Yerel Haberler
İstanbul
İstanbul Valisi Gül: "Son üç senede sizlerin de destekleriyle 7 milyon 300 bin ilave kitap temin ettik" 12 Mayıs 2026 Salı - 21:44:24 İstanbul Valiliği tarafından "Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor" projesi kapsamında, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün koordinasyonunda düzenlenen "Aileler Yarışıyor" kitap okuma yarışmasında ödüller sahiplerini buldu. İstanbul Valiliği tarafından okuma alışkanlığını aile bireyleri arasında yaygınlaştırmak amacıyla 39 ilçede düzenlenen "Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor" projesinin ödül töreni yapıldı. "Aileler Yarışıyor" Kitap Okuma Yarışmasına toplam 5 bin 43 veli katıldı. Necip Fazıl Kısakürek’in "İstanbul’a Hasret" adlı eserini okuyan velilere yönelik ilçe finalistlerinin belirlendiği yarışma, şubat ayında 39 ilçede yapıldı. İlçelerinde derece yapan velilerin katıldığı il sınavı ise Beşir Ayvazoğlu’nun "Dersaadet’in Kalbi" adlı eserinden 14 Nisan’da Cağaloğlu Anadolu Lisesinde yapıldı. Bahçelievler’de düzenlenen ödül programına Vali Davut Gül, İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, Necip Fazıl Kısakürek’in torunu Emrah Kısakürek, yarışmada derece alan aileler ve çok sayıda davetli katıldı. Vali Gül, yarışmada derece alıp birinci olan Tuba Öztürk, ikinci olanlar Durmuş Demir, Kayhan Çay, üçüncü olanlar Cevdet Çelik, Merve Mahan, Tuğçe Şahin ve Ramazan Zerenay’e ödüllerini takdim etti. Programda konuşan Vali Gül, "Sayın Cumhurbaşkanımızın bir talimatı var. Bunu zaman zaman dile getiriyoruz. Her toplantıda il valilerine ‘Kendi çocuğunuz için istediğiniz her şeyi, bütün çocuklar için isteyin’ diyor. Dolayısıyla da bizim İstanbul’da yaklaşık 3 milyon öğrenciye bakış açımız tamamen bu ölçüde. Kendi çocuğumuz olarak görüyoruz. Kendi çocuğumuzun iyiliği için ne düşünüyorsak bütün öğrencilerimiz için onu yapmak istiyoruz. Bağımlılıktan koruduğumuz çocuklarımızın özgüveninin geliştiği, spor yapan, kitap okuyan, yeteneğine göre bir enstrüman çalan, öğrenci meclislerimiz aracılığıyla karar süreçlerine katılan, ‘Hayır’ diyebilen, ruhen, bedenen gelişmiş çocuklar olsun istiyoruz. Bunu nasıl yapacağız? Sihirli değneğimiz yok. Bir şekilde sizlerle birlikte, veliler olarak, öğretmenlerimiz olarak, idareciler olarak herkesin kendi açısından bir tarafından tutarak bu meseleyi çözebiliriz" ifadelerini kullandı. ‘Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor’ projesiyle ilgili Vali Gül, "Bunun için de öncelikle kitap sayımızda başladık. İstanbul’umuzda yaklaşık 6 buçuk milyon kitap vardı. Ve ‘Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor’ kitap okuma projemizle, yeni temin ettiğimiz kitaplarla yaklaşık 7 milyon 300 bin kitap temin etmiş olduk. Bu şu demek, yaklaşık 100 yılda biriktirdiğimiz 6 buçuk milyon kitap vardı. Son üç senede hep birlikte sizlerin de destekleriyle 7 milyon 300 bin ilave kitap temin ettik. Yani kitap sayımız yüzde yüzden daha fazla artmış oldu. Kitapları temin ettik. Öğrencilerimiz okumaya başladılar. Bu sefer şöyle bir ihtiyaç ortaya çıktı. Çocuklarımız yazarlarla buluşmak istedi. Kitap fuarlarına gitmek istedi. İstanbul’umuzda her yıl büyük kitap fuarları yapılıyor. Ama şehir çok büyük. 16 milyon insan yaşıyor. Bir yerden bir yere gitmenin her anlamda zorlukları var. ‘Ben Okuyorum, İstanbul Okuyor’ kitap okuma projemizle, her ilçemizde kitap fuarı yapmaya başladık. Bazı ilçelerimizde yaptık. Günün sonunda 39 ilçemizin 39’unda da yapmış olacağız. Dolayısıyla da çocuğun kitap fuarını gezmesi, yazarını görmesi, okuduğu kitabın şairiyle, yazarıyla hemhal olması, onun bir söyleşisini dinlemesi çok kıymetli. Bir diğer yaptığımız iş, kitabın ailecek okunmasını istedik. Her akşam 21.00’de yarım saat telefonun, tabletin kapandığı sadece çocuğun değil, herkesin kitap okuduğu bir fotoğraf olsun istedik. Burada da iş sizlere düşüyordu. İnanıyorum ki hangi anne, babaya sorsak çocuğu için biraz önce saydığım özelliklere kavuşmasını ister ama kendimiz yapmadan, kendimiz yaşamadan, kendi hayatımızda tatbik etmeden çocuğumuza rol model olma şansımız yok. Onun için burada herkesin çok önemli katkısı var. En büyük katkı bu yarışmaya katılan, çocuklarıyla birlikte bizim bu projemizde kitap okuyan velilerimizdir. Velilerimize teşekkür ediyorum" dedi.
12 Mayıs 2026 Salı - 21:36 Gaziosmanpaşa’da "Yönetim Sahada" uygulamasıyla ihtiyaçlara yerinde çözüm üretiliyor Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, mahallelerdeki ihtiyaçların belirlenmesi ve çözüme kavuşturulması amacıyla Karlıtepe Mahallesi’nde bir inceleme gerçekleştirdi. İncelemelerin ardından belediye ekipleri, bölgede geniş çaplı bir saha çalışması başlattı. Gaziosmanpaşa’da, "Yönetim Sahada" uygulaması kapsamında denetimler, devam ediyor. Program çerçevesinde Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri ve teknik ekiplerle birlikte Karlıtepe Mahallesinde detaylı bir inceleme yaparak mevcut durumu yerinde değerlendirdi. Karadeniz, vatandaşların talep ve önerilerini dinleyerek gerekli notların alınmasını sağladı. Mahalle genelinde gerçekleştirilen incelemelerde; yol ve kaldırım düzenlemeleri, çevre temizliği, park ve yeşil alan bakımları ile altyapı çalışmalarına ilişkin ihtiyaçlar tek tek tespit edildi. Başkan Vekili Karadeniz, tespit edilen eksikliklerin hızlıca giderilmesi için ilgili birimlere anında talimat verdi. Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından, "Yönetim Sahada" uygulamasına entegre olarak geliştirilen otomasyon sistemi üzerinden vatandaşlar taleplerini doğrudan iletme imkanı buluyor. Sistem üzerinden iletilen talepler, ilgili müdürlüklere anlık olarak aktarılarak ve süreç dijital ortamda takip edilerek en kısa sürede çözüme kavuşturuluyor. "Saha çalışmalarımız, 16 mahallemizde de devam edecek" Çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, "Karlıtepe Mahallemizde birkaç gün sürecek bir saha çıkartması gerçekleştireceğiz. Başkan yardımcılarımız, birim müdürlerimiz, meclis üyelerimiz ve yüzlerce personelimizle şu an Karlıtepe Mahallesi’ni sokak sokak gezerek tespitlerimizi yapıyoruz. 4T hedefimiz doğrultusunda; tanı, teşhis, tedavi ve takip olarak bu süreci ilerletiyoruz. En önemlisi de bu çalışmalarımızı, otomasyon sistemimizle düzenli hale getirmiş olmamız. Vatandaşımız, bu sistem sayesinde taleplerini gerektiğinde fotoğraflı olarak iletebiliyor. Yöneticilerimiz ve personelimiz bir eksik tespit ettiğinde, sorunun çözümünü sağlayana kadar çalışmalarını hızlı bir şekilde tamamlamaya gayret gösteriyor. Devam eden süreçte, 16 mahallemizi de tek tek gezerek ihtiyaçlara yerinde ve hızlı çözümler üreteceğiz. Sahada bize destek olan tüm çalışma arkadaşlarıma ve kıymetli komşularımıza teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
12 Mayıs 2026 Salı - 20:57 Mahkeme başkanından sanık avukatlarına: "Hızlanması için bize yardımcı olun, kaç gündür duruşma yapıyoruz, bu tempoda duruşma yapan heyet yok" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında mahkeme başkanı sanık avukatlarına, "Kimseye avukatlık mesleğini öğretmek haddinde değiliz. Ama hızlanma açısından bize yardımcı olun. Aralıksız kaç gün duruşma yapıyoruz. Bu tempoda duruşma yapan heyet yok" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 36. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık eski Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Ahmet Şahin savunma yaptı. Ahmet Şahin hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, örgütün Büyükçekmece’deki faaliyetlerinin takibi için örgüt lideri tarafından meclis üyesi olarak yerleştirildiği ifade edilmişti. Şahin’in başka soruşturma kapsamında tutuklanan Hasan Akgün’ün yerine Başkanvekili olarak görevlendirildiği ve örgüt yöneticisi Fatih Keleş tarafından Büyükçekmece Belediyesi’nde "sistem" için para toplaması amacıyla yetkili kılındığı aktarılmıştı. Şahin’in Büyükçekmece’de bulunan büyük inşaat projelerinin, alışveriş merkezlerin imar ve ruhsat konusundaki taleplerini örgüt lideri ve yöneticilerine ilettiği de iddianamede aktarılmıştı. Sanık Şahin iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Sözde örgütün faaliyetlerinin takibi için meclis üyeliğine yerleştirildiğim iddiası var. 2009 yılından beri meclis üyesiyim. Siyasetin her bir kademesinde emek verdim. Büyükçekmece’de 42 yıldır yaşıyorum. 4 seçim dönemi boyunca listelerin birinci sıralarından meclis üyesi seçildim. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün yerine seçildim. Belediye başkanvekilliğinin bir suç idaresine çevrildiğine inanmak istemiyorum. Ben Fatih Keleş’i siyasetten tanırım. Aramızda ast, üst emir talimat ilişkisi olamaz. Hiyerarşi iddiasını da kabul etmiyorum. Üzerime atılı örgüt üyeliği suçunu kabul etmiyorum" dedi. Duruşmada ardından Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi Cevat Kaya’nın savunmasına geçildi. Kaya hakkında iddianamede, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun kayınbiraderi olduğu, bu sebeple nüfuzunu kullanarak belediye ile sivil vatandaşlar arasındaki aracı kişi olduğu belirtilmişti. Kaya’nın sivil vatandaşların belediyedeki iş ve işlemleri için resmi bir sıfatı olmamasına rağmen nüfuzunu kullanarak devreye girdiği, belediyeye işe alınacak şahıslar konusunda da yine belediyede resmi sıfatı bulunmamasına rağmen aracılık yürüttüğü iddianamede kaydedilmişti. Kaya’nın İBB kaynaklarından kendisine maddi menfaat temin etmeye çalıştığı iddianamede açıklanmıştı. Kaya, mesleğinin iş insanı olduğunu ve aylık gelirinin 300 bin TL olduğunu söyleyerek, "Ben İBB’de çalışan değilim, altyapı üstyapı yapmıyorum. Ekrem İmamoğlu’na doğrudan bağlı örgüt üyesiymişim. Ben ne yaptım, ne talimat vermiş bana, ne işini yapmışım? Bu dosyada bana yöneltilen bir eylem yok. Sanıklar arasında tanığım 2-3 kişi var, biri eniştem Ekrem İmamoğlu. Ben haksız zenginleşmedim ben zengindim zaten. Zenginleşmeye ihtiyacım yoktu benim. Ben çok üzgünüm böyle bir olay bana yaşatıldığı için. Ben bu ülkeye yatırım yapmış, SSK, vergi primi ödemiş, işçisinin parasını zamanında ödeyen, bu ülkeye döviz kazandıran biriyim. İddianame çıktı okudum, ‘mahkeme başkanı beni tensip ile bırakır’ dedim. Ortada bir şey yok. Tek bir şey var 380 gündür ben cezaevindeyim. Ben iyi bir iş insanıyım. Ben o koltukta olsam bunların hepsini bırakırım. Eğer kamuya zarar vermişsem ödeyeceğim 10 katını. İş adamıyım ben. Kendi paramdan ödeyeceğim" dedi. Mahkeme başkanı Kaya’nın avukatlarının savunmasının ardından yaptığı açıklamada, "Kimseye avukatlık mesleğini öğretmek haddinde değiliz. Ama hızlanma açısından bize yardımcı olun. Süreci biz de uzatmaktan memnun değiliz. Aralıksız kaç gün duruşma yapıyoruz. Bu tempoda duruşma yapan heyet yok" dedi. Duruşma yarına ertelendi.
"Bilişim Çağında Dezenformasyon" konusu ele alındı
31 Mart 2026 Salı - 11:15 "Bilişim Çağında Dezenformasyon" konusu ele alındı İstanbul Beykent Üniversitesi ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı işbirliğiyle düzenlenen "Bilişim Çağında Dezenformasyon" başlıklı etkinlikte, dezenformasyonla mücadele konusu ele alındı. Doğru bilgiye ulaşmak için dijital medya okuryazarlığının önemi vurgulandı. İstanbul Beykent Üniversitesi Öğrenci Merkezi Dezenformasyonla Mücadele Kulübü tarafından, "Bilişim Çağında Dezenformasyon" konulu etkinlik düzenlendi. İstanbul Beykent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Kırdar’ın katılımıyla gerçekleşen etkinlikte Köşe Yazarı Murat Özer, öğrencilere konuşma yaptı. İstanbul Beykent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yalçın Kırdar, "İletişim önemli ama iletişim çağında doğru bilgiyi iletebilmek de önemli. Dijitalleşme, globalleşme önemli kavramlar fakat dezenformasyon, manipülasyon veya algı yönetimi gibi kavramları hem makro düzeyde, günümüz dünyasında savaşlarda yaşıyoruz hem de mikro olarak işletmeler aynı sorunları yaşayabiliyor. Buna karşı öğrencilerimizi bilinçlendirmek ve dijital medya yazarlığı konularında bilgi sahibi olmaları için destek olmaya çalışıyoruz" dedi. "Yapay zekaya ayak uydurmak gerekiyor" Teknoloji çağında yapay zekaya ayak uydurulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Yalçın Kırdar, "Dünya standartları üzerinde hareket edebilmek gerekiyor. Bunu yaparken de etik değerleri, ahlaki değerleri, kendi kültürel değerlerimizi dikkate alarak kontrol edebilmeli ve yönetebilmeliyiz. Kriz yönetiminde doğruyu anlatmaya, mağduru koruyabilmeye, etik ve ahlaki sorumluluklarımızı kamu kuruluşları ve yükseköğretim kurumları olarak yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu konuda sadece makro düzeydeki ülkeler bunu kullanmıyor. Kötü amaçlı veya negatif kuruluşlar, terör örgütleri bile bunu maalesef bir araç olarak kullanabiliyor. Bunun için bilim iletişimi kapsamında, hem öğrencilerimizi hem toplumu, hem de kurumları bilinçlendirmeye yönelik ve önlem alınması gerekiyorsa tartışmak için bir araya geliyoruz" diyerek sözlerini noktaladı. "Bilgi araçsallaşıyor" Dezenformasyonla Mücadele Kulübü Danışmanı Doç. Dr. Deniz Yetkin Aker ise, "Öğrencilerimizle birlikte böyle bir etkinlik düzenliyoruz. Çağımız, hızlı bilgi akış çağı. Ama bu bir yandan hızlı bilgi akışı olurken bir yandan da bilgi araçsallaşmış oluyor ve doğru bilgiye ulaşmak zorlaşıyor. Öğrencilerimizin aynı zamanda dijital aktörler olması, doğru bilgiye ulaşmayı öğrenmesi, hatta bilgi üretmeleri açısından bu tarz etkinlikler düzenliyoruz" diye konuştu. Dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığının önemini vurgulayan Doç. Dr. Deniz Yetkin Aker, "Dijital okuryazarlık ve dijital medya okuryazarlığı bu anlamda çok önemli. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının bu yönde çalışmaları mevcut. Bizler Dezenformasyonla Mücadele Kulüpleri olarak kendilerine destekler veriyoruz. Dezenformasyona Mücadele Merkezi (DMM) de bunu yapacak. Dijital medya okuryazarlığı genele yaygınlaştırılınca, gençler ve yetişkin eğitim şeklinde artık proaktif hareket alınabilecek" dedi.
Ramazan Bayramı’nda Eşarj’da şarjlanma yüzde 63 arttı
31 Mart 2026 Salı - 10:57 Ramazan Bayramı’nda Eşarj’da şarjlanma yüzde 63 arttı Türkiye’de elektrikli araç sayısındaki hızlı artış, şarj altyapısına olan talebi her geçen gün daha görünür kılıyor. Özellikle yoğun seyahat dönemlerinde zirveye ulaşan bu talep, Ramazan Bayramı’nda dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Eşarj istasyonlarında, bayram boyunca enerji satışı yüzde 63, işlem sayısı ise yüzde 67 artış gösterdi. Ramazan Bayramı boyunca şehirlerarası yolculukların yoğunlaşmasıyla birlikte elektrikli araçların şarjlanma oranlarında dikkat çekici bir artış yaşandı. Artan e-mobilite ve genişleyen araç parkının etkisiyle istasyonlardaki yoğunluk belirgin şekilde yükselirken, elektrikli ulaşımın gündelik yaşamın önemli bir parçası haline geldiği bir kez daha teyit edildi. Türkiye genelinde bin 400’ü aşkın istasyon, 2 bin 400’ün üzerinde soket ve 134 MW kurulu güç kapasitesiyle hizmet sunan Enerjisa Enerji’nin yüzde 100 iştiraki Eşarj, özellikle ana arterler ve otoyollar üzerindeki hızlı şarj ağıyla bayram süresince kesintisiz hizmet sağlamayı sürdürdü. Yapılan açıklamaya göre, şirket istasyonlarında günlük enerji satışı, mart ayının ilk haftasına kıyasla yüzde 63 artarken, geçen yılın Ramazan Bayramı dönemine göre ise yüzde 78 yükseldi. Roaming (ortak dolaşım) projesi sayesinde toplamda 4 binden fazla DC hızlı şarj soketi ile hizmet verebilen şirket, artan talebi kesintisiz ve sorunsuz şekilde karşıladı. Bayramda kullanıcı sayısı ve etkileşim de güçlü artış gösterdi Ramazan Bayramı boyunca yalnızca enerji tüketimi ve işlem sayılarında değil, aktif kullanıcı sayısında da dikkat çekici bir yükseliş yaşandı. Günlük aktif müşteri sayısı, mart ayının ilk haftasına kıyasla yüzde 67 artarken, geçen yılın aynı dönemine göre de aynı oranda büyüme kaydetti. Bayram süresince kullanıcılarına kesintisiz destek sunan Eşarj, 7/24 hizmet veren çağrı merkezi, görüntülü görüşme desteği ve WhatsApp destek hattı ile sürücülere anlık çözümler sağladı. Türkiye’deki ilk "Deşarj Noktası" ise yolculuk sırasında elektrikli araç kullanıcılarına konforlu bir mola alanı sunarak bayram boyunca yoğun ilgi gördü. "Elektrikli araç ekosistemi Türkiye’de artık yeni bir faza geçti" Eşarj Genel Müdürü Yakup Aydilek, bayram süresince artan enerji ve istasyon kullanımı ile ilgili değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Ramazan Bayramı gibi yoğun seyahat dönemleri, elektrikli mobilitenin gerçek kullanım senaryolarını en net şekilde ortaya koyuyor. Bu yıl bayram boyunca gördüğümüz yüzde 60’ın üzerindeki artış, Türkiye’de elektrikli araç kullanımının artık günlük hayatın güçlü bir parçası haline geldiğini gösteriyor. Elektrikli araç ekosistemi Türkiye’de artık yeni bir faza geçti. Bu dönemde mesele yalnızca şarj noktası sayısını artırmak değil; doğru lokasyonda, doğru hızda ve kesintisiz çalışan bir deneyim sunabilmek. Şirket olarak biz de bu yoğunluğa, ana ulaşım akslarında konumlanan yüksek hızlı şarj ağımız, veri odaklı lokasyonlandırma yaklaşımımız ve 7/24 kesintisiz hizmet anlayışımızla hazırdık. Önümüzdeki dönemde odağımız; yalnızca büyümek değil, artan talebi en doğru noktalarda en güvenilir ve en akıcı deneyimle karşılamak olacak. Elektrikli ulaşımın yaygınlaşmasını hızlandıran en kritik unsurun, kullanıcıya her koşulda güven veren bir şarj deneyimi olduğuna inanıyoruz."
İstanbul’da küresel eğitim buluşması
31 Mart 2026 Salı - 10:53 İstanbul’da küresel eğitim buluşması Yurtdışında eğitim hayali kuran öğrenciler için düzenlenen VEF Yurtdışı Eğitim Fuarı, İstanbul’da kapılarını açtı. Binlerce öğrenci, uluslararası eğitim kurumlarının temsilcileriyle bir araya gelerek gelecek planlarını şekillendirme fırsatı buldu. Yurtdışında eğitim almak isteyen öğrenciler için düzenlenen VEF Yurtdışı Eğitim Fuarı, İstanbul’da kapılarını açtı. 29-30 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen fuarda, İngiltere, Amerika, Kanada, Avustralya ve Malta başta olmak üzere birçok ülkeden gelen üniversite, kolej, lise ve dil okulu temsilcileri yer aldı. Öğrenciler, eğitim programları, kabul şartları, burs imkanları ve konaklama seçenekleri hakkında doğrudan bilgi aldı. Fuar kapsamında düzenlenen seminerler, bilgilendirme oturumları ve kariyer söyleşilerinde ise vize süreçleri, başvuru stratejileri ve mezuniyet sonrası kariyer fırsatları ele alındı. Uzmanlar, öğrencilere doğru ülke ve okul seçimi konusunda rehberlik etti. "Türkiye’de eğitim ücretlerinin artış göstermesiyle birlikte öğrencilerin yurtdışına yönelimi arttı" Etkinlik hakkında bilgi veren VEF Direktörü Başak Aras, "Amacımız, dünyanın dört bir yanından farklı ülkelerden ve destinasyonlardan üniversiteleri, liseleri ve dil okullarını Türk öğrencilerle buluşturmak. Öğrencilerin, sunulan programlar, burs imkanları ve kabul şartları hakkında birebir, doğrudan bilgi almalarını sağlıyoruz. Son dönemde destinasyon çeşitliliği arttı. İtalya, İngiltere, ABD ve Kanada gibi ülkelerin yanı sıra Kosova, Bulgaristan ve Litvanya gibi destinasyonlara da ilgi ön planda. Fuarımızda bu ülkelerden gelen üniversiteler de yer alıyor. Türkiye’de eğitim ücretlerinin artış göstermesiyle birlikte öğrencilerin yurtdışına yönelimi arttı. Özellikle son iki yılda velilerin çocuklarını yurtdışına gönderme eğilimi yükseldi. Bu durum da fuarlara olan ilgiyi artırdı" şeklinde konuştu. "Bu yıl 10 bine yakın öğrenciyi ağırladık" Aras, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Öğrenciler ve veliler fuarlarımıza katıldıklarında, üniversite ve okul temsilcileriyle birebir görüşerek programlarla ilgili detaylı bilgi alabiliyor. Burs imkanları konusunda da bilgi alıyorlar. Çünkü her üniversite ve lisenin Türk öğrencilere sunduğu farklı burs ve indirim seçenekleri bulunuyor, doğrudan bilgi edinebiliyorlar. Ayrıca vize süreçleri ve okul kabul şartları hakkında da yetkililerden birebir bilgi alma fırsatı yakalıyorlar. Bunun yanı sıra fuar kapsamında düzenlenen seminerlere de katılabiliyorlar. Bu yıl toplam rakam netleşmemekle birlikte İstanbul, Ankara ve İzmir’de yaklaşık 10 bin öğrenci ve veliyi ağırladık. Yurtdışından eğitim kurumları fuarımıza katılım sağlıyor. Özellikle İstanbul ayağında dün de tecrübe ettiğimiz üzere Antalya’dan gelen öğrenciler, burada yer alan üniversitelerle görüşmek için fuara katıldı. Bu nedenle düzenlediğimiz etkinliklere farklı şehirlerden de yoğun katılım oluyor"
MediaMarkt kendi markalarını tüketicilerle buluşturuyor
31 Mart 2026 Salı - 10:38 MediaMarkt kendi markalarını tüketicilerle buluşturuyor MediaMarkt Türkiye; kendi markaları olan KOENIC, PEAQ ve ISY‘yi müşterileriyle buluşturmaya ve kullanıcıların farklı ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler sunmaya devam ediyor. MediaMarkt Türkiye, geniş bir yelpazede binlerce ürününü teknoloji severlerle buluşturmaya devam ediyor. Bu vizyonla kendi markaları olan KOENIC, PEAQ ve ISY‘yi yeni ürün gamlarıyla büyüten MediaMarkt, müşterilerinin farklı ihtiyaç ve beklentilerine uygun, renkli bir alışveriş deneyimi vadediyor. MediaMarkt Türkiye 3 markasını da Türkiye genelindeki mağazalarında, online satış kanalında ve mobil uygulamasında tüketicilerle buluşturuyor. Evde pratik, estetik ve konforlu çözümler MediaMarkt’ın ev elektroniği ve küçük ev aletleri kategorilerinde fonksiyonel tasarımlarıyla öne çıkan markası KOENIC; mikrodalga modelleri, ısıtıcıları ve süpürgeleriyle çözümler sunarken ürün yelpazesini de genişletmeye devam ediyor. Yeni ürünler arasında cam çay makinesi, saç kurutma makinesi ve blender setleri de yer alıyor. Yüksek performans ve kullanıcı dostu teknoloji bir arada MediaMarkt’ın portföyündeki kapsamlı teknoloji markalarından biri olan PEAQ ise kullanıcıların günlük dijital deneyimini zenginleştiren geniş ürün yelpazesiyle öne çıkıyor. Akıllı televizyonlardan, ses sistemlerine ve soundbarlara uzanan PEAQ ürün gamı modern tasarım dili, yüksek performans ve kullanıcı dostu teknolojiyi bir araya getiriyor. Markanın globalde de dikkat çeken koleksiyonlarından PEAQ Robbie Williams Special Edition serisi ise özel tasarım detayları ve limitli üretim anlayışıyla PEAQ’ın premium yaklaşımını yansıtıyor. PEAQ TV ailesine yeni eklenen 24 inç WebOS TV modelleri, kompakt boyutlarına rağmen akıllı TV deneyimini tam performansla sunarak seriyi tamamlıyor. Bir diğer yeni ürün gamı ise yeni monitör serisi. Bu seri hem iş hem eğlence odaklı kullanım için geniş bir çözüm çeşitliliği sunuyor. Profesyonel çalışma ortamlarına uygun Full HD ofis monitörlerinden, yüksek yenileme hızına sahip QHD çözünürlüklü gaming monitörlerine kadar genişlenen bu seri; ince çerçeveli tasarımlar, FreeSync ve G-SYNC uyumluluğu, hızlı tepki süreleri ve ergonomik kullanım sağlayan ayarlanabilir stant seçenekleriyle dikkat çekiyor. Günün her anına eşlik eden aksesuar çözümleri MediaMarkt’ın kendi markalarından biri olan ISY ise kullanıcıların dijital yaşamını kolaylaştıran aksesuar odaklı ürünleriyle öne çıkıyor. Akıllı tasarımlar ve geniş uyumluluk ile ISY ürünleri, bağlantıyı güçlendiren ve kullanım konforunu artıran çözümler sunuyor. Bu sezonun yeni ISY ürünleri arasında 10000 mAh ve 5000 mAh Magsafe taşınabilir şarj cihazları yer alıyor. Ayrıca 45W 2USB-C güç adaptörü gibi ürünler, aynı anda birden fazla cihazı hızlı şarj edebilme özelliğiyle günlük yaşamda geniş bir kullanım kolaylığı sağlıyor. MediaMarkt Türkiye’nin portföyündeki KOENIC, PEAQ ve ISY ürünleri; farklı ihtiyaç gruplarına yönelik ürün çeşitliliği, yüksek teknoloji ve MediaMarkt güvencesiyle MediaMarkt’ın Türkiye genelindeki 103 mağazasında, MediaMarkt mobil uygulamasında ve online alışveriş sitesi tüketicilerle buluşmaya devam ediyor.
Vertigoya dikkat: "Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı"
31 Mart 2026 Salı - 10:30 Vertigoya dikkat: "Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı" Toplumda çok sayıda kişiyi etkileyen vertigoya karşı uyaran uzmanlar, "Hastalar genellikle etrafın dönmesi ya da kendilerinin döndüğü şeklinde tanımlıyorlar. Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı, en önemli sebebi, insanların daha hareketsiz olması. Yarım saatte de bir olsa hareket etmelerini öneriyoruz. Günümüzde plaza çalışanlarında çok sık benign vertigoyu görmeye başladık" dedi. Vertigo, genellikle kişinin kendisinin ya da etrafının döndüğünü hissettiği bir durum olarak ifade edilirken baş ağrısı, kulak çınlaması, denge kaybı, mide bulantısı ve kusma, kulakta dolgunluk hissi gibi belirtiler görülebiliyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Yılmaz ve Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Hıkmat Abbaszade de vertigo hakkında bilgi verirken önemli uyarılarda bulundu. Doç. Dr. Yılmaz, günümüzde hareketsizliğinde etkisiyle plaza çalışanlarında sık karşılaştıklarını belirtirken tedavi seçeneklerine yönelik konuştu. "Mutlaka hekime başvurmaları gerekiyor" ‘Hastalar genellikle etrafın dönmesi ya da kendilerinin döndüğü şeklinde tanımlıyorlar’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Süleyman Yılmaz, "Vertigo çok sık karşılaştığımız şikayetlerden bir tanesidir. Dengesizlik, yerin ayaklarının altından kayması, bayılma hissi şeklinde de tanımlayabiliyorlar. En sık gördüğümüz, benign pozisyonel vertigo dediğimiz baş dönmesidir. Bu baş dönmesi otolit dediğimiz kristallerin yarım daire kanallarına düşmesi sonrası oluşuyor. Bu hastalar genellikle yatarken sağa sola döndükleri zaman baş dönmesi tarifliyorlar. Çok ani hareketlerde başlarını kaldırdıkları zaman kısa süren dengesizlik ve baş dönmesi tarifliyorlar. Kadın ve erkeklerde eşit bir şekilde görülebiliyor. Bu tarz baş dönmesi, dengesizlik şikayeti olanların öncelikle dikkat etmesi gereken, baş dönmesiyle birlikte bulantı, kusmaları, baş ağrıları, kollarda, ayaklarda güçsüzlük var mı? Bunlar nörolojik olabileceğini, santral nedenlerden dolayı vertigo olabileceğini düşündürür, mutlaka hekime başvurmaları gerekiyor" dedi. "Plaza çalışanlarında benin vertigoyu çok sık görmeye başladık" Doç. Dr. Yılmaz, "Hallpike testi ve benzer manevralarla hem tanıyı hem tedaviyi kolaylıkla yapabiliyoruz. Özellikle uyurken kristallerin kendiliğinden bazen yerine oturması gibi durumlar da olabiliyor. Esas tedavi manevradır, manevra ile kristallerin yerine oturmasıyla hastalarımızı tedavi ediyoruz. Hastaların kendilerinin yapabileceği egzersizler vardır. Başları döndüğü zaman hastalarımıza sağa, sola çevirme ya da kendi başlarına manevra yapmalarını hiçbir zaman tavsiye etmiyoruz. Mutlaka hekim kontrolünde yapılması gerekir. Böyle bir şey olduğu zaman baş hareketlerini kısıtlamaları, ani hareket yapmamaları, en kısa sürede de bir kulak burun boğaz hekimine başvurmalarını öneririm. Son dönemde daha sık karşılaşmaya başlandı, en önemli sebebi de insanların daha hareketsiz olması. Masa başında uzun süre zaman geçirmelerinden dolayı benign vertigo artmaya başladı. İnsanların çok uzun süre bir pozisyonda kalmamaları, yarım saatte de bir olsa hareket etmelerini öneriyoruz. Günümüzde plaza çalışanlarında çok sık benin vertigoyu görmeye başladık" ifadelerini kullandı. "Polikliniklere sık başvuru nedeni’ ‘Vertigo hem kulak burun boğaz hem nöroloji polikliniklerine sıkça başvuru nedeni’ diyerek sözlerine başlayan Uzm. Dr. Hıkmat Abbaszade, "Hem merkezi sinir hem de periferik sinir sistemi ve iç kulakla alakalı birçok hastalık vertigoya neden olabilir. Tedavi tamamen nedene bağlıdır. Örneğin; hemen müdahale etmek hatta yatış endikasyonu gerektirecek vertigolar. Bazı vertigolar ayaktan tedavi edilebilir, ilaçlarla manevralarla, fizik tedavi desteğiyle tedavi edilebilir. Pozisyonel denge egzersizleri, bunların da basit ve sofistike metotları var. Vertigoya neden olan, altta yatan hastalık teşhis edildikten sonra ona yönelik spesifik tedavi yöntemi seçilebilir. Bazı hastalarda vertigo çok şiddetli olabiliyor. Özellikle hastayı düşürecek kadar bulantı, kusmaların eşlik ettiği bir durum olabilir. Amacımız, merkezi sinir sistemiyle alakalı olan ve altında ciddi hastalıklar yatabilecek olan vertigoyu zamanında teşhis edebilmek. Kulak burun boğaz hekimleriyle nörologların ortak yaptığı teşhis amaçlı testler vardır. Genelde bize hastalar kulak burun boğaz polikliniğinden yönlendirilir" şeklinde konuştu. "Vertigo bitebilir, yeter ki doğru tanı alıp müdahale doğru olsun" ‘Her vertigo hastasında aynı bulgular olmuyor’ diyen Uzm. Dr. Abbaszade, "Bazen beyin kan akışını rahatlatıcı ilaçlar, invaziv girişimsel işlemler, denge testleri, müdahaleleri, postür egzersizleri, kafa hareketleriyle yapılan egzersizler gibi bir sürü tedavi metoduyla müdahale ediliyor. Bazen vertigo çok dirençli olabiliyor. Hastanın ilk vertigo atağıysa hasta belirli bir yaş üzerindeyse, ek hastalıkları varsa, tansiyon, şeker, yüksek kolesterol veya genetik risk faktörleri de varsa mutlaka tedbirli olunması, muayeneye erken gelmesini öneririm. Çünkü bazı durumlara ne kadar erken müdahale edersek hasta için o kadar karlı oluyor. Bir manevrayla bitirebilir mesela ama bazı vertigolar vardır, bunlar en az 2-3 ay, aylarca sürebiliyor. Vertigo bitebilir, yeter ki doğru tanı alıp, teşhis doğru olsun ve teşhisten sonra da müdahale doğru olsun" diye konuştu.
Müslüm Gürses’in hologramı, 5G teknolojisi sayesinde sanatçılarla düet yaptı
31 Mart 2026 Salı - 10:25 Müslüm Gürses’in hologramı, 5G teknolojisi sayesinde sanatçılarla düet yaptı Türk Telekom, yenilikçi teknolojilerdeki rolüyle Türkiye’yi geleceğe taşımaya devam ediyor. Güçlü fiber altyapısı, uzun yıllardır sürdürdüğü 5G odaklı yatırımları, Ar-Ge çalışmaları, milli 5G ekosistemini büyüten stratejik adımları ve saha uygulamalarıyla yeni döneme güçlü bir giriş yapmaya hazır olan Türk Telekom, 1 Nisan’da kullanıma sunulacak 5G teknolojisine dair vizyonunu Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilen 5G gala gecesinde kamuoyuyla paylaştı. "Herkes için 5G" vizyonuyla müşterileri için eşit bir dijital gelecek inşa etmeyi hedefleyen Türk Telekom, 81 ili uçtan uca bağlayan güçlü fiber altyapısı, 5G’de kritik öneme sahip fiberle bağlı baz istasyonları, abone başına en yüksek 5G kapasitesi ve müşteri deneyimi odaklı mobil stratejisiyle 5G deneyimini Türkiye’nin her köşesinde herkes için sunmaya hazır olduğunu duyurdu. 5G’nin sunduğu ultra düşük gecikme, yüksek hız ve eş zamanlı bağlantı özelliklerinden faydalanarak hologram teknolojisi sayesinde bir ilke imza atan Türk Telekom, hayatını kaybeden sanatçı Müslüm Gürses’i sahneye taşıdı. Yapay zeka aracılığıyla daha önce hiç söylemediği yeni şarkılara ses veren Müslüm Gürses’in 5G tabanlı hologramı birbirinden önemli sanatçılarla birlikte konser verdi. Türk Telekom; 5G teknolojisinin yüksek hız, düşük gecikme ve eş zamanlı bağlantı gibi yenilikçi özelliklerine dikkat çekmek adına sürpriz bir sahne gösterisi düzenledi. Hayatını kaybeden Müslüm Gürses’in 5G tabanlı hologramı ile rap müzik sanatçısı Sefo’nun 5G sayesinde kesintisiz sahnelenen düeti geceye damga vurdu. Sefo’nun en çok dinlenen şarkılarından olan “Bilmem mi” isimli parça yapay zeka teknolojisi ile Müslüm Gürses tarafından seslendirildi. Müslüm Gürses’in 5G tabanlı hologramı ile Sefo “Bilmem mi” isimli şarkıyı sahnede birlikte söyleyerek katılımcılara unutulmaz anlar yaşattı. Sefo’nun yanı sıra sevilen sanatçılar Fatma Turgut ve Levent Yüksel de sahnede yer isimler arasındaydı. Fatma Turgut hologramı ile Müslüm Gürses’e eşlik ederken Türk Telekom’un ekran yüzü komedyen Tolga Çevik’te sahnede sanatçılara eşlik etti. "5G herkes için geliyor" 5G gala gecesinde yaptığı konuşmada, asırları aşan köklü mirasın omuzlarına yüklediği tarihi sorumluluğa ve 5G’nin Türkiye için bir teknoloji geçişinden çok daha fazlası olduğuna dikkat çeken Türk Telekom CEO’su Ebubekir Şahin, "186 yıl öncesinde uzakları yakın kılmak amacıyla başlayan hikayemiz Türkiye’yi geleceğe ulaştırma şiarıyla devam ediyor. Bu toprakların hafızasını, kültürünü ve tarihini genetik kodlarında taşıyan bir kurum olarak dijital geleceği bu zengin miras ve teknoloji birikimimizle inşa ediyoruz. İlmek ilmek oluşturduğumuz dijital omurgayla Türkiye’nin her bir hücresine dokunan Türk Telekom olarak, bugün sadece yeni bir teknolojiye geçiş yapmakla kalmıyor, ülkemizi geleceğe taşıma yolunda yeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Sağlıkta erişilebilirlik, eğitimde fırsat eşitliği, üretimde verimlilik ve enerjide tasarrufa imkan sağlayan 5G teknolojisinin bir bağlantı hızının ötesinde ekonomik ve sosyal ilerlemeyi hızlandıracak itici bir güç olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin dijital dönüşümü için 2005’ten bu yana 23 milyar doları aşan yatırım yaptık. Son dört yıldır ise sektörün yatırım lideri olarak ülkemizi yenilikçi teknolojilere hazırlayarak dijital dünyanın inşasında emin adımlarla ilerliyoruz. Yıllardır yatırımlarımızı ve çalışmalarımızı bu bilinçle 5G uyumlu olarak gerçekleştirdik. Sağlıktan sanayiye, tarımdan spora ve kültür sanata farklı alanlarda öncü 5G kullanım senaryolarını hayata geçirdik. Yarım milyon kilometreyi aşan fiber altyapımız 5G’nin yüksek veri taşıma kapasitesinin en büyük teminatı olurken, 5G’nin can damarı olan fiberle bağlı istasyonu oranında dünya genelinin 2030 hedeflerini şimdiden aşmış bulunuyoruz. 81 ilin her köşesine uzanan fiber ağımız, yaygın 5G altyapımız, 5G uygulamalarındaki deneyimimiz, yüzde 61’ini fiberle bağladığımız LTE baz istasyonlarımız ve 5G’de sahip olduğumuz müşteri başına en yüksek kapasiteyle herkes için en kapsayıcı 5G deneyimini sunmaya hazırız. "Herkes için 5G" vizyonumuzla dijital uçurumları kapatmayı ve teknolojiyi bir lüks olmaktan çıkararak milli egemenliğin üzerinde yükseldiği sarsılmaz bir temel haline getirmeyi hedefliyoruz. Köklerimizden aldığımız güç, yenilikçi vizyonumuz, uzman mühendislerimiz ve yüksek teknoloji birikimimizle ülkemizi daha güçlü yarınlara taşımak için kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz" dedi. "Mobildeki yükselişimiz 5G döneminde de sürecek" Mobildeki yükseliş ivmesini 5G döneminde de sürdürmeyi hedeflediklerini belirten Ebubekir Şahin, "Mobil alandaki gücümüzü ve başarılı stratejimizi 2025 yılındaki başarılı sonuçlarla taçlandırdık. Yılı tarihin en yüksek net abone kazanımı ile tamamladık ve mobil numara taşıma pazarında dört yıl üst üste en çok tercih edilen operatör olduk. Müşteri deneyimi odaklı uzun vadeli stratejimiz ile bu alanda büyümeyi sürdürürken, BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) 2025 üçüncü çeyrek verilerine göre mobil sektörde sıralamayı değiştirerek tarihi bir başarıya imza attık. 5G’deki güçlü kapasite konumumuz ve yapay zeka destekli müşteri deneyimi yönetimi ile mobildeki yükseliş ivmemizi yeni dönemde de sürdürmeyi hedefliyoruz. Proaktif bir anlayışla müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve teklifler tasarlamaya ve her temas noktasında müşterilerimize değerli hissettiren bir dijital ekosistem sunmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "5G alanında 70’in üzerinde uluslararası patentimiz bulunuyor" 5G’de milli çalışmalara odaklandıklarını belirten Ebubekir Şahin, "Ülkemizin teknolojide dışa bağımlılığını azaltmak ve küresel teknoloji liginde üst sıralara taşımak adına, Ar-Ge çalışmalarımızın yanı sıra milli çözümler üreten firmalara yatırım yapıyoruz. Milli ekosistemimizi güçlendirecek iş birlikleri ve projeleri hayata geçirerek ülkemizi ileriye taşıyacak her hamleye Türk Telekom imzasını atıyoruz. Geçtiğimiz haftalarda Türkiye’nin ilk ve en kapsamlı 5G odaklı ‘Teknoloji ve İnovasyon Merkezi’ni açılışını gerçekleştirdik. Bir telekomünikasyon şirketi olmanın ötesinde dijital geleceğin mimarı olarak 2025 yılında 921 milli patent başvurusu ile dijital dönüşüme liderlik etmenin gururunu yaşıyoruz. Ülkemizin yüksek teknoloji ihraç etme hedefine katkı sunmak amacıyla çalışmalar yürüten grup şirketlerimiz Argela ve Silikon Vadisi’ndeki iştiraki Netsia’nın 5G alanında 70’in üzerinde uluslararası patenti bulunuyor" dedi.
Dış ticaret açığı Şubat ayında yüzde 15,9 arttı
31 Mart 2026 Salı - 10:17 Dış ticaret açığı Şubat ayında yüzde 15,9 arttı Şubat ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,9 artarak 7 milyar 796 milyon dolardan, 9 milyar 31 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Şubat ayında yüzde 72,7 iken, 2026 Şubat ayında yüzde 70,0’a geriledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat ayı Dış Ticaret İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, TÜİK ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2026 yılı Şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 artarak 21 milyar 49 milyon dolar, ithalat yüzde 5,5 artarak 30 milyar 80 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Şubat döneminde ihracat yüzde 1,3 azaldı, ithalat yüzde 2,8 arttı Genel ticaret sistemine göre ihracat 2026 yılı Ocak-Şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 azalarak 41 milyar 361 milyon dolar, ithalat yüzde 2,8 artarak 58 milyar 776 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şubat ayında enerji ürünleri ve altın hariç ihracat yüzde 4,4, ithalat yüzde 12,8 arttı Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2026 Şubat ayında yüzde 4,4 artarak 19 milyar 99 milyon dolardan, 19 milyar 935 milyon dolara yükseldi. Şubat ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 12,8 artarak 20 milyar 328 milyon dolardan, 22 milyar 928 milyon dolara yükseldi. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Şubat ayında 2 milyar 993 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 8,7 artarak 42 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 86,9 oldu. Dış ticaret açığı Şubat ayında yüzde 15,9 arttı Şubat ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,9 artarak 7 milyar 796 milyon dolardan, 9 milyar 31 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Şubat ayında yüzde 72,7 iken, 2026 Şubat ayında yüzde 70,0’a geriledi. Dış ticaret açığı Ocak-Şubat döneminde yüzde 13,8 arttı Ocak-Şubat döneminde dış ticaret açığı yüzde 13,8 artarak 15 milyar 306 milyon dolardan, 17 milyar 415 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Ocak-Şubat döneminde yüzde 73,2 iken, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 70,4’e geriledi. Şubat ayında imalat sanayinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,8 oldu Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2026 Şubat ayında imalat sanayinin payı yüzde 93,8, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,0, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu. Ocak-Şubat döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 93,3, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,4, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,6 oldu. Şubat ayında ara mallarının toplam ithalattaki payı yüzde 72,2 oldu Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2026 Şubat ayında ara mallarının payı yüzde 72,2, sermaye mallarının payı yüzde 13,4 ve tüketim mallarının payı yüzde 13,8 oldu. İthalatta, 2026 Ocak-Şubat döneminde ara mallarının payı yüzde 72,2, sermaye mallarının payı yüzde 13,8 ve tüketim mallarının payı yüzde 13,5 oldu. Şubat ayında en fazla ihracat yapılan ülke Almanya oldu Şubat ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 855 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 246 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 238 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 112 milyon dolar ile İtalya, 928 milyon dolar ile Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,3’ünü oluşturdu. Ocak-Şubat döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 3 milyar 635 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 2 milyar 525 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 2 milyar 454 milyon dolar ile ABD, 2 milyar 162 milyon dolar ile İtalya ve 1 milyar 711 milyon dolar ile Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,2’sini oluşturdu. İthalatta ilk sırayı Çin aldı İthalatta Çin ilk sırayı aldı. Şubat ayında Çin’den yapılan ithalat 4 milyar 125 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 2 milyar 497 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 2 milyar 211 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 685 milyon dolar ile İsviçre, 1 milyar 352 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 39,5’ini oluşturdu. Ocak-Şubat döneminde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin’den yapılan ithalat 8 milyar 409 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 5 milyar 576 milyon dolar ile Rusya Federasyonu, 4 milyar 80 milyon dolar ile Almanya, 3 milyar 164 milyon dolar ile ABD, 2 milyar 959 milyon dolar ile İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,2’sini oluşturdu. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat yüzde 1,2 arttı Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2026 Şubat ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 1,2, ithalat yüzde 1,1 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2026 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 1,5, ithalat yüzde 5,5 arttı. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,2 oldu Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Şubat ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,8’dir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,2’dir. Ocak-Şubat döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,3’tür. Ocak-Şubat döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,3’tür. Şubat ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,9’dur. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,2’dir. Ocak-Şubat döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,6’dır. Ocak-Şubat döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,0’dır. Özel ticaret sistemine göre ihracat 2026 yılı Şubat ayında 19 milyar 360 milyon dolar oldu Özel ticaret sistemine göre, 2026 yılı Şubat ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,9 artarak 19 milyar 360 milyon dolar, ithalat yüzde 6,8 artarak 28 milyar 593 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şubat ayında dış ticaret açığı yüzde 16,2 artarak 7 milyar 948 milyon dolardan, 9 milyar 233 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Şubat ayında yüzde 70,3 iken, 2026 Şubat ayında yüzde 67,7’ye geriledi. İhracat 2026 yılı Ocak-Şubat döneminde 37 milyar 992 milyon dolar oldu Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2026 yılı Ocak-Şubat döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,3 azalarak 37 milyar 992 milyon dolar, ithalat yüzde 4,6 artarak 56 milyar 127 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ocak-Şubat döneminde dış ticaret açığı yüzde 16,4 artarak 15 milyar 576 milyon dolardan, 18 milyar 135 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2025 Ocak-Şubat döneminde yüzde 71,0 iken, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 67,7’ye geriledi.
İşsizlik oranı Şubat ayında yüzde 8,5 oldu
31 Mart 2026 Salı - 10:04 İşsizlik oranı Şubat ayında yüzde 8,5 oldu İşsiz sayısı 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 133 bin kişi artarak 2 milyon 981 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat ayı İşgücü İstatistikleri’ni açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre, 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 133 bin kişi artarak 2 milyon 981 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,9 iken kadınlarda yüzde 11,6 olarak tahmin edildi. Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı yüzde 48,2 oldu İstihdam edilenlerin sayısı 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 153 bin kişi artarak 32 milyon 158 bin kişi, istihdam oranı ise 0,2 puan artarak yüzde 48,2 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,6 iken kadınlarda yüzde 31,1 olarak gerçekleşti. Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı yüzde 52,6 olarak gerçekleşti İşgücü, 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 286 bin kişi artarak 35 milyon 139 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 52,6 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,5 iken kadınlarda yüzde 35,2 oldu. Genç nüfusta mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 15,8 oldu 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 1,4 puan artarak yüzde 15,8 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 12,8, kadınlarda ise yüzde 21,8 olarak tahmin edildi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 42,5 saat oldu İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre aynı seviyede kalarak 42,5 saat olarak gerçekleşti. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü oranı yüzde 29,9 oldu Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2026 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 29,9 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 19,2 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 20,6 olarak tahmin edildi.
Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’ne küresel tescil
31 Mart 2026 Salı - 09:50 Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi’ne küresel tescil Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM), kurum kültürü ve çalışan deneyimi alanındaki yaklaşımını uluslararası ölçekte tescilleyen ‘Great Place To Work Certified’ unvanını aldı. Türkiye’nin girişimcilik ve inovasyon ekosisteminde köprü rolü üstlenen Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM), kurum kültürü ve çalışan deneyimi alanındaki yaklaşımını uluslararası ölçekte tescilleyen önemli bir başarıya imza attı. BTM, küresel iş yeri kültürü otoritesi Great Place To Work tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler sonucunda ‘Great Place To Work Certified (Çalışmak İçin Harika Bir Yer Sertifikalı)’ unvanını almaya hak kazandı. Tamamen çalışan deneyimine dayalı olarak verilen bu sertifika, BTM bünyesinde görev yapan 24 çalışanın anonim olarak katıldığı Trust Index anketinin sonuçlarına dayanıyor. Çalışanların kurum kültürüne ilişkin doğrudan geri bildirimlerini yansıtan değerlendirme sürecinde; güven, saygı, hakkaniyet, gurur ve takım ruhu gibi temel başlıklarda yapılan ölçümler belirleyici oldu. "BTM harika bir iş yeri" Gerçekleştirilen analizler sonucunda BTM çalışanlarının yüzde 75’i kurumlarını "harika bir iş yeri" olarak tanımladı. Bu oran, BTM’nin yalnızca girişimcilik ekosistemine sunduğu katkılarla değil, aynı zamanda kendi insan kaynağına yönelik yaklaşımıyla da güçlü bir kurumsal yapı inşa ettiğini ortaya koyuyor. 30 yılı aşkın süredir dünya genelinde uygulanan bilimsel bir metodolojiye dayanan değerlendirme süreci, çalışan deneyimini kurumsal performansın merkezine alan yaklaşımıyla öne çıkıyor. Bu kapsamda elde edilen sertifika, BTM’nin çalışan memnuniyetini sürdürülebilir bir değer olarak konumlandırdığını ve bu alanda uluslararası standartları benimsediğini gösteriyor. 2026 yılı boyunca geçerli olacak olan ‘Great Place To Work Certified’ unvanı, BTM’nin kurumsal kimliğinin ve işveren markasının önemli bir bileşeni haline geldi. Bu sertifikasyonla birlikte BTM, yıl boyunca hem yerel hem de uluslararası ölçekte açıklanacak "En İyi İşverenler" listelerine aday olma hakkını da elde etti. Motivasyonu artırıyor Araştırmalar, Great Place To Work sertifikalı şirketlerde çalışanların, işe gelirken kendilerini yüzde 93 oranında daha motive hissettiklerini ve adil bir terfi/ücretlendirme sistemine daha çok güvendiklerini gösteriyor. BTM, bu sertifika ile ‘insan odaklı’ büyüme stratejisini devam ettireceğini ve ekibini genişletirken bu standartları koruyacağını taahhüt ediyor. BTM, elde ettiği bu uluslararası tescille birlikte yalnızca girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıları değil, aynı zamanda çalışan deneyimini merkeze alan kurum kültürünü de güçlendirmeye devam ediyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan BTM Genel Müdürü Dr. Önder Kul, elde edilen sertifikanın kurumun insan odaklı yaklaşımının bir sonucu olduğunu vurguladı. Kul, "Girişimcilik ekosisteminde değer üretmenin yalnızca fikirleri ticarileştirmekten ibaret olmadığına inanıyoruz. Bu sürecin en kritik unsuru, o değeri üreten insan kaynağının kendisidir. Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi olarak, çalışan deneyimini kurumsal stratejimizin merkezine konumlandırıyor; güvene dayalı, kapsayıcı ve gelişimi teşvik eden bir çalışma ortamı inşa etmeyi önceliklendiriyoruz. Great Place To Work tarafından verilen bu sertifika, ekip arkadaşlarımızın bu yaklaşımı doğrudan deneyimlediğinin en somut göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de kültürümüzü koruyan, değerlerimizden beslenen ve insanı merkeze alan bir yapı olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM), 2023 yılında da 90 ülkedeki 600’den fazla kuluçka ve hızlandırma merkezi verilerinden oluşturduğu endeks ile dünyada bu konuda otorite olarak kabul edilen UBI Global tarafından da dünyanın en iyi üçüncü kuluçka merkezi seçilmişti.