GÜNDEM - 09 Mayıs 2026 Cumartesi 10:47

Alevlere koşan süper anneler

A
A
A
Alevlere koşan süper anneler

İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan kadın itfaiye personeli, bir yandan yangın ve afetlerde hayat kurtarırken bir yandan da anneliğin yükünü ve özlemini taşıyor. Çocuklarından ayrı geçen uzun nöbetlere rağmen görevlerinden vazgeçmeyen itfaiyeci anneler, fedakarlıklarıyla hem sahada hem evde kahramanlık öyküsü yazıyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan kadın itfaiye personeli, Anneler Günü’nde hem alevlerle mücadele eden hem de çocuklarını büyüten güçlü kadınlar olarak yaşadıkları zorlukları anlattı. İtfaiyeciliğin disiplin ve dayanıklılığıyla anneliğin şefkatini aynı yürekte taşıyan kadınlar, iki sorumluluğu da büyük bir özveriyle sürdürüyor. Yangınlara ve afetlere müdahale ederken çoğu zaman çocuklarından uzak kalan itfaiye personeli anneler, görev bilinci ile annelik duygusu arasında güçlü bir denge kurduklarını ifade etti.



"Çocuğum uyuduğunda bile özlüyorum"


İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 6 yıldır itfaiye memuru olarak görev yapan Elif Kamile Şahbudak, bir yandan yangınlara müdahale ederken bir yandan da 2 yaşındaki oğlu Görkem’i büyütüyor. Görevi nedeniyle uzun saatler evinden uzak kaldığını söyleyen Şahbudak, en zor duygunun özlem olduğunu belirterek, "Çocuğum evde uyurken bile onu özlüyorum. İşim gereği 24 saat boyunca ayrı kalıyoruz. İnsan çocuğuyla uyumayı seviyor. O anı yaşayamayınca bir boşluk hissediyorsunuz. Ama Görkem, itfaiyeci bir annenin çocuğu olduğu için mutlu. Buraya geldiğinde çok seviniyor. Sahada olmak zor ama sevmediğiniz bir işi yapmak bence çok daha zor. Bu yüzden tüm yorgunluğumuzu unutabiliyoruz. Annelik, yaptığımız işten biraz daha zor ama aynı zamanda dünyanın en güzel duygularından biri" diye konuştu.



"Çocuk vakalarında daha hassas oluyoruz"


Anne olduktan sonra mesleki bakış açısının değiştiğini ifade eden Şahbudak, özellikle çocukların yer aldığı vakalarda duygusal olarak daha fazla etkilendiğini belirterek, "Anne olduktan sonra empati duygumuz daha da arttı. Sahada profesyonel olmak zorundayız ancak bazı olayların ardından duygusal olarak etkilenebiliyoruz" dedi. Doğum sonrası göreve dönüş sürecinin kendisi için kolay olmadığını da anlatan Şahbudak, o günleri şu sözlerle anlattı: "İlk günlerim ağlayarak geçti. Ama ’yapamayacağım’ deseydim muhtemelen geri dönemezdim. Bu mesleğin gerekliliği bu; devam etmek zorundaydım."



"İlk günden itibaren buraya ait olduğumu hissettim"


İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı’nda 16 yıldır görev yapan itfaiye memuru Damla Ertuğrul, hem mesleki deneyimi hem de annelik yolculuğuyla dikkat çekiyor. Eşi İlker Ertuğrul’un da itfaiyeci olduğunu belirten Ertuğrul, sahada geçen yılları, aile yaşamını ve anneliği anlattı. İtfaiyeciliğin hayatında çok özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Ertuğrul, mesleğe başlama sürecini şu sözlerle dile getirdi: "Hayallerimin arasında yoktu ama göreve başladığım ilk günden itibaren buraya ait olduğumu fazlasıyla hissettim. İyi ki buradayım, iyi ki itfaiyeciyim."



"İtfaiyeci anneler daha kahraman"


Eşi İlker Ertuğrul ile birlikte uzun yıllar sahada görev yaptıklarını söyleyen Ertuğrul, bu sürecin hem zorlu hem de güçlü bir bağ oluşturduğunu ifade etti.


10 yaşında Ender ve 6 yaşında Eren isminde iki oğlu olan Ertuğrul, çocuklarının gözünde itfaiyeci olmanın ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, "Eren arkadaşlarına ’annem itfaiyeci. O bir süper kahraman gibi’ diyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Bütün anneler kahraman ama itfaiyeci anneler daha kahraman. Kendi çocuğunu evde bırakarak, başka çocukları kurtarmaya gitmek; insanların canını, malını kurtarmaya gitmek kolay değil. Evladından ayrı başka bir yerde uyumak kolay değil. Mesleğimiz zor ama her şeye rağmen inanılmaz keyifli" dedi.



"İtfaiye benim evim"


Mesleğin hayatındaki yerini güçlü bir şekilde tanımlayan Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü:


"İtfaiye benim evim. Hamilelik zamanlarımı bile burada geçirdim. İyi ki itfaiyeciyim, iyi ki anneyim ve iyi ki itfaiyeci bir anneyim." Çocuklarına bırakacağı en büyük mirasın mesleği ve duruşu olduğunu söyleyen Ertuğrul, "Ömür boyu çocuklarım beni anlatsın istiyorum. Anlatacaklarından da eminim. İtfaiyecilikte vardiyalı sistem uygulanıyor. O nedenle ya babaları ya da anneleri evde yoktu. Bu da aslında çocuklarımı daha güçlü, daha bilinçli yaptı."


Damla Ertuğrul’un 6 yaşındaki oğlu Eren, "Annemi çok seviyorum, onuna gurur duyuyorum" derken, 10 yaşındaki oğlu Ender de, "Annem benim için bir kahraman. Bence başkaları için de kahraman, çünkü itfaiyeci. Yangınlarda insanları kurtarıyor. Annemi o yüzden çok seviyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin 57 yaşında sosyal medya fenomeni oldu: Yörük kadınının kamera hayali gerçeğe dönüştü Mersin’in Mezitli ilçesine bağlı Pelitkoyağı Mahallesi’nde yaşayan 57 yaşındaki Naciye Şahin, çocukluk yıllarından bu yana kurduğu kamera hayalini sosyal medya sayesinde gerçeğe dönüştürdü. Köy hayatını, üretimi ve Yörük kültürünü doğal haliyle paylaşan Şahin, kısa sürede geniş kitlelere ulaşarak dikkat çekti. Çiftçilik yaparak aile ekonomisine katkı sağlayan Şahin, yıllardır içinde taşıdığı radyo ve televizyon dünyasına olan ilgisini teknoloji sayesinde hayata geçirdi. İlkokul mezunu olduğunu belirten Şahin, küçük yaşlardan itibaren mikrofon ve kameraya ilgi duyduğunu ifade ederek, "Okusaydım radyo-televizyonculuk okumak isterdim" dedi. "Beni de görsünler istiyordum" Köylerine gelen televizyon ekiplerini büyük heyecanla takip ettiğini anlatan Şahin, "Milletvekilleri geliyor, televizyoncular geliyor. Hep ön plana çıkıyordum. Beni de bir görürler mi, bana da mikrofon uzatırlar mı diye bekliyordum" diye konuştu. Pazarda, kalabalık ortamda ve köy yaşamı içinde hep fark edilmek istediğini belirten Şahin, o dönemlerde bu hayalin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını söyledi. Telefon kamerasıyla başlayan yolculuk İlk çekimlerini kendi cep telefonuyla yaptığını belirten Şahin, yaklaşık 4-5 ay boyunca yalnızca sesinin duyulduğu videolar hazırladığını söyledi. Daha sonra oğullarından destek isteyen Şahin, başlangıçta çocuklarının bu fikre sıcak bakmadığını ancak zamanla destek olduklarını kaydetti. Yaklaşık 11 ay önce fasulye toplarken oğlunun yaptığı çekimlerin dönüm noktası olduğunu ifade eden Şahin, "Dedim ki oğlum ne olursun beni bir çek. Dünya beni bir görsün. O da ’anne açayım mı telefonu dünyaya göstereyim mi seni’ dedi. Ben de ’göster, hodri meydan’ dedim" ifadelerini kullandı. Doğal köy yaşamı ilgi gördü Bağ, bahçe, üretim, yemek yapımı ve günlük köy hayatını doğal haliyle paylaşmaya başlayan Şahin’in videoları kısa sürede yoğun ilgi gördü. "Ben ne yapıyorsam onu çektik" diyen Şahin, doğallığın izleyiciler tarafından benimsendiğini söyledi. Takipçilerinden gelen olumlu yorumların kendisini motive ettiğini belirten Şahin, içerik üretmeye severek devam ettiğini ifade etti. Aile desteği başarıyı getirdi İki çocuk annesi olan Şahin, başarısında ailesinin desteğinin önemli payı bulunduğunu vurgulayarak, "Oğullarıma hep ’beni çekin’ diyordum. Başta çok ilgilenmediler ama sonra destek oldular. Büyük oğlum çekimlerimi yapıyor. Hep birlikte başardık" dedi. Kadınlara sosyal medya çağrısı Kadınlara ve genç kızlara da çağrıda bulunan Şahin, sosyal medyanın doğru kullanılması gerektiğini belirterek, "Bağınızı, bahçenizi, emeğinizi gösterin. Sosyal medyanın güzel tarafını kullanın" diye konuştu. Kendisinden etkilenerek içerik üretmeye başlayan kadınların olduğunu ifade eden Şahin, üretmenin insanlara hem ekonomik hem manevi güç kattığını söyledi. Yörük kültürünü dijital dünyaya taşıyor Tekeli Yörüklerinden olduğunu söyleyen Şahin, Yörük kültürünü dijital dünyaya taşımaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Mersin ve çevresindeki Yörük etkinliklerine katıldığını belirten Şahin, kültürel mirasın yaşatılmasının önemine dikkat çekti. Pelitkoyağı Mahallesi’nde üretim hayatını sürdürdüğünü belirten Şahin, "İyi ki Mersin’de doğmuşum, iyi ki köyümdeyim" dedi. Yeni hedefi televizyon programları Yoğun tempoya rağmen içerik üretmeye devam ettiğini kaydeden Naciye Şahin, hedefinin televizyon programlarına katılarak Mersin’i ve Yörük kültürünü daha geniş kitlelere tanıtmak olduğunu söyledi.
Mersin Tarsus’ta Anneler Günü coşkusu: Anneler ve çocuklar aynı sahnedeydi Tarsus Belediyesi tarafından Anneler Günü dolayısıyla düzenlenen ’Bir gün değil, her gün annelerin’ etkinliği yoğun katılımla gerçekleştirildi. Gösteriler ve konserlerle renklenen programda anneler ve çocuklar keyifli anlar yaşadı. Tarsus Belediyesinin düzenlediği etkinlikte kadın halk oyunları ve çocuk halk oyunları gösterileri sahnelenirken, çiçek atölyesi ile Tarsus Belediyesi Kent Orkestrası konseri katılımcılardan ilgi gördü. Etkinliğe katılan Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç da vatandaşlarla bir araya gelerek annelerin ’Anneler Günü’nü kutladı. Programda konuşan Başkan Boltaç, annelerin toplumdaki yerinin yalnızca bir günle anlatılamayacağını belirterek, "Annelerin olduğu yerde sevgi vardır, emek vardır, sabır vardır. Annelerin olduğu yerde hayat vardır" dedi. Çocuklara yönelik hizmetlerin belediyecilik anlayışlarının merkezinde yer aldığını ifade eden Boltaç, "Çocuklarımızın güvenle büyüdüğü, annelerin huzurla çocuk yetiştirdiği bir Tarsus için çalışıyoruz" diye konuştu. Eğitimde, sanatta ve sporda fırsat eşitliğine önem verdiklerini kaydeden Boltaç, belediyeye ait 10 kreşte toplam 336 çocuğun eğitim gördüğünü söyledi. Dar gelirli mahallelerde yaşayan 900 öğrenciye ’ilk çantam’ desteği sağlandığını ifade eden Boltaç, 6 bin 100 çocuğun süt desteğinden faydalandığını belirtti. Kadınların ekonomik yaşam içerisinde daha güçlü yer almasını önemsediklerini dile getiren Boltaç, kadın üretici stantlarının sayısını artıracaklarını söyledi. Bugüne kadar 2 bin 540 kadının kurs ve atölyelerle buluşturulduğunu belirten Boltaç, 304 kadına psikolojik danışmanlık, 403 gence ise bireysel psikolojik destek hizmeti verildiğini kaydetti. Konuşmasının sonunda tüm annelerin ’Anneler Günü’nü kutlayan Boltaç, başta Zübeyde Hanım olmak üzere tüm annelere teşekkür etti.