ASAYİŞ - 23 Eylül 2025 Salı 13:35

İzmir Büyükşehir yolsuzluk davasında 3. oturum

A
A
A
İzmir Büyükşehir yolsuzluk davasında 3. oturum

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik soruşturmada kooperatiflerdeki usulsüzlük iddiaları ile ilgili açılan davanın üçüncü duruşmasında, tutuksuz yargılanan sanıklar savunmalarını yaptı.


İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İZBB) iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da geniş çaplı bir soruşturma başlatılmıştı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan kapsamlı bir soruşturma kapsamında, "İhaleye fesat karıştırma" ve "Nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınanlar arasında, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 139 şüpheli yer aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Soyer ve Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 60 kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 58 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, kalan şüpheliler ise herhangi bir tedbir uygulanmadan serbest bırakıldı.



İddianame hazırlandı


İzmir’in farklı ilçelerinde yürütülen kentsel dönüşüm projelerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. İddianamede, Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe - Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları yer aldı. Soruşturma kapsamında, 449 mağdur, 7 müşteki ile birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ’nin de suçtan zarar görenler arasında olduğu belirtildi. Aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 11’i tutuklu toplam 65 şüpheli hakkında, her biri için 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep edildi.



1. oturum


Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen davanın ikinci oturumuna, tutuklu sanıklar Tunç Soyer ve Şenol Aslanoğlu’nun yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve avukatlar katıldı. Kimlik tespitinin ardından duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam etti. 19 Eylül günü gerçekleşen İlk duruşmada önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Barış Karcı ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın savunmaları alınmış, tüm sanıklar suçlamaları reddederek tahliye talebinde bulunmuştu.



2. oturum


İzmir Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerine yönelik yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın ikinci duruşması dün görüldü. 54 tutuksuz sanığın yargılandığı davada, bazı sanıkların savunmaları alındı. Duruşmada savunma yapan isimler arasında İZBETON’un eski yöneticilerinden, aynı zamanda İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan, eski CHP Tunceli Milletvekili Polat Şaroğlu’nun kardeşi Erdal Şaroğlu, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un oğlu Fırat Erkol, İZSİAD Başkanı Hüseyin Cengiz ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın eski Genel Sanat Yönetmeni Yücel Erten’nin de aralarında bulunduğu sanıklar, haklarındaki suçlamaları reddederek beraatlerini talep etti.



3. oturum


Duruşmanın 3. gününde savunmasını yapan dönemin İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratı ve Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ulaş Aydın, "Ben o dönem İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Daire Başkanıydım. İZBETON Yönetim Kurulu üyeliği bu görevlerimin yanındaki tali görevimdir. İddianamede bahsi geçen 17 no’lu kararın gayrinizami, gayrihukuki olduğunu düşünmüyorum. Bu karar Sayıştay’ın tenkidine istinaden alınmıştır. Sayıştay sadece deneyim değil rehberlik de yapar. Benim 17 no’lu kararda imzam yoktur. İzinliydim. İzinli olmasam da imza atardım. Memur anne babanın evladı olarak, Orhan Kemal’in dediği gibi kursağımdan tek bir haram lokma geçmemiştir. Beraatimi talep ediyorum" dedi.


Duruşmada savunmasını yapan tutuksuz sanık Turan Öztürk ise "İZBETON yönetim kurulu üyesiyim. Tunç Soyer’i iş hayatından bu yana tanırım. Tunç Bey kendisine katkı sunabileceğimi söyleyerek İZBETON yönetime beni aldı. 3 ayrı protokolden gözaltına alındım, ancak ben bu protokolü görmedim. 2022’de görevimden ayrıldım" diye ekledi.



"Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Ayşe Özçelik bize mobbing yaptı"


İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik soruşturmada kooperatiflerdeki usulsüzlük iddiaları ile ilgili savunma yapan iş insanı Gaziemir Konut Yapı Kooperatifi Başkanı Serdar Deniz de, "Neden buradayım bilmiyorum. 2022’de kooperatif başkanlığı yaptım, kuruluş sürecinde yer aldım. Bu süre zarfında ilk olarak Gaziemir’deki alanı gördüm. Alanda pazaryeri vardı. ’Pazaryeri bir ay içinde kalkacak’ dediler. Alan teslimi yapıldı ancak pazaryeri 2 aydan fazla bir süre kalkmadı. Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Ayşe Özçelik ile konuyu konuştuk. Kendisi ifadesinde ’kooperatiflerden 6 ay haberim yoktu’ demişti ancak haberi vardı. Yer teslimi sonrasında alanının fizibilitesine bakıldı, alanda sıvılaşma ve kil olduğu görüldü. Bu sebeple 1 yıl boyunca hareket edemedik. Sıvılaşma ile ilgili sorunu İZBETON çözemedi. Sonrasında kooperatif genel kurulu yapıldı, gecikmelerin nedenini anlattık. Genel kurul bizi ibra etti ancak ben bu süreçte çok yoruldum ve aralık ayında istifa ettim. İstifa ettim ancak benim burada bir hissem var. Annemi, kardeşimi, yakın arkadaşlarımı üye yaptım. Dolandırıcılık ile suçlanıyorum. İnsan annesini, kardeşini dolandırır mı? Bu süreçte Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Ayşe Özçelik bize mobbing yaptı. Daire Başkanlığı ekipleri sürekli önümüze bir şeyler sürdü ve inşaatlar ilerlemedi. Tunç Bey ile karşılaştığımda durumu arz ettim. Kendisi de sorunun farkında olduğunu ve çözeceklerini söyledi. Ayrıca İZBETON Genel Müdürü Heval Bey’e her hafta inşaat ile olan biten süreci mesaj yoluyla aktardım. Ben bir iş insanıyım. Bankalarla ilgili işlemler yaptığımda bana kooperatifle ilgili sorular sorulmaya başlandı. Çünkü kooperatif inşaatıyla ilgili teminatlar benim üzerimden yapıldı. Bankalar bana adeta mobbing uyguladı. Mali olarak sıkıntıya girdim konkordato ilan ettik. Bir hafta önce de iflas verdik. 600 çalışanım vardı, hepsi işsiz. Buraya gelirken arkadaşımın arabasıyla gelmek zorunda kaldım" sözlerini söyledi.


Davanın bugün Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde mahkeme salonundaki 3’üncü oturumunda tutuksuz sanıkların ifadeleri tamamlandı. Savunmaların alınmasını ardından heyet duruşmaya öğle arası verdi. Öğleden sonraki oturumda şikayetçi beyanları ve avukatlarının savunmalarına geçilecek.



İzmir Büyükşehir yolsuzluk davasında 3. oturum

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştü Adana’nın Kozan ilçesinde Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen seramik atölyesinde özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştürdü. Kozan Belediyesi Kültür ve Sanat Evi tarafından düzenlenen etkinlikte özel çocuklar ve anneleri hem birlikte vakit geçirdi hem de seramik çalışmaları yaparak unutulmaz bir gün yaşadı. Etkinlikte anneler ve çocukları pasta keserek Anneler Günü’nü kutladı. Seramik sanatçısı Nermin Elmalı, özel çocuklar ve anneleri için farkındalık oluşturmak istediklerini belirterek, "Özel bireyler bizim kırmızı çizgimiz. Anneler Günü’nü sanatla iç içe bir etkinlikle kutlamak istedik. Anneler için kalıcı bir hatıra olsun, çocuklarıyla birlikte özel bir anıyı paylaşsınlar istedik. Çamur, anneler ve özel çocukların ellerinde sanata dönüştü" diye konuştu. Rehabilitasyon merkezi yetkililerinden Tuğba Koç da etkinliğe ev sahipliği yapan Kozan Belediyesi’ne teşekkür ederek tüm annelerin ve çocukların özel olduğunu ifade etti. "Annelerin aklında hep çocukları vardır" Down sendromlu 10 yaşındaki kızıyla etkinliğe katılan anne Zeynep Kaplan ise özel çocuk annesi olmanın büyük fedakarlık ve kaygı gerektirdiğini anlatarak, "Annelik ömür boyu sürüyor. Uyurken bile onları düşünüyoruz. Annelerin aklında hep çocukları vardır" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Betül Ulutaş ise annesini çok sevdiğini belirterek, "Cennet annelerin ayakları altındadır" dedi.
Düzce Tarım akademisi kursiyerleri hünerlerini sergiledi Düzce Belediyesi tarafından başlatılan ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın da destek verdiği ‘Mutfak Atölyesi Tarım Akademisinde Kuruluyor’ projesi çerçevesinde dezavantajlı kadınlara verilecek gastronomi eğitiminin ilk ayağı gerçekleştirildi. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün Düzce’nin gastronomi kenti olması noktasında hizmete açtığı ve bugüne kadar bir çok workshop etkinliğini vatandaşlarla buluşturan MSM Akademi kapılarını bu kez, MARKA ile yapılan ortaklık çerçevesinde hazırlanan ‘Mutfak Atölyesi Düzce Tarım Akademisinde Kuruluyor’ projesine açtı. Düzce Belediyesi Meclis Üyeleri Fahrettin Altun ve Ayşe Nimet Özer ile Düzce Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mustafa Kayıkçı’nın da ziyaret ettiği Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında desteklenen proje etkinliğinde, Tarım Akademisinde eğitim gören kursiyerlere, pastacılığın en sevilen lezzetlerinden ekler ve profiterol yapımı uygulamalı olarak öğretildi. Akademi eğitmenleri eşliğinde doğru hamur kıvamından başlayarak, iç dolguların hazırlanmasına, krema kıvamlandırmadan şık sunum tekniklerine kadar pastacılığın tüm inceliklerinin gösterildiği etkinlikte kursiyerler, öğrendikleri bilgileri uygulamaya dökerek elleriyle ekler ve profiteroller hazırladı. Etkinliğe katılan kursiyerler, "Hem eğlendik hem de çok şey öğrendik. Böyle etkinliklerin devamını diliyoruz" diyerek memnuniyetlerini dile getirdi.
Kırıkkale Binlerce kilometreden geldi, bozkırda sürünün başına geçti Ülkesinde iş bulamayınca eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakan Afgan çoban, ailesinin geçimini sağlamak için binlerce kilometre uzaklıktaki Kırıkkale’ye geldi. Devletin yetiştiriciye sağladığı destekle Türkiye’ye gelen Afgan çoban, bozkırda küçükbaş hayvanların bakımını severek sürdürüyor. Afganistan’da iş bulmakta zorlanan 32 yaşındaki Shadmanı Naqıbullah, eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakarak Türkiye’ye geldi. Balışeyh ilçesine bağlı Kenanbeyobası köyünde yaşamaya başlayan Naqıbullah, sabahın erken saatlerinde sürünün başına geçiyor. Bozkırın zorlu şartlarında çalışan genç çoban, küçükbaş hayvanların bakımını yaparak ailesine destek olmaya çalışıyor. Küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin uzun süredir yaşadığı çoban sorununun çözümüne yönelik İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında Türkiye’ye gelen Naqıbullah, gününün büyük bölümünü merada geçiriyor. Sürünün bakımı, beslenmesi ve güvenliğiyle ilgilenen genç çoban, zor şartlara rağmen hayvancılık işini severek yapıyor. "İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" Shadmanı Naqıbullah, ailesini geride bırakarak ekmek parası için Türkiye’ye geldiğini söyleyerek, "Hepimiz Müslümanız, din kardeşiyiz. Vatanımız ayrı olabilir ama Müslüman, Müslüman’a her zaman yardım etmeli. Her iş elimden gelir ama davar işini çok seviyorum. Davar işi de kolay olmuyor, zor oluyor. Ailem Afganistan’da. İki çocuğum var, biri kız biri oğlan. Onları ekmek parası için bıraktım, Türkiye’ye geldim. ’Yokluk taştan serttir’ derler. İş yoktu, çalışamıyorduk. İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" dedi. "Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi" 15 yıldır hayvancılıkla uğraştığını söyleyen Sefer Özçam ise 100 küçükbaş hayvanla başladığı işletmede bugün 400 hayvana ulaştığını söyledi. Çoban bulmakta uzun süredir zorluk yaşadığını ifade eden Özçam, "İki Afgan çobanım var, sigortalı çalıştırıyorum. Şu anda 60 bin lira maaş veriyorum. Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi. Getiriyoruz, kaçıyorlar, yapamıyorlar. İstediği parayı da versek bir türlü çalıştıramıyorduk" ifadelerini kullandı. "Sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik" Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Kürşat Ulusoy da küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerin en büyük problemlerinden birinin çoban sorunu olduğunu söyleyerek, "Cumhurbaşkanımızın, Tarım ve Orman Bakanımızın ve ilgili bakanlıklarımızın 3 yıllık çalışması sonucunda sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik. Bunun ilk önceliğini Kırıkkale’de yapmanın onur ve gururunu yaşıyoruz" diye konuştu. Yasal yollarla gelen çobanların işletmeler için önemli bir güvence oluşturduğunu belirten Ulusoy, "Yasal olarak gelen çobanlarımızın iki yıl çalışma zorunluluğu var. Bu iki yıl içerisinde gidemeyecekleri için işletmenin devamlılığını sürdürebileceği öngörüldü. Bugün yetiştiricilerimiz bayram gibi sevinçli" şeklinde konuştu.