Yerel Haberler
İstanbul
14 Mayıs 2026 Perşembe - 23:29 Kağıthane’de özel bireylerin etkinliğine yoğun ilgi Kağıthane Belediyesi, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında özel bir kahvaltı programı düzenledi. Engelliler merkezi öğrencileri ve ailelerinin katıldığı etkinlikte renkli görüntüler yaşandı. Kağıthane Belediyesi, Engelliler Haftası kapsamında ilçedeki özel bireyler için bir program düzenledi. Fatih Sultan Mehmet Tabiat Parkı’nda gerçekleştirilen programda öğrenciler tarafından tiyatro, folklor ve müzik gösterileri sahnelendi. Kâğıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin de programa katılarak öğrenciler ve aileleriyle yakından ilgilendi. Etkinlikte bir konuşma yapan Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekinç, Kağıthane Belediyesi bünyesinde hizmet veren Engelliler Gündüz Hizmet Merkezi’nde yıl boyunca çeşitli eğitim, atölye ve sosyal etkinliklerin sürdürüldüğünü belirtti. Engelli bireylerin sosyal hayattan kopmaması adına merkezde kapsamlı çalışmalar yürütüldüğünü kaydeden Öztekin, öğrencilerin burada hem yeni beceriler kazandığını hem de sosyal çevre edinerek günlük yaşamın içerisinde daha aktif rol alabildiğini söyledi. Merkezde gerçekleştirilen resim, drama, müzik, ebru, el sanatları, mutfak ve çeşitli atölye çalışmalarının engelli bireylerin kişisel gelişimlerine katkı sunduğunu ifade eden Öztekin, ailelerin de çocuklarını güvenle emanet edebildiği sıcak ve samimi bir ortam oluşturduklarını dile getirdi. Fatih Sultan Mehmet Tabiat Parkı’nda gerçekleştirilen kahvaltı programı boyunca öğrenciler aileleriyle birlikte eğlenceli anlar yaşarken, program sonunda katılımcılar hatıra fotoğrafı çektirdi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 23:21 Sultangazi’de Engelliler Haftası’na özel etkinlikler Sultangazi Belediyesi’nin "Engelliler Haftası" dolayısıyla düzenlediği etkinlikler kapsamında özel bireyler ve aileleri bir araya geldi. Sultangazi Belediyesi tarafından Engelliler Haftası kapsamında ilçedeki özel bireyler ve ailelerine yönelik 3 gün süren etkinlikler düzenlendi. Etkinliklere Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, eşi Tuba Dursun, Belediye Başkan Yardımcısı Nurcan Öztürkmen ile çok sayıda özel birey ve aileleri katıldı. Program kapsamında Sultangazi Belediyesi Şehir Ormanı’nda özel bireyler ve aileleri için piknik düzenlendi. Gün boyunca at binme, ebru sanatı ve çeşitli eğlenceli aktivitelerle unutulmaz anlar yaşayan çocuklar, eğlenceli anlar yaşadı. Kınalar Yakıldı, Madalyalar Alındı Temsili askerlik uygulaması kapsamında vatani görevlerini yerine getirecek olan özel bireyler için piknik alanına kına getirildi. Tuba Dursun ve Nurcan Öztürkmen vatani görevi yerine getirecek çocukların ellerine kına yaktı. Aileler kına yakılırken duygusal anlar yaşadı. Kına yakma töreninin ardından Sultangazi’nin özel sporcularına madalyaları takdim edildi. Anne-Çocuk Atölyesi Sultangazi Belediyesi Sezai Karakoç Gençlik Spor ve Engelliler Merkezi’nde anne-çocuk atölyesinde özel bireyler ve aileleri, halı dokuma, çömlek yapımı, pasta hazırlama ve müzik gibi birbirinden renkli etkinliklerde bir araya geldi. Hem eğlenip hem de üretmenin mutluluğunu yaşayan çocuklar, aileleriyle birlikte unutulmaz anılar biriktirdi. Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, "Biz her daim onları düşünerek hareket ediyor, engelli kardeşlerimizin daha iyi hizmet alabilmesi adına çalışmalarımızı titizlikle yürütüyoruz. Büyük özveriyle engelli bireylerin bakımını yerine getiren anne ve babalara da teşekkür ediyorum. Sezai Karakoç Gençlik Spor ve Engelliler Merkezimizde engelli kardeşlerimizin sosyal hayatta daha rahat edebilmeleri için bir çok imkan sunuyoruz. Engelsiz Saatler projemizle özel kardeşlerimize bakarken, ailelerimizin kendilerine vakit ayırmalarına katkıda bulunuyoruz. Bu şehirde sevgiye engel yok" diye konuştu.
İletişim Başkanı Duran, Suriye Enformasyon Bakanı el-Mustafa ile görüştü
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:43 İletişim Başkanı Duran, Suriye Enformasyon Bakanı el-Mustafa ile görüştü Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM Zirvesi) 2026 kapsamında Suriye Arap Cumhuriyeti Enformasyon Bakanı Dr. Hamza el-Mustafa ile İstanbul’da bir araya geldi. İletişim Başkanı Duran, NSosyal hesabından görüşmeye ilişkin yayımladığı mesajında ise şu ifadeleri kullandı: STRATCOM Zirvesi 2026 marjında, Suriye Arap Cumhuriyeti Enformasyon Bakanı Sayın Dr. Hamza el-Mustafa ile verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Bölgemizde iletişim alanında karşı karşıya olduğumuz ortak sınamalar, dezenformasyonla mücadele ve doğru bilginin etkin şekilde kamuoyuna ulaştırılması konularında görüş alışverişinde bulunduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, bölgesel iş birliğini güçlendirecek ve iletişim alanında ortak kapasitemizi artıracak adımları atmaya devam edeceğiz. Zirvemizi teşriflerinden dolayı Sayın el-Mustafa’ya teşekkür ediyorum. Öte yandan Suriye Enformasyon Bakanı Hamza Mustafa, dezenformasyonla mücadelede çok katmanlı stratejiler benimsediklerini belirtti. STRATCOM’a daha önce gazeteci olarak katıldığını belirten Mustafa, Bakan olarak ülkesini temsilen ise ilk defa katıldığını kaydetti. Söz konusu zirvenin stratejik iletişime odaklanmasının yanı sıra bilgi ve geleneksel medyayı iletişime dönüştürme açısından önemine dikkati çeken Mustafa, "STRATCOM önemli bir etkinlik ve bölgede ve dünyada saygın bir yere sahip" dedi. Mustafa, stratejik iletişimin tüm dünyada barış ve istikrar bakımından önemli olduğunu belirterek, "Bildiğiniz üzere, bölgemiz gerginliklerle dolu. Bu da ’anlatı savaşı’ olarak adlandırılabilecek durumu mümkün kılıyor. Elbette, ülkelerimiz, masaya koyabilecekleri güçlü ve meşru bir anlatıya sahip olmalıdır" diye konuştu. STRATCOM’un Suriye ile ilgili deneyimlerin paylaşılması için de alan açtığına işaret eden Mustafa, şu ifadeleri kullandı: "Politika yapıcıları, akademisyenleri ve gazetecileri dinlemek, yanlış bilgi ve dezenformasyonla nasıl mücadele edileceğinin yanı sıra diyalog, barış ve diplomasi dilinin nasıl korunacağı konusunda teorik ve pratik bilgi alışverişinde bulunmak amacıyla bu etkinlikte bir araya geldik." "Rejimin devrilmesinden sonra Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkiler çeşitli alanlarda gelişti" Türkiye ile Suriye arasında iletişim alanında kurulması planlanan koordinasyon mekanizmasına ilişkin de konuşan Mustafa, "Rejimin devrilmesinden sonra Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkiler çeşitli alanlarda gelişti. Medya ve iletişim sektöründeki ilişkileri de geliştirmeye çabalıyoruz." ifadelerini kullandı. Mustafa, ayrıca ilişkilerin geliştirilmesinde izlenecek en pratik yolun, nefret söylemiyle mücadele, sosyal medya, sahte hesaplar, yanlış bilgi ve dezenformasyonla başa çıkma yöntemleri üzerine görüşmeler yapmak olduğunu aktardı. Mustafa, Türkiye’nin dezenformasyonla mücadele konusunda önemli bir deneyime sahip olduğunu belirterek, bunun Suriye için büyük önem taşıdığını ifade etti. Dezenformasyonla mücadelede çok katmanlı strateji Mustafa, dezenformasyonla mücadelede izlenen stratejiye ilişkin olarak, bu alanda çok katmanlı yaklaşımlar benimsediklerini vurguladı. Medya sektörünü nesnellik ve profesyonellik ilkeleri temelinde yeniden yapılandırmaya başladıklarını söyleyen Mustafa, bağımsız ve özel medya kuruluşlarının yanı sıra yabancı basının da Suriye’de haber yapmasına izin verildiğini belirtti. Mustafa, bu çalışmalar kapsamında Türkiye gibi komşu ülkelerin deneyimlerinden de faydalanıldığını dile getirerek, "Halk farkındalığı sayesinde dezenformasyonun tehlikeleri konusunda çok yakında somut sonuçlar elde edilecektir" dedi.
MİT Başkanı İbrahim Kalın: "Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmayacağız"
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:26 MİT Başkanı İbrahim Kalın: "Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmayacağız" Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, "Türkiye olarak sonuna kadar teyakkuz halinde mücadele edeceğimizi ifade etmek isterim. Biz Türkiye olarak hiçbir zaman fitne ateşine odun taşıyan taraf olmadık, olmayacağız. Gerekirse ateş topunu elimize alacağız, göğsümüzde soğutacağız ama onu hiçbir zaman fitne ateşine atmayacağız" dedi. Türkiye’nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba sarf ettiklerini kaydeden Kalın, "Bu çabalarımız ara vermeden devam ediyor. Bugün itibariyle de bu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hale gelmemesi, geleceğe dönük olarak da kalıcı hasara sebep olmaması için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından, "Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı" temasıyla Beşiktaş’ta bir otelde gerçekleştirilen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM), ikinci gün programlarıyla devam ediyor. Etkinlik çerçevesinde MİT Başkanı İbrahim Kalın, konuşma yaptı. MİT Başkanı İbrahim Kalın, "Bu iletişim zirvesini düzenleyen İletişim Başkanımız Burhanettin Bey’e ve ekibine teşekkür ve tebriklerimi iletiyorum. Böylesine kritik bir dönemde bizi bir araya getirerek önemli konularda konuşmamıza fırsat tanıdılar. İletişimin giderek önem kazandığı bu çağda, bilgi anlatı ve gücün üzerine düşünmek, neyi nasıl anlattığımıza dair önemli ipuçları sunacaktır. Pandemiden bu yana dünyamız birçok kritik eşikten, krizlerden, kırılmalardan geçiyor. 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna savaşı 5’inci yılına girmiş durumda. Savaşın nasıl biteceğine dair henüz maalesef netleşen bir tablo önümüzde yer almıyor. 7 Ekim 2023’te İsrail’de Hamas ile başlayan savaşın etkileri hala günümüzde devam ediyor. Bu dönemi özellikle de Gazze barışını hayata geçirmek için çabalarımız devam ederken İsrail’in ihlalleri, işgal ve ilhak politikaları hiçbir şekilde ara vermeden devam ediyor. 8 Aralık 2024 gününde Suriye’de gerçekleşen Suriye devriminin etkilerini de tüm bölgemizde hissetmeye devam ediyoruz. Geçen sene Haziran ayında yaşanan 12 günlük İsrail-İran savaşı şu anda içinde bulunduğumuz savaşın fiili şartlarını da test eden, ortaya çıkartan bir niteliğe sahipti. Şu anda ise 28 Şubat’ta başlayan, bir aydır devam eden İsrail-ABD-İran savaşının ortasında bulunuyoruz. Bu savaşı önlemek, ortaya çıkmasını engellemek için Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, bizler İletişim Başkanlığımız ve diğer ilgili tüm arkadaşlarımızla çok yoğun bir çaba sarf ettik. Her seferinde öngörülemezlik, kırılganlık, gücün keyfi kullanımı üzerine dayalı bir dünya sisteminin ancak yeni krizler ve savaşlar üreteceğini ifade ederek bu tür" dedi. "Türkiye’nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba sarf ettik" Bugün bu savaşın ortasında, yaklaşık bir aylık süre içerisinde savaşın sona erdirilmesi adına çalıştıklarını belirten Kalın, "Türkiye’nin bu savaşın dışında tutulması için yoğun bir çaba sarf ettik. Bu çabalarımız ara vermeden devam ediyor. Bugün itibariyle de bu savaşın bütün bölgeye yayılmaması, daha yıkıcı hale gelmemesi, geleceğe dönük olarak da kalıcı hasara sebep olmaması için çabalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Fakat maalesef İsrail’in başlattığı bu bölgesel savaşın giderek bir küresel krize dönüşmesi ve Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle 8 milyarın bedelini ödediği bir savaşa dönüşmesi şu anda fiili bir gerçeklik olmaya doğru hızla ilerliyor. Tüm çabamız öncelikle bu savaşın bir an önce sona ermesi olacaktır. Bu büyük savaşla birlikte bölgemizde büyük bir fitne ateşinin yakıldığını da ifade etmeliyim. Savaşın hesaplanan sonuçlarından bir tanesi sadece İran’ın nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması değil, bundan çok daha tehlikeli olarak bölgenin kurucu ve asli unsurları olan Türk, Kürt, Arap ve Farslar arasında on yıllar boyu devam edecek bir kardeş savaşına, bir kan davasına zemin hazırlayacak adımların atılmasıdır. Bunlara karşı Türkiye olarak sürekli teyakkuz halinde mücadele edeceğiz. Biz Türkiye olarak hiçbir zaman Fitne ateşine odun taşıyan taraf olmayacağız. Gerekirse ateş topunu göğsümüzde soğutacağız. Ateşi yaymaya çalışanlara da kendi dinamiklerimiz, değerlerimizle, liderliğimizle karşı duracağız. Türkiye olarak dost ve düşmanı tanıyoruz " diye konuştu. "Bir daha böyle acılar yaşanmaması için elimizden gelen çabayı göstermeye devam edeceğiz" İran’a yönelik savaşın uluslararası hukuk açısından bir zeminin olmadığını dile getiren Kalın, "Bu savaşı başlatanların sadece İran’la sınırlı kalmayıp, Lübnan’da, Suriye’de, Filistin’de ve başka topraklarda fiili durumlar oluşturarak yeni bir işgal politikası peşinde olduğunu çok iyi biliyoruz. Savaş İran ötesinde tüm Körfez ülkelere yayılmış durumda. İran’a yapılan savaş ne kadar yanlışsa Körfez ülkelere yapılan da hiçbir amaca hizmet etmiyor. Bu vesileyle İran ve tüm bölgelerde hayatını kaybeden tüm kardeşlerimize Allahtan rahmet diliyorum. Bir daha böyle acılar yaşanmaması için elimizden gelen çabayı göstermeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Kosova’nın aday kadrosunda Süper Lig’den 3 isim yer alıyor
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:24 Kosova’nın aday kadrosunda Süper Lig’den 3 isim yer alıyor A Milli Futbol Takımı’nın, 2026 FIFA Dünya Kupası play-off finalinde karşılaşacağı Kosova’nın aday kadrosunda Trendyol Süper Lig’de forma giyen 3 oyuncu yer alıyor. 2026 FIFA Dünya Kupası play-off finalinde A Milli Futbol Takımı, 31 Mart Salı günü Fadil Vokrri Stadyumu’nda Kosova ile karşı karşıya gelecek. Kosova’nın Teknik Direktör Franco Foda tarafından belirlenen aday kadrosunda Süper Lig’de forma giyen 3 oyuncu yer alıyor. Corendon Alanyaspor’dan Florent Hadergjonaj ve Fidan Aliti ile Beşiktaş’tan Milot Rashica da Kosova’nın 23 kişilik aday kadrosunda bulunuyor. Kosova’nın aday kadrosu şu isimlerden oluşuyor: Kaleci: Arijanet Muric (Sassuolo), Visar Bekaj (Tirana), Amir Saipi (Lugano) Defans: Florent Hadergjonaj (Corendon Alanyaspor), Fidan Aliti (Corendon Alanyaspor), Ilir Krasniqi (Polissya Zhytomyr), Lumbardh Dellova (CSKA-Sofia), Kreshnik Hajrizi (Sion), Mrgim Vojvoda (Como 1907), Dion Gallapeni (Wisla Plock), Albian Hajdari (Hoffenheim) Orta Saha: Elvis Rexhbeçaj (Augsburg), Florent Muslija (Fortuna Düsseldorf), Edon Zhegrova (Juventus), Valon Berisha (Zürich), Veldin Hoxha (Rubin Kazan), Lindon Emerllahu (Polissya Zhytomyr) Forvet: Milot Rashica (Beşiktaş), Albion Rrahmani (Sparta Prag), Fisnik Asllani (Hoffenheim), Ermal Krasniqi (Legia Varşova), Vedat Muriqi (Mallorca), Baton Zabergja (Metalist 1925 Kharkiv)
Bilal Erdoğan: "Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi çok kıymetli"
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:06 Bilal Erdoğan: "Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi çok kıymetli" İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, İlim Yayma Vakfı’nın 55’inci Olağan Genel Kurulunda "Dünya böylesi bir çukura doğru ilerlerken, tabii ki Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi ve bölgedeki bu gerilimi düşürmek için çalışıyor olması çok kıymetli" dedi. İlim Yayma Vakfı’nın 55’inci Olağan Genel Kurulu Fatih’te bulunan vakıf binasında gerçekleşti. Genel Kurula İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, eski TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Baykar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, İstanbul Valisi Davut Gül, Anayasa Mahkemesi Üyeleri, vakıf yöneticileri, üyeleri ve davetliler katıldı. Genel kurul, Kur’an-Kerim tilavetiyle başladı. Ardından üniversite öğrencileri tarafından hazırlanan dinletiyle devam etti. "Özlük konusunda diğer vakıflarımıza örnek olabilecek noktalara geldik, hamdolsun" İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, vakfın diğer vakıflara örnek bir yapıda olduğunu ifade etti. Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, "Tabii Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarında insan kaynağı kalitesiyle ilgili biraz daha bizim mücadeleye ihtiyacımız var. Mesela biz yurdumuzda yetiştirdiğimiz veya burs verdiğimiz kardeşlerimizi buralarda istihdam etmekte zorlanıyoruz çoğu zaman. Hiç olmazsa diyoruz; kariyerinizin ilk basamağı burası olsun. Bir 4-5 sene bizde çalışın, ondan sonra başka yerlere gidin diyoruz ama özlük konusunda diğer vakıflarımıza örnek olabilecek noktalara geldik, hamdolsun" dedi. "Çalışanlarımızın bu anlamda kurumumuza aidiyeti de hamdolsun yüksek" İlim Vakfı çalışanlarının aidiyet duygusunun yüksek olduğunu söyleyen İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmettin Bilal Erdoğan, "Artık İlim Yayma Vakfı’nda çalışmak, başka benzer kurumlarda çalışmanın gerisinde kesinlikle değil. Çalışanlarımızın bu anlamda kurumumuza aidiyeti de hamdolsun yüksek. Aslında burayı genç bir ekiple yönetmeye çalışıyoruz ve genç ekibimizin de burada ciddi anlamda donanımlarının güçlendiğini ve eğitim gördüğünü de söyleyebiliriz. Ve bizden sonra başka yerlere gittiklerinde de çalıştıkları kurumların da onlardan memnun olduklarını duyuyoruz. Bu bağlamda İlim Yayma Vakfımıza da, İlim Yayma Cemiyetimize de emek veren bütün profesyonel çalışma arkadaşlarımıza çok çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Ondan sonra onlar da kendilerinin ardından gelenlere destek olsunlar, aynı ruhu kazansınlar istedik" Vakıf yurdu yapımında mezunlardan destek aldıklarını söyleyen Erdoğan, "Dolayısıyla ilk aslında bu vakfın kurulduğu 73 yılında, burada lisans yurdunu yıkıp yeniden yapma işine giriştik. Geçen sefer burayı yaparken mezunlarımızdan destek almıştık. Odalarda isimleri var. Her odaya dedik; maksimum 5 mezun, o zamanın şartlarında bir miktar belirledik, 5’e bölüp aralarında odanın kapısında isimlerine yer verebiliriz. Hem de öğrencilerimiz odalara girip çıkarken, yurtta dolaşırken o isimlere aşinalık kazansınlar. Yani kimler geldi, kimler geçti; bak bize sahip çıkıyorlar, bu binanın yapımına katkı sağlıyorlar. Ondan sonra onlar da kendilerinin ardından gelenlere destek olsunlar, aynı ruhu kazansınlar istedik. Şimdi yeni yurdumuzda da inşallah mezunlarımıza yönelik olarak söylüyorum bunu. Mezunlarımız bir odayı 500 bin Türk Lirası vermek suretiyle paylaşabiliyorlar aralarında. 1 veya 5 mezun veya 3 mezun, neyse. Onun dışında da diğer salonlarımızda da burada yaptığımız gibi sponsorluk yapacağız. Mezunlarımız 100 bin liradan az da verebilecekler, 500 bin Türk lirasından çok da verebilecekler. Onlara da ayrı bir anıt köşesi yapıp onların isimlerini de teşekkür edeceğiz" ifadelerini kullandı. Konuşmasına devam eden Necmettin Bilal Erdoğan, "Bugün hem Türkiye’nin daha güçlü olmasıyla, refah düzeyinin daha yüksek olmasıyla, sivil toplum kuruluşlarımıza da bunun yansıdığını görüyoruz. Çünkü Türkiye’nin düzeyi yükseldikçe elbette ki bağışçılarımızın da imkânları artıyor ve bağışçılarımızın da bu tür hayır faaliyetlerine verebilecekleri imkânları vermeleri mümkün hale geliyor" dedi. "Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi ve bölgedeki bu gerilimi düşürmek için çalışıyor olması çok kıymetli" Türkiye’nin istikrarlı bir yapıya sahip olduğunu söyleyen Necmettin Bilal Erdoğan, "Kötü zamanlardan geçiyoruz. Karmaşık, gerçekten insanı dünyanın geleceğiyle ilgili çok iyimser senaryolara sevk etmeyen zamanlar. Dünya tarihinde, modern zamanlarda olsun, modern öncesi zamanlarda olsun, bu kadar dünya karıştığında daha kötü olmadan toplanmamış. Dolayısıyla yani işte ’insanlığın aklı başına gelecek, bir yerde bir araya gelecek, böyle aklıselimle hareket edip bu işleri toparlayacak’ diyemiyoruz; gerçekten buna çok inanamıyoruz. Dünya böylesi bir çukura doğru ilerlerken, tabii ki Türkiye’nin Cumhurbaşkanımız liderliğinde bir istikrar adası olarak kendini muhafaza edebilmesi ve bölgedeki bu gerilimi düşürmek için çalışıyor olması çok kıymetli" şeklinde konuştu. "İlim Yayma Vakfı olarak ilme yönelik bu çalışmamızı çok daha güçlü bir şekilde yapmalıyız" Konuşmasında savaş zamanında ilmin önemine vurgu yapan Necmettin Bilal Erdoğan, "Biliyorsunuz bizim fıkıh geleneğimize, inancımıza göre savaş zamanında da ilim ehlinin ilmine devam etmesi esastır. Dolayısıyla biz İlim Yayma Vakfı olarak ilme yönelik bu çalışmamızı çok daha güçlü bir şekilde yapmalıyız ki, dünya tamamen dağılıp toparlanmaya başladığı zaman birileri dünyaya fikri önderlik edebilsin. Ve bu fikri önderlik bizim tarihi mirasımızdan, bizim inanç kökenimizden neşet ederek gelsin" cümlelerini kullandı. İbn Haldun Üniversitesi’nde yapılan ’Seyreltilmiş Zamanlar’ adlı çalışmada toplumun ihtiyacı olan birlik ve beraberliğin olduğunu söyleyen Necmettin Bilal Erdoğan, "Gönüllülük işi kolay değil. Gönüllülük işine çok talip bulmak hiç kolay değil, bu devirde daha da zor. Bir çalışma yapmıştık İbn Haldun Üniversitesi’nde; ’Seyreltilmiş Zamanlar’ teması verilmişti. ’Seyreltilmiş nedir arkadaşlar, neyi hedefliyorsunuz?’ diye sordum. Anlatınca gerçekten ’Ya tam benim hep yaşadığımız şeyi anlatmışsınız’ dedim. Gerçekten her şeyin değersizleştiği zamanları yaşıyoruz. Ciddiyetin azaldığı, muhabbetin azaldığı, emniyetin, güvenin azaldığı, kardeşlik duygularının zayıfladığı, aile duygularının zayıfladığı zamanları yaşıyoruz. Yeryüzü içerisinde yeniden güveni, yeniden adaleti, merhameti, muhabbeti inşa etmek için gerçekten özgüvenli, gerçekten ayakları yere çok sağlam basan insanları, fikir önderlerini, toplum önderlerini yetiştirmek zorundayız. Onun için İlim Yayma Vakfımızın, İlim Yayma Cemiyetimizin çok önemli birer görev ifa ettiklerini bu vesileyle bugün tekrar hatırlamış oluyoruz" cümlelerini kullandı. "Her birimiz kendi halkalarımızda, kendi topluluklarımızda, kendi ailelerimizde o birliği tesis etmek için elimizden gelen gayreti, fedakarlığı sarf etmek durumundayız, sarf etmek zorundayız" Toplumda birlik ve beraberlik olması gerektiğini söyleyen Necmettin Bilal Erdoğan, "Birlik içerisinde bu yürüyüşümüzü sürdürmeli; ülkemizin içinde bulunduğu şartlar da birliğimizi güçlendirmeyi bizim için bir vacip kılıyor gerçekten. O birliği de nasıl tesis edeceğiz? Her birimiz kendi halkalarımızda, kendi topluluklarımızda, kendi ailelerimizde o birliği tesis etmek için elimizden gelen gayreti, fedakârlığı sarf etmek durumundayız, sarf etmek zorundayız. Aksi takdirde bu ateş çemberi, bu cehennem çukuru bu ülkeye de çok büyük tahribat yapacaktır. Biz daha güçlü olacağız; hem güvende olmak için hem de artık dünyaya ve bölgemize belli bir nizamı yerleştirebilmek, tesis edebilmek için. Hepinize çok teşekkür ediyorum. Allah’a emanet olun, sağ olun, var olun" ifadelerini kullandı. "Buradaki kardeşlerimiz ve bu ortam aslında bir pencere açtı" Katıldığı programda gençlerle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu Bayrak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, dünyada kötülükleri çıkaran insanların ve grupların olduğunu söyledi. Selçuk Bayraktar, "Ne zaman acaba dünya düzlüğe çıkar dedikçe her geçen yıl, daha da kötüye gidiyor. Birileri azgınlaştıkça, daha fazla yıkıyorlar. İşte birileri de aynen inancımızın bize emrettiği gibi Emr-i bil ma’ruf ve nehy-i ani’l münker iyilik emretmeyen gayret ediyor. Geçtiğimiz günlerde de füzeden geçtiğimiz gündemler belli. Benin böyle ruhumu daraltmıştı. Buradaki kardeşlerimiz ve bu ortam aslında bir pencere açtı. Hakikaten ne kadar geçici olduğumuza, ilahinin ne kadar gerçek olduğuna, zamanda ve mekânda bütün bunların bir oyun ve eğlence olduğunu hatırlatan bir, bir anlamda benim için nefes alma imkânı verdiler. O anlamda bu organizasyonu da düzenlediğiniz için hem düzenleyen başkanımıza, tüm görevlilere yürekten şükranlarımı ifade etmek istiyorum" şeklinde konuştu. "Cenab-ı Mevla’dan dileğim şudur: 18 aylık bebeğe sigara basıp işkence edenlerle, Cenab-ı Mevla ufacık çocukların canına kastedenlerle hesaplaşmayı bir gün nasip etsin inşallah" Bebeklere ve çocuklara zulüm edenlerle savaşıp şehit olmak istediğini söyleyen Selçuk Bayraktar, "Şunu da ifade etmek istiyorum; tabii sözü, sözü bir şekilde ağzınızdan çıktığı andan itibaren artık siz onun esiri oluyorsunuz ve her söylediğimiz söz de hepimizi muhakkak bağlıyor. Ve yıllardır da özellikle çok dikkat etmeye çalıştım neler söylediğime, ne ifade ettiğime. Evet de sözler eyleme, sözler de eylemler gibi sorumluluk taşıyor. Ne zaman ki önüme her geçen gün daha karanlık, daha korkunç görüntüler düşüyor; olabildiğince sabretmeye, iyiliği ve güzelliği yeryüzüne yayma çabalarımızı genişletmeye çaba sarf etsek de Cenab-ı Mevla’dan dileğim şudur: 18 aylık bebeğe sigara basıp işkence edenlerle, Cenab-ı Mevla ufacık çocukların canına kastedenlerle hesaplaşmayı bir gün nasip etsin inşallah. Onlarla hesaplaşmaya vesile kılacak yollarda da bizleri memur eylesin inşallah. Bu yolda da şahsım adına şehit olmayı en büyük şeref bileceğimi ifade etmek istiyorum. Sağ olun, var olun" dedi.
Bakan Fidan’dan bölge ülkelerine uyarı: "Bütün dünya, savaşın bedelini ödüyor, bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor"
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:38 Bakan Fidan’dan bölge ülkelerine uyarı: "Bütün dünya, savaşın bedelini ödüyor, bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’STRATCOM Zirvesi 2026’ programında bölgesel ve küresel son gelişmelere dair açıklamalarda bulundu. Bakan Fidan, "Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir" dedi. Savaştan tek çıkış yolunun ise gerilimin azaltılması ve diplomasi olduğunu kaydeden Fidan, "İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen ’STRATCOM Zirvesi 2026’ programına katıldı. İstanbul’da düzenlenen zirve yerli ve yabancı çok sayıda katılımcıyı bir araya getirdi. Zirvede, uluslararası sistemde yaşanan dönüşüm, küresel yönetişim krizleri ve stratejik iletişimin artan önemi, savaşın ülkeler üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından küresel bir platform haline gelen zirvede, dünyanın farklı bölgelerinden katılımcılar bir araya geldi. Program kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, uluslararası sistemde yaşanan kırılmalar, çok taraflı iş birliklerinin geleceği ve iletişim stratejilerinin kriz yönetimindeki rolü değerlendirildi.Zirvede açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Bu İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Kaderleri birbirine geçmiş ülkeler bundan derin şekilde etkilenebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" dedi."Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir"Bu zirvenin stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline geldiğini kaydeden Bakan Fidan, "Bu yılki Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi’nde bulunmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Bu zirve, stratejik, diplomatik ve entelektüel etkileşim açısından gerçekten küresel bir platform haline gelmiştir. Bu nedenle, dünyanın en zor sorularının dürüstçe ele alınabildiği bir zemine dönüştürdüğü için İletişim Başkanlığı’nı takdir ediyorum. Bu yılın teması bundan daha isabetli ve güncel olamazdı. Biz yalnızca bir istikrarsızlık döneminden geçmiyoruz; aynı zamanda sistemsel bir kırılma yaşıyoruz. Bu durum, daha derin bir bozulmanın sonucudur. Bozulma, uluslararası sistemin ahlaki pusulasını, stratejik tutarlılığını ve meşruiyet üretme kapasitesini kaybetmesiyle ortaya çıkar. Krizler ise barış ve güvenliği sağlamak için kurulmuş kurumlar artık çatışmaları kontrol altına alamadığında, tırmanmayı önleyemediğinde veya barışa giden yollar oluşturamadığında ortaya çıkar. Dolayısıyla çağımızın belirleyici siyasi sorusu oldukça basittir, uluslararası sistem hala devletler arasındaki ilişkileri adalet, öngörülebilirlik ve güven temelinde yönetme otoritesi ve inandırıcılığına sahip mi? Bugün ne yazık ki cevap acı bir şekilde açıktır. Küresel yönetişimin mevcut durumu işlevsiz, felç olmuş ve sürdürülemezdir" şeklinde konuştu."Türkiye çatışmanın merkezinde bulunmakta, İsrail’in yarattığı gerilimler ile daha büyük bir savaşa doğru yöneliyoruz"Bu sistemsel bozulmanın bir anda ortaya çıkmadığını ifade eden Bakan Fidan, "Bu, Türkiye’nin yıllardır sistematik olarak dile getirdiği yapısal sorunların bir sonucudur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel adalet çağrısı ve uluslararası kurumların reformu yönündeki vurgusu bir siyasi slogan değil, bir teşhisti. Birçok kişinin ancak kriz kendi kapılarına dayandığında fark ettiği bir teşhis. Birleşmiş Milletler kürsüsünden ve sayısız çok taraflı platformda biz bu tehlikeye sürekli dikkat çektik. O dönemde ise pek çok kişi jeopolitik konfor alanlarının oluştuğu illüzyonu tercih etti. Yıllar boyunca, işlevsiz düzenin bedeli başkaları tarafından ödendiği sürece, birçok aktör kendi çıkarlarına hizmet eden sistemi sürdürmekten memnundu. Ancak bugün bu sistem dağılmış durumda. Adaletsiz sistemden rahatça faydalananlar, krizlerin artık kendi kıyılarına ulaşmasıyla gerçekle yüzleşiyor. Eğer bu, sistemsel kırılma çağıysa, o zaman daha net bir soru sormamız gerekir: Tam olarak ne tartışılıyor? Yeni ağırlık merkezi neresi olacak teknolojiyi kim yönlendirecek ve burada istenilen değerler nasıl kurulacak. Bu liste giderek artabilir ve bu sorular önümüzdeki 100 yılı şekillendirecek. Bu sorular akademik değil, gerçek çatışma sahalarından çıkan sorular. Türkiye bu çatışmanın merkezinde bulunmakta, aslında İsrail’in oluşturduğu gerilimler ile daha büyük bir savaşa doğru yöneliyoruz" diye konuştu."Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi"Bakan Fidan, "Biz Türkiye olarak özellikle bölge ülkelerini ciddi bir çatışmaya sürükleyecek her türlü duruma karşıyız. İran’ın girişimleri Körfez ülkelerini etkiliyor. Net bir şekilde ifade etmek gerekiyor ki bu sadece İsrail’in savaşı değil aslında. Bütün dünya bunun bedelini ödüyor. Jeopolitik ve ekonomik sıkıntılar giderek artıyor ve çok ciddi bir seviyeye ulaşmakta. Birinci günden itibaren biz bu tehlikeli tabloyu gördük. Bizler en üst düzeyde itidal çağrısında bulunuyoruz. Bu çatışma yaraları ciddi şekilde derinleştirebilir. Kaderleri birbirine geçmiş ülkeler bundan derin şekilde etkilenebilir. Yalnızca şehirlere değil, insanların kalplerinde ve zihinlerinde ciddi etkiler oluşturabilir. Bu noktada savaştan tek çıkış yolumuz ise gerilimin azaltılması ve diplomasi. İşte bu nedenle Türkiye bölge ülkelerdeki ortaklarıyla koordine halinde, diplomatik çözümler için hareket etmelidir. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirliklerini ziyaret ettim yakın dönemde ve devam eden çatışma karşısında bölge ülkelerle bir dayanışma ortaya koymaya çalıştık. İsrail’in politikalarına da karşı durduğumuzu ifade etmek isterim. Bu çabaları daha operasyonel hale getirmek için üst düzey bir diyalog sürdürmeye çalışıyoruz. Amacımız eyleme geçirebilir adımlar atabilmek ve bu çatışmanın bir an önce sona erdirilmesini sağlamak. Bu anlamsız savaşın bitmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Hande Erçel’in ifadesi ortaya çıktı: "Böyle bir dosyada bu şekilde adımın geçmesi nedeniyle üzüntü duyuyorum"
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:35 Hande Erçel’in ifadesi ortaya çıktı: "Böyle bir dosyada bu şekilde adımın geçmesi nedeniyle üzüntü duyuyorum" İstanbul’da yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında oyuncu Hande Erçel’in Savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. Erçel ifadesinde, "Sağlıklı yaşama işim gereği de dikkat ederim, ayrıca Hakan Sabancı’nın da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullandığını hiç görmedim. Böyle bir dosyada bu şekilde adımın geçmesi nedeniyle üzüntü duyuyorum" dedi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından ünlü isimlere yönelik yürütülen ’uyuşturucu’ soruşturması sürüyor. Soruşturma kapsamında oyuncu Hande Erçel’in Savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı. "Hayatımın hiçbir döneminde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmadım. Sağlıklı yaşama işim gereği de dikkat ederim" Erçel ifadesinde, yalnızca Bebek Otel’in restoran kısmına iş görüşmesi yapmak için birkaç kez gittiğini söyleyerek, "Onun haricinde gece hayatım yoktur. Basında çıkan ve belli iş adamlarının düzenlediği iddia edilen hiçbir özel parti ve etkinliğe katılmadım. Dosyada adı geçen ve bu şekilde partiler düzenleyen kimseyi tanımıyorum. Bu parti ve etkinliklerden hiç haberim olmadı ve hiçbir şekilde davet dahi almadım. Hayatımın hiçbir döneminde uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmadım. Sağlıklı yaşama işim gereği de dikkat ederim, ayrıca Hakan Sabancı’nın da uyuşturucu ve uyarıcı madde kullandığını hiç görmedim" dedi. "Herkese örnek olmaya, ülkemi yurt dışında en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım ve çalışıyorum" Erçel ifadesinin devamında, 13 yıldır ekranların önünde olduğunu ve etkileyebileceği bir kitlenin olduğunun farkında olduğu sebebiyle yaşantısına hep dikkat ettiğini belirterek, "Herkese örnek olmaya, ülkemi yurt dışında en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım ve çalışıyorum. Böyle bir dosyada bu şekilde adımın geçmesi nedeniyle üzüntü duyuyorum, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı.