Yerel Haberler
İstanbul
13 Nisan 2026 Pazartesi - 13:03 Castrol Ford Team Türkiye, WRC Hırvatistan Rallisi’ni ilk sırada tamamladı Castrol Ford Team Türkiye, Dünya Gençler Ralli Şampiyonası’nın (Junior WRC) en zorlu duraklarından biri olan Hırvatistan Rallisi’ni birincilikle tamamlayarak Türkiye’ye gurur yaşattı. Ali Türkkan ve Oytun Albayrak ikilisi, bu sonuçla Türkiye motor sporları tarihinde bir WRC kategorisinde ikinci kez birincilik kazanan ilk ekip olarak adlarını tarihe yazdı. Castrol Ford Team Türkiye, dünya şampiyonluğu hedefiyle çıktığı Hırvatistan Rallisi’nde (9-12 Nisan) önemli bir performansa imza attı. Rijeka merkezli koşulan ve değişken asfalt etapları, çamurlu kaygan zeminleri ve öngörülemeyen hava koşullarıyla bilinen bu zorlu yarışı Ali Türkkan ve Oytun Albayrak ikilisi ilk sıradan tamamlayarak Türk bayrağını zirveye taşıdı. İstikrar ve strateji zaferi getirdi Ralliyi baştan sona büyük bir soğukkanlılık ve istikrarla sürdüren ekip, her saniyesi büyük heyecana sahne olan ve ekstra puanların verildiği "Power Stage" etabından da alnının akıyla çıkarak Junior WRC ve WRC3 kategorilerinde zaferini ilan etti. Önceki hafta Marmaris Ege Rallisi’nde elde ettikleri birincilikle yakaladıkları yüksek moral ve doğru araç ayarları, Hırvatistan’ın zorlu parkurlarında meyvesini verdi. Türkiye motor sporları tarihinde bir ilk 2024 ve 2025 sezonlarında ülkemize dünya üçüncülüğü kazandıran, geçen yıl ise Acropolis Rallisi’nde bir WRC kategorisinde zafer kazanan ilk genç Türk ekip olan Ali Türkkan ve Oytun Albayrak, bu başarıyı bir adım daha öteye taşıdı. Bu sonuçla Türkkan ve Albayrak ikilisinin, WRC arenasında iki kez birincilik kürsüsüne çıkan ilk Türk ekibi olma unvanını elde ederek şampiyona lideri Calle Carlberg ile aradaki puan farkını kapattığı belirtildi. Şampiyonların izinde Bu tarihi zafer, aynı zamanda 2015 yılında Hırvatistan Rallisini kazanıp Avrupa Ralli Kupası Şampiyonu olan ve bugün takımın koçluğunu üstlenen Murat Bostancı için de ayrı bir gurur kaynağı oldu. Bostancı’nın tecrübesiyle harmanlanan Castrol Ford Team Türkiye’nin mühendislik ve strateji gücü, ekibi dünya şampiyonluğu hedefine bir adım daha yaklaştırdı. Rijeka merkezli organizasyon; değişken hava koşulları, yüksek kesimlerdeki kar kalıntıları, çamurlu kaygan etaplar ve sürekli değişen asfalt karakteriyle sezonun en zorlu rallilerinden biri olarak öne çıkıyor.
13 Nisan 2026 Pazartesi - 13:03 Bakan Ersoy: "Yazma eserler bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin yazma eser envanterinin 784 bini aşması ve 13 milyonu geçen dijital erişim verileriyle kültürel mirasta tarihi bir eşiğe ulaşıldığını belirterek, "Yazma eserler yalnızca geçmişin bir hatırası değildir. Onlar, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" dedi. "Mazimizin Bekçisi Ahmet Süheyl Ünver Sergisi", Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen törenle açıldı. Açılışa Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AK Parti İstanbul Milletvekili Sevan Sıvacıoğlu, İstanbul Vali Yardımcısı Süheyl Uçar ve Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz ile ilim insanları, araştırmacılar ve çok sayıda davetli katıldı. "TÜYEK 784 bini aşkın yazma ve nadir matbu eseriyle dünyanın en büyük yazma eser hazinelerinden birini yönetmektedir" Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının yürüttüğü dijitalleşme çalışmalarına ilişkin verileri açılış konuşmasında paylaşan Bakan Ersoy, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı’nin (TÜYEK) 784 bini aşkın yazma ve nadir matbu eserle dünyanın en büyük yazma eser hazinelerinden birini yönettiğini ifade etti. Kurum tarafından hayata geçirilen dijital platformda 640 bin eserin künye bilgisinin yer aldığını, 483 bin 600 yazmanın ise dijital görüntüsüyle erişime açıldığını belirten Ersoy, bu yapısıyla platformun dünyanın en kapsamlı yazma eser veri tabanlarından biri haline geldiğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "TÜYEK’in dijital külliyatına kayıtlı kişilerin sayısı 27 bine yaklaşırken ziyaretçi sayısı ise 1 milyon 155 bine ulaşmıştır. Sitedeki eserlerin görüntülenmesi 5 milyon 218 bin gibi rekor bir rakama ulaşmıştır. Toplamda 13 milyonu aşan toplam sayfa görüntüleme rakamlarıyla, kültürel mirasımızın küresel ölçekte ilgi gördüğünün en güçlü göstergelerinden biri haline gelmiştir" dedi. "357 cilt ve 244 bin 194 sayfaya ulaşan kapsamlı bir külliyat ilim dünyasına kazandırıldı" Yürütülen çalışmaların yalnızca koruma ile sınırlı kalmadığını vurgulayan Ersoy, kataloglama, dijitalleştirme ve ilmi neşir faaliyetleriyle büyük bir külliyatın ortaya konduğunu ifade etti. Bu kapsamda edebiyattan tarihe, hukuktan tıbba; İslam ilimlerinden matematik ve astronomiye kadar geniş bir alanda kaleme alınmış eserlerin tercüme, tahkik ve tıpkıbasım yöntemleriyle yeniden yayımlandığını belirten Ersoy, çalışmalar sonucunda 357 cilt ve 244 bin 194 sayfaya ulaşan kapsamlı bir külliyatın ilim dünyasına kazandırıldığını söyledi. Ersoy, ayrıca yayımlanan eserlerin e-kitap formatında ücretsiz olarak erişime açıldığını ve bu uygulamanın hem akademik çevreler hem de vatandaşlar tarafından yoğun ilgi gördüğünü dile getirdi. Yazma eserlerin korunması ve ihyası çalışmalarına da değinerek Rami Kütüphanesi’nde kurulan restorasyon merkezinin bu alanda örnek bir yapı olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, merkezde bugüne kadar yaklaşık 5 bin eserin restore edildiğini, on binlerce eserin ise bakım, temizlik ve koruma işlemlerinden geçirildiğini belirtti. "Yazma eserler bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir" Yazma eserlerin taşıdığı değere dikkat çeken Ersoy, "Yazma eserler yalnızca geçmişin bir hatırası değildir. Onlar, bugünü anlamanın ve geleceği inşa etmenin en sağlam zeminidir. 1001 Eser Projesi ile medeniyetimizin başyapıtları yeniden gün yüzüne çıkarılırken yapılan tıpkıbasım ve çeviri çalışmaları sayesinde bu eserler yalnızca akademik çevrelerin değil, toplumun tüm kesimlerinin istifadesine sunulmaktadır" dedi. Konuşmasında Ahmet Süheyl Ünver’in çok yönlü kişiliğine de dikkat çeken Bakan Ersoy, Ünver’in yalnızca bir hekim değil, aynı zamanda bir kültür hafızası olduğunu vurguladı. Ünver’in 1974 yılında bin 800’e yakın defterini, bin 250 dosyasını, 108 şahsi eşyasını ve çok sayıda levha ile arşiv materyalini Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesine bağışladığını hatırlatan Ersoy, bu koleksiyonun bugün bir medeniyetin hafızasını yansıtan eşsiz bir kaynak niteliği taşıdığını ifade etti. Ordinaryüs unvanına sahip sayılı bilim insanlarından biri olan Ahmet Süheyl Ünver’in ulusal ve uluslararası birçok ödüle layık görüldüğünü belirten Ersoy, Ünver’in 2016 yılında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri kapsamında Vefa Ödülü’ne layık görüldüğünü, 1985 yılında ise Kültür Bakanlığı tarafından ödüllendirildiğini hatırlattı. "Kıymetli hocamız adına hazırladığımız özel kitabımızı da 2 ay içerisinde yayınlamış olacağız" Sergi kapsamında yeni projelerin de hayata geçirileceğini belirten Bakan Ersoy, "Bizler üstadımızın ‘mazisine sahip çıkan istikbaline yön verir’ düsturuyla hareket ediyoruz. Nesiller ve devirler arasındaki ilim, irfan, estetik köprüleri kurma amacıyla ortaya koyduğu hedefler bugün de önemini korumaktadır. Çünkü biliyoruz ki kökleriyle bağını koparan toplumların geleceğe güvenle yürüyebilmesi mümkün değildir. Bu sergi vesilesiyle yalnızca Ahmet Süheyl Ünver hocamızı anmakla kalmıyor, aynı zamanda onun temsil ettiği ilim, estetik ve vefa anlayışını da yeniden hatırlıyoruz. Bu kıymetli külliyatı gençlerimizin görmesini çok isterim. İnanıyorum ki bu sergi ziyaretçilerine yalnızca geçmişi göstermekle kalmayacak, aynı zamanda onları düşünmeye, araştırmaya ve bu büyük mirasa sahip çıkmaya davet edecektir. Bu büyük kültür insanının hatırasına yapacağımız faaliyetler bu sergiyle de sınırlı olmayacak. Sergi süresince kıymetli hocamızı yakından tanıyan uzman konukların, talebelerinin ve dostlarının hatıralarıyla programlar düzenleyeceğiz. Kıymetli hocamız adına hazırladığımız özel kitabımızı da iki ay içerisinde yayınlamış olacağız" diye konuştu.
Eski Galatasaraylı yöneticilerden Lucescu sözleri
07 Nisan 2026 Salı - 15:05 Eski Galatasaraylı yöneticilerden Lucescu sözleri Eski Galatasaraylı yöneticiler Ahmet Özdoğan ve Necati Demirkol, geçtiğimiz günlerde kalbindeki ritim bozukluğu nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yoğun bakıma alınan Rumen teknik direktör Mircea Lucescu ile ilgili duygu ve düşüncelerini paylaştı. Eski Galatasaraylı yöneticiler Ahmet Özdoğan ve Necati Demirkol, daha önce sarı-kırmızılı takım ile A Milli Takım’da da görev yapan ve geçtiğimiz günlerde kalbindeki ritim bozukluğu nedeniyle tedavi gördüğü hastanede yoğun bakıma alınan Rumen teknik direktör Mircea Lucescu ile ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulundular. Ahmet Özdoğan: "Lucescu, Galatasaray tarihinin en pozitif teknik adamlarından biridir" Mircea Lucescu’nun, Galatasaray’a çok büyük hizmetleri olduğunu aktaran sarı-kırmızılı kulübün eski yöneticilerinden Ahmet Özdoğan, "Teknik adamların başarılarının yanında ne kadar bütçe harcadıklarına da bakmamız lazım. Ne başarı kazandılar, ne kadar bütçe harcadılar? Lucescu, bence Galatasaray’a en prezantabl olan teknik adamlardan bir tanesidir. Hem cüzi rakamlarla başarı kazandı hem de çok değerli bir teknik adamdı. Bana göre Galatasaray’a çok büyük hizmetleri oldu. Lucescu, Galatasaray için sonrasında devam etmeli miydi, o zamanki yönetim devam etmemesi yönünde karar aldı. Rahmetli Özhan Canaydın öyle bir karar aldı. Baktığınız zaman Galatasaray’da bugün de bakılması gereken temel şeylerden bir tanesi; teknik adamlar o başarıları hangi kadrolarla, hangi bütçelerle yaptı? Lucescu, Galatasaray tarihinin en pozitif teknik adamlarından biridir. İnşallah Allah ona sağlık versin. İnşallah kurtulur" şeklinde konuştu. Necati Demirkol: "Lucescu’nun ayrılığı sonrası Galatasaray ekonomik ve sportif anlamda kötü bir dönem geçirmiştir" Lucescu’nun, Galatasaray’a büyük katkılar sağlamış bir teknik adam olduğunu dile getiren Necati Demirkol ise, "Mütevazı, spor ekonomisini çok iyi bilen, sporcularla ve kulüple ilişkileri çok iyi olan, kibirden ve egodan uzak, işini hakkıyla yapan biriydi. Galatasaray’da da bu şekilde başarılı olmuştur. Galatasaray’dan ayrıldığı sezon, benim gibi birçok Galatasaraylının içine sinmemiştir. Hem de gittiği sezon rakibimizi şampiyon yapmıştır. O yıl Galatasaray için büyük bir handikap olmuştur. Hem ekonomik hem de sportif anlamda ayrıldıktan sonra Galatasaray kötü bir dönem geçirmiştir. Ondan sonraki borç yükü de fazlalaşmıştır. Lucescu, kısıtlı kadrolarla ve dar bütçelerle Şampiyonlar Ligi’nde 2. tura çıkmıştır. Çok önemli, Türkiye’ye gelmesi zor olan Real Madrid’i eleyerek UEFA Süper Kupa’yı kazanmıştır. Kendisini her zaman saygıyla ve hürmetle anıyoruz" ifadelerini kullandı.