Yerel Haberler
İstanbul
Sultangazi’de gençlik buluşmaları tam gaz devam 13 Şubat 2026 Cuma - 16:33:11 Her fırsatta gençlerle bir araya gelen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, bu kez Hasan Celal Güzel Anadolu Lisesi öğrencilerini ağırladı. Öğrencilerle samimi bir sohbet gerçekleştiren Başkan Dursun, gençlerin fikirlerinin ilçe için çok önemli olduğunu bir kez daha belirtti. Gençleri her şartta destekleyen Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, gençlerle bir araya gelmeye devam ediyor. Hasan Celal Güzel Anadolu Lisesi öğrencileriyle buluşan Başkan Dursun, gençleri önce makamında ağırladı. Sıcak ve samimi sohbetin ardından Dijital İletişim Merkezi’ne geçen Başkan Dursun burada gençlerin sorularını yanıtladı. Hayata dair her şeyin konuşulduğu buluşmada gençler de bol bol kendilerini ifade etti. Başkan Dursun ilçe genelinde yapılan çalışmaları anlatırken, gençlerden gelen talep ve önerileri de dinledi. Dinamik şehir Sultangazi Sultangazi’nin genç nüfuslu bir şehir olduğuna dikkat çeken Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun, "Sultangazi kalabalık bir şehir. Gençlerimizin sayısı oldukça fazla. Bizler motivasyonumuzu ve enerjimizi gençlerden alıyoruz. Burada, buluşmalarımızda Başkan kimliğimi bir kenara bırakarak onların bir abisi, bir arkadaşı gibi sohbet ediyorum. Biliyoruz ki onları anlamadan, dinlemeden şehrimize iyi bir hizmet verme imkanımızı yok. Gençlerin nabzını iyi tutmak gerekir. Onları anlamak, dinlemek isteklerini bilmek gerekir. Ancak böyle ilerleyebiliriz" diye konuştu. Avrupa spor şehri Sultangazi Avrupa Parlamentosu tarafından Avrupa Spor Şehri ünvanı aldıklarının altını çizen Başkan Dursun, "İlçemizde eğitim başta olmak üzere kültür sanat ve spor alanında da güçlü çalışmalar yürütüyoruz. Özellikle son zamanda gençlerimizin sporda aldığı başarılar bizlere Avrupa Spor Şehri’nin kapılarını açtı. İlçemizde yürüttüğümüz sportif faaliyetlerden ötürü bu ünvana layık görüldük. Pırıl pırıl gençlerimize ve onları spora teşvik eden ailelerimize gönülden teşekkür ediyorum. Siz yeter ki başarmak isteyin, her türlü imkanı sizlere sağlarız" diye konuştu.
13 Şubat 2026 Cuma - 16:30 Fenerbahçe, Eda Erdem ile 2 yıllık sözleşme imzaladı Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı’nda kaptan Eda Erdem ile 2 yıllık yeni sözleşme imzalandı. Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı’nda kaptan Eda Erdem, sarı-lacivertliler ile 2 yıllık sözleşme imzaladı. Fenerbahçe ile son sözleşmesine imza atan Erdem için Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nde Başkan Sadettin Saran ve yönetim kurulunun katılımıyla tören düzenlendi. Eda Erdem ile bugün attıkları imzanın bir veda olmadığını vurgulayan Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, "Bugün burada bir aidiyetin sadakatin veya yıllara yayılan bir emeğin imzasına tanıklık ediyoruz. Sevgili Eda bu kulüp için sadece bir kaptan olmadı; sahada duruşuyla, soyunma odasındaki liderliğiyle her zorlu anda sorumluluğu alan ilk kişi olarak bu karakteri inşa etti. Fenerbahçe formasının ağırlığının ne demek olduğunu kazanırken, kaybederken nasıl dik durulacağını hepimize gösterdi. Asıl hikayesi vazgeçmediği anlarda, sessizce omuzladığı yüklerde, ben buradayım dediği her zor günde yazıldı. Bugün atılan bu imza bir veda değildir. Bu imza bu armaya adanmış yılların, emeğin, inancın ve bağlılığın kulüp tarihine kazınmasıdır. Eda sadece Fenerbahçe’yi temsil etmedi, Fenerbahçe’yi yaşadı. Sen bu camianın gururusun. İyi ki bu arma için yürüdün, iyi ki bu formayı taşıdın, iyi ki Fenerbahçe’nin Eda Erdem’i oldun. Bu imza bir son değil, bu imza sarı-lacivertli bir ömrün sonsuzluğa bırakılan bir izi. Bu imza aynı zamanda bir yolun devamıdır. Eda Erdem bu forma ile 2 yıl daha sahada kalacak. Mücadele etmeye, liderlik etmeye, yeni hikayeler, yeni zaferle yazmaya devam edecek. Önümüzdeki hala yaşanacak zaferler var. Bu 2 yıllık sözleşmenin ardından sarı-lacivertli forma altında 20. yılını tamamlayacak. Sahadaki yolculuğunu kulübümüzün bir üyesi olarak taçlandıracak. Aynı inanç ve sorumlulukla hizmetlerine devam edecek" ifadelerini kullandı. Eda Erdem: "İyi ki Fenerbahçeliyim, iyi ki Fenerbahçe’deyim" 2008 yılında kulübün kapısından girdiği günü dün gibi hatırladığını dile getirerek sözlerine başlayan Eda Erdem ise, "O gün giydiğim forma benim ailem oldu. Hayalleri olan genç bir sporcuydum. Fenerbahçe formasını giymek için verdiğim mücadele hayatımın ve kariyerimin en büyük sınavıydı. Bu formayı 20. yılda taşımama izin verdiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Bu güven ve inanç benim için her zaman değerli oldu. Bu hikaye hiçbir zaman tek kişilik değildi. Sahada attığım her adımda arkamda olduğunuzu bilmek benim en büyük gücüm. Bu yılı birlikte taçlandıracağımız çok özel bir dönem var. Son ana kadar aynı inançla mücadele edeceğime dair söz veriyorum. İyi ki Fenerbahçeliyim, iyi ki Fenerbahçe’deyim" şeklinde konuştu. "Heykelimin açılış günü benim için en unutulmaz gün diyebilirim" Sarı-lacivertli formayla kariyerinde çok fazla başarı elde ettiklerini belirten tecrübeli milli voleybolcu, "Çok fazla gurur duyduğum başarı var. Heykelimin açılış günü benim için en unutulmaz gün diyebilirim. Her gün önünden geçtiğimde gurur ve mutlulukla kendime bakıyorum. Bir gün benim Fenerbahçe kariyerim bitecek ama heykelim orada kalacak. Bir kız çocuğu benim kim olduğunu öğrendiğinde yaşayacağım mutluluk inanılmaz bence" dedi. "Kız çocuklarına güzel bir rol model olmak benim için paha biçilemez" 20 seneyi takıma en iyi şekilde hizmet ederek tamamlamayı amaçladığını söyleyen sarı-lacivertlilerin kaptanı, "Birçok insana ilham oluyorum. Gençlerimize rol model oluyorum. Aynı heyecanı, hırsı sahada devam ettirmek istiyorum. Kız çocuklarına güzel bir rol model olmak benim için paha biçilemez. Her zaman bulunduğum konumun ve yaptığım için bilinciyle hareket ediyorum. Öncelikle andan ve oynadığınız oyundan zevk alın. Ne için oynadıklarını asla unutmasınlar, kendilerine her zaman bir hedef belirlesinler. Belki bir sefer değil birkaç sefer deneyecekler ama günün sonunda o hedefe ulaşacaklar" diye konuştu. "Milli takım olarak iddialı bir ekibiz" Olimpiyat madalyasının her sporcunun olduğu gibi kendisinin de hayali olduğunu ancak artık daha kısa vadeli planlar yaptığını aktaran Erdem, "Ben artık kısa süreli planlar yapıyorum. Şu anki hedefim kulübümde sezonu sakatlıksız ve tüm kupaları kazanarak bitirmek. Milli takım olarak iddialı bir ekibiz. Ben olsam da olmasam da bu takım kürsüde olacak" değerlendirmesinde bulundu. "Fenerbahçe bana ne zaman ‘Eda sana şu konuda ihtiyacımız var’ derse, ben her zaman hazırım" Eda Erdem, sporculuk kariyerini sonlandırmasının ardından Fenerbahçe’den başka bir görev için teklif gelmesi durumunda her zaman hazır olduğunu da dile getirerek, "Fenerbahçe benim ailem. Hayatımda her zaman olacak. Fenerbahçe bana ne zaman ‘Eda sana şu konuda ihtiyacımız var’ derse ben her zaman hazırım" cümlelerine yer verdi.
13 Şubat 2026 Cuma - 16:17 Yeni nesil girişim ofisi Kovan yola çıktı YTÜ Yıldız Teknopark ve Kovan A.Ş iş birliği ile Dünya Ticaret Merkezi’nde hayata geçirilecek Kovan Girişim Ofisi kamuoyuna duyuruldu. Türkiye’de ilk kez yatırım odaklı ve sermayeden şirketleşmeye kadar girişimcilere destek verecek olan Kovan ‘Yeni nesil girişim ofisi’ sloganıyla yola çıktı. Model girişimcilerin en büyük sorunu olan pazara çıkma, yatırımcı bulma ve küresele açılma gibi süreçlere 360 derece anlayışıyla destek olacak. Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü Otağ-ı Hümayun’da düzenlenen lansman programına YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip, Kovan A.Ş. Kurucu Ortağı Ali Emre Erişen, akademisyenler ve sektör temsilcileri katıldı. "Sonuna kadar girişimcinin yanında olacak" YTÜ Rektörü Prof. Dr. Eyüp Debik, Dünya Ticaret Merkezi’nde açılacak yeni girişim ofisiyle girişimcilerin ticarileşme süreçlerine doğrudan ve sistematik destek sağlanacağını belirtti. İki yıl önce kurulan Girişim Sermayesi Yatırım Fonu aracılığıyla firmalara destek verildiğini hatırlatan Debik, yeni modelin ise yatırım sonrası süreci daha yakından izleyen ve girişimlere sürekli rehberlik eden bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Mevcut yatırım performansında dolar bazında yaklaşık yüzde 31 oranında kârlılık elde edildiğini ifade eden Debik, amaçlarının dünya çapında ölçeklenebilen, uluslararası başarı hikâyeleri yazan ve küresel rekabette söz sahibi girişimler ortaya çıkarmak olduğunu kaydetti. "Planladığımızın iki katı yatırım topladık" Girişim Sermayesi Yatırım Fonu (GSYF) ile girişimlerin daha güçlü destekleneceğini vurgulayan Debik, toplanan yatırımın beklentilerin üzerine çıktığını belirterek dünya ölçeğinde girişimlere ihtiyaç olduğunu söyledi. Debik, "Uluslararası ortak projeler de planlıyoruz. Yakın zamanda Pakistan’daydık. Orası bakir bir pazar olmasına rağmen Türkiye olarak yeterince varlık göstermediğimizi gördük. İngiltere, Çin ve diğer ülkeler daha görünür. Biz neden yokuz sorusunu kendimize sorduk" diye konuştu. "Hedefimiz üniversitemizi ilk 100’e taşımak" Yeni girişim modelinin üniversitenin küresel hedeflerine katkı sağlayacağını ifade eden Debik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu adımların üniversitemizin hedeflerine katkı sağlayacağına inanıyorum. YÖK Başkanımız bize ilk 100 üniversite arasına girme hedefini gösterdi. Şu an bu hedef için eksiklerimizi gidermeye çalışıyoruz. Kovan projesi de bu hedefe katkı sunacak. Profesyonellerle yeni girişimcileri bir araya getireceğiz. Böylece yeni başlayanların yapabileceği hatalar en aza indirilecek ve başarı şansları artacak. Yatırımcı bulma konusunda da destek olacağız. Yatırımcı bulunduğunda firmalar uluslararası ölçekte başarı hikâyeleri yazabilecek." "Kovan girişimlerin hatalarından doğdu" Nesil Girişim Ofisi Kovan’ın stratejik çerçevesini anlatan YTÜ Yıldız Teknopark Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Garip ise yapının ülkemize çok önemli çıktılar üretecek bir model olduğunu anlattı. Startup ve kuluçka aşamasındaki firmaların proje yönetimini yeterince içselleştirememeleri, pazarı ve ticari dinamikleri doğru analiz edememeleri nedeniyle çeşitli hatalar yaptığını söyleyen Garip, bu hataların girişimlerin büyümesini ve sürdürülebilir başarı elde etmesini engellediğini ifade etti. Kovan modelini ise tam da bu tespitten yola çıkarak hayata geçirdiklerini belirten Doç. Dr. Muhammet Garip şöyle konuştu: "Başarısızlık nedenlerini ortadan kaldıracak" "Amacımız, firmalarımızın kuruluş aşamasından başlayarak pazarda büyümelerine ve başarılı çıkışlar yapmalarına kadar her adımda yanlarında olmak. Ortaya çıkan yapı, girişimlerin her aşamada nefes alabildiği, profesyonel destek aldığı kapsamlı bir çalışma modeli. Kuluçka döneminden büyüme aşamasına, süreçlerin optimizasyonundan küresel ölçekte başarı hikâyesi oluşturulmasına kadar yoğun ve sistemli bir çalışma yürütülecek. Dünya genelinde ve Türkiye’de yapılan araştırmalarda ortaya konan girişimcilik başarısızlığı nedenlerini ortadan kaldırmaya yönelik bir program hazırladık. Bu program yalnızca finansman sağlamaktan ibaret değil. Sağlanan fonun doğru yönetilmesinde de firmaların yanında olacağız. Hukuki süreçlerden pazarda doğru konumlanmaya, ürünlerin piyasaya güçlü bir şekilde sunulmasına kadar her alanda destek vereceğiz." "Yola çıkmadan başvuru sayısı bini geçti" Kovan A.Ş. Kurucu Ortağı Ali Emre Erişen de "Şu ana kadar yalnızca Yıldız Kaşifleri programı üzerinden bildiğim kadarıyla 177 başvuru var. İmza töreni yeni yapıldı ve başvuru sayfasını dün akşam açtık. Toplam başvuru sayımız ise binin üzerinde. Sürece dahil edeceğimiz firmalarla ilgili olarak yakın zamanda web sitemizde ve sosyal medya kanallarımızda başarılı hikayeleri paylaşacağımızı düşünüyoruz" dedi. Kovan’ın 360 derece anlayışıyla kurgulandığını belirten Erişen, "Bir girişimci yatırım arayışıyla geldiğinde örneğin 500 bin dolar bütçe talep edebiliyor ve bu bütçenin içine muhasebe, operasyon ve farklı gider kalemlerini ekliyor. Oysa istatistiklere bakıldığında birçok girişimin tam zamanlı bir muhasebeciye ortalama 17 ay sonra ihtiyaç duyuyor. İşte Kovan girişimciye bu noktada yol gösterecek. Paylaşımlı ofis modeliyle teknopark sistemini bir araya getirerek girişimcilere gerçek anlamda 360 derece destek sunmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. İş birliği lansmanı, imzaların ardından fotoğraf çekimiyle tamamlandı. Yeni nesil girişim ofisi Kovan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde geliştirilen Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesi kapsamındaki Girişim Ofisi yaklaşımı temel alınarak oluşturuldu. Türkiye’de ilk kez klasik kuluçka merkezi anlayışının ötesine geçilerek girişimlerin yatırım, büyüme, ticarileşme süreçlerini uçtan uca yönetildiği GSFY ve ‘venture building’ temelli bütüncül bir yapı oluşturuluyor. Girişimlerin kuruluş aşamasından yatırım almasına ve küresel pazarlara açılmasına kadar tüm süreçlerin sistematik biçimde yönetilmesi hedefleniyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı’na Türk yönetici
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:59 Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı’na Türk yönetici Birleşmiş Milletler’in Kalkınma Programı UNDP’de, Stratejik Plan Uygulama ve Entegrasyon Direktörlüğü’ne Şebnem Şener atandı. Yeni görevinde, UNDP’nin 2026-2029 Stratejik Planı’nı hayata geçirmekten sorumlu olacak Şebnem Şener, ajans bünyesinde bu görevi üstlenen ilk Türk kadın yönetici oldu. Türk yöneticilerin yurt dışındaki başarılarına bir yenisi daha eklendi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Ajansı (UNDP) bünyesinde gerçekleştirilen atamayla birlikte Stratejik Plan Uygulama ve Entegrasyon Direktörlüğü’ne Şebnem Şener getirildi. Açıklamaya göre, 9 Şubat tarihi itibarıyla yeni görevine başlayan Şebnem Şener, ajans bünyesinde bu görevi üstlenen ilk Türk kadın yönetici oldu. Şebnem Şener, yeni görevi kapsamında New York’taki UNDP Genel Merkezi’nde konumlandırılan İcra Ofisi’nde, doğrudan UNDP Başkanı Alexander De Croo’ya bağlı olarak çalışacak. Verilen bilgiye göre Şebnem Şener, lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nde aldı. Aynı üniversitede Politika Ekonomisi alanında yüksek lisans yaptı. Doktora çalışmaları için Amerika Birleşik Devletleri’ne giden Şener, doktora tezini George Washington Üniversitesi’nde tüketici güveninin reel ekonomi üzerindeki etkisi üzerine gerçekleştirdi. Profesyonel kariyerine Dünya Bankası’nda başlayan Şener, yaklaşık yedi yıl boyunca Dünya Bankası bünyesinde; başta düşük ve orta gelirli ülkeler olmak üzere birçok ülkede finansal sektörün geliştirilmesine yönelik teknik, stratejik ve operasyonel çalışmalarda rol aldı. Finansal kapsayıcılığın artırılması, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve finansal sektör reformlarının önceliklendirilmesi konularında ülkelere danışmanlık sağladı; finansal krizlere hazırlık, acil durum planlaması ve düzenleyici-denetleyici kurumlara yönelik finansal kriz simülasyonları gibi projelerde görev aldı. 2015 yılında Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’na (UNDP) geçen Şebnem Şener, sürdürülebilir finans alanında önemli çalışmalara imza attı. Bu dönemde, etki odaklı finansman yaklaşımları ve gelişmekte olan pazarlarda bankacılık açısından uygulanabilir projelerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yürüten Şebnem Şener, son 2 yıldır UNDP Sürdürülebilir Finans Ağı (Sustainable Finance Hub) bünyesinde Sürdürülebilir Kalkınma Araçları için Özel Finansman birimine liderlik ediyordu. Öncelikli girişimlerin ortak etki üretmesine liderlik edecek 170 ülke ve bölgede yoksulluğu ortadan kaldırmak, eşitsizlikleri ve dışlanmayı azaltmak ve ülkelerin sürdürülebilir ilerleme kapasitesini güçlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdüren UNDP, 27 Haziran 2025 tarihinde yayımlanan 2026-2029 Stratejik Planı ile önümüzdeki döneme ilişkin yol haritasını ve önceliklerini ortaya koymuştu. Söz konusu plan; herkes için refahın genişletilmesi, etkili yönetişimin güçlendirilmesi, sağlıklı bir gezegenin korunması ve krizlere karşı dayanıklılığın artırılması olmak üzere dört temel stratejik hedef etrafında şekilleniyor. Bu hedefler; dijital ve yapay zekâ inovasyonu, toplumsal cinsiyet eşitliği ve sürdürülebilir finansman olmak üzere üç hızlandırıcı alan tarafından desteklenerek, UNDP’nin tüm çalışma alanlarında dönüştürücü etki oluşturmasını amaçlıyor. Şener, söz konusu Stratejik Plan dahilinde belirlenen kurumsal stratejik önceliklerin, ajansın tüm politika, program, ortaklık ve finansman araçlarıyla uyumlu, bütüncül ve tamamlayıcı bir yaklaşımla hayata geçirilmesini koordine edecek. Şener, küresel, bölgesel ve ulusal düzeyde faaliyet gösteren UNDP birimleri arasında stratejik entegrasyonu sağlayarak, öncelikli girişimlerin ortak etki üretmesine liderlik edecek ve Stratejik Plan kapsamında hedeflenen kalkınma sonuçlarının sahada somut etkilere dönüşmesinde kilit rol üstlenecek.
Kayıp başvurusu cinayeti ortaya çıkardı: Arnavutköy’de arazi anlaşmazlığı kanlı bitti
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:51 Kayıp başvurusu cinayeti ortaya çıkardı: Arnavutköy’de arazi anlaşmazlığı kanlı bitti İstanbul’da kayıp başvurusu olarak başlayan olay, Arnavutköy’de işlenen bir cinayeti ortaya çıkardı. Bağcılar’da kayıp olarak aranan 38 yaşındaki bir kişinin, arazi anlaşmazlığı nedeniyle tabancayla vurularak öldürüldüğü belirlendi.Edinilen bilgilere göre, İstanbul’un Bağcılar ilçesinde ikamet eden Faik Bingöl (38) için 9 Şubat 2026 tarihinde yakınları tarafından Bağcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne kayıp başvurusu yapıldı. Bunun üzerine polis ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. Yapılan araştırmalarda, Faik Bingöl’ün Arnavutköy Balaban Mahallesi’nde bir arsa satın almak için Özkan V. isimli emlakçıyla irtibat kurduğu tespit edildi. Bu bilgi üzerine şüpheli Özkan V. yakalanarak gözaltına alındı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle olayın perde arkası ortaya çıktı. İddiaya göre, 9 Şubat 2026 günü saat 20.00 sıralarında Özkan V. (39) ile Faik Bingöl arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle tartışma çıktı. Tartışmanın büyümesi üzerine Özkan V.’ın, Faik Bingöl’e tabancayla ateş ederek öldürdüğü belirlendi.Cinayetin ardından şüphelinin, Faik Bingöl’ün cansız bedenini Arnavutköy Boyalık Mahallesi’nde bulunan ormanlık alana attığı tespit edildi. Olayla ilgili Cumhuriyet Savcısının talimatıyla şüpheli emlakçı gözaltına alındı. Katil zanlısını tutuklandığı öğrenildi. Jandarma ekipleri, cinayette kullanıldığı değerlendirilen silahın bulunmasına yönelik çalışmalarını sürdürürken, olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak devam ettiği öğrenildi.
Sinpaş Reserve "tatil evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:40 Sinpaş Reserve "tatil evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. "Tatil evi" konseptiyle geliştirilen proje, klasik devre mülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi oluşturmayı hedefliyor. Proje, bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor. Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine aidiyet hissi oluşturan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, "tatil evi" yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor. Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje, termal imkanlar, kapsamlı SPA ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor. Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, "tatil evi" kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü oluşturmayı hedefliyor. "Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor. Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" dedi. "Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, "Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" diye konuştu. "Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız" Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, "Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine imkan sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız yüzde 85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek" şeklinde konuştu. "Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor" Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini değerlendirerek, "Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor."
Sinpaş Reserve, "Tatil Evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:32 Sinpaş Reserve, "Tatil Evi" modeliyle turizm anlayışını yeniden tanımlıyor Sinpaş, Marmaris’te turizmi mevsimsellikten çıkararak yıl geneline yayan yeni projesi Sinpaş Reserve’i tanıttı. "Tatil evi" konseptiyle geliştirilen proje; klasik devremülk anlayışının ötesine geçerek, ikinci konut konforunu profesyonel işletme altyapısı, wellness odaklı yaşam modeli ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla bir araya getiriyor. Toplam 692 devre mülkten oluşan Sinpaş Reserve, Marmaris’te kesintisiz bir turizm ve hizmet ekonomisi oluşturmayı hedefliyor. Proje; bireysel kullanıcılar için uzun vadeli, planlı ve nitelikli bir tatil deneyimi sunarken, bölge ekonomisine de yılın 12 ayına yayılan kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyor. Değişen beklentiler ve yaşam tarzlarıyla birlikte tatil anlayışının da dönüştüğüne referans olarak yükselen proje her yıl farklı otellerde konaklamak yerine, aidiyet hissi oluşturan, planlı ve uzun vadeli tatil çözümlerine olan ilgiyi merkeze alıyor. Sinpaş Reserve, "tatil evi" yaklaşımıyla kullanıcılarına tanıdık bir konfor alanı sunarken, Marmaris’in yalnızca yaz sezonuna bağlı kalmayan bir destinasyon kimliği kazanmasına katkı sağlıyor. Modern wellness ve sağlıklı yaşam trendlerini odağına alan proje; termal imkanlar, kapsamlı spa ve wellness alanlarıyla sağlık odaklı konaklama deneyimini öne çıkarıyor. Profesyonel işletme modeli sayesinde hem kullanıcıya uzun vadeli değer sunuluyor hem de yerel esnaf, hizmet sektörü ve istihdama kalıcı katkı sağlanıyor. Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü Bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olan Sinpaş Reserve, "tatil evi" kavramını yeniden tanımlarken, esnek kullanım kurgusu, profesyonel işletme altyapısı, yüksek hizmet standartları ve yatırım değerini aynı potada buluşturan bütüncül yapısıyla Marmaris’te sürdürülebilir ve kesintisiz bir ekonomik döngü oluşturmayı hedefliyor. "Nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" Türkiye turizminde beklentilerin sayılarla birlikte dönüştüğünü belirten Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, "Son veriler Türkiye turizminin büyüdüğünü ve gelirlerin arttığını gösteriyor. Özellikle ziyaretçi başına gecelik harcamanın 100 dolar seviyesine ulaşması, daha uzun süreli, planlı ve kaliteli deneyimlere yönelindiğini ortaya koyuyor. Bu tablo, ürünün ve yatırım anlayışının da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Dünya turizmi artık yalnızca sezonluk tatil değil; sağlıklı yaşam, wellness, spor, deneyim ve uyku turizmi gibi yeni dinamikler etrafında şekilleniyor. Artık tek odak yaz tatili değil. Sağlık turizmi, sürdürülebilir turizm, doğa ve macera turizmi, spor, wellness ve kongre turizmi gibi alanlar öne çıkıyor. Günümüzde nitelik, turizm deneyiminin merkezinde yer alıyor" dedi. "Güney Ege yıl boyunca yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" Marmaris’in ötesinde Güney Ege ölçeğinde bir dönüşüm hedeflediklerini ifade eden Çelik, " Güney Ege, Türkiye turizminin en istikrarlı büyüyen bölgelerinden biri haline geldi. Bölge her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlıyor ancak profilin daha uzun süreli ve daha yüksek harcama potansiyeline sahip bir yapıya evrilmesi gerekiyor. Marmaris; termal kaynakları, doğa-kültür-deniz potansiyeli, gastronomisi ve erişilebilirliğiyle bu dönüşüm için çok güçlü bir merkez. Güney Ege, mevsimsellik algısını geride bırakan ve 12 ay yaşayan bir destinasyon kimliği kazanmalı" diye konuştu. "Ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yayacağız" Dört mevsim turist ağırlayan bir projeye imza atmaktan duydukları memnuniyeti dile getiren Çelik, "Yaz sezonuyla sınırlı geleneksel turizm döngüsünü kırarak bölgenin ekonomik çarpan etkisini yılın 12 ayına yaymayı hedefliyoruz. Sezonluk istihdamdan kalıcı istihdama geçişi hızlandırarak yerel işletmelerin ve tedarik zincirlerinin kesintisiz faaliyet göstermesine imkan sağlamayı amaçlıyoruz. Sinpaş Reserve, yalnızca bir kullanım modeli sunmuyor; bölgeye düzenli gelir üreten, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir turizm ekonomisi inşa ediyor. Kızılbük projemizde kısa sürede ulaştığımız yüzde 85 satış oranı, geliştirdiğimiz yaklaşımın güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor. Sinpaş Reserve ile bu deneyimi yeni bir aşamaya taşıyoruz. Hedefimiz; Türkiye turizmine güven veren, yatırım değeri yüksek, uzun vadeli ve sürdürülebilir projeler geliştirmek" şeklinde konuştu. "Türk aileleri tatilde de rutin ve aidiyet arıyor" Kızılbük GYO Genel Müdürü Mahmut Sefa Çelik, son dönemde değişen tatil tercihlerini değerlendirerek, "Yapılan güncel araştırmalar, insanların tatilde de rutin arayışının güçlendiğini gösteriyor. Her yıl yeniden plan yapmak yerine, kendilerini ait hissettikleri, tanıdık ve zahmetsiz tatil modellerine yöneliyorlar. Türk aile yapısının dinamiklerine baktığımızda; aile ve arkadaşlarla aynı dönemlerde bir araya gelme, birlikte vakit geçirme ve bu buluşmaları sürdürülebilir bir düzene oturtma isteğinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Kızılbük GYO olarak geliştirdiğimiz ürünlere gösterilen ilgi ve müşteri deneyimlerimizden hareketle satışlarımızın önemli bir bölümü, ailelerin ve arkadaş gruplarının her yıl aynı zaman diliminde birlikte tatil yapabilmek amacıyla gerçekleştirdiği tercihlerden oluşuyor. Bu tablo, tatilde dahi planlama, bakım ve işletme detaylarıyla uğraşmadan yalnızca birlikte geçirilen zamana odaklanma beklentisinin arttığını ortaya koyuyor. Uzun yıllar tercih edilen klasik yazlık modeli ise bakım, tadilat, güvenlik ve artan maliyetler nedeniyle giderek bir yüke dönüşüyor. Tatil evi yaklaşımı, aynı mutluluk ve konforu profesyonel işletme güvencesiyle, hiçbir efor sarf etmeden daha düşük maliyetler ve daha yüksek bir hizmet standardıyla sunarak bu ihtiyaca güçlü bir yanıt veriyor." (OE-RU
Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar açıklanması için ara verildi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:04 Menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar açıklanması için ara verildi Gezi Parkı olaylarında sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla yargılanan menajer Ayşe Barım’ın yargılandığı davada karar açıklanması için saat 14.00’a kadar ara verildi. Menajer Ayşe Barım’ın Gezi Parkı olaylarında şirketine bağlı sanatçıları eylemlere katılması için yönlendirdiği ve olayların planlayıcılarından olduğu iddiasıyla ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan hazırlanan iddianame kapsamında 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis talebiyle yargılanmasına devam edildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilen tutuksuz sanık Ayşe Barım ile taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada celse arasında esasa ilişkin mütalaanın açıklandığı belirtildi. Mütalaada, Barım’ın ‘Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi. Mütalaaya karşı savunma yapan Ayşe Barım, "2025 yılının Ocak ayından beri yaşamadığım bir sürecin içerisindeyim. Ben hiçbir suç işlemedim, oyuncuları asla Gezi Parkı’na yönlendirmedim. Hayatımda siyasi şeylere hiçbir şekilde müdahil olmadım. Şu anda kalp pili ile hayatıma devam ediyorum. Açık kalp ameliyatı olacağım. Tüm tanık ifadeleri lehimeyken çok ağır bir şekilde cezalandırılmam istenmiş. Ben suçsuzum, avukatlarım da gereken hukuki açıklamayı yapacaktır. Ben sadece işiyle ilgilenen bir kadınım. Bu süreçte sağlığım çok etkilendi beraatimi istiyorum" dedi. Ayşe Barım’ın avukatları da suçlamaları kabul etmedi. Son sözü sorulan Ayşe Barım "Avukatlarımın beyanlarına katılıyorum beraat talep ediyorum" dedi. Duruşmaya karar açıklanması için 14.00’a kadar ara verildi. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Ayşe Barım’ın Gezi Parkı ana davasının aktörlerinden, hükümlü ve firari sanık olarak bulunan Mehmet Ali Alabora, Çiğdem Mater Utku ve Mehmet Osman Kavala isimli şahıslara Gezi eylemlerinin olduğu süreç ve devamında irtibatlı olduğunun tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, ‘Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ isimli firmanın bünyesinde 68 oyuncunun olduğu, bu isimlerin ise Ahmet Rıfat Şungar, Ali Atay, Alp Navruz, Aslı Enver, Aslıhan Gürbüz, Bensu Soral, Bergüzar Korel, Berkay Ateş, Bige Önal, Birce Akalay, Birkan Sokullu, Bülent İnal, Caner Cindoruk, Ceyda Düvenci, Devrim Özkan, Devrim Yakut, Dolunay Soysert, Ece Sükan, Ekin Koç, Erkan Can, Esra Bilgiç, Ezgi Mola, Fahriye Evcen, Fatih Akın, Fatih Artman, Hakan Kurtaş, Halit Ergenç, Hande Erçel, Hazal Kaya, Hümeyra, İbrahim Selim, İpek Bilgin, Lale Mansur, Mehmet Günsür, Mehmet Kurtuluş, Mert Yazıcıoğlu, Merve Dizdar, Metin Akdülger, Miray Daner, Nehir Erdoğan, Nejat İşler, Nur Fettahoğlu, Okan Yalabık, Oktay Çubuk, Philip Arditti, Pınar Deniz, Rıza Kocaoğlu, Selma Ergeç, Serenay Sarıkaya, Serkan Altunorak, Sinem Kobal, Su Burcu Yazgı Coşkun, Şükran Ovalı, Şükrü Özyıldız, Taro Emir Tekin, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, Afra Karagöz, Çağla Naz Kargı, Defne Burnaz, Ecem Simge Yurdatapan, Elif Uslusoy, Hakan Zavlak, Melis Sevinç, Melisa Bostancıoğlu, Samet Kaan Kuyucu, Sezer Arıçay oldukları kaydedildi. Hazırlanan iddianamede, söz konusu eylemlerin gelişi güzel ortaya çıkmadığı, bir organizasyon dahilinde, sistemli ve planlı olarak yürütüldüğü, Barım’ın ilgili süreçte halkın sempati duyarak kitleleri peşine sürükleme potansiyeli yüksek olan sanatçı-oyuncular adına sosyal medyada ve sahada irade göstererek planlama, organizasyon, yönlendirme yönünde faaliyet gösterdiği aktarıldı. Ayrıca Barım’ın Gezi Parkı ana aktörleri ile önceye ilişkin hiçbir HTS irtibatı bulunmazken Gezi Parkı hazırlık ve başlangıç sürecinde sık sık ve sistemli olarak irtibatlandığı kaydedildi. Ayşe Barım’ın ID iletişim isimli menajerlik şirketine bağlı oyuncuların Gezi Parkı sürecinde en etkili etiket olan #direngeziparkı, #occupyturkey hastaghlerinin paylaşımlarında olduğu gibi Türkiye’de yaşanan orman yangını ve deprem felaketlerinden sonra Türkiye’yi uluslararası arenada yetersiz gösterme adına sosyal medyada başlatılan #HelpTurkey kampanyasına da sistemsel olarak katıldıklarının belirtildiği iddianamede, bunu Barım’ın etkisinin altında kalarak yaptıkları açıklandı. Hazırlanan iddianamede, Her ne kadar basın yayın organlarında ve sosyal medyada gösterilerin toplum refleksi ile bir anda oluştuğuna dair kanaat oluşturulmaya çalışılsa da olayın sosyal medyada yayılış biçimi, olayı başlatan ve yayılmasında rol oynayan Emine Ayşe Barım’a ait Id İletişim Danışmanlık Anonim Şirketi’ne bağlı sanatçıların ve kurumsal hesabın sürece ilişkin etkili olarak seçilen slogan ve imgelerin eylemin ilk gününden itibaren meydanlarda ve sosyal medyada en önde yer alan sembollerin paylaşımı ile organize bir şekilde sanatçılar adına kitlesel yayılım sağlamak amacıyla hareket ederek bilinçli bir şekilde yönlendirildiği aktarıldı. İddianamede ayrıca, Barım’ın irade gösteren, danışılan ve onayı alınan kişi olarak tespit edildiği, bu şekilde olayları planlayan, örgütleyen ve yönlendiren, iradesi sorularak bu yönde kendisinin karar bildirerek yön verici ve belirleyici olduğu, kendi şirketine bağlı toplumda tanınan oyuncuları eylemlere yönlendirerek oyuncuların toplumda tanınırlığını ve etki gücünü de kullanarak daha fazla kitleselleşmesini amaçladığı, bunda da kısmen başarılı olduğu, oyuncuların tanık sıfatıyla alınan ifadelerinde kendi iradeleriyle eylemlere katıldıklarını beyan etseler de sanık ile eylemlerin başladığı döneme dair yoğun irtibatlarının içeriğini hayatın olağan akışına uygun olarak açıklayamadıkları, iç ve dış kamuoyu tarafından günlerce takip edilen ve gündemde tutulan olayların kitleselleşmeye başladığı bir dönemde görüşme içeriklerine yönelik ile sanığın eylemlerin olduğu dönemde Gezi Parkı’nda kendileriyle bulunmasına rağmen kaçamaklı cevaplarının sanığı kayırma amacıyla yapıldığı belirtildi. Barım’ın Gezi Parkı eylemleri ile ilgili olarak hem toplumsal hem de küresel algı oluşturulması kapsamında film, belgesel ve video çekimleri yapılmasını sağladığının aktarıldığı iddianamede, ‘önceye ilişkin hiç bir irtibatı olmamasına karşın ilk kez’ ana dosyada firari sanık Mehmet Ali Alabora ile Gezi Parkı döneminde 3 kez, hükümlü Mehmet Osman Kavala isimli şahıs ile 39 kez, hükümlü Çiğdem Mater Utku isimli şahıs ile 14 kez irtibatlarının tespit edildiği kaydedildi. Hazırlanan iddianamede Ayşe Barım’ın ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etme’ suçundan 22 yıl 6 aydan 30 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edildi.
Avcılar’da çocukların ‘sözde’ oyunu: Veteriner kliniğine torpil atıp kaçtılar
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:36 Avcılar’da çocukların ‘sözde’ oyunu: Veteriner kliniğine torpil atıp kaçtılar İstanbul Avcılar’da yaşları 12 ile 15 arasında değişen çocuklar, içeride tedavi gören hayvanlarında olduğu veteriner kliniğine, torpil atıp kaçtı. Yaşanan anlar iş yerinin güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Olay, dün öğle saatlerinde Avcılar Ambarlı Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre cadde üzerinde bulunan Veteriner Kliniğine gelen yaşları 12 ile 15 arası değişen 3 çocuk, klinik kapısını açıp içeriye torpil atıp kaçtı. Klinikte bulunan kediler ve vatandaşlar panik yaşadı. Yaşanan anlar güvenlik kameraları tarafından kaydedildi. Olay anını anlatan Dr. Veteriner Hekim Haluk Ömer, "Dün 3 tane çocuk birisi daha büyük, şaka olduğunu sanarak klinik içerisinden buradan kapıyı açarak içeriye bir torpil attı. Basit gibi gözüken bir olaydı ama içeride kliniğimizin kedisi mevcuttu. Aşağıda hastamız vardı muayenede olan. Ne yazık ki büyük bir patlama sesi oldu. Bu patlama sonucu hayvanlar çok korktu kaçtı. Sıkıntılı bir olaydı. Buralar sağlık kuruluşları. Hayvanlarda sahipleri için evlatları. O evlatlar zarar görebilir, cana kasıt olabilirdi. Bir farkındalık oluşturmak için bir paylaşım yaptık. Sıkıntılı bir olaydı olmamasını diliyoruz. Veteriner klinikleri de bir sağlık kuruluşlarıdır. Telefon açtık polise gerekli ilgili gösterdiler ama çok yoğunduk. Uzunca bir süre içeride bulunan hayvanları sakinleştirmeye çalıştık. Bugün itibariyle gerekli uygulamaları ve şikayetleri yapacağız" dedi.