ASAYİŞ - 22 Eylül 2025 Pazartesi 16:17

İzmir Büyükşehir yolsuzluk davasında 2. duruşma görülüyor

A
A
A
İzmir Büyükşehir yolsuzluk davasında 2. duruşma görülüyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON’a yönelik soruşturmada kooperatiflerdeki usulsüzlük iddiaları ile ilgili açılan dava devam ediyor. İkinci duruşması görülen davada tutuksuz yargılanan sanıklar savunmalarını yapıyor.


İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, İzmir Büyükşehir Belediyesi (İZBB) iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da geniş çaplı bir soruşturma başlatılmıştı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan kapsamlı bir soruşturma kapsamında, "İhaleye fesat karıştırma" ve "Nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma çerçevesinde gözaltına alınanlar arasında, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 139 şüpheli yer aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Soyer ve Aslanoğlu’nun da aralarında bulunduğu 60 kişi çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. 58 kişi adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, kalan şüpheliler ise herhangi bir tedbir uygulanmadan serbest bırakıldı.



İddianame hazırlandı


İzmir’in farklı ilçelerinde yürütülen kentsel dönüşüm projelerine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame, İzmir Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. İddianamede, Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe - Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı iddiaları yer aldı. Soruşturma kapsamında, 449 mağdur, 7 müşteki ile birlikte Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ’nin de suçtan zarar görenler arasında olduğu belirtildi. Aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 11’i tutuklu toplam 65 şüpheli hakkında, her biri için 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep edildi.



2. duruşma görülüyor


Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülen davanın ikinci oturumuna, tutuklu sanıklar Tunç Soyer ve Şenol Aslanoğlu’nun yanı sıra bazı tutuksuz sanıklar, müştekiler ve avukatlar katıldı. Kimlik tespitinin ardından duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarıyla devam etti. İlk duruşmada önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Genel Sekreteri Barış Karcı ve eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın savunmaları alınmış, tüm sanıklar suçlamaları reddederek tahliye talebinde bulunmuştu.



Tutuksuz yargılanan sanıklar savunma yapıyor


Dava soruşturması kapsamından tutuksuz olarak yargılanan Örnekköy 3. Etap’ta kooperatif adına inşaatı yapan Ahmet Kantek, "Siyasi bir çekişmenin içine düşmüşüz. Sonradan anladık. Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı tarafından devamlı mobbinge uğradık. İlk olarak çimentonun rengini beğenmedikleri için 45 gün durduk. Sonrasında da birçok defa inşaatları durdurdular. O dönem Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın zabıtaları şantiyeyi mühürledi. Bunları engelleyemedik ve yıkım kararı çıktı. Biz elimizde olsun diye yıkıma sebep gösterdikleri her şeyi videoyla kayıt altına aldık. Birçok üniversiteden konuyla alakalı rapor istedik. Yalnızca Ege Üniversitesi olumlu dönüş yaptı. Oradan hocalarımız bir gün gelip incelemelerde bulundu. Ertesi gün de geleceklerdi ancak bizi arayarak gelemeyeceklerini bildirdiler. Ben de aldığım paraları iade ettim ve işten ayrıldım" ifadelerini kullandı.


Davada tutuksuz yargılananlar arasında yer alan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol’un oğlu Fırat Erkol da "Ben şirket çalışanıydım, sadece işler yürüsün diye imza atabilmem için bana yüzde 1 hisse verildi. Sözleşmeye uyulmadı, zemin kazılmadı ve ruhsat gelmedi. Bu süreçte maliyetler arttı. Biz de bu işten ayrıldık, biz kooperatifle ilişki halindeydik. İZBETON ve büyükşehirle değil. Şirketten de maaşım dışında bir şey almadım" diye belirtti.



"İnşaatlar uzun aralıklarla durduruldu"


Tutuksuz yargılanan S.S. İş Dünyası Konut Yapı Kooperatifi’nin kurucusu Çağlar Kalkan da "İnşaatlar uzun aralıklarla durduruldu. Kendi iç dinamikleriyle halledebilecekleri sorunu halletmemeleri bizce kötü niyettir. İş yapabildiğimiz bir buçuk senede 3 blok inşaat yaptık. Yeni gelen İzmir Büyükşehir Belediyesi sözleşmeyi haksız yere feshetti. Biz de dava açtık. 273 mağdur arasında eşim ve tutuklu sanık kooperatif başkanımız Cihangir Lübiç’in eşi ve kızları da var. Ortada dolandırıcılık ve kamu zararı yoktur. Kooperatifimizin üyelerinin mağduriyeti vardır. İzmir Büyükşehir Belediyesiyle iyi niyet sözleşmesi imzaladık. Kooperatifimiz 25 Eylül’de bu protokolün kabulü için toplanacak. 273 kişinin dairelerinin en kısa sürede teslim edileceğine inanıyorum. Biz suç işlemedik" diye ekledi.


Kooperatiflerdeki usulsüzlük iddiaları ile ilgili açılan davada savunmasını yapan Egeli İş İnsanları Yönetim Kurulu üyesi Abdullah Aydemir, "Çok kolay ve muhtemelen zamanında bitirilebilecek projeye dair, kooperatif olarak tüm yükümlülüklerimizi yerine getirmemize rağmen, yeni İZBB yönetimi ve Kentsel Dönüşüm Daire Başkanlığı’ndan hiçbir geri dönüş alamadık. Hala 3 yıl süremiz var. Sözleşme şartlarını yerine getirmediğimiz iddiası doğru değil. Suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum" dedi.


Tutuksuz yargılanan İzmir Büyükşehir Belediyesi bürokratı Birkan Acar da "İddianamede yer alan 30 Mart 2023 tarihli İZBETON Yönetim Kurulu kararında o gün izinli olmam nedeniyle imzam yok. Ancak izinli olmasaydım imza atardım. Çünkü kooperatifçilik modeline inanıyorum. Kooperatifçilik modelini biliyordum, Tunç Soyer döneminde tarımda da kentsel dönüşümde de daha yakından öğrendim. Yargılanan bürokratlar, olarak bu sorulara İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin teftiş kurulunda cevap verebilirdik. Kendimizi bir anda kolluk kuvvetlerinin ve hakim karşısında bulduk. Suçsuzum, beraatimi talep ediyorum" sözlerini kullandı.


S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi yöneticilerinden Dilek Coşkun Özeren ise savunmasında, "İZSİAD Başkanı Hüseyin Cengiz’in buradaki işlerinin takipçisiydim. Şirketin yüzde 1’lik hissesi benimdi ve imza yetkisi bendeydi. Şenol Aslanoğlu’nun aracılığıyla İZBETON’a gittim ve evrakları imzaladım. İmzaladıktan 10 gün sonra şirketten çıktım. Hüseyin Bey ve şirketle davalık oldum. Kooperatifin kuruluşundan haberim yoktu. İçeriğini bilmiyordum, imzaladım. İşin sonradan böyle olduğunu anladım. Hüseyin Bey, Erdal Şaroğlu, Şenol Aslanoğlu ile arkadaştı. Birlikte iş yapıyorlardı" ifadelerini kullandı.



İzmir Büyükşehir yolsuzluk davasında 2. duruşma görülüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştü Adana’nın Kozan ilçesinde Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen seramik atölyesinde özel çocuklar, anneleriyle birlikte çamuru sanata dönüştürdü. Kozan Belediyesi Kültür ve Sanat Evi tarafından düzenlenen etkinlikte özel çocuklar ve anneleri hem birlikte vakit geçirdi hem de seramik çalışmaları yaparak unutulmaz bir gün yaşadı. Etkinlikte anneler ve çocukları pasta keserek Anneler Günü’nü kutladı. Seramik sanatçısı Nermin Elmalı, özel çocuklar ve anneleri için farkındalık oluşturmak istediklerini belirterek, "Özel bireyler bizim kırmızı çizgimiz. Anneler Günü’nü sanatla iç içe bir etkinlikle kutlamak istedik. Anneler için kalıcı bir hatıra olsun, çocuklarıyla birlikte özel bir anıyı paylaşsınlar istedik. Çamur, anneler ve özel çocukların ellerinde sanata dönüştü" diye konuştu. Rehabilitasyon merkezi yetkililerinden Tuğba Koç da etkinliğe ev sahipliği yapan Kozan Belediyesi’ne teşekkür ederek tüm annelerin ve çocukların özel olduğunu ifade etti. "Annelerin aklında hep çocukları vardır" Down sendromlu 10 yaşındaki kızıyla etkinliğe katılan anne Zeynep Kaplan ise özel çocuk annesi olmanın büyük fedakarlık ve kaygı gerektirdiğini anlatarak, "Annelik ömür boyu sürüyor. Uyurken bile onları düşünüyoruz. Annelerin aklında hep çocukları vardır" ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Betül Ulutaş ise annesini çok sevdiğini belirterek, "Cennet annelerin ayakları altındadır" dedi.
Düzce Tarım akademisi kursiyerleri hünerlerini sergiledi Düzce Belediyesi tarafından başlatılan ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’nın da destek verdiği ‘Mutfak Atölyesi Tarım Akademisinde Kuruluyor’ projesi çerçevesinde dezavantajlı kadınlara verilecek gastronomi eğitiminin ilk ayağı gerçekleştirildi. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün Düzce’nin gastronomi kenti olması noktasında hizmete açtığı ve bugüne kadar bir çok workshop etkinliğini vatandaşlarla buluşturan MSM Akademi kapılarını bu kez, MARKA ile yapılan ortaklık çerçevesinde hazırlanan ‘Mutfak Atölyesi Düzce Tarım Akademisinde Kuruluyor’ projesine açtı. Düzce Belediyesi Meclis Üyeleri Fahrettin Altun ve Ayşe Nimet Özer ile Düzce Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Mustafa Kayıkçı’nın da ziyaret ettiği Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında desteklenen proje etkinliğinde, Tarım Akademisinde eğitim gören kursiyerlere, pastacılığın en sevilen lezzetlerinden ekler ve profiterol yapımı uygulamalı olarak öğretildi. Akademi eğitmenleri eşliğinde doğru hamur kıvamından başlayarak, iç dolguların hazırlanmasına, krema kıvamlandırmadan şık sunum tekniklerine kadar pastacılığın tüm inceliklerinin gösterildiği etkinlikte kursiyerler, öğrendikleri bilgileri uygulamaya dökerek elleriyle ekler ve profiteroller hazırladı. Etkinliğe katılan kursiyerler, "Hem eğlendik hem de çok şey öğrendik. Böyle etkinliklerin devamını diliyoruz" diyerek memnuniyetlerini dile getirdi.
Kırıkkale Binlerce kilometreden geldi, bozkırda sürünün başına geçti Ülkesinde iş bulamayınca eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakan Afgan çoban, ailesinin geçimini sağlamak için binlerce kilometre uzaklıktaki Kırıkkale’ye geldi. Devletin yetiştiriciye sağladığı destekle Türkiye’ye gelen Afgan çoban, bozkırda küçükbaş hayvanların bakımını severek sürdürüyor. Afganistan’da iş bulmakta zorlanan 32 yaşındaki Shadmanı Naqıbullah, eşi ve iki küçük çocuğunu geride bırakarak Türkiye’ye geldi. Balışeyh ilçesine bağlı Kenanbeyobası köyünde yaşamaya başlayan Naqıbullah, sabahın erken saatlerinde sürünün başına geçiyor. Bozkırın zorlu şartlarında çalışan genç çoban, küçükbaş hayvanların bakımını yaparak ailesine destek olmaya çalışıyor. Küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin uzun süredir yaşadığı çoban sorununun çözümüne yönelik İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında Türkiye’ye gelen Naqıbullah, gününün büyük bölümünü merada geçiriyor. Sürünün bakımı, beslenmesi ve güvenliğiyle ilgilenen genç çoban, zor şartlara rağmen hayvancılık işini severek yapıyor. "İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" Shadmanı Naqıbullah, ailesini geride bırakarak ekmek parası için Türkiye’ye geldiğini söyleyerek, "Hepimiz Müslümanız, din kardeşiyiz. Vatanımız ayrı olabilir ama Müslüman, Müslüman’a her zaman yardım etmeli. Her iş elimden gelir ama davar işini çok seviyorum. Davar işi de kolay olmuyor, zor oluyor. Ailem Afganistan’da. İki çocuğum var, biri kız biri oğlan. Onları ekmek parası için bıraktım, Türkiye’ye geldim. ’Yokluk taştan serttir’ derler. İş yoktu, çalışamıyorduk. İş olsa zaten vatanımızı bırakmazdık" dedi. "Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi" 15 yıldır hayvancılıkla uğraştığını söyleyen Sefer Özçam ise 100 küçükbaş hayvanla başladığı işletmede bugün 400 hayvana ulaştığını söyledi. Çoban bulmakta uzun süredir zorluk yaşadığını ifade eden Özçam, "İki Afgan çobanım var, sigortalı çalıştırıyorum. Şu anda 60 bin lira maaş veriyorum. Çoban sıkıntısı bu zamana kadar çok büyük bir problemdi. Getiriyoruz, kaçıyorlar, yapamıyorlar. İstediği parayı da versek bir türlü çalıştıramıyorduk" ifadelerini kullandı. "Sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik" Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Kürşat Ulusoy da küçükbaş hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerin en büyük problemlerinden birinin çoban sorunu olduğunu söyleyerek, "Cumhurbaşkanımızın, Tarım ve Orman Bakanımızın ve ilgili bakanlıklarımızın 3 yıllık çalışması sonucunda sigortalı olarak yabancı uyruklu çoban getirdik. Bunun ilk önceliğini Kırıkkale’de yapmanın onur ve gururunu yaşıyoruz" diye konuştu. Yasal yollarla gelen çobanların işletmeler için önemli bir güvence oluşturduğunu belirten Ulusoy, "Yasal olarak gelen çobanlarımızın iki yıl çalışma zorunluluğu var. Bu iki yıl içerisinde gidemeyecekleri için işletmenin devamlılığını sürdürebileceği öngörüldü. Bugün yetiştiricilerimiz bayram gibi sevinçli" şeklinde konuştu.