Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İstanbul
2026 Avrupa Ligi Finali Toplantısı, UEFA Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:32:15
Türkiye’nin ev sahipliğinde 20 Mayıs 2026 Çarşamba günü Beşiktaş Park’ta oynanacak olan 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali hazırlıkları kapsamında, İsviçre’nin Nyon şehrinde bulunan UEFA Genel Merkezi’nde geniş kapsamlı koordinasyon toplantısı yapıldı. Türkiye Futbol Federasyonu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve UEFA yetkililerinin katılımıyla 13-15 Nisan tarihleri arasında organize edilen toplantıda başta proje yönetimi, stadyum operasyonları, güvenlik, emniyet ve hizmetler alanındaki mevcut durum olmak üzere tüm kritik konular detaylı bir şekilde ele alındı. Toplantıda Türkiye Futbol Federasyonu’nu TFF Genel Sekreteri Abdullah Ayaz ve Temsilciler Kurulu Başkanı Şerafettin Bural’ın yanı sıra Dış İlişkiler ve Milli Takımlar İdari Direktörü Buğra İmamoğulları, Uluslararası Etkinlikler Müdürü Can Emre Tuğal, Dış İlişkiler Müdürü Gökhan Ertan, Stadyum Güvenlik ve Taraftar Sorumlusu Bülent Perut, Dış İlişkiler-Uluslararası Etkinlik ve Milli Takımlar İdari Uzmanı Onat Karabıçak, Dış İlişkiler Teknik Uzmanı Murat Deniz ve Dış İlişkiler Uzmanı Begüm Şerbetcioğlu temsil etti. İstanbul Emniyetinden Şube Başkomiseri Settar Sayan ve Trafik Denetleme Şube Başkomiseri Adil Özarslan toplantıda yer aldı. UEFA Stratejik Danışmanı Kadir Kardaş’ın da bulunduğu 2026 Avrupa Ligi Finali Koordinasyon Toplantısında, UEFA adına UEFA Kulüp Müsabakaları Operasyonları ve Etkinlikler Direktörü Catalina Navarro, UEFA Kulüp Müsabakaları Finalleri Direktörü Tiziano Gaier, 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali Proje Lideri Yoann Gallet, 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali Proje Koordinatörü Colm Hand, UEFA Emniyet ve Güvenlik Sorumlusu Juha Karjalaine, 2026 UEFA Avrupa Ligi Finali Emniyet ve Güvenlik Sorumlusu Drew Innes, UEFA Etkinlik Ulaşım Sorumlusu Magali Antile ile UEFA Etkinlik Ulaşım ve Taşıma Sorumlusu Manuel Seifert katılım sağladı. Toplantı kapsamında operasyonel planlama süreçleri ve ulaşım çözümlerine ilişkin hazırlıklar detaylı şekilde değerlendirildi. Ayrıca ilgili tüm paydaşlar arasında koordinasyonun güçlendirilmesi ve önümüzdeki döneme ilişkin izlenecek yol haritası konusunda görüş alışverişinde bulunuldu. Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri tarafından UEFA üst yönetimine gerçekleştirilen sunumda ise projenin genel ilerleme durumu aktarılarak, etkinlik emniyeti ve güvenliği ile etkinlik ulaşımı konularında kapsamlı ve detaylı bilgi paylaşımı yapıldı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:27
Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Toplantısı başladı
Fenerbahçe Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı başladı. Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, futbolda bir zihniyet değişikliği şart olduğunu belirterek, "Bu da anlık hissi kararlarla değil, başarısı kanıtlanmış sportif yaklaşım ve anlayışın futbola da hakim kılınacağı yeni bir çalışma ve sistemin kurulması ile mümkün olacaktır" dedi. Fenerbahçe nisan ayı Olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı, Fenerbahçe Spor Kulübü Faruk Ilgaz Tesisleri’nde yapılıyor. Toplantıya, Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu ve Divan Kurulu üyeleri katıldı. Sarı-lacivertli kulübün eski başkanı Aziz Yıldırım da toplantıya katılım sağladı. Toplantı saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Şekip Mosturoğlu: "Futbolda bir zihniyet değişikliği şarttır" Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, yaptığı konuşmada futbol takımının dün yaşadığı puan kaybına değinerek, son yıllarda ulaşılamayan başarıya dikkat çekti. Mosturoğlu, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde yaşanan elim hadise ile ilgili olarak Fenerbahçe camiası adına üzüntülerimi belirtmek istiyorum. Hayatlarını kaybeden öğretmenlerimiz, öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum. Olayda yaralananlara geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Bugün burada dün akşam yaşadığımız ve hepimizi derinden üzen maç sonucunun ardından bir araya gelmiş bulunuyoruz. Futbol takımımızın almış olduğu beraberliğin Süper Lig şampiyonluk yarışında ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz. Hepimiz çok üzgünüz, hayal kırıklığı yaşıyoruz. Oysa ki maçtan önce camia olarak şampiyonluk hedefine odaklanmış adeta tek yürek olmuştuk. Dün Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nda taraftarlarımızın oluşturduğu atmosferle takımımız skor olarak geriye düşmesine rağmen öne geçmiş ancak son saniyelerde taraftarımızı büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu sezon bu durum birden fazla yaşanmış, liderlik koltuğuna oturabilecekken geriye düşülmüştür. Halen şampiyonluk şansımız matematiksel olarak devam etmiş olsa da ipler maalesef bizim elimizde değil inisiyatif rakibimizin eline geçmiş durumda. Bugün bu tabloyu görmezden gelmek, küçümsemek yada olduğundan farklı göstermeye çalışmak ne bu kürsüye ne de bu camiaya yakışır. Taraftarımızın öfkeli olması da son derece doğaldır. Çünkü Fenerbahçe taraftarı her zaman kupa ister, şampiyonluk ister. Bu kulüp yenilmeyi kabul etmeyenlerin kulübüdür. Bu nedenle taraftarımızın yaşadığı hayal kırıklığını en derinden bizler de hissediyoruz. Elbette bu olumsuz sonuçların sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk sadece bir kişiye, bir gruba indirilemez. Yönetiminden, teknik heyetine, futbolcusundan tüm paydaşlarına kadar herkes bu sorumluluk hissiyatı içindedir. Bu durumun bütün sorumluluğu da sadece bu yönetime ait değildir. Yarıştığımız diğer bütün branşlarda ezici bir üstünlüğe sahipken neden futbolda bu seviyeye gelemiyoruz? Neden. Kulüpten kulübe değişen çifte standart kararları kabul etmiyor, bugün yaşadığımızla bunların normalleşmesini istemiyorum. Mücadele ettiğimiz diğer branşlarda ezici üstünlüğümüz ve başarımız sistemli şekilde inşa edilen istikrar ile sürdürülen bir anlayışın eseridir. Bu anlayışla sürekliliği sağlanan kadro ve teknik heyet istikrarıyla, mevcut takımın üzerine inşa edilen kadrolarla sürekli ve ezici başarılara ulaşılmıştır. Yarıştığımız diğer branşlarda bizi başarıya götüren bu dinamikler futbolda tam tersi şekilde çalışmaktadır. Teknik heyet ve kadroların her sezon yap-boz gibi değiştirilmesi futbolda sık tekrarlanan başarısızlıkların temel sebebidir. Bizim için futbolda bir zihniyet değişikliği şarttır. Bu da anlık hissi kararlarla değil, başarısı kanıtlanmış sportif yaklaşım ve anlayışın futbola da hakim kılınacağı yeni bir çalışma ve sistemin kurulması ile mümkün olacaktır" ifadelerini kullandı. Şekip Mosturoğlu konuşmasına şu şekilde devam etti: "Fenerbahçe tarihi boyunca zorlu dönemler yaşamış, ancak her defasında ayağa kalkmayı başarmış bir kulüptür. Bugün yaşadığımız hayal kırıklığı büyüktür, evet. Ama bu camianın gücü, tam da böyle zamanlarda ortaya çıkar. İçinde bulunduğumuz zorluklardan ancak ortak akılla çıkabilmemiz mümkündür. Bugün burada yapmamız gereken en önemli şey, birbirimizi yıpratmak değil; ortak aklı korumak olmalıdır. Eleştiri elbette olacaktır, olmalıdır da. Ama bu eleştirinin yapıcı olması, Fenerbahçe’ye zarar vermeyecek bir zeminde kalması hepimizin sorumluluğudur. Unutmayalım ki bu kulüp, en büyük gücünü birlikten alır. Ayrıştığımızda değil, omuz omuza durduğumuzda güçlüyüz. Bugün belki moralimiz bozuk, belki öfkeliyiz. Ancak unutmamamız gerekir ki camiamız, bizlerden tam da böylesine zor bir günde çözüm üretmemizi beklemektedir. Bu camia, mücadeleyi asla bırakmaz. Bugün üzülür, yarın yeniden ayağa kalkar. Çünkü Fenerbahçe’nin karakteri budur. Bugün yapılması lazım gelen ise hızla ayağa kalkmamızı sağlayacak fikir ve çözümleri üretmektir."
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:02
OYAK Pazarlama’dan ’Deprem Farkındalığı’ konferansı
OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen ’Deprem Farkındalığı’ konferansında konuşan İstanbul Vali Yardımcısı, Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul’un afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı bir hazırlık sürecinin yürütüldüğünü söyledi. İstanbul’da olası bir depreme karşı hazırlık çalışmaları, riskleri azaltmaya yönelik adımlar ve afet anında müdahale kapasitesini güçlendiren uygulamalar olmak üzere iki ana plan üzerinden yürütülüyor. OYAK Pazarlama tarafından düzenlenen ’Deprem Farkındalığı’ konferansında konuşan İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul’un afetlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için kapsamlı bir hazırlık sürecinin sürdüğünü vurguladı. OYAK Dragos Plaza’da düzenlenen konferansa; OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ve OYAK Pazarlama yöneticileri ev sahipliği yaptı. Programda ayrıca AFAD İstanbul İl Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ile deprem alanında uzman isimler de yer aldı. Valilikten İstanbul için iki ana afet planı Etkinlikte konuşan Hersanlıoğlu, kamu kurumlarının koordinasyonunun yanı sıra, kentsel dönüşümün desteklenmesi ve kurumsal iş birliklerinin artırılmasının önemine dikkati çekti. İstanbul genelinde çalışmaların iki temel çerçevede ilerlediğini belirten Hersanlıoğlu, bunların "afet risklerini azaltma planı" ile "afetlere müdahale planı" olduğunu ifade ederek, "Risklerin azaltılmasına yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürüyor. Afet müdahale planımızı ise sürekli güncelleyerek daha etkin hale getiriyoruz. Süreç, sahada uygulama ve takip boyutuyla ilerliyor." dedi. Her kurum için somut eylemler tanımlandığını ve bu eylemlerin düzenli takip mekanizmalarıyla izlendiğini kaydeden Hersanlıoğlu, afet anında müdahale kapasitesini artırmak amacıyla gönüllülük temelli arama-kurtarma çalışmalarının önemine işaret ederek, vatandaşların sürece katılımının kritik olduğunu ifade etti. Şirketin kurumsal kapasitesine de değinen Hersanlıoğlu, "Afet farkındalığı oluşmuş binlerce çalışanı olan bir yapının; afetlere dirençli Türkiye hedefiyle uyumlu biçimde organize edilmesi ve mevcut kaynaklarının bu doğrultuda hazır hale getirilmesi önemlidir" değerlendirmesinde bulundu. OYAK Pazarlama Genel Müdürü Yusuf Yenilmez ise konferansa ilişkin değerlendirmesinde, "Afetlere karşı hazırlık sadece kamu kurumlarının değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Şirket olarak, çalışanlarımızda ve paydaşlarımızda farkındalık oluşturmayı, bu alandaki bilgi ve hazırlık seviyesini artırmayı öncelikli görüyoruz. Bu tür çalışmalarla, olası afetlere karşı daha bilinçli ve hazır bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 10:47
Kadın A Milli Takımı, Sinop’ta İsviçre karşısında
Kadın A Milli Takımı, 2027 FIFA Kadınlar Dünya Kupası Avrupa Elemeleri B Ligi 2. Grup dördüncü maçında İsviçre ile karşılaşacak. 2027 FIFA Kadınlar Dünya Kupası Avrupa Elemeleri B Ligi 2. Grup’ta mücadele eden Kadın A Milli Takımı, bugün dördüncü maçına çıkıyor. 3-0’lık Malta ve 1-0’lık Kuzey İrlanda galibiyetlerinin ardından Zürih’te İsviçre’ye 3-1 mağlup olan Ay-Yıldızlılar, bugün Sinop Şehir Stadyumu’nda saat 19.00’da İsviçre’yi konuk edecek. Gruptaki diğer maçta Malta ile Kuzey İrlanda, saat 20.00’de Ta’Qali’de bulunan Centenary Stadyumu’nda karşı karşıya gelecek. Kadın A Milli Takımı, yarın kampını tamamlayarak İstanbul’a dönecek. 5 Haziran 2026 tarihinde Pendik Stadı’nda Kuzey İrlanda’yı ağırlayacak olan Milliler, 9 Haziran’da Malta ile deplasmanda karşılaşacak ve grup maçlarını tamamlayacak. Ay-Yıldızlılar, puan sıralamasına göre 2027 FIFA Dünya Kupası’na gidebilmek için 2 tur play-off karşılaşması oynayacak.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:12
Kendilerini polis ve savcı olarak tanıtıp 2 milyon liralık vurgun yaptılar
İstanbul Esenyurt’ta aynı gün içerisinde aradıkları iki yaşlı kadını, polis ve savcı olduklarını söyleyerek kandıran şüpheliler, 2 milyon 140 bin liralık vurgun yaptı. İhbar üzerine harekete geçen polis ekipleri şüphelilerden R.A'yı gözaltına aldı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 12:10
Beşiktaş’taki oto galerideki kundaklama olayı ile ilgili 11 şüpheli gözaltına alındı
İstanbul Beşiktaş’ta araç kiralama şirketi önündeki lüks araçların kundaklandığı ve şirket sahibinin villasının kurşunlandığı olayında yeni gelişme yaşandı. Olayı gerçekleştiren ve bağlantılı oldukları öğrenilen 11 şüpheli gözaltına alındı. Olay, önceki gün saat 04.30 sıralarında Beşiktaş Balmumcu Mahallesi Barbaros Bulvarı üzerinde bulunan 4 katlı binanın giriş katında bulunan oto galeride meydana gelmiş, park halindeki lüks otomobilde başlayan yangın diğer 14 araca da sıçrayarak büyümüştü. İhbar üzerine olay yerinde gelen çok sayıda itfaiye ekibi, yangını yaklaşık 1 saatlik çalışması sonucunda söndürmüştü. Yangında 15 otomobil büyük ölçüde hasar almıştı. Kundaklama olayının ardından şüpheliler, iş yeri sahibinin Levent Mahallesi’ndeki villasına giderek silahla ateş açtı. Olayla ilgili incelemeler sürerken, olayı gerçekleştiren ve bağlantılı oldukları öğrenilen 11 şüpheli polis ekiplerinin yaptıkları operasyonla yakalanarak gözaltına alındı. Operasyonda olayda kullanılan 2 motosiklet ele geçirildi. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:57
Zeytinburnu’nda gece saatlerinde hareketli dakikalar: Tekstil atölyesindeki yangın paniğe yol açtı
İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan bir tekstil atölyesinde gece saatlerinde çıkan yangın paniğe yol açtı. İtfaiye ekiplerinin müdahalesi ile söndürülen yangında can kaybı ve yaralanma olmazken, yangın nedeniyle atölyede maddi hasar meydana geldi. Yangın, gece saat 23.30 sıralarında Zeytinburnu Nuripaşa Mahallesi 15. Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre bina girişinde bulunan bir tekstil atölyesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Çevredeki dumanları fark eden vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin yaptıkları müdahalede yangın kontrol altına alınarak soğutma çalışması yapıldı. Gece saatlerinde sokak üzerinde yaşanan panik, itfaiye ekiplerinin yangını tamamen söndürmesinin ardından sona erdi. Yangında can kaybı ve yaralanma olmazken, tekstil atölyesinde maddi hasar meydana geldi. Yangın ile ilgili inceleme sürüyor.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:54
Sultanbeyli’de uyuşturucu operasyonu: 343 bin adet hap ele geçirildi
Sultanbeyli’de düzenlenen uyuşturucu operasyonunda 343 bin adet sentetik ecza hap maddesi ele geçirilirken, şüpheli adli kontrolle serbest bırakıldı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nce, Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün katılımıyla, narkotik madde ticaretine yönelik çalışmalar yürütüldü. Çalışmalar kapsamında 5 Nisan’da Sultanbeyli ve Çekmeköy ilçelerinde 1 ikamet ve 1 depoya gerçekleştirilen operasyonda 1 şüpheli şahıs yakalanarak gözaltına alındı. Yapılan aramalarda; 343 bin adet sentetik ecza hap maddesi, 3 adet uyuşturucu imalatında kullanılan makine ve çok sayıda boş kapsül ele geçirildi. Konu ile ilgili yakalanan şüpheli şahıs hakkında "TCK 188" suçundan adli kontrol hükümleri uygulandı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:47
Esenler Belediyesinin faaliyet raporuna tam not
Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, 2025 yılı Faaliyet Raporu’nu Belediye Meclisi’nde açıkladı. Faizsiz belediyecilik anlayışı, gelir fazlası bütçe yönetimi, güçlü öz kaynak yapısı ve şeffaf ihale süreçlerinin öne çıktığı sunumda Göksu, kentsel dönüşüm çalışmaları ve vatandaş memnuniyetine de vurgu yaptı. Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, 2025 yılı Faaliyet Raporu’nu Belediye Meclisi’nde kamuoyuyla paylaştı. Toplantıda sunum yapan Göksu, Türkiye’de örnek belediyecilik hizmetlerine imza attıklarını ve Esenler’in talihini ve talihini değiştiren bir yönetim anlayışıyla çalışmaları sürdürdüklerini ifade etti. Sunumda, faizsiz belediyecilik, geliri giderden fazla bütçe, öz kaynak gelirlerinin yüksekliği, ihalelerin şeffaflığı, kentsel dönüşüm ve vatandaş memnuniyeti ön plana çıktı. Sıfır faizle hizmet üreten model Faaliyet raporunun en önemli açıklamalarından biri Esenler Belediyesi’nin "faizsiz belediyecilik" anlayışıyla hiçbir faiz ödemeden hizmet üreten bir model ortaya koyması oldu. Başkan Göksu, belediye bütçesinden hiç faiz ödemesinin yapılmadığını, bu konuda önemli bir çalışmaya imza attıklarını söyledi. Giderinden fazla gelir üreten mali yapı Esenler Belediye Başkanı Göksu belediyenin gelirinin gideri karşılama oranı yüzde 106,72’ye ulaştığını da açıkladı. Bu oranla Esenler Belediyesinin giderinden fazla gelir üreten güçlü bir mali yapıya sahip olduğunu ortaya koydu. Gelirler öz kaynaktan Belediyenin bütçe yapısına ilişkin de bilgi veren Göksu, gelirlerin yaklaşık yüzde 70’inin öz gelirlerden oluştuğunu, yalnızca yüzde 30’unun diğer kaynaklardan sağlandığını belirtti. Ayrıca belediyenin taşınmaz varlığının 192 milyar TL seviyesine ulaştığını açıkladı. İhalelerin yüzde 99.3’ü açık ihale Şeffaflık konusunda da dikkat çeken Başkan Tevfik Göksu, Esenler Belediyesi tarafından gerçekleştirilen ihalelerin yüzde 99,3’ünün açık ihale yöntemiyle yapıldığını, yalnızca yüzde 0,7’sinin doğrudan temin yoluyla gerçekleştirildiğini ifade etti. Başkan Göksu Belediye kanununda yer alan yüzde 10’luk doğrudan temin sınırına yaklaşılmadığını belirterek bu tablonun hesap verebilir ve şeffaf yönetim anlayışının bir sonucu olduğunu vurguladı. Bir yılda 2 bin 65 iş kalemi Esenler Belediyesinin bir yıl içinde toplam 2 bin 65 iş kalemini hayata geçirdiğini belirten Göksu, performans hedeflerinin yüzde 97,63 oranında gerçekleştirildiğini de dile getirdi. Kentsel dönüşüme 112 milyar lira Türkiye’nin en büyük kentsel dönüşüm projesini hayata geçirdiklerini ve bugüne kadar Esenler’de 65 bin konutun dönüştürüldüğünü açıklayan Esenler Belediye Başkanı Göksu, bu süreçte toplam 112 milyar TL’lik yatırım yapıldığını ifade etti. Göksu, dönüşüm projeleriyle birlikte otopark yatırımları ve "güvenli şehir" uygulamalarıyla da ilçenin çehresinin önemli ölçüde değiştiğini kaydetti. Vatandaş memnuniyeti yüzde 98,73 Faaliyet raporu sunumunda önemli bir araştırmaya da dikkat çeken Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu "Yapılan araştırmalara ve Esenler Belediyesi Toplumsal İletişim Merkezi verilerimize göre vatandaşlarımızın memnuniyet oranı yüzde 98,73 seviyesine ulaştı. Bu sonuç ilçemizde gerçekleştirdiğimiz belediyecilik hizmetlerinin sahadaki karşılığını gösteriyor" şeklinde konuştu. Esenler Belediyesi tüm denetimlerden geçti Esenler Belediyesinin her daim denetlendiğini de ifade eden ve bu denetim süreçlerinden de başarıyla geçtiğini belirten Göksu, 2019, 2020 ve 2021 yıllarında Sayıştay denetimlerinden, 2024 yılında ise 2020 - 2024 yıllarını kapsayan Mülkiye Müfettişleri teftişinden geçtiklerini, 2025 yılı içerisinde de Sayıştay denetimlerinin tamamlandığını ifade etti.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:23
İş Bankası’ndan dijital turizm platformu
Türkiye İş Bankası ve iştiraki Softtech iş birliğiyle geliştirilen FINinTEK Dijital Turizm Platformu; acenteleri, otelleri, tedarikçileri ve finansal kuruluşları tek bir dijital çatı altında buluşturuyor. Turizm; doğası, tarihi ve kültürel mirası, sağlık, gastronomi, kongre, yayla ve kış turizmi gibi alanlarda sahip olduğu güçlü potansiyeli ile Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında yer alıyor. Sektörün taşıdığı potansiyelin sürdürülebilir büyümeye daha fazla katkı sağlayabilmesi için süreçlerin, verimliliği artıracak ve değişen ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde bütüncül yöntemlerle teknolojiyle, dijital uygulamalarla entegre olması önemli. Turizmi stratejik öncelikleri arasında gören Türkiye İş Bankası da iştiraki Softtech ile birlikte FINinTEK Dijital Turizm Platformu’nu geliştirdi. Acentelerin ana firma olarak konumlandırıldığı platform, ilk olarak Setur ile hayata geçirildi. Acentelerle otelleri, tedarikçileri ve finansal kuruluşları tek bir çatı altında buluşturan platform, tarafların işlemlerini uçtan uca dijital olarak tek bir yerden yürütmelerini sağlıyor. FINinTEK’in tanıtımı, Türkiye’de bir ilk olan İş Bankası’nın Antalya’da açtığı Turizm İhtisas Şubesi’nde gerçekleştirildi. Maliyetler azalırken süreçler dijital ortamda şeffaf bir şekilde izlenebilecek Yapılan açıklamaya göre, kapalı bir ekosistem yapısıyla faaliyet gösterecek olan Platforma otellerin başvuruları, acente onayı ve kontrolünün ardından Bankaya iletilecek. Böylelikle hem acenteler çekle ön ödeme yapma maliyetinden kurtularak süreçlerini daha verimli hale getirecek hem de tüm akışın dijital ortamdan takip edilmesi sağlanmış olacak. Platforma özel hazırlanacak kampanyalar ile oteller, acente garantörlüğü ya da alacak temlikiyle finansmana ulaşırken, acentelerin otellere yapacağı sezon öncesi avanslar ve yurt dışından sağlanacak finansal kaynaklar da Platform üzerinden sunulabilecek. Taraflar arasındaki iş akışlarını hızlandıran Platform ile operasyonel maliyetler azalırken süreçler dijital ortamda şeffaf bir şekilde izlenebilecek. "Turizmde dijital ürün ve hizmetler için hazır bir altyapı" Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, turizm ekosistemindeki paydaşların süreçlerini uçtan uca dijitalleştiren FINinTEK’in, bundan sonra açık bankacılık ve servis bankacılığı uygulamalarıyla geliştirecekleri dijital ürün ve hizmetler için de güçlü bir altyapı sunduğunu söyledi. Turizmin ülkemiz ekonomisi için sadece gelir kalemi değil stratejik kaldıraç alanlarından biri olduğunun altını çizen Yılmaz, "Sektör; istihdamın geniş tabana yayılmasından döviz girdisiyle cari açığın daraltılmasına, bölgesel kalkınmaya kadar ekonomik aktivitenin kritik direnç noktalarından biri haline geldi. Biz de bir taraftan turizme yönelik finansal destek mekanizmalarımızı genişletirken bir taraftan da sektörün güven ve hıza dayalı dijital dönüşümünde daha fazla rol üstlenmek istiyoruz. FINinTEK’in finans ve teknolojiyi bir araya getiren dijital altyapısıyla turizm sektörüne daha fazla katkı sağlayacağımıza inanıyoruz" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:20
Migros, gıda israfı azaltma hedefinin 5 yıl önüne geçti
Migros, sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında gıda israfını azaltmaya yönelik yürüttüğü çalışmalarla, 2030 yılı taahhüdüne 2025 yılında ulaşmayı başardığını duyurdu. Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın, gıda israfı azaltma hedeflerinin 5 yıl önüne geçtiklerini söyledi. Migros, gıdadaki kayıpların ve israfın azaltılması için ortaya koyduğu kalıcı ve sürdürülebilir çözümlerle ekonomiye katkı sunmaya devam ediyor. Gıda imha tonajlarının gıda tedarik tonajına oranını 2030 yılına kadar 2018 baz yılına göre yüzde 50 oranında azaltmayı hedefleyen şirket, 5 senede yüzde 55,36’lık bir azaltım elde etti ve böylece hedefine 5 yıl öncesinden ulaşmış oldu. 180 milyon öğünlük gıdanın kurtarılması sağlandı Şirket, yürüttüğü gıda israfıyla mücadele çalışmalarıyla bugüne kadar yaklaşık 180 milyon öğünlük gıdanın kurtarılmasını sağladı. Şirket, gıda israfıyla mücadele için operasyonel süreç ve araçların optimizasyonu, son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin indirimli satışı, gıda bağışı gibi birçok yöntem kullanıyor. Sadece 2025 yılında indirimli satış ile israf olmaktan kurtarılan gıdalarla 32 Migros Jet mağazasının yıllık cirosuna denk gelen bir tasarruf sağlayarak hem çevresel hem de ekonomik değer oluşturdu. "Atığı önlemek için operasyonlarımızın tamamını gözden geçirdik" Migros Genel Müdürü Mustafa Bartın, "Gıda israfıyla mücadele çalışmalarımıza sipariş, stok ve lojistik süreçlerimiz başta olmak üzere operasyonlarımızın tümünü gözden geçirerek başladık. Tamamen kendi yazılımlarımız akıllı algoritmalar ile geçmiş satışlar, mevcut stoklar ve talep tahminlerini analiz edip sipariş miktarlarının doğru belirlenmesini sağladık. Böylece ilk etapta stoktan kaynaklanan kayıpların önüne geçtik. İndirim uygulamaları, gıda bankalarıyla iş birlikleri ve biyogaz çalışmaları sayesinde bugüne kadar 180 milyondan fazla öğünlük gıdanın kurtarılmasına katkı sağladık. Gıda atıklarının azaltılması için sadece kendi operasyonlarımızda değil, değer zincirinin tamamında çalışmalar yaptık" dedi. Önceliği her zaman israfı kaynağında azaltmaya verdiklerini belirten Bartın "Ürünün tarladan müşteriye ulaşma sürecinde perakendeciler tam ortada. Ürün arzının sürekliliğini sağlayabilme, sözleşmeli alımla üreticinin desteklenmesi ve ürünün perakendecilerle sanayii arasında tek elden dağılımı ile israfı azaltarak gıda fiyat artışlarıyla mücadelede önemli katkılar sağlayabiliriz. Tüketim sürecinde de küçülen aile yapılarına özel raftaki ürün segmentasyonun değişimi ile porsiyon bazlı dönüşüm, gıda israfının önlenmesinde hızlı adımlar atmamızı sağlayacak etmenler" dedi. Gıda hiyerarşisi ile israfla mücadele Yapılan açıklamaya göre şirket, gıda hiyerarşisini baz alarak gıdaların atık olmaması için son tüketim tarihi yaklaşan ürünler ile olgun meyve ve sebzeleri, mağazalarında yüzde 25, yüzde 50 ve yüzde 75 oranında indirimlerle müşterilerine sunuyor. ‘Gıdaya Saygı’ projesi kapsamında, dijital platformlar üzerinden gıda bankalarına ve sosyal marketlere yönlendiriyor. Sadece bağış çalışmaları ile bugüne kadar 30 bin tona yakın gıda ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Ayrıca, 2014 yılından bu yana yürütülen "Kalan Tazeler Küçük Dostlarımıza" projesi ile son kullanım tarihi aynı gün dolan gıdalar, dernekler vasıtasıyla barınaklara ulaştırılıyor ve hayvanların beslenmesine destek sağlanıyor.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:20
"Türkiye finans teknolojilerinde Avrupa’yı geride bıraktı"
Innovance Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey millî yazılımın önemini belirterek, "Bankacılık teknolojilerinde güçlü bir yetkinliğe sahibiz. Türkiye’de geliştirdiğimiz çözümleri Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlara taşıyoruz" dedi. OYAK’ın Girişim Sermayesi yatırımları arasında yer alan Innovance, başta finans sektörü olmak üzere farklı endüstrilere sunduğu uçtan uca teknoloji çözümleriyle dikkat çekiyor. Innovance’in Kurucusu ve Genel Müdürü Yusuf Ürey, Türkiye’de geliştirdikleri yerli çözümleri Avrupa başta birçok pazara ihraç ettiklerini belirterek, her türlü bankayı sıfırdan hızlı bir şekilde kurabildiklerini söyledi. Yusuf Ürey, Türk mühendislerinin teknoloji alanındaki yetkinliğini ve global ölçekte elde edilen başarılarını değerlendirdi. Forbes Türkiye’nin "Girişim 2026 Listesi"nde zirvede yer alan Innovance’in vizyonu anlatan Yusuf Ürey, Türkiye’nin özellikle finans teknolojilerinde önemli bir yetkinlik kazandığını ve yerli teknoloji geliştirmenin stratejik bir zorunluluk haline geldiğini bildirdi. Yusuf Ürey, yüz tanıma sistemlerinden dijital cüzdana kadar tüm süreçlerde dünyanın teknoloji devleriyle yarışan Türk mühendislerinin bankacılık teknolojisi millîleştirerek önemli bir küresel başarıya imza attıklarını dile getirdi. "Dört farklı banka türünü sıfırdan süratli bir şekilde kurabiliyoruz" Türk mühendislerinin finans teknolojilerindeki yüksek yetkinliğine dikkat çeken Yusuf Ürey, "Klasik banka, dijital banka, yatırım bankası ve katılım bankasını sıfırdan çok hızlı bir şekilde kurabiliyoruz. Bunu sadece Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde hayata geçirebiliyoruz. Bu bizim önemli rekabet avantajlarımızdan biri" dedi. Yusuf Ürey, Innovance olarak "Mobil Bankacılık", "ATM", "Çağrı Merkezi", "Yüz Tanıma Sistemleri", "e-Cüzdan" ve "KYC" çözümleri gibi sektörün tüm ihtiyaçlarını kapsayan ve kendi veri tabanı sistemlerini geliştiren bir yapıya sahip olduklarını aktardı. "Tek Sözleşme modeli ile zamandan ve maliyetten tasarruf sağlıyoruz" Büyük ölçekli projelerde yaşanan entegrasyon zorluklarına Türk mühendisleri olarak geliştirdikleri inovatif yaklaşımla çözüm getirdiklerini belirten Yusuf Ürey, sektöre kazandırdıkları "Tek Sözleşme" modelini şu sözlerle anlattı: "Geleneksel sistemde büyük projelerde birçok firmanın ürününü entegre etmek gerekiyor. Sözleşme yönetimi uzun ve meşakkatli oluyor. Bir hata çıktığında firmalar arasında sorumluluk paylaşımı zorlaşabiliyor. Biz bu süreci ’Tek Sözleşme’ modeliyle sadeleştiriyoruz. Veri tabanı sistemlerinden temel bankacılığa, dijital kanallardan regülasyon süreçlerine kadar tüm sorumluluğu üstleniyoruz. Müşteri tek bir şirketle muhatap oluyor. Bu modelin en büyük avantajı süre kazandırmasıdır. Süre eşittir maliyet. Müşterimizin harcayacağı parayı azaltıyor, kazanacağı parayı artırıyoruz." "Türkiye teknoloji üretiminde güçlü bir konumda" Türkiye’nin yazılım, veri ve güvenlik alanlarında önemli bir gelişim kaydettiğinin altını çizen Yusuf Ürey, Avrupa ile yapılan kıyaslamalarda Türkiye’nin net bir ara farkla önde olduğunu vurguladı. Ürey, "Hizmet ve servis kalitemiz, teknolojimiz ve bilgi birikimimizle güçlü bir konumdayız. Avrupa’da bazı köklü sistemlerin dönüşümü zaman alırken, Türkiye daha çevik yapısıyla yeni teknolojilere daha hızlı adapte olabiliyor. Bu da uluslararası projelerde önemli bir avantaj sağlıyor" dedi. Türk girişimcilerin yurt dışındaki sürdürülebilir başarısının sırrını "adaptasyon" olarak tanımlayan Ürey, "Türk insanına her zaman güvenin. Bizim insanımızın inanılmaz yüksek bir adaptasyon kabiliyeti var. Doğa kanunları gereği gittiğiniz yere alışmazsanız başarısız olursunuz; biz bu esnekliğe ve güce sahibiz" diye konuştu. "Teknolojide dışa bağımlılık, bir millî güvenlik sorunu" Millî yazılımın öneminin günümüz dünyasında daha net anlaşıldığını belirten Yusuf Ürey, stratejik bağımsızlık konusunda şöyle konuştu: "Devletin kritik birimlerine yaptığımız projelerde yabancı ürünlere olan ihtiyacı azaltıyoruz. Datanızın ve tüm güvenliğinizin size ait olması, yerli ve millî olması büyük önem taşıyor. Küresel gelişmeler, teknolojide dışa bağımlılığın risklerini de daha görünür hale getirdi. Bu nedenle kritik sistemlerde kendi teknolojimizi geliştirmek stratejik bir gereklilik." "Türkiye’nin teknolojisi Avrupa içlerine yayılıyor" Almanya’da OYAK Anker Bank’ın teknoloji dönüşümünü başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Yusuf Ürey, burada kazandıkları güçlü Avrupa bankacılık deneyimi sayesinde bugün İtalya, Hollanda ve Almanya’nın farklı bölgelerinde yeni müşteriler kazanarak Türkiye’nin teknoloji ihracatına katkı sağlamayı sürdürdüklerini sözlerine ekledi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 11:02
Eti Karam’ın yeni reklam yüzü Ulaş Tuna Astepe oldu
ETİ Karam, yeni reklam filmini duyurdu. Filmde, oyuncu Ulaş Tuna Astepe’nin ilk kez bir reklam projesinde kamera karşısına geçtiği belirtildi. Bitter çikolata kategorisinin önde gelen markalarından ETİ Karam, yeni reklam filmini duyurdu. Filmde; Ulaş Tuna Astepe meşhur Karam koltuğuna oturduğunda, aslında yönetmene hiç gerek olmadığını fark ediyor. Çünkü sahnenin gerçek yöneticisi ETİ Karam’ın kendisi oluyor. ETİ Karam, oyuncuyu yönlendirirken izleyiciye de alışılmışın dışında, çarpıcı bir anlatı sunuyor. Filmin finalinde ise Ulaş Tuna Astepe, "Çikolatanın hası, ETİ Karam hazzı" cümlesini kuruyor. Yapılan açıklamaya göre; Türkiye’nin en çok rating alan dizilerinden birinin başrol oyuncusu olan ve performansıyla büyük bir hayran kitlesi bulunan Ulaş Tuna Astepe, ilk reklam filmi anlaşmasını ETİ Karam ile yaptı. Astepe reklam filmiyle ilgili olarak "ETİ, çocukluğumdan beri mutluluğun paylaştıkça arttığını bana hissettirmiştir. Sevdiğim ve güvendiğim bir marka olan ETİ ile çalışmak benim için ayrı bir anlam taşıyor. İlk reklamımda doğru projede yer aldığımı bilmek önemliydi. ETİ Karam özel bir marka ve bana bu duyguyu çok güçlü bir şekilde yaşattı" dedi.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:58
Havacılığın görünmez kahramanları: Sınır hattında sağlık nöbeti tutanlar
İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ikinci bölümünde, terminalin küresel bir sağlık kalesi olduğunu kanıtlayan Dr. Özlem Gündüz’ün 18 yıllık mesleki yolculuğunu ekranlara taşıyor. Adını dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’den alan ve bu mirası toplumsal cinsiyet eşitliği vizyonuyla geleceğe taşıyan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG), ilham veren dijital arşiv projesi "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" belgesel serisinin ilk bölümünde Pegasus Hava Yolları’nın A320 pilotu Seda Saygı Aktaş’ın yaşam ve kariyer öyküsüne yer vermişti. Serinin ikinci bölümünde izleyici; havalimanının adeta ’kurumsal hafızası’ haline gelen Dr. Özlem Gündüz’ün hikayesine tanıklık ediyor. Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı Sabiha Gökçen Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezi’nde (SDM) 18 yıldır aralıksız görev yapan Gündüz, Sabiha Gökçen’in haftada tek uçuştan yılda 48 milyon yolcuya uzanan o devasa dönüşümünü profesyonel bir hafıza ve eşsiz bir perspektifle aktarıyor. 7-13 Nisan Dünya Sağlık Haftası’na özel olarak hazırlanan bu yayında, Sağlık Denetleme Merkezleri’nin havacılık ekosistemindeki stratejik ağırlığı mercek altına alınıyor. Havalimanı Sağlık Denetleme Merkezleri’nin, bilinen poliklinik rutinlerinden farklı olarak küresel risklere karşı birer denetim otoritesi gibi çalıştığını vurgulayan Gündüz, uluslararası giriş-çıkışlardaki sınır sağlığı hizmetlerinin sivil havacılıktaki hayati konumuna dikkat çekiyor. Havalimanında sağlıkçı olmak: "Tanınır değiliz" Uluslararası havalimanlarında küresel salgınlara karşı ‘sağlık nöbeti’ tuttuklarını belirten Dr. Özlem Gündüz, mesleki kimliklerinin sadece klinik bir hizmetten ibaret olmadığını şu sözlerle ifade etti: "Havalimanında sağlıkçı olduğumu söylediğim zaman, insanlar öncelikle poliklinik yapan, yolcuya bakan bir iş yaptığımı düşündüler. Ama böyle olmadığını anlayınca herkes bir şaşırdı. Ciddi bir iş yapıyoruz ama tanınır değiliz... Topluma böyle bir birim olduğunu belirtmemiz gerekiyor." Sağlığın havacılık ekosistemindeki hayati önemine vurgu yapan Dr. Özlem Gündüz, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bünyesindeki merkezlerin, Türkiye’nin dünyaya açılan kapılarında kritik birer ’sağlık sınır bekçisi’ olduğunu ifade etti. Gündüz, havalimanındaki vatandaşların güvenliği için yürütülen gece-gündüz mesaisini şu sözlerle aktardı: "Merkezimiz, doğrudan halk sağlığına hizmet eden, bu alanda risk yönetimi yapan bir otoritedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün toplum sağlığı açısından risk oluşturabilecek hastalıklara ilişkin bildirimlerini takip ediyor; genel müdürlüğümüzün yönlendirmeleri doğrultusunda muhtemel riskler için önlemler alıyoruz. Olağan dışı durumlarda ise halk sağlığı acil durum planımızı devreye alarak gerekli bilgilendirme ve müdahaleleri gerçekleştiriyoruz." Gündüz, havacılığın dinamizmini bozmadan sağlık standartlarını en üst seviyede tutmak için çalıştıklarını, tüm SDM’lerde halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü senaryoya karşı hazırlıklı bir müdahale birimi olarak hizmet verildiğini aktardı. Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri Sadece bir hekim değil, sınır hattında sağlık nöbeti tutan kurumsal bir hafıza! Dr. Özlem Gündüz, 18 yıldır görev yaptığı Sabiha Gökçen’de, Havalimanının "beyni" olarak adlandırılan Güvenlik Komisyonu’ndaki iki kadından biri olarak kadın vizyonunun terminal operasyonlarına kattığı eşsiz değeri anlatıyor. "Güvenlik Komisyonu’nda birçok kurum amiri erkek arkadaşımız var. Biz iki kişiyiz. Orada kadın olmak, kadınları temsil etmek çok gurur verici. Burası ciddi kararlar alan bir komisyon. Orada kadın olarak, o maskülen ortama bir yumuşaklık kattığımızı söyleyebilirim. Konuları ve olayları değerlendirirken belki biraz daha sezgisel, empatik yaklaşıyor olabiliriz - onun katkısı olabilir diye düşünüyorum." Kadınların havacılıktaki rolünün önemine de değinen Gündüz, "Kadınlar, birçok sektörde olduğu gibi havacılıkta da önemli birer aktördür. Cumhuriyet tarihimizde azmin ve cesaretin sembol isimlerinden biri olan Sabiha Gökçen’in izinden giden kadınlar olarak, eşitliğin olduğu yerde sınırın olmadığına inanıyoruz. Sabiha Gökçen Havalimanı Güvenlik Komitesi’nde kadını temsil etmek bizim için gurur verici. Biz kadınlar, karar alma ve değerlendirme süreçlerinde sezgisel yaklaşımımızla fark oluşturuyoruz. Sorumluluk ve ekip bilinci, iş anlayışımızın merkezinde yer alıyor. Sabiha Gökçen gibi alanında öncü bir kadının ismini alan ve onun ilkelerini benimseyen bir havalimanında görev almak büyük bir onur kaynağı. Cesaret ve azimle yol alan bütün kadınların, birikimlerini artırdıklarında, vazgeçmeden çalıştıklarında hedeflerine ulaşacağına inanıyorum." Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü’ne bağlı olan Sağlık Denetleme Merkezi, havalimanı operasyonlarının ayrılmaz bir parçası olarak, yolcu hareketliliğinin yoğun olduğu bu kritik noktada kesintisiz hizmet sağlıyor. Merkez; gerekli durumlarda yolcu taramaları, muhtemel risklerin erken tespiti ve acil durumlarda anında müdahale, bulaşıcı hastalıkların yayılımını önleme gibi durumlarda önemli bir rol üstleniyor. Havacılıkta sınır tanımayan kadınlar Kadınların iş hayatındaki dönüştürücü gücünü simgeleyen bir mirasın taşıyıcısı olan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (İSG), havacılığa yön veren kadınların ayak izini geleceğe taşımaya devam ediyor. Dünyanın ilk kadın savaş pilotu Sabiha Gökçen’in ismine yakışır şekilde cinsiyet ve fırsat eşitliğini savunan İSG, sektördeki güçlü kadın temsiliyle geleceğin liderlerine ilham oluyor. Havacılık sektöründe her biri kariyerinde büyük başarılar elde etmiş ve fark oluşturmuş lider kadınlar, "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesiyle kariyerine yön vermek isteyen kadınlara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, havacılık sektöründe fark oluşturan lider kadınların başarı öykülerini birer rol model anlatısına dönüştürüyor. Terminal operasyonlarından uçuş süreçlerine, teknik hangarlardan stratejik karar merkezlerine kadar geniş bir yelpazede görev alan 12 kadının hikâyesi, sadece bir kariyer yolculuğunu değil; karşılaşılan zorlukları, aşılan dönüm noktalarını ve kazanılan zaferleri mercek altına alıyor. Bu belgesel serisi, rakamların ve istatistiklerin ötesine geçerek, toplumsal bir dönüşümün dijital hafızasını oluşturuyor. Farklı görev alanlarından kadın profesyonellerin kariyer yolculuklarını, karşılaştıkları zorlukları, dönüm noktalarını ve başarılarını anlatan belgesel serisi; istatistiklerin ötesinde, azim ve cesaret dolu hikayelerden oluşuyor. Havacılıkta kadın emeğini görünür kılmayı hedefleyen yapımlar, aynı zamanda genç kuşaklara rol model oluyor. "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar", havacılık dünyasında kendi hikâyesini yazmak isteyen tüm kadınlara rehberlik ederken; emeği görünür kılan, kalplere dokunan ve toplumsal farkındalığı zirveye taşıyan bir vizyon sunmaya devam ediyor. Havacılık ekosisteminin her alanında, terminalden kuleye, teknik hangarlardan operasyon merkezlerine kadar her noktada emeği, zekası ve azmiyle fark oluşturan kadınların hikayelerinin mercek altına alındığı "Havacılıkta Sınır Tanımayan Kadınlar" projesi, yalnızca bir kariyer anlatısı değil, toplumsal bir dönüşümün dijital arşivi olarak dikkat çekiyor.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:49
Üsküdar’da mahkemeyi kazandılar, inşaatı durduramadılar
Üsküdar Belediyesi sınırlarında devam eden bir inşaatla ilgili vatandaşlar, mahkeme kararlarına rağmen çalışmaların sürdüğünü iddia ederek duruma tepki gösterdi. Bölgede yaşayan vatandaşlar, açtıkları davaları kazanmalarına rağmen inşaat faaliyetlerinin durmadığını söyleyerek yaşanan hukuk tanımazlığı dile getirdi. Üsküdar’da Asra Grup Mimarlık Yapı Yatırım Anonim Şirketi tarafından inşaat çalışmaları nedeniyle vatandaşlar ve şirket mahkemelik oldu. İddiaya göre, parselasyon ve yapılaşma sürecine karşı vatandaşlar tarafından dava açıldı. Görülen duruşmalar sonucunda mahkemeden yürütmeyi durdurma ve ruhsat iptali yönünde karar çıktı. Ancak bu kararlara rağmen inşaat çalışmalarının devam ettiği ileri sürüldü. Mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen çalışmaların sürdüğünü dile getiren mahalle sakinleri, bölgede yaklaşık 30 kişinin risk altında yaşadığını belirterek yaşanan durumu gözler önüne serdi. "Mahkeme kararına rağmen yeniden encümen kararı alındı" Vatandaşlardan Lütfü Karadoğan, mahkeme kararlarının belediyeye tebliğ edilmesine rağmen inşaatın durmadığını iddia ederek, "Sinem Hanım ve Nazım Beyle birebir görüştük ve kendileri bize şu ifadede bulundu: ’Mahkemeliksiniz, dolayısıyla Üsküdar Belediyesi ve vatandaş bir mahkeme yoluna gitmiş, mahkeme sonucunda çıkacak kararlara saygı duyacağız. Ama elimizden bir şey geliyorsa, eğer bir haksızlığa uğramışsanız bu parselasyon konusunda, elimizden geleni yapacağız.’ Biz bu sözü aldık; encümen kararları iptal oldu, yürütme durduruldu. Ama mahkemenin vermiş olduğu kararlara rağmen tekrardan encümen kararı alarak inşaata yapı ruhsatı vermek suretiyle müteahhit firmaya çalışmalarını tüm hızıyla devam ettirdi. 2 Nisan’da aldığımız inşaatın durdurulmasıyla ilgili kararımız şu anda burada. Buna rağmen 5 gündür çalışmaktalar. Tebligat ulaştı, mahkemece de tebliğ edildi Üsküdar Belediyesi’ne ’burası duracak’ diye; burası durmuyor, hala çalışılıyor tüm hızıyla." "Beş dava açtık, beşini de kazandık" Bir diğer vatandaş Hayrettin Bayhatun, "Baştan sona bir hukuk tanımazlık var. Beş ayrı dava açtık ve hepsini kazandık. Ancak hiç mahkeme kararı yokmuş gibi inşaat devam ediyor" ifadelerini kullandı. "’Başkan ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz’ dedi, çözmedi" Mahalle Muhtarı Kadir Uğurtay ise hem muhtar hem de vatandaş olarak mağdur olduğunu belirterek, sürecin usule uygun yürütülmediğini öne sürdü. Konuya ilişkin Uğurtay, şu ifadeleri kullandı: "Hem muhtar olarak hem de bir vatandaş olarak mağdur durumdayım. Her şey usulüne göre yapılsaydı bugün bu sorunlarla karşılaşmazdık. 9 dönüm bir yerde yüzde 50.1 muvafakatname almadan belediye böyle bir parselasyon yaptı. Ben muhtarlığımı bir kenara bırakıp bir vatandaş olarak Sinem Hanım’la üç kez görüştüm. Her defasında bana dedi ki, ’Biz buradaki mağduriyeti çözeceğiz.’ Çözmedi. Bir senedir benim evim uçurumda duruyor. Orada yaşayan yaklaşık 30 tane kişi var. Allah korusun bir deprem olsa ya da yağmurdan dolayı bir kayma olsa hepimiz çökeceğiz. "Ruhsat durduruldu ama belediye tekrar encümen kararı aldı" Yapılan yanlış parselasyon nedeniyle kentsel dönüşüm konusunda da sıkıntı yaşadıklarını dile getiren Uğurtay, "Üsküdar Belediyesi ilk göreve geldiğinde ’Burada kanunsuz işler döndüğünü, burada yapılan imarla alakalı sıkıntıların olduğunu’ söylemişti; ’Biz bunlara karşı duracağız’ demişti. Durdu mu? Durmadı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı alet ettiler bu işe. İçişleri Bakanlığı’na yazı yazdılar ’Buranın güvenliğini almamız lazım, dolguları yapmamız lazım’ diye ama yine dolgu yapılmadı. 5 aydır inşaat çalışıyor. Burada yaklaşık 8 tane dava açtık. Biz dava açıyoruz, onlar encümen kararı alıyor. Onlar ruhsat alıyor, biz tekrar ruhsat davası açıyoruz ve her açtığımız davada da biz kazanıyoruz. Ruhsatı durduruldu mahkemelerce, encümen kararları iptal oldu ama yetmedi, belediye tekrar encümen kararı aldı. Biz kimsenin mağdur olmasını istemiyoruz. Bizim amacımız toplu bir kentsel dönüşüm. Ama şimdi nasıl müteahhide vereceğiz orayı? Kaç tane müteahhitle görüştük, yanaşmak bile istemiyorlar çünkü yapılan parselasyon çok kötü bir parselasyon. Bizim davamız yapılan parselasyona. Biz bu konuda hakkımızı arıyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme kararları tartışma konusu oldu Vatandaşlar, mahkemelerin verdiği kararların uygulanmadığını öne sürerek yetkililere çağrıda bulundu. Sürecin şeffaf şekilde yürütülmesini isteyen bölge sakinleri, toplu kentsel dönüşüm yapılması gerektiğini ifade etti. Öte yandan, iddialarla ilgili Üsküdar Belediyesi yetkililerinden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 10:48
İTO Başkanı Avdagiç: ’’Savaş kaynaklı enflasyon riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız’
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, "Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ’warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız." değerlendirmesinde bulundu. İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, yaptığı yazılı açıklamada, küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu. Küresel ‘savaşflasyon’ riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti. İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye’nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, "Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz." ifadelerini kullandı. "Fırsat penceresi bize konjonktürel değil, yapısal fırsatlar getiriyor" Türkiye’nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: "Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi ’warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız." "Merkez Bankası’nın üretimi de gözeten politika duruşu istikrarın sigortası olacaktır" İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: "Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır." Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, "Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar" dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, "Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların oluşturduğu etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" ifadelerini kullandı. Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, "ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor" Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, "Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız." ifadelerini kullandı. Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026’nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4,7 arttığını kaydetti. Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: "Dolayısıyla bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye’nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder