Yerel Haberler
İstanbul
Çaykaralı iş insanı Yasin Yavuz’dan, 40. Yıl Vefa Gecesi’ne destek 12 Şubat 2026 Perşembe - 16:08:29 Çaykaraspor’un kuruluşunun 40. yılı nedeniyle gerçekleştirilen ’Vefa Gecesi’nde Çaykaralı iş insanı Yasin Yavuz, organizasyonun kurumsal iletişim ve medya yapılanmasına destek oldu. Çaykaraspor’un kuruluşunun 40. yılı dolayısıyla İstanbul’da düzenlenen Vefa Gecesi, Çaykaralı iş insanları, bürokratlar, siyaset temsilcileri ve spor camiasını aynı çatı altında buluşturdu. Geceye hem yönetim hem de medya sponsorluğu desteğiyle katkı sunan Çaykaralı iş insanı Yasin Yavuz ve kurucusu olduğu Dada İstanbul, organizasyonun kurumsal iletişim ve medya yapılanmasında aktif rol üstlendi. Etkinliğe Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Bakırköy Kaymakamı Recai Karal, Hekimhan Kaymakamı Muhammed Fatih Günlü, Bayrampaşa Belediye Başkan Vekili ve çok sayıda belediye temsilcisi, bürokrat, STK yöneticisi ve iş insanı katılım sağladı. Çaykaraspor yöneticisi ve Dada İstanbul kurucusu Yasin Yavuz, Çaykaraspor’un yalnızca bir spor kulübü olmadığını, bölgesel aidiyet ve ortak değer üretimi açısından önemli bir yapı olduğunu vurguladı. Yavuz, Çaykara adının geçtiği her platformda sorumluluk almaya devam edeceklerini ve sporun etrafında oluşan sosyal dayanışmayı büyütmeyi hedeflediklerini ifade etti. Vefa Gecesi boyunca kulübün 40 yıllık geçmişini yansıtan özel içerikler, vizyon sunumları ve proje anlatımları paylaşıldı. Son dönemde hayata geçirilen saha ve tesis iyileştirmeleri, gençlik ve altyapı yatırımları, kurumsal marka ve gelir modeli çalışmaları davetlilere aktarıldı. Gelecek dönem hedefleri arasında ise yeni tesis projeleri, futbol okulu yapılanması, çok branşlı kulüp modeli ve dijital kulüp altyapısı yer aldı. Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri olan açık artırma organizasyonu da davetlilerden yoğun ilgi gördü. 40. yıla özel formalar, özel tasarım arma ve koleksiyon eserleri açık artırmayla destekçilere sunuldu.
Sinpaş Reserve, "Tatil Evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:32 Sinpaş Reserve, "Tatil Evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. "Tatil evi" konseptiyle geliştirilen proje; klasik devremülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi oluşturmayı hedefliyor. Proje; bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor. Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine, aidiyet hissi oluşturan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, "tatil evi" yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor. Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje; termal imkanlar, kapsamlı spa ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor. Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, "tatil evi" kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü oluşturmayı hedefliyor. "Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor. Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" dedi. "Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, " Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" diye konuştu. "Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız" Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, "Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine imkan sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız yüzde 85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz; Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek" şeklinde konuştu. "Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor" Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini değerlendirerek, "Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda; aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle, hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor." (OE-RU
Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar açıklanması için ara verildi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:04 Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar açıklanması için ara verildi Gezi Parkı olaylarında sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla yargılanan menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar açıklanması için saat 14.00’a kadar ara verildi. Menajer Ayşe Barım’ın Gezi Parkı olaylarında şirketine bağlı sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan hazırlanan iddianame kapsamında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen tutuksuz sanık Ayşe Barım ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada celse arasında esasa ilişkin mütalaanın açıklandığı belirtildi. Mütalaada, Barım’ın ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Mütalaaya karşı savunma yapan Ayşe Barım, "2025 yılının Ocak ayından beri yaşamadığım bir sürecin içerisindeyim. Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla Gezi Parkı’na yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda kalp pili ile hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi beraatimi istiyorum" dedi. Ayşe Barım’ın avukatları da suçlamaları kabul etmedi. Son sözü sorulan Ayşe Barım "Avukatlarımın beyanlarına katılıyorum beraat talep ediyorum" dedi. Duruşmaya karar açıklanması için 14.00’a kadar ara verildi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Ayşe Barım’ın Gezi Parkı ana davasının aktörlerinden, hükümlü ve firari sanık olarak bulunan Mehmet Ali Alabora, Çiğdem Mater Utku ve Mehmet Osman Kavala isimli şahıslara Gezi eylemlerinin olduğu süreç ve devamında irtibatlı olduğunun tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, ‘Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ isimli firmanın bünyesinde 68 oyuncunun olduğu, bu isimlerin ise Ahmet Rıfat Şungar, Ali Atay, Alp Navruz, Aslı Enver, Aslıhan Gürbüz, Bensu Soral, Bergüzar Korel, Berkay Ateş, Bige Önal, Birce Akalay, Birkan Sokullu, Bülent İnal, Caner Cindoruk, Ceyda Düvenci, Devrim Özkan, Devrim Yakut, Dolunay Soysert, Ece Sükan, Ekin Koç, Erkan Can, Esra Bilgiç, Ezgi Mola, Fahriye Evcen, Fatih Akın, Fatih Artman, Hakan Kurtaş, Halit Ergenç, Hande Erçel, Hazal Kaya, Hümeyra, İbrahim Selim, İpek Bilgin, Lale Mansur, Mehmet Günsür, Mehmet Kurtuluş, Mert Yazıcıoğlu, Merve Dizdar, Metin Akdülger, Miray Daner, Nehir Erdoğan, Nejat İşler, Nur Fettahoğlu, Okan Yalabık, Oktay Çubuk, Philip Arditti, Pınar Deniz, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Serenay Sarıkaya, Serkan Altunorak, Sinem Kobal, Su Burcu Yazgı Coşkun, Şükran Ovalı, Şükrü Özyıldız, Taro Emir Tekin, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, Afra Karagöz, Çağla Naz Kargı, Defne Burnaz, Ecem Simge Yurdatapan, Elif Uslusoy, Hakan Zavlak, Melis Sevinç, Melisa Bostancıoğlu, Samet Kaan Kuyucu, Sezer Arıçay oldukları kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, söz konusu eylemlerin gelişi güzel ortaya çıkmadığı, bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, Barım’ın ilgili süreçte halkın sempati duyarak kitleleri peşine sürükleme potansiyeli yüksek olan sanatçı-oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade göstererek planlama, organizasyon, yönlendirme yönünde faaliyet gösterdiği aktarıldı. Ayrıca Barım’ın Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir HTS irtibatı bulunmazken Gezi Parkı hazırlık ve başlangıç sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı kaydedildi. Ayşe Barım’ın ID iletişim isimli menajerlik şirketine bağlı oyuncuların Gezi Parkı sürecinde en etkili etiket olan #direngeziparkı, #occupyturkey hastaghlerinin paylaşımlarında olduğu gibi Türkiye’de yaşanan orman yangını ve deprem felaketlerinden sonra Türkiye’yi uluslararası arenada yetersiz gösterme adına sosyal medyada başlatılan #HelpTurkey kampanyasına da sistemsel olarak katıldıklarının belirtildiği iddianamede, bunu Barım’ın etkisinin altında kalarak yaptıkları açıklandı. Hazırlanan iddianamede, Her ne kadar basın yayın organlarında ve sosyal medyada gösterilerin toplum refleksi ile bir anda oluştuğuna dair kanaat oluşturulmaya çalışılsa da olayın sosyal medyada yayılış biçimi, olayı başlatan ve yayılmasında rol oynayan Emine Ayşe Barım’a ait Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ne bağlı sanatçıların ve kurumsal hesabın sürece ilişkin etkili olarak seçilen slogan ve imgelerin eylemin ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada en önde yer alan sembollerin paylaşımı ile organize bir şekilde sanatçılar adına kitlesel yayılım sağlamak amacıyla hareket ederek bilinçli bir şekilde yönlendirildiği aktarıldı. İddianamede ayrıca, Barım’ın irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi olarak tespit edildiği, bu şekilde olayları planlayan, örgütleyen ve yönlendiren, iradesi sorularak bu yönde kendisinin karar bildirerek yön verici ve belirleyici olduğu, kendi şirketine bağlı toplumda tanınan oyuncuları eylemlere yönlendirerek oyuncuların toplumda tanınırlığını ve etki gücünü de kullanarak daha fazla kitleselleşmesini amaçladığı, bunda da kısmen başarılı olduğu, oyuncuların tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde kendi iradeleriyle eylemlere katıldıklarını beyan etseler de sanık ile eylemlerin başladığı döneme dair yoğun irtibatlarının içeriğini hayatın olağan akışına uygun olarak açıklayamadıkları, iç ve dış kamuoyu tarafından günlerce takip edilen ve gündemde tutulan olayların kitleselleşmeye başladığı bir dönemde görüşme içeriklerine yönelik ile sanığın eylemlerin olduğu dönemde Gezi Parkı’nda kendileriyle bulunmasına rağmen kaçamaklı cevaplarının sanığı kayırma amacıyla yapıldığı belirtildi. Barım’ın Gezi Parkı eylemleri ile ilgili olarak hem toplumsal hem de küresel algı oluşturulması kapsamında film, belgesel ve video çekimleri yapılmasını sağladığının aktarıldığı iddianamede, ‘önceye ilişkin hiç bir irtibatı olmamasına karşın ilk kez’ ana dosyada firari sanık Mehmet Ali Alabora ile Gezi Parkı döneminde 3 kez, hükümlü Mehmet Osman Kavala isimli şahıs ile 39 kez, hükümlü Çiğdem Mater Utku isimli şahıs ile 14 kez irtibatlarının tespit edildiği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede Ayşe Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Avcılar’da çocukların ‘sözde’ oyunu: Veteriner kliniğine torpil atıp kaçtılar
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:36 Avcılar’da çocukların ‘sözde’ oyunu: Veteriner kliniğine torpil atıp kaçtılar İstanbul Avcılar’da yaşları 12 ile 15 arasında değişen çocuklar, içeride tedavi gören hayvanlarında olduğu veteriner kliniğine, torpil atıp kaçtı. Yaşanan anlar iş yerinin güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Olay, dün öğle saatlerinde Avcılar Ambarlı Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre cadde üzerinde bulunan Veteriner Kliniğine gelen yaşları 12 ile 15 arası değişen 3 çocuk, klinik kapısını açıp içeriye torpil atıp kaçtı. Klinikte bulunan kediler ve vatandaşlar panik yaşadı. Yaşanan anlar güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Olay anını anlatan Dr. Veteriner Hekim Haluk Ömer, "Dün 3 tane çocuk birisi daha büyük, şaka olduğunu sanarak klinik içerisinden buradan kapıyı açarak içeriye bir torpil attı. Basit gibi gözüken bir olaydı ama içeride kliniğimizin kedisi mevcuttu. Aşağıda hastamız vardı muayenede olan. Ne yazık ki büyük bir patlama sesi oldu. Bu patlama sonucu hayvanlar çok korktu kaçtı. Sıkıntılı bir olaydı. Buralar sağlık kuruluşları. Hayvanlarda sahipleri için evlatları. O evlatlar zarar görebilir, cana kasıt olabilirdi. Bir farkındalık oluşturmak için bir paylaşım yaptık. Sıkıntılı bir olaydı olmamasını diliyoruz. Veteriner klinikleri de bir sağlık kuruluşlarıdır. Telefon açtık polise gerekli ilgili gösterdiler ama çok yoğunduk. Uzunca bir süre içeride bulunan hayvanları sakinleştirmeye çalıştık. Bugün itibariyle gerekli uygulamaları ve şikayetleri yapacağız" dedi.
TV+’tan Kerem Bürsinli yeni reklam filmi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 11:34 TV+’tan Kerem Bürsinli yeni reklam filmi TV+’ın HBO Max ile gerçekleştirdiği iş birliğini duyurduğu yeni reklam filmi yayınlandı. Kerem Bürsinli filmde, HBO Max içeriklerinin TV+ kütüphanesinde eş zamanlı olarak yer alması vurgulanıyor. Platformun zenginleşen içerik dünyasını öne çıkaran reklam, eğlenceli sahneleri ile de dikkat çekiyor. Dijital içerik platformu TV+’ın yeni reklam filmi yayına girdi. Kerem Bürsin’in reklam yüzü olarak yeniden izleyicinin karşısına çıktığı bu filmde, HBO Max ile gerçekleştirilen stratejik iş birliğinin altı çiziliyor. Anlaşma kapsamında HBO Max’in tüm içeriklerini eş zamanlı kütüphanesine dahil eden platformun, herkese hitap eden geniş içerik evreni ekranlara taşınıyor. Reklam, TV+’ın ödüllü filmlerden dizilere, spor içeriklerinden 150’den fazla canlı TV kanalına uzanan dünyasını, Kerem Bürsin’in güçlü oyunculuğu ile birleştiriyor. "O koltuğa oturursan bir daha kalkamazsın" Filmde; HBO Max içeriklerini artık TV+’tan izleyebileceğini öğrenen Kerem Bürsin, platformun ikonik sarı koltuğuna atlamak ve bir an önce TV+’ı izlemek için heyecanla hamle yapıyor. Fakat dış sesin "O koltuğa oturursan bir daha kalkamazsın" uyarısıyla da aniden havada asılı kalıyor. The Sopranos, The Wire, Game of Thrones ve Prens gibi HBO Max’in sevilen yapımlarının yanı sıra tabii Spor kapsamındaki UEFA Şampiyonlar Ligi ve S Sport kapsamındaki La Liga, Serie A, EuroLeague, NBA gibi önemli spor organizasyonlarının da TV+’ta yer aldığını duyan Bürsin’in koltuğa oturma heyecanı film boyunca giderek artıyor. Ayrıca televizyon, tablet, telefon ve bilgisayar olmak üzere TV+’ın izleyicilere sunduğu çoklu ekran deneyimi de reklamda öne çıkarılıyor. "Marka ikonumuz haline gelen TV+ koltuğumuz, bu filmde yine hikâyenin merkezinde yer aldı" Turkcell Kurumsal İletişim, Medya ve Marka Yönetimi Direktörü Mustafa Alcan, yeni reklam filmine ilişkin şunları söyledi: "Yeni reklam filmimizde TV+’ın zengin ve çok katmanlı içerik evrenini, dinamik sahneler ile ekranlara taşıdık. Marka ikonumuz haline gelen TV+ koltuğumuz, bu filmde yine hikâyenin merkezinde yer aldı. Ayrıca marka yüzümüz Kerem Bürsin ile TV+ için ikinci kez bir araya geldik. Fikir aşamasından çekim sürecine kadar titizlikle yürütülen bu çalışma, yoğun bir emeğin ve güçlü bir ekip ruhunun ürünü. Bu sürece katkı sağlayan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum." Reklam filminin en göze çarpan anı, Kerem Bürsin’in TV+ koltuğuna atlama sahnesi oldu. Oyuncunun kendi performansı ile gerçekleştirdiği bu sahnede hi-speed kamera ile slow motion çekimler yapıldı. Böylece Bürsin’in havada kaldığı her an kaydedildi. Ayrıca aynı anda hem akıcı hem de stabil kamera hareketleri elde edebilmek için motion control tekniği kullanıldı. Böylece donmuş bir anın içinde hareket edebilen bir görsel dil kuruldu.