EĞİTİM - 22 Ekim 2025 Çarşamba 10:48

Genç Türk bilim insanına uluslararası birincilik

A
A
A
Genç Türk bilim insanına uluslararası birincilik

Yaşar Üniversitesi Mimarlık Programı Doktora öğrencisi Nurefşan Sönmez, tarihi yapılarda günışığı optimizasyonu için geliştirdiği yapay zekâ destekli modeliyle Rusya’da düzenlenen CIE Young Lighting Scientist Contest 2025’te dünya birincisi oldu.


Yaşar Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Mimarlık Doktora Programı öğrencisi Nurefşan Sönmez, tarihi yapılarda günışığı iyileştirmelerine yönelik bütünleşik bir optimizasyon modeli geliştirdi. Yapay zekâ sayesinde modelin uygulanma süresini önemli ölçüde kısaltan Sönmez, yurt dışı bursu kapsamında modeli; günışığı stratejilerinin termal konfor ve enerji tüketimine etkilerini de içerecek biçimde genişletti. Model, hem Balıkesir Ayvalık’taki 20. yüzyıl başlarından kalma bir sıra evde hem de Belçika Antwerp’teki 19. yüzyıl sonlarından kalma bir sıra evde test edilerek farklı iklim koşulları ve bina yönetmeliklerine göre karşılaştırıldı.


TÜBİTAK tarafından da desteklenen bu kapsamlı çalışma, Nurefşan Sönmez’in yanı sıra danışmanları Doç. Dr. Arzu Cılasun Kunduracı, Prof. Dr. Yonca Erkan ve Dr. Öğr. Üyesi Cemre Uğurlu ile birlikte hazırlandı. Uluslararası Aydınlatma Komisyonu (CIE) tarafından düzenlenen Young Lighting Scientist Contest 2025’e sunulan proje, birinciliğe layık görüldü. Türkiye, Çin, Rusya ve Japonya’dan gelen birçok bilimsel çalışma arasından birinci seçilen makale, aydınlatma alanının saygın yayını Light & Engineering dergisinde yayımlanacak.



Ayvalık ve Antwerp’eki binalar karşılaştırıldı


TÜBİTAK 2214-A Yurt Dışı Doktora Sırası Araştırma Bursu’nu kazanarak 2024 Eylül - 2025 Eylül arasında Belçika’daki Antwerp Üniversitesi’nde çalışmalarını birleşik doktora öğrencisi olarak sürdüren Sönmez, projesi hakkında şunları söyledi: "Amacımız farklı iklimlere uyarlanabilir bir model geliştirmekti. Bunun için iki yapı seçtik: Akdeniz iklimine uygun bir yapı Balıkesir Ayvalık’tan, ılıman okyanusal iklime uygun bir yapı ise Belçika Antwerp’ten. Antwerp’teki evin çatı katında günışığını iyileştirmeye odaklandım. Çatı pencereleri üzerine çalıştım, şehrin ve Flaman bölgesinin yapı yönetmeliklerini inceledim. Aynı zamanda miras yapıların korunmasına dair yönergeleri öğrendim ve Türkiye ile karşılaştırma yaptım. Araştırmamda şu sorulara odaklandım: Farklı iklim, mimari tasarım ve yapı yönetmeleri tarihi yapıya yapılabilecek günışığı müdahalelerini nasıl etkiler? Antwerp’te uygulanan ne tür günışığı stratejileri Türkiye’de de uyarlanabilir? Ve koruma altında olmayan yapıları da koruma bilinciyle nasıl iyileştirebiliriz? Burada en önemli nokta, günışığı stratejilerinin iklim koşullarına, yapı strüktürüne ve yönetmeliklere uygun olması. Örneğin Belçika’da sıkça kullanılan çatı pencerelerini Türkiye’de uygulamak, iklim farklılıkları ve mimari özellikler nedeniyle zorlayıcı olabiliyor. Günışığını artırırken aşırı ısı kazancı da ortaya çıkabiliyor; bu da konforsuzluk ve enerji kaybına sebep oluyor. Bu yüzden izolasyon kritik bir rol oynuyor. Nitekim Antwerp yönetmeliklerinde enerji verimli cam kullanımı özellikle teşvik ediliyor. Bunun yanında Belçika’da tarihi yapılarda yeşil cepheler oldukça yaygın. Hem estetik bir görünüm sağlıyorlar hem de ısı geçişlerini kontrol ederek gölgeleme işlevi görüyorlar. Türkiye’de de tarihi yapılarda bu tür yeşil bina uygulamalarının yaygınlaştırılabileceğini düşünüyorum. Bu çalışma bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Ayrıca iki üniversite arasında güçlü bağlar kurulmasına katkı sağladı. Yaşar Üniversitesi’nin Avrupa’daki tanınırlığını da artırdığına inanıyorum."



Tarihi yapılarda iklime duyarlı model


Proje Danışmanı Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arzu Cılasun Kunduracı ise "Tarihi yapılardaki restorasyon projelerinde önceliğimiz genellikle iç mekan konforunu sağlamak değil, yapının özgünlüğünü korumak oluyor. Çevresel bileşenlerin ve iklimin dikkate alınmadığı bir yaklaşımda, yeteri kadar günışığı alamadığı için tüm gün yapay aydınlatma kullanmak durumunda kalan veya mekanik havalandırma, ısıtma, soğutma sistemi kullanmadan termal konforu sağlayamayan mekanlar üretiliyor. Bu proje ile tarihi yapılarda mimari özgünlüğe ek olarak iklime duyarlı, her termal hem de görsel konforu sağlamayı hedefleyen bir model geliştirildi" dedi.



Genç Türk bilim insanına uluslararası birincilik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Başakşehir’de sitede kediler parçalanmış halde bulundu Başakşehir’de bir sitede kaybolan yavru kediler, parçalanmış halde bulundu. Olayla ilgili site yöneticisi ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Olay, dün saat 17.30 sıralarında Kayabaşı Mahallesi 26. Bölge 4. Etap’ta bulunan bir sitede meydana geldi. İddiaya göre, yavru kedilerini göremeyen sahipleri çevrede arama yaptı. Bu sırada bina girişinde bulunan alandan kötü kokular gelmesi ve anne kedinin sürekli bu noktaya yönelerek miyavlaması üzerine durumdan şüphelenildi. Kedi sahibi, bina sakinlerinden yardım isteyerek kilitli kapıyı açtırdı. İçeri giren bina sakinleri ve kedi sahibi, yaptıkları kontrolde yeni doğmuş 4 yavru kedinin parçalanarak öldürüldüğünü gördü. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, içeride inceleme yaptı. İncelemelerin ardından site yöneticisi Şafak B., bilgisine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldü. Öte yandan yavrularını kaybeden anne kedinin site içerisinde dolaşarak yavrularını aramaya devam ettiği görüldü. Site sakinleri, hem binada hem de site genelinde güvenlik kamerası bulunmamasına tepki gösterdi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma sürüyor. Köpeğin işi değil o. Köpek olsa bile ses duyardık" Site sakinlerinden Ramazan Yıldırım, "İki arkadaş, binanın girişindelerdi. Dedim, burada ne arıyorsunuz? Dediler, mescide girmemiz lazım, kedilerimiz var. Dedim, mescit kapalı. Bir hafta, iki hafta önce mi ne kapandı herhalde. Ondan sonra kedilerimiz falan var dediler. Kedi olsa dedim, ses çıkar. Ses de yok dediler. Büyük ihtimal ölmüştür dediler. Kafatasları falan, derileri yüzülmüş, kafatasları gitmiş. Yani acayip. Çok kötü şeyler yapmışlar. Büyük ihtimal birileri öldürmüştür zaten. Başka bir şey yapamaz. Köpeğin işi değil o. Köpek olsa bile ses duyarız yani. Seste yoktu. Yan tarafta benim binam zaten. İki tane anne kedi dolaşıyordu devamlı burada. Biri siyah biride sarı. Devamlı Aşağı elektrik dairesine inip çıkıyorlardı. Hatta Yusuf Bey var, üst komşum. Onunla beraber çıkardık dışarı çok ses yapıyorlar diye. Ama herhangi bir şekilde oraya da baktım ben. O gün de ses yoktu zaten" dedi.
Düzce Çocuğunuzda bu belirtiler varsa dikkat Çocukluk çağında sık karşılaşılan idrar yolu enfeksiyonlarına karşı ebeveynleri uyaran Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven; tuvalet alışkanlığının ertelenmemesi, bol sıvı tüketimi ve doğru temizlik kuralları ile hastalığın büyük oranda önlenebileceğini bildirdi. Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Özge Yurtseven, çocuklarda sık görülen idrar yolu enfeksiyonunun önemsenmemesi halinde böbreklerde kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Hastalık ve korunma yöntemlerine değinen Dr. Yurtseven, idrar yolu enfeksiyonlarının genellikle 1 yaş altı sünnetsiz erkek çocukları ile 1 yaş üzeri kız çocuklarında sıklıkla görüldüğünü belirtti. İdrar yolu enfeksiyonunun çocukluk döneminde her 10 kız çocuğundan ve her 30 erkek çocuğundan birinde en az bir kez yaşandığına dikkati çeken Yurtseven, hastalığın temel nedenlerinin tuvalet ihtiyacını ertelemek, temizlik kurallarına uymamak ve yetersiz su tüketimi olduğunu aktardı. "Kız çocuklarında alt temizliği önden arkaya yapılmalı" Hastalığın erken tespit edildiğinde basitçe tedavi edilebildiğini vurgulayan Yurtseven, "İhmal edilir ve önemsenmezse böbreklerde sorun olabiliyor. Ailelerin tuvalet eğitimini çocuklarına doğru kazandırmaları lazım. Özellikle kız çocuklarında alt temizliğinin önden arkaya doğru yapılması çok basit ama etkili, önemli bir yöntemdir" ifadelerini kullandı. Sıvı tüketimi ve kabızlık ilişkisine de değinen Yurtseven, bol sıvı alımının sık tuvalete gitmeyi sağladığını, böylece mikroorganizmaların idrar yolunda tutunmasının engellendiğini belirtti. Yurtseven ayrıca, kabızlığın idrar yolu enfeksiyonu riskini artırdığını hatırlatarak çocukların lifli gıdalarla beslenmesini önerdi. Aileler ne zaman doktora gitmeli Ailelerin çocuklardaki enfeksiyonu nasıl tespit edebileceği konusunda da bilgiler veren Dr. Yurtseven, şunları kaydetti: "Çocuklarda nedeni bilinmeyen bir ateş varsa aileler bize başvurabilirler. Çocukların idrarında her zamankinden farklı bir koku, renk değişikliği veya bulanıklık varsa, yan ve karın ağrısı tarif ediliyorsa, normalden sık idrara çıkılıyorsa enfeksiyondan şüphelenilip hekime başvurulması gerekiyor. Bebekler ise genellikle kendilerini ifade edemedikleri için idrar yaparken huzursuzluk, emmede azalma ve ateş görülüyorsa mutlaka bir doktora gidilmelidir."