Yerel Haberler
İstanbul
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 20:47 Bahçelievler’de kurban ibadeti için tüm ekipler sahada Bahçelievler Belediyesi, Kurban Bayramı’nın ilk gününde vatandaşların kurban ibadetlerini huzurlu, güvenli ve hijyenik koşullarda yerine getirebilmeleri için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bahçelievler Belediyesi Çobançeşme’de hizmete sunduğu Kurban Satış ve Kesim Alanı’nda bayramın ilk saatlerinden itibaren yoğunluk yaşanırken, vatandaşlar kendilerine verilen sıra numaralarına göre kesim alanına yönlendirdi. Belediye ekipleri, kurbanlıkların kesim noktasına güvenli şekilde ulaştırılması, kesim işlemlerinin düzenli yürütülmesi ve vatandaşlara et tesliminin sağlıklı biçimde yapılması için sahadaki görevini sürdürüyor. Modern ve hijyenik koşullarda hazırlanan kesim alanında işlemler, veteriner hekimlerin kontrolünde ve ehil kasaplar tarafından gerçekleştiriliyor. Kesimi tamamlanan kurbanlıklar, kısa sürede parçalanarak sahiplerine teslim ediliyor. Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır, Kurban Bayramı’nın ilk gününde kesim alanında vatandaşlarla bir araya gelerek çalışmaları yerinde takip etti. Vatandaşlarla sohbet eden Başkan Bahadır, belediye ekiplerinin bayram boyunca sahada olacağını belirtti. Başkan Bahadır, "Bahçelievler Belediyesi olarak vatandaşlarımızın kurban ibadetlerini huzur içinde, güvenli ve hijyenik şartlarda yerine getirebilmeleri için tüm hazırlıklarımızı günler öncesinden tamamladık. Bugün de bayramın ilk saatlerinden itibaren ekiplerimizle birlikte sahadayız. Vatandaşlarımızın kurbanlıklarının kesim alanına ulaştırılmasından kesim işlemlerine, etlerin tesliminden temizlik ve yönlendirme hizmetlerine kadar her aşamayı titizlikle takip ediyoruz. Amacımız, komşularımızın bayram sevincini herhangi bir aksaklık yaşamadan gönül rahatlığıyla yaşayabilmeleridir" dedi. Alanda vatandaşların ihtiyaçları da göz önünde bulunduruldu. Bekleme bölümlerinde çay, kahve, tuvalet ve mescit hizmeti sunulurken, temizlik, zabıta, veterinerlik, güvenlik ve yönlendirme ekipleri de bayram boyunca 7/24 görev yapacak.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 20:45 FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Kupası 2026’ya 100 gün kaldı Eylül ayında Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenecek olan Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) Kadınlar Basketbol Dünya Kupası 2026’ya 100 gün kala Berlin Ostbahnhof’a yerleştirilen Tissot geri sayım saati ve organizasyona özel hazırlanan tarihi resmi saat tanıtıldı. Turnuvanın başlangıcına 100 gün kalması vesilesiyle FIBA, FIBA Global Partneri Tissot, Alman Basketbol Federasyonu (DBB) ve Berlin Senatosu temsilcileri tren istasyonundaki kurulumun açılışında bir araya geldi. Geri sayım saati dünyanın dört bir yanından 16 ülkenin dünya şampiyonluğu için mücadele edeceği organizasyona kadar her gün 100 binden fazla yolcu tarafından görülebilecek. Ayrıca FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Kupası 2026 için hazırlanan Tissot Seastar özel serisi de etkinlikte tanıtıldı. Tissot, böylece tarihinde ilk kez bir kadınlar basketbolu dünya organizasyonu için özel saat üretti. FIBA Merkez Yönetim Kurulu Üyesi, FIBA Oyuncular Komisyonu Başkan Yardımcısı, iki kez FIBA Kadınlar EuroBasket şampiyonu ve olimpiyat madalyalı Sonja Vasic, "100 gün eşiği her organizasyon için her zaman özeldir. Bu yıl heyecan daha da büyük çünkü 2026’da genişletilmiş 16 takımlı bir format göreceğiz. Bu da kadın basketbolunun popülaritesinin ne kadar arttığını gösteriyor. FIBA, uzun yıllardır güvenilir global partneri olan Tissot’a bu geri sayım saati ve Dünya Kupası için hazırlanan ilk özel seri saat nedeniyle teşekkür ediyor. Bu iş birliği, en büyük kadın organizasyonumuz olan FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Kupası’nı daha geniş bir kitleye ulaştıracak" dedi. FIBA Kadınlar Basketbol Dünya Kupası 2026, 4-13 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek. C Grubu’nda Belçika, Avustralya ve Porto Riko ile mücadele edecek Türkiye’nin grup aşaması maç programı TSİ ile şu şekilde: 4 Eylül 2026 18.30 Belçika - Türkiye 6 Eylül 2026 12.30 Türkiye - Avustralya 7 Eylül 2026 12.30 Porto Riko - Türkiye
Gaziosmanpaşa’da İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yıl dönümünde Mehmet Akif Ersoy anıldı
12 Mart 2026 Perşembe - 17:23 Gaziosmanpaşa’da İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yıl dönümünde Mehmet Akif Ersoy anıldı İstanbul Gaziosmanpaşa’da İstiklal Marşı’nın kabulünün 105’inci yıl dönümünde Milli Şair Mehmet Akif Ersoy için anma programı düzenlendi. Gaziosmanpaşa Belediyesi İstiklal Marşı’nın kabülünün 105’inci yıl dönümüne özel bir program düzenledi. Gaziosmanpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’nde yapılan programa Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Alveroğlu, Zeynep Vurmaz Yiğit, Kültür Sanat Sosyal İşler Müdürü Murat Doğan, Sanat Akademisi öğrencileri, öğretmenler ve aileleri ile davetliler katıldı. İstiklal Marşı’nın okunmasının ardında Milli Şair Ersoy adına koro düzenlenerek Ersoy’un "Zulmü Alkışlayamam", "Ordunun Duası" gibi pek çok şiiri öğrenciler tarafından seslendirildi. "Çok güzel bir etkinlik oldu, yaptığım sunuculukta hiç zorlanmadım" Etkinlik sunucusu Murat Oğru, "Gaziosmanpaşa Belediyesi Kültür Merkezi olarak İstiklal Marşı’nın kabulünün yıl dönümünü kutladık gerçekten duygulandırıcı bir katılım oldu, miniklerimiz koristlerimiz, şiir söyleyen arkadaşlarımız, çok güzel bir etkinlik oldu, yaptığım sunuculukta hiç zorlanmadım, rol yapmadan her şey içimden geldiği gibi oldu" ifadelerini kullandı. Sahnede İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını okuyan Tuana Aksözek, "İstiklal Marşı’nın kabulünü kutlamak için belediyeye geldik, İstikal Marşı korosuna katıldım ve İstiklal Marşı’nı okudum öğretmenlerime ve arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Meltem Özgücü ise, "İlkokul birinci sınıftan beri İstiklal Marşı’nı biliyordum şu anda çok heyecanlıydım, öğretmenlerime, belediye başkanımıza ve belediye başkan yardımcımıza çok teşekkür ediyorum" diye konuştu. Program etkinliğe katılan öğrencilere Mehmet Akif Ersoy’un ‘Safahat’ adlı kitabının hediye edilmesi ve fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Dardanel işçileri eylemlerin 9’uncu gününde: "Sermayeleri soframızdan çaldıkları ekmekle büyüyor"
12 Mart 2026 Perşembe - 17:21 Dardanel işçileri eylemlerin 9’uncu gününde: "Sermayeleri soframızdan çaldıkları ekmekle büyüyor" Dudullu OSB’de faaliyet gösteren Dardanel fabrikasında çalışan ve Kasım ayından bu yana kademeli olarak işten çıkarılan işçiler, aylardır ödenmeyen hakları için fabrika önünde başlattıkları eylem 9’uncu gününde devam ediyor. Hak mücadeleleri için seslerini duyurmaya çalışan kadınlar, "Sermayeleri soframızdan çaldıkları ekmekle büyüyor" dedi. Dudullu Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Dardanel firmasında çalışan 170’e yakın işçi, Kasım ayından itibaren kademeli olarak işten çıkarıldı. İddialara göre işçilerin kıdem tazminatları ise "sözlü olarak" 3 taksite bölüneceğinin söylenmesine rağmen ödemelerin büyük kısmı yapılmadı. Çalışanların sendikaya üye olarak anlaşmaya çalışmalarına rağmen Dardanel’in uzlaşmaya gitmeyi reddetmesi üzerine olay mahkemeye taşındı. Tazminatları ödenmeden işten çıkarılan kadın işçiler, firma önünde gerçekleştirdikleri eylemle hak mücadelelerini ortaya koyarken, uzun süre "Sadaka değil hakkımızı isteriz" sloganları atıldı. Eylemlerin 9’uncu gününde direnişlerini sürdüren kadın çalışanlar Dudullu OSB’deki Dardanel fabrikası önünde haklarını aramaya devam etti. Bazı çalışanların tazminatlarının kısmi olarak ödendiğini ancak pek çok kişinin hala alacaklarının verilmediğini dile getiren kadınlar, "Tazminat hakkımız söke söke alırız" sloganlarıyla yaşadıkları mağduriyete tepki gösterdi. "İş kazaları geçirdik, rahatsızlandık; raporlu olduğumuz halde çalışmaya devam ettik ya da rapor almamız engellendi" İşten çıkarıldığı halde tazminatını alamayan kadın çalışanlardan biri, Dardanel’in haksız ve ağır çalışma şartlarını şu sözlerle açıkladı: "9 gündür direnişimi sürdürüyoruz. Haksız bir şekilde işten çıkarıldığımız ve aylardır tazminatlarımız ödenmediği için, içerde alacaklarımız olduğu için buradayız. Emeğimizin ve alın terimizin karşılığını almak için burada toplandık; toplanmaya devam edeceğiz. Dardanel’de -30-40 derecelerde çalıştık. Yeri geldik hastalandık, soğuktan ellerimiz dondu ama üretime devam ettik. İş kazaları geçirdik, rahatsızlandık; raporlu olduğumuz halde çalışmaya devam ettik ya da rapor almamız engellendi. ’Beğenmiyorsanız çıkıp gidebilirsiniz, kapı orada’ dediler. Bizler emeğiyle geçinen insanlarız. Burada haklarımız, geleceğimiz ve daha onurlu bir yaşam için mücadelemizi sürdürüyoruz. Dardanel fabrikası 200’ün üzerinde arkadaşımızı işten çıkardı. Dün öğrendik ki işçi aramaya başlamışlar. Bu ağır şartlara kimse dayanamadı ve o yüzden şimdi gündelik işçi arıyorlar. Dardanel’in patronu bizim ücretlerimizi, alacaklarımızı ve tazminat haklarımızı yatırmıyor. Sermayeleri bizden çaldıkları alın teriyle, soframızdan çaldıkları ekmekle büyüyor. Ama artık buna izin vermeyeceğiz ve haklarımızı alana kadar burada buluşmaya devam edeceğiz." "Çalışırken kapıyı gösterdiğiniz kadınlardan bugün taşeron olarak medet umuyorsunuz" Dardanel yönetimine seslenen bir başka çalışan ise mücadelelerinin kararlılıkla süreceğini söyleyerek, "200 kişiye yakın bayan personeli işten çıkardınız, gerekçeniz de küçülmeye gitmekti. Şimdi taşeron olarak kadın işçilerden medet umuyorsunuz. Şunu anlamanız lazım ki biz kadınlar olmadan siz yönetim olarak hiçbir yere varamayacaksınız. Küçümsediğiniz kadınlar, çalışırken kapıyı gösterdiğiniz kadınlardan bugün taşeron olarak medet umup onları yine aynı şekilde çalıştırmak istiyorsunuz. Bizler hakkımız verilene kadar, son dakikaya kadar mücadele etmeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
FETÖ davasında Nazlı Ilıcak’a 3 yıl 9 ay hapis cezası
12 Mart 2026 Perşembe - 16:30 FETÖ davasında Nazlı Ilıcak’a 3 yıl 9 ay hapis cezası FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin bozma kararının ardından yeniden görülen davada sanık gazeteci Nazlı Ilıcak hakkında karar çıktı. Mahkeme, Ilıcak’ı ‘terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. FETÖ silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına ilişkin haklarındaki karar 3. kez bozulan sanıklar Ayşe Nazlı Ilıcak ve Ahmet Hüsrev Altan’ın yeniden yargılandıkları dava karara bağlandı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Ayşe Nazlı Ilıcak ve Ahmet Hüsrev Altan hazır bulundu. Duruşmaya sanık avukatları da katıldı. Nazlı Ilıcak’a 3 yıl 9 ay hapis cezası Kararını açıklayan mahkeme sanık Ayşe Nazlı Ilıcak’ı, örgüt üyeliği için zorunlu hiyerarşik bağ, çeşitlilik, yoğunluk, süreklilik boyutlarına vardığının tam olarak tespit edilemediği gerekçesiyle ‘terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçundan takdiri indirim de uygulayarak 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Ahmet Altan’a takdiri indirim uygulanmadı Heyet, sanık Ahmet Hüsrev Altan’ı ise aynı gerekçe ile aynı suçtan, yargılamadaki tutum ve davranışları gözetildiğinde pişmanlık göstermediğini ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaat oluşturmadığını da dikkate alarak 4 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırdı. Davanın geçmişi İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek ve Tibet Murat Sanlıman hakkında Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla dava açılmıştı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Şubat 2018 tarihinde davayı karara bağlamış, tutuklu sanıklar Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Yakup Şimşek, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Tutuksuz sanık Tibet Sanlıman hakkında ise beraat kararı verilmişti. Daha sonra itirazlar üzerine Yargıtay, Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığa, "anayasayı ihlal" suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını bozmuştu. Yeniden yargılama yapan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 4 Kasım 2019’da Ahmet Altan’ı, "üye olmamakla birlikte silahlı terör örgüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 10 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak’ı da 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırmıştı. Mehmet Altan’ın, cezalandırılmasına yeterli, kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delil elde edilememesi, suç işlendiğinin sabit olmaması gerekçeleriyle beraatine yönelik hüküm kuran heyet, "silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in 11 yıl üçer ay, Şükrü Tuğrul Özşengül’ün ise 12 yıl hapisle cezalandırmıştı. Yeniden itiraz üzerine Yargıtay, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkındaki hükmü, Türk Ceza Kanunu’nun 220/7’nci maddesinde belirtilen indirim uygulanmadığı gerekçesiyle bozmuştu, Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek hakkındaki hükmü ise onamıştı. Sanıkların Adalet Bakanlığına yaptığı "kanun yararına bozma" başvurusu üzerine dosya Yargıtay tarafından incelenmiş, bazı tanıklar dinlenilmeden karar verildiği için sanıklar hakkındaki hüküm bozulmuştu. Dosya yeniden İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilirken, sanıklardan Şükrü Tuğrul Özşengül 2022 yılında kalp krizi geçirdiği cezaevinde hayatını kaybetmiş, Mehmet Altan hakkındaki beraat kararı ise onanmıştı. Sanıklar Ayşe Nazlı Ilıcak ve Ahmet Hüsrev Altan hakkındaki karar Yargıtay tarafından yeniden bozulmuştu.
FETÖ davasında Nazlı Ilıcak’a 3 yıl 9 ay hapis cezası
12 Mart 2026 Perşembe - 15:51 FETÖ davasında Nazlı Ilıcak’a 3 yıl 9 ay hapis cezası FETÖ’nün medya yapılanmasına ilişkin bozma kararının ardından yeniden görülen davada sanık gazeteci Nazlı Ilıcak hakkında karar çıktı. Mahkeme, Ilıcak’ı ‘terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçundan 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı.FETÖ silahlı terör örgütünün medya yapılanmasına ilişkin haklarındaki karar 3. kez bozulan sanıklar Ayşe Nazlı Ilıcak ve Ahmet Hüsrev Altan’ın yeniden yargılandıkları dava karara bağlandı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanıklar Ayşe Nazlı Ilıcak ve Ahmet Hüsrev Altan hazır bulundu. Duruşmaya sanık avukatları da katıldı.Nazlı Ilıcak’a 3 yıl 9 ay hapis cezasıKararını açıklayan mahkeme sanık Ayşe Nazlı Ilıcak’ı, örgüt üyeliği için zorunlu hiyerarşik bağ, çeşitlilik, yoğunluk, süreklilik boyutlarına vardığının tam olarak tespit edilemediği gerekçesiyle ‘terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek’ suçundan takdiri indirim de uygulayarak 3 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı.Ahmet Altan’a takdiri indirim uygulanmadıHeyet, sanık Ahmet Hüsrev Altan’ı ise aynı gerekçe ile aynı suçtan, yargılamadaki tutum ve davranışları gözetildiğinde pişmanlık göstermediğini ve yeniden suç işlemeyeceği yönünde olumlu bir kanaat oluşturmadığını da dikkate alarak 4 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırdı.Davanın geçmişiİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül, Yakup Şimşek ve Tibet Murat Sanlıman hakkında Fetullahçı Terör Örgütü’nün 15 Temmuz darbe girişimini önceden bildikleri iddiasıyla dava açılmıştı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 16 Şubat 2018 tarihinde davayı karara bağlamış, tutuklu sanıklar Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Fevzi Yazıcı, Şükrü Tuğrul Özşengül ve Yakup Şimşek, "cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Tutuksuz sanık Tibet Sanlıman hakkında ise beraat kararı verilmişti.Daha sonra itirazlar üzerine Yargıtay, Ahmet Altan, Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ın da aralarında bulunduğu 6 sanığa, "anayasayı ihlal" suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını bozmuştu. Yeniden yargılama yapan İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, 4 Kasım 2019’da Ahmet Altan’ı, "üye olmamakla birlikte silahlı terör örgüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan 10 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak’ı da 8 yıl 9 ay hapisle cezalandırmıştı. Mehmet Altan’ın, cezalandırılmasına yeterli, kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delil elde edilememesi, suç işlendiğinin sabit olmaması gerekçeleriyle beraatine yönelik hüküm kuran heyet, ’’silahlı terör örgütü üyeliği" suçundan sanıklar Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek’in 11 yıl üçer ay, Şükrü Tuğrul Özşengül’ün ise 12 yıl hapisle cezalandırmıştı.Yeniden itiraz üzerine Yargıtay, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak hakkındaki hükmü, Türk Ceza Kanunu’nun 220/7’nci maddesinde belirtilen indirim uygulanmadığı gerekçesiyle bozmuştu, Fevzi Yazıcı ve Yakup Şimşek hakkındaki hükmü ise onamıştı.Sanıkların Adalet Bakanlığına yaptığı "kanun yararına bozma" başvurusu üzerine dosya Yargıtay tarafından incelenmiş, bazı tanıklar dinlenilmeden karar verildiği için sanıklar hakkındaki hüküm bozulmuştu. Dosya yeniden İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilirken, sanıklardan Şükrü Tuğrul Özşengül 2022 yılında kalp krizi geçirdiği cezaevinde hayatını kaybetmiş, Mehmet Altan hakkındaki beraat kararı ise onanmıştı.Sanıklar Ayşe Nazlı Ilıcak ve Ahmet Hüsrev Altan hakkındaki karar Yargıtay tarafından yeniden bozulmuştu.
Türkiye’de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor
12 Mart 2026 Perşembe - 15:45 Türkiye’de 72 bin diyaliz hastası bulunuyor Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Dünya Böbrek Günü kapsamında, Türk Böbrek Vakfı tarafından 1800 pet şişe kullanılarak hazırlanan 2,5 metre yüksekliğinde dev böbrek maketi, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılandı. Yaklaşık 2,5 metre yüksekliğinde ve 150 kilogram ağırlığındaki maket, plastik tüketiminin doğaya etkisini sembolik bir şekilde gözler önüne serdi. Düzenlenen etkinlikte hem böbrek hastalıklarına dikkat çekildi hem de su kaynaklarının korunmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte konuşan Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Türkiye’de yaklaşık 72 bin son dönem kronik böbrek yetmezliği hastası bulunuyor. Bu hastaların yaklaşık 69 bini hemodiyaliz, 3 bini ise periton diyalizi tedavisi ile yaşamını sürdürüyor. Hemodiyaliz tedavisinde kullanılan su miktarı ise konunun çevresel boyutunu ortaya koyuyor. Bir hastanın 4 saatlik tek bir hemodiyaliz seansında en az 200 litre şebeke suyu kullanılıyor. Türkiye genelinde yılda yaklaşık 2-2,5 milyon ton su, bu tedavi sürecinde kullanıldıktan sonra atığa dönüşüyor" dedi. Erk, kronik böbrek yetmezliğinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Böbreklerimizi korumak aslında doğal kaynaklarımızı korumaktır. İklim değişikliği ve su kaynaklarının giderek azalması, suyun değerini her zamankinden daha önemli hale getiriyor. Günlük 2-2,5 litre su tüketimi gibi basit alışkanlıklar hem böbrek sağlığımızı koruyabilir hem de sağlık sistemindeki büyük yükün önüne geçebilir" dedi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Nur Canpolat ise böbrek hastalıklarının dünya genelinde hızla arttığını belirterek, "Dünya genelinde yaklaşık her 10 kişiden birinde kronik böbrek hastalığı bulunuyor. Türkiye’de ise her 6-7 yetişkinden biri böbrek hastalığı riski taşıyor. Ancak böbrek sağlığının temelleri çocukluk döneminde atılır. Yeterli su tüketimi, sağlıklı beslenme, tuz ve paketli gıdaların azaltılması, fiziksel aktivite ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak böbrek sağlığını korumada büyük önem taşır" dedi. Canpolat ayrıca çocukların iklim değişikliği, hava kirliliği ve su kaynaklarının azalması gibi çevresel risklere karşı daha hassas olduğunu vurgulayarak, çevreyi korumanın aynı zamanda çocukların böbrek sağlığını korumak anlamına geldiğini ifade etti. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zelal Adıbelli ise böbrek sağlığı ve çevresel sürdürülebilirlik konularına değindi. Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Nadir Alpay ise böbreklerin görevleri ve böbrek sağlığı adına edinilmesi gereken alışkanlıklardan bahsederek, "Kanı sürekli temizlemek (her gün yaklaşık 180 litre kan böbreklerden süzülür), vücudun su dengesini sağlamak(böbrekler vücuttaki su miktarını ayarlar), mineral ve tuz dengesini düzenlemek, kan basıncını (tansiyonu) kontrol etmek, kırmızı kan hücresi üretimine yardım etmek ve kemik sağlığını korumak böbreklerin önemli görevleridir. Böbrekleri dolayısı genel sağlık halini korumak için kazanılması gereken basit ama önemli alışkanlıklar vardır. Bu alışkanlıklara dikkat etmek ve de yıllık olarak böbrek kan tahlillerinin rutin olarak yapılması, böbrek hastalıkları anlamında koruma sağlayacaktır" dedi.