ASAYİŞ - 26 Şubat 2026 Perşembe 15:07

İzmir’de 800 kişinin 57 yıllık tapu davası sürüyor

A
A
A
İzmir’de 800 kişinin 57 yıllık tapu davası sürüyor

İzmir’de arsa satın alan 800 kişi, 57 yıldır devam eden davalar nedeniyle tapularına kavuşamıyor. Hayatını kaybeden üyelerin yerine davalara ikinci kuşak müdahil olurken, mahkeme heyeti son duruşmada eksiklerin giderilmesi için duruşmayı bir kez daha erteledi.


Urla Teos Yapı Kooperatifi üyesi 800 hissedar, yıllardır süren tapu iptalleri nedeniyle mağduriyet yaşıyor. Yağcılar Köyü’nden 1969 yılında arsa satın alan vatandaşlar, mülkiyet haklarını korumak için kooperatif kurdu. Geçen 57 yıllık sürede kooperatifin tapuları çeşitli idari ve hukuki gerekçelerle defalarca iptal edildi. Haklarını aramak için yargıya başvuran ve bugün çoğu 80 yaşın üzerinde olan üyeler, yakınlarıyla birlikte farklı illerden gelerek duruşmalara katılıyor. Birçok üyenin vefat etmesiyle yargı sürecini ikinci kuşak devraldı. Üyeler, sorunun kalıcı olarak çözülmesini istiyor.



Duruşma ertelendi


Urla 3. Asliye Mahkemesi’nde görülen son duruşmada mahkeme heyeti, Urla Tapu Müdürlüğüne yeniden müzekkere yazılmasına karar vererek dava konusu kök tapunun tüm geçmiş kayıtlarının ve güncel parsel numaralarının bildirilmesini talep etti. Ayrıca Kadastro Müdürlüğüne de yazı yazılarak, önceki bilirkişi raporunda koordinatları belirlenen alanların güncel parsel bilgileriyle çakıştırılarak mahkemeye sunulması istendi. Mahkeme heyeti, istenen bilgi ve belgelerin toplanması, kurumlar arası yazışmaların tamamlanması ve denetime elverişli detaylı bilirkişi raporunun mahkemeye sunulabilmesi amacıyla duruşmayı 20 Mayıs tarihine erteledi.



Mağduriyetlerin giderilmesi için çağrı


Mülkiyet hakları fiilen engellenen ve yıllardır hukuk mücadelesi veren tapu sahipleri, mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililere çağrıda bulundu. Grup adına basın açıklamasını okuyan Avukat Makbule Gülşahin Erbay, "Davayı başlatan ilk kuşak hak sahiplerinin çoğu adaletin tecelli ettiğini göremeden vefat etti. Bugün 80-90 yaşlarına ulaşan üyelerimiz, her duruşmaya tekerlekli sandalyeleriyle katılarak hak arayışlarını sürdürüyor. Üniversite raporları ve bilirkişi incelemeleri, söz konusu arazinin orman vasfı taşımadığını tescil etmiş olmasına rağmen mülkiyet hakkımız fiilen engellenmektedir" dedi.



Hukuki mücadele çocuklara kaldı


Söz konusu taşınmazı 1969 yılında asistan olarak görev yaptığı dönemde 110 Reşat altını bedeliyle satın aldığını belirten bir tapu sahibi "Elimde devlet tarafından verilmiş kırmızı tapu senedi bulunuyor. Yıllarca kendimi bu taşınmazın yasal maliki olarak kabul ettim. Bu yatırımı, gelecekte çocuklarıma bir güvence bırakmak ve emeklilik dönemimde yılın birkaç ayını geçirebileceğim bir yaşam alanı oluşturmak gayesiyle yapmıştım. Gelinen aşamada nasıl bir yol izleyeceğimizi bilemiyoruz. İlerleyen süreçte duruşmalara iştirak edip edemeyeceğim dahi belirsiz. Hukuki mücadeleyi şu an 55 ve 56 yaşlarında olan çocuklarım devralacak. Tek temennimiz, onlar da 80-90 yaşlarına gelmeden bu yargı sürecinin nihayete ermesidir" ifadelerini kullandı.



Hak arayışı sürüyor


Tapu sahiplerinden Gürsel Hancı, mülkü oldukça genç yaşlarında büyük fedakârlıklarla elde ettikleri maddi birikimlerle satın aldıklarını belirterek, "O tarihten bugüne tasarruf haklarımızı kullanamadık. Arazimiz vasıfsız bir nitelikte değildir. Elimizde, üzerinde açıkça ’imarlı arsa’ ibaresi bulunan resmi tapumuz mevcut. Tüm bu resmi belgelere rağmen mülkiyet hakkımız halen tesis edilebilmiş değildir" şeklinde konuştu.



Yetkililerinden çözüm beklentisi


Kooperatife gençlik yıllarında, arkadaşlarıyla birlikte ev sahibi olma heyecanıyla dahil olduklarını anlatan 92 yaşındaki bir diğer tapu sahibi ise "Yıllardır süregelen bekleyişimiz sonucunda hiçbir mülkiyete sahip olamadık. Mağduriyetimiz sürüyor ve halen hakkımıza kavuşmayı bekliyoruz. Elimizdeki geçerli tapulara istinaden, devlet yetkililerinden hukuka ve hakkaniyete uygun olanı yerine getirmelerini talep ediyoruz" dedi.



İzmir’de 800 kişinin 57 yıllık tapu davası sürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karabük Dokuz kez ölümden döndü, mezarını kazmaya başladı Karabük’ün Safranbolu ilçesinde bir vatandaş çok sayıda kaza ve ölümcül olay atlattıktan sonra, "dokuz canını tükettiğini" düşünerek kendi mezarını kazmaya başladı. İstanbul’da uzun yıllar özel bir şirkette çalıştıktan sonra emekli olan, 2017 yılında eşinin isteğiyle memleketi Safranbolu’ya bağlı Kuzyakaköseler köyüne yerleşen 2 çocuk babası 54 yaşındaki Miraç Erol’un yaşamı, geçirdiği kazalar ve atlattığı tehlikelerle dikkat çekiyor. Erol’un ölümle mücadelesi 2000 yılında geçirdiği ağır trafik kazasıyla başladı. Uzun süre hastanede tedavi gören Erol, iyileştikten sonra işine döndü. 2005 yılında geçirdiği ikinci trafik kazasında beli kırılan Erol, yaklaşık 1 yıl yatağa bağımlı kaldı. Tedavisinin ardından yeniden ayağa kalkan Erol, 2015 yılında üçüncü kez trafik kazası geçirdi. Bu kazanın ardından emekli olan Erol, Safranbolu’ya yerleşti. Köyünde doğa yürüyüşü yaptığı sırada ayı saldırısına uğrayan ve uçurumdan düşmesine rağmen hayatta kalan Erol, 2025 yılında peş peşe 3 kez kalp krizi geçirdi. Her seferinde tedavi edilerek hayata tutunan Erol, son olarak birer hafta arayla iki kez arı sokması sonucu komaya girdi. Hastaneden çıktıktan sonra dikkat çeken bir karar alan Erol yaşadıklarını, "dokuz canlı kedilere" benzeterek kendi mezarını kazmaya başladı. Erol, yaşadıklarını "kedi misali dokuz canlı" sözleriyle ifade ederek, "Kedi misali dokuz can derler ya kediye, ben de hesapladım. Dokuz canımı da son arı sokmasıyla vermiş oldum. Buna istinaden mezarımı kazmaya karar verdim. Bu şekilde de mezarımı kazdım. Şu anda kalp hastası olduğum için, havaların da yağışlı olmasından dolayı artık ağır ağır lehine açıyorum. Hazırlıkları yapıyorum bir nevi. İşte ileriki zamanlarda artık taşını da bir şekilde ayarlamaya çalışacağım" dedi. Kararının çevresinde ilk başta şaşkınlıkla karşılandığını belirten Erol, "İlk önce şaşırdılar. Hani böyle bir şeye nasıl karar verdin dediler. Ben olayı anlattım. Zaten eşim de biliyor yaşadığım süreci. Eşim belli bir şeyden sonra normal karşıladı. Çünkü diyor yani bu dünyada başına gelmeyen kalmadı. Artık komşularımızdan, arkadaşlarımızdan biraz tepki aldım. Hani daha gençsin, niye böyle bir şey yaptın diye. Ya dedim içimden geldi. Hani insanın içinden bir his gelir ya, o hisse uyarak mezarımı kazdım yani" diye konuştu. Doğa yürüyüşüne çıktığında yavrularıyla birlikte olan ayının saldırısına uğrama olayını anlatan Erol, "Ayı beni uçurumun kenarında yakaladı. Daha sonra aşağı doğru beni attı. Havada uçtuğumu hissettim. Zaten aşağı düştüğümde de çam ağaçlarına çarparak yuvarlandım. O can havliyle derenin aşağısına doğru kendimi bir şekilde sürükleyerek, ayı gelmesin diye kendimi koruma amaçlı aşağı doğru sürükledim. Kendimi kurtarmaya çalıştım. Tek şansım ayının peşimden gelmemesi. Zaten gelseydi beni orada tamamen parçalardı. Gelmediği için ben orada kaldım. Sonra işte telefonla arkadaşlar geldi, beni oradan alıp hastaneye götürdüler" ifadelerine yer verdi.
Gaziantep Gaziantep, e-ticarette Türkiye’nin hijyen ve bakım üssü oldu Türkiye’nin gastronomi şehri ve sanayi devlerinden Gaziantep, geleneksel üretim gücünü Trendyol ekosistemiyle birleştirerek dijital ticaretin "hijyen ve bakım üssü" haline geldi. E-ticaret platformunun güncel verilerine göre; tekstilden bebek bakımına, kişisel bakımdan yapı markete kadar uzanan geniş bir ürün çeşitliliğine sahip olan Gaziantep, özellikle temizlik ve bebek ürünleri kategorilerinde Türkiye genelindeki siparişlerin çok büyük bir kısmını karşılıyor. Gaziantepli satıcıların Trendyol üzerinden gerçekleştirdiği satış verileri, şehrin hijyen ve temizlik kategorilerindeki yüksek üretim ve dağıtım kapasitesini ortaya koyuyor. Trendyol verilerine göre; Türkiye genelinde platform üzerinden satılan her 100 çamaşır suyundan 65’i doğrudan Gaziantep’teki üreticilerden yola çıkıyor. Benzer şekilde, Türkiye’deki yüzey temizlik havlusu siparişlerinin yüzde 57’si, maske (FFP/N95) satışlarının ise yüzde 56’sı yine Gaziantepli satıcılar tarafından karşılanıyor. Bebek ürünlerinde pazarın kalbi Gaziantep’te atıyor Ayrıca bebek bakım kategorisi, Gaziantep’in e-ticaretteki en güçlü olduğu alanlardan biri olarak dikkat çekiyor. Platfrom verileri, Türkiye genelindeki bebek bezi ve ıslak mendil siparişlerinin yüzde 42’den fazlasının Gaziantep merkezli satıcılardan geldiğini gösteriyor. Şehrin geleneksel gücü olan halı kategorisinde ise Türkiye genelindeki siparişlerin yüzde 37’si yine bu şehirden karşılanıyor. Türkiye’nin her köşesine gönderiyorlar Gaziantepli satıcıların Trendyol ile kurduğu ağ, Türkiye’nin dört bir yanına uzanıyor. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin yanı sıra Bursa, Antalya, Kocaeli, Adana, Mersin, Konya, Hatay, Muğla ve Tekirdağ gibi ticaretin kalbi olan şehirler, Gaziantep’in en çok satış yaptığı noktalar arasında yer alıyor. Gaziantep’in kendi içinde de yoğun bir dijital alışveriş trafiğine sahip olması, şehrin ticaret dinamizmini destekliyor. Sürpriz kategoriler: Motosiklet parçasından yapı markete Gaziantepli satıcılar, geleneksel kategorilerin dışındaki ürün çeşitliliğiyle kullanıcı davranışlarını da dönüştürüyor. Temizlik ve bebek ürünlerinin yanı sıra en çok satılan ilk 100 ürün arasında yer alan motosiklet yedek parçası ve yapı market gibi alanlardaki yüksek satış hacmi, şehrin çok yönlü üretim ve tedarik gücünü ortaya koyuyor. Ayrıca veriler, Gaziantep’in dijitaldeki üretim gücünün en büyük destekçisinin kadınlar olduğunu gösteriyor. Gaziantepli satıcılardan alışveriş yapan müşterilerin yüzde 75’ini kadınlar oluşturuyor.
Kayseri Milletvekili Cıngı: "Bina görevlilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi sosyal adaletin gereği" AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı; bina görevlilerinin sorunlarının çözümü için ilgililerle toplantı düzenledi. AK Parti Kayseri Milletvekili Dr. Murat Cahid Cıngı; bina görevlilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve sosyal haklarının güçlendirilmesine yönelik olarak, TBMM’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Ticaret ve İçişleri bakanlıklarından, Sosyal Güvenlik Kurumu, Türkiye İş Kurumu, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Gelir İdaresi Başkanlığından bürokratlar ile bina yönetimi şirketi temsilcilerinin katılımlarıyla toplantı düzenledi. Site yönetimi şirketlerinin hukuki statüsü, denetim mekanizmaları, hizmet standartlarının belirlenmesi, bina görevlilerinin banka promosyon ödemeleri ve bina görevlilerinin çalışma şartlarının ele alındığı toplantıda, kayıt dışılıkla mücadele, görev tanımlarının netleştirilmesi, sosyal güvenlik haklarının güçlendirilmesi ve mesleki yeterlilik standartlarının geliştirilmesi için yapılması gereken kanuni düzenlemeler ile mevzuat çalışmaları değerlendirildi. Milletvekili Cıngı; bina görevlilerinin şehir yaşamının görünmeyen ancak en kritik unsurlarından biri olduğunu belirterek bu kişilerin, apartman ve site hayatının düzenli işlemesinde üstlendikleri sorumluluğun çoğu zaman yeterince görünür olmadığını ifade etti. Bina görevlilerinin uzun çalışma saatleri, çok yönlü görev tanımları ve sınırlı sosyal imkânlara rağmen büyük bir özveriyle görev yaptıklarını vurgulayan Cıngı; "Bina görevlilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi sosyal adaletin gereği. Bu alandaki mevzuatın güncellenmesi ve uygulamada karşılaşılan sorunların çözümü için kurumlar arası koordinasyon önemli" değerlendirmelerinde bulundu. Milletvekili Cıngı, toplantıdaki değerlendirmelerin ilgili kurumlarla paylaşılacağını ve mevzuat geliştirme süreçlerine katkı sağlayacak somut önerilerin rapor haline getirileceğini de bildirdi.