SAĞLIK - 09 Temmuz 2025 Çarşamba 10:09

Her beş katarakttan biri güneş ışığı kaynaklı

A
A
A
Her beş katarakttan biri güneş ışığı kaynaklı

Uz. Dr. Hülya Deveci, güneşin bunaltan ısı etkisinin yanında ışınlarından da korunmanın göz sağlığı açısından önemini hatırlattı. Tehlikeli olan ultraviole (UV) yani mor ötesi radyasyona dikkat çeken Uz. Dr. Deveci, "UV radyasyon güneş ışınlarının yüzde 5’ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir. Zararlarını kısa, orta ve uzun dönemde farklı hastalıklarla görebiliriz. En iyi korumayı sağlamak için, güneş gözlükleri, UV 400 koruması sunan camlara sahip olmalıdır. Aksi taktirde güneş gözlüğü sadece bir aksesuar olur." dedi.


Acıbadem Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, güneşin göz sağlığına zararlı olan ışınları konusunda bilgi verdi. Güneş ışığının gözle görebildiğimiz ve göremediğimiz kısımlardan oluştuğunu belirten Uz. Dr. Deveci şöyle konuştu: "İnsan gözü 400 nm ile 760 nm arasında dalga boylarına sahip ışıkları görür. 400 nm altında ise ultraviole (UV) yani mor ötesi radyasyon başlar. UV radyasyon güneş ışınlarının yüzde 5’ini oluşturmasına rağmen çok tehlikelidir. Ozon tabakasındaki incelmeyle birlikte atmosferden geçip dünyamıza gelen bu ışınlar artmaktadır. Yaz aylarında açık havalarda ve yansımanın fazla olduğu kar ve deniz bulunan yerlerde gözümüze daha fazla girer. UV ışınları radyasyon etkisi ile vücuda zarar verirler. Kısa dalga boylu ve yüksek enerjilidir. Hücre DNA’sına zarar verir. Güneş ışınları atmosferi geçerken, UVC’nin tümü ve UVB’nin büyük çoğunluğu ozon tabakası, su buharı, oksijen ve karbondioksit tarafından emilir. UVA ise atmosfer tarafından filtre edilmez. UVA (320-400 nm) ışınları, en uzun dalga boyuna sahip olan UV ışınlarıdır. Atmosfer tarafından büyük ölçüde emilirler, ancak yüzeye kadar ulaşabilen ve cildimizin derinlerine nüfuz edebilen UV ışınlarıdır. Uzun süreli maruziyetleri cilt yaşlanmasına, kırışıklıklara ve göz hasarına neden olabilir. UVB (280-320 nm): Bu ışınlar, orta dalga boylarına sahip olan UV ışınlarıdır ve atmosfer tarafından kısmen emilirler. UVB ışınları, cildimizi yakabilecekleri ve güneş yanıklarına neden olabilecekleri için daha zararlıdır. UVB ışınları, cilt kanseri riskini de artırabilir. UVC (100-280 nm) ışınları ise en kısa dalga boylarına sahip olan UV ışınlarıdır. Atmosfer tarafından tamamen emilirler ve yeryüzüne ulaşmazlar."



Ultraviolenin yol açtığı hastalıklar


Işınlar hakkında bilgi verdikten sonra zararlı etkilerine de değinen Uzm. Dr. Deveci, güneş ışınlarının göze olumsuz etkilerinin hemen görülebileceği gibi orta ve uzun dönemde de ciddi sorunlarla karşımıza çıkabileceğini kaydetti. Deveci kısa ve orta dönemde çıkabilecek zararları şöyle sıraladı: "Kısa dönemde görülen olumsuzluklardan biri Uv kerokojonktivitidir. Bu rahatsızlıkta epitel tabakası tahriş olur ve gevşer. Deride oluşan güneş yanıklarına benzer. Korneada kuruluk, kaşıntı, batma, yanma, ağrı, kanlanma gibi şikayetler gelişir. Birkaç günde ilaç tedavisiyle düzelir. Kısa dönemde görülen bir başka zarar ise kornea epitelinde hasara yol açmasıdır. Korunmasız olarak kaynak yapma ya da karda uzun süre kalma sonrasında oluşur. Bu durumda kaynakçılarda ve kar sporları ile uğraşanlarda sık rastlanır ve bu duruma kar körlüğü adı verilmektedir. Bu durum oldukça ağrılı olup 8-12 saat içinde kendiliğinden iyileşir. Zararlı güneş ışınlarına maruz kalma orta dönemde konjonktivada kalınlaşma ve göz eti (pterjium) oluşmasına neden olabilir. Ayrıca gözleri devamlı kısarak bakmak göz çevresinde kırışıkların artmasına ve buradaki cildin erken yaşlanmasına neden olacaktır."



Kataraktın yüzde 20’si güneş ışınlarından


Işınların uzun vadede yol açtığı göz hastalıklarından birinin göz kapak tümörü olduğunu belirten Uzm. Dr. Deveci, "Uzun dönemde ise karşımıza üç önemli hastalık çıkar. Biri göz kapak tümörüdür; ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak, hem iyi huylu hem de kötü huylu göz kapağı tümörleri için önemli bir risk faktörüdür. Bir diğeri sarı nokta hastalığıdır. Sarı nokta hastalığı tıp dünyasında "makula dejenerasyonu" olarak bilinen ve genellikle yaşa bağlı olarak gelişen bir göz rahatsızlığıdır. Gözün retina tabakasının merkezinde yer alan makula bölgesindeki hücrelerin bozulması sonucunda ortaya çıkar. Uzun süreli ultraviyole ışınlarına maruziyet önemli bir risk faktörüdür. Üçüncü önemli rahatsızlık kataraktır. Dünya Sağlık Örgütü dünya çapında kataraktların yüzde 20’sinin UV radyasyonuna aşırı maruz kalmaktan kaynaklanabileceğini tahmin ediyor. UV ışığının lenste protein hasarına neden olarak katarakt oluşumuna neden olduğu düşünülmektedir." dedi.



Neden güneş gözlüğü kullanmalıyız


Öte yandan güneşin zararlı ışınlarından korunmak için gözlük kullanmanın önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Deveci, "Ancak güneş gözlüğünün camlarının zararlı ışınları geçirmeyecek özellikleri yoksa o gözlük sadece bir aksesuar olarak kabul edilmelidir" diyerek sözlerini şöyle tamamladı: "Güneş gözlüklerinde, UV ışınlarına karşı koruma sağlamak için özel bir kaplama veya filtre kullanılır. Bu filtreler, gözlüğün camına entegre edilebilir veya camın üzerine uygulanabilir. UV koruması olan güneş gözlükleri, genellikle etiketlerinde veya ambalajlarında UV400, yüzde 100 UV koruma veya benzeri ifadelerle tanımlanır. Genel olarak, güneş gözlükleri, en az yüzde 99 UVB ve UVA koruması sağlamalıdır. En iyi korumayı sağlamak için, güneş gözlükleri, UV 400 koruması sunan camlara sahip olmalıdır. Bu, gözlük camlarının, 400 nanometreye kadar olan tüm UV ışınlarını bloke edebildiği anlamına gelir."



Her beş katarakttan biri güneş ışığı kaynaklı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Annesinin teşvikiyle başladığı meslekte isimlere özel tasarım yapıyor Konya’da uzun yıllardır yüzük tasarlayan takı tasarımcısı Servet Küçükdemirel, siyasiler başta olmak üzere tanınmış isimlere özel yüzükler tasarlıyor. Küçükdemirel, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, 15 Temmuz Gazisi, o dönemki Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Turgut Aslan’a, aslan figürlü yüzük tasarladı. 1981’den bu yana mesleğini sürdürdüğünü belirten Servet Küçükdemirel, özel tasarımlarla çalışmalarını geliştirmeye devam ettiklerini söyledi. Annesinin rahatsızlıklarının bulunduğunu ifade eden Küçükdemirel, yaptığı işleri gördüğünde annesinin mutlu olduğunu dile getirdi. Küçükdemirel ayrıca, 15 Temmuz Gazisi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Turgut Aslan için özel bir yüzük tasarladığını kaydetti. "Bu iş evrensel bir iş ve herkesin öğrenmesi için en güzel mücadeleyi vermeye çalışıyoruz" 1981’den bu yana bir serüvenin içerisinde olduklarını ifade eden takı tasarımcısı Servet Küçükdemirel, "Çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa, ustalıktan sonra da özel tasarımlarla alakalı yıllardan beri işimizi daha ileriye götürebilmek için, geliştirebilmek için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Türkiye tarafından da tanınmak, işte siyasi liderlerin, birçok siyasi liderin daha doğrusu özel tasarımlarını yapmak bizi çok onurlandırıyor, mutlu da ediyor. Bundan dolayı da Konya’da böyle küçücük bir yerde çalışmak bizi çok mutlu ediyor. Tercih edilmek zaten çok güzel bir şey. Biz aslında şöyle bu sanatı daha ileriye taşıyabilmeye çalışan insanlarız. Yani birçok üniversitelerde işte sempozyumlara davet ediliyoruz. Oralarda çocuklara daha böyle bildiğimiz işleri öğretmeye çalıştığımız için bunu sadece gerçekten bu iş evrensel bir iş ve herkesin öğrenmesi için en güzel mücadeleyi vermeye çalışıyoruz" dedi. "Annem yaptığım işleri görünce çok mutlu oluyor" Kendisini bu mesleğe başlaması için yönlendiren annesinin hasta olduğunu söyleyen Servet Küçükdemirel, "Beynine 2,5 yıl önce bir pıhtı attı. Eskileri çok iyi hatırlıyor. Demans ve Alzheimer başlangıcı var şu anda. Ama yaptığım işleri görünce de çok seviniyor. ‘Bak, ben sana dememiş miydim?’ diyor. Ben çırakken ‘Bir daha çalışmayacağım’ falan derdim. Ustam beni döverdi, eski ustalar döverdi zaten iş öğretebilmek için. Ben de ‘Çalışmayacağım’ dediğimde annem, ‘Hayır oğlum, bak çalışacaksın. O seni sevdiği için dövüyor. Sen adam ol diye yapıyor’ falan derdi. Şimdi öyle diyor: ‘Bak, benim dediğim çıkmadı mı? Bak şimdi herkes tarafından beğeniliyorsun, herkese güzel işler yapıyorsun. Bütün hanımların, erkeklerin parmaklarını süslüyorsun.’ O da mutlu oluyor tabii beni görünce, yaptığım işlerle alakalı. Çok mutlu oluyor" ifadelerini kullandı. Servet Küçükdemirel tasarladığı yüzükle ilgili bilgi vererek, "Çok sevdiğim bir ağabeyim var. Ben ağabey diyorum. Cumhurbaşkanı Başdanışmanlarımızdan Turgut Aslan ağabeyim birkaç hafta önce telefonla konuştum kendisiyle. Ve kendisini çok sevdiğim için ona bir yüzük yapmam için kendisinden izin istedim. O da çok memnun oldu. Şimdi ona bir çalışma hazırlıyordum. Biliyorsunuz o 15 Temmuz Gazisi. Başından o kadar olaylar geçmesine rağmen hala ayakta dimdik olması, ben ona öyle diyorum. Soyadı gibi aslan gibi adam. Ve ona böyle yeni güzel bir Selçuklu yıldızıyla oluşan ve üzerine bir aslan figürü bir yüzük hazırlıyorum" diye konuştu.
İstanbul Türk sporculardan, Dünya Şampiyonası’nda çifte başarı Polonya’nın Korzenna kentinde düzenlenen Kyokushin Karate Dünya Şampiyonası’nda mücadele eden Türk sporcular Tekin Mustafa Tütüncü altın madalya kazanırken, Buğra Efe Taşdelen ise gümüş madalya kazandı. Kyokushin Karate Dünya Şampiyonası kapsamında Polonya’nın Korzenna kentinde düzenlenen organizasyonda 20 ülkeden sporcular mücadele etti. Şampiyonada Arnavutköy’de bulunan bir spor kulübündeki Türk sporculardan Tekin Mustafa Tütüncü kategorisinde şampiyon olurken, Buğra Efe Taşdelen ise ikinci olarak tamamladı. "Rakibimin nefesini kesmem gerekiyor puan almam için" Dünya şampiyonu Tekin Mustafa Tütüncü, kyokushin karate branşının sert temaslı bir branş olduğunu belirterek, "Karate branşı shotokan ve kyokushin olarak ikiye ayrılıyor. Bizim yaptığımız kyokushin karate, kickboksa benzeyen ama temasın çok sert olduğu bir branş. Yumruklar surata değil göğüs ve mide bölgesine atılıyor. Tekmeleri ise yüz hizasına kadar istediğimiz sertlikte kullanabiliyoruz. Bizde puan almak için vuruşun etkili olması gerekiyor. Örnek veriyorum rakibimin bacağına vurduğum zaman onun bacağını ezmem gerekiyor puan almam için. Ya da midesine vurduğum zaman nefesini kesmem gerekiyor. Dokunmaya puan verilmiyor. Dünya Şampiyonası’na çıktığımızda kurallar bize anlatıldı ve ona göre dövüştük. Güzel sonuçlar elde ettik. Rakiplerimizi yenerek Türk’ün gücünü tekrar gösterdik. 20 ülkeden sporcular vardı. Benim sıkletimde 70 ila 80 kilo arasında sporcular mücadele etti. Ben yurt dışındaki şampiyonalara sürekli katılıyorum. 2023 yılında İspanya’da yapılan Avrupa Şampiyonası’nda da birinci olmuştum. Orada da 25 ülke vardı. 2024 yılında yine dünya şampiyonasına gittim ama istediğim dereceyi yapamadım ve dünya sekizincisi oldum. Allah nasip etti, bu kez dünya şampiyonu oldum. 3 yaşından beri bu branşı yapıyorum. Şu an 19 yaşındayım yani 16 senedir bu sporun içerisindeyim" şeklinde konuştu. Buğra Efe Taşdelen: "Finalde iki Türk sporcu karşı karşıya geldi" Dünya ikincisi Buğra Efe Taşdelen ise, 5 senedir kyokushin karate yaptığını ifade ederek, "İstanbul Gelişim Üniversitesi’nde antrenörlük eğitimi okuyorum. Bu spora ablam sayesinde başladım. Küçükken başlamak istemiyordum ama ablam beni zorla spora götürdü. Şu an geldiğim noktada onun emeği çok büyük. Polonya’daki Dünya Şampiyonası’nda aynı sıklette mücadele ettik. Finalde o sağ taraftan geldi, ben sol taraftan geldim. Tüm rakiplerimizi yenerek finale çıktık. Tüm yabancıları yenerek Türk’ün gücünü gösterdik. Finalde iki Türk sporcu karşı karşıya geldi ve birinci ile ikinci olduk. Ne olursa olsun çocuklar mutlaka sporla ilgilensin. Futbol olur, basketbol olur, karate olur fark etmez. Devir çok kötü. Çocukların boş kalmaması gerekiyor. Spor yapan çocuk hem özgüven kazanıyor hem geleceğini kuruyor. Aileler çocuklarıyla gurur duymak istiyorsa onları mutlaka bir spor dalına yönlendirmeli" diye konuştu. Ahben Tütüncü: "Boş kalan çocuk hata yapar" Sporcuların antrenörü Ahben Tütüncü de çocukların küçük yaşta spora yönlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, "80 öğrencimiz var. Hem oğlumla hem sporcularımla gurur duyuyorum. Sporun yaşı yok. Bir çocuk neye alışırsa öyle gidiyor. Sokakta başarısız olacağına spor kulüplerinde başarılı olsun. Boş kalan çocuk hata yapar. Yanlış arkadaş ortamına yönelir ve kendine yanlış bir yer edinmeye çalışır. Çocuk duyduğunu değil gördüğünü yapar. Eğer doğru bir kulüpte olursa madalya görür, alkış görür, başarı görür ve onun için mücadele eder. Ama yanlış ortamda olursa kötü alışkanlıklara yönelir. Aileler çocuklarını iyi tanısın ve mutlaka bir spor dalına yönlendirsin. Sporun okul başarısına engel olduğu düşünülmesin. Hem okuyup hem başarılı sporcu olan çok sayıda öğrencimiz var" dedi.
Bursa BUÜ’de ’Senin de Üniversiten’ projesi devam ediyor Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Toplumsal Katkı Ekibi tarafından yürütülen "Senin de Üniversiten" projesinin üçüncü etkinliği gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle yapılan proje kapsamında Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezinden (ÇEKOM) gelen öğrenciler, üniversite kampüsünde bilim ve sanatla dolu bir gün geçirdi. Konuk öğrenciler, Fen-Edebiyat Fakültesi Fizik ve Kimya Bölümü laboratuvarlarında doğa bilimlerinin gizemli dünyasını keşfetme fırsatı buldu. Kimya Topluluğu (UKİT) ve Fizik Topluluğu (UFİT) üyelerinin rehberliğinde gerçekleştirilen interaktif deneylerle, öğrenciler bilimsel süreçleri yerinde gözlemledi. Deney tecrübesinin ardından Zooloji Müzesini ziyaret eden grup, hayvanlar alemine dair ilginç bilgiler öğrenerek keyifli bir yolculuğa çıktı. Programın devamında KYK Uluşehir Kız Yurdu ev sahipliğinde öğle yemeği yiyen öğrenciler, ardından düzenlenen "Benim Dünyam" etkinliğine katıldı. Bu bölümde hayallerini el işi çalışmalarıyla birleştiren çocuklar, becerilerini sergileme imkânı buldu. Etkinliğe dair değerlendirmelerde bulunan Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgen Osman, "Senin de Üniversiten" diyerek özel destek gerektiren gruplarla gerçekleştirilen bu kapsamlı projelerin önemine dikkat çekti. Fen-Edebiyat Fakültesi Toplumsal Katkı Ekibinin bu alanda çok önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizen Prof. Dr. Bilgen Osman, söz konusu etkinliklerin sürdürülebilir hale getirilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, üniversite-toplum işbirliğinin kritik önemini vurguladı.