlı bir brifing sunuldu.Muhtemel bir İstanbul depremine yönelik müdahale planları, 2025 yılı ile 2026 yılı Mart ayına kadar gerçekleştirilen görevler, afet konutlarının mevcut durumu, yıkım çalışmaları ile İl Afet Risk Azaltma Planı (İRAP) ve Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamında yürütülen faaliyetler ele alındı. İRAP kapsamında yürütülen çalışmalar doğrultusunda heyelan ve kaya düşmesi gibi afet risklerine karşı önleyici projeler hayata geçirilirken, Aziziye ilçesi Gelinkaya Mahallesi’nde gerçekleştirilen kaya ıslahı çalışmalarıyla birçok yapı güvence altına alındı. AFAD bünyesinde görev yapan yaklaşık 200 personel ile modern araç ve ekipmanlarla desteklenen arama kurtarma ekiplerinin afet ve acil durumlara hızlı ve etkin müdahale kapasitesine sahip olduğu vurgulandı. Toplumda afet bilincinin artırılması amacıyla yürütülen eğitim faaliyetleri kapsamında 2025 yılı içerisinde okul farkındalık eğitimleri, yangın farkındalık eğitimleri, enkazda arama kurtarma, çığda arama kurtarma ve ilk yardım eğitimleri dâhil olmak üzere toplam 37 bin 473 kişiye eğitim verildiği, 2026 yılında da planlanan programlar doğrultusunda eğitimlerin devam ettiği ifade edildi. Kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan akredite arama kurtarma ekipleriyle yürütülen iş birlikleri sayesinde afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirildiği, modern eğitim ve operasyon alanlarıyla donatılmış tesisler ile afetlere hazırlık çalışmalarının kararlılıkla sürdürüldüğü belirtildi.