Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İstanbul
Anadolu’nun kadim hafızası dünya sinemasıyla buluşuyor
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:54:19
Bitlis’in yüzyıllara meydan okuyan geleneksel el sanatlarını ve bu zanaatlara ömrünü adamış son ustalarını konu alan "Zamanın Ustaları" belgesel sinema projesinden, ilk görüntüler yayınlandı. Uluslararası film festivallerinde Türkiye’yi temsil etme hedefiyle yola çıkan proje, bölgenin kültürel mirasına ışık tutuyor. Yapımcılığını ve yönetmenliğini, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde medya ve sinema alanında dersler veren, İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Türk sinema tarihinin unutulmaz ismi Kemal Sunal’ın yeğeni akademisyen Doç. Dr. Gözde Sunal’ın üstlendiği "Zamanın Ustaları" (Timeless Masters), alışılagelmiş belgesel kalıplarının dışına çıkarak izleyiciye farklı bir anlatı tarzı sunuyor. Bitlis’in tarih kokan atmosferini de yansıtan belgesel, taşın ve toprağın hafızasını, uluslararası sinema standartlarında, şiirsel ve derinlikli bir görsel dille kayıt altına alıyor. Yaşayan hazineler ve son ustalar bir arada Filmde; UNESCO tarafından "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödülüne layık görülen Adilcevazlı geleneksel baston ustası Cumali Birol’un, Bitlis’in yöresel ayakkabısı "Harik"in bölgedeki son temsilcisi Haydar Yılmaz’ın, Ahlat ve Bitlis taşının sırrını çözen taş işçiliği geleneğinin temsilcileri Emre Nacaroğlu ile Metin Coşkun’un ve Ahlat bastonculuğunun önemli isimlerinden, Kültür Bakanlığı sanatçısı ve Yaşayan İnsan Hazineleri envanterine kayıtlı Refa Gökbulak’ın zanaat yolculukları yer alıyor. Geleneksel zanaatların sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bağların ve yerel kimliğin taşıyıcısı olduğu gerçeğinden hareketle, modernleşme karşısında kaybolma riski taşıyan mirası belgeleyerek gelecek nesillere aktarmayı ve farkındalık oluşturmayı hedefleyen belgesel, toplumsal hafızayı güçlendirirken kültürel sürdürülebilirliğe de önemli katkılar sağlıyor. Ustanın elinden zamana düşen iz Sadece bir zanaat anlatısı olmanın ötesinde; sabır, zaman ve miras kavramlarını sorgulayan "Zamanın Ustaları", izleyiciyi sessiz bir tanıklığa davet ediyor. Film; taşın, ahşabın ve hariğin usta ellerde nasıl bir sanat eserine dönüştüğünü anlatırken, bu kadim geleneğin ardındaki derin felsefeyi de gözler önüne seriyor. Projenin yapımcısı ve yönetmeni Doç. Dr. Gözde Sunal, filmle ilgili yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Amacımız, sadece unutulmaya yüz tutmuş meslekleri belgelemek değil; bu topraklardaki sessiz emeği, evrensel bir sinema diliyle tüm dünyaya duyurmaktı. Bir ustanın çekici indirirken hissettiği o duyguyu, dünyanın diğer ucundaki bir izleyiciye de hissettirmek istedik. Bu film, Bitlis’ten dünyaya açılan bir kültür köprüsüdür." Uluslararası Festival Yolculuğu Özgün anlatımı ve güçlü görsel dünyasıyla dikkat çeken "Zamanın Ustaları", önümüzdeki aylarda dünya genelindeki prestijli film festivallerinde yarışarak Anadolu’nun kültürel mirasını uluslararası arenada temsil etmeyi hedefliyor.
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:17
FIBA Dünya Kupası, İstanbul’da
Basketbolun öncülerinden James Naismith’in adını taşıyan Uluslararası Basketbol Federasyonu (FIBA) Dünya Kupası, 2 Mart tarihinde oynanan Türkiye-Sırbistan karşılaşması kapsamında İstanbul’a getirildi. 60 santimetre uzunluğunda ve yaklaşık 9 kilogram ağırlığındaki kupa, mücadele öncesinde İstanbul’un tarihi ve kültürel simgelerini ziyaret ederek şehrin farklı noktalarında basketbolseverlerle buluştu. Dünya basketbolunun en prestijli kupası olan FIBA Dünya Kupası’nın İstanbul turu, spor ile kültürün bir araya geldiği özel anlara sahne oldu. Kupa turu kapsamında Galata Kulesi, Sultanahmet Meydanı, Kapalıçarşı, Ortaköy Camii, Çamlıca Kulesi ve Beylerbeyi’ni içeren bu özel rota, kupanın şehrin simge noktalarıyla aynı karede buluşmasını sağladı. Türkiye - Sırbistan karşılaşması dolayısıyla İstanbul’a gelen FIBA Dünya Kupası hem organizasyonun önemini hem de Türk basketbolunun uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi. İstanbul’daki bu anlamlı ziyaret, basketbolun evrensel heyecanını şehrin tarihi atmosferiyle buluşturan özel bir organizasyon olarak kayıtlara geçti.
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:05
Arnavutköy’de, ARKENT’le İmrahor’da kentsel dönüşüm hızlanıyor
İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında İmrahor Mahallesi’nde hayata geçirilecek proje için protokol imzaları atıldı. 1-7 Mart Deprem Haftası’nda gerçekleştirilen imza töreniyle birlikte mahallede güvenli ve modern yaşam alanlarının inşa edilmesi hedefleniyor. Arnavutköy Belediyesi iştiraki Arkent A.Ş. tarafından yürütülen İmrahor Mahallesi Kentsel Yenileme Projesi’nin protokol imza töreni Nuri Pakdil Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlendi. Programa Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Arkent A.Ş. Genel Müdürü Fatih Çetindere ve hak sahipleri katıldı. İmrahor’da 119 bağımsız bölüm yapılacak İmzalanan protokol kapsamında İmrahor Mahallesi’nde bulunan 10367 ada 1 parselde önemli bir proje hayata geçirilecek. Toplam 8 bin 213 metrekare arsa alanı üzerinde yükselecek projede 17 bin 186 metrekare inşaat alanı bulunacak. Proje kapsamında 119 bağımsız bölüm inşa edilerek mahalleye güvenli ve modern yaşam alanları kazandırılacak. "Deprem değil, tedbirsizlik öldürür" Törende konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yaşadığını belirterek, "Bugün 1-7 Mart Deprem Haftası. Depremi en acı şekilde yaşayan toplumlardan biriyiz. Kısa süre önce Kahramanmaraş merkezli depremleri yaşadık. Ben yüksek mimar bir kardeşiniz olarak o depremde ikinci gün Hatay’ın Kırıkhan ilçesine gittim. Enkazdan hayatını kaybeden vatandaşlarımızı çıkardık, yardım çalışmalarına katıldık. Orada gördüğümüz şey şuydu: Deprem öldürmez, tedbirsizlik öldürür. Evlerimizi ve iş yerlerimizi yenileyerek depreme hazırlıklı olmak zorundayız" şeklinde konuştu. Kentsel dönüşümün hem can güvenliği hem de şehirlerin geleceği için önemli olduğunu ifade eden Candaroğlu, "Arnavutköy Belediyesi olarak yaklaşık bir buçuk yıl önce Arkent şirketimizi kurduk. Amacımız vatandaşlarımız ile müteahhitler, kurumlar ve kamu arasında köprü olmaktı. Bugün hamdolsun vatandaşlarımızın desteğiyle çığ gibi büyüyen bir süreç var. Yaklaşık 10 adada maliklerle yüzde yüz anlaşma sağladık. Hiçbir adada pay satışına gitmeden bu süreci yürütüyoruz" diye konuştu. Arnavutköy genelinde 13 adada bin 222 bağımsız bölüm Arnavutköy’de yürütülen kentsel yenileme çalışmalarının yalnızca İmrahor ile sınırlı olmadığını belirten Başkan Candaroğlu, "Bu proje mahallemize değer katacak. Hemşehrilerimize güvenli ve modern yaşam alanları sunacak ve geriden gelen vatandaşlarımıza da örnek olacak. İmrahor Mahallesi’nde sözleşmesini imzaladığımız 10 yapı adasında yaklaşık 763 konut ve 185 ticari bağımsız bölüm olmak üzere toplam 948 bağımsız bölüm üretimine başlanmış durumda. Bunun yanı sıra Haraççı Mahallesi’nde belediyemize ait alanlarda 3 yapı adasında yaklaşık 256 konut ve 18 ticari bağımsız bölüm planlanıyor. Böylece iki mahallede toplam 13 yapı adasında 1.019 konut ve 203 ticari alan olmak üzere toplam bin 222 bağımsız bölümü Arnavutköy’e kazandıracağız" dedi. "Vatandaş talebi her geçen gün artıyor" Projenin her geçen gün vatandaşların ilgisini çektiğini söyleyen Arkent A.Ş. Genel Müdürü Fatih Çetindere, "Bu çalışmalara öncelikle belediyemize ait arsalar üzerinde örnek projeler geliştirerek başladık. Bakanlık protokolü kapsamında ruhsat süreçleri yürütüldü. Daha sonra vatandaşlarla anlaşmalar yaptık. Yapılan projeleri ve inşaatların hızını gören vatandaşlarımızın talepleri arttı. Şu anda sürekli olarak ofisimize başvurular geliyor. Talep gelen bölgelerde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün imzasını attığımız ada da talep gelen yerlerden biri" diye konuştu. "Van depremini yaşadım, dönüşüm önemli" Projede yer alan hak sahiplerinden Ahmet Çok ise geçmişte hissedarlar arasında mahkeme süreçleri yaşandığını ancak sürecin anlaşmayla sonuçlandığını belirterek, "Hisseler nedeniyle bir süredir mahkeme süreçleri vardı. Ancak çoğunluk sağlanınca dava geri çekildi. Bugün de imza töreni için bir araya geldik. Ben Van depreminde bulunmuş bir insanım. Depremi birebir yaşayan biriyim. Allah kimseye yaşatmasın. Bu yüzden bu tür dönüşümler çok önemli. Kendi dönüşümümüzün yapılması bizim için çok değerli" dedi. "Arnavutköy’e yeni bir vizyon kazandıracak" Projenin Arnavutköy için önemli bir adım olduğunu söyleyen hak sahiplerinden Mustafa Ateşoğlu ise, "Başkanımızın ve Arkent yönetiminin vizyonuyla ortaya çıkan bu proje bizim için çok değerli ve anlamlı. Arnavutköy’e yeni bir vizyon kazandıracak, yeni bir yol haritası oluşturacak bir çalışma. Böyle bir projenin parçası olduğumuz için memnunuz. Arnavutköy Belediyesi başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Program, protokol imzalarının atılması ve hak sahipleriyle yapılan görüşmelerin ardından sona erdi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 17:57
CHP’li Tekin’den "uyuşturucu ve kayıp çocuklar" uyarısı
Mahkeme kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanlığı görevine getirilen Gürsel Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuklarımız var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız" dedi. Tekin, CHP İstanbul İl Başkanlığı’nda dernek temsilcileriyle bir araya geldi. İstişare toplantısının ardından gazetecilerin karşısına geçen Gürsel Tekin, değerlendirmelerde bulundu. "Bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık" Tekin, uyuşturucu nedeniyle hiçbir ailenin huzurunun olmadığını savunarak, "Türkiye coğrafyasında, 2020’nin öncesini baz alırsak 150 bin kayıp çocuğumuz vardı. Bu 150 bin kayıp çocuğun içinde kaçı bulundu, kaçı bulunmadı? Hangi gerekçelerle gitti, nereye gitti, kimlerin eline düştü? Ne yazık ki bu verileri göremediğimiz için ancak dernek başkanlarımız ya da çeşitli yönetici arkadaşlarımızla el yordamıyla bu çalışmaları götürmeye çalışıyoruz. 2011 yılından itibaren eğer bu meseleleri ciddiye alabilseydik dün bir öğretmenimizi kaybetmemiş olacaktık. Ne yazık ki dün bir öğretmenimiz, tarihimizde hiç rastlamadığımız bir olaydır, bir öğrencisi tarafından katledildi. Çoğuna baktığımızda, bu çocuklarımızın hikayeleri ya suça bulaşmışlar; biraz önceki o kayıp çocuklar dediğim ya suça bulaşmışlardır ya da çocuk yaşta işlere başlamıştır. İş cinayetlerinde 8 bin ile 10 bin çocuğumuzun maalesef hayatlarını kaybettiğini görüyoruz. Sadece ailenizde çocuğunuz bağımlı değil, çocuğunuzun oluşturmuş olduğu iklimde ailenin tamamı sorunlu. Hiçbir ailenin huzuru yok. Hiçbir anne evladının kötülüğünü istemez. Eğer bugün annelerin yüzde 70’i, 80’i çocuğunu ihbar edebilecek duruma gelmişse nasıl bir iklimle karşı karşıya kaldığını siz tahmin edin. Nedeni de şu; ’Acaba çocuğum tutuklanırsa bu maddeden uzaklaşır mı?’ arayışı içinde olunca ne yazık ki cezaevine girip çıkanın da apayrı olarak çıktığını, hiçbirisinin ne ailesine ne de bağımlılıktan koptuğunu görebiliyorsunuz. Başka bir şeye dönüyorlar" dedi. "Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuk var" Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğun olduğunu iddia eden Tekin, "Uyuşturucu bağımlısı sayısı Türkiye açısından, 86 milyonluk bir ülkede bu sayı korkutucu bir sayı. Dehşet bir sayı. Milyonlarca uyuşturucu bağımlısı çocuğumuz var. Bu çocuklarımız bugün önlenemezse, bugün rehabilite edilemezse, bugün devletin, milletin eli bunların üstünde olmazsa şuna emin olun 3 yıl sonra burada başka bir hikaye konuşacağız. Hiçbirimizin can güvenliği, mal güvenliği olmaz. Eğer bir bağımlı annesinin kafasını kesebiliyorsa, çocuğunu feda edebiliyorsa, ailede 6-7 kişi insanları katledebiliyorsa durumun ne kadar vahim olduğunu ne olursunuz siz düşünün ve ona göre bir toplumsal muhalefet oluşturalım. Bu sadece ailelerin imkanlarıyla olacak bir şey değil. Şimdi görüyoruz, hemen hemen bütün mahallelerde hangi sorunların yaşandığını hep beraber görüyoruz. Onun için bugün bir araya geldik" diye konuştu. Toplantının ardından, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kapsamında kadın hakları ve kadın emeğinin önemine vurgu yapılan bir kutlama programı düzenlendi.
10 Şubat 2026 Salı - 14:08
AK Parti İstanbul İl Başkanı Özdemir’den İBB yönetimine
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Bayrampaşa İsmetpaşa Mahallesi’nde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tamamlamadığı kentsel dönüşüm alanında incelemelerde bulundu. Alana gelen İBB’ye bağlı zabıta ekipleri, bölgede açıklama yapılmasına tepki gösterdi. AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, "6 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni yöneten herkese soruyoruz. Kafanızı yastığa koyduğunuzda vicdanınız rahat mı? Bu gece burada deprem olsa burada bulunan vatandaşlarımız hayatını kaybetse en ufak bir vicdan azabı yaşar mısınız? Kentsel dönüşüm alanında değil, bir ihmal alanında olduğumuzu net bir şekilde ifade etmek istiyorum" dedi. AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, Bayrampaşa İsmetpaşa Mahallesi’nde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) ihmal ettiğini belirttiği kentsel dönüşüm sürecine ilişkin basın açıklaması yaptı. İsmetpaşa Mahallesi’nde incelemelerde bulunan Özdemir, bölgedeki mevcut durumu yerinde değerlendirerek, deprem güvenliği ve kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin tespitlerini kamuoyuyla paylaştı. Basın açıklaması sırasında Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri alana gelerek AK Parti İstanbul İl Başkanlığı tarafından asılan pankartı kaldırdı. Yaşanan kısa süreli tartışmanın ardından pankart sökülürken, olay çevrede bulunan vatandaşların da dikkatini çekti. Vatandaşlardan zabıtaya tepki geldi. Vatandaşlar, "6 senedir neredeseniz ? Şu anda şov için geldiniz" diyerek tepkisini dile getirdi. Özdemir, yaptığı açıklamada, İstanbul’un deprem gerçeğine dikkat çekerek, kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini vurguladı. İsmetpaşa Mahallesi’nde yaşanan gecikmelerin "kabul edilemez" olduğunu ifade eden Özdemir, yetkilileri sorumluluk almaya davet etti. İstanbul’un göbeğinde yer alan Bayrampaşa’nın İsmetpaşa Mahallesi’nde ihmal edilen kentsel dönüşüm alanında bir araya geldiklerini belirten Özdemir, "Aslında bir film platosunda ya da aynı zamanda bir film setinde değiliz. Hatta bir savaş alanında hiç değiliz. Bayrampaşa’nın göbeğinde maalesef kentsel dönüşüm alanında ama ihmal alanında bir aradayız. Bayrampaşa’mızın hemen içerisinde İsmetpaşa Mahallemiz’de daha önce de Sağmalcılar Cezaevi olarak bilinen bölgenin hemen sol tarafta Kiptaş tarafından AK Parti döneminde yapılan konutların hemen yanında kentsel dönüşüm bölgesinde bir aradayız. Büyükşehir Belediye’miz 2011 yılında Çağlayan Adliyesi’nin olduğu yer Büyükşehir Belediye’miz mülkiyetindeyken oranın karşılığında Adalet Bakanlığı’na ait olan Sağmalcılar Cezaevi ömrünü yitirmiş olan cezaevi alanını kendi bünyesine takas yöntemiyle dahil etmişti. 2011 yılında başlayan plan süreci 2016 yılına kadar maalesef yine burada özellikle belirtmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi ve uzantılarının şehir plancıları odasının ki o dönem oda başkanı yine Gezi eylemlerini öncülük eden Tayfun Kahraman’dı. Hani şu 3. havalimanına 3. köprüye karşı çıkan ve ülkemizin gelişim süreçlerine takoz olmaya alışmış anlayış maalesef buradaki vatandaşlarımızın kentsel dönüşüm sürecine de takoz olmaya çalışmışlardı. Ve yıllar yılı süren yürütmeye durdurma kararları aldırtarak yargı sürecini ve yargısal anlamda süreci engelleme çalışmalarına ve devamlı şikayette bulunan şehir plancıları odasına rağmen Büyükşehir Belediyemiz kentsel dönüşüm çalışmalarından vazgeçmemiş ve 2016 yılında burada imalata başlamıştır. Hemen 2011 yılında buranın durumunu görüyoruz. 100 dönümün üzerinde bir alan bakın 100 dönümlük alanın bugünkü mali değeri onlarca milyar lira Türk lirası. Böylesine bir kaynağı Büyükşehir Belediyesi’ne gelir elde etmek için değil üzerine yine onlarca milyar para harcayarak hemen sol tarafta gördüğünüz konutları AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi milleti, vatandaşlar için ayırmış ve 2019 yılına kadar, yine birçok Tayfun Kahraman öncülüğündeki şehir plancıları odasının engelleme çalışmalarına rağmen devam ettirmiştir" dedi. "Bizler AK Parti olarak hiçbir zaman hiçbir partinin kentsel dönüşüm adına ya da millete hizmet adına yapmış olduğu hiçbir çalışmaya ’hayır’ demedik" AK Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin 2019 yılında görevi devrettiğinde Kiptaş konutlarının sadece peyzaj imalatı kaldığını belirten Özdemir, "Yeni yönetim görevi devraldıktan sonra 2020 yılında burada da görüyorsunuz, peyzajı dahi bitmiş şekilde vatandaşlara verilmeye hazır olan bu konutlar tamamlanmıştı. Ne hikmetse gerçekten aslında ibretlik bir durum. Yıllar yılı buradaki dönüşüme karşı çıkan Tayfun Kahraman öncülüğündeki şehir plancıları odasının başındaki isim Gezi eylemlerinin öncüsü Tayfun Kahraman Büyükşehir Belediyesi tarafından Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı oldu. Karşı çıktığı, engellemeye çalıştığı, bu yapılar bu inşaatlar ve bu plana bizzat uyarak kendi elleriyle buranın planını İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclisine sunmak durumunda kaldı. Hatta basın mensuplarımız hatırlar. Büyükşehir Meclisi’nde AK Parti’nin çoğunluk olduğu mecliste, meclis üyelerimiz Tayfun Kahraman’ı özür dilemeye davet etmiş ve birçok polemiğe de bu konu gündeme gelmişti. Ama bizler AK Parti olarak hiçbir zaman hiçbir partinin kentsel dönüşüm adına ya da millete hizmet adına yapmış olduğu hiçbir çalışmaya hayır demedik. Demediğimiz gibi yine bizim dönemimizde yürüttüğümüz bitirdiğimiz projeyi milletimize sunmak adına yine öncülük ederek Büyükşehir Belediyesi meclisimizden geçirdik. Ve milletimize teslim edilmek üzere Büyükşehir Belediyesi’ne sunduk" dedi. "Cumhuriyet Halk Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 6 yıldır vatandaşlarımızı hazır olan konutlara yerleştirecek bir iradeyi maalesef gösteremedi" Türkiye’nin çok büyük bir deprem felaketiyle karşı karşıya kaldığını hatırlatan Özdemir, "11 ilde milyonlarca vatandaşımız evsiz kaldı ve on binlerce vatandaşımız hayatını kaybetti. 2023 yılından bugüne kadar hamdolsun milletimize vermiş olduğumuz sözü tuttuk ve 455 bin konutu deprem bölgesinde vatandaşlarımıza teslim ettik. Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanı ’3 yılda anca bitirebildiler’ gibi maalesef talihsiz bir açıklama yaptı. Bu kadar büyük bir yapıyı altyapısı olmayan yerlere Adıyaman’da dağ başına İndire‘ye hem altyapı götürdük hem konutları yaptık. Ama siz bakın tam 3 yıllık depremin 2 katı, 6 yıllık süre içerisinde şehrin göbeğinde, şehrin merkezinde altyapının her şeyin geldiği bir yerde hazır olan konutlara bakın hazır olan konutlara. Size ’yerinden vatandaşları çıkartın. Başka bir yere götürün kiralık konutlara yerleştirin. Vatandaşımız ekstra kirayı ücreti ödesin’ demiyoruz. ’Hazır olan konutlara becerin de buradaki vatandaşlarımızı taşıyın ve buradaki büyük alanı yine 100 dönümlük alanı hemen ilçemizdeki başka riskli bölgedeki vatandaşlarımızı alarak buraya onlara yaptığınız konutlara onları yerleştirin’ diyoruz. Ama 6 yıldır maalesef buradaki vatandaşlarımızı hazır olan konutlara yerleştirecek bir iradeyi ve beceriyi maalesef Cumhuriyet Halk Partili İstanbul Büyükşehir Belediyesi gösterememiş durumda. Şunu özellikle ifade etmek istiyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi kentsel dönüşüm bütçesini AK Parti dönemindeki bütçeyi tam yüzde 60 oranında aşağıya çekmiştir. Ve buradaki kaynağı da maalesef konutlar yapmak ve vatandaşların kentsel dönüşüm sürecini yürütmek için değil reklamı ayırarak reklam bütçesini buradan aldığı bütçeyle daha da yukarılara çekmiştir. Bizler AK Partili teşkilat mensupları olarak belediyelerimiz olarak kentsel dönüşüm seferberliğimizi hız kesmeden devam ettireceğiz. Ve özellikle burada bulunan mağdur olan vatandaşlarımızın hakkını hukukunu sonuna kadar korumaya devam edeceğiz. Bakın burada 400’ün üzerinde bina söz konusuydu. 200’ün üzerindeki binayı anca yıkabildiler. 200’ün üzerinde yine bina var olduğu yerde duruyor. Şunu da görüyoruz burada arkamızda içerisi boşaltılmış; tamamen elektriği, suyu, doğalgazı kesilmiş yıkılmayı bekleyen ama beceriksiz İBB yönetimi tarafından yıkımı dahi becerilemeyen bir durumda. Bu metruk binalarda her türlü suç ve her türlü kötü fiil işlenmeye devam etmekte" diye konuştu "Kentsel dönüşüm alanında değil, bir ihmal alanında olduğumuzu net bir şekilde ifade etmek istiyorum" Bölgede yaşayan vatandaşların aynı zamanda çok ciddi bir güvenlik tehdidiyle de karşı karşıya olduğunu belirten Özdemir, "Bunu dahi düşünemeyen, bunu dahi beceremeyen, bunu dahi maalesef yerine getiremeyen bir anlayışla karşı karşıyayız. Biz bu kadar süre içerisinde Bayrampaşa’da yan tarafta gördüğümüz gibi 2 bin 500’e yakın bağımsız birimi buraya yapmış, hatta buraya gelen vatandaşların boşalttığı yere dahi bir o kadar daha konutu yapmış, yeni sahiplerini oraya yerleştirecek bir duruma bugüne kadar maalesef getirmiş olurduk. Ama bu yönetim maalesef bunları becerecek bir anlayışa sahip değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne buradan şu soruyu özellikle sormak istiyoruz yöneticilerine 6 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni yöneten herkese soruyoruz. Kafanızı yastığa koyduğunuzda vicdanınız rahat mı? Allah korusun bu gece burada deprem olsa burada bulunan vatandaşlarımız çocuklarıyla, evlatlarıyla, büyükleriyle hayatını kaybetse en ufak bir vicdan azabı yaşar mısınız? Ben maalesef az önce de ifade ettiğimiz gibi kentsel dönüşüm alanında değil, bir ihmal alanında olduğumuzu net bir şekilde ifade etmek istiyorum. İstanbul’da İstanbullunun hayatından giden bir dönemi 6 yıldır yaşıyoruz. Her alanda İstanbul var olan konumundan geri gitmeye devam etmekte. Her alanda ulaşım alanında, kentsel dönüşüm, alanında çevresel anlamda ve İstanbul’a katkı sunan bütün alanlarda maalesef İstanbul’un günden güne karanlık bir tünele girdiğini ve devam ettiğini görüyoruz. Ama bizler AK Parti teşkilatları ve AK Parti neferleri olarak belirli aralıklarla İstanbul’da yapılan her türlü hizmetsizliği İstanbul’un maalesef içinde bulunduğu hizmetsizlik anlayışını toplumumuzla paylaşmaya devam edeceğiz. İstanbul’umuzdaki vatandaşlarımızın hayatından nelerin götürüldüğünü vatandaşlarımıza sizlerin aracılığıyla anlatmaya devam edeceğiz" diye konuştu. "Buranın 6 senedir pisliğini çekiyoruz" Mahalle sakini Şükran Aksoy İBB yönetimine tepki göstererek, "Onun tozluğu, pisliği tamamen bizim evlerimizde. Ben balkonuma çamaşır bile asamıyorum. Astığım zaman da geri yıkamak zorunda kalıyorum. Yetmiyor. Burayı evsizler, bağımlılar kullanıyor. Ateş yakıyorlar. O ateşin kurumu, tozluğu, pisliği. Yine bizde burada bağımlılar kalıyor ve biz hastaneye gelip giderken gece geliyoruz bazen. Ve o bağımlılardan dolayı biz tedirginiz. Buranın 6 senedir pisliğini çekiyoruz. Bunu göstermeye, anlatmaya geldiğimiz zaman neden engelleniyoruz? Hayalet kent oldu yani. Burası hayalet kent oldu. İnsanlar yürürken bu bitişindeki caddeleri, sokakları kullanmamaya çalışıyor. Çünkü riskli ve güvenli. Çünkü tabii ki riskli. Buradan ne çıkacağını bilmiyoruz" Dedi. (SÇ-RU
10 Şubat 2026 Salı - 13:38
TT Ventures girişim hızlandırma programı PİLOT’un 14’üncü dönemi için başvuru süreci başladı
Türk Telekom Ventures’ın girişim hızlandırma programı PİLOT’un 14’üncü dönem girişimlerini belirlemek için başvuru süreci başladı. TT Ventures PİLOT hızlandırma programına kabul edilen teknoloji odaklı girişimler; şirketin girişimlere sağladığı kapsamlı desteklerle uluslararası pazarlara açılma ve küresel ölçekte büyüme fırsatı elde ediyor. Türk Telekom’un girişim sermayesi şirketi TT Ventures’ın girişim hızlandırma programı PİLOT’un 14’üncü dönemi için başvurular açıldı. TT Ventures’ın internet sitesi (ttventures.com.tr) üzerinden alınacak başvurular için başvuru süreci mayıs ayında tamamlanacak. PİLOT programına kabul edilecek girişimler, şirketin sunduğu birbirinden özel destekler ile girişimlerini uluslararası pazarlara açma ve küresel ölçekte büyütme fırsatı elde ediyor. Türkiye ve ABD’de ofis imkanı, alanında uzman 450’nin üzerinde isimden mentorluk ve eğitim, teknoloji altyapısı, iletişim desteği gibi birçok imkandan yararlanabilecek girişimler ayrıca Türk Telekom ile iş birliği geliştirme ve şirketin geniş iş bağlantılarına erişme imkanı elde edecek. PİLOT’un 12 haftalık programını başarıyla tamamlayan girişimler TT Ventures tarafından yatırım ve nakit desteği alarak girişimlerini büyütme, ABD’de kendileri için özel tasarlanan tamamlayıcı hızlandırma programına katılma ve küresel yatırımcı ağına erişme fırsatı bulacak. "PİLOT mezunlarının portföy değeri 600 milyon doları aştı" PİLOT programının 14’üncü dönemi hakkında değerlendirmede bulunan Türk Telekom Ventures Genel Müdürü Muhammed Özhan, "Türk Telekom’un girişim sermayesi şirketi Türk Telekom Ventures olarak ülkemizin girişim ekosistemini 15 yıla yakın bir süredir gururla sahipleniyor ve destekliyoruz. Ülkemizde ortaya çıkan yenilikçi girişimlerin global ölçekte büyümeleri için her adımlarında onlara stratejik yol arkadaşlığı yapıyoruz. Girişimlere sadece maddi destek sunmakla kalmıyor, iş birlikleri ve mentorluklarla girişimlerini geliştirmelerine destek oluyoruz. Hem Türkiye’de Tahtakale’de yer alan SANTRAL ve ana destekçisi olduğumuz Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) hem de ABD’de bulunan TT Ventures ofislerimizde çalışabilecekleri fiziki ortamlar oluşturduk. Bunun yanı sıra girişimcilik ekosisteminin kalbi olarak adlandırılan Silikon Vadisi’nin başarılı atmosferini ülkemize taşımak amacıyla kurduğumuz San Francisco’daki ofisimiz, girişimlerin dünyaya açılma yolculuğunda önemli bir bağlantı noktası oluyor. Stanford Üniversitesi iş birliği ile son 3 yıldır başarı ile yürüttüğümüz ve alanında ilk olan tamamlayıcı programımıza katılan girişimler, kendileri için özel tasarlanmış eğitimlerin yanı sıra Türk Telekom’un güçlü iş bağlantılarına ve TT Ventures’ın uluslararası ölçekteki geniş yatırımcı ağına erişme gibi çok önemli fırsatlar elde ediyor. PİLOT programımız kapsamında bugüne kadar 131 girişime, 3,2 milyon dolarlık nakit ve yatırım desteği sağladık. 78 PİLOT mezunu girişim toplam 58 milyon dolarlık yatırım alarak girişimlerini büyütme imkanı yakaladı. PİLOT mezunu girişimlerimizin portföy değeri 600 milyon doları aştı. Gelişmiş bir inovasyon kültürüyle ülkemizin teknoloji ekosistemini güçlendirmeyi ve ülkemizden dünyaya açılan yeni ‘unicorn’lar çıkarmayı amaçlıyoruz. PİLOT’un 14’üncü döneminde de Türkiye’nin girişim ekosistemini desteklemeye, ülkemizin geleceğini şekillendirmeye devam edeceğiz" dedi.
10 Şubat 2026 Salı - 13:26
Gaziosmanpaşa’da bomba yapıp patlatan 4 şüpheli tutuklandı
Gaziosmanpaşa’da hasımlarının oturduğu sokağın köşesine el yapımı saatli bomba hazırlayarak patlatan 2’si yaşı küçük 4 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderilirken, bombanın patladığı anlar kameraya yansıdı. 27 Ocak tarihinde Gaziosmanpaşa, Bağlarbaşı Mahallesi’nde büyük bir patlama meydana geldi. Patlamada can kaybı veya yaralanma yaşanmadı. Patlamanın ardından çıkan yangın çevredeki vatandaşların yardımıyla söndürüldü. Asayiş Şube Müdürlüğü, Gasp Büro Amirliği ve Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından olayla ilgili ortaklaşa çalışma başlatıldı. Anne ve çocuğu şans eseri kurtuldu Yapılan incelemelerde patlamaya el yapımı zaman ayarlı bir bombanın sebep olduğu tespit edildi. Polis ekipleri patlama anına ait güvenlik kamerası görüntülerine ulaştı. Görüntülerde bir kişinin bombayı sokağın köşesine bırakarak olay yerinden hızla uzaklaştığı görüldü. Bombanın olduğu sokağa doğru yürüyen bir anne ve çocuğunun birkaç metreyle yaralanmaktan kurtuldukları anlar güvenlik kamerası görüntülerine yansıdı. Şüpheliler 4 farklı araç değiştirdi Polis ekiplerinin yaptığı çalışmalar sonucunda şüphelilerin olay yerinden yaya olarak kaçtığı, bir süre sonra araç değiştirdikleri tespit edildi. 400 saatlik kamera görüntüsü inceleyen polis ekipleri, şüphelilerin 4 farklı araç değiştirerek kaçmaya çalıştıklarını belirledi. Gasp Büro Amirliği ekipleri yaptıkları çalışmalar sonucunda kimliklerini tespit ettikleri 4 şüpheliye yönelik operasyon düzenledi. Gaziosmanpaşa ve Beykoz ilçelerinde yapılan operasyonda şüpheliler H.Ö. (43), E.A. (41) ile yaşları küçük olan 14 yaşındaki S.Y.T. ve 17 yaşındaki A.B. gözaltına alındı. Bomba yapmayı internetten izledikleri videolarda öğrenmişler Şüphelilerin emniyetteki sorgularında bomba yapmayı internet üzerinden seyrettikleri videolardan öğrendikleri tespit edildi. Şüphelilerden 14 yaşındaki S.Y.T.’nin daha önceden 11 suç kaydı olduğu belirtilirken bir dosyadan ise arandığı ortaya çıktı. 4 şüpheli emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi. Adliyeye sevk edilen 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
10 Şubat 2026 Salı - 13:19
Telegram üzerinden ’uyuşturucu madde ticareti’ yapan kişi ve gruplara yönelik yürütülen soruşturmada 69 iletişim grubu kapatıldı
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, ’telegram’ üzerinden kurulan kapalı ve açık gruplarda ’uyuşturucu madde ticareti’ yapan kişi ve gruplara yönelik yürütülen soruşturma kapsamında 69 iletişim grubu kapatıldı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyeti Narkotik Suçlar Şube Müdürlüğü ekiplerince anlık mesajlaşma platformu ’telegram’ üzerinden kurulan kapalı ve açık gruplarda ’uyuşturucu madde ticareti’ yapan kişi ve gruplara yönelik operasyon düzenlenmişti. 69 iletişim grubu kapatıldı Soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonun ardından söz konusu iletişim platformunda kurulan 69 iletişim grubunun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatları doğrultusunda yurtdışında bulunan şirket ile gerekli işlemlerin yerine getirilmesi temin edilerek kapatılması sağlandı.
10 Şubat 2026 Salı - 13:12
Millî Uçak Gemisi’nin çeliği Erdemir’den
Türk donanması envanterinde en büyük gemi olması planlanan Millî Uçak Gemisi’nin (MUGEM) çelik ihtiyacı, Türkiye’nin önde gelen entegre çelik üreticilerinden OYAK şirketi Erdemir tarafından karşılanacak. MUGEM’in inşasında kritik öneme sahip yaklaşık 40 bin ton gemi sacı, şirketin ileri teknoloji ve mühendislik imkânlarıyla tedarik edilecek. Erdemir, Türkiye’nin ilk uçak gemisi MUGEM Projesi kapsamında ihtiyaç duyulan yaklaşık 40 bin ton gemi sacını üretecek. Proje hazırlıkları kapsamında Sedef ve Sefine tersaneleri ile tedarik anlaşmaları imzalandı. Anlaşmada planlanan levhaların ilk parti sevkiyatı ocak ayı sonunda MUGEM’in üretici firmalarına teslim edildi. Tamamlandığında Türk donanması envanterinde en büyük gemi olması planlanan MUGEM Projesi, Türkiye’nin savunma kapasitesini güçlendirmeyi amaçlayan en stratejik yatırımlar arasında yer alıyor. Türkiye’nin küresel çelik gücünden milli projeye önemli katkı Yapılan açıklamaya göre, projenin hayata geçirilmesinde en kritik girdilerden biri olan levha ürünlerinde Türkiye’deki tek yerli üretici konumunda bulunan Erdemir, Türk savunma sanayisinin en büyük projelerinden biri olan MUGEM’e mühendislik gücü, yüksek üretim kapasitesi ve uluslararası kalite standartlarındaki üretimiyle güçlü bir katkı sunuyor. Şirket, MUGEM’in inşasında kullanılacak çelikleri Türkiye’nin ilk ve tek levha haddehanesinde imal ediyor. Ana hammadde olarak doğrudan demir cevheri kullanan şirket, kaliteyi üretim sürecinin en başından itibaren tasarlayarak çeliğin kimyasal kompozisyonundan mekanik performansına kadar her aşamada titiz bir kontrol sağlıyor. MUGEM için üretilen çelik ürünleri; üstün kaynaklanabilirlik ve şekillendirilebilirlik özelliklerinin yanı sıra yüksek tokluk ve mukavemet değerleriyle öne çıkıyor. Şirketin, yüksek kaliteli ürünleriyle farklı sektörlerde güçlü bir sanayi ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamayı sürdürdüğü belirtildi.
10 Şubat 2026 Salı - 13:09
Rüşvet operasyonunda detaylar ortaya çıktı: Hastalardan 2 bin dolar aldılar
Üsküdar Devlet Hastanesi’nde görevli 2 doktor, hastalardan rüşvet talep etme suçu iddiasıyla sabah saatlerinde gözaltına alındı. Doktorların, hastalardan 30 bin lira ile 2 bin dolar arasında ücret aldıkları ortaya çıktı. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Üsküdar Devlet Hastanesi’nde görev yapan iki doktorun hastalardan usulsüz şekilde para talep ettiği tespit edildi. Edinilen bilgilere göre, (G. Ö) ve (C. G) isimli doktorların muayeneye gelen hastalardan ameliyat işlemleri için ek ücret istedikleri belirlendi. Detaylar ortaya çıktı Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Mali Suçlar Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen operasyonda rüşvet alan doktorlara yaklaşık 2 aylık bir süreç içerisinde teknik takip yapıldığı öğrenildi. CİMER ve hastane şikayeti üzerine soruşturma başlatıldı Doktorların para istediği bazı hastaların ücretleri kabul etmediği ve bunun üzerine CİMER’e bildirerek doktorları şikayet ettiği, hastanede ise bazı yetkililerin durumu emniyete bildirdiği öğrenildi. Şikayetler üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Üroloji doktorluğu yapan 2 şahsın hastalardan ameliyat için rüşvet aldıkları belirlendi. Şüpheli doktor G.Ö.’nün hastalarından 20 ila 30 bin TL arası rüşvet aldığı, diğer doktor C.G.’nin ise Bin 200 ila 2 bin dolar arasında rüşvet aldığı tespit edildi. Şüphelilerin emniyet işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
10 Şubat 2026 Salı - 12:55
Ergin Ataman’ın annesi hayatını kaybetti
A Milli Erkek Basketbol Takımı ve Panathinaikos Başantrenörü Ergin Ataman’ın annesi Gülten Ataman, hayatını kaybetti. TBF’nin internet sitesinden yapılan açıklamada, "A Erkek Milli Takım Başantrenörümüz Ergin Ataman’ın annesi Gülten Ataman’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Türkiye Basketbol Federasyonu olarak merhumeye Allah’tan rahmet, kıymetli ailesi ve sevenlerine başsağlığı dileriz" denildi.
10 Şubat 2026 Salı - 12:44
LC Waikiki’den veriye dayalı yeni nesil perakende stratejisi
LC Waikiki, son yıllarda hayata geçirdiği 20 milyon doları aşan teknoloji yatırımları ve yapay zekâ temelli uygulamalarla tasarım, üretim ve tedarik süreçlerinde kapsamlı bir dijital dönüşüm sürecine imza atıyor. Şirket, bu çalışmalar kapsamında tasarımdan mağazaya uzanan döngüyü altı haftaya kadar indirirken, operasyonlarını dijital altyapı üzerinden yönetilen bir sistemle yürütüyor. LC Waikiki, perakendeyi yalnızca ürün geliştirme ve satış süreçleriyle sınırlı görmeyen bir yaklaşımla, teknoloji odaklı bir operasyon modeli benimsiyor. Veri merkezleri, bulut altyapısı ve yapay zekâ destekli stok yönetimi gibi farklı katmanlardan oluşan bu yapı, tasarımdan tedarik zincirine kadar birçok sürecin dijital olarak izlenmesini ve yönetilmesini sağlıyor. Şirket, müşteri geri bildirimlerini ve satış verilerini eş zamanlı olarak analiz ederek ürün geliştirme süreçlerine entegre ediyor. Veri merkezleri ve küresel altyapı yatırımları Yapılan açıklamaya göre, şirketin hayata geçirdiği teknoloji yatırımları kapsamında, Bağcılar’daki genel müdürlük binasında yaklaşık 4 milyon dolarlık bütçeyle bir veri merkezi devreye alındı. Ankara’daki olağanüstü durum merkezinin yeni binasına taşınması için yapılan yaklaşık 2 milyon dolarlık yatırımla ise iş sürekliliği ve veri güvenliği süreçleri güncellendi. Şirket ayrıca, 21 ülkedeki e-ticaret operasyonlarını tek merkezden yönetebilmek amacıyla bulut tabanlı bir altyapı kurdu. Yaklaşık 20 milyon dolarlık bütçeyle hayata geçirilen bu yapı sayesinde şirket, farklı ülkelerdeki dijital operasyonlarını ortak bir sistem üzerinden yürütüyor. "Teknolojiyi iş yapış biçimimizin merkezine aldık" LC Waikiki Dijital Dönüşüm ve Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü Şerafettin Özer, yaptığı değerlendirmede, "Perakende sektöründe rekabet artık yalnızca ürün çeşitliliği ve fiyatla sınırlı değil. Hız, veri ve doğru zamanda karar alabilme yetkinliği giderek daha belirleyici hale geliyor. Şirketimizde teknolojiyi destekleyici bir unsur olarak değil, iş yapış biçimimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Tasarımdan mağazaya uzanan sürecin altı haftaya inmesinde, farklı ülkelerdeki müşteri beklentilerini veriye dayalı olarak analiz edebilmemiz etkili oldu. Kendi geliştirdiğimiz yapay zekâ tabanlı araçları, çalışanlarımızın günlük iş süreçlerinde aktif olarak kullanıyoruz. Bu yaklaşımda temel hedefimiz, teknolojiyi insanın yerine koymak değil; çalışanların karar alma süreçlerini veriyle desteklemek" dedi. Açıklamaya göre, bu dijital dönüşüm sürecinde şirketin kendi geliştirdiği yapay zekâ platformu LCWGPT de önemli bir rol üstleniyor. Şirket genelinde aktif olarak kullanılan bu platform, farklı birimlerdeki çalışanların veri analizi, raporlama ve karar destek süreçlerinde yapay zekâ tabanlı araçlardan yararlanmasını sağlıyor. Şirket, bu uygulamalarla teknolojiyi yalnızca operasyonel süreçlerde değil, günlük iş yapış biçimlerinin doğal bir parçası haline getirmeyi hedefliyor. Kod geliştirme süreçlerinde yapay zekâ destekli araçlardan yararlanan yazılım ekipleri, otomasyon uygulamalarıyla bazı rutin iş adımlarını dijital sistemlere devrederken, çalışanların daha analitik ve tasarım odaklı alanlara yönlendirilmesi amaçlanıyor. Şirket, dijital altyapı tarafında ise küresel e-ticaret operasyonlarını desteklemek amacıyla bulut tabanlı sistemler üzerinden ilerliyor. Fiziksel mağazalarda anonim verilerden yararlanılarak reyon ve ürün yerleşimlerine ilişkin analizler yapılırken, dijital kanallarda elde edilen kullanıcı davranış verileri düzenli olarak değerlendirilerek; stok, ürün ve tedarik planlamasına girdi sağlanıyor. ‘Müşteri Radarı’ ve yerli yazılım uygulamaları Şirketin operasyonel süreçlerinde kullandığı ‘Müşteri Radarı’ sistemi, mağazalarda veya dijital kanallarda bulunamayan ürünlere ilişkin talepleri anlık olarak tespit ederek üretim ve tedarik süreçlerine yönlendiriyor. Bu sistem aynı zamanda, talep edilen ürünlerin daha kısa sürede yeniden satışa sunulmasını amaçlıyor. Mağaza içi operasyonlarda ise yerli yazılım WPOS devreye alındı ve bu sistemle birlikte, kasa işlem sürelerinde yüzde 40’a varan iyileşme sağlandı. Mart 2026 itibarıyla Türkiye genelindeki yaklaşık 4 bin 500 kasanın, 2026 yıl sonuna kadar ise tüm dünyadaki 8 bin kasanın tamamının bu sistemle çalışması planlanıyor. Yapay zekâ destekli mühendislik süreçleri Şirket bünyesindeki yazılım ekipleri, kod geliştirme süreçlerinde yapay zekâ destekli araçlardan yararlanıyor. Şirket verilerine göre, geliştirilen kodların yaklaşık yüzde 40’ı bu araçların desteğiyle oluşturuluyor. Robotik süreç otomasyonları ve bazı rutin işlerin dijital sistemlere aktarılması sayesinde, çalışanların daha analitik ve tasarım odaklı alanlara yönlendirilmesi hedefleniyor.
10 Şubat 2026 Salı - 12:39
"Doğumsal kalp hastalıklarında erken teşhis hayat kurtarıyor"
Doç. Dr. Meki Bilici, "Her 100 çocuktan 1’i doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geliyor. Doğumsal kalp hastalıklarında erken teşhis hayat kurtarıyor" dedi. 7-14 Şubat Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İstanbul Liv Hospital Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Meki Bilici, doğumsal kalp hastalıklarının çocukluk çağında görülen en yaygın doğumsal hastalıklar olduğuna dikkat çekti. Bilici, her 100 çocuktan 1’inin doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geldiğini belirterek, erken tanının tedavi sürecinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. "Erken teşhis edilmeyen hastalar ameliyat şansını kaybedebilir" Doç. Dr. Bilici, doğumsal kalp hastalıklarının görülme sıklığının birçok hastalığa göre oldukça yüksek olduğunu ifade ederek şu bilgileri paylaştı: "Her 100 çocuktan 1’i doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya gelmektedir. Bu oran, doğuştan kalça çıkığının 10 katı ve kistik fibrozisin 25 katı kadar yüksek bir orandır. Hastaların önemli bir kısmı, anne karnında yapılan fetal ekokardiyografi ile tanı alabilmektedir. Tanı almayan bebekler ise ailelerin, aile hekimlerinin veya çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarının dikkatli gözlemi ve muayenesi sayesinde teşhis edilebilir. Erken teşhis edilemeyen hastalar zamanla ameliyat şansını kaybedebileceği için erken tanı hayati önem taşır." "Morarma önemli bir bulgu, ancak tek belirti değil" Belirtiler arasında morarmanın önemli bir bulgu olduğunu belirten Doç. Dr. Bilici, morarma görülmeyen çocuklarda da doğumsal kalp hastalığı olabileceği uyarısında bulundu. Bilici, aileleri şu belirtiler konusunda uyardı: "Morarması olan çocukların önemli bir kısmında kalp hastalığı olabiliyor. Ancak vücudunda morarma görülmeyen bazı çocuklarda da çabuk yorulma, kilo alamama, kalpte üfürüm, gelişme geriliği, hızlı ve güçlükle nefes alıp verme, bayılma gibi şikâyetlerden biri varsa mutlaka çocuk kardiyoloji uzmanına başvurulmalıdır." "Fetal ekokardiyografi tanıda kritik rol oynuyor" Doç. Dr. Bilici, fetal ekokardiyografinin doğumsal kalp hastalıklarının erken tanısında önemli bir yer tuttuğunu belirterek bazı durumlarda bu tetkikin mutlaka yapılması gerektiğini ifade etti: "Annede, babada veya kardeşlerinde doğumsal kalp hastalığı bulunan bebekler ile ayrıntılı ultrasonda böbrek, beyin ya da bağırsak sisteminde anormallik saptanan bebeklere; ritim problemi olan, suyu az veya çok olan bebeklere fetal ekokardiyografi yapılması gerekir." "Türkiye, doğumsal kalp hastalıklarının tedavisinde güçlü bir konumda" Doğumsal kalp hastalıklarının tedavisinde Türkiye’nin önemli bir sağlık altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Bilici, Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere birçok ülkeden hastaların ülkemize gelerek tedavi gördüğünü belirtti. Doç. Dr. Bilici ayrıca Türkiye’de her yıl yaklaşık 10-12 bin bebeğin doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geldiğini ifade ederek, farkındalık çalışmalarının erken tanı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
10 Şubat 2026 Salı - 12:26
Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, turizm gelirindeki artışa vurgu yaptı
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Turizm gelirlerinde 2017’de 15’inci sırada yer alan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya ulaşmıştır. 2025 yılında ise turizm gelirimiz 65 milyar 231 milyon dolara ulaşarak, Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine çıkmıştır. Bu rakam, 2017 yılına kıyasla yüzde 109’luk bir artış anlamına gelmektedir" dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği tarafından Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı desteği ve Türkiye İş Bankası’nın ana sponsorluğunda bu yıl 5’incisi düzenlenen Turizm Yatırım Forumu’na katıldı. İstanbul’da bir otelde düzenlenen forumun açılış konuşmasını yapan Bakan Ersoy, Türkiye’ye dair bilinirlik ve farkındalık oluşturduklarını söyleyerek, "Küresel ölçekte ekonomik, siyasi ve jeopolitik belirsizliklerin yoğunlaştığı; dengelerin çok kısa sürelerde değişebildiği bir dönemden geçiyoruz. Bugün artık şunu net bir şekilde söyleyebiliyoruz. Türkiye, krizleri yönetme konusunda güçlü bir refleks kazanmış; bu alanda ciddi bir kurumsal tecrübe oluşturmuştur. Söz konusu dayanıklılık, turizm sektörümüz ile yatırım ortamımıza da doğrudan etki etmektedir. Göreve geldiğimiz günden bu yana turizmi yalnızca rakamlarla değil; vizyon, çeşitlilik ve nitelik odağıyla da ele aldık. Deniz-kum-güneş anlayışının ötesine geçen bir yaklaşımla; kültür ve inanç turizmi, arkeoloji, doğa ve ekoturizm, gastronomi, sağlık ve termal turizm, kongre ve fuar, kruvaziyer ile kış turizmi gibi alanları devreye alarak ülkemize geniş bir ürün yelpazesi kazandırdık. Türkiye’ye dair bilinirlik ve farkındalık oluşturduk. Bütün bu yoğun ve çok yönlü mesai başta nitelikli turist olmak üzere birçok kazanımı beraberinde getirmiş, Türk turizmini birinci lige taşımıştır. Bugün gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz ki turizmi 12 aya ve 81 ile yaymak olarak belirlediğimiz temel hedefimizin her basamağını emin adımlarla, öncü ve örnek başarı hikayeleri ve rekorlarla tırmanmaya devam ediyoruz" dedi. "Turizm gelirlerinde 2017’de 15’inci sırada yer alan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya ulaşmıştır" Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre, 2017 yılında dünyada en çok turist ağırlayan ülkeler arasında 8’inci sırada olan Türkiye’nin, 2024 itibarıyla 4’üncü sıraya yükseldiğine değinen Bakan Ersoy, "Turizm gelirlerinde ise yine 2017’de 15’inci sırada yer alan ülkemiz, 2024 yılında 7’nci sıraya ulaşmıştır. 2025 yılında ise turizm gelirimiz 65 milyar 231 milyon dolara ulaşarak, Cumhuriyet tarihimizin en yüksek seviyesine çıkmıştır. Bu rakam, 2017 yılına kıyasla yüzde 109’luk bir artış anlamına gelmektedir. Yine 2025’te toplam ziyaretçi sayımız 63 milyon 941 bin kişi olarak kaydedilmiş; turizm gelirinde olduğu gibi ziyaretçi sayısında da yeni bir rekora erişilmiştir. Kişi başı gecelik yabancı turist ortalama harcaması ise 2025 yılında 114 dolar seviyesine yükselmiştir. Bu artış, nitelikli turizm ve yüksek katma değerli yatırım stratejimizin sonuçlarını göstermesi açısından çok önemlidir. Bütün bu veriler, turizm vizyonumuz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz projelerin sahadaki güçlü karşılığını ortaya koymakta; Türkiye’nin yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte bir turizm ve yatırım ülkesi hâline geldiğini açıkça göstermektedir" diye konuştu. "2025 yılında yapılan arkeolojik çalışmalarla; 15 binin üzerinde arkeolojik buluntu elde ettik" Bakan Ersoy, 2025 yılında yapılan arkeolojik çalışmalarla; 15 binin üzerinde arkeolojik buluntu elde ettiklerini belirterek, "Sosyal medya penceresinden baktığımız da ise resmi ülke hesapları arasında YouTube ve TikTok’ta dünyada birinci, Instagram’da ise ikinci sıradayız. Sahip olduğumuz tüm sosyal medya hesaplarımızda toplam takipçi sayımız 21,9 milyona ulaşmıştır. Turizm bir hikayeye dahil olma, bir duyguyu paylaşma ve bir yaşam tarzını deneyimleme sürecine dönüşmüş durumda. İşte biz de bu farkındalıkla TGA aracılığıyla ’mini dizi’ stratejisini geliştirdik. Hazırlamış olduğumuz reklam filmlerinin yanına hikaye odaklı, sinematik kalitesi yüksek yapımları eklediğimiz bu model, dünya tanıtım tarihinde özgün ve yenilikçi bir yaklaşım olarak yerini aldı. Bu strateji kapsamında bugüne kadar 4 mini dizimizi hayata geçirdik. Bu çalışmaları sürdürerek yeni dizi projeleri gerçekleştirmeyi planlıyoruz. 2026 Michelin Rehberi Türkiye seçkisiyle birlikte, Türkiye genelinde Rehber’de yer alan toplam restoran sayımız 171’e, yıldızlı restoran sayımız ise 17’ye ulaşmıştır. Küresel Sürdürülebilir Turizm Konseyi ile yürüttüğümüz iş birliği kapsamında, yaklaşık 18 bin konaklama tesisimiz sertifikalandırılmıştır. Bu alanda da Türkiye, dünyada öncü ülkelerden biri konumundadır. 2025 yılında yapılan arkeolojik çalışmalarla; 15 binin üzerinde arkeolojik buluntu elde ettik. Anadolu gibi zengin bir geçmişe sahip coğrafyada müze ve ören yerleri, hem ülkemizin mirasına sahip çıkmak hem de ülkemizin turizmi açısından büyük önem taşımaktadır. Bakanlığımızın titiz çalışmalarıyla 2025 yılında Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüslerini de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne ekleyerek varlık sayımızı 22’ye çıkarttık. Müze ve ören yerlerimizi geçtiğimiz sene 34 milyon 836 bin 7 kişi ziyaret etti. Gece müzeciliği de hem kültürel varlığımızın korunması hem de turizmimize pozitif katkı sunan projelerimiz arasında yer almaktadır" şeklinde konuştu. "2026 yılı için belirlediğimiz 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefimiz doğrultusunda çalışmalara başladık" 2026 yılı için 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefleri doğrultusunda çalışmalara başladıklarını söyleyen Bakan Ersoy, " Bakanlığımız ile Devlet Demiryolları arasında Ağustos 2024’te imzalanan protokol kapsamında, İstanbul’un iki ikonik tren garı olan kültürel ve toplumsal miras olarak da bütüncül bir yaklaşımla koruyarak şehre kazandıracağız. Böylece İstanbul’umuz iki yeni kültür sanat adası kazanmış oluyor. Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’ni, müze, tiyatro salonu, konferans salonu, atölyeler, kütüphane ve açık hava etkinlik alanlarını içeren bir kültür merkezi olarak halkımızla buluşturacağız. Çok daha fazla eserin sergilenmesine imkan sağlayacak çağdaş müzecilik anlayışıyla Antalya Müzesi’ni bölgede bir odak noktası haline getireceğiz. Hatay Arkeoloji Müzesi’nin onarım ve yenilenen teşhir tanzimi ile yeniden hizmete açacağız. Bugün Türkiye, küresel turizm politikalarının ve yatırım kararlarının şekillenmesinde söz sahibi olan bir aktör hâline gelmiştir. Bu yetkinliği devam ettirmek için şu ana kadar elde edilen başarıları artık geride bırakıp, geleceğe ve yeni hedeflere odaklanmak zorundayız. Halihazırda 2026 yılı için belirlediğimiz 68 milyar dolarlık turizm geliri hedefimiz doğrultusunda çalışmalara başladık. Bu hedefe de yine siz değerli paydaşlarımızla omuz omuza vererek ulaşacağımızdan şüphem yoktur" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından hediye takdimi yapılarak aile fotoğrafı çekildi. Foruma, Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve Finans Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu ve davetliler katıldı.
10 Şubat 2026 Salı - 12:24
Pegasus’un KKTC uçuşları 20 yaşında
Pegasus Hava Yolları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne tarifeli seferlerini başlatmasının 20. yılını, Lefkoşa’da düzenlenen buluşmayla kutladı. Pegasus Hava Yolları, 2006 yılından bu yana Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdiği seferlerle KKTC’nin Türkiye ve dünyayla hava yolu bağlantısında önemli bir rol üstlenmeye devam ediyor. Şirket, Ercan Havalimanı’nda 2025 yılında kapasite olarak yüzde 57 pazar payına sahip olarak KKTC’nin taşıyıcı gücü konumunda bulunduğunu duyurdu. Pegasus Hava Yolları’nın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne tarifeli seferlerini başlatmasının 20. yılı nedeniyle Lefkoşa’da üst düzey bir buluşma gerçekleştirildi. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, KKTC protokolü, Pegasus Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet T. Nane, Pegasus CEO’su Güliz Öztürk, Pegasus KKTC Temsilcisi Zeki Ziya, Pegasus yöneticileri ve iş dünyası temsilcileri ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, Pegasus’un 20 yıldır KKTC’nin dünyaya açılan kapısı olarak turizmden ticarete pek çok alanda sağladığı katkı vurgulandı. "Kıbrıs’ın taşıyıcı gücü olmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz" Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk, Pegasus’un son dönemde attığı stratejik adımlarla çok markalı ve çok merkezli bir hava yolu grubu olma yolunda ilerlediğini söyledi. KKTC’nin bu vizyon içindeki yerine dikkat çeken Öztürk, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, bu büyük tabloda bizim için her zaman stratejik, anlamlı ve vazgeçilmez bir yerde duruyor. KKTC’nin taşıyıcı gücü olmayı ticari bir başarıdan ziyade önemli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Turizmden ticarete, eğitimden istihdama kadar pek çok alanda KKTC ekonomisine sağladığımız katkıyla gurur duyuyoruz. Pegasus olarak biz, Kıbrıs’a yalnızca uçuş yapmıyor; Kıbrıs’ı dünyaya bağlıyoruz. Bugün Ercan Havalimanı’nda her iki yolcudan birinin Pegasus’u tercih etmesi, bu sorumluluğun en somut göstergesidir. Yirmi yıl önce KKTC’ye attığımız ilk adımda hangi inançla yola çıktıysak bugün de aynı inanç, aynı sorumluluk ve aynı kararlılıkla buradayız" dedi. 20 yılda 28 milyon yolcu Pegasus, KKTC’ye uçuşlara başladığı 2006 yılından bu yana hizmet verdiği yolcu sayısını her yıl istikrarlı şekilde artırdı. 2006 yılında yaklaşık 188 bin yolcu taşırken, 2025 yılında bu sayı 3,3 milyonun üzerine çıktı. Son 20 yılda Pegasus’un KKTC hatlarında hizmet verdiği toplam yolcu sayısı ise 28 milyonu aştı. Bugün Pegasus, 11 farklı hatla Ercan’a uçuş düzenlerken; yaz tarifesinde haftada 222, kış tarifesinde ise 217 seferle Ercan Havalimanı’nın en yoğun ve en istikrarlı hava yollarından biri olarak konumlanıyor. 2025 itibarıyla Ercan’da konuşlandırılan üç uçak, Pegasus’un KKTC’ye yönelik uzun vadeli ve kalıcı yaklaşımının en somut göstergeleri arasında yer alıyor.
10 Şubat 2026 Salı - 11:52
Ümraniye’de doğal gaz panosunu söken şahıs tutuklandı
Ümraniye’de alkollü halde geldiği bir binanın doğal gaz panosunu söken, gaz sızıntısına neden olan ve bina sakinlerine tehdit ve hakarette bulunan şahıs, tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, 7 Şubat saat 19.45 sıralarında Ümraniye Namık Kemal Mahallesi’ndeki bir binada meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, bina içerisinde bir şahsın doğal gaz panolarını söktüğü ve ikamet sakinlerine rahatsızlık verdiği belirlendi. İhbar üzerine polis ekiplerince yapılan çalışmalarda; S.E.E. isimli şüphelinin alkollü şekilde T.B.Y. isimli şahsın kapısına geldiği, tehdit hakaret içerikli söylemlerde bulunduğu, T.B.Y.’nin kapıyı açmaması üzerine şüpheli şahsın çeşitli aletler ile doğal gaz cihazını söktüğü ve bina içerisinde gaz sızıntısına neden olduğu tespit edildi. Bina sakinlerinin şüpheli şahsın kardeşi S.İ.E.’den de tehditler aldıklarını belirtmeleri üzerine iki şahıs da yakalanarak gözaltına alındı. "Kişilerin huzur ve sükununu bozma, tehdit, hakaret, mala zarar verme" suçlarından işlemlerinin tamamlanmasının ardından önceki gün adli makamlara sevk edilen S.İ.E. hakkında adli kontrol hükümleri uygulanırken, S.E.E. tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder