Yerel Haberler
İstanbul
Gazipaşa-Alanya’dan Almatı ve Astana’ya direkt uçuşlar başladı 13 Mayıs 2026 Çarşamba - 23:24:00 Kazakistan’ın Almatı kentinden Gazipapaşa-Alanya Havalimanı’na gerçekleştirilen direk uçuş törenle karşılandı. Havayolunun Gazipaşa-Alanya-Astana seferleri yaz sezonuyla birlikte yeniden başladı. TAV Havalimanları tarafından işletilen Gazipaşa-Alanya Havalimanı, FlyArystan’ın Kazakistan’ın Almatı kentinden bugün gerçekleştirdiği ilk uçuşu düzenlenen törenle karşıladı. İlk uçuşu gerçekleştiren uçak, Gazipaşa-Alanya Havalimanı’nda geleneksel su takı seremonisiyle karşılandı. Almatı’dan gelen yolcular terminalde çiçeklerle karşılandı, pasta kesimi yapıldı. Düzenlenen törene Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, TAV Gazipaşa-Alanya Havalimanı Direktörü Ali Özgür Pehlivan, Kazakistan Cumhuriyeti Antalya Başkonsolosu Kuat Kanafeyev, Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Nazmi Zavlak, Gazipaşa Belediye Başkan Yardımcısı Selçuk Özdemir, FlyArsytan Pazarlama Müdürü Sayın Aliya Bazhenova ile havalimanı ve havayolu çalışanları ile davetliler katıldı. FlyArystan’ın Almatı-Gazipaşa-Alanya hattındaki seferleri 13 Mayıs-24 Ekim 2026 tarihleri arasında çarşamba ve cumartesi günleri haftada iki frekansla gerçekleştirilecek. Havayolunun Astana-Gazipaşa-Alanya uçuşları ise 11 Mayıs-22 Ekim 2026 tarihleri arasında pazartesi ve perşembe günleri yapılacak. TAV Gazipaşa-Alanya Havalimanı Direktörü Ali Özgür Pehlivan, "FlyArystan’ın Almatı’dan başlattığı direkt uçuşu karşılamaktan dolayı memnuniyet duyuyoruz. Paydaşlarımızla birlikte Gazipaşa’yı daha fazla uluslararası destinasyona bağlamak ve bölgenin turizm potansiyelini güçlendirmek için çalışmayı sürdürüyoruz. Almatı ve Gazipaşa-Alanya havalimanlarının TAV Havalimanları portföyünde yer alan iki havalimanı olması bizim için ayrıca anlam taşıyor. Dünyanın farklı noktalarında yolcularımıza en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışıyoruz. Yeni hatların Kazakistan ile Türkiye arasındaki kültürel ve ekonomik ilişkilere katkı sağlayacağına inanıyoruz" dedi. FlyArystan JSC Başkanı ve CEO’su Johan Eidhagen, "Yolcuların seyahat tercihleri değişiyor; daha planlı hareket ediyor, yeni destinasyonlar keşfetmek ve yoğun noktalara alternatifler bulmak istiyorlar. Gazipaşa, sakin yapısı, kolay ulaşımı ve popüler tatil bölgelerine yakınlığıyla bu eğilimin güçlü örneklerinden biri. Astana ve Almatı’dan başlattığımız uçuşlarla hem yolcularımıza yeni seyahat seçenekleri sunuyor hem de Kazakistan ile Türkiye arasındaki ulaşım ve turizm bağlantılarını güçlendiriyoruz" diye konuştu. FlyArystan’ın Almatı ve Astana seferleriyle birlikte Gazipaşa-Alanya Havalimanı’ndan 10 ülkede 16 dış hat noktası olmak üzere toplam 18 destinasyona direkt uçuş gerçekleştiriliyor. 17 havayoluna hizmet veren Gazipaşa-Alanya Havalimanı, 2025 yılında toplam 1 milyon 4 bin 377 yolcuya hizmet verdi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:46 Bakan Ersoy: "İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur" İstanbul’da Global Design Forum’un açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur. 7 tepeli bu güzel şehir aynı zamanda fikirlerin, kültürlerin, sanatın ve üretimin buluştuğu eşsiz bir medeniyetin de merkezi olmuştur" dedi. Londra Tasarım Festivali kapsamında 15 yılı aşkın süredir Victoria & Albert Müzesi’nde düzenlenen Global Design Forum’un açılışı İstanbul’da gerçekleştirildi. İstanbul Arkeoloji Müzesi bahçesindeki formun artistik direktörlüğünü sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut’un üstlendi. Açılış programına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanı sıra London Design Festival direktörü Ben Evans, tasarımcı Melek Zeynep Bulut, tasarımcılar, akademisyenler, sanatçılar ve kültür-sanat dünyasından davetliler katıldı. 4 gün sürecek forum kapsamında dünyanın farklı ülkelerinden tasarımcılar, mimarlar, uluslararası ve yerel tasarımcıları İstanbul’da buluşturarak şehirde tasarım kültürünü kutlamayı ve tartışmayı hedefliyor. Açılış programında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Bugün kültürün, tasarımın, mimarlık ve kreatif endüstriler dünyasının çok kıymetli bir buluşmasına ev sahipliği yapan Global Design Forum’un bu özel buluşmasında sizlerle birlikte olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Kökeni dünyanın en saygın tasarım etkinliklerinden biri olan Londra Design Festival’e dayanan forum, 15 yılı aşkın süredir Victoria & Albert Müzesi bünyesinde düzenlenen düşünce liderliği platformunun uzantısı olarak İstanbul edisyonunu hayata geçirmektedir. Global Desing Forum’un İstanbul edisyonunun hayata geçirilmesi yalnızca bir etkinlik değil aynı zamanda Türkiye’nin kültürel vizyonunu, kreatif endüstrilerdeki iddiasını ve şehirlerimizin taşıdığı medeniyet birikimini dünya ile paylaşan güçlü bir adımdır. Bu önemli platformun İstanbul’a taşınması, şehrimizin küresel tasarım ve kültür haritasındaki yerini daha da güçlendirmektedir. İstanbul tarih boyunca yalnızca bir şehir değil, tasarımın, mimarinin ve zanaatın merkezi olmuştur. 7 tepeli bu güzel şehir aynı zamanda fikirlerin, kültürlerin, sanatın ve üretimin buluştuğu eşsiz bir medeniyetin de merkezi olmuştur. Bugün de aynı ruhla geçmişin hafızasını geleceğin üretici diliyle buluşturan bir ilham kaynağıdır" ifadelerini kullandı. Forum ile ilgili konuşan Bakan Ersoy, "İstanbul bugün bu forumla dünyanın dört bir yanından gelen tasarımcıları, sanatçıları, bu eşsiz mirasın içinde bir araya getirmektedir. Şehir geneline yayılacak kolektif yerleştirmeler, görsel ve işitsel anlatılar, İstanbul’un sesini uluslararası bir sese dönüştürecek. Bu yılki program mekan üretimi, anlatıcılık, tartışma ve yeniden düşünme olmak üzere dört başlık altında gerçekleştirilecek. ’İstanbullar’ platformu, İstanbul’un en güçlü fikirlerini, üreticilerini ve mekanlarını bir araya getirerek şehrin üretken enerjisini sergilemiş olacak. Bugün özgün ekonomiler, dünya genelinde yalnızca estetik bir üretim alanı değil, aynı zamanda ekonomik büyümenin, şehir markalaşmasının ve toplumsal dönüşümün temel dinamiklerinden biri haline gelmiştir. Türkiye’de sahip olduğu genç nüfus, kültürel çeşitlilik ve üretken potansiyel ile bu dönüşümün en önemli aktörlerinden biridir. Çünkü kültürel kalkınma ancak yerel potansiyelin uluslararası etkileşimle buluşmasıyla mümkündür. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak bizler, kültürel mirasın korunmasında olduğu kadar çağdaş üretimin desteklenmesinin de stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Tasarım, mimarlık creatif endüstriler ve kültürel girişimcilik alanlarında ortaya çıkan her yeni fikir, Türkiye’nin kültürel diplomasisini ve marka değerine katkı sağlamaktadır. Bu forumun yapıldığı mekan da çok özel, Ecdat yadigarı Topkapı Sarayı yerleşkesinin o ilham verici atmosferinde geçmişin ihtişamı ile geleceğin vizyonu aynı çatı altında buluşmaktadır" dedi.
ETİ’den genç kızlara kariyer desteği
30 Mart 2026 Pazartesi - 10:04 ETİ’den genç kızlara kariyer desteği ETİ, "Milyon Kadına Mentor Programı"nın kurucu destekçisi oldu. Program kapsamında 15-25 yaş arasındaki lise, üniversite öğrencisi veya iş hayatına yeni atılmış genç kızlar, dijital platform üzerinden sektör liderleriyle bir araya gelecek. ETİ toplumsal fırsat eşitliği yolunda önemli bir adım atarak "Milyon Kadına Mentor Programı"nın kurucu destekçisi oldu. ETİ çalışanları genç kızlara mentorluk yapacak Program kapsamında 15-25 yaş arasındaki lise, üniversite öğrencisi veya iş hayatına yeni atılmış genç kızlar, dijital platform üzerinden sektör liderleriyle bir araya geliyor. ETİ’nin kurucu destekçi rolü sayesinde, profesyonel hayatında 5 yılını doldurmuş tüm ETİ çalışanları, genç kızlara kariyer hedeflerine ulaşmaları için ücretsiz ve gönüllü mentorluk yapabiliyor. Daha fazla genç kıza ulaşılması hedefleniyor "Milyon Kadına Mentor Programı"nın hedefleri ise şöyle açıklandı: "Fark oluşturan birey ve kurumları harekete geçirerek kız öğrencilerin ve iş hayatına yeni atılan genç kızların katılabileceği mentorluk programlarını bir şemsiye altında toplamak; Öncü mentorluk program paydaşlarını bir araya getirerek ekosistemin zenginliklerini sunmak, farkındalık ve iş birlikleri için alan oluşturmak; 10 yılda 1 milyon mentorluk bağlantısı gerçekleştirerek çeşitli alanlarda kariyer hedefi olan genç kızlara ve kız çocuklarına destek olmak." Program, ABD Ticaret Odası’na bağlı ABD - Türkiye İş Konseyi’nin Women in Business (İş Dünyasında Kadınlar) çalışma grubu eş başkanları Ümran Beba ve Canan Özsoy’un liderliğinde ve proje paydaşları TurkishWIN ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) iş birliğiyle hayata geçirildi. "Sosyal sorumluluk yalnızca bir yaklaşım değil, iş yapış biçimimizin temel parçası" Programın Kurucu Destekçilerinin tanıtımı için düzenlenen etkinliğe ana konuşmacı olarak katılan ETİ İnsan Kaynakları Başkanı Aslı Demirgil Günhan şunları söyledi: "Kadınların ve genç kızların ekonomiye ve istihdama katılımı, Türkiye’nin sürdürülebilir geleceği için kritik bir öneme sahip. ETİ olarak, sosyal sorumluluğu yalnızca bir yaklaşım değil, iş yapış biçimimizin temel bir parçası olarak görüyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğini destekleyen, kapsayıcılığı güçlendiren ve kadınlar için fırsat eşitliği oluşturan uygulamaları önceliklendiriyoruz. Milyon Kadına Mentor Programı’nda Kurucu Destekçi olarak yer almak, bu vizyonumuzun güçlü bir yansıması. Bu iş birliği sayesinde yalnızca kurumsal bir katkı sunmakla kalmıyor; aynı zamanda çalışanlarımızın da sürece aktif katılımını sağlayarak genç kızların potansiyellerini keşfetmelerine destek oluyoruz. Çünkü biliyoruz ki bir genç kızın hayatına dokunan her destek, daha güçlü bir toplumun temelini oluşturur. Attığımız bu adım, insanlığın mutluluğu için çalışan bir marka olarak amacımızı ileriye taşıyor."
Hz. Muhammed’in doğumunun 1500’üncü yılı anısına anlamlı proje
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:48 Hz. Muhammed’in doğumunun 1500’üncü yılı anısına anlamlı proje Milli Eğitim Bakanlığı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti iş birliğiyle Hz. Muhammed’in (Sallahü teala aleyhi ve sellem) doğumunun 1500’üncü yılı anısına ,Türkiye genelinde ‘Yapay Zeka ile Dijital İçerik Geliştirme Projesi’ hayata geçiriliyor. Milli Eğitim Bakanlığı, Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti anlamlı bir projeye imza atıyor. Bu kapsamda Hz. Muhammed’in (Sallahü teala aleyhi ve sellem) doğumunun 1500’üncü yılı kapsamında Türkiye genelinde ‘Yapay Zeka ile Dijital İçerik Geliştirme Projesi’ hayata geçiriliyor. Ortaokul (5-8. sınıf) ve lise (hazırlık ile 9-12. sınıf) düzeylerinde tüm okul türlerine yönelik olarak hazırlanan proje; eğitim, üretim, yarışma ve ödüllendirme şeklinde dört aşamadan oluşacak. 10 bin öğrenciyle gerçekleştirilecek projeye, öğrenciler bireysel başvuru yapabilecek. Eğitimlerin, hiçbir ön bilgi gerektirmeksizin temel düzeyden başlayacağı belirtildi. Prompt yazma, görsel oluşturma, poster ve infografik hazırlama, beste ve klip üretimi, senaryo yazma ile çizgi roman ve animasyon hazırlamanın da, eğitim içeriğinde yer alacağı ifade edildi. Düzenlenecek olan yarışma hakkında İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulunan İlim Yayma Vakfı Genel Müdürü İdris Tankut Küsmezer, bu projenin temel amacının ufku açık bir gençlik yetiştirmek olduğunu belirtti. Ayrıca Küsmezer, İlim Yayma Vakfı olarak, vakfın kurulduğu günden bu zamana kadar öğrencilerin hep yanında olduklarını ve binlerce yüksek lisans-doktora öğrencisine burs verdiklerini sözlerine ekledi. İçerikler, siyer okumalarına dayanacak Söz konusu projenin dikkat çeken yönlerinden birisi ise, içeriklerin siyer okumalarına dayanması olduğu açıklandı. Öğrenciler, 5. sınıftan 12. sınıfa kadar Din Öğretimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan ‘Peygamberimizin Hayatı’ ders kitaplarından seçilen metinleri okuyarak bu metinlerden hareketle içerik üretecek. Böylece öğrenciler hem güvenilir kaynaklarla buluşacağı hem de Hz. Muhammed’in hayatını anlamaya yönelik bir okuma ve düşünme sürecinden geçeceği vurgulandı. Ayrıca projenin; analitik düşünme, problem çözme, araştırma ve disiplinlerarası bağlantı kurma gibi akademik becerileri güçlendirmeyi amaçladığı belirtildi. Proje, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile uyumlu Projenin, dijital araçlarının etkin ve bilinçli kullanan bir nesil yetiştirmeyi hedeflediği, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile uyumlu bir pedagojik altyapıya sahip olduğu aktarıldı. Aynı zamanda yapay zekanın gerçek dünyada değer üretme aracı olarak nasıl kullanılabileceği öğrencilere doğrudan deneyimletilecek. Yarışmaya katılımın kontenjanla sınırlı olup, ortaokul düzeyinde 3 bin, lise düzeyinde 7 bin öğrencinin katılımının hedeflendiği belirtildi. Ayrıca her katılımcının kendi okulundan gönüllü bir danışman öğretmene sahip olacağı ifade edildi. Her kategoride birinci, ikinci ve üçüncü olan öğrencilere Umre ödülü Eğitim modüllerini tamamlayan ve yüzde 80 başarı puanına ulaşan öğrencilerin yarışmaya başvuru yapabileceği belirtildi. Eğitimlerin 1 Nisan tarihinde başlayacağı, 10 Mayıs’ta proje teslimlerinin yapılacağı, 8 Haziran’da ise Seçici Kurul Değerlendirmesi ile sürecin tamamlanacağı açıklandı. Ödül töreni ise 11 Haziran’da gerçekleştirilecek. Yarışmada dereceye giren öğrencileri, birbirinden değerli ödüllerin beklediği vurgulandı. Her kategoride birinci, ikinci ve üçüncü olan öğrencilere Umre ödülü verileceği, ayrıca ilk 3 öğrenciye sertifikalı Unity ile Oyun Geliştirme Eğitimi, ilk 250 öğrenciye ise Python Eğitimi desteği sağlanacağı ifade edildi. Bunun yanı sıra nitelikli bulunan eserlere mansiyon ödülleri verilirken, jüri tarafından uygun görülen bestelerden ‘1500. Yıl Ezgileri’ dijital albümü oluşturulacak. Din Öğretimi Genel Müdürlüğü, İlim Yayma Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti’nin iş birliğiyle hayata geçirilen bu proje; çocukların Hz. Muhammed’in manevi mirası ile yakınlık kurmasını amaçlarken, geleceğin mesleklerine hazırlama ve girişimcilik ruhunu destekleme potansiyeli de taşıdığı aktarıldı. "Bu projede yer almamızın temel motivasyonu, ufku açık bir gençlik yetiştirme idealimizdir" Söz konusu yarışmanın gençlere yol göstereceğini ve kendini geliştireceklerini belirten İlim Yayma Vakfı Genel Müdürü İdris Tankut Küsmezer, "Bu projede yer almamızın temel motivasyonu, kökleri sağlam, ufku açık bir gençlik yetiştirme idealimizdir. Bizler, asırlardır irfan ve hikmetle yoğrulmuş bir medeniyetin mensuplarıyız. Bugün bu birikimi, çağın dili ile dijital teknolojiler ve yapay zeka aracılığıyla ifade etme sorumluluğumuzun farkındayız. Bu projeyi hem Peygamber Efendimiz’in doğru bir şekilde anlatılması, hem de gençlerimizi geleceğin dünyasına hazırlamak açısından büyük bir fırsat olarak görüyoruz. Çocuklarımızın erken yaşta yapay zeka ve dijital içerik üretimiyle tanışması, onların yalnızca teknik becerilerini değil, aynı zamanda analitik düşünme, problem çözme ve üretkenlik kapasitelerini de geliştirecektir. Bunun yanı sıra, doğru değerlerle beslenen bir dijital üretim süreci, onların kimlik inşasında da son derece önemli bir rol oynayacaktır. Sadece meslek değil, şahsiyet inşasına da katkı sağlayacaktır. Ayrıca, yapay zekayı da bir araç değil, bir amaç olarak konumlandırdığımız için çocuklarımıza bu yönde teşvik ediyoruz" diye konuştu. "Yüzlerce yüksek lisans ve doktora öğrencimize düzenli burs desteği sağlıyoruz" İlim Yayma Vakfı olarak, öğrenim gören öğrencilere her türlü maddi ve manevi destek sağladıklarını ifade eden Küsmezer, "İçinde bulunduğumuz çağ, imkanlarla birlikte ciddi sinemalar da barındırmaktadır. Dijital dünyayı doğru okumak ve doğru kullanmak hepimizin sorumluluğudur. Gençlerimizden beklentimiz tüketen değil, her zaman olduğu gibi üreten, taklit eden değil, özgün olan, savrulan değil, istikamet sahibi bireyler olmalarıdır. Ailelerimiz ise bu süreçte en büyük rehberleridir. İlim Yayma Vakfı, 1973 senesinde İlim Yayma Cemiyeti tarafından kurulmuştur. Kurulma sebebi, vakfımızın tüzüğünde de yazdığı gibi, vatanına, milletine ve değerlerine sahip çıkan güzel insan yetiştirmektir. Bu çerçevede bizim öncelikle burs ve maddi destek programlarımız vardır. Bu, yapımızın en temel unsurlarından biridir. Bugün itibariyle yüzlerce yüksek lisans ve doktora öğrencimize düzenli burs desteği sağlıyoruz. Ayrıca stratejik alanda çalışan araştırmacılarımıza da ‘doktora özel araştırma bursları’ ve daha nitelikli imkanlar sunuyoruz. Bunun yanında lisans öğrencilerine yönelik şartlı burslarımız, yetim bursları ve üniversite özelinde yürüttüğümüz destek programları mevcuttur. İstanbul Sabahattin Zahim Üniversitesi, vakfımız tarafından 2010 yılında kurulan bir üniversitedir. Bu çerçevede üniversitemizle de ortak lisans ve lisansüstü burs programlarımız mevcuttur" şeklinde konuştu. "Evli olan yüksek lisans ve doktora öğrencilerimize ekstra destek sağlıyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen Aile Yılı kapsamında ayrıca evli olan ve öğrenim gören bireylere yönelik de maddi destekler sağladıklarının altını çizen Küsmezer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Evli olan yüksek lisans ve doktora öğrencilerimize ekstra destek sağlıyoruz. Ayrıca çocuk başına da ek bir destek imkanı sunuyoruz. Bununla birlikte sadece maddi destekle yetinmiyor, gençlerimizin akademik üretim kapasitelerini arttıracak imkanlar da sunuyoruz. Örneğin bursiyerlerimizin yurt dışı araştırmalarını destekliyor, araştırma merkezlerine erişimlerini, sempozyum ve akademik etkinliklerine katılımlarını teşvik ediyoruz. Akademik teşvik mekanizmalarımızla yayın yapan burs yerlerimizi ayrıca destekliyoruz. Vakfımızda öğrencilerimize yabancı dil eğitimleri, teknoloji ve yeni nesil beceri eğitimleri, akademik gelişim seminerleri, kişisel gelişim ve değer odaklı eğitimler de veriyoruz. Son olarak İlim Yayma Ödülleri ile akademisyenleri taltif ederken bir yandan da, şu anda lise ve üniversitede eğitim görmekte olan talebelerimizi akademisyenliğe teşvik ediyoruz. Bu sene dördüncüsünü gerçekleştirdik. Üç dalda ödül veriyoruz. 2027 senesinde ödülümüzü uluslararası camiaya açmayı planlıyoruz."
Kapalıçarşı’da başkanlık seçimi yapıldı: İlhami Yazıcı başkan seçildi
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:43 Kapalıçarşı’da başkanlık seçimi yapıldı: İlhami Yazıcı başkan seçildi Kapalıçarşı Kat Malikleri 6. Dönem Olağan Genel Kurulu’nda yapılan seçimlerde İlhami Yazıcı Kapalıçarşı Başkanı oldu. Kapalıçarşı Kat Malikleri 6. Dönem Olağan Genel Kurul toplantısı dün yapıldı. Yoğun ve geniş katılımla gerçekleştirilen genel kurul, İstiklal Marşı’nın okunması saygı duruşunun bulunulmasının ardından açılış konuşmalarıyla başladı. Toplantıda divan kurulu oluşturularak hazirun listesi onaylandı ve divan tutanağının imzalanması için yetki verildi. Toplantı kapsamında Yönetim Kurulu’nun 2 yıllık faaliyet raporu ile Denetim Kurulu raporu okunarak kat maliklerinin bilgisine sunuldu. Raporların değerlendirilmesinin ardından yönetim ve denetim kurulları ayrı ayrı ibra edildi. Genel kurulda ayrıca; devam eden hukuki ve idari süreçler ile Kapalıçarşı’nın işleyişine ilişkin çeşitli konular görüşülerek Yönetim Kurulu’na gerekli yetkiler verildi. Yapılan seçimde tek liste ile gidilen genel kurulda 941 oy kullanıldı ve İlhami Yazıcı Kapalıçarşı Başkanı olarak seçildi. Genel kurul kapsamında divan kurulu da belirlendi. İstanbul Kuyumcular Odası (İKÖ) Başkanı Mustafa Atayık divan kurulu başkanı seçilirken, Ali Rıza Balcı ve Atilla Saraç divan kurulu üyeleri olarak görev aldı. "Birlik ve beraberliğin güçlü göstergesi" Divan Başkanı Mustafa Atayık, "Kapalıçarşı gibi köklü bir yapının genel kurulunun yüksek katılım ve olgunluk içerisinde tamamlanması son derece kıymetlidir. Seçim sürecinin şeffaf, düzenli ve demokratik bir şekilde yürütülmesi, camiamızdaki birlik ve beraberliğin en güçlü göstergesidir" dedi. "Kapalıçarşı için kararlılıkla çalışacağız" Başkan İlhami Yazıcı ise ilk açıklamasında, "Kapalıçarşı esnafımızın ve kat maliklerimizin güveniyle bu göreve seçilmiş olmaktan büyük bir onur duyuyorum. Bu sorumluluğun bilinciyle, esnafımızın beklentilerine cevap veren şeffaf ve güçlü bir yönetim anlayışı ortaya koyacağız. 1461 yılında kurulan Kapalıçarşı’da başkan olarak görev yapmak hem büyük bir onur hem de önemli bir sorumluluktur. Dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden biri olan çarşımız için gereken tüm adımları kararlılıkla atacağız. Çarşımıza gelen her ziyaretçi bizim misafirimizdir" diye konuştu,
Türk Eximbank ve Euler Hermes Aktiengesellschaft arasında reasürans anlaşması imzalandı
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:43 Türk Eximbank ve Euler Hermes Aktiengesellschaft arasında reasürans anlaşması imzalandı Türk Eximbank ve Almanya’nın ihracat kredi garantilerini uygulamakla görevli Euler Hermes Aktiengesellschaft arasında reasürans anlaşması imzalandı. Türkiye’nin resmi ihracat destek kuruluşu Türk Eximbank ve Almanya Federal Cumhuriyeti’nin ihracat kredi garantilerini uygulamakla görevli Euler Hermes Aktiengesellschaft arasında kapsamlı bir reasürans anlaşması imzalandı. Euler Hermes Aktiengesellschaft heyetinin 24 Mart 2026 tarihinde Türk Eximbank Genel Müdürlüğü’ne gerçekleştirdiği ziyaret esnasında imzalanan anlaşmayla, iki kuruluş arasındaki yakın iş birliğinin üçüncü ülkelerdeki projeler ile derinleştirilmesi hedefleniyor. Bir süredir iki kuruluş arasında devam eden görüşmeler neticesinde hayata geçirilen anlaşma ile iki ülke firmalarının birlikte üçüncü ülkelerde üstleneceği proje ve işlemlere reasürans yapısı altında eşgüdümlü ve ortak destek sağlanması öngörülüyor. Anlaşma kapsamında bir kuruluş tüm projeye yönelik sigorta desteği sağlarken diğer kuruluş ise kendi ülkesinden gidecek mal ve hizmetlere ilişkin olarak reasürans sağlayacak. Kuruluşlar arasında risk paylaşımının çerçevesini çizen anlaşma ile daha rekabetçi, hızlı ve esnek orta-uzun vadeli finansman çözümlerinin önünün açılması hedefleniyor. Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, değişen küresel piyasa koşularında ihracat destek kuruluşları arası güç birliğinin önemine değinerek, "Ülkemizin önemli ticari ortaklarından Almanya’nın ihracat destek kuruluşu Euler Hermes Aktiengesellschaft ile iş birliğini ilerletmekten memnuniyet duyuyoruz" dedi. Güney, söz konusu iş birliği ile Türk ve Alman firmalarının uluslararası projelerde birlikte daha etkili ve güçlü adımlar atmasına katkı sağlanacağını vurguladı.
Bursa’nın 700 Yıllık Hafızası Fotoğraf Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:36 Bursa’nın 700 Yıllık Hafızası Fotoğraf Yarışması’nda ödüller sahiplerini buldu İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ) Sanat ve Tasarım Uygulama ve Araştırma Merkezi (SATMER) tarafından Bursa’daki ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik düzenlenen "Bursa İlinin 700 Yıllık Hafızası" Fotoğraf Yarışması’nın ödül töreni, 25 Mart 2026 tarihinde Bursa Gökkuşağı Koleji’nde gerçekleştirildi. Genç yeteneklerin Bursa’nın tarihi ve kültürel mirasını objektiflerine yansıttığı yarışmada dereceye giren öğrenciler ödüllerini aldı. Ödül törenine Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Bülent Altıntaş, Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Bursa Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni, Bursa İl Milli Eğitim Özel Öğretim Şube Müdürü Tülay Aydın, Nilüfer İlçe Milli Eğitim Özel Öğretim Şube Müdürü Kahraman Şık, Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği Başkanı Tarık Akkurt ile yarışmaya katılan öğrenciler, okul müdürleri ve Gökkuşağı Koleji öğrencileri katıldı. Gençlerin gözünden 700 yıllık tarihî miras Yarışma, Bursa’da öğrenim gören gençlerin şehrin Osmanlı mirası, doğal simgeleri ve yaşayan gelenekleri gibi zengin kültürel yapısına dair farkındalıklarını artırmayı hedefledi. İstanbul Gelişim Üniversitesi SATMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Günay başkanlığındaki düzenleme kurulu tarafından organize edilen etkinlikte, gençlerin sanatsal ifade alanlarında kendilerini özgürce ortaya koymaları ve estetik bilinçlerinin geliştirilmesi amaçlandı. İGÜ Mütevelli Heyeti Üyesi ve Gökkuşağı Kolejleri Genel Müdürü Mesut Döner, törende yaptığı konuşmada İstanbul Gelişim Üniversitesi ile Gökkuşağı Koleji arasındaki iş birliğinin önemine vurgu yaptı. Her iki kurumun da gençlerin sanatsal ve kültürel gelişimine katkı sunmayı ortak bir sorumluluk olarak gördüğünü belirten Döner, "İstanbul Gelişim Üniversitesi, bilimsel üretimin yanı sıra kültürel mirasın korunmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını temel hedeflerinden biri olarak görmektedir. Bu yarışma, gençlerin sanatsal bakış açılarıyla tarihi değerleri yeniden yorumlamalarına imkan tanıyan kıymetli bir projedir" ifadelerini kullandı. Akademik başarı ve sanat bir arada Törene jüri heyetini temsilen katılan Doç. Dr. Taylan Maral, eserlerin teknik yeterlilik, konuya uygunluk, kompozisyon ve özgünlük kriterlerine göre değerlendirildiğini belirterek, yarışmaya katılımın önemine dikkat çekti. Yapay zekâ ile üretilen görsellerin kapsam dışı bırakıldığı yarışmada yalnızca öğrencilerin özgün çekimleri dikkate alındı. Yarışma sonucunda Yıldırım Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Nehir Koçakoğlu birinciliği elde ederken, Zübeyde Hanım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nden Ecrin Torun ikinci, TOFAŞ Fen Lisesi öğrencisi Elif Yılmaz ise üçüncü oldu. Dereceye giren öğrencilere ödülleri tören kapsamında sahnede takdim edildi. Bursa sokakları sanatla renklenecek Ödül töreninin ardından, dereceye giren ve sergilenmeye değer bulunan eserlerin Bursa şehir merkezindeki billboardlar ile dijital ekranlarda sergileneceği bildirildi. Böylece öğrencilerin çalışmaları, kent yaşamının bir parçası hâline gelerek daha geniş kitlelerle buluşacak. Hayata geçirilen proje kapsamında, gençlerin sanatsal üretimlerinin görünür kılınmasının yanı sıra kentin kültürel mirasına yönelik farkındalığın artırılması da hedefleniyor.
Endometriozis etkinliğinde hastalar yaşadıkları sıkıntıları, uzmanlar tanı ve tedaviyi anlattı
30 Mart 2026 Pazartesi - 09:29 Endometriozis etkinliğinde hastalar yaşadıkları sıkıntıları, uzmanlar tanı ve tedaviyi anlattı Mart ayı-Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde "Olağan Şüpheli: Endometriozis" etkinliği düzenlendi. Halk arasında ’çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, ülkemizde üreme çağındaki 2 milyonu aşkın kadını, bir başka ifadeyle her 10 kadından birini etkileyen ve bazen organ kayıplarına ya da anneliğe engel olan önemli bir hastalık. Rahim iç dokusunun rahim dışına yayılmasıyla gelişen bu hastalık, farklı rahatsızlıklarla karıştırıldığı için tanısı çoğu zaman gecikiyor bazen yıllarca tanı konulamayabiliyor. Hastalığa karşı farkındalık oluşturmak için Mart ayı-Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında Acıbadem Altunizade Hastanesi’nde, "Olağan Şüpheli: Endometriozis" etkinliği düzenlendi. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü sunucu ve televizyon programcısı Esra Erol yaptı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, yıllarca teşhis konulamamasından dolayı, kadınlarda gelişebilen infekritilite (kısırlık) başta olmak üzere böbrek kaybına kadar ilerleyen önemli ve ciddi hastalığa, tedavisindeki en yeni yöntemlere yönelik önemli bilgiler verdi. Hastalar da geç tanı, şiddetli ağrılar ve zorlu süreçlerini içtenlikle paylaştı. Söyleşi sonrası yapılan atölye çalışmasında katılımcılar bahar çiçeklerinden süsler hazırladı. "Hastalık her 10 kadından 1’ini etkiliyor" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Taner Usta, dünyada çok yaygın bir hastalık olan endometrioze tanı konulmasının çok uzun yıllar alabildiğini belirterek şöyle konuştu: "Rahmin iç zarının olmaması gereken yere yerleşip özellikle de yumurtalıklara yerleşip, bazen de komşu organlara yerleşip çok ciddi ağrılarla seyredebilen, kısırlık yapabilen ve kadınların 20’li ve 30’lu yaşlarında ortaya çıkabilen bir hastalık olmasıyla da önem arz ediyor. 10 kadından 1 tanesini etkileyen bir riskten bahsediyoruz. Kontrole kadın doğum uzmanına gitmeli ve akla özellikle çikolata kisti hastalığı geliyorsa bu konuyla ilgilenen kadın doğum uzmanının görmesi çok önemli. İlerleyince hastalık rahim, tüpler, yumurtalıklar birçok yeri çok etkilemiş oluyor. Bu grup hastada işimiz çok zor. Zaten aslında bu farkındalık etkinliklerinin en önemli amacı erken tanı koyalım, tedaviyle ilgili fırsat zamanını kaçırmayalım." Endometriozisin yol açtığı ağrıların, başka hastalıklarda da görülebildiğini belirten Prof. Dr. Taner Usta, bu nedenle tanı konulmasında gecikme yaşanabildiğini vurgulayarak, "Karındaki ağrılar birçok hastalıkta görülebiliyor. Mesela bel fıtığı hastalığıyla karışabiliyor veya hassas bağırsak sendromu ile karışabiliyor. Ama pelvik bölgede bir kadında adetlerle bağlantılı veya yumurtlamayla bağlantılı eğer bir ağrı durumu varsa mutlaka akla endometriozis gelmeli. Birçok durumda da karşımıza endometriozis çıkıyor" dedi. Prof. Dr. Taner Usta tedaviye yönelik şu bilgileri verdi: "Tedavide ilaç tedavilerinden çok faydalanıyoruz. Endometriozis eğer yumurtalık rezervini azalttıysa yumurtaları dondurma veya embriyo dondurma gibi tedavi seçeneklerini mutlaka düşünüyoruz ve hastayla münazara ediyoruz. Özellikle çok derin tutulumlar, organları tehdit eden tutulumlar var veya şüpheli bir görüntü varsa da böyle bir durumda cerrahi tedaviye başlıyoruz." "Endometriozisi de toplumda yüksek sesle konuşabilmeliyiz" Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen söyleşinin 2. kez moderatörlüğünü yapan sunucu ve televizyon programcısı Esra Erol da endometriozis hastalığı konusunda toplumsal farkındalık oluşmasının son derece önemli olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "Kadın hastalıklarına dair toplumda çok yüksek sesle konuşamıyoruz. Bunun tabi kültürel yapıdan, kadının toplumdaki yerinden ve halk arasındaki önyargılardan kaynaklandığını düşünüyorum. Bazı hastalıklarda olduğu gibi bence endometriozisi de yüksek sesle konuşmalıyız." Kadınların yaşamını kabusa çevirebilen bu hastalığa yönelik toplumsal farkındalık oluşturabilmek için katkıda bulunmaya özen gösterdiğini vurgulayan Erol, sözlerine şöyle devam etti: "Bulunduğum konum itibariyle de bu konuda bir farkındalık oluşturabiliyorsak ne mutlu. Çünkü halk arasında endometriozis ile ilgili bu hastalığı bilmeyen insanlar genelde şunu söylüyorlar, ’yaa ne kadar nazlı niyazlı, sanki ağrıları birazcık abartıyor, sanırım senin ağrılarının bir psikolojik karşılığı var’ Aslında böyle değil, çok ciddi bir hastalık. Biz bu hastalığı ne zaman yüksek sesle konuşur farkında olursak sanırım erken teşhis ve tanı ve sürecin anlaşılmasını sağlayabiliriz." "7 yılda tanı aldım, keşke daha önce bilseydim" Etkinlikte konuşan 48 yaşındaki Aygen Yapıcıkardeşler de hastalığına 7 yıl tanı konulmadığını belirterek, bir yıl önce, bağırsağında da görülen ‘bağırsak endometriozisi’ tanısı aldığını söyledi. Bağırsağında 4,5 santimlik endometriozis nedeniyle geçtiğimiz ay Prof. Dr. Usta’ya ameliyat olan Yapıcıkardeşler, tanı konulana kadar yaşadığı zorlu süreci şöyle anlattı: "Bundan 8 sene kadar önce sol tüpümde tıkanıklık olduğu fark edildi, fakat o zaman teşhis konulmadı. Endometriozis kelimesini de aslında çok yakın bir zamanda duydum. 2024’ün aralık ayında yaptırdığım check-upta doktorlarımdan bir tanesi ‘çikolata kisti ama bu endometriozis olabilir’ dedi. Benim için kistti, çok bir şey ifade etmiyordu açık söyleyeyim bu konuda tabiri caizse cahil olduğumu düşünüyorum. Bu kelime ‘kist’ demek ki dedim ve çok önemsemedim ama doktorum üzerine gitti, 3 ay sonra tekrar kontrole çağırdı. Başka bir şikayetim var mı anlamaya çalıştı ama ben yine aynı şekilde rahimle bağırsak arasında bu kadar büyük bir ilişki olduğunu bir kadın olarak bilmiyordum. Benim teşhisim Derin Endometriozis olarak konuldu ama bağırsak endometriozisydi asıl, evet rahimde endometriozis vardı ama bağırsağa da sıçramıştı. Teşhis konulduğunda 4,5 cm kadar bağırsakta endometriozis vardı." 48 yaşında olduğunu ve her yıl check-up yaptırdığını belirten Yapıcıkardeşler, 8 yıl önce başlayan sorunlarına ancak bir yıl önce tanı alabildiğinden yakınarak şöyle konuştu: "Yaptırdığım checkuplarda sol tüpümün tıkalı olduğu fark edildi ama teşhis 8 yıl önce konulmadı. Dolayısıyla ben endometriozis kelimesini 8 yıl önce değil, son 1 sene içerisinde yaptığım görüşmelerde duydum. Bir ay önce olduğum ameliyatın sonucunda da aslında o tarihte tüpümün tıkalı olmasının sebebinin de endometriozis olduğu çok yeni ortaya çıkmış oldu. Belki 8 sene önce tanı konulsaydı farklı bir tedavi uygulanırdı, bağırsak yoluna gitmezdi, bağırsak endometrizoisi olarak sıçramayıp medikal tedaviyle sonuçlanırdı belki de." "Hamileliğimin 30. haftasında aldığım haberle şok oldum" Bir bebek annesi olan 28 yaşındaki Öykü Güncan da hiçbir şikayeti yokken 2023 yılında rutin kontrolde endometriozis tanısı aldığını ama bunu önemsemediğini söyledi. Evlendikten haftalar sonra çikolata kistinin patlamasıyla acil ameliyata alınan Güncan, hamileliğinde yaşadığı şoku da şöyle paylaştı: "Herhangi bir sorun yok diye düşünüyorduk fakat çikolata kisti büyümeye devam etmiş içerde. Kist hamile kalınca da büyümeye devam etti ve doktorum, o süreci takip eden doktorum yani sorun oluşturmadı en başta ama 30. Haftaya geldiğimizde ‘bu şekilde doğum yaptıramayacağım dedi. Daha sonra yeni bir doktor arayışına girdik ve Taner hocayı bulduk, sağ olsun kabul etti bizi." Prof. Dr. Taner Usta tarafından yakın klinik izleme alınan Güncan, doğuma kadar da herhangi bir müdahale yapılmadan izlendi. 30 haftalıkken 6 santim olan endometriozisin doğumda 8 santime ulaştığı görüldü. Bebeğini dünyaya getirmek için sezaryen ameliyatı olan Öykü Güncan’ın ameliyat sırasında çikolata kistinin içi boşaltıldı. Bebeğine kavuşan Öykü Güncan, endometriozisin oluşturduğu sağlık sorunundan da kurtuldu.